Gönderen Konu: Arasıra inançta duyulan şüpheler neye işaret?  (Okunma sayısı 15685 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Miftahulkuluub

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1939
    • http://www.sadakat.net
Ynt: Arasıra inançta duyulan şüpheler neye işaret?
« Yanıtla #15 : 04 Nisan 2011, 01:09:24 »

”Hırsız,   içinde  hiçbir   şey   olmayan   eve   girmez.   (bir   insana
vesvese veriliyorsa) bu, mahza iman nimetindendir”   (Ruhulbeyan 1-6)
İncemeseleler.com :|: Sadakat.Net :|: Sadakatforum.com  :|:Herkonudan.com


" Derviş isen kardeş takvaya çalış.."

Çevrimdışı Mütebahhir

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 45
  • ოüէεъﻪհհﻨг
Ynt: Arasıra inançta duyulan şüpheler neye işaret?
« Yanıtla #16 : 26 Ocak 2014, 11:09:32 »
[font='Segoe UI', Calibri, 'Myriad Pro', Myriad, 'Trebuchet MS', Helvetica, Arial, sans-serif]Bazen aklımıza hiç inanmak istemediğimiz, ama bir türlü etkisinden kurtulamadığımız çeşitli vesveseler gelmektedir.Bu derdimizi başkalarına açamamaktayız.Yine aynı şekilde muazzam bir korkunun içine düşmekteyiz.Acaba dinden çıktık mı diye.Allah ya birde yoksa, ya kıldığımız  namazlar boşunaysa vs.Bu tür vesveselerin hepsinin şeytandan geldiğinden emin olmak lazımdır.[/font]
[font='Segoe UI', Calibri, 'Myriad Pro', Myriad, 'Trebuchet MS', Helvetica, Arial, sans-serif]İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki: 
Her insana musallat olan en az bir şeytan vardır. Şeytanın vereceği vesveselerden korunmaya çalışmalı! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Kanın damarlarda dolaştığı gibi, şeytan da, insanın vücudunda dolaşır. Açlıkla [az yemekle, oruç tutmakla] onun yollarını daraltın!)
(Buhari).
Eğer bize gelen vesveseyi kalbimizle kabul etmiyorsak bunun dini açdan bir mahsuru yoktur.Çünkü vesvese bir hayalden ibarettir.Kalbimizle eğer gelen vesveseden üzülüyor, olmamasını istiyorsak bu vesvesenin kabul görmediğine işarettir.Bu tür durumlarda ehemmiyet vermemeliyiz.Said nursi bu konu da;
Ehemmiyet verdikçe şişer; ehemmiyet vermezsen söner. Ona büyük nazarıyla baksan büyür; küçük görsen, küçülür. buyurmuştur.
Nebi (s.a.v.)’e vesveseden sorulduğunda,
“O imanın katıksız olmasındandır.”  der, şeytan nerede saf, temiz, arınmış birini bulursa onun İslamî hassasiyetinden faydalanmak ister. Kimisini hilesiyle tuzağa düşürüyor, kimisini de düşüremiyor. Fakat onun da bilmediği bir şey vardır: Yiğidin beli kırılmadıkça diğer yaralar ona daha da kuvvet verir. Müslümanın imanına halel gelmedikçe başına gelen musibetler olsa olsa ancak onun imanını kuvvetlendirir. Allah’ı rab olarak seçenin sırtı asla yere gelmez. “O ne güzel vekildir.” 
Vesvese, dua ve, zikir ile azalıp yok olur. Bunun için, bilhassa günaha meyledildiği zaman, hemen Allah'ı anmalı, istiğfar, salevat ve dua okuyarak şeytanı uzaklaştırmaya çalışmalı! Şeytanın vesvesesinden kurtulmak için, her gün şu duayı okumalı: 

(Ya Allah-ür-rakib-ül-hafiz-ür-rahim. Ya Allah-ül-hayy-ül-halim-ülazim-ür-rauf-ül-kerim. Ya Allah-ül-hayy-ül-kayyüm-ül-kaimü alâ külli nefsin bima kesebet, hul beyni ve beyne adüvvi!).


