Gönderen Konu: Beyin ve alışkanlıklar  (Okunma sayısı 3669 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Beyin ve alışkanlıklar
« : 21 Ağustos 2008, 00:35:36 »

Her gün olduğu gibi bugün de 20 bardak çay ve bir pakete yakın sigara içmişti iş yerinde Ali Bey... Eve girerken eşi “çok kötü sigara kokuyorsun” bakışlarıyla karşıladı onu her akşam olduğu gibi… Akşam yemeğini yedikten sonra günün yorgunluğu üzerine eklenen karın tokluğunun verdiği ağırlıkla çöküverdi televizyon karşısındaki koltuğuna…10 dakikalık şekerleme, eşinin "Çay demleyim mi?" sorusuyla kesiliverdi.

- Yok ya ne çayı, istemem! Bugün gene içtim 20 bardak…Yakında delinecek midem, ama dur bakalım n’olacak! diye karşılık verdi.

Televizyondaki ana haber bülteni ardından balkona çıkıp bir sigara tellendirme fikrinden, ağzının zehir gibi olacağı düşüncesiyle vazgeçti.

Sınavlara hazırlanan 11 yaşındaki oğlu, elinde kitaplarıyla yanına geldi ve yardımcı olmasını istedi. Masaya geçti, soruları incelemeye başladı. Gündüz işte evrak: Matematik, akşam evde oğlanın matematik soruları…diye aklından geçirdi.

20 dakikadır sorularla ilgileniyor ama neredeyse beyninin durduğunu hissediyor, yeterli çabuklukta soruları kavrayıp çözümlerini anlatamıyordu. Canı sigara içmek istiyordu. Bir de yanında çay…

-Hanım, hadi bi çay demleyiver…

Sigara ve çay ile artık dikkatini daha iyi yoğunlaştırabiliyordu. Zaten gün boyu sigara ve çay içmesinin nedeni de buydu.

……
Beyin ön bölgesi, beynin giriş ve çıkış kapısı gibidir. Duygu, düşünce ve davranışların son hali burada şekillenir. Kişilik özelliklerinin oluştuğu yerdir. Beyin ön bölgesinin çalışma duyarlılıklarında oluşan farklılıklar nedeniyle insanlar birbirlerinden ayrılabilirler. Hayvan türlerinde görülmeyen farklılıkların esas nedeni, beyin ön bölgelerinin farksız olan çalışma özellikleridir.

Beyin çalışma duyarlılıklarında var olan farklılıklar, örneğin dikkati verme ve sürdürme özelliklerinin her insanda farklı olmasını sağlar. İstek ya da niyet ile oluşan güdülenme (motivasyon) dikkatin oluşmasını ve sürdürülmesi için gereklidir. Beyin ön bölgesi duyarlılık dereceleri motivasyonla düzeltilebildiği ölçüde dikkat sağlanabilir. Motivasyonun azaldığı durumlarda dikkati dağılan insanlar, dikkati sağlamak için dışarıdan bir uyarana ihtiyaç duyabilirler.

Yaşantımızın ilk günlerinden itibaren kimi besin maddeleri ve dışarıdan alınan diğer maddeler, beyin duyarlılık derecelerini etkiler. Duyarlılık derecelerine bağlı olarak bir maddeye ya da duyguya bağlanır, beyin performansını arttırmak amacıyla o maddeyi ya da duyguyu ister hale geliriz.

Beyin duyarlılığının arttığı durumlarda alınan maddelerle düzelme eğilimi, beyin tarafından öğrenilir. Beyin, ihtiyacı olduğunda bu maddeleri alması için kişide istek uyandırır. İşte, insanın alışkanlıklarını ve bağımlılıklarını belirleyen temel fizyolojik etmen budur.

Çayın içinde tein, kahvede kafein, sigarada nikotin, rafine şeker (sofra şekeri); beyin ön bölge duyarlılıklarını azaltıp beyin performansını, alındığı süre içinde, arttıran maddelerdir.

Ali Bey, beyin ön bölge performansına ihtiyacı olduğu durumlarda çay ve sigara ikilisine her zaman ihtiyacı olacaktır. Çünkü beyni, duyarlılıklarını azaltmak ve artan performansı karşılamak için bu yöntemi öğrenmiştir.

