Gönderen Konu: Asrımızda tarikat, imanı kurtarmayı yavaşlatıyor mu?  (Okunma sayısı 28201 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9198
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Asrımızda tarikat, imanı kurtarmayı yavaşlatıyor mu?
« Yanıtla #30 : 08 Aralık 2010, 23:28:07 »

İmanı Olmayan Birinin Tarikatta Tasavvufta Olması Düşünülemez Zaten.
ama Zaman Tasavvuf Tarikat Zamanıdır diyorum.
Rabıta ise sadece bahsettiğiniz anlamda olmasa gerek.
Bu bir feyiz alma, Allahı kalpten zikretme olayıdır.Yoksa kuru kuru ölümü düşünmek değil.

Allah Razı olsun Fatihan.
Miftah'ın "Şu Bostan Korkulukları Meselesi" yazısıyla birbirini tamamlıyor.
« Son Düzenleme: 08 Aralık 2010, 23:30:26 Gönderen: Mücteba »

Çevrimdışı şahane

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 30
Ynt: Asrımızda tarikat, imanı kurtarmayı yavaşlatıyor mu?
« Yanıtla #31 : 09 Aralık 2010, 01:49:11 »
Odur ki;
Tasavvuf kişiyi vasıtalarla suyun kaynagına yolu uzatmadan direk ulaştıran,yani Allah'a ulaştıran yoldur.Peygamber Efendimiz a.s. Hz.Ebu Bekir Efendimizle yolculuk yaparken Hira magarasına geldiklerinde ,orda kaldıkları süre zarfında Hz.Ebu Bekr'e ilk defa orada, Zikri Hafi (rabıta dedigimiz,gizli zikir)'yi tarif etmiştir.ve orada tarif edilen zikre daldıgında çok büyük mertebe ve makamlara ulaşmıştır.Yani Peygamber Efendimizi vasıta kılıp Allaha ulaşmş, Zikri İlahi ile meşgul olmuştur.P.Efendmz .s.a. zikri celi'yi (sesli zikir), bunuda H.z Ali r.a'ya tarif etmiştir.Ve bu konuyla alakalı olark bir H.şerifte''Ümmetim 72 fırkaya bölünecek bunlardan sadece 1 tanesi fırkayı naciyedir(kurtuluşa eren fırka) buyurmuştur.Bir kişi zamanın kutbu oldugnu düşündügü kişiden feyz alarak 1000 yılda kazandıgı mertebe ve makamı o zamanın sahibine,  yani zamanının Mürşidi kamiline  baglandıgında, daha rabıtayı alır almaz o 1000 yılda ulaşılmış mertebe ve makama o anda ulaşır.Tasavvuftada merdivenn basamakları gibi herkesin kendi çalışma,çabalayışı çerçevesinde ulaştıgı mertebeler vardır.ama ki buna yolu uzatarak çok zamn kaybederek ulaşmak var,yada direk kestirmeden varacagı yere zamn kaybetmeden ulaşmak var.

Birde şu konu varki; nasıl ki Peygamberlerin içinde ''Ulul Azim'' diger Peygamberlerden üstün peygamberler varsa,
İbrahim a.s. Halilullah,
İsa a.s. Ruhullah
Musa a.s. Halilullah
H.z Muhammet Mustafa (s.a.v)Habibullah'tır.
Yine tekrar bunların içindede PEygamberimiz a.s. bu Peygamberlerden daha üstün kılınmıştr.Aynen bunun gibi Evliyaullah'ta da makam mertebe vardır.Onların içindede
Silsilei Sadat dedgimz 33 halkadan müteşekkil seçilmişleri vardır.yine onların içindede imamı Rabbani H.zleri gibi, Şahu Nakşibende Hz.leri gibi, Beyazıtı Bestami Hz.leri gibi (ki bu halkanın ilkini1. Hz.Ebu Bekir r.a. oluşturur,) büyük zatlar bulunur.Tekrar onların içindede özel seçilmşleri vardır.Hasılı kelam bir devletin mertebeleri kademeleri gibi onlarda kendi içlernde mertebe ve makamlara ayrılırlar.Bu mertebe ve makamlara Tasavvuf dedigimz Rabıta yaparak ulaşırlar..o yüzden dua edelmki mevlam bizleride O Fırkayı NAciyeden eylesin, zamanın sahibine ulaştırsın.
Son olarak bir söz ögrenmiştim yıllar önce,şöyle söylenir orda,
''Kişinin niyeti halisane olursa, ezeli kaderde kişiye yar olursa isterse yemen çöölerinde olsun kişi aradıgını bulur,muradına erer.Kişinin niyeti halisane olmazsa, ezeli kaderde kişiye yar olmassa, isterse Muhammed Mustafa (s.a.v.) kucagında büyüten Ebu Talipte olsa yinede iman nasip olmaz, yinede iman nasip olmaz,  yinede iman nasip olmaz.''

