Gönderen Konu: Çocuk ve Oyun  (Okunma sayısı 1790 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Çocuk ve Oyun
« : 12 Mayıs 2014, 12:03:29 »



Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Başarı Gerçekten Çocuk İşi
« Yanıtla #1 : 15 Mayıs 2014, 17:12:37 »
Başarı Gerçekten Çocuk İşi


Ev eşyası dizerken güzel bir kitaplık beğenmişler de nasıl olduysa televizyon almayı unutmuşlardı eve, İşte o çocuk, böyle bir evde büyümek zorunda kaldı, başarmasın da ne yapsın?

Ne yaptığımız kadar nasıl yaptığımızın da önemli olduğunu hatırlatan bir hikâye vardır: Vali olmuş, fakat adam olamamış bir oğlun hikâyesi. Bu meşhur hikâyenin aksine hem başarılı olmuş hem de adamlığını muhâfaza etmiş birinin macerasını okumaya ne dersiniz?

Hikâyemizin kahramanına, ne kadar büyürse büyüsün çocuk kalmayı başardığı için, hep “çocuk” diyeceğiz.

Çocuk, çoğu başarılı insan gibi hayata sıfırdan başladı. Zaten başarısının sırrı bu “0-6 yaş” devresinde yatıyor. Hayata sıfırdan, bir bebek olarak başlayan çocukta müthiş bir başarma duygusu vardı. Başarısızlık ihtimalini gördüğü an heyecanını kaybedenlerin aksine, başarana kadar denemeyi sürdürüyordu. Daha yaşını doldurmadan yürümeyi öğrenmek için çalışmalara başladı. Önce birkaç ay emekledi, sonra bir yerden tutunarak ayakta durma alıştırmaları yaptı. Elini bıraktığında bir bayrak gibi sallanıyor, bir türlü dengesini sağlayamıyordu. Fakat yılmadı, defalarca olduğu yere otursa da duvar, çekyat, dolap kenarlarında birkaç saniye destek almadan durmaya çalıştı.

Yaşını doldurduğunda hâlâ yürüyemiyordu. Bir adım atıyor ve dengesini kaybediyordu. Birkaç haftalık çalışmanın sonunda birkaç adım atmayı başardı. Heyecanlıydı, hızlıydı ve acemiydi. Onlarca kez olduğu yere oturuverdi, onlarca kez yüzüstü kapaklandı, onlarca kez kolunu, bacağını, kafasını bir yerlere çarptı. Canı yandı, gözyaşı döktü, üzüldü. Fakat vazgeçmedi.

Bir yaşını iki ay geçtiği halde hâlâ yürüyemiyordu. Yine de ümitsizliğe kapılmadı. Hiçbir zaman “Yürüyenlerin hepsi benden büyük, koca koca adamlar; ben bu işi beceremeyeceğim.” demedi.
Çocuk çok başarılıydı. Başarı için gerekli olan azim ve gayret onda fazlasıyla vardı. Yüzlerce kez deneyip de beceremediği şeyi sonunda öğrendi. Artık yürüyebiliyordu. Çocuk yürümeyi öğrenirken çalışmanın sonuç getireceğini, mutluluğun da acının da hayatın gerçekleri olduğunu, başarmak için icâbında yüzlerce kez deneme yapması gerektiğini, ısrarın ve sürekliliğin sonuç getireceğini, yani vazgeçmemeyi de öğrenmiş oldu.

Çocuğun yürümeyi öğrenmesinde doğuştan gelen başarma hissi kadar etkili bir şey daha vardı: Ebeveyninin desteği! Anne ve babası yürümeyi öğrenirken onun elinden tuttular, onu takdir ettiler, onun heyecanına ortak oldular. Alkışlarla kendisini desteklediler. Ona hiçbir zaman “Ne zaman yürüyeceksin? Yaşını doldurdun hâlâ emekliyorsun! Utanmıyor musun? Haftalardır yürümeni bekliyoruz, yetti artık! Biz senin yaşındayken çoktan yürümüştük, beceriksiz seni!” demediler.

Yürümeyi öğrenen çocuk, artık yetişkinlerin elini tutmak istemiyordu. Ayrı bir şahsiyeti olduğunun farkındaydı. Kaldırımda yürürken, parkta gezerken kendi başına yol almak istiyordu. Artık bağımsız iş yapma zamanı gelmişti. Öte yandan dokuz – on metre yürüdükten sonra dönüp büyüklerine bakıyordu. Çocuk diğer insanlarla dayanışma içinde olması gerektiğinin de farkındaydı.

