Gönderen Konu: Aile mutluluğunun altın kuralları  (Okunma sayısı 3017 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Aile mutluluğunun altın kuralları
« : 28 Mart 2009, 04:08:54 »

Beyler ve hanımlar eşlerinin müşfik, güvenilir, becerikli, sevgi, saygı ve anlayışla dolu bir kişiliğe sahip olmasını arzu eder. Bunun yolu ise karşılıklı sorumlulukların bilincinde olmaktan geçiyor.

Ömer Oruç'un haberi
 
Çocuk psikiyatrisi uzmanı Dr. İsmail Yavaş, aile mutluluğunun sağlanmasında sevgi ve saygının 'altın kural' olduğunu söyledi. Bireylerin karşılıklı saygıyı elden bırakmaması halinde huzur içinde bir hayat sürdürülebileceğine dikkat çeken Yavaş, bu konuda özellikle ebeveynlere önemli görevler düştüğünü ifade etti. 

Mutluluğun sırlarını maddeler halinde bir araya getiren Dr. Yavaş, ailelerin bunları uygulamaya çalışmasını tavsiye etti. Dr. Yavaş, hayatı 'havaya atılan beş top'a benzetirken, bunları iş, sevgi, sağlık, dostluk ve benlik olarak sıraladı. Bunlar arasında sadece 'iş'in lastik bir top olduğunu söyleyen Yavaş, şunları dile getirdi: "Bu top, düşmesi halinde tekrar zıplatılabilir ancak diğer dördü camdan yapıldığı için her an kırılabilir. Hayatımızı bu bilinçle yönlendirmeliyiz."

Eşinize sevdiğinizi söylemekten kaçınmayın

Eşler, sevgilerini her vesileyle birbirine ifade etmeli.

İncitici tenkitlerden titizlikle sakınmalı ve affedici olmalı.

Tartışmayı çıktığı noktada tutmaya çalışmalı. Geçmişte kalmış bir konuyu hatırlatmamalı. Daha sonra hatalıysa özür dilemenin de bir fazilet olduğunu unutmamalı.

Geçmiş deneyim ve hatıralardan söz edilmemeli.

Aşırı idealist olmamalı ve karşı taraftan mucizeler beklenmemeli.

Eşe güven telkin edilmeli.

Mutlu olabilmek için iyi bir eşle evlenmiş olmak yetmez, kişinin kendisinin de münasip bir eş olması gerekir.

Kişi kendisi için istediği şeyleri hayat arkadaşı için de istemeli.

İnsan almak kadar vermeyi de bilmeli, bencil olmamalı.

Olumsuzluklarda hemen eşini suçlamak yanlıştır, konulara insafla bakılmalı.

Yalnız bugünü düşünmek, geçmişteki üzüntü ve henüz gelmeyen yarındaki kaygıları bugüne taşımamak gerekiyor. .

Ahiret işlerinde eşler birbirine yardımcı olmalı.

İsraf mutluluğu bozar.

Kılıç yarası geçer, dil yarası geçmez. Tartışmalarda yaralayıcı sözlerden sakınılmalı.

Yersiz ve mesnetsiz kıskançlık, kuşku ve şüphelerden uzak durmalı, zan ve kuruntulara göre hareket etmemeli.

Yakın akraba müdahalesine fırsat verilmemeli

İyi niyetle bile olsa yakın arkadaşlarınızın ve akrabalarınızın özel hayatınıza karışmasına izin vermeyin. Evinizin sırlarını kimseye anlatmayın.

Gördüğünüz hataları düzeltmekte aceleci olmayın.

Evliliğin sorumluluklarını gönül hoşluğuyla kabul edip, tam bir özgüvenle üstlenin.

Eşinizle müşterek işler yapmaya vakit ayırın ki ileride sizin için mutlu hatıralar kalsın ve birbirinize daha çok yaklaştırsın.

Eşinize, kendisini ifade etme ve yeteneklerini geliştirme fırsatı tanıyın. Bazı yönlerini alay konusu yapmayın.