Beyin çalışma duyarlılıklarını azaltan içsel maddeler de vardır. Kortizol ve adrenalin ikilisi, örneğin heyecan verici durumlarda kanda düzeyi artarak beyne ulaşır ve beyin duyarlılıklarını azaltarak dikkatin sürdürülmesini sağlar. Normal durumlarda dikkat eksikliği olan kişiler, dikkati sürdürememe nedeniyle çabuk sıkılırlar. Ancak heyecanlı bilgisayar oyunlarını uzun süre dikkatlerini vererek sürdürebilmelerinin nedeni adrenalindir. Adrenalin ile duyarlılığın azaldığını öğrenen beyin; kişiyi heyecan verici duygu ve düşünceler geliştirmesini sağlayarak beyin çalışma duyarlılığının azalmasını ve dolayısıyla rahatlamasını amaçlar.

Sonuç olarak; uzun süreli ve normalden fazla kortizol ve adrenaline maruz kalan beyin yapısı, bozulur. Düşünce, gereği kadar kullanılamaz. Beynin vücut kontrolü bozulur ve hastalıkların ortaya çıkması kolaylaşır.

Alışkanlık ya da bağımlılık dereceleri tamamen beyin ön bölgesinin çalışma özelliklerine bağlıdır. Bizlere insan olma özelliği veren beyin ön bölgesi, en önemli insani kazanımdır. Bu kazanımın korunması ve iyi bir biçimde çalışmasını sağlayan; beklide en güçlü özellik, iradedir. İradenin gücünü arttıran yöntemlerin uygulanması, sağlıklı kalmak isteyenlerin ve sağlık hizmeti verenlerin temel öğretisi olmalıdır.

sağlıklı yaşam
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı ikra42

  • okur
  • *
  • İleti: 94
Ynt: Beyin ve alışkanlıklar
« Yanıtla #1 : 22 Ağustos 2008, 10:32:22 »
teşekkürler tuğra..reçeteyi de vermiş iradenin kuvvetlendirilmesi...belki bu konudada bizleri aydınlarzınız....

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ynt: Beyin ve alışkanlıklar
« Yanıtla #2 : 22 Ağustos 2008, 21:20:40 »
İrade kişiden kişiye değişir,kiminin güçlü olduğu konuda kimi zayıf düşer.İradenin gücü imanın gücü ile bağlantılı olsa gerek.
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ynt: Beyin ve alışkanlıklar
« Yanıtla #3 : 12 Şubat 2011, 23:54:06 »
BEYNİNİZ YORULDUYSA RESETLEYİN GİTSİN
 
Beyin yorgunlugunun günümüz insaninda giderek artan bir problem haline geldigi bildirildi.

Beyin elektrosu (EEG), beyin yorgunlugu vakalarinda mutlaka uygulanmasi gereken bir tetkik oldugunu belirten uzmanlar, "Saglikli beyinde gördügümüz alfa ve beta dalgalarinin istatistiksel verileri çok önemli bilgiler verir. Beyin yorgunlugunda beta dalgalarinda yogunlasma izleriz. Buna mukabil alfa dalgalari ne kadar yogunsa o kadar saglikli bir tablo ile karsi karsiyayiz demektir. Genelde her iki hemisferdeki beyin dalgalarinin istatistiki verileri ayni sonuçlari verir. Ancak eger farklilik arz ediyorsa bu durum mutlaka üzerinde durulmasi gereken bir konudur" dediler.

Beyinin her iki hemisferi arasinda anlamli farklilik, ilerde gelisecek olan alzheimer hastaliginin habercisi olabilecegini anlatan uzmanlar, "Potansiyel bir alzheimer hastasini önceden kesfetmek, tedavide hiç kuskusuz çok önemli yararlar saglar. Böyle her iki hemisfer farkliligi olan kisiler mutlaka PET filmi ile incelemeye alinmalidir. PET, beyin metabolizmasini, daha net bir tabirle beyinin hangi bölgelerinin çalistigini hangi bölgelerinin iyi çalismadigini gösteren mükemmel bir testtir. Nitekim biz REEM Nöropsikiyatri klinigimizde unutkanlik ya da alzheimer sikayetleri ile gelen her hastaya PET filmi çektirmekteyiz" dedi.

BEYIN YORGUNLUGUNDA BELIRTILER

Uzmanlar, beyin yorgunlugunda en çok karsilastiklari sikayetlerin, unutkanlik, odaklanamama, konsantrasyon eksikligi, algilama eksikligi, ögrenme ve ezberleme zorluklari, beyinde agirlik hissi, dikkatsizlik, tahammülsüzlük ve çabuk sinirlenme gibi belirtiler olduklarini belirtiyorlar.