Yine aynı şekilde denizde boğulana can simidinin faydasının mühimliği gibi itikada bu tür sorunlar yaşayan kardeşlerinde san simidi salavatı şerifelerdir.Bol bol salavat getirmeliyiz.
Bilhassa 40 yaşını geçince, tövbeyi hiç ihmal etmemeli. Hadis-i şerifte, 

(Şeytan, 40 yaşını geçtiği halde, tövbe etmeyen için, "Bu artık kolay iflah olmaz" der) buyuruldu. (İ. Gazali)
Tövbe edip şeytanı çaresiz hâle getirmeye çalışmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: 
(İnsan, yolculukta devesini zayıflatabildiği gibi, mümin de şeytanını zayıflatabilir.) [İ.Ahmed]

Kötü şeyler düşünerek, kötü yerlere giderek, şeytana yardımcı olmamalıdır! Hadis-i şerifte, (Uçurum etrafında dolaşan oraya düşebilir) buyuruldu. (Buhari)

Haram işlemeye niyet edip, Allah'tan korktuğu için vazgeçen günaha girmez. Bazı âlimler, yalnız kalbe gelen şeylerden dolayı sual ve azap olmayacağını bildirmişlerdir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: 
(Kalbe gelen kötü şey söylenmedikçe ve buna uygun hareket edilmedikçe affolur.) [Beyheki]

Kibir, hased gibi şeyler böyle değildir. Çünkü bunlar zaten kalb ile olur. Şeytanın kalbe giriş yerlerinden biri de, Allahü teâlânın zatı hakkında düşündürmek, şüpheye düşürmektir. İnsanların en ahmağı zekasına en çok güvenendir. İnsanların en akıllısı da, suçu kendinde arayan ve bilmediklerini âlimlere soran kimsedir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Şeytan, "seni kim yarattı" diye vesvese verir. O kişi "Allah yarattı" derse, "Onu kim yarattı" diye vesvese verir. Böyle vesvese gelince, "Ben Allah ve Resulüne iman ettim" desin!) [Buhari]
(Allah'ın yarattığı şeyleri tefekkür edin, ama zatını tefekkür etmeyin.) [Ebuşşeyh]
İbadetleri yapıp imanıma bir zarar gelir diye korkanın ve (günahlarım çoktur, ibadetlerim beni kurtarmaz) diye düşünenin imanı kuvvetli demektir. (Bezzâziyye)
İbadetleri yapıp, ilmihal bilgilerini öğrenmeye çalışan kimseye, Allah'ı, ahireti inkâr gibi düşünceler gelmesi, onun imansız olduğunu değil, imanlı olduğunu gösterir. Meyveli ağaç taşlandığı, hırsız mücevher olan eve girmeye çalıştığı gibi, şeytan da imanlı olanlara saldırır. Hadis-i şerifte, böyle vesveselerin imandan olduğu bildirilmiş, (Vesvese imanın tâ kendisidir) buyurulmuştur. (Ramuz)
İmam-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki: Kötü vesveselerin gelmesine sebep imanın kâmil olmasıdır. Çünkü hadis-i şerifte (Böyle vesveseler, imanın olgun olmasındandır) buyuruldu. 

Böyle vesveseler birçok kimsede olabilir. İmanım gitti diye şüpheye düşmemeli, böyle düşüncelere önem vermemeli, her zaman Allahü teâlâyı anmaya çalışmalıdır!

Bu şüphe hali geldiği zaman, kalbinizin dili ile iblise şu cevabı verebiliriz: "Allah (cc) olmasaydı, olmayan bir şey için, sen bana bu vesveseyi yapar mıydın? Senin yaptığın bu vesvese bile Allah'ın var (sav) olduğunun delilidir."

selametle....[/font]

« Son Düzenleme: 19 Temmuz 2010, 22:35:43 Gönderen: Tuğra »
Deselerki İSLAM'ın pınarından içmek suç,
O suçları kabullenerek içerim avuç avuç,
Bir irşat istiyorum benliğime yön verecek,
Bir seccade istiyorum alnımı eskitecek,
Bir tesbih istiyorum çek çek bitmeyecek,
Bir KALP istiyorum daima Allah Allah diyecek.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
İmanı Takviye ve Vesveseden Kurtulmak
« Yanıtla #17 : 29 Haziran 2016, 01:16:10 »
İmanı Takviye ve Vesveseden Kurtulmak