İstişare, aile hayatında önemli bir prensiptir.

Tartışmasız evlilik hayaldir. Aile mutluluğu evde hiçbir problemle karşılaşmamana değil, problemlerin üstesinden gelebilmeye bağlıdır.

Problemden kaçmak, evi terk etmek yerine sakin kafayla düşünüp çözüm bulunmalı.

Bir tartışma esnasında insan eşinin güzel yönlerini ve iyiliklerini de hatırlamaya çalışmalı. Beğenmediği yönlerin, bütün iyiliklerini örtmesine fırsat vermemeli.

Hediyeleşin ki sevginiz artsın, bu mutluluk ve sevinç her vesileyle sizin âdetiniz olsun.

Ayrıca, kadın çalışsa da öncelikli sorumluluk alanının ailesi olduğunu unutmamalı.


Zaman

Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı sevgisiz

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 23
Ynt: Aile mutluluğunun altın kuralları
« Yanıtla #1 : 29 Mart 2009, 04:11:41 »
maleseftirki bu anlayış yok günümüzde şimdi sadece eşinin hatalarını yargılayanlar kendilerini görmeyip aldatanlar var sonrada eşlere kabahat bulanlar vs vs  bu böyle devam ediyor malesef genelde  bu böyle ama böyle olmamalı elbette saygı yokki kardeşim kalmadıki evlilikler önceden saygıya dayalıydı şimdi ise ne olduğu bile belli değil hele çocuk varsa çocuk için hertürlü hakarete aldatılmaya bile katlanmaya çalışılıyor ne yazııkki bu böyle

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Aile mutluluğunun altın kuralları
« Yanıtla #2 : 07 Şubat 2014, 22:39:51 »
Mutlu olmanın 24 yolu...
 
 Aile kadın ve ve Engelliler Merkezi (AKDEM) tarafından gerçekleştirilen Çarşamba Seminerleri’nin bu haftaki konuğu Uzm. Psk. Mehtap Kayaoğlu oldu. Kayaoğlu, zorluklara,sıkıntılara, üzüntülere saplanmadan aksine onlarla mücadele eden güçlü karakterlerin mutlu olabileceğini söyledi. Kayaoğlu, yaşanılan olumsuzluklara saplanıp kalmak yerine yoluna devam etmeyi tercih eden güçlü karakterlerin ortak davranış özelliklerini şöyle sıraladı;
 
 1- Başlarına gelen olumsuz durumlarda kendini veya başkalarını suçlamıyor. Doğal bir refleksle her işte bir hayır olduğunu düşünüp, durumu nasıl çözebileceğine odaklanıyor.
 
 2- Kendinden, hayattan ve başka insanlardan fazla bir şey beklemiyor. Olanı görmeyi, olanla yaşamayı yeterli buluyor.
 
 3- Öfkeli, kızgın ve stresli olduğunda önemli kararlar vermiyor. Hayatı için vereceği ciddi kararları, sakin ve rahat düşünebileceği zamanlarda alıyor.
 
 4- Bu madde çok ilginç gelebilir size ama! Geç yatmak-geç kalkmak yerine, erken yatıp erken kalkmayı tercih ediyor.
 
 5- Sıkıntılı olduğunu fark ettiğinde zihnini rahatlatacak başka şeylere odaklanıyor. Cama çıkıp derin nefes çekmek, banyoya gidip yüzlerini yıkamak, sevdikleri bir müziği dinleyip rahatlamak, sevdikleri birin telefonla arayıp iyi hissetmek, mutfağa girip kek çarpmak, dağılmış çamaşır çekmecesine yeni düzen vermek, dışarı çıkıp kısa bir yürüyüş yapmak, vb. gibi… Böylece moralini bozan durumdan uzaklaşıp, daha rahatlatıcı faaliyetlere odaklanarak kendini gevşetiyor.
 
