Gönderen Konu: 2010 kutlu dogum haftasi  (Okunma sayısı 3154 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
2010 kutlu dogum haftasi
« : 16 Nisan 2010, 00:36:31 »

Hutbe “Kutlu Doğum”, 2 Cemâziyelevvel 1431 (16. 4. 2010)
استعيذ بالله : قُلْ إِنْ آُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللَّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ
قال رسول الله {صلعم}: تَرَآْتُ فِيكُمْ أَمْرَيْنِ لَنْ تَضِلُّوا مَا تَمَسَّكْتُمْ بِهِمَا آِتَابِ اللهِ وَسُنَّةِ نَبِيِّهِ
Muhterem Müslümanlar!
“Bizim içimizden, çok kıymetli, sıkıntıya düşmemiz kendisine ağır gelen, mü’minlere çok
düşkün, çok şefkatli ve merhametli” (Tevbe,128) Efendimize (s.a.v) ümmet olmak, O’nu
tanımak ve yolu üzere yaşamak, nimetlerin en büyüğüdür. Zira O’nu seveni Allah sever.
O’nun yolunda olan, Allah’ın yolundadır. Asırlardır O’nun peygamberliğine inanan, O’nu
seven mü’minler, Allah Rasülünün hayatını öğrenmeye ve öğretmeye büyük önem
vermişler, bu maksatla O’nun doğumunu, miracını ve irtihalini anlatan şiirler, kasideler
söylemişler, ciltler dolusu kitaplar yazmışlardır.
Muhterem Mü’minler! Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bizim için mutlak olarak en değerli
insan’dır. O en güzel ahlak ile donatılmıştır. Çünkü O’nun ahlakı, Hz. Aişe (r.a.) Validemiz’in
ifadesi ile Kur’an ahlakıdır. O, Kur’ân‐ı Mübin’i, hayatıyla tefsir etmiştir. Peygamber
Efendimiz (s.a.v.) bizim için her hususta en güzel nümûnedir. Ahzab Suresi’nin 21. Ayet‐i
kerimesi’nde şöyle buyuruluyor: “İçinizden Allah'ın lütfuna ve ahiret gününe ümit besler
olup da, Allah'ı çokça zikredenler için hiç şüphe yok ki, Rasûlullah'ta güzel bir numune
(üsve‐i hasene) vardır.” Peygamber Efendimiz bizim için aranan ve arzulanan örnek bir
hayat yaşamıştır.
Cenab‐ı Hak, ayet‐i kerimesi'nde şöyle buyuruyor: "Peygamber size ne verirse onu alın;
neyi yasak ederse ondan uzak durun" ( Haşir,7) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bir hadis‐i
şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: "Size iki şey bırakıyorum. Onlara sıkı sarıldığınız sürece
yolunuzu şaşırmazsınız: bunlar Allah'ın Kitabı ve Rasülünün sünneti`dir."1
Değerli Müslümanlar!
Yapmamız gereken şey, Peygamberimizin sünnetini öğrenmek için zaman ayırmak ve ona
sımsıkı sarılmak, hayatımızı O’nun gösterdiği yola göre şekillendirmektir. Unutulmamalıdır ki
“kişi sevdiğiyle beraberdir.”
İçerisinde bulunduğumuz Kutlu Doğum Haftasında da Efendimiz (s.a.v)’i daha fazla tanımak
ve onunla daha fazla ilgilenmek gerekmektedir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen bu zâta
sevgi ve muhabbetimizi artırmanın yollarına başvuralım. Çocuklarımıza da bu konuda doğru
ve bilinçli bir örnek olmaya çalışalım.
1 İmam-ı Mâlik, Muvatta', Kader 3



