Gönderen Konu: Allah (C.C.) Korkusuyla Ağlamak [31 Mart 2008]  (Okunma sayısı 10248 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Allah (C.C.) Korkusuyla Ağlamak [31 Mart 2008]
« : 30 Mart 2008, 20:43:00 »



 
Hafta:    23


Mevzu: Allah Korkusuyla Ağlamak


Araştırmalarınızı bekliyoruz..


(Araştırma yapmak demek bildiklerimizi aktarmak demek değil, bu mevzu hakkında elimizdeki mevcut kitaplardan iktibas yapmak demektir. Her üyemizden bir iktibas yapmasını istirham ediyoruz.)

« Son Düzenleme: 30 Mart 2008, 20:49:51 Gönderen: SadakatNet »
Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı Asfa

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1318
  • Yoℓα giя£η ∂aяa ∂üşмez...
Ynt: Allah (C.C.) Korkusuyla Ağlamak [31 Mart 2008]
« Yanıtla #1 : 30 Mart 2008, 21:01:36 »
Allah-ü Teala (CC) Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

“Gülüyorsunuz da aglamıyorsunuz?” (Necm S. A.60)

“Sonra bunun arkasından yine kalbleriniz katılaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter hale geldi. Çünkü taşlardan öylesi var ki; içinden nehirler kaynıyor, yine öylesi var ki, çatlıyor da bagrından sular fışkırıyor, öylesi de var ki, Allah (CC) korkusundan yerlerde yuvarlanıyor… Ve sizin neler yaptıgınızdan Allah (CC) gafil degildir.”(Bakara S. A.74 )

“Ey iman edenler, Allah’tan (CC) korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettigine baksın. Allah’tan (CC) korkun. Hiç şüphesiz Allah (CC), yaptıklarınızdan haberdardır.” (Haşr S. A.18 )

Her şeyden önce, iyi bilinmelidir ki Allah (CC) korkusu, birtakım cahil insanların sandıkları gibi, yalnızca Peygamberlere (AS) ya da Velilere (AS) has özel bir üstünlük de il, tüm iman edenlerin kalplerinde taşıdıkları ve diger tüm insanların da taşımaları gereken bir duygudur. Çünkü Allah (CC) Kuran’da Kendisi’nden korkulmasını emretmiştir.

Allah (CC) korkusu ise bu imtihan ortamında müminin en büyük dayanagı olacaktır. Çünkü Allah (CC) korkusu kişiyi, her anında Allah’ın (CC) istedigi gibi davranmaya, O’nu (CC) hoşnut etmeye çalışmaya, şeytanın ve nefsinin isteklerinden sakınmaya, onların hile ve oyunlarına karşı uyanık ve tedbirli olmaya sevk edecektir.

Bu da, insana kendi sınır tanımaz isteklerini uygulatmaya çalışan nefsin ve şeytanın hiç işine gelmeyen bir durumdur.

Bu sebeple şeytan ve nefsi, insanı en başta Allah (CC) korkusundan uzaklaştırmaya çalışır. Allah’tan (CC) korkmanın gereksiz, hatta yanlış oldugu, asıl önemli olanın Allah sevgisi (CC), kalp temizligi oldugu gibi telkinlerle onun Allah’tan (CC) korkup sakınmasını engellemek ister.

Oysa Kuran’ı okuyan şuurlu bir insan, şeytanın bu tür telkinlerinin hiçbir gerçekligi olmadıgını, tamamen saptırma ve aldatma amacı taşıdıgını rahatlıkla görür.

Zira Allah (CC), müminlere Kendisi’nden korkmalarını Kuran’da son derece açık bir biçimde emretmiştir. Bu emir Kuran’ın sayısız ayetinde yer alır. Bu ayetlerden birkaç örnek şöyledir :

“…Allah’tan (CC) korkun ve bilin ki Allah (CC), muhakkak cezası pek çetin olandır.” (Bakara S. A.196)

“…Allah’tan (CC) korkup sakının ve gerçekten bilin ki, siz O’na (CC) döndürülüp toplanacaksınız.” (Bakara S. A.203)

“…Allah’tan (CC) korkup sakının ve bilin ki, Allah (CC) herşeyi bilendir.” (Bakara S. A.231)

“… Allah’tan (CC) korkup sakının ve bilin ki, Allah (CC) yaptıklarınızı görendir.” (Bakara S. A.233)

“Ey iman edenler, Allah’tan (CC) korkup sakının ve (sizi) O’na (CC) (yaklaştıracak) vesile arayın; O’nun (CC) yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.” ( Maide S. A.35)

Mümin her konuda oldugu gibi Allah’ın (CC) bu emrini de kayıtsız şartsız yerine getirmeye çalışacagı için, Kuran’dan habersiz cahil kimseler gibi, Allah’tan (CC) korkmanın gerekip gerekmedigi, Allah (CC) korkusunun mu yoksa Allah (CC) sevgisinin mi önemli oldugu, Allah’ı (CC) seven bir kimsenin neden Allah’tan (CC) korkması gerekecegi gibi, şeytani kuruntu ve vesveselere kapılmaz.

Allah’tan (CC) korkmanın, tıpkı namaz kılmak, oruç tutmak gibi “Farz kılınmış” bir ibadet oldugunu bilir ve bu ibadeti en güzel biçimde yerine getirmeye çalışır.
İlimsiz ibadetin tadı olmaz!...

Çevrimdışı Asfa

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1318
  • Yoℓα giя£η ∂aяa ∂üşмez...
Ynt: Allah (C.C.) Korkusuyla Ağlamak [31 Mart 2008]
« Yanıtla #2 : 30 Mart 2008, 21:02:50 »
Abdullah İbnu Mes'ud radıyAllahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki:

"Sinek başı kadar bile olsa, gözünden Allah korkusuyla yaş çıkan ve bu yaşı yanak yumrusuna değecek kadar akan hiçbir mü'min kul yoktur ki, Allah onu (ebedi) ateşe haram etmesin!"
İlimsiz ibadetin tadı olmaz!...