Biraz büyüdü. Çocukta müthiş bir öğrenme merakı vardı. Gelirdi mutfağa, başlardı soru sormaya:

-Bu ne?
-Un.
-Ne unu?
-Buğday unu.
-Ne buğday unusu?

Annesi mümkün olduğunca sorularını cevaplamaya çalışırdı. Soruları geçiştirmez, çocuğu başından savmazdı. Babası da öyleydi.

Çocuklarına hep büyük adam muamelesi yaptılar. Çocuk ömrü boyunca büyük adam muâmelesi gördü, böylece her dâim çocuk kalabildi. Yılmak nedir, yıkılmak nedir, ne zaman vazgeçilir, kimler neyle suçlanır, mâzeret nasıl üretilir, nasıl mutsuz olunur, hâsılı başarısızlığın temel prensipleri nelerdir öğrenemeden büyüyüverdi.

Çocuğun başarısında asıl etkili olan belki de ailesiydi. Biliyorlardı çocukları makine değil. Dolayısıyla onun kullanma kılavuzu yoktu. “İyisi mi” dediler “çocuğumuzun fıtratına uygun yaşamasına müsaade edelim.
Çocuk, makine değil ki sonradan fabrika ayarlarına döndürmek mümkün olsun!”

Çocuklarının kendileri gibi değil, kendisi gibi davranmasına imkân tanıdılar. Evdeki eşyalarla konuştuğu zaman çocuğa deli muamelesi yapmadılar. Onun maymun iştahlı olmasına kızmadılar. Çocuklarını başkalarıyla kıyaslamadılar.

Çocuğun başarısı ebeveyninin ne yaptıklarından çok, ne yapmadıklarıyla ilgiliydi. Sonra ne söylediklerinden çok, ne söylemedikleriyle. Bir de ne söylediklerinden çok nasıl söyledikleriyle.

Hastalandığında “Bana iğne yaparlar mı anne?” diye sordu, “Yapabilirler!” dedi annesi. “İğne acıtır mı baba?” diye sordu, “Acıtır, fakat iyileşmen için bu acıya dayanmalısın!” dedi babası. Kafalarını yormadılar. Biz bu çocuğu nasıl kandırırız diye derin derin düşünmediler. Ne sorulduysa cevabını düzgünce verdiler. Çocuk da dürüst biri oldu.

Yetişkinler işlerini nasıl bir anda bırakamıyorlarsa çocuğun da oyun başından bir anda kalkamayacağını düşündüklerinden mi nedir, çocuğun oyununu bozmaya kalkmadılar. Çocuk oyuna odaklandıkça dikkati güçlendi. Anne babası çocukta dikkat eksikliği oluşturmayı da unuttular.

Sonra unutkanlıklar, unutkanlıklar. Hep onlar değil miydi çocuğun başarısına sebep? Annesi “Niye bizim de şöyle havuzlu bir villamız yok!” demeyi, babası “Bu devirde okumak para etmiyor!” diye yakınmayı unuttu.

Daha çocukları yokken başlamıştı unutkanlıkları. Ev eşyası düzerken güzel bir kitaplık beğenmişler de nasıl olduysa televizyon almayı unutmuşlardı eve. İşte o çocuk, böyle bir evde büyümek zorunda kaldı, başarmasın da ne yapsın?

Çocuk bir sınavdan 80 alınca babası “Niye yüz almadın?” diye çıkışmadı. “Senden yüksek alan var mı?” diye sormadı. “Birinci olman yetmez, yüz almalıydın!” demedi. Çocuk da babasının dünyanın en başarılı erkeği olup olmadığını sorgulamadı. Babasından fazla para kazanan olup olmadığına da aldırmadı. Kariyeri için değil, babası olduğu için seviyordu onu.

Câhildi çocuk. Çevresinden de bîhaberdi. Karşı binadaki lüks otomobili olan kişinin doktor olduğunu bilmiyordu. Alt kattakilerin, hani şu dört ayrı şehirde yazlığı olanların, hukuk bürosunda boşanma davalarına bakan avukatlar olduğundan habersizdi. Otomobil için, ev için belli mesleklere yönelmenin şart olduğunu öğrenemedi çocuk. Sevdiği ve becerdiği işi yapmaya koyuldu. Hobisi işi oldu, üstüne de para kazandı. Kazandığı paranın miktarı mı? Kendisinin buna aldırdığı yoktu zaten. Onu karşı binadakilere ve çocuğun alt komşusuna sorun!

