Gönderen Konu: Avrupalı İslam Tarihini Nasıl Anlattı?  (Okunma sayısı 710 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9204
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Avrupalı İslam Tarihini Nasıl Anlattı?
« : 14 Kasım 2014, 16:36:17 »

Avrupalı İslam Tarihini Nasıl Anlattı?



Avrupalı Hıristiyanların İslam’a karşı olan önyargıları, neşrettikleri eserlerde kendini hissettirmiştir. Böyle olsa da farklı sahalarda detaylı araştırmalar yapıp bunları eserlerinde yayınlamaları onların çalışmalarını görmemize mani değildir.

İntişâr-ı İslam Tarihi

İlk baskısı Aligarh’da 1896 yılında yapılan T. W. Arnold’ un yazmış olduğu eserin orijinal adı “The Preaching of Islam”dır. Türkçeye tercümesini Çerkeş Şeyhizade Mütercim Halil Halid, “İntişar-ı İslam Tarihi” adı ile yapmıştır. Giriş ve gelişme bölümleriyle beraber 13 bölümden oluşan kitapta, İslamiyet’in ortaya çıkışından günümüze kadar, nasıl, nerede ve ne şekilde yayıldığı anlatılmaktadır.

Kilise kayıtları ve Hıristiyan misyonerlerin İslam dini ile ilgili raporları göz önünde bulundurularak yazılmış olduğu için kitabın objektifliği tartışma konusudur. Orta Asya’da İslam’ın yayılışı konusu işlenirken Türklerin Müslüman oluşlarını ve daha sonra İslam’ın yayılması hususunda göstermiş oldukları çabayı kısaca geçiştirmesi dikkat çekicidir. Ancak, İslam’ın yayılış sürecinde kadınların, savaş esirlerinin ve bütün Müslümanların İslamiyet’i yaymaktaki gayretleri hakkında bilgi edinmek isteyenlere faydalı bir eserdir.

(Sadeleştirme: Hasan Gündüzler, Akçağ Yayınları, Ankara 1971, 597 sh)

Avrupa’nın Üzerine Doğan İslam Güneşi

Günümüzün bilim ve teknolojisinin bugünkü durumu İslam medeniyetinin attığı temellere dayanır. 8. ve 13. yüzyıllar arasında Müslümanlar bilim, teknik, edebiyat, ekonomi ve daha birçok alanda gelişme kaydetmişler, hatta Batı medeniyeti Müslüman bilim adamlarının yaptığı çalışmalardan faydalanmış ve bilimsel çalışmalarını ona göre şekillendirmiştir. O yıllarda üstün olan Doğu, zayıf olan Batıyı birçok yönden etkilemiştir. Bu yüzdendir ki Batı dillerinde özellikle de Alman dilinde birçok Arapça kökenli kelime bulunmaktadır. Alman yazar Dr.

Sigrid Hunke’ nün yazmış olduğu “Avrupa Üzerine Doğan İslam Güneşi”, bu konuyu aydınlatan eserlerin başında gelmektedir.

Orijinal adı “Allah Sonne über dem Abendland-Unser Arabischn Erbe” olan kitabın ilk baskısı 1960 yılında yapılmıştır. 1972 yılında Servet Sezgin’in tercümesiyle Türkçe olarak yayınlanan kitap 7 bölümden oluşmaktadır.

Kitap okuyucuya, Batı ile Doğu’nun buluşmasını etkileyici bir tablo halinde sunmaktadır. Yazıldığı yıllarda Batı fikir âleminde çok büyük bir etki bırakmıştır. Batı’nın yüzyıllar boyunca Müslümanları dışladığından ve onları asla Avrupa’ya sokmak istemediklerinden bahsetmesi dikkat çekicidir.

Kitabın asıl yazılış nedeni, Almanlara günlük hayatlarında kullandıkları kelimelerden bazılarının Arapça kökenli olduğunu göstermektir. Arap kökenli olup da Alman diline yerleşen kelimelerden bazıları: Kaffee-kahve, sofa-sofa, kismet-kısmet.

Bu eseri okuyan günümüz Batı hayranı Müslüman aydınları geriye dönüp bakmalı, islam’ın o ihtişamlı ve Batıyı etkileyen halini görmeli ve örnek almalıdır.


İslam Toplumları Tarihi

Temellerini toplum üzerine kuran, hiçbir zaman toplumdan uzak kalmayan bir dindir İslam. Dünyanın orta bölgelerini oluşturan Afrika’nın Atlantik kıyılarından Güney Pasifik’e, Sibirya bozkırlarından Güney Asya’nın uzak adalarına kadar uzanan topraklarda yaşayan halklar yoğun olarak İslamiyet’i din olarak benimsemişlerdir. Çok geniş bir coğrafyada yaşayan bu insanlar etnik yapıları, dil, âdet, kültür şekilleri açsından oldukça farklı olmasına rağmen İslam onları bir çatı altında birleştirir.