Çevrimdışı Asfa

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1318
  • Yoℓα giя£η ∂aяa ∂üşмez...
Ynt: Allah (C.C.) Korkusuyla Ağlamak [31 Mart 2008]
« Yanıtla #3 : 30 Mart 2008, 21:03:51 »
7242-Abdullah İbnu'z-Zübeyr radıyAllahu anhüma'nın anlattığına göre, "Kendilerinin müslümanlığı kabul etmeleri ile, Allah'ın onları azarladığına dair (şu) ayetin inmesi arasında dört yıldan fazla zaman olmamıştır."

"Onlar, daha önce kendilerıne kitap verilen ve zaman geçtikçe kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Çünkü onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdi" (Hadid 16).

7243 - Hz. Ebu Hureyre radıyAllahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Çok gülmeyin, çünkü çok gülmek kalbi öldürür."

7244 - Berâ radıyAllahu anh anlatıyor: "Biz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la birlikte bir cenazede beraberdik. Aleyhissalâtu vesselâm kabrin kenarına oturup ağladılar, öyle ki (göz yaşlarıyla) toprak ıslandı. Sonra da: "Ey kardeşlerim İşte (başımıza gelecek) bu aynı (ölüm hadisesi) için iyi hazırlanın" buyurdular."

7245- Abdullah İbnu Mes'ud radıyAllahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: "Sinek başı kadar bile olsa, gözünden Allah korkusuyla yaş çıkan ve bu yaşı yanak yumrusuna değecek kadar akan hiçbir mü'min kul yoktur ki, Allah onu (ebedi) ateşe haram etmesin!"

7246- Hz. Muaviye İbnu Ebi Süfyan radıyAllahu anhüma anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Ameller kap(ta bulunan madde) gibidir. En aşağısı (yani dipteki kısım) güzelse en yukarısı (yani üst kısmı) da güzel olur; en aşağısı bozulursa en üstü de bozulur."

7247  - Hz. Ebu Hureyre radıyAllahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Eğer kişi namazını herkesin gözü önünde kılınca (edebine uygun kılar) güzel yapar, tek başına kimsenin görmediği durumda kılınca da (edebine uygun kılar) güzel yaparsa, Allah Teâla hazretleri (onun ibadetinden memnun kalır ve "Bu (kulluğunu riyasız yapan) gerçek bir kulumdur" der."

7248 - Hz. Ebu Hureyre radıyAllahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "(Ey mü'minler! Amel ve ibadetlerinizi) itidal üzere yapın, ifrattan kaçının. Zira sizden hiç kimseyi (ateşten) ameli kurtaracak değildir."

Sahabiler: "Seni de mi amelin kurtarmaz, ey Allah'ın Resülü!" dediler. Aleyhissalatu vesselâm: "Beni de, buyurdular. Eğer Allah kendi katından bir rahmet ve fazl ile benim günahlarımı bağışlamazsa beni de amelim kurtarmaz!" buyurdular."


KÜTÜBÜ SİTTE
« Son Düzenleme: 30 Mart 2008, 21:10:14 Gönderen: mystic »
İlimsiz ibadetin tadı olmaz!...

Çevrimdışı reis-de-aglar

  • emin_tatlılıoğlu
  • aktif okur
  • **
  • İleti: 208
Ynt: Allah (C.C.) Korkusuyla Ağlamak [31 Mart 2008]
« Yanıtla #4 : 30 Mart 2008, 22:48:26 »
Abdullah İbnu Mes'ud radıyAllahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki:

"Sinek başı kadar bile olsa, gözünden Allah korkusuyla yaş çıkan ve bu yaşı yanak yumrusuna değecek kadar akan hiçbir mü'min kul yoktur ki, Allah onu (ebedi) ateşe haram etmesin!"

Allah u Ekber...

elinize sağlık
zaman alışmayı öğretir;unutmayı asla.........

Çevrimdışı su damlası

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 4
Ynt: Allah (C.C.) Korkusuyla Ağlamak [31 Mart 2008]
« Yanıtla #5 : 31 Mart 2008, 12:23:31 »

 
Allah KORKUSU 

Büyük ahlak ve fikih alimi Ebü´l Leys es-Semerkandi (rahimehullahu) söyle der:

Allah (C.C)´in yedinci kat semada birtakim melekleri varki, yaratildiklari andan beri secdededirler. Bögürleri Allah (C.C) korkusu ile devamli titrer haldedir. kiyamet günü baslarini secdeden kaldirarak:

"Ey noksanliklarin her türlüsünden beri olan Allah´imiz! Sana layik oldugun derecede ibadet edebilmis degiliz" diyeceklerdir.

Kur´an-i Keri´im su ayeti, onlarin bu hallerine isaret eder:


"Üstlerindeki Rabb´lerinden korkarlar ve emrolunduklarini yaparlar (göz acip kapayana kadar bile Allah´in emrini kirmazlar"

Kur´an Kerim. - Nahl Suresi 50


Peygamberimiz (S.A.V) söyle buyurur:

"Kulun vücudu, Allah korkusu ile ürperdigi zaman, yapraklari dökülen agac gibi günahlarindan siyrilir."


HIKAYE

Adamin biri bir kadina tutulur. Günun birinde kadin bir is icin yolculuga cikar. Adam pesine takilir. Kafilenin mola verdigi bir sirada yol arkadaslarinin uykuya dalmalarini firsat bilerek kadinla basbasa kalmayi basaran asik ona sirrini acar.

Kadin adama: "bak bakalim herkez uyuyormu" der.

Bu sözü, karsi tarafin arzusuna ram olmak üzere oldugu sekilde yorumliyarak sevince kapilan asil derhal yerinden firlayarak kafilenin etrafinda bir tut atar. Herkezin misil misil uyudugunu görür. Kadinin yanina dönerek "evet, herkez uyuyor" der.

Bunun üzerine kadin adama: "acaba Allah hakkinda ne dersin, o da mi uyuyor?" diye sorar.

Adam "Allah uyumaz. O´nu hic bir zaman ne uyku ve nede uyuklama hali yakalamaz" diye karsilik verir.

