Gönderen Konu: ‘Asıl hedefin dünya olmasın!’  (Okunma sayısı 1641 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı sons

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 213
‘Asıl hedefin dünya olmasın!’
« : 14 Ocak 2013, 23:08:52 »

DÜNYA VE AHİRET DENGESİ    
      
‘Asıl hedefin dünya olmasın!’

(Günümüz insanının halini, yani kendi halimizi göz önüne getirdiğimizde, Geylani Hazretlerinin nasihatlerinin, ne kadar da güncelliğini koruduğunu, hayretle görüyoruz. O şöyle diyor)

Ahiret sermayen olsun. Dünyayı ticaret yeri say. Zamanını, sermayeni batırmamak için evvela ahiretine sarf et! Eğer fazla kalırsa onu da dünyaya harca, geçimini sağla. Sakın dünyayı sermaye, ahireti ticaret saymayasın! Bunu yapınca namazını vaktinde kılamazsın. Kılsan da erkânını yerine getiremezsin. Rükûusu belli olmaz, sücudu (secdesi) belli olmaz. Çünkü senin için maksat dünya olmuştur.

Yorgunluk gelir, uyursun. Namazın kazaya kalır, kılamazsın. Gece leş gibi yatar, sabahları tembel olarak kalkarsın. Nefis seni peşinden sürükler, hevâ seni takip eder. Şeytan, artık sana hâkimdir. Böylece ahiretini dünyaya satmış olursun. Sen bu durumda, nefsin kulu ve uşağı olmuşsundur.

Hâlbuki sen onu emrine alacak, terbiye edecek, doğru yola getireceksin. Bu, onun ahiret tarafı idi. Yani, iyilik yüzü idi. Ama sen böyle yapmadın, onu hakkıyla idare edemedin. Onun sözlerini kabul etmekle (kendine) zulüm ettin. Onu kendi başına bıraktın, netice lezzete, zevke, sefaya daldı ve şeytana uydu. Sen de ona uydun. Daha sonra, hem dünyan battı hem de ahiretin.

Yarın kıyamet günü, iflas halinle meydana çıkarsın. Orada ne din bakımından, ne dünya bakımından hiç karın olmaz. Ne kazandın nefse uymakla?...

Eğer onu doğru yola getirseydin, her iki cihanda da mesut olacaktın. Nefse uymadan ahireti sermaye kabul etseydin, her ikisini de kazanacaktın. Ayrıca, dünyadaki nasibin, bol ve rahat gelecekti. Sen, her kötülükten temiz ve her pislikten beri olacaktın. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi vesellem buyurdu: “Allah (müslümana), dünyayı ahiret niyetine göre verir. Ahireti, dünya niyetine göre vermez.”

Niçin aksi olmuyor? Olmaz, çünkü ahiret, Allah’a kulluktur. Allah’a kulluk niyeti ile ibadet eden ahireti bulur. Niyet, ibadetin ruhu ve özüdür. Kötülüklerden çekinerek ibadet edersen, dünyan hoş olur. “Dünya bir yana” der, yalnız ahireti arzularsan Allah’ın öz kullarından ve O’na halis ibadet edenlerden olursun. Dolayısıyla ahiret nimeti senin için olur. O nimetlerin başında cennet ve Allah’a yakınlık gelir.

Dünya sana hizmet eder. Kısmetin kendiliğinden gelir. Çünkü her şey yaratanına bağlıdır. Eşyanın yaratıcısı ise Allah’tır, sen de O’nun öz kulu olduğuna göre, her şey senin olur!

Dünyaya tapanın yeri cehennemdir!

Ahireti bırakır dünyaya çalışırsan; Hak sana gazabını karşı yapar. Ahireti kaybedersen, dünya sana isyankâr olur. Her şeyini güçlükle alırsın, ufacık bir makam elde etmek için güçlük çekersin. Çünkü Allah’ın sevmediği bir insan oldun. Dünya ehli olup ötekini kaybetmeyi mi, yoksa ahiret ehli olup dünyada manevi bir huzur duymayı mı (tercih edeceksin?)

İnsanlar iki kısımdır. Biri dünya arar, diğeri ahret! Bunlar kıyamet günü de böyle olacak. Bir kısmı cennet ehli, diğer kısmı da cehennem...
Yine o gün, bir kısım insanlar hesap çokluğundan korunurlar, bunlar ahiret ehlidir. O günün uzunluğunu anlatırken: “O gün, dünya gününe göre bir günü “bin” senedir” buyruldu.

Yine o gün, bir kısım insanların durumları, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi vesellemin buyurduğuna göre şöyle anlatılır: “O gün siz, Arş’ın gölgesinde rahat edersiniz, lezzetli meyveleri yer, tatlı yemekleri tadarsınız. Kardan daha beyaz, soğuk ballardan afiyetlenirsiniz...”
Diğer bir hadis-i şerifte ise şöyle buyruldu: “Cennet ehli, o gün yerlerine bakarak görürler. Hesap bitince yerlerine giderler. Onlar yerlerini tanırlar. Dünyadaki evlerine gider gibi, cennetteki yerlerine varırlar.

Bunlara verilen bu yüksek derece, dünyayı terk ettikleri için oldu. Dünyayı attılar bir yana, Allah’a kul oldular. Diğer kısmın, şiddetli hesaba maruz kalması ise dünyaya tapmaları yüzünden oldu. Dünyaya tapmanın neticesi onları öbür âlemde buldu.

Allah’ın emri hilafına gidiş felakettir. Bu hataların hepsi, yarın senin önüne çıkar. Hata işleme, hata ettikçe batarsın. Kitap ve Peygamberin emirlerinde bulun, yoksa ne iyilik, ne kötülük kaybolur.

Nefsine acı; ona rahmet ve şefkatle bak. Onu kötü yola atma. Ona hata işleme fırsatı verme. Onu birinci sınıftan yapmağa çalış, ikinci sınıftan koru. Nefsine kötü arkadaş seçme, insan ve cin şeytanlarından onu esirge. Kitap ve Sünnet’i eline al. Her zaman onları gör, onlarla amel et. Boş sözlerle uğraşma. Boş heveslerle kendini yorma. Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu: “Peygamberlerin getirdiklerini alın, yasak ettiği şeyleri yapmayın.”

Allah’tan korkunuz. O’na muhalefet etmeyiniz. Ameli terk ediyorsunuz. Peygamberlerin getirdiği şey ile amel etmiyorsunuz!


SEYYİD ABDULKADİR GEYLANİ -KUDDİSE SIRRUHU



Bazen Susmalıyım Diyorum Kendime..
Susmalıyım Ki Gönlümün Sesi Gönüllere Ulaşsın..
Sesimi Duymamak İçin Direnen Kulaklar Bari Gönlümü Dinlesin..
Ben Susmalıyım Ki Tüm Zor Cümleler Gönlümü Dinleyenlere Kalsın..
Dilimle Konuşmak Canımı Çok Acıttı..
... ... Bari Gönlümden Konuşayım Da,
Biraz da ...
Canımı Acıtanların Canları Acısın...


[Mevlâna Celaleddin Rumî]