Çok güzel bir konuydu siz degerli kardeşlermn bilgileri yannda bizimki hiçtir sadece düşüncelerimi belirtmeye çalştm.Bazan lokmaları süt haline getirmek gerekir ki bebege yedirince yiyebilsin..Bebege yedirebilcek şeklde lokmalar haline gelmiş farklı bilgilerde bekliyoruz degerli forum arkdşlrmzdan.
Emeklerinize saglık..

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Asrımızda tarikat, imanı kurtarmayı yavaşlatıyor mu?
« Yanıtla #32 : 03 Nisan 2011, 23:15:41 »
"Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılcaktır.bir fırkadan başkası cehennemliktir."  'O bir fırka hangisidir, ya resülullah ?'
 diye sorulduğunda    "Benim ve  ashabımın yolunda olanlardır." buyurdular.(Hads-i Şerif, Sünen-i  Tirmizi)

Çevrimiçi ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2353
Ynt: Asrımızda tarikat, imanı kurtarmayı yavaşlatıyor mu?
« Yanıtla #33 : 04 Nisan 2011, 10:25:36 »
tasavufsuz bir hayat......susuz tarla gibidir.acizane...

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Asrımızda tarikat, imanı kurtarmayı yavaşlatıyor mu?
« Yanıtla #34 : 21 Mayıs 2011, 09:19:15 »
  Ümmetimden bir  taife hak  üzerine galip (ve islama yardımcı) olmaya devam edecektir.
Onları terk eden,bu taifeye zarar veremiyecektir. Ta emr-i  ilahi gelesiye kadar onlar. böylece(galip) olacaklardır.(H.Ş.)



K.Fazilet Takvimi.16/09/1991 
« Son Düzenleme: 25 Mayıs 2011, 10:47:36 Gönderen: Tuğra »

Çevrimdışı gülgiller

  • okur
  • *
  • İleti: 50
Ynt: Asrımızda tarikat, imanı kurtarmayı yavaşlatıyor mu?
« Yanıtla #35 : 02 Eylül 2011, 00:27:37 »
tassavuf insanin hayatini oyle bir degistiriyor!!! ozellikle nefise yapilan cihad cok onemli ...tamda aklimdan gecenlerin guzel dille anlatilmis bi yonu bu ... Allah razi olsun

Çevrimdışı tk1978

  • IZLEMCI
  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 456
Ynt: Asrımızda tarikat, imanı kurtarmayı yavaşlatıyor mu?
« Yanıtla #36 : 02 Eylül 2011, 03:39:46 »
Elbette degisenler var.
Ancak Tassavuf ehlini, su zamanda arada bulasin.
Iki Rekat Namaz kilip ucuyorum sananlar,
Rabita yapip, Televizyon karsisindan kalkamayanlar.
Ahmedi mehmedi cekistirip, kuyusunu kazanlar.
Festivaldir mestivaldir deyip tutturanlar,
Amentüde birleselim diyenlere sormak lazim,
Acaba hangi Üstada, hangi Mürsidi Kamile uyuyorlar?
Bir Mürside teslim olmak demek,
evinde onun Resmini Vitrinde saklamak olmamasi gerek.
Bir Mürside teslim olmak demek,
Hayattan zevk alip, vur patlasin cal oynasin olmamasi gerek.
Bir Mürside teslim olmak demek,
10-15 dakika baglanip diger 23,5 Saat basi bos gezmek olmamasi gerek.
Bir Mürside teslim olmak gerek....Gerek´de,
Acaba kacimiz teslim olabildik diye kendimize sormak gerek..
Inancim sudur ki, bir kac tane (fazla degil) su Dünyada direk var direk.
Dua direkleri Mübarekler. Onlarda olmasa, halimiz nicedir.
Kesmedik ümidimizi elbet, bizede sahip cikan cikacak..
Ama ciktigi vakit, hangi yüzel basimizi kaldirip bakacagiz
O Güzel yüzlü, Nur yüzlü zata?
Sahsen ben bakamam, utanirim yüzüm yok...
Bu devirde bakan varsa´da helal olsun derim...
Genede Rabbim bizi, kendisinin sevdiklerinden ayirmasin,
Ne bu Dünyada nede Ahirette
Allah Ilminizi artirsin,
Feiz ve bereketini Ümmeti Muhammedin üstünde tecelli ettirsin.
Zamanin SON Mürsidinede bizleri HAKIKI evlat olmayi nasip ve müesser eylesin.
Allah´ha emanet olasiniz...