O zamankadin der ki "insanlar bizi görmüyorsada su anda uykuda olmayan ve hic bir zaman uyumayan Allah bizi görüyor. Buna göre asil O´ndan korkmaliyiz"

Kadinin bu sözleri üzerine adam korkarak tuttugu kötü yoldan vazgecer de kadinin yanindan ayrilir, evine döner.

Öldügü zaman bir tanidigi onu rüyasinda görür, "Allah sana nasil muamele etti" diye sorar.

Adam: "Allah´dan korkarak o günahi islemedigim icin O beni affetti" diye cevap verir.

HIKAYE

Zamanin birinde Israilogullarindan biri vardi, adam kendini ibadete vermisti. Colok cocuk sahibi idi. Günün birinde ailece ac kalirlar. Tamamen caresiz kaldigi icin yiyecek bir seyler bulup getirsin diye karisini disariya gönderir.

Kadin bir tüccarin evine varir, coluk - cocuguna yedirecek bir seyler ister. Tüccar, kadina "olur fakat önce bana kendini teslim et"diye teklif eder. Kadin hicbir cevap vermeden cikar, evine döner.

Yavrularini "annecigim acliktan ölecegiz, bize yiyecek bir sey ver" diye feryad eder durumda bulur.

Geri cikarak tekrar tüccarin yanina varir, yavrularinin acikli durumunu anlatir.

tüccar "istedigim olacakmi olacakmi?" diye sorar.

Kadin "evet" der.

Ikisi basbasa kalinca kadinin mafsallari (eklemleri) öylesine titremeye baslarki, azalari cikacak gibi olur.

Tüccar "ne oluyor sana?" diye sorar.

Kadin "Allah´dan korkuyorum" diye cevap verir.

Aldigi cevap üzerine kendine gelen adam:

"sen su sikisik durumuna ragmen bu günahdan dolayi Allah´dan korkuyorsun, oysa asil benim korkmam gerekir" diyerek yapacagi isten vazgecer. Istediklerini vererek kadini gönderir. Kadin kucagindaki yiyecekler ile yavrularina döner. Cocuklarin sevinci sonsuzdur.

Bu sirada ulu Allah´dan tüccar hakkinda Hz.Musa,ya (A.S) vahiy gelir.

Allah (C.C) :

"falan oglu filana bütün günahlarini affettigimi söyle" diye bildirir.

Bunun üzerine Hz.Musa (S.A) tüccari bulur, ona "mutlaka Allah (C.C) ile aranizda sir kalan bir hayir islemis olmalisin" der.

O zaman tüccar kendisine yoksul kadinla arasinda gecenleri anlatir.

Hz.Musa (A.S): "iste bu yüzden Allah, gecmis bütün günahlarini bagisladi" diyerek tüccara müjdeyi verir.

(Mecmu´ul Letaif)

Rivayete göre Peygamberimiz (S.A.V) demisti ki:

"Ulu Allah söyle buyurur:

Su iki korku ile iki gün ayni kulumda biraraya getiremem. Dünyada benden korkanin Ahiretini emin kilarim. Buna karsilik dünyada iken benim korkumu yüreginde tasimayanlari Kiyamet günü korkuya düsürürüm"


Ulu Allah (C.C) söyle buyuruyor:


"Insanlardan degil benden korkunuz"
(Maide suresi, 44)

Diger bir Ayette söyle buyurur:


"Eger mümimseniz, onlardan degil, benden korkunuz"

(Al-i Imran suresi, 175)


Hz.Ömer (R.A) Kur´andan dinledigi zaman yere baygin düserdi. bir gün eline bir saman kirintisi alarak söyle dedi:

"keske ben de bir saman kirintisi olsaydim, adi anilmaya deger bir sey olmasaydim. Keske anam beni dodurmamis olsaydi"

O cok aglardi, hüngür hüngür yas dökerdi. Bu yüzden yanaklarindan süzülen yaslarin biraktigi iki siyah iz her zaman yüzünde görülürdü.

Peygamberimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

"Sagilan süt memeye dönmedikce Allah korkusu ile aglayan kimde cehenneme girmez."

Rivayet edilir ki, Kiyamet günü bir kul Allah cikilacak ve günahlarinin agir bastigi görülerek cehenneme atilmasi emredilecektir. Bu sirada kirpiklerinden bir tel dile gelerek söyle diyecektir:

"Ey Rabb´im senin Resul´un Muhammed (S.A.V) kim Allah korkusu ile aglarsa Allah onun yas döken gözlerini cehenneme haram kilar" diye bildirdi. Ben senin korkundan aglamistim.

Bunun üzerine dünyada Allah korkusu ile aglayan bir kirpik teli sayesinde adam affedilecektir.

Cebrail (A.S): "falan oglu filan bir tek kirpik sayesinde kurtuldu" diyerek bu durumu ilan edecektir.
(REKAIK UL AHBAR)


Rivayet edilir ki, Kiyamet günü cehennem ortaya cikinca öylesine kükreyecek ki, bütün ümmetler dehsetinden dizüstü kapaklanacaklardir.

Nitekim yüce Allah (C.C) buyuruyor ki:


"...Ve sen her ümmeti dizüstü cökmüs (ne olacagini endise ile bekler) görürsün. Her ümmet amel defterini almaya cagirilir"

(Casiye Suresi, 28)

Insanlar cehenneme yaklastirildiklarinde onun öfke ve kükreyisini duyacaklar, bu besyüz yillik mesafeden duyulacaktir.
O zaman Peygamberler dahil herkez kendi dernine düserek "ben ne olacagim" diyecektir. Yanliz Peygamberlerin ulusu olan Hazreti Muhammed (S.A.V) müstesna, O "ümmetim ne olacak, ümmetim ne olacak" diyecektir.

O sirada cehennemden daglar gibi ates kütlesi cikacaktir. Peygamber´imizin (S.A.V) ümmeti "ey ates kütlesi! Namaz kilanlar, dogruluktan ayrilmayanlar, Allah´dan korkanlar ve oruc tutanlar hakki icin geri dönermisin" diye yalvararak atesi geldigi yere göndermeyi calisacaklar, fakat ates geri dönmeyecektir.

