Gönderen Konu: Anlamaya Ne Kadar Talipsiniz ? Aktif Okuma  (Okunma sayısı 3258 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Anlamaya Ne Kadar Talipsiniz ? Aktif Okuma
« : 21 Şubat 2013, 12:01:38 »

Anlamaya Ne Kadar Talipsiniz? Aktif Okuma


Aktif okuma, talepkâr ve gereksizlerin ayıklandığı bir okuma türü; pasif okuma ise hiç çaba harcamadan ne veriliyorsa hemen kabul edilen okuma türüdür. Bu yazımızda okurun talepkârlığı nispetinde, okurluk düzeyini daha ileriye nasıl taşırız, sorusuna cevap bulmaya çalışacağız.
Okuma sırasında aktiflik arttıkça, okuma kalitesi artar. Okunan şey ne olursa olsun okuma işi bir yorumlama faaliyeti olduğundan, kesinlikle etkin olmalıdır. Pasif bir okuma, okuma olarak anlamlandırılamaz. Gözleri hareket ettirmeksizin ve uyuklar haldeki bir zihin okuma yapamaz.

Kitap okumak ya da bir dergiyi takip etmek, medya araçları karşısında eski gücünü kaybetti, türünden bir değerlendirme yapılıyor. Bu doğru değil. Her ne kadar teknoloji gelişip kitaplar e-kitap, dergiler e-dergi olarak şekil değiştirse bile, onlar yine kitap, yine bir dergi olarak okunmaktadır. Ayrıca okumak, artık sadece metin okumak olarak anlaşılmamalıdır.

Bir afişi, reklamı, belgeseli izlemek de okumak olarak anlaşılmalıdır. Çünkü okumak, yorumlamak ve anlamlandırmaktır. Yorumlanabilen, anlamlandırılabilen her türlü şey, okumak olarak değerlendirilmelidir. Bu yüzden aktif okumanın nasıl olacağı sorusuna geçmeden önce, okuma nedir ne değildir, meselesini ele almak gerekir.

Okuma nedir ne değildir?

Pek çok insan, okur ve dinleyicinin yazar ve konuşucudan daha az çaba sarf ederek netice alabileceğini düşünebilir. Ancak bu kesinlikle doğru bir düşünce değildir. Her ne kadar yazmak ve konuşmak aktif bir iş, okumak ve dinlemek daha pasif bir süreç gibi gözükse de gönderici, alıcı ve gönderilen veri üzerinden iyice düşünüldüğünde, bunun doğru olmadığı rahatlıkla anlaşılabilir. Okuma ve dinleme, aktif bir “gönderici” konumundaki birinden, “alıcının”, bir iletişim süreci sonunda “gönderilenleri” yorumlaması, değerlendirmesi ve almasıyla son bulur. Burada yapılan hata alıcının, aktif bir gönderici karşısındaki durumunun yanlış değerlendirilmesidir. Aslında alıcı mahkeme kararını alan biri gibi değil, fırlatılan bir nesneyi yakalayan kişi gibi değerlendirilmelidir.

Şunu belirtmek gerekir ki, nesneyi atan kişi ve onu tutacak olan alıcının başarılı olabilmesi, işbirliği yaptıkları müddetçe mümkündür. Okur ile yazarın ilişkisi de buna benzer. Yazar aslında yakalanamaz olmaya çalışmıyordur. Her ne kadar zaman zaman öyle görünenler olsa bile. Ancak biz okurun metni yorumlaması, tenkit etmesi ve tenkit süzgecinden geçenleri almasını ele aldığımız için, bu mevzuu burada noktalıyoruz.

Aktif bir okumanın püf noktaları

İyi bir okur adayısınız ve sizin bir zihniniz var. Şimdi sizin okuyacağınız bir metinle ilişkinizi düşünelim. Bu metin, size bazı fikirleri ulaştırmak isteyen biri tarafından hazırlanmış bir çalışmayı barındırıyor. Sizin buradaki başarınız talip olma dereceniz ve verilenleri tenkit süzgecinizden geçirerek almanız oranında artacaktır.

