Gönderen Konu: Akrabayı Ziyaret  (Okunma sayısı 4784 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9220
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Akrabayı Ziyaret
« : 10 Mayıs 2011, 12:58:45 »

Akrabayı Ziyaret

Muhterem Cemaat!

Dinimizin, üzerinde ısrarla durduğu ahlaki ve içtimai kıymetlerden biri de, akraba haklarına riayet ve onları imkanlar nisbetinde ziyarettir. Malumdur ki: İnsan, ünsiyet manası ile alakalıdır. Ünsiyet yani kaynaşma ve muhabbet duyguları en  yakınlardan başlayıp uzaklara doğru yayılır. Bu suretle insâni saha genişler. İnsana en yakın ve mukaddes varlık: önce, Allah (CC), sonra Rasul-ü Ekrem (SAV), sonra da ana-baba ve akrabalardır. Bu sebeple ilk ünsiyet ve muhabbet, sırası ile bu saydıklarımıza olması lazımdır. Allah ve Peygamber sevgisinden sonra başta ana-baba olmak üzere hısım ve akraba ünsiyetleri, muhabbetleri gelir. Hısımlık umumi ve hususi olmak üzere iki kısımdır.

Umumi yakınlık ve hısımlık:insan ve fazilet akrabalığıdır. Hususi yakınlık ise:aramızda malum ve maruf  olan hısımlıklardan ibarettir. Ku'ran-ı Kerim, Allah’a ibadetten ve ana-baba sevgisinden sonra akraba muhabbetini telkin etmektedir. Bu mevzua dair Ayet-i Celile ve Hadis-i  Şerifler  çoktur. Dinimizde akrabaya  (Ül’ül erham) akraba ziyaretine de (sıla’ı rahim) denir. Sıla’ı rahmin zıttı  (kat’ı rahim) yani akrabalığı kesmektir ki, dinimizce pek kötü ve çok günah bir şeydir. (Akrabası ile ünsiyetini kesmiş bir kimsenin bulunduğu meclise rahmet inmez .) buyurulmuştur. Nitekim Kuran-ı Kerim  En’nisa Suresinin 36. Ayet-i celilesinde Mevla bu gerçeği şöyle beyan buyurmuştur: (Allah’a ibadet edin, ona hiçbir şekilde şerik koşmayın, anaya, babaya ve akrabaya iyilik edin.) Evet bu Ayet-i  Celilede Mevla  bütün müslümanlara akraba  muhabbetini emir buyurmuştur. Bilhassa Cum’a  günleri ve diğer hutbelerin sonunda okuduğumuz (İnnAllaha ye’muru biladli) ayet-ı celilesi akrabaya  yardımı emr kelimesiyle ferman buyurmaktadır. Konumuzla ilgili olan ayet-i celilede Allah (CC) şu gerçekleri beyan buyurmaktadır:"Allah (cc) adl ile, iyilikle akrabaya yardımda bulunmayı emr eder. Açık ve gizli kötülüklerden ve tecavüzlerden sakındırır. Size ,Allah vaaz ediyor. Umulur ki ,kendinize gelirsiniz." (Nahil suresi A. 90)

Aziz Cemaat!

Peygamber  Efendimize Allah tarafından verilen ilk emir:"Yakın akrabanı irşada başla." şeklinde verilmiş ve o da muhitine karşı:"Ben sizden maddi bir karşılık beklemiyorum, ancak akrabalar arasında ciddi bir muhabbet istiyorum." buyurmuştur. Akrabaya iyilik etmenin olgunluk ve fazilet alameti olduğunu, El’bakara Suresi’nin 83. ayet-i celilesinde  bildirilmekte ve aynı ayette akraba hukukunun eski dinlerde de muteber oldugunu ve bu hususta Beni İsrailden taahhüt alındığını Allah(CC) be-yan buyurmaktadır.

Aziz cemaat!