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Asrımızda tarikat, imanı kurtarmayı yavaşlatıyor mu?
« Yanıtla #37 : 23 Ekim 2011, 00:14:47 »
Alıntı
Öğrencilerinden biri Mevlana´ya sormuş;

“Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?”

“Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve
hepsi rahlelerine eğilmiş. Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım.”

Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat Nakşetmiş.

Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlana´nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var.

Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat akşetmiş. O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış.

Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş.

Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış.

üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş.

Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş.

Öğrenci Mevlana´ya dönmüş, olanları anlatmış.

Mevlana; “İşte sana istediğin örnekler….

- Birinci, şeriat kapısını geçememiş biri idi.

Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iade etti.

- İkinci, tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı, tam
tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi.

“Sana kötülük yapana bile iyilik yap”.
Onun için döndü, oturdu.

- Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmiştir.
İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldiğini bilir, inanır.

Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı.

- Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir.

İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir. Onun için dönüp bakmadı bile…”
 
 
 


http://www.sadakat.net/forum/evliyaullah/ynt_vakit_keskin_kilic-t52419.0.html;msg253542;topicseen#msg253542

Çevrimdışı Elnurkul

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 28
  • Sadakat Forum
Ynt: Asrımızda tarikat, imanı kurtarmayı yavaşlatıyor mu?
« Yanıtla #38 : 28 Aralık 2016, 08:40:46 »
Tasavvuf yolunda istikamet, istidat ve muvaffakiyet için öncelikli olarak kişinin mürşidini doğru seçmesi elzemdir. Kişi, tarik-i müstakim üzere olan bir rehber bulmalı, kutta-i tarikin yani yol kesicilerin eline düşmemelidir. Seçmiş olduğu yolda sabit-i kadem olmalı, şaşmamalı ve şeyhinin göstereceği yolu iyi takip etmelidir.

İnâbe, tevbe edip dönmeyi ifade eder. Manevi eğitim almak isteyen kişinin bir mürşide başvurup tevbe ederek ona bağlanmasına inâbe denir. Allah’a yönelene “münîb” denir.

Hak yolunda çok tehlikeli geçitler, geçilmez derin sular vardır. Bu yüzden sâlik şevkatli bir arkadaşa, tarikat kurallarını tanıyan, bilen bir ârife yakın olmadıkça vuslata eremez. Bundan dolayı Hak yoluna gidecek kişi, önce mürşidini arar, bulur ve tarikat ilmini almak için ona intisap eder. Ondan sonra bu yoldaki rehberinin eşliğinde manevi eğitime koyulur. İnâbe alan; günahlarına tevbe edeceğine, yalan söylemeyeceğine, hırsızlık yapmayacağına, zina gibi kötülükleri işlemeyeceğine haramın her türlüsünden uzak durup namazlarını kılacağına yani emir edileni tutup günahlardan da uzak kalacağına söz vermiş olur.
...
Tarikat Evliya okuludur . İhvan kendi çalışmasına, hizmetine göre derece alır  imanı kurtarmaya çalışmak zaten asıl vazifedir. Şeytan ve nefis gibi iki kuvvetli düşmanla mücadele etme yollarını öğrenmektir. Mürşidi Kamiller (Evliyalar Peygamberimizin (s.a.v)in varisleridir. Dolayısıyla hoca, rehber yol göstericidir. Allahımızın izniyle himmet ve feyizleriyle ihvanın yaşamını düzende tutmasına ve derece almalarına sınıfları geçmelerine yardımcı olurlar. Ama yine herkesin kendinde başlar ve kendinde biter ne kadar hizmet o kadar himmet. Mürşidimiz der ki Sev beni seveyim seni sevmezsen beni nideyim seni. Seven de sevdiğine tabidir.

Sûfî bâtınını ve zâhirini Allah’ın Kitabına ve Resulünün sünnetine uyarak arıtandır. O, sâfiyeti arttıkça vücud denizinden çıkar; iradesini, dilek ve ihtiyarını terkeder.