Satırlar veya sayfalar ilerledikçe yazarın söylemek istediklerini ya mükemmel bir şekilde anlamakta veya anlayamamaktasınız. Eğer anlayamıyorsamz o zaman, okuduğunuz mesele üzerinde biraz daha bilgi edinmeniz gerekir. Eğer okuduğunuz metni rahatlıkla anlayabiliyorsanız, o zaman verilenler sizin eğitim ve kültür seviyenize uygun demektir. Önce okuduğunuz metni anlamadığınız durumları ele alalım. Zor bir metni her insan okur; ancak gerçek manada anlayabilmek o kadar kolay değildir. Okuduğu metni anlayamayan kişi, metni anlayabilecek birinden yardım ister. Bu, yaşayan bir âlim olabileceği gibi, açıklayıcı ikinci bir eser de olabilir.

Okuduğu metni rahat anlayabilen kişiyse, aktif okuma tekniklerini kullanarak, anlama seviyesini yükseltebilir. Aktif okuma teknikleri hem anlama seviyesini yükseltmek, hem de metin içerisindeki zararlıları ayıklamak için kullanılabilir.

Hangi maksatla okuyorsunuz?

Aktif okuma tekniğinde, okunan metnin hangi maksatla okunduğuna cevap bularak yola başlanır. Bilgi için mi okumak, yoksa anlayış kazanmak için mi okumak? Neyin okunabilir, neyin okunması gerekli olduğunun bilinmediği karışık bir dönemde bulunuyoruz. Eğer öyle olmasaydı okutulan ve izletilenler hep güzel şeyler olur ve zihinler hep berrak kalırdı. Bu karışık durumda okunan, izlenen metinleri gruplara ayırarak işe başlamak gerekiyor. Öncelikle okunan metin ya da izlenilen görsel malzeme, bilgi mi veriyor yoksa anlayış mı kazandırmaya çalışıyor. Eğer metin bilgi veriyorsa kafa yorulmadan, herhangi bir şaşkınlık ve karışıklık yaşanmadan anlaşılabilir. Türkiye’de çoğu neşriyat, gazete, kitap, görsel malzemeler bu sınıfa girer.

Eğer metin anlayış kazandırmaya çalışıyorsa, ikinci defa okunma durumu ortaya çıkabilir. Anlayış kazandırmaya çalışan metin, okurun seviyesinden yüksek olabilir. Böyle metinler ancak daha önce öğrenilen bilgiler kullanılarak anlaşılabilir. Aktif okuma tekniğini kullanırken, bilgi veren metinle anlayış kazandırmaya çalışan metinler birbirinden ayırt edildikten sonra yola, şu soruları sorarak devam etmek gerekir.

Satış mı ikna mı?

Bir reklam metni gibi anlayış kazandırmaya çalışan metinlerde de satış ve ikna durumları vardır. Bilgiyi satış ya da bir fikre ikna da, metin içerisinde karşımıza çıkan çarpıcı cümleler, önceki tecrübelerin bağlantılarının verildiği etkileyici misaller ve duygulara hitap eden tasvirler ve fotoğraflar kullanılır.

İkna ve satış tekniklerini metin içerisinde bulmak kolay değildir. Çünkü bazen satışı doğrudan “Bu kitaptaki ilkeleri altı ay uygulayın, sağlığınız yüzde 50 oranında düzelmezse paranızı iade edeceğiz.” gibi cümlelerle karşınıza çıkabilir. Ama bazen “Kitabı okurken her satırında büyülü sırlar buluyormuşum gibi hissettim.” türünden bir cümleyle karşılaşabilirsiniz. Bu durumda kitabı alınacaklar listesine yazdığınızı bile fark etmeyebilirsiniz. Aktif okur ikna ve satış cümlelerini yakalamak istiyorsa aldıklarını tek tek kontrol etmesi gerekir. Bu tür metinler genelde kısa olduğu için, anlaşılması daha kolaydır. Ancak nispeten zor olan şeyse, kurgunun genelini yakalamaktır. Çünkü uzun bir metne yayılan kurgunun, tamamı çözülmeden anlaşılması zordur.

Yazar binayı nasıl inşa etmiş?

Metnin temelini oluşturan kurgu, okuru anlam yönünden gütme işlevini görür. Şayet kurgunun tamamının üzerine çıkarak yapılan sorgulamalar olmazsa aktif okur için büyük bir eksiklik olur. Bunu da kolaylaştırmak için metnin iki alanı olduğunu bilmek gerekir.