Mevlâmız buyuruyor ki;

“Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O’dur ancak Semi’ (her şeyi hakkıyla işiten), Alîm (kemâliyle bilen).” [Fussılet suresi, 36]

“Allah’tan korkanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese iliştiği zaman, durup düşünürler de derhal kendi basîretlerine sahip olurlar (hakikati görüp bilirler).” [A’râf suresi, 201]


“وَقُلْ رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ  Ve de ki: Rabbim! Şeytanların dürdüşmelerinden (kışkırtmalarından) sana sığınırım!
 وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ يَحْضُرُونِ Onların huzuruma gelmelerinden / yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.” [Mü’minûn suresi, 97-98]


***

İbn Abbas (r.anhuma) anlatıyor:

“Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: ‘Şeytan, insanoğlunun kalbinin üzerinde tünemiş vaziyette bekler. Allah’ı zikredince siner, çekilir; gaflet etse vesvese verir.” [Buhârî, Sahih, Tefsir, Kul eûzü bi-Rabbi’n-nâs 1]

İbn Abbas (r.anhuma devamla, Rasûlullah s.a.v.)  bana dedi ki:

“Eğer içinde herhangi bir vesvese bulursan şöyle de: هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ ۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ  “O (Allah), hem evveldir, hem âhirdir, hem zâhirdir, hem bâtındır. O her şeyi bilendir.” [Hadid suresi, 3]

***

Vesveseye önem vermemek lazım


Eğer vesveseye önem verilirse artar, verilmezse azalır, kaybolur gider.

Cenab-ı Hak şu âlemde pek çok hikmetlere binaen vesveseyi şeytanın eline vermiştir. Vesveseye ehemmiyet verdikçe o şişer, kabarır, büyür; ehemmiyet vermezsen söner, küçülür, kaybolur gider. Eğer ondan korkup endişe edersen ağırlaşır, hastalık haline gelir; korkmazsan hafifler, yavaş-yavaş yok olur.

***

Vesveseler imana zarar vermez


Delile dayanmayan vesveseler, üzerinde durup önemsemediğimiz müddetçe imanımıza zarar vermez, veremez.

Vesvese, tamamen telkinden ibaret bir şeydir. Vesveseyi aklınızda bitireceksiniz. Yani insan kendisinde vesvesenin olduğunu anladığı anda, vesvesenin bitmesi-bitirilmesi gerekir. Çünkü bunun vesvese olduğunu bilmediğinizde kendinizi günah işliyor, yanlış yapıyor zannediyorsunuz. Bu zandan dolayı da vesvese artarak devam ediyor. Halbuki bu durumun sizden kaynaklanmadığını, şeytanın telkini-üflemesi olduğunu ve sizin de bundan dolayı bir mes’uliyet altına girmediğinizi, günahkâr olmadığınızı anladığınız zaman vesvese kendiliğinden gidecektir. Vesveseyi gözünüzde büyütmeye gerek yok. Zira şeytanın hilesi, tuzağı, entrikası zayıftır.

Ebu Hüreyre (r.a.) anlatıyor:

Rasûlullah’ın (s.a.v.) ashabından bir kısmı ona sordular:

“Bazılarımızın aklından bir kısım vesveseler geçiyor, normalde bunu söylemenin günah olacağına kaniyiz.” Nebî (s.a.v.):

“Hakikaten böyle bir korku duyuyor musunuz?” diye sordu. Oradakiler,

“Evet!” deyince:

“İşte bu (korku-endişe) imandan gelir (vesvese zarar vermez) dedi.” [Müslim, Sahih, İman, 209; Ebu Dâvud, Sünen, Edeb, 118]

Diğer bir rivayette Efendimiz (s.a.v.); “(Şeytanın) hilesini vesveseye dönüştüren Allah’a hamdolsun.” demiştir.