Çocuğun çevresinde kendilerini tanıtırken “Ben doktor Hasan / Ben avukat Serhat” diye mesleğini adının önüne geçiren kimsecikler yoktu. Sonra ısıracakmış gibi “Ben Harrrvırrrd mezunuyum.” diyen birine de denk gelmedi hiç. Belli okullardan mezun olmanın değil de “Bu adam var ya, bizim okuldan mezun!” denmesinin asıl başarı olduğunu zannetti çocukcağız. iyi de oldu. Bu yanlış (!) bilgiler onu iyiden iyiye başarılı biri yaptı.

Çocuğun hayalleri hakikat oldu, neşesi hiç eksilmedi. Büyüdü ama bir türlü adam (!) olamadı, ruhu hep çocuk kaldı. Yedisinde ne ise yetmişinde de oydu: Yürümeyi öğrendiği vakitlerdeki gibi azimli, anne babasının elini bırakmaya çalıştığı zamanlardaki gibi şahsiyetli, sonra dönüp arkamdan geliyorlar mı diye kontrol ettiği anlardaki kadar sosyal, mutfakta yemek yapan annesini soru yağmuruna tuttuğu günlerdeki gibi öğrenmeye meraklı.

Artık, çocuğun ardından yetişebilene aşk olsun.

Böyle çocuk yetiştirene de helâl olsun!


İdris EREN | 07 Mayıs 2014 | http://insanvehayat.com/basari-gercekten-cocuk-isi/

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Zeka Geliştirici Oyunlar
« Yanıtla #2 : 05 Ağustos 2014, 12:56:50 »
Zeka Geliştirici Oyunlar


Oyun; çocuğa öğretemeyeceğimiz konuları, kendi deneyimleriyle öğrenmesi için en uygun araçtır. Çocuk oyun esnasında duygu ve düşüncelerini açar. Deneme yanılma yolu ile problemlere çözüm getirmeyi ve belirli riskleri göze alma deneyimi kazanır.

Dikkat, zekâ ve strateji oyunları dediğimizde akla lego, puzzle ve satranç gelse de aslında özellikle akademisyenler tarafından geliştirilmiş, beynin farklı bölgelerinin çalışmasını sağlayan oyunlar mevcuttur. Zekâ ve akıl oyunlarının çocukların zekâ gelişimine olan etkisi üzerinde yapılan çeşitli araştırmaların da gösterdiği üzere bu tip oyunlar yalnızca çocukların zekâ gelişimini değil, aynı zamanda düşünebilme becerisini de geliştiriyor. Bu araştırmaların başında Berkeley Üniversitesi’nden Dr. Silvia Bunge’in yaptığı araştırma geliyor. 8 haftalık bir periyodu kapsayan araştırma sonucunda, haftada iki kez 1 – 1.5 saatlik zekâ oyunları çalışmasının ardından çocukların IQ puanlarında ortalama 13 puanlık bir artış meydana geldiği görüldü. Araştırma sonucunda; IQ seviyesi ne olursa olsun kişi, zekâ oyunları ile düzenli olarak meşgul olduğu takdirde, birkaç ay içerisinde zekâ seviyesinde ilerlemeler kaydedebiliyor.

Oynamaya başlamadan bilinmesi gereken beş kavram

Zekâ oyunları dersleri sayesinde çocuklar uzayda üç boyutlu algılama, yoğunlaşma, mantık hataları, eşleştirme, tahmin, uzun vadede strateji üretimi, hızlı düşünme, çözüm üretme, taktik geliştirme, soyut düşünce gibi pek çok hususta kendilerini geliştirebilirler.

    Uzayda boyut algılama yeteneği: Öğrencilerin hafızasında yeni hayaller oluşturma, bu hayallerin değişimi veya hareketi hayalinde canlandırma ve şekil kazanma becerisini geliştirir. Ve bu hayaller arasındaki boyut ilişkileri üzerine kurulu fikirleri daha rahat düşünüp bulma veya sonuçlar çıkarmayı hızlandırır.
    Eleştirel düşünme: Öğrenciler bilgiyi neden aldıklarının, onu neden öğrendiklerinin ve ileride onu nerelerde kullanacaklarının farkında değiller. Zeka oyunları bilgiyi seçme, örgütleme ve kullanma davranışları bakımından eleştirel düşünme becerilerini kazanmış kişiler yetiştirir.
    Analiz etme: Bir konuyu temel parçalarına ayırmak ve daha sonra bu parçalar arasında irtibat kurarak sonuca ulaşmayı hızlandırmak.
    Sıradışı düşünme : “Herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiç kimse fazla bir şey düşünmüyor demektir.” Sıra dışı düşünen ve farklılıkları ortaya koyabilen kişiler her dönemde muvaffak olmuşlardır. Zeka oyunları farklı yollar deneyerek analiz yapma pratiğini güçlendirir.
    Farklı çözüm yolları keşfetme: Oyunlar vasıtası ile sistemli veya doğaçlama gelişen problemleri fark etme ve tanımlayabilme, problem karşısında farklı tutumları görebilme, strateji oluşturma, alternatif çözüm yollarını keşfetme, çözümde yer alma ve rolü keşfetme, problem çözme becerisini hayata aktarabilme gibi birçok özellik geliştirilebilir.

Oynamaya hazır mısınız?

Değerli okurlarımız; ayrıntılı olarak bahsetmiş olduğumuz zekâ ve akıl oyunlarından seçtiklerimizi her ay düzenli olarak sizlerle paylaşacağız. Paylaştığımız bu oyunlarla hem kendiniz, hem çocuklarınız, hem de aile ortamı için kullanabileceğiniz materyaller bulabilirsiniz.

Mantık geliştiren oyunlardan ilk ikisi

Yedi yaşından itibaren kullanabileceğimiz ve aynı seviyede beceri kazanma özellikleri barındıran numbers ve colours oyunları için mantık geliştirme oyunları ifadesini de rahatlıkla kullanabiliriz. İleri düzey mantık geliştirme oyunları olan numbers ve colours okullarda ders olarak kullanılabileceği gibi ev ortamında, arkadaşlar arasında, rahatlıkla oynanabilir ve sizi zihnen geliştirirek kısa zamanda iyi yerlere taşıyabilir.

Numbers: Sadece bir zekâ oyunu değil, aynı zamanda bir matematik eğitim setidir. Numbers oyunu içerisinde sayıların tanıtımından, dört işlemi kavratacak, zekânın da bir parçası olan basit hesap işlemlerindendir. Aynı zamanda birinci ve ileri kademe öğrenciler için matematik eğitimi ve öğretiminde kullanılabilecek başlı başına bir okul materyali de diyebiliriz. Bu oyunu diğer matematik oyunlarından ayıran en önemli özellik, su dokuda olduğu gibi mantık yürütme, eleme, eşleme gibi becerileri geliştirirken, bir yandan da çocuğa oyun sayesinde matematiği ve matematik mantığını verebilmelisiniz. Numbers, özellikle öğretmenlerin okullarda öğrencilere rahatlıkla uygulayabileceği rakipsiz bir zekâ oyunudur.

Bu oyun ile ilgili bilinmesi gerekenler başta 8 yön arasındaki ilişkiyi anlamaktır. Arkasından determinanttaki 9 koordinant pozisyonunu anlamak ve sürekli mantıklı düşünme kavramını öğrenmek yeterli olacaktır.

Colours : Colours oyunu, fotoğraf hafızasını ve mantık yürütmeyi aynı anda geliştiren nadir oyunlardan birisidir. Dikkati sürdürme ve fotoğraf hafızası farkındalığını oluşturma gibi becerileri desteklemesi, çocukların akademik yönlerini geliştirmesine yardımcı olmakta, ev içerisinde kolektif zaman paylaşımını arttırmaktadır.

Colours ve Numbers oyunlarının kuralları aynıdır. Talimata göre taşları doğru pozisyonlara yerleştirdikten sonra her kareye yalnızca bir taş gelmelidir. Taşları üst üste, işaretli olan bölgelere ve “*” işareti olan bölgelere yerleştiremezsiniz. Doğru olan ilk bölgeyi seçin. Eğer orası boş değil ise, doğru pozisyonu bulana kadar incelemeye devam edin.


Tunahan COŞKUN| 04 Temmuz 2014 | http://insanvehayat.com/zeka-gelistirici-oyunlar/