Akraba ziyaretleri ve onlara yapılacak iyilikler derecelidir. Önce yakın akraba olan ana-baba amca, hala, ağabey, abla, dayı, teyzeler gelir. Bunlardan sonrada diğer akrabalarımızla alkalanmak icab eder. Akrabaya yapılacak ziyaret-ler: Ehemmiyet derecesine ve imkanlara göre : Haftada bir ayda bir senede bir veya iki ziyaret şeklinde olur. Yapılacak iyilikler ise selam vermeden başlar, konuşma, oturma, hediyeleşme, yardım etmeye kadar devam eder. Mektublaşma da ziyaret hükmündedir. Bu ziyaretler halisane olmalı adi maksatlara, menfaatlara dayanmamalıdır. Yapılan ziyaretlerde;oturup kalkmalar, sohbetler, İslamın emrettiği şekilde olmalı,  yani nikahları birbirine caiz olan kadın-erkek  birarada değil, erkekler ayrı, kadınlar ayrı bulunmalıdırlar. Ziyarette kusur eden akrabayı ziyaret etmek, kötülük gördüğüne iyilikte  bulunmak  ve onu  af etmek, kendi aleyhine bile olsa doğruyu ve hakkı söylemek yüksek ahlak tezahuratından olduğu  hadis-i şeriflerle sabit  olmuştur. Gerçek manada akıllı bir  Müslüman olur olmaz şeylerden  nem kaparak akrabalık bağlarını asla zedelemez. Çünkü Sevgili Peygamberimiz (SAV) bir hadisi şeriflerinde : "Hısımlığı kesen cennete gire-mez." buyurmuşlardır. Akraba ziyaretinin rızkı bollaştırdığı ve ömrü bereketlendirdiği de muhtelif Hadis-i Şeriflerle açıklanmıştır. Ezcümle : Meşarikü’ l - Envar’ da vetacü’ l  Usulde Eba hureyre (RA) ‘ in rivayet ettiği bir hadisi şerifte şöyle buyurulmuştur : “Kim isterse ki , rızkı bollaştırılsın ölümü geciktirilsin: akrabasını ziyarette bulunsun." Ne büyük bir müjde değil mi?
   
Muhterem Müslümanlar!

Akrabalık tezahuratı Allah’ ın acip ve garip tecellilerindendir. Yabancıları nikah gölgesinde birbirine can ciğer yapan onları akrabalık şeklinde muhabbet dalları gibi zümrütleştiren rabıtalar, hısımlık cilveleri Allah’ ın lütfu ihsanı cümlesindendir. Öyle ise hısımlık bağlarını zedelemekten son derece korkmalıyız. Bununla beraber soysop telakkilerinin üstünde takva neşeleri ve fazilet akrabalıkları olduğunu da unutmamalıyız. Buradaki samimiyetler ve muhabbetler, ahiret gününün meserretleri ve saadetleri olacaktır. Müjdeler olsun akrabayı ziyarette kusur etmayan ve bu sayede ahiret saadetini kazanan ve gerçek murada eren kimselere.


zaman_1453

  • Ziyaretçi
Ynt: Akrabayı Ziyaret
« Yanıtla #1 : 20 Mart 2012, 00:02:30 »
SILA-I RAHİM
(Akrabaya iyilik, ihsan ve alakayı kesmemek)


         Sıla-ı Rahim bir selam ve hediye ile de olsa vaciptir. Sıla-ı Rahim akrabalara yardım etmek, onlara ihsanda bulunmak, onlara lütufla muamele etmek ve onlar ile oturup konuşmaktır. Yakın akrabalarını sık sık ziyaret eder. Çünkü onları ziyaret ülfet ve sevgilerini arttırır. Yakın akrabasını her cuma veya ayda bir ziyaret eder. Her kabile ve aşiret kendilerinden başka kimseler üzerine hak izhar etmekte ve yardımlaşmakta tek bir el gibi olur. Bazısı bazısının hacetini reddetmez. Çünkü reddetmek insanlar arasında ilgi ve alakayı keser.

       Hadisi şerifte varit olmuştur ki “Sıla-ı Rahim ömrü uzatır.” diğer bir hadisi şerifte de “Akraba ile ilgi ve alakayı kesen kavim üzerine melaike inmez.” buyrulmuştur. Kurtubi tefsirinde “Sıla-ı Rahim vacip olduğu ve akraba ile alakayı kesmenin haram olduğu hususunda Ümmetin icmaı bulunduğunu naklediyor. Çünkü bu hususta kitap ve sünnetten kati deliller vardır” diyor. Tebyinil Meharim isimli kitapta “Sılası vacip olanların kimliği hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları; o mahrem olan (evlenmesi haram olan) her yakın akrabadır dedi. Bazıları da; ister mahrem olsun ister olmasın bütün akrabadır dediler” diye zikretti. Bu ikinci görüş metinin mutlak zikredilmesinin zahirinden anlaşılmaktadır. Nevevi Müslim şerhinde “Bu en doğrusudur.”dedi ve bunun doğruluğunu bir çok hadisi şeriflerden istidlal etti.