BEYIN YORGUNLUGUNUN EKONOMIYE YANSIMALARI

Beyin yorgunlugunun hiç süphesiz gerek bireysel gerekse milli ekonomiye de çok zararlar verdigini dile getiren uzmanlar, "Kisilerin verimliligi çok düser. Yeni seyler üretmek nerdeyse imkansiz hale gelir. Sorunlara pratik çözümler getirilemez. Analitik ve çözümleyici düsüncelerde olumsuz etkilenmeler olur. Yatirim ve bütçe planlamalarinda hatalar yapilir.

Her zaman basarili bir grafik çizen bir yönetici, beyin yorgunlugu tablosuna maruz kaldiginda, performans düzeyi hizla düsmeye baslar. Kisi kendisindeki degisiklikleri farkeder ama çogu zaman adlandiramaz. Bunun bir rahatsizlik oldugunu düsünmez. Bazen de mevcut performans düsmesi yaslanma gibi nedenlere baglanarak kilif bulunmaya çalisilir. Sonuçta firmanin atilimlari durur. Rakipleri öne çikmaya baslar.

Çogu profosyonel firmalarda bu durum üst düzey yöneticiler tarafindan farkedilir. Tablonun bir rahatsizlik oldugu düsünülmeden, yönetici kisinin görev pozisyonunda degisiklige gidilir. Ya görevden alinir ya da daha pasif bir göreve atanir. Çalisanlar için de ayni seyler geçerlidir. Kisisel üretim düser.

Çalisanin arkadaslari ile olan ekip ruhu ve diyaloglarinda zedelenmeler belirmeye baslar. Daha sinirli ve alingan olunur. Motivasyon düser, her kademe de genel bir isteksizlik farkedilir. Ögrencilerde de durum farkli degildir.

Daha önce basarili olan ögrencinin notlari tedricen düsmeye baslar. Anne ve baba bu degisiklikleri er geç farkeder ve panikleme olabilir. Ebeveyn görülen olumsuz degisiklige bir anlam veremez ve kendilerine göre nedenler aramaya baslarlar" dediler.

BEYIN YORGUNLUGU NEDENLERI NELERDIR

Uzmanlar beyin yorgunlugu nedenlerini ise söyle açikladilar;

Kronik stres: Uzun süreli stres baskisinda olmak ve stresi ortadan kaldiran faktörleri uygulamamak, beyin yorgunlugu ile neticelenir. Kisi stresi olusturan nedenleri bertaraf edemesse beyin yorgunlugu nedeniyle performans düsüklügü kaçinilmazdir. Bir çok yönetici kati bir disiplin yaklasimi ile çalisanlarindan daha çok verim alacagini zanneder.

Halbuki durum hiç de göründügü gibi degildir. Hosgörüsüz kati disiplin uygulamalari, is verimliligini en az yari yariya düsürür. Dolayisiyla asiri disiplin gibi nedenlerle stres olusturan yöneticiler, genel sirket profili açisindan da olumlu degillerdir ve hedefledikleri ekonomik rakamlara asla ulasamazlar.

Hasta bina sendromu; Çalisanlarin odalara tikilip, sagliksiz sartlarla konumlandirilmasi beyin yorgunlugu ile sonuçlanir. Güya bina ve oda tasarrufu düsünülerek, bir kisinin ancak çalisabilecegi odalarda 3-5 kisinin çalismaya zorlanmasi kisisel verimliligi ve performansi düsürür. Ideal olan binanin, genis odalarda bir ya da iki kisinin çalisacagi sekilde düzenlenmesidir. Havalandirma tertibatinin iyi çalismasi ve oda sicakliginin ideal düzey olan 23 derecede olmasi da çok önemlidir.

Asiri sicaklik beyin fonksiyonlarini olumsuz etkiler. yapilan bilimsel arastirmalar insan beyninin soguk ortamlarda daha iyi performans sergiledigini göstermektedir. Bu sebepten oda sicakligi 23 derecenin üstünde olmamali ancak üsüyecek kadar da soguk olmamalidir. ABD de yapilan bir arastirma da 40 kisilik bir ekip birer ay ara ile saglikli ve sagliksiz bina sartlarinda çalistirilmis. Hasta bina kosullarindaki performansin saglikli bina sartlarina göre yüzde 40 daha az oldugu belirlenmistir.

Elektronik cihazlar: Çalisma ortaminda çok sayida gereksiz elektronik cihazin bulunmasi da beyin yorgunluguna neden olmaktadir. Elektronik cihazlardan yayilan elektromanyetik dalgalarin en çok nüfuz ettigi yer beynimizdir. Bu nedenle çalisma ortami olabildigince sade olmali ve sik sik havalandirilmalidir.

Elektromanyetik kirlilik: Cep telefonu sinyalleri, tv ve radyo dalgalari, telsiz dalgalari, yüksek gerilim hatlari, baz istasyonlari atmosferimizi çok önemli düzeyde kirletmektedir.

Kanaatimize göre elektromanyetik kirliligin henüz ne gibi zararlar verdigini tam olarak belirliyememis olsak ta, beyin yorgunluguna neden oldugu muhakkaktir. Önümüzdeki yillarda ''dumansiz hava sahasi'' teriminin yanisira ''dalgasiz hava sahasi'' ifadelerini de duyacaga benzemekteyiz.

Son yillarda artan alzheimer ve demansiyel sendromlarin arkasinda ''elektromanyetik kirlilik'' çikarsa hiç sasirmayiz. Manyetik alan eksikligi: Beyin yorgunluguna ve kronik yorgunluk sendromuna neden olur. Özellikle uzayda manyetik alan eksikligi oldugu için astronotlar için problem teskil eder. Elektromanyetik yogunluk, miknatisin demiri çekmesi gibi insan vucudundaki manyetik enerjiyi çekebilir. Bu nedenle kronik halsizlik ve yorgunluklarda manyetik alan eksikligi de düsünülmelidir.

Alkol aliskanligi: alkol, beyin fonksiyonlarini baskiladigindan beyin yorgunluguna neden olabilir. Bu nedenle sürekli alkol kullananlarda unutkanlik ve bellek problemleri kaçinilmazdir. Uykusuzluk: saglikli bir uyku, beyinin dinlenmesini saglar. Uykusuzluk ya da sagliksiz uyku beyin yorgunlugu ve unutkanliga neden olabilir. Ruh hastaliklari: özellikle depresyon ve anksiyete, beyin yorgunlugu ile kendini gösterebilir.

Ilaçlar: bazi ilaçlar tedavi edici etkilerinin yanisira beyin yorgunluguna ve durgunluguna neden olabilirler. Örnegin antipsikotikler ve kanser ilaçlari böyledir. Bazi depresyon ilaçlari da bir yandan depresyonu düzeltirken diger yandan beyin yorgunlugu yapabilirler. Epilepsi tedavisinde kullanilan ilaçlar da ayni sekilde beyin yorgunluguna özellikle beyin durgunluguna sebebiyet verebilirler.

Vitamin eksikligi: Özellikle B12 folik asit, demir eksikligi ve troid hormonlarinin yetersizligi beyin yorgunluguna ve durgunluguna neden olabilir"

BEYIN YORGUNLUGUNA KARSI NE YAPILABILIR

"Stres faktörlerinin yok edilmesi: kisi de kronik stres olusturan durumlardan uzaklasilmalidir. Çalisma sartlarinin iyilestirilmesi: Hasta bina sendroumu gibi sagliksiz çalisma ortamlarindan uzak durulmalidir. Çalisanlarin fiziksel sagligi kadar ruh sagliklari da düsünülmelidir. Havasiz mekanlarda insanlarin adeta tikis tikis çalistirilmasina engel olunmalidir.

Spor aktiviteleri: Günlük düzenli spor aktiviteleri, beyin yorgunlugunu önlemede önemli bir etkendir. Enstrüman çalma: Is aktiveleri arasinda ya da sonrasina herhangi bir müzik aleti ile ugrasmak beyini dinlendiren bir eylemdir. Tatil ve dinlenme aktiviteleri: Hiç süphesiz ki, yogun is aktiveteleri arasinda tatil ve dinlenmeye zaman ayrilmalidir.

Tatil yapmadan sürekli çalismak beyin yorgunluguna neden olur. Ancak ülkemizdeki tatil anlayisinin pek olumlu oldugu söylenemez. Çalisanlar yilda bir sefer 1 aylik tatil yerine, yilda 4 defa 1 haftalik tatiller tercih edilmelidir. Zira bir aylik tatilin yarar yerine zarari oldugunu düsünmekteyim. Çünkü kisiler önce tatil öncesi isten kopmakta sonra da tekrar ise alisincaya kadar zaman geçmektedir. Böylece 1 aylik tatil neredeyse 2 aylik bir performans kaybina neden olmaktadir.

Kisi uzun süre isinden ayri oldugu için tekrar döndügünde bir süre adaptasyon sorunu yasamaktadir. Halbuki üçer aylik çalisma takviminden sonra birer haftalik dinlenme periyodu kisileri isinden koparmadan dinlenmelerini saglamaktadir. Sinavlara hazirlanan ögrencilerin düzenli aralar vermeleri ve aralarda spor, müzik gibi aktiveteler yapmalarini önermekteyim. Sürekli ara vermeden ders çalismak, basariya giden yol degildir. Uykudan feragat etmeden düzenli dinlenme aralariyla sinavlara hazirlanmalidir. Dinlenme aralarinda enstrüman çalmak ögrenme kapasitesini önemli düzeyde arttirabilir.

Beslenme tarzi: findik, ceviz, badem, çekirdekli kuru üzüm beyin yorgunluguna karsi iyidir. Yesil sebzeler, bögürtlen, yaban mersini, somon ve sardalya baligi, üzüm suyu, kepekli pirinç ve sicak kakao beyin yorgunluguna iyi gelen gidalardir. Ayni sekilde çay ve kahve de çok faydalidir. Yapilan 10 yillik bir arastirmada çay ve kahvenin alzheimeri yüzde 50 önledigi anlasilmistir. Aksamlari yatmadan önce bir elma yemeyi aliskanlik yapmalidir. Elma uyku esnasinda daha saglikli beyin dinlenmesi saglar.

BEYIN YORGUNLUGUNA KARSI BEYIN RESETLEMESI

TMS (transkranial manyetik stimülasyon) ile beyin resetlemesinin, beyin yorgunlugu ve durgunlugu tablosunu düzeltigi, bilimsel arastirmalarla nerdeyse kesinlik kazanmistir. TMS, nöronlarda ayni bir ses ekosu gibi bastan sona dogru manyetik titresimler yayarak sinir hücresinin daha fonksiyonel olmasini saglar.

Manyetik titresimler sinir hücresindeki bir çok metabolik aktiviteyi düzene sokar. Nöron saglikli bir sekilde görev icra etmeye baslar. Bugün yurt disinda bir çok üst düzey yönetici, belirli periyotlarla (1 ay gibi) TMS seanslari yaptirarak odaklanma, konstrasyon ve algilama gibi fonksiyonlarin gelismesini saglamaktadir. Maruz kaldiklari yogun is temposu nedeniyle üstlendikleri stresten kaynaklanan beyin yorgunlugu ve durgunlugunu, TMS ile düzeltmektedirler.

Nitekim TMS sadece depresyon, panik atak gibi ruhsal rahatsizliklar ve alzheimer, felç gibi organik rahatsizlarda degil ayni zamanda beyin yorgunlugu ve durgunlugu içinde basariyla kullanilmaktadir. Beyinde, luzumsuz yer isgal eden ya da kisiyi rahatsiz eden bellek kayitlari, bilgisayarlarda ki gibi silinemedigi için zamanla beyin yorgunlugu ve durgunluguna neden olabilir. TMS, uygulama yapilan bölgelerdeki nöron ya da nöron gruplarinin reorganizasyonunu da saglar.

Beyin adeta bir hafifleme ve gözle görülür rahatlama olur. Kisinin olaylara bakis perspektifi netlesir. Dogru ve mantikli kararlar alir. Ögrenme ve algilama yeteneklerinde artis olur. Unutkanlik ve hafiza kusurlari ortadan kalkar. Eger varsa uyku proplemleri düzelir. TMS ayni zamanda psikolojik rahatsizliklari da ortadan kaldirdigi için, arka planda farkedilmeyen bir depresyon veya anksiyete varsa, bunlar da ortadan kalkar. Tedavi maliyetini misli misli katlayan bir performans gelisimi olur.

Almanya'da bir nörobilim enstitüsünde fareler üzerinde yapilan deneyde, manyetik uyarilar verilen farelerin digerlerine göre yüzde 40 düzeyinde basari grafigi gelistirdikleri belirlenmistir. Dolayisiyla TMS' nin beyin performansini gelistirdigi kesin bir gerçektir. Uygulamanin en iyi taraflarindan biri de, tedavinin yan etkisiz olusudur. Çok sayida seans yapilsa bile herhangi bir zararli etki olmaz. TMS cihazlari, x-ray cihazlari gibi radyasyon yaymaz.

Bu özelligi nedeniyle hamile bayanlarda bile güvenle kullanilabilir. Beynim dolu, hiç bir sey düsünemiyorum. Agir stres altindayim, yasadigim olaylarin etkisinden kurtulamiyorum. Son zamanlarda basari grafigim çok düstü, unutkanligim var, her seyi unutuyorum, artik sinavlarda istedigim basariyi yakalayamiyorum, çok çabuk parlayip sinirleniyorum, etrafi kirip geçiriyorum.

Ani hatali kararlar aliyorum, islerimi takip ve kontrol edemiyorum, yatirimlarimi saglikli yapamiyorum, isletmem günden güne kötüye gidiyor diyenlerin, TMS ile beyin resetlemesini ciddi olarak düsünmelerini tavsiye ediyoruz." 
 
Kaynak : haberoku.net
 
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Beyin Kapasitesini Koruyan 7 Öneri
« Yanıtla #4 : 03 Ağustos 2016, 11:06:22 »
Beyin Kapasitesini Koruyan 7 Öneri

Günün birinde Alzheimer veya demansla karşılaşmamak için bulmaca çözmekten daha fazlasını yapmak gerekiyor. Kilolu, sağlıksız beslenen ve hareketsiz bir yaşam tarzını benimseyen, kalp-damar hastalıkları açısından riskli kişilerin beyin sağlığı da olumsuz etkileniyor.

Alzheimer hastalığı, beynin yıllar içinde birçok etkene bağlı gelişen bir hastalığı olarak kabul ediliyor. Alzheimer hastalarının yüzde 60-90’ında beyin damarları da hasta oluyor. Yaş ve eğitim süresi hastalığın en önemli risk faktörü olarak ortaya çıkmasına karşın toplumda rastlanan hastalık yükünün yüzde 50’sinin, beynin “kılcal” yani küçük damarlarında hasar oluşturan risk faktörlerinin etkisiyle ortaya çıktığı düşünülüyor.

DEMANSIN GİZLİ NEDENİ: “SESSİZ FELǔ

Felç; kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol, sigara içme ve hareketsiz yaşamla ilişkili. Bu konuda iyi bilinmeyen ancak çok yaygın olan durumlardan birinin ise “sessiz felçler” olduğunu belirten Nöroloji Uzmanları Prof. Dr. Türker Şahiner ve Doç. Dr. Yakup Krespi’nin, beyin sağlığını tehdit eden risk faktörleri ve alınması gereken önlemler hakkında verdiği bilgiler şöyle: "Sessiz felç, kişinin yaşantısı süresince damarı zedeleyen yüksek tansiyon, şeker hastalığı gibi risk faktörleri nedeniyle gelişen ‘sessiz beyin hasarı’ olarak tanımlanabilir. İyi bilinmeyen gerçeklerden bir diğeri de yaşlılıkta ortaya çıkan Alzheimer hastalığının en önemli tetikleyicilerinden birinin, sessiz geçirilen felçler olduğu gerçeğidir.

HASTALAR “UNUTUYORUM” DİYOR

Hastalarda küçük sessiz felçlere bağlı yıllar içinde gelişen ve biriken beyin hasarı, bunama riskini de arttırır. Burada yapılması gereken şey, kişilerin risk faktörlerinin belirlenerek ve bunların şiddetinin ölçülerek beyni de koruyacak uygun tedaviyi yaşam boyu sürdürmektir.” BEYNİN REZERV KAPASİTESİNİ KORUMAK İÇİN BUNLARA DİKKAT

1) Egzersiz yapın: Gün içinde mümkün olduğunca aktif olmak, arabayı az kullanmak, evde her gün kullanılan elektrikli aletlerle yapılan işleri zaman zaman kas gücüyle gerçekleştirmek de yeterli olabilmektedir. Bu tür değişiklikler kullanılmayan kasları aktif hale getirmenin yanı sıra işi organize eden beynin de çalışmasını sağlamaktadır.

2) Öğrenmeye devam edin ve sosyal yönden aktif olun: Uzmanlar, kişinin entelektüel seviyesi yükseldikçe, demans yaşının ileri gittiğini belirtmektedir.

3) Stresten uzak durun: Kişinin kendine stres yapan durumları tespit ederek, bunları hayatından çıkarması çok önemlidir.

4) Kaliteli uyku uyuyun: Geceleri iyi bir uyku uyuyamamak, beynin küçülmesini