 6- Çok fena halde çocuk seviyor! Ya kendi çocuklarını veya yakın çevrelerindeki çocukları çok seviyor. Onlarla oynayıp eğleniyor, sohbet ederek mutlu hayal dünyalarında yolculuk yapıyor! Böylelikle tazelenip, yorularak huzur bulmanın keyfini çıkarıyor.
 
 7- Aksi ispatlanmadıkça, ciddi zarar veren kişilerle karşılaşmadıkça- insanlara güveniyor. Bir insanın yaptığı hatayı, insanoğlunun tamamına mal etmiyor. Herkes için yeni bir sayfa açabiliyor. Örneğin sevdiği erkek terk etti diye erkeklerin tümünden nefret etmiyor. Veya falanca şehirli ortağını aldattı diye o memleketin insanlarının tamamına hain muamelesi yapmıyor.
 
 8- İnsanları olduğu gibi kabul edebiliyor. Herkesi kendilerine göre değiştirmeye çalışmıyor.
 
 9- Ortalama kendilerini tanıdıkları için, zaman içinde kendilerine sorun çıkaracağını bildikleri durumların içine girmiyor.
 
 10- Fiziksel ve ruhsal olarak kendisine zaman ayırıyor. Dinleniyor, dinginleşiyor. Arkasından atlı kovalıyormuş gibi yaşamıyor.
 
 11- Kendine iyi gelecek, ruhsal olarak rahatlatacak alternatif işler yapıyor.
 
 12- Arada sırada hayatında değişiklik yapıyor. Sabah iş, akşam ev veya aynı hayat sisteminin dışına çıkmaya gayret ediyor.
 
 13- Yaşadığı anın değerini biliyor. Sıkıntı veya stres olsa bile, nasılsa geçeceğini düşünerek, zorlandığı konuları uzatmıyor.
 
 14- Evine, ailesine, sevdiklerine zaman ayırıyor.
 
 15 -Günlük işlerini, zamanında yapmayı tercih ediyor. Böylece iş biriktirip kendini bunaltacak durumların içine düşmüyor.
 
 16- Kendine, motive edecek, iyi hissettirecek güzel sözler söylemeyi ihmal etmiyor.
 
 17- Sabah uyandığında aynada kendisine gülerek bakmayı unutmuyor.
 
 18- Herhangi bir işle ilgili olarak kendini beceriksiz veya kötü hissettiğinde, aynı konuyla alakalı olarak geçmiş başarılarını referans olarak hatırlıyor. Böylece “Yok ya o kadar da kötü değilim, abartıp kendimi üzmeye gerek yok” mesajını hissediyor.
 
 19- Korktuğu konulardan kaçmak yerine, üzerine giderek çözmeyi tercih ediyor.
 
 20- Doğru yerlerde “hayır” demeyi biliyor.
 
 21- “Beni kimse anlamıyor” duygusuna hiç kapılmıyor! Çünkü ne yapıp edip kendini karşı tarafa anlatmanın bir yolunu buluyor! Yani hiç mi hiç vazgeçmiyor!
 
 22- Psikolojide “Kimi cezalandırdığımız önemlidir” diye bir prensip var. Bu insanlar, başkalarının yaptıkları olumsuz davranışlar nedeniyle kendini cezalandırmıyor.
 Yani eşine kızıp sofraya oturmayan kişi, midesini açlığa terk ettiği için aslında eşini değil kendini cezalandırır.
 
 23- Alıngan ve kırılgan değil.
 
 24- Küsme huyu yok. Ne yapıp edip sorunlarını aşmanın yolunu buluyor.
 
 Mutlu olmanın hiç de zor olmadığını söyleyen Kayaoğlu, “Problem dediğimiz şey, yaşadıklarımıza yaptığımız yorumdur. Demek oluyor ki, problem sandığımız durum gerçek sorunumuz olmayıp, onu sıkıntılı hale getiren, bizim o anki duruma verdiğimiz tepkidir’’ şeklinde konuştu

alıntı