Hutbe vom 2. Cemâziyelevvel/Dschumada‐l‐Ula 1431 (16. 4. 2010)
“Kutlu Doğum – Gesegnete Geburt”
Geschätzte Muslime!
Einen Gesandten (s.a.v.) kennen, seiner Wegleitung folgen und seiner Ümmet, seiner Gemeinde
angehören zu dürfen, “der zu uns gekommen ist aus unserer Mitte; den es bekümmert, dass wir
ins Verderben geraten sollten; der um unsere Wohlfahrt eifert; der den Gläubigen zugetan und
voller Güte und Barmherzigkeit ist” (Tevbe 9,128): Darin liegt fraglos die größte Nimet oder Gabe
Allâhs. Denn wer Ihn liebt, den liebt Allâh; und wer Seinen Weg beschreitet, beschreitet Allâhs
Weg. Seit Jahrhunderten haben die Muslime, die an sein Prophetentum glauben und ihn deswegen
lieben, der Überlieferung seiner Lebensgeschichte höchsten Wert beigemessen und zu seiner Ehre
Gedichte und Kasiden, also Preislieder vorgetragen, die seine Geburt, seine Himmelfahrt, den
Mi´rac, und seinen Abschied von der Welt zum Gegenstand haben, und ganze Bibliotheken sind
dazu entstanden.
Verehrte Gläubige!
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ist für uns ohne Frage der edelste unter den Menschen: Er ist es, dem
die höchsten Ahlâk, die höchsten Tugenden zueigen sind. Denn seine Tugenden, so sagt Unsere
Ehrwürdige Mutter Hazret‐i Âişe Validemiz (r.a.), ist die Ahlâk des Kur´ân. Er hat den Kur´ân‐ı
Mübîn in seiner eigenen Person vorgelebt, und darum bedeutet der Gesandte Allâhs (s.a.v.) für uns
in jeder Hinsicht das beste Vorbild. In der Sure Ahzâb in der Einundzwanzigsten Âyet heißt es: „Für
jeden von euch, der auf Allâh und das Jenseits hofft und der zu Allâh oftmals Zikir macht,
wahrlich, für den ist Allâhs Gesandter ein schönes Vorbild (üsve‐i hasene).“ Rasûlullâh (s.a.v.) hat
ein vorbildliches Leben gelebt: Ein Leben, wie wir selber es fraglos suchen und anstreben.
Cenab‐ı Hak spricht in seiner Âyet‐i Kerîme: "Was euch der Gesandte gewährt, das nehmet; und
was Er euch untersagt, davon lasst." (Haşır 59,7) Und Peygamber Efendimiz (s.a.v.) mahnt in
einem Hadis‐i Şerif: „Zwei Dinge hinterlasse ich euch: Solange ihr fest daran haltet, werdet ihr
nicht in die Irre gehen. Es sind das Buch Allâhs und die Sünnet seines Gesandten.“
Liebe Gemeinde!
Unsere Aufgabe ist es mithin, die Sünnet von Rasûlullâh (s.a.v.) kennen zu lernen, uns fest daran zu
halten und unser Leben nach seinem Vorbild zu gestalten. Denn wir sollten nie vergessen: “Man ist
zusammen mit dem, den man liebt”.
Wir befinden uns nunmehr in der Woche der “Gesegneten Geburt”, auf Türkisch “Kutlu Doğum”;
denn nach dem gebräuchlichen Sonnenkalender ist der Gesandte Allâhs (s.a.v.) am 20. April
geboren. Diese Zeit sollten wir nutzen, um den Efendi und edelsten aller Menschen (s.a.v.) besser
kennen zu lernen und uns eindringlicher mit ihm zu befassen. Zugleich sollten wir auf der Suche
nach Wegen und Formen sein, unsere Zuneigung und Liebe zu dem Gesandten Allâhs (s.a.v.) zu
erweitern und zu vertiefen und damit unsern Kindern ein gutes und bedachtes Vorbild geben
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı pembeli

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 120
Ynt: 2010 kutlu dogum haftasi
« Yanıtla #1 : 16 Nisan 2010, 09:49:43 »
Kutlu Doğum
 
 
Derler ki, kırk bin canlı içinde insan için peygamber gönderilmiş, Kur'an gönderilmiş. Canlılar içinde sadece insan din sahibi olabiliyor.
On sekiz yaşıma geldiğimde kendi kendime sormuştum: Çok yönlü bir yaşayış içindeyim. Ben ne yapmalıyım? Nasıl bir yaşayışım olmalı ki kötü durumlara düşmeyeyim? Bu arayışla İslamiyet'i buldum.