Bu sirada Cebrail´in (A.S) "ates kütlesi Muhammed´(S.A.V)in ümmeti üzerine yöneldi" diye seslendigi duyulacaktir. bunun üzerine Cebrail (A.S), bir bardak su getirerek Peygamber´imize (S.A.V) uzatacak ve "ey Allah´in Resulü! Bunu al, atesin üzerine at" diyecektir. Peygamber´imiz (S.A.V) Cebrail´den (A.S) aldigi bardagi atesin üzerine bosaltir bosaltmaz ates sönecektir.

Peygamber´imiz (S.A.V) "bu su nedir?" diye soracak ve Cebrail´den (A.S) su cevabi alacaktir:

"Bu senin ümmetinin, Allah korkusu ile aglayan günahlarlarinin gözyasidir. simdi atesin üzerine serpip onu Allah´in izni ile - söndüresin diye sana getirme emri aldim" *
(*BIDAYET`ÜL HIDAYE)


Peygamber´imiz (S.A.V) söyle dua ederdi:

" - Allah´im! Bana senin korkun ile aglayan iki göz bagisla"

Gözyasi dökmek konusunda su beyit ne kadar düsüncürüdür:

"Ey gözlerim, gunahima aglar misiniz?
Ömrüm elimden ucup gitti, gittide farkinda olmadim.


Peygamber´imiz (S.A.V) söyle buyurdugu bildiriliyor:

"Hic bir mümin düsünülülemez ki Allah korkusu ile gözünden sinek basi kadar yas ciksin ve elmacik kemigine kadar insinde o kula cehennem atesi degsin"

HIKAYE

Anlatildigina göre Muhammed Ibni Munzir (rahimehullahialeyh) agladigi zaman gözyaslari ile yüzünü, sakalini ovar "duyduguma göre gözyasi degen yere cehennem atesi degmez" derdi.
Mümin Allah'in gazabindan korkmali ve kendini nefsin azgin arzularina uymaktan sakindirmalidir.

Nitekim (Allah (C.C.) söyle buyuruyor:






"Nefsinin azgin arzularina uyan ve dünya hayatini (Ahirete) tercih edenlerin varacagi yer cehennemdir. Rabb'uiin makamindan ve nefsini azgin arzulardan alikoyanlarin varacagi yer ise cennettir"

(Naziat Suresi, 37-41)

Allah´in gazabindan kurtularak sevap ve rahmetine nail olmak isteyenler, dünyanin sikintilarina sabirla katlanmali, Allah´in buyruklarina uymakta israr etmeli ve günahlardan sakinmalidirlar.

Rivayete göre Peygamber´imiz (S.A.V) buyuruyor ki:

"Cennetlikler cennete girdikleri zaman melekler onlari türlü türlü hayir ve nimetlerler karsilarlar, onlar icin sedirler kurularak dösenir. Kendilerine cesit cesit yemek ve meyvalar ikram edilir. Bu nimetlere ragmen üzerlerinde bir durgunluk farkedilir, belirli bir bekleyis havasi icinde bulunduklari görülür. O zaman ulu Allah (C.C) "ey kullarim! Burasi durgun ve bekleyis icinde olunacak bir yer olmadigi haldeki sizdeki bu durgunluk ve bekleme hali nedir?" diye buyurur.

Cennetlikler: "bize yapilmis bir vaad vardi, simdi zamani geldi" diye cevap verirler.

Bu cevap üzerine Allah (C.C) meleklere:

"perdeleri yüzlerinden kaldirin" diye emir buyurur.

Melekler: "Ey Rabb´imiz! Bunlar seni nasil görebilirler, dünyada günah islemislerdi" derler. Meleklerin bu sözlerine karsilik ulu Allah emrine tekrar ederek söyle buyurur:

"Perdeleri kaldirin, onlar dünyada iken bana kavusmak arzusu ile zikretmisler, secde etmisler ve gözyasi dökmüslerdir"

Perdeler kaldirilir ve bakarlar, ansizin Allah katinda secdeye kapanirlar. O zaman Allah onlara "kaldirin basinizi zira burasi amel yeri degil, bagis ve mükafat yeridir" diye buyurur. Baslarini kaldirinca keyfiyet ölcüleri disinda onlara cemalini gösterir.

Arkasindan sevinclerini zirveye cikarmak üzere onlara söyle seslenir:

"ey kullarim, selam üzerinize olsun! Ben sizden hosnudum, sizde benden hosnud oldunuzmu?"

Cennetlikler söyle cevap verirler: "ey Rabb´imiz! Nasil hosnud olmayalimki, sen bize hic bir gözün görmedigi, hic bir kulagin isitmedigi ve hic bir insanin hayalinde canlandirmadigi nimetler verdin"
(*ZEHR-UR RIYAZ)

Bu konuda ulu Allah (C.C.) söyle buyurur:


"Allah onlardan hosnud oldu, onlar da Allah´dan hosnud oldu."

(Kur´an-i Kerim - Beyyine Suresi, 8)



"Rahim olan Rabb´den selam vardir (onlara)"

(Kur´an-i Kerim - Yasin Suresi, 58)


(Kalplerin keşfi-İmam Gazali)
 
"vakti,nakti,ömrü azizi ziyan etmeyin"

Çevrimdışı turab

  • yazar
  • ****
  • İleti: 608
  • Kefâ bil-mevt vaizan
Ynt: Allah (C.C.) Korkusuyla Ağlamak [31 Mart 2008]
« Yanıtla #6 : 31 Mart 2008, 12:37:50 »
Gözyaşı, ihlâs ve samimiyet sahibi bağrı yanık, ciğeri dağlanan insanlar için bir boşalma ameliyesidir. O, dünyâda gönülde dayanılmaz hale gelen aşk ateşinin ızdırabını bir nebze dindirirken, ahirette Cehennem'in alevlerini söndürecek tek iksir olacaktır. Onun içindir ki Allah Rasûlü (sav), bu mevzûda şöyle buyurur: "Mahşerde, Cehennem kıvılcımlarının insanları kovaladığı hengâmda, Cebrail Aleyhisselâm elinde bir bardak suyla görünür. Ona, "Bu ne?" diye sorarım ve bana şöyle cevap verir: "Bu, mü'min kulların Allah korkusuyla ağlayıp gözlerinden döktükleri göz yaşlarıdır ve şu korkunç kıvılcımları söndürecek tek şeydir."

