Gönderen Konu: Ben diyete diyet demem diyet benim olmayınca  (Okunma sayısı 3198 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7475
Ben diyete diyet demem diyet benim olmayınca
« : 15 Mayıs 2011, 01:35:56 »

 Et, yumurta, kuruyemiş vb. her şeyin serbest olduğu bir diyet düşünün. Hem de tamamen genetik yapımıza uygun, ülkemizin doğal ürünleriyle beslenmeyi öneren. "Kabul" derseniz düşünmeyin Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay'a kulak verin: "İthal diyetlerle sağlıklı kilo veremiyoruz, Karatay diyeti sağlıklı yaşam biçimi edinme amacına yönelik yol gösterici bir kılavuz."

Havalar henüz tam manasıyla ısınmadı ama yazın müjdecilerinden diyet kitapları raflara çoktan kuruldu. Bunlardan biri de Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay'ın kaleminden çıkan Karatay Diyeti.

Kitabın ismi gibi iddiası ve önerileri de orijinal. Karatay 'kısa sürede incecik olacaksınız' demiyor. Bilakis, mucize gibi zayıflama önerileri sunan diyetler başta olmak üzere, Türklerin yapısına uymayan tercüme diyetlere tamamen karşı çıkıyor. İngiltere, Güney Afrika, Amerika ve Anadolu olmak üzere 4 kıtada hekimlik yapmasının bunda payı büyük tabii.

Yurtdışında kaldığı 17 sene sonunda her milletin kendine özgü bir beslenme ve yaşam biçimi olduğunu, Amerika ve Avrupa'da mucize diyet olarak sunulan beslenme tarzlarının Türklere uymadığını daha iyi anladığını anlatıyor. Ülkemizde yetişen (özellikle de Akdeniz'de) doğal ürünlerle ömür boyu formda kalmaya yardım edecek bir beslenme tarzı sunuyor kitabında.

Önce hormonlarınızı tanıyın sonra doğru beslenin

Karatay Diyeti "kibrit kutusu kadar peynir, iki zeytin, bir dilim ekmek"le başlayan diyetler gibi kalıp öneriler sunmuyor. Kitabın başında önce kiloları tanıyor, sebeplerini öğreniyoruz. Vücutta istenmeyen yağların birikimi ayrıntılı olarak şemalarla anlatılmış. Karatay'a göre beslenme konusundaki yanlışlarımızı düzeltip, hareketimizi artırdıktan sonra leptin hormonunun gece ve gündüz salgılanmasını sağlayabilirsek birikmiş yağlardan uzaklaşmak zor değil.

Peki nasıl beslenmeli?

Birinci kural yediğimiz her şeyin doğal ve mevsimsel olması. Katkı maddesi içeren ve işlenmiş gıdalardan köşe bucak kaçmak şart. Yemek saatleri önemli. Akşam sekizden sonra hiçbir şey yememek gerekiyor. Bir diğer önemli nokta hareket. Zaten Karatay'a göre Türk halkının en büyük problemi hareketsizlik. Genel olarak çocukluktan itibaren aktif değiliz. Ev hanımı, işadamı, öğrenci, herkesin bahane üretmeden spora vakit ayırmalı. Millet olarak kilo almamızda en büyük etkenlerden biri de hamur işi. Ekmek başta olmak üzere unlu mamulleri çok tüketiyoruz.

Hekimler kilo almaz sanmayın! Kendisi de 1995'te Amerika dönüşü çok özlediği için beyaz ekmeğe, simide sarıldığını anlatıyor. Ancak hareketli olmalarına rağmen eşi ve kendisinin hızla kilo aldıklarını fark etmesiyle işler değişmiş. Önce Kadıköy'deki fırınların neredeyse tümüne gidip ekmeğe ne kadar tuz attıklarını öğrendiğini, sonra ekmeği de tuzu da kestiğini anlatıyor.


Neden kilo veremiyoruz?

Bu kadar diyet kitabının olduğu, diyetisyene gitmenin lüks olmaktan çıktığı, şifalı bitki uzmanlarının incecik bedenler vaat ettiği günümüzde, uğraşmasına rağmen kilo veremeyenler var. Canan Efendigil Karatay, bunun sebebinin en başta doğal zannedilen gıdaların vücuda fazla gelmesi olabileceğini söylüyor.

