Gönderen Konu: 15 Asır Sonra Gelen Nusret  (Okunma sayısı 2765 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı tarihman

  • yazar
  • ****
  • İleti: 751
15 Asır Sonra Gelen Nusret
« : 06 Şubat 2008, 23:04:18 »

Bundan bir kaç yıl önce Afganistan'ın Kabil şehrine Allah'ın  dinini, Rasüllullah'ın Sünnetini, Kitabullahı,  ehl-i sünnet itikadını ve füyüzat-ı ilahiyeyi Afganistanlı Müslümanlara öğretmek için bir hoca gider ve medrese açar. Orada belki de annesi, babası muhtelif çatışmalarda vefat etmiş yetim-öksüz çocukları, annesi babası sağ olup fakir olan çocukları toplar. Hiç bir dünyevi menfaat beklemeden, Allah'ın rızasını kazanmak için bu çocuklara bir şeyler verme gayreti içersine girer. Tıpkı asırlarca önce Peygamber efendimizin eshabının yaptığı gibi... Çünkü Peygamber Efendimiz'in veda haccında 125 bin sahabenin olduğu rivayet edilmektedir. Ancak peygamber efendimizin irtihalinden sonra Mekke ve Medine'de toplam 15 bin kadar Müslümüman'ın kaldığı tarihi kaynaklarda ifade edilmektedir. Diğer eshab-ı kiram dünyanın muhtelif yerlerine, bir daha dönmemek üzere, giderek, din-i mübin-i cemili yaymışlardır. Bunlardan kimisi Anadolu'ya, kimisi Mısır'a, kimisi Orta Asya'ya ve kimisi de Afrika ortalarına kadar gitmişlerdir. Mesela, Musa Bin Bekir ismindeki sahabe Afrika'da bir kabileye gitmiş ve orada islamiyeti anlatarak, onların İslamla tanışmasını sağlamıştır. Zamanla buradaki diğer kabileler de İslamiyetle şereflenmişler ve burada bir devlet kurmuşlardır. Devletin adına da bu mübarek Sahabebin ismini vermişlerdir. Günümüzdeki "Mozambik" işte bu mübarek sahabe "Musa bin Bekir" isminin galatlaşmış halidir.
İşte, eshabın yaptığının bir benzerini yapma gayreti içersine giren hoca da Kabil'de bir medrese açmıştır. Ancak, Afganistan'da açlık ve sefalet diz boyudur. Gün olur bir tas çorba ile talebelerin karnını doyurur. Kimi zaman sadece bir kuru ekmekle idare etme yolunu seçer. Bir gün olur ki, kilerde erzak namına bir şey kalmaz. Hoca düşünür taşınır, sonunda telefonunu satmaya karar verir. Bu maksatla çarşıya inip, rastgele dolaşırken arkasından bir zat kendisine seslenir. "Hayırdır, yabancıya benziyorsunuz, burada ne geziyorsunuz?" diye sorar. Hoca da hizmetini, çektiği sıkıntıyı anlattıktan sonra, şu anda telefonunu satılığa çıkardını söyler.
Bu zat telefonu satmasına gerek olmadığını söyledikten sonra hocaya epeyce yetecek kadar para verir. Yine sıkıntısı olduğu zaman müracaat etmesi için bir kartvizit verir. Kartvizitin üstünde zatın ismi, arkasında da işyeri olarak tarif ettiği yerin yol krokisi vardır.
Aylar sonra bu zatı ziyaret etmek isteyen hoca yanına Kabil'i iyi tanıyan birisini alır. Uzun uğraşılardan sonra, zatın işyeri olarak tarif ettiği yeri, şehrin dışarısında bir yerde bulurlar. Fakat karşılaştıkları manzara enterasandır. Burası ufak bir türbenin yada mezarlığın olduğu metruk bir mahaldir. Mezarın yanına gelip de, yosun bağlamış mezar taşını okudukları zaman, şaşkınlıkları bir kat daha artmıştır. Çünkü mezar taşında kartvizitteki isim yazmakta ve altında da "Allah'ın Rasülünün Demircisi .............. (ismini bilemiyorum) hazretlerinin kabri" yazmaktadır.
Bu hizmet peygamber hizmetir. Cenab-ı hakk sevdiği kullarını dinine hizmet ettirmek için sevkeder. Bu hizmetler sevkullahtır, sevkullahtır. (Hacı Süleyman Dede)

Çevrimdışı gecekuşu

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 1
Ynt: 15 Asır Sonra Gelen Nusret
« Yanıtla #1 : 06 Şubat 2008, 23:34:13 »
Niyet halis olunca Rıza penceresinden bakınca olaylara başka ne beklenebilir ki.

Allah c.c. sevdiklerini sevdikleri ile buluşturur.

Tabii ki isteyene, arayana
.::Ölüm Var::..

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: 15 Asır Sonra Gelen Nusret
« Yanıtla #2 : 10 Haziran 2014, 11:57:25 »
Allah razı olsun...