Müslim’in İbn Mes’ud’tan (r.a.) kaydettiği bir rivayet ise şöyledir:

“Dediler ki: ‘Ey Allah’ın Resulû, bazılarımız içinden öyle sesler işitiyor ki, onu (bilerek) söylemektense kömür kesilinceye kadar yanmayı veya gökten yere atılmayı tercîh eder. (Bu vesveseler bize zarar verir mi?).” Rasûlullah (s.a.v.):

“Hayır bu (korkunuz) hakiki imanın ifadesidir.” cevabını verdi. Yani gerçek iman sahibi olmayanlara şeytan vesvese de vermez. Mü’mine verdiği vesvese de, onun imanına zarar vermez.

İmani mevzularda (Allah’a iman, ahrete iman vs.), mukaddesatla alakalı hususlarda, sizin dile getirdiğiniz alanlarda şeytan insanın aklına ve hayaline şüphe ve kuruntularla vesvese verebilir. Vesveseli kişi korkarak ‘Eyvah, kalbim bozulmuş, inancım sarsılmış’ zanneder. Halbuki akla vesvese gelmesi, iman alametidir.

Kısacası, imanla alakalı mevzularda delile dayanmayan vesveseler, imanımıza zarar vermez.

***

Vesvese hüküm değil hayâldir


Kalbe gelen vesveseler hüküm ifade etmez, onlar birer hayalden ibarettir.

Şeytan ilk vesveseyi kalbe fısıldar. Bazı edebe zıt, ahlâka aykırı halleri hayale getirir. Vesvese eden kişi Rabb’ine edepsizlikte bulunduğunu zanneder. Hâlbuki o çirkin sözler kalbe ait değildir. Şeytanın vesvesesidir. Kalbin verdiği hüküm değil, hayâldir. Çünkü insan ibadet ederken bir sebep dolayısıyla alakasız çirkin şekiller hayâline gelebilir. Nasıl içimizdeki necâset temizliğimize zarar vermez, namazı bozmazsa, aynen onun gibi ibadetteki ilahi tefekkürümüz de o çirkin vesveselerin / şekillerin arasından tertemiz geçip giderler, birbirlerine bulaşmazlar. Tıpkı sütle idrarın-kanın karışmaması gibi…

***

Vesveseler ibadetin ruhunu-ulviyetini bozamaz


İnsan ibadet ederken bir hastalık bir sıkıntı (açlık veya def-i hacet vs.) sebebiyle o ihtiyaçlarının devasını hayalinde şekillendirebilir. Fakat bu hayaller ibadetin kudsiyetine / yüceliğine bir zarar veremez.

Namazda iken hayale gelen boş düşüncelere karşı, ‘Aman ne kusur ettim’ diyerek inceleyip meşgul olmamalı, fark edildiği an ondan dönülmelidir. Ta ki o zayıf düşünce-vesvese, dikkatimizi ona yoğunlaştırarak kuvvetlenmesin. Çünkü vesveseler âdeta balona benzer. Üfledikçe, yani önem verdikçe büyür, önem verilmezse küçülür, söner, giderler.

***

Amelim kabul oldu mu?


‘İbadetim-amelim sahih oldu mu’ demek yerine, ‘Kabul oldu mu’ diye düşünmelidir.

İbadet eden kişi amelinin sahih olup olmadığını düşünerek,  ibadeti tekrarlaması şeytanın verdiği vesveselerdendir. İşlediğimiz amellerimizde, “Acaba sahih olmuş mu?” diyerek vesvese etmek yerine “Acaba kabul oldu mu?” denilmelidir. Bunun için ibadet ve amellerin âdap-erkân ve şartlarına da mutlaka uymaya çaba gösterilmelidir.

***

Dinde zorluk yoktur


Evet, dinde zorluk, sıkıntı yoktur. Din kolaylıktır. [Bkz. Keşfü’l-Hafâ, 1., 414; Kenzü’l-Ummâl, 3/33, 36, 47; Buhârî, Sahih, İmân: 29]

Bir kişinin, yaptığı ibadeti doğru-düzgün olmadı vesvesesi ile tekrar etmesi ona usanç verir. İbadetlerinde muvaffak olamama düşüncesi ile umutsuzluğa düşer. Bu durum kişiye büyük bir zorluktur. Hem başta zaman olmak üzere pek çok israfa da yol açar. İsraf ise haramdır. Ayrıca unutmamak gerekir ki; insan âciz olduğu için zaten kulluğunda pek çok kusurları olur, olacaktır. Ancak bunların tevbe-istiğfar ve pişmanlıkla affolacağına, hatalarının düzeleceğine de inancı tam olmalıdır. Çünkü Allah’ın rahmeti geniştir, ümit kesmek kula yaraşmaz. 