Yine bir başka hadîslerinde Efendimiz (sav), Allah korkusuyla göz yaşı dökmeyi, cephede düşmanı kollayıp, içimize sızmasına engel olan mücahidin nöbetine denk tutar. "İki göz Cehennem'i görmez" buyurur ve devam eder: "Biri, Allah korkusundan ağlayan göz, diğeri de, memleketin içine düşebileceği tehlikeler karşısında yüreği atan ve nereden, hangi gedikten düşman içimize sızacak, hangi plânda bizi tahrip edip çürütecek diye nöbet bekleyen göz." Dışarda dışı, içerde içi gözetleyen gözler. Evet, iç fetihle dış fetih birbirine müsavîdir.

Kur'ân-ı Kerim de, yer yer bu işi tebcil ve takdir ederek,: "Onlar, Allah'ın âyetlerini duydukları zaman çeneleri üstü yere kapanırlar"(İsrâ, 17/107) buyurur. Bir başka yerde ise, "Az gülsünler, çok ağlasınlar" (Tevbe, 9/82) ihtarında bulunur. Bu, bir nevi, "Düşünün ve bir sürü kazandığınız şeyler karşısında yürekleriniz hoplasın.! Ölüm ve sonrasında başınıza gelecekleri ve hesap yerindeki durumunuzu tefekkür edin de, az gülün çok ağlayın" demektir. Bu yönü ile göz yaşı, Cennet kevserlerine müsavî tutulur.. ve Efendimiz, "Ürpermeyen kalbden, yaşarmayan gözden sana sığınırım Allah'ım" diye yalvarır. Kalbleri kaskatı olmuş, duyguları örümcek bağlamışlarda göz yaşı görülmez.

a) İçten kaynamadan, sun'î zorlamalarla ağlamamalıdır:

Mes'elenin bir diğer yönü daha var. Aleyhissalâtu ves'selâm Efendimiz, "Her istediği zaman ağlayan bir insan riyakârdır" buyururlar. İçten kaynamadan, hiç bir iç zorlama olmadan, kalb sıkışmadan durup dururken ya da sun'î zorlamalarla göz yaşı akıtmaya çalışan insandan da endişe edilir. Zira ağlamak, kalb heyecanı ve duyguların baskısı altında bulunma neticesinde bir boşalmadır. Bazan olur ki, kalb fevkâlâde sadakat içindedir; din'in emirlerini yerine getirme, dince yasaklardan kaçınma mevzuunda kararlı ve dimdiktir.. dönüş nedir bilmez, fakat gözünden de damla yaş gelmez. Ama, onun sözünü ettiğimiz şekildeki sadakatı çok mühimdir. O, adeta bir girdap, bir fevvare gibidir.. ve o kat'iyyen boş değildir.. Bunların her ikisi de makbuldür; şu kadar ki, sâdık, âşıktan ileridir. Yanlış anlaşılmasın; bu, hiç bir zaman sâdıkın gözünden yaş gelmez demek değildir. Hz. Ebu Bekir de, Hz. Ömer de sâdıktılar; bir kalbi kırığın yanına oturduklarında, bir çocuk gibi hıçkıra hıçkıra ağlarlardı. Namazda iken hıçkırıklarının arka saflardan duyulduğu herkesin malûmudur. Bu itibarla, nasıl içte haşyet ve ürperti duyulmayıp gözden yaş gelmemesi, her zaman kalbin kasvet bağladığına hamledilemezse, aynı şekilde, bazen de göz yaşlarının ceyhun olması, mutlaka kalbin haşyet, rikkat ve saygısına verilemez. Evet, bazen insan kendini kontrol edemez, hislerine mağlûp olur ve ağlar; eğer bu insanın iç murakabesi ve sadakatı yoksa, bu onun için tehlikelidir. Ağlama, insanın önünü alamayacağı şekilde iç tazyiklerle bir boşalma şeklinde ve meşru çizgide olursa makbuldür, matlubdur, Hakk indindeki değeriyle de dünyalara bedeldir.

İmam Gâzâlî İhya'sında der ki: "Ağlayan da pişman, ağlamayan da." İnsan ağlamıyorsa, bir gün pişman olacaktır; çünkü kendisini ağlatacak çok badireler var önünde. Öte yandan, pek çok ağlayanlar da vardır ki, günahlarına değil, başka şeylere ağlarlar; belli hislerin tesirinde dökerler gözyaşlarını. Demek oluyor ki, gözyaşının da meşrû istikamette olanı makbuldür.

Sâdık olmayan ve meşrû gözyaşları da bulunmayan kalbi kasvet bağlamış ve içinde günahlara karşı ürperti kalmamış bir insan, şeytana boy hedefi olmuş, vurup avlanmasına müsait hale gelmiş demektir. Çünkü böyle bir insan, günahlardan irkilmez, dolayısiyle de bir daha o günaha girmemek üzere vicdanında onun ağırlık ve ızdırabını taşımaz. Katı kalbli insana ne terğib (teşvik), ne de terhib (korkutma) tesir eder.. her yerde rahatlıkla gezer, günah tehlikelerinden hiç korkmaz ve gafleti kendisine daima -mayınlı tarlalarda da bulunsa- emniyette olduğunu fısıldar.

b) Teheccüd: Karanlık gecelerin aydınlatıcı feneridir:

Gecelerini teheccüd feneriyle gündüz gibi aydınlatmış olanlar, berzah hayatlarını da aydınlatmış sayılırlar. Teheccüd, berzah karanlığına karşı bir zırh, bir silah, bir meş'ale ve kişiyi berzah azabından koruyan bir emniyet yamacıdır. Her namaz, insanın öbür âlemdeki hayatına ait bir parçayı aydınlatmayı tekeffül etmiştir; teheccüd ise, ötelerin zâdı, zahiresi, azığı ve aydınlatıcısıdır. Kur'ân'da birkaç yerde teheccüde işaret edilmiştir. (İsrâ, 17/79;Secde, 32/16; İnsan, 76/26) İki rek'at kılınabileceği gibi, sekiz rek'at da kılınabilir. Buhari ve Müslim'in rivayetine göre, İbn Ömer, rüyâsında iki dehşetli kimsenin gelip, kollarından tutarak kendisini derin, alevli bir kuyunun başına getirdiklerini ve atacaklar diye korkunca da: "Korkma, senin için endişe yok" dediklerini Efendimiz'e anlatır. Allah Resûlü, "İbn Ömer ne güzel insandır; keşke, teheccüd namazını da kılsa" şeklinde tabir ve tevcihde bulunurlar.. Allah, böylece rüyâsında İbn-i Ömer'e Cehennem'e ait bir berzah levhasını göstermiş ve bir eksiğini hatırlatıp, Efendimiz'in tavsiyeleriyle o eksiğin kapatılmasını sağlamıştır.

Ülfetin dağılmasında, kalblerin yumuşamasında ve şeytanların, günahların tesirlerinden korunmada, Allah korkusu, Allah haşyeti ve muhabbetinden gecenin zülüfleri üzerine bırakılan bir kaç damla gözyaşı ve herkesin uyuduğu saatlerde uyumayan gözlerle eda edilen zikirler, tesbihler, kılınan namazlar ve mütalâa edilen derslerin kalblere ne kazandırdığı, ancak tatbikatla ve tadıp bilmekle anlaşılır. Geceleri aydın olan insanların, gündüzleri hiç aydın olmaz mı?
Allahım!Ahirete mani olan dünyadan,ölümün iyiliğine engel olan hayattan ve amelin hayrına mani olan emelden sana sığınırım

Çevrimdışı Nakkaş

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 250
Ynt: Allah (C.C.) Korkusuyla Ağlamak [31 Mart 2008]
« Yanıtla #7 : 31 Mart 2008, 13:04:37 »
Ebû Hüreyre radıyAllahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah korkusuyla gözyaşı döken kişi, sağılmış süt memeye dönmedikce cehenneme girmez. Cihad tozu ile cehennem dumanı asla bir araya gelmez.”

Tirmizî, Fezâilu’l–cihâd 8; Zühd 9. Ayrıca bk. Nesâî, Cihâd 8; İbni Mâce, Cihâd 9.

***

Ebû Hüreyre radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teâlâ, yedi sınıf insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır:

Âdil devlet başkanı,
Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç,
Kalbi mescidlere sevgi ile bağlı müslüman,
Birbirlerini Allah için sevip birliktelikleri ve ayrılıkları Allah için olan iki insan,
Güzel ve mevki sahibi bir kadının gayr–i meşru davetine “Ben Allah’tan korkarım” diye yaklaşmayan yiğit,
Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,
Tenhâda Allah’ı anıp göz yaşı döken kişi.”

Buhârî, Ezân 36, Zekât 16, Rikak 24, Hudûd 19; Müslim, Zekât 91. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53; Nesâî, Kudât 2.

***

Ebû Ümâme Suday İbni Aclân el–Bâhilî radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah katında hiçbir şey, iki damla ve iki izden daha sevimli değildir: Allah korkusuyla akıtılan gözyaşı damlası ve Allah yolunda dökülen kan damlası. İki iz ise, Allah yolunda çarpışırken alınan yara izi ve Allah’ın emrettiği farzlardan birini yerine getirmekten kalan kulluk izidir.”

Tirmizî, Fezâilü’l–cihâd 26.

Çevrimdışı mustantık

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 224
Ynt: Allah (C.C.) Korkusuyla Ağlamak [31 Mart 2008]
« Yanıtla #8 : 31 Mart 2008, 21:59:51 »
Ebu Zer(ra) anlatır:" Rasulullah(sav)'e :" Ya Rasulellah bana tavsiyede bulun" dedim. Şöyle buyurdu:" Allah'tan sakın, zira bu tamamen işin başıdır. " Ben:" Ya Rasulellah bana biraz daha tavsiye ver" dedim. O da:" Kur'an okumaya bak. Çünkü bu sana dünyada nur, semada ise azıkolarak biriktirilmiş sermayedir. " (İbn-i Hibban).
Sana gerekli olmayan şey hakkında konuşma. İster akıllı, ister akılsız hiç kimseyle münakaşa etme. Ve kardeşini, anılmandan hoşlandığın şeyle an.
(Abdulah ibn-i Mes’ud)

Çevrimdışı maslak

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 454
Ynt: Allah (C.C.) Korkusuyla Ağlamak [31 Mart 2008]
« Yanıtla #9 : 01 Nisan 2008, 18:20:48 »
Allah c.c razı ola

Çevrimdışı Asfa

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1318
  • Yoℓα giя£η ∂aяa ∂üşмez...
Ynt: Allah (C.C.) Korkusuyla Ağlamak [31 Mart 2008]
« Yanıtla #10 : 02 Nisan 2008, 19:32:45 »
Cümlemizden kardeşim
İlimsiz ibadetin tadı olmaz!...

Çevrimdışı ay-yüzlüm

  • yazar
  • ****
  • İleti: 641
Ynt: Allah (C.C.) Korkusuyla Ağlamak [31 Mart 2008]
« Yanıtla #11 : 04 Nisan 2008, 15:27:05 »
Gonlunde hararet olanin gozunde yas olur
 
Gozyaslari, kalb inceliginin, muhabbet ve merhametin ifadesidir; gonuldeki huzun, nes'e, hasret, hicran, merhamet ve sefkat gibi duygularin billûr taneler seklinde disa vurmasidir.
 