Gerçi Müslüman bir ailenin çocuğuydum, Müslümanların içinde yaşıyordum. Fakat meyhane kapıları da cami kapıları da insanlar için açılıyordu. Hıristiyanlarla karşılaştığımda onların Kur'an'la ilgilenmediklerini gördüm. Sonra düşündüm ki, hiçbir hayvanın, hiçbir bitkinin din ile ilgisi yok. Göz veren Allah, okumamız için Kur'an-ı Kerim'i göndermiş. Kulak veren Allah, dinlememiz için Peygamber'imizi ve ona bağlı alimleri göndermiş.



İnanmak duygusunu veren Allah, kendisine inanmamızı emretmiş. Bu düşüncelerle, dünyamı saran karanlıklar yavaş yavaş çekilirken; arkadaşlarımın kimisi çıldırdı, kimisi intihar etti, kimisi kumarbaz oldu. Saçlarıma ak düştüğünde anladım ki, beni İslamiyet kurtardı. Her kötülüğün, her yanlışın üzerinde haram mührünü okumaya başladım. Haramlardan kaçıp helal dairede yaşayınca yaşadığımız hayatın da hayatı varmış, o da din. "Din hayatın hayatı, hem nuru hem esası, ihya-yı din ile olur bu milletin ihyası." Meyhaneler, kumarhaneler, barlar, tembellik ve cehalet, hayatımıza pusu kurmuştur. Bunlardan birine düşenler gitti. Dönüşü olmayan bir yola gittiler.



Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, melek gibi çocuklar şeytana döndürülüyor. Kutlu Doğum, yani Peygamber'imizin doğumu, "Mevlid-i Nebevi". Allah'ın gönderdiği Peygamber Hazreti Muhammed sallAllahu aleyhi ve sellem Hazretleri İslamiyet'i insanlara tebliğ ederken çok sıkıntılar çekmiş, dünyamızı ve ahiretimizi cennet etmek için o sıkıntılara katlanmış.



Mevlid-i Nebevi'yi kutlarken, Kutlu Doğum Haftası'nın manevi ikliminde yaşarken, İslamiyet'in ne büyük bir nimet olduğunu tekrar tekrar anlıyorum. Allah'tan dileğim, sünnet-i seniyyeye ittiba etmektir. Sünnet-i seniyye, yani Peygamber'imizin hayatını asgari düzeyde de olsa yaşayabilmek. İnsanın din ile bağ kurması, kalbe gıda, gönle rahatlıktır.



Güzel yemekler yiyip geniş evlerde oturanlar, beyinlerini ilim ile, kalplerini iman ile doldurunca ibadetin huzuruna ererler. Öyle bir noktaya varırlar ki, yeryüzü bir mescit, Kâbe mihrap, iki cihan serveri Peygamber'imiz sünnet-i seniyyesiyle imam, Müslümanlar beşikten mezara kadar cemaat. Nasıl ki çeşitli inanışların kendilerine göre mabetleri vardır. Müslüman'ın vücudu cami hükmündedir. Cami hükmünde olan vücuda haram şeyler girmemelidir. İşte o zaman hayat gerçek manasını kazanır.



Kutlu Doğum Haftası ibadette hız için teşviktir. İslamiyet'i öğrenmek ve yaşamak, Müslümanlığın gerçek hüviyetini ortaya koyar. Eğer biz ef'âlimizle İslamiyet'i izhar etsek, hem gafil Müslümanlar hem de gayrimüslimler İslamiyet'i yaşamakta yarış edecekler. Alâk Suresi nazil olurken yeryüzünde Peygamber'imiz tekti. İslam toprakları onun mübarek ayaklarının bastığı yer kadardı. Müslümanlar birken milyarlarca oldu. İslam toprakları kıtalara el-kol saldı. Müslüman, alemlere rahmet. Herkes ister ki, o rahmet yeryüzünü doldursun.



 
 



HEKİMOĞLU İSMAİL...


Çevrimdışı pembeli

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 120
Ynt: 2010 kutlu dogum haftasi
« Yanıtla #2 : 16 Nisan 2010, 21:42:37 »