Sonuç: İmanınızı sık sık kelime-i tevhid yani “Lâ ilâhe illAllah Muhammedün Rasûlullah” kelâmıyla yenileyiniz. Çünkü Peygamber Efendimizin (s.a.v.) buyurduğu üzere, iman da elbise gibi eskir. Yenilemek için de Bu güzel kelimeleri dilimizle-kalbimizle tekrar etmemiz gerekir. Keza vesveseden kurtulma yollarından birisi de, Felak ve Nâs surelerini çokça okumaktır. Özellikle de son iki rek’at sünneti olan namazlarda zamm-ı sure olarak…


http://www.halisece.com/sorulara-cevaplar/1934-imani-takviye-ve-vesveseden-kurtulmak.html
« Son Düzenleme: 29 Haziran 2016, 01:28:56 Gönderen: Mücteba »

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Şeytân Mü’mine Vesvese Verir
« Yanıtla #18 : 31 Temmuz 2016, 14:38:20 »

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ الشَّيْطَانَ يَجْرِي مِنِ ابْنِ آدَمَ مَجْرَى الدَّمِ
(ق)


Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular:
“Muhakkak şeytan kanın (bedende) dolaştığı gibi insanın damarlarında dolaşır.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)




Şeytân Mü’mine Vesvese Verir

Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) şeytanın vesvesesini sordular: “Hırsız içinde hiçbir şey bulunmayan eve girmez. O sırf iman bulunduğundan dolayıdır” buyurdular.

Ali bin Ebî Tâlib kerremallâhü vecheh buyurdu ki:

“Bizimle ehl-i kitabın namazı arasındaki fark şeytanın vesvesesidir. İblis’e itaat ettikleri için ehl-i kitapla uğraşmayı bırakmıştır. Mü’minler ise hep ona muhâlefet edip onunla harb ederler. Mücâdele ise ancak muhâlefet edenle olur.

Allâh’ın düşmanı İblis aleyhilla‘ne dedi ki:
“Yâ Rabbi, ümmet-i Muhammed: ‘Biz Allâh’ı seviyoruz ve Şeytan’ı sevmiyoruz,’ derler. Sonra da senin onlara emrettiklerine asi olur, benim emrettiklerimi yaparlar.”

Hak Teâlâ buyurdu ki: “Bu düşman gazabımın kullarıma şiddetli olmasını istiyor. İzzetim ve celâlim hakkı için sırf onların bana muhabbet iddiaları sebebiyle benim hakkımdan yaptıkları noksanları bağışlarım. Sana düşmanlık ve sevmedikleri iddiâları sebebiyle de senin vesvesenle işledikleri suçları mağfiret ederim.”

Horasanlı bir zât, Irak tarafına ilim tahsîli için gider. Orada bir âlimin derslerine devâm edip ondan dört bin hikmetli söz öğrenir. Vatanına dönmek isteyince hocasından izin istemek üzere huzuruna varır. Üstazı: “Sana bir kelime öğreteyim, öğrendiğin bütün her şeyden hayırlıdır.” der ve “İblis sana vesvese verir mi?” diye sorar. Talebesi:

“Evet” der.

“Sana vesvese verince ne yapıyorsun?”

“Onu defediyorum”

“İkinci defa vesvese verirse?”

“Onu da defetmekle uğraşırım” der. Hocası der ki:

“Allâh düşmanı şeytan, sana eziyet verip seni ibadetten meşgûl ederse onun vesvesesini defetmekle uğraşma. Çoban köpeği yanından geçen yolcu, köpeğin saldırmasından sâhibine sığındığı gibi sen de Allâh’a sığın. Muhakkak o bir köpektir. Allâh onun hilesinden ve şerrinden cümlemizi muhâfaza buyursun.”