          Akrabanın dereceleri farklıdır. Mesela anne ve baba diğer yakın akrabanın hepsinden mühim olup önce gelir. Zi rahmi mahrem (kendileriyle evlenilmesi haram olan yakın akraba) olanlar da mahrem olmayanlardan önce gelir. Tebyinülmeharimde “Eğer akrabası başka yerde iseler mektup göndermek (telefon etmek) suretiyle onlara sıla-i rahim yapar. Eğer onlara gitmeye gücü yetiyorsa gitmek efdaldir. Eğer anne ve babası varsa ve onun gelmesini arzu ediyorlarsa mektup kafi değildir. Eğer anne ve babası onun hizmetine muhtaç ise hizmetini yapmalıdır. Babadan sonra büyük kardeş baba yerindedir. Büyük kız kardeş ve teyze sıla-ı rahim hususunda anne gibidir. Bazıları amca da baba gibidir dedi. Bunlardan başka diğer akrabaya telefon etmek mektup veya hediye göndermek kafi gelir.” denildi.  . Sonra bilki onlar sana sıla-ı rahim yaptıkları zaman sende onlara karşılık yapacaksın demek değildir. Asıl sıla-ı rahim onlar sana sıla-ı rahim yapmasalar dahi senin onlara sıla-ı rahim yapmandır. Çünkü buhari ve başka muhaddisler şunu rivayet ettiler. “karşılık veren kişi sıla-ı rahim yapan değildir. Esas sıla-ı rahim karşı taraf alakasını kestiği halde onu bitiştirmeye çalışandır” Kişi anne ve babanın önünde yürüyemez ve mecliste onların üst tarafında oturamaz. Hiçbir hususta onları geçemez. (yani yemek, içmek, oturmak, konuşmak ve sair ehvalde). Sesini onların sesinden çok yükseltmemelidir. Anne ve babası asi ve kafir dahi olsa onlara rahmet etmesi için dua eder. Çünkü Cenabı Hakkın onları İslam’ a hidayet etmesi bir rahmettir. Hadisi şerifte “Kişi anne ve babasına duayı terk ettiği zaman dünyada rızkı kesilir.” buyruldu. (DÜRER C.1  S.323 – REDDÜL MUHTAR C.6  S.411 – RUHUL BEYAN C.5  S.147 148)



ANNE VE BABANIN EVLADI ÜZERİNDE ON HAKKI VARDIR

1-   Eğer muhtaç ise yedirmek
2-   Muhtaç ise hizmet etmek.
3-   Çağırınca icabet etmek.
4-   Günah olmayan bir şeyi emredince itaat etmek.
5-   Anne ve babası ile konuşurken yumuşak konuşmak, kaba ve kırıcı konuşmamak.
6-   Elbise ihtiyacı olursa giydirmek (gücü yettiği kadar)
7-   Yürürken arkasında yürümek.
8-   Kendisi için sevdiğini onlar için de sevmek.
9-   Kendisi için kerih görüp istemediğini onlar için de kerih görmek.
10-   Her ne zaman kendisi için dua ve istiğfar ederse onlar için de mağfiretle dua etmek.
        Fakih ebu leysden “anne ve baba evladından kızgın ve kırgın olarak vefat ederse vefatından sonra memnun etmek mümkün olurmu?” oda “üç şeyle mümkün olur.1- Salih olmak 2-onun yakınlarına ve dostlarına iyilik yapmak. 3-onlar için sadaka verip dua ve istiğfarda bulunmak “dedi.
       Bir kisinin kafir olan anne ve babası olduğu zaman onların nafakası Müslüman çoçuğu üzerine olur. Ve o anne ve babasına iyi davranması, ziyaret edip hizmetlerini yapması lazım olur. Ancak kafir yapmaya uğraşılırsa o zaman ziyaret etmemesi caiz olur.  (ABDULLATİF S.88 – FETAVİLHİNDİYE C.5  S.348 –REDDULMUHTAR C.6  S.411 )