Biri ön alan, diğeri ise art alan. Yazar, yeni fikirlerini inşa ettiği ön alana, yani sonuç bölümüne kadar, okurun zihnindeki eski bilgileri kullanır. Süreç içerisinde okuru bir yere kadar çeker. Yazarın seçerek getirdiği metinlerle, okurun gözünde bir art alan oluşturulur.

Art alan üzerine kurulan yeni fikirler ise okurun zihninde yeni çizgiler manasına gelir.

Her okur, içinde bulunduğu toplumsal kültürel ortamın niteliğine göre yeni çizgileri anlamlandırır. Aktif okur, genelde anlayış kazandırmaya çalışan metinlerde karşısına çıkacak bu duruma karşı kurgunun tamamını sorgulayarak işe başlamalıdır. Arkasından zihnine gelen yeni çizgilerden kendince doğru olanları bırakır, yanlış yönlendirmeleri ise daha önceki doğrularını kullanarak siler.

Yazarın seçtiği materyaller onun fikirlerini birbirine bağlamak için kullandığı araçlar olduğu için okur araçlara fazla takılmadığı müddetçe bu durumla baş edebilir. Aksi takdirde araçlar fikirlere, fikirlerse yeni çizgilerle anlayış olarak kendisine geçer. Burada yeni bir soru ortaya çıkıyor. Yazarın kullandığı materyaller metin içerisinde nasıl yer alır? Bu soru metin analizinin cevabını oluşturur.

En kolay metin analizi nasıl yapılır?

Her metin, okurun hayatını, okurun hayatı da metnin anlaşılırlığını etkiler. Bunu anlayabilmek için okunan metnin iki yönünün olduğunu bilmek gerekir. Metin içi yönü, metin dışı yönü. Yazının türü, üslubu, yazıda kullanılan kelimeler ve diğer anlatım teknikleri yazının metin içi yönünü oluşturur. Metin dışı yönünde ise, eserin içinde oluşturulan şeylerin tarihi süreci, şimdi ve geçmiş hal ile bağlantıları ve okurun hayat
birikimleri ile orantılı olarak yapılan yeni yorumlar vardır.

Bütün metinlerde bu iki yön sürekli etkileşim halindedir. Yazar, metin dışı unsurları materyal olarak ele alıp, anlatım tekniklerine, sanat ve üslup katarak okura sunar.

Aktif okur, metni analiz ettikten sora materyallerle, anlatım tekniği olan sanat ve üslup malzemelerini birbirinden ayırır. Arkasından materyallerin getirildiği yerlere bakar. Kendi bilgileriyle kurulan bağlantıların doğruluğunu sorgular. Netice olarak karar verme sürecinde bunları tek tek kullanır.

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Yazar ve okurlar birbirinden farklıdır. Aynı mevzuu yazan iki yazardan, birbirine çok da benzemeyen iki metin çıkabilir. Aynı metni okuyan iki kişi, o metinden birbirinden çok farklı manalar çıkartabilirler. Ancak bazı yazarlar vardır ki mükemmel bir kontrole sahiptirler. Neyi vermek istediklerini çok iyi bilirler. Ve bu vermek istediklerini eksiksiz ve doğru bir şekilde yerine ulaştırırlar. Aktif okur, pratikler yaptıkça ve kendine göre yeni yollar buldukça bu tür yazarları da yakalayabilir. Önemli olan aktif okurluğu kabul etmek ve metni anlamak için gösterilen çabayı arttırmaktır.

Aktif okurun 3 özelliği

1- Okumaya, analiz ve tenkit ederek metni  gerçek manada anlamaya çalışan kişi aktif okur olarak kabul edilebilir.

2- Aktif okur, okuyacağı metinden elde edeceklerini düşünerek okumaya başlar. İşine yaramayacak metinlerden uzak durur. Daima faydalanacağı kitaplara öncelik verir. Bunun için güvendiği okurların tavsiyelerini alır, kendisi de okuduğu kitabı tenkit ve tavsiye eder.

3- Aktif okur, okuduğu metni her yönüyle analiz edebilecek kabiliyete sahiptir. Eğer, okunan metin okurun bilgi ve kültür seviyesinde değilse, bu durumda tekrar başa döner. Kendine uygun bir metinle yeniden okumaya başlar, bilgi ve kültür seviyesini yükseltir, yeni hedefler yeni kitaplarla yoluna devam eder.


Ömer Demir | 01 Şubat 2013 | İnsan ve Hayat Dergisi