Anne gitti mi herşey biter...

Başlatan Ulema, 18 Kasım 2007, 01:01:27

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ulema

Anne gitti mi herşey biter...

Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz demiş atalarımız… Şimdilerde, Bağdat ile birlikte anne yürekleri de tahrip ediliyor.

Belki de tahrip edilen anne yürekleri sebebiyle, Bağdat'lar harap ediliyor. Zira bir anne yüreğinin şefkatine doymuş olan hiçbir evlat, hayvanları bile utandıracak bir vahşete, dünyanın hiçbir yerinde imza atamaz.
Anlaşılıyor ki, anne yürekleri de, Bağdat gibi işgal altında… Bağdat sahip olduğu petrolün, anneler de yaratılıştan getirdikleri letafetin kurbanı oluyor. Aslında, her ikisi de imansızlığın, maddeciliğin ve menfaatçiliğin mağduru ve mazlumu… Önce güç kaybına uğratılıp, savunma mekanizmaları tahrip ediliyor, sonra da, en acımasız saldırıların hedefi kılınıyorlar.
Ama önce anne yüreği tahrip ediliyor. Anne yüreğinin yangın yerine çevrildiği bir dünyada, Bağdat'ın, Bağdat'ların sözü mü olur?..
Anne şefkatine açlığı ile kuduran insan, aslında evvela kendi yüreğine savaş açıyor, vicdanını ve merhamet duygularını tahrip ediyor… Varlığını bütün yüce ve kutsal duygularından soyutlayıp; kendisini yemek, yatak ve tuvalet üçgenine hapsedip insanlıktan uzaklaşıyor. Böyle bir ucubenin yapamayacağı tahribat düşünülebilir mi?
Sırf kendi maddi ve bedeni zevklerini sınırsızca yaşamak için var olduğunu sanan bir hayvan durumuna düşmek, insanın en acı ve acıklı dramıdır.
Bu insanlık dışı hal dolayısiyle, acıyı acıyla bastırmaya çalışıyor ve düştüğü bataklıkta çırpındıkça daha çok batıyor. Bir canavarlık duygusuyla, en küçük ve geçici bir zevki uğruna bütün varlığı heba ve feda edebilen insan, artık insan değildir.
İşte, bu insanlıktan uzak ortamda, en çok ezilen ve harcanan kadındır. Görülen o ki, kadınlar, fiziki zayıflığı ve kalbi saflığı ile bu acımasız kurtlar sofrasının sarhoşlarına meze olmaktan kurtulamıyor.
Sadece bir oyun ve eğlence vasıtası kılınan, şehevi zevklerin aracı durumuna düşürülen kadın, tabii ki annelik duygusundan uzaklaştı, hatta nefret eder hale getirildi. Böylece en önemli gücünü kaybetti. Kadın annelikle birlikte, kendisini ulaşılamaz bir makama çıkaran yücelik vesilesini yitirdi ama insanlık da kaybolan annelerle birlikte, yüreğini, sevgisini, şefkatini kaybetti…
Zira annesiz sevgi zor; şefkat ise imkânsızdır…
Batı dünyası, kaybettiği değerlerin gününü, haftasını icat ediyor. Anne muhabbetini yitirince anneler gününü gündeme getiriyor. Sonra babalar günü, yaşlılar günü, komşular günü, engelliler günü vs… Bu gidişle, insani kayıplarımızın günleri bir yıla sığamayacak…
Annelerin günü var olalı beri, kendileri yok gibi…
Annelik, bir güne sığdırıldı… Ödeşilemeyecek hakları da, birkaç hediye ile geçiştirilmeye çalışıldı.
Batı dünyası, kaybettiği özü, söze, gösterişe döktü. Yitirdiği ruhu maddede ve bedende bulmaya çalıştı. Ama özsüz söz ve eylem işe yaramıyor, kaybedilen mana ve ruh da, maddede bulunamıyor.
En güzel söz Kur'an'dir, Hadis'dir. Bizim konuşmamiz buna kapı açmaktan başka birşey değildir.