Insan genellikle sevinc, keder, emel, umit, ayrilik ve vuslat misillu sebep ve sâiklerle aglar; fakat, kalb ufkunda Allah'a dost olanlari, butun bunlardan daha cok "mehâfetullah" ve "muhabbetullah" aglatir.
 
Diger aglamalar cibillîdir; insanin tabiatindan kaynaklanir. Iman, mârifet, muhabbet, ask ve sevkin tetikledigi aglamalar ise, Hakk'i bilmeye, her seyde O'na dair alâmetler gormeye ve surekli O'nun huzurunda bulundugunun farkinda olmaya baglidir. Nezd-i ilahîde her aglamanin kiymeti âh u efgân edenin duygu ve dusunce ufkuna gore degerlendirilir.
Bu acidan, musibet ve belâlar karsisinda rizasizlik ve kadere itiraz manasina gelen aglamalar haram; yarinlar endisesiyle kivranip inlemek bir ruhî maraz; dunya hesabina fevt edilen seyler karsisinda sizlanip durmak da bos bir telastir ve butun bu sâiklerle dokulen yaslar gozyaslari adina israftir.
 
Allah icin aglama ise, Mevlâ-yi Muteâl'e muhabbetin, ask u istiyakin iniltiler seklinde disa aksetmesinden ibarettir. Gonlunde hararet olanin gozunde de yas olur;
aksine, gozleri suyu cekilmis cesmeler gibi kupkuru kimselerin -cogunlukla- iclerinde hayat yoktur. Allah'i bilen O'na karsi alâka duyar; bu alâka ruhta derinlestikce sevgiye donusur ve zamanla bu sevgi de onu alinamaz bir ask u istiyaka inkilâp eder. Gonlu muhabbetle dolan bir insan, her zaman O'nu gosteren iz ve emareler arar, kâinat kitabinin sayfalarini O'ndan gelen mektuplar olarak algilar, esya ve hâdiseleri O'nun mesajlari gibi okur, anlar ve O'nun beyani karsisinda rikkate gelir, tarifi imkansiz hislerle aglar.
 
Kur'ân-i Kerim, ruhun selâmeti adina, ahiret yurdu hesabina, Hak mehâfeti ve mehâbeti ya da gunahlarin kahrediciligi karsisinda aglayan insanlari takdirle yâd eder ve her zaman onlarin ornek alinmasini saliklar.
Mesela; degisik nebileri ozel hususiyet ve fâikiyetleriyle bir bir tebcil ve takdir ettikten sonra, "Bunlarin hemen hepsi, kendilerine Rahmân'in âyetleri okununca hickiriklarla secdeye kapanirlar." (Meryem, 19/58) diyerek konuyu âh u efgân etme fasl-i musterekiyle noktalar.

 Allah yolunda dokulen gozyaslarini O'na arz edilmis bir munacât armagani gibi degerlendirir. Aglamanin rabbânîlere mahsus bir hal oldugunu hatirlatmanin yani sira, hayati oyun ve eglence sanip omurlerini gulup oynamakla gecirenleri de ikaz eder; "Gayri onlar kazandiklari onca negatif seyden oturu az gulsun ve cok aglasinlar." (Tevbe, 9/82) der.
 
Cehennem alevlerini sondurecek yegâne iksir
 
Kur'ân'in mubarek Mubelligi Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem), tipki seytanin hilelerinden Allah'a sigindigi gibi, kalb katiligindan ve goz kurulugundan da Cenâb-i Hakk'a ilticada bulunmus; "Urpermeyen kalbden, yasarmayan gozden Sana siginirim Allah'im!" yakarisini sik sik tekrar etmistir.
 
Rasûl-u Ekrem (aleyhi ekmeluttehâyâ) "Mujdeler olsun nefsine hakim olana!.. Mujdeler olsun (misafir kabul etme hususunda) evini genis ve musait tutana!.. Mujdeler olsun hatalari karsisinda gozyasi dokene!.." diyerek ummetine âdeta uc basamakli bir mirac yolu gostermistir.

Hasyetle dokulen gozyaslarinin ilâhî azaba karsi bir sutre olabilecegine dikkat cekmistir: "Iki goz vardir ki, Cehennem atesi onlara dokun(a)maz: Birisi Cenâb-i Allah'a duydugu saygi ve hasyetten dolayi hep aglayan Hak erinin, digeri de Allah yolunda nobet tutan yigidin gozleridir."

Allah karsisinda hasyetle dolup gozyasi dokme konusunda cok onemli bir husus, kalbin tertemiz heyecanlarini ve saf hislerini, riya ve sum'a ile kirletmeden ifade edebilmektir. Gostermek ve duyurmak kastiyla aglamak berrak gozyaslarini sirk kirleriyle bulandirmak demektir. Riya ve sum'adan korunmak icin ozellikle nafile ibadetlerde ve Cenâb-i Hakk'a ic dokme anlarinda tenha yerlerin secilmesi her bakimdan daha selâmetlidir.

Nitekim, hadis-i serifte, Ars-i ilahînin golgesinden baska siginak olmayan kiyamet gununde, zill-i ilahî altinda himaye buyurulacak yedi grup insan anlatilirken, onlardan birinin de yapayalnizken Allah'i anip da gozleri yaslarla dolan husyar insan oldugu haber verilmektedir.

 Oyle ki, Allah hasyetiyle aglayan insan, diger nebevî beyanlarda cephede nobet bekleyen askere denk tutulurken, bu hadiste de, adaletin temsilcisi olan idareci, omrunu ibadet nesvesi icinde geciren genc ve mescidlere dilbeste olan âbid gibi Hak dostlariyla ayni cizgide zikredilmektedir.
 Fakat, onun gozyaslarini baskalarindan kiskanircasina tenha bir yer aradigina da vurguda bulunulmaktadir. Zira, aglamanin aktorlugunu yapmak cok tehlikelidir; riya ve sum'a niyetiyle aglamak kalbi oldurucu ve insani helak edici bir hastaliktir.
 