Ira M. Lapidus’un yazmış olduğu orijinal ismi “A History of Islamic Societies” olan eserin ilk baskısı 1997 yılında Cambridge University Press tarafından yayınlanmıştır. İki cilt halinde Yasin Atalay tarafından “İslam Toplumları Tarihi” ismi ile Türkçeye tercüme edilen kitap, İslam’ın ortaya çıkışından 1990’lı yıllara kadarki dönemi içerisine alır. İslamiyet’in yayıldığı toplumların tarihi süreç içerisinde kültürel, toplumsal, siyasi ve ekonomi alanlarında ne gibi değişimler geçirdiğini ele alan ve bunları kronolojik bir şekilde okuyucuya sunan referans kitaplardan bir tanesidir. Birinci cilt 19. yüzyıla kadarki döneme, ikinci cilt ise 19. yüzyıldan günümüze kadarki döneme ışık tutmaktadır.

Kitabın en dikkat çeken yönü siyaset ve ekonomi ile beraber İslam toplumlarının aralarında vuku bulan toplumsal, kültürel çalışmaları ve tartışmaları da içerisinde barındırmasıdır. Bir diğer önemli yanı da İslam medeniyetinin yayılmasına katkı sağlayan âlim, mutasavvıf ve din bilginlerinin hayatları ile yaşadıkları dönem arasındaki ilişkiye dikkat çekmesidir.

İslam Medeniyeti Tarihinde Fen ve Tıp

Geçmişe dönüp baktığımızda tıp alanında ilk çalışmaları eski Yunanlıların yaptığını görürüz. Kilisenin karşı çıkması, Romanın Doğu Roma ve Batı Roma olarak ayrılması ve bilim adamlarının sürgün edilmesiyle Yunanlıların yaptığı çalışmalar doğuya kaymıştır. 8-10. yüzyıllarda Müslümanlar tıp ilmi ile ilgili Yunanca eserleri tercümeye başlamışlardır. 10-11. yüzyıllara gelindiğinde ise İslam tıbbı altın çağını yaşamış, tbni Sina ve Ebu Bekir Er-Razi gibi tıp alanında büyük İslam âlimleri yetişmiştir.

M. Mayerhof’un yazmış olduğu bu hacmi küçük eser, 1935 yılında Ömer Rıza tarafından Türkçeye tercüme edilmiştir. Kronolojik bir sıralama ile beş ayrı bölüm olarak yazılan bu eserin ilk bölümünde M.700 yılında Müslümanların yavaş yavaş dirilmeye başladığından, Avrupalıların ise çöküşlerinden bahsedilmektedir. İkinci bölümde ise Müslümanların eski Yunan eserlerini tercüme etmeye başladıkları, sırasıyla üçüncü bölümde Müslüman aydınlarının bilim alanındaki çalışmaları ve özgün eserler vermeye başladıkları, dördüncü bölümde bilimsel çalışmaların durduğu, artık büyük aydınların yetişmediği anlatılmaktadır. Beşinci ve son kısımda İslam aydınlarının yaptığı çalışmaların Avrupa’nın gelişmesinde ne gibi etkilerinin olduğu anlatılmaktadır.

Kitabın en dikkat çekici yanı, İslam âlimlerinin Yunan âlimleri gibi olamayacağından ve İslam âlimlerin yeni bir şeyler üretmeyip sadece var olan şeyleri geliştirdiklerinden bahsetmesidir. Kitabı okuyan kimseler, Müslümanların İslam devletini kurduktan sonra, devrin bütün ilimlerini toplamak için göstermiş oldukları çabayı göreceklerdir.

İslam Medeniyeti Tarihinde Coğrafya ve Ticaret

Coğrafya bilimi, İslam medeniyetinin en büyük gelişme gösterdiği alanlardan birisidir hiç şüphesiz. İslam nurunu değişik coğrafyalara yayma düşüncesiyle yola çıkan Müslümanlar, Atlantik kıyılarından Pasifik kıyılarına kadar geniş bir coğrafyayı dolaşmışlar ve yeni yerler keşfetmişlerdir. Bu coğrafi keşiflerle beraber yeni ticaret alanları açılmış, böylece İslam toplumu ticarette gelişmiştir.

J. H. Kramer’in yazmış olduğu kitap Ömer Rıza tarafından 1934 yılında Türkçeye çevrilmiştir.

Kitap, İslam medeniyeti tarihinde dini ilimlerin yanında müsbet (bilimsel) ilimlerin de ne oranda geliştiğini göstermektedir. İçerisinde, İslam devletinin coğrafya ve ticaret alanında yapmış olduğu çalışmalar, İslam devletinin Hıristiyan Avrupa üzerindeki etkisi, coğrafya alanında açılan mektepler, coğrafya bilimi ile alakalı yazılan eserler ve bunların yanında gelişen ticari coğrafya anlatılmaktadır. Hacmi küçük olmasına rağmen harita ve çizim örnekleriyle desteklenen bu kitap alanında kaynak olması açısından başvurulabilecek nadir eserlerden bir tanesidir.


Haber Merkezi | 21 Ekim 2014 | http://insanvehayat.com/avrupali-islam-tarihini-nasil-anlatti/