Doğal diye rahatça tükettiğimiz gıdalardaki meyve şekeri, pankreası ve karaciğeri yoruyor. Bütün sistemin altüst olması kilo vermeyi engelliyor.
Tabii farklı etkenler de olabiliyor. D vitamini eksikliği, kişide var olan gizli bir alerji hareket etmesine rağmen kişinin kilo vermesini engelleyebiliyor. Karatay, bu gibi durumlarda alerji testi yaptırılmasını öneriyor. D vitamininin hangi miktarlarda olması gerektiği de Karatay Diyeti kitabında ayrıntılı olarak anlatılmış.

zaman

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Bu diyette kalori hesabı yok
« Yanıtla #1 : 13 Eylül 2011, 22:50:36 »
Bu diyette kalori hesabı yok

Karatay Diyeti'nde yumurta, tereyağı, pastırma, kuruyemiş serbest. Kalori hesabı yok

İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay'ın Nisan 2011'de yayımlanan 'Karatay Diyeti' adlı kitabı eylül ayının ilk haftasında 15'nci baskısını yaptı. Bugüne kadar toplam 50 bin baskı yapan ve tercüme diyetlerin pabucunu dama atarak, zayıflama konusundaki ezberlerin bozulmasını sağlayan Karatay Diyeti'nde yumurta, tereyağı, pastırma, kuruyemiş serbest. Kalori hesabı yok

İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Ana Bilim Dalları öğretim Üyesi Kardiyolog Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay'la diyet konusunda pek çok ezberimizi bozan Karatay Diyeti'ni konuştuk. Kitapta mucize bir diyet listesi olmadığının altını çizen Karatay, asıl amacının sağlıklı bir yaşam için kolayca uygulayabileceğimiz önerileri paylaşmak olduğunu ifade ediyor. İşte Prof. Dr. Canan Karatay'dan sağlıklı kilonuzu muhafaza ederek hastalıklardan korunmak için beslenme önerileri ve beslenme konusunda doğru bildiğimiz yanlışlar...

OBEZİTE TSUNAMİSİ VE TERSİNE DÖNEN GIDA PİRAMİDİ

Son 20 yıldır dünyada obezite müthiş arttı. Öyle ki bu durum 'Obezite Tsunamisi' olarak tarif ediliyor artık. Ben de takip ettiğim bütün hastalarımın hastalıklarının temelinde hareketsizlik, beslenme bozukluğu ve buna bağlı olarak gelişen obezitenin yattığını gördüm.Bir de Harvard Tıp Fakültesi Beslenme Bölümü Amerikan Hükümeti tarafından hazırlanan ve diyetlere dayanak olan eski gıda piramidinin yanlış olduğunu ve obeziteyi arttırdığını ortaya koydu. Ve 2002'de de yeni bir beslenme piramidi hazırlandı. Ben de 12 yıl Amerika'da yaşadım ve bu gelişmelere bizzat tanıklık ettim. Ancak Türkiye'ye döndüğümde fark ettim ki, dünyada ortaya çıkan yeni bilgilerle Türkiye'de uygulananlar arasında büyük çelişki var.

TERCÜME DİYETLERLE BU İŞ OLMAZ

Tercüme diyetler hazırlandıkları ülkelerdeki halkın pişirme, beslenme ve yaşama alışkanlıklarına göre hazırlanmıştır. Oraya biçilmiş bir kaftanı Türk toplumuna giydiremeyiz. Biz Türkiye'de tereyağı, yumurta yeriz. Büyüklerimiz bunları yiyerek 100 yıl yaşadı. Mesela yabancıların diyet listelerinde zeytin yoktur. Ama zeytin zararlı olduğu için değil, ülkelerinde yetişmediğinden dolayı yoktur. Ayrıca yabancı ülkelerin çoğunda fındık, fıstık da yoktur. Bunlar tehlikelidir diye bir kenara itmek kadar büyük bir yanlış olamaz!

TÜRK TOPLUMU HAREKETSİZ

Biz Türk toplumu olarak çok hareketsiz bir toplumuz. Bir de çok ekmek tüketiyoruz. Ekmeklerimizin glisemik indeksi çok yüksek. Hareketsizlik ve karbonhidrat tüketimi bir araya gelince bütün hastalıkların temeli de atılmış oluyor. Karaciğer yağlanması ile başlayıp, diyabet, hipertansiyon, kalp krizi, felç, inme, Alzheimer, erken bunama, kronik artritler, bel ağrıları, fibromiyosit, polikistik meme hastalığı, erken adet görme, polikistik over sendromu ile devam ediyor ve kanserle son buluyor!