Bundan dolayidir ki, Imam Gazalî Hazretleri "Aglayan da kaybedebilir, aglamayan da!.." demistir.
 Insan aglamiyorsa, o bir gun mutlaka pisman olacaktir; cunku, onun onunde kendisini aglatacak cok badireler vardir ve o badirelerin bazilari ancak burada dokulen gozyaslariyla asilabilecek mahiyettedir. Fakat, pek cok aglayanlar da vardir ki, gunahlarindan ya da ask u istiyaktan dolayi degil de, baska seyler sebebiyle, belli dunyevî hislerin tesirinde gozyasi dokerler. Daha da kotusu, hassas, duygulu, muttaki ve Allah sevgisiyle dolu bir insan gibi gorunme ve bilinme maksadiyla aglarlar.
 Boyle bir aglama, dinimizce, en azindan hic gozyasi dokmeme kadar tehlikeli sayilmis ve gizli sirk kabul edilmistir. Demek ki, gozyasinin da mesru istikamette olani makbuldur.
 
Mu'min, hususiyle de toplum icinde kalbinin heyecanlarina hâkim olmaya calismali; iradesinin hakkini verip gozyaslarini icine akitmali; buna guc yetiremiyorsa, ancak iste o zaman gozyasi bendinin onunu acmalidir.
 
OZETLE
 
1- Gonlu muhabbetle dolan bir insan, her zaman O'nu gosteren iz ve emareler arar, esya ve hâdiseleri O'nun mesajlari gibi okur, anlar ve O'nun beyani karsisinda rikkate gelir, tarifi imkansiz hislerle aglar.
 
2- Efendimiz, kalb katiligindan ve goz kurulugundan Cenâb-i Hakk'a ilticada bulunmus; "Urpermeyen kalbden, yasarmayan gozden Sana siginirim Allah'im!" yakarisini sik sik tekrar etmistir.
 
3- Mu'min, hususiyle de toplum icinde kalbinin heyecanlarina hâkim olmaya calismali; gozyaslarini icine akitmali; buna guc yetiremiyorsa, ancak o zaman gozyasi bendinin onunu acmalidir.


zaman.com.tr/haber
Yürü dünya yürü bu yol dergaha gider.
Bu yol gama,kedere,acıya,aha gider.
Çıkablirsen eyer bu yokuşu zirveye,
Hüzünlenme o zaman sonu felaha gider.

Çevrimdışı güli rana

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 3
Ynt: Allah (C.C.) Korkusuyla Ağlamak [31 Mart 2008]
« Yanıtla #12 : 04 Nisan 2008, 16:16:58 »
hazreti Allah kulunun birini hesaba çekiyor ve azalarda o kul hakkında şahitlik yapıyorlar sonunda tam ceheneme gönderilirken kirpikleri izin alıyor ve Allahım bu sen benim için gözyaşı döken kulumu cehennemde yakman buyuruyorsun bu kulun beni gözyaşlarına boğdu diyor ve hz.Allah kulunu affediyor

Çevrimdışı güli rana

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 3
Ynt: Allah (C.C.) Korkusuyla Ağlamak [31 Mart 2008]
« Yanıtla #13 : 04 Nisan 2008, 16:18:45 »
Allah razi olsun kardeşlerim çok güzel herşey....

Çevrimdışı onrat33

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 8
Ynt: Allah (C.C.) Korkusuyla Ağlamak [31 Mart 2008]
« Yanıtla #14 : 04 Nisan 2008, 20:22:24 »
7242 - Abdullah İbnu'z-Zübeyr radıyAllahu anhüma'nın anlattığına göre, "Kendilerinin müslümanlığı kabul etmeleri ile, Allah'ın onları azarladığına dair (şu) ayetin inmesi arasında dört yıldan fazla zaman olmamıştır."

"Onlar, daha önce kendilerıne kitap verilen ve zaman geçtikçe kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Çünkü onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdi" (Hadid 16).

7243 - Hz. Ebu Hureyre radıyAllahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Çok gülmeyin, çünkü çok gülmek kalbi öldürür."

7244 - Berâ radıyAllahu anh anlatıyor: "Biz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la birlikte bir cenazede beraberdik. Aleyhissalâtu vesselâm kabrin kenarına oturup ağladılar, öyle ki (göz yaşlarıyla) toprak ıslandı. Sonra da: "Ey kardeşlerim İşte (başımıza gelecek) bu aynı (ölüm hadisesi) için iyi hazırlanın" buyurdular."

7245 - Abdullah İbnu Mes'ud radıyAllahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: "Sinek başı kadar bile olsa, gözünden Allah korkusuyla yaş çıkan ve bu yaşı yanak yumrusuna değecek kadar akan hiçbir mü'min kul yoktur ki, Allah onu (ebedi) ateşe haram etmesin!"

7246 - Hz. Muaviye İbnu Ebi Süfyan radıyAllahu anhüma anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Ameller kap(ta bulunan madde) gibidir. En aşağısı (yani dipteki kısım) güzelse en yukarısı (yani üst kısmı) da güzel olur; en aşağısı bozulursa en üstü de bozulur."

7247 - Hz. Ebu Hureyre radıyAllahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Eğer kişi namazını herkesin gözü önünde kılınca (edebine uygun kılar) güzel yapar, tek başına kimsenin görmediği durumda kılınca da (edebine uygun kılar) güzel yaparsa, Allah Teâla hazretleri (onun ibadetinden memnun kalır ve:) "Bu (kulluğunu riyasız yapan) gerçek bir kulumdur" der."

7248 - Hz. Ebu Hureyre radıyAllahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "(Ey mü'minler! Amel ve ibadetlerinizi) itidal üzere yapın, ifrattan kaçının. Zira sizden hiç kimseyi (ateşten) ameli kurtaracak değildir."

Sahabiler: "Seni de mi amelin kurtarmaz, ey Allah'ın Resülü!" dediler. Aleyhissalatu vesselâm: "Beni de, buyurdular. Eğer Allah kendi katından bir rahmet ve fazl ile benim günahlarımı bağışlamazsa beni de amelim kurtarmaz!" buyurdular."
alıntı