YAĞ YASAKLANDI OBEZİTE ARTTI

Yağlar en büyük tehlike olarak gösterildi bugüne kadar. Fakat artık hücre düzeyine inen bilimsel araştırmalar sonucunda vücudumuzu yapan her bir hücrenin zarında yağlar olduğu görüldü. Beynin yüzde 90'ı yağ zaten. Bu yüzden doğal köy tereyağı, zeytinyağı, saf fındık yağı ve omega-3 dediğimiz balık yağı, bunlar insan vücuduna girecek. Çünkü vücut bunlarla çalışıyor. Bunlar yenilmediği zaman hücre sapıtıyor, hastalıkları başlatıyor. Ancak tabi sağlıklı yağı kızarttığınız ya da yaktığınız zaman bozulur ve transyağlar meydana gelir. Çok güneşte kalması ya da hava alması da yağların bozulması ve transyağların oluşması için yeterlidir. Asıl sağlığımızı bozan, sağlığa zarar veren trans yağlardır.

KOLESTROL HASTALIK DEĞİLDİR

Kolesterol her hücrenin zarında mutlaka olması gereken temel bir maddedir. Yani kesinlikle hastalık değildir. Ayrıca yediklerimiz kan kolesterolümüzü yükseltmez. Bu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Yesek de yemesek de, ilaç alsak da almasak da insan vücudunda her gün 2 bin 500 mg kolesterol üretilmektedir. Beynimizde uyarıları algılayıcı hücreler ve sinir sistemi iletisi kolesterol üzerinden olur. Ayrıca vücuttaki en doğal ve güçlü antioksidandır. Ben hastalarıma asla kolesterol ilacı vermem. Kullananları da keserim. Zaten sağlıklı beslendikleri, göbek ve karaciğer yağları gittiği zaman her şey normale döner. Biz hekim olarak rakamları değil, hastayı tedavi etmek zorundayız. İki tane rakamı tedavi etmek hekimlik değildir.

GÜNDE EN AZ İKİ YUMURTA

Doğal beslenen özgür tavukların yumurtası kan kolesterolünü yükseltmez. Aksine sağlıklı bir hayat için günde en az iki tane yumurta yenmelidir. Eskiden haftada bir yiyin, sarısıyla beyazını ayırın denilirdi. Onların hepsi 2002'de tarihe karıştı. İster 2 tane ister 6 tane yiyin. Hiç korkmayın. Yalnız pişirilmesine dikkat edilecek. Mesela yumurtayı çok fazla haşladığınız zaman sarısının etrafı yeşil olur. İşte o çok tehlikeli! Çünkü o artık yumurta değildir. Zaten ağzınıza aldığınızda un gibi dağılır. Bu sebeple yumurtayı kayısı kıvamında pişirmek gerekiyor. Tabii isteyen rafadan da yiyebilir...

SIK YEMEK BÜYÜK YANILGI

Sağlıklı kiloda kalabilmek için vücudumuzdaki insülin ve leptin hormonunu bilmemiz gerekir. İnsülin çok önemli bir antioksidandır ve vücuttaki şekerin yakılmasını sağlar. Fazla enerjiyi ve yağları depo eder. Leptin hormonu ise depo edilmiş yağların enerji olarak kullanılmasını sağlar. Dolayısıyla bu iki hormonun koordineli çalışması şarttır. Leptin yemek yedikten 4-5 saat sonra salgılanmaya başlar. Yani vücuda leptini salgılamasına yetecek zamanı tanırsak yağlar depo edilmez. Dolayısıyla sık sık yemek yemek büyük bir yanılgıdır. Çünkü her yemek yediğinizde insülin salgılanacaktır. İnsülin salgılanıyorken de yağlar depo edilecek ve yakılmasına imkân ve zaman kalmayacaktır. Onun için günde 2 ya da 3 öğün yemek yeterlidir.

TEREYAĞLI PASTIRMALI YUMURTA SERBEST

Pastırma sağlıklı bir ettir. Çünkü az işlem görmüştür. Sucuk, salam, sosis gibi işlem görmüş, transyağ ve katkı maddesi içeren ürünlerden farklıdır. Dolayısıyla tereyağında pastırmayla uygun ısıda pişirilmiş bir kaç yumurtanın hiçbir zararı yoktur.

HAYATIMIZDAN NELERİ ÇIKARMALIYIZ?

Eğer kilo vermek ve sağlıklı yaşamak istiyorsak öncelikle hareket etmeliyiz. Sonra ekmeği, patatesi, pirinci çıkartacağız hayatımızdan. İşlenmiş tüm ürünleri, şekeri çıkartacağız.

MEYVE DE ÇOK MASUM DEĞİL

Faydalı diye çoğu kez akşam televizyon izlerken bir tabak meyveyi yeriz. Oysaki meyve şekeri yani früktoz da çok tehlikeli. Ayrıca akşam saat 20.00'den sonra hiçbir şey yenmeyecek.

KAHVALTI ÖNEMLİ

Sabah çok kuvvetli kahvaltı yapılacak. İki yumurta, tereyağında veya zeytinyağında pastırma veya menemenle yapılabilir. Herkes kendi avuç içi kadar peynir yiyecek. Peynirin yanına ekmek yerine bir fincan ceviz veya fındık çok yakışır. Ya da mevsimine göre bir meyve. En aşağı 10-15 zeytin yenecek.

KIRMIZI ET FAYDALI MI?

Kırmızı etten kesinlikle kopmamak lazım. Bizim hayvanlarımızın eti Amerikan etinden farklıdır. Onlar sığır yer, biz kuzu koyun yeriz. Onun için bizim kırmızı etimiz sağlıklıdır.

HERŞEYE RAĞMEN KİLO VEREMİYORSANIZ

Bir kere vücut tetkiklerinin yapılması lazım. Gizli alerji varsa kilo verilmez. İnsülin direnci kırılmadan kilo verilmez. Çünkü insülin direnci ile leptin direnci birlikte gider. İnsülin direnci olan kişilerde tansiyon yüksektir. Trioid guddesi iyi çalışmaz. İnsülin direncinin kırılması için de hareket ve sağlıklı beslenme önemlidir. Sağlıklı yağ, sağlıklı protein ve karbonhidrat yenilecek.

MARGARİNE SİNEK BİLE KONMAZ

Margarin yağ değil, tamamen kimyasal bir olaydır ve çok tehlikelidir. Mesela mutfakta masanın üzerine koyun ve bekleyin. Bozulmaz, üzerine börtü böcek ve bir karasinek bile konmaz. Çünkü sinek bile sağlığının değerini bilir. Bu bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir.

FINDIK FISTIK ÇITIR ÇITIR HEM KAN YAPAR HEM ISITIR

Ben Amerika'dan gelince Gaziantep'e davet edildim. Orada Sadi Konukoğlu Tıp Merkezi'nde kalp bölümünü kurdum ve hasta bakmaya başladım. O zaman Amerika'dan yeni gelmişim ve oradaki listelere göre hastalarıma durmadan ceviz yiyin diyorum. Bir gün fıstık üreticileri ziyaretime geldi. "Hocam hep ceviz diyorsunuz fıstık satamıyoruz. Biraz da fıstık deyin" dediler. Orada bir soru işareti oluştu kafamda ve araştırdım. Hakikaten gördüm ki fındık, fıstık, ceviz, badem hepsi aynı. Yağlı diye yemediğimiz bu yiyeceklerin yağları doğal yağlar. Bu yemişlerin bir tanesi dahi doğal vitamin ve mineral deposu... Omega-3 kaynağı. Yani beynimizin ihtiyacı olanı yağı ihtiva ediyorlar. İlkokulda bize 'Fındık fıstık çıtır çıtır hem kan yapar hem ısıtır' diye öğretmişlerdi. Ben de bu başlıkta bir yazı yazdım o yıllarda. Karatay Diyeti kitabımda da bu başlıkta bir bölüm var.

Süt yerine yoğurdu tercih edin

Sütün çok fazla faydası olmadığı da gösterildi. Bizim süte ihtiyacımız yok zaten. Yoğurt yiyoruz, peynir yiyoruz. Neden illa süt deniliyor. Çünkü Amerika'da yoğurt, ayran ya da beyaz peynir de yok. Halbuki yoğurt kalsiyum bakımından da, protein bakımından da yoğun olduğu için daha faydalı.

Arzu Akyol / Yeni Şafak 
*~*~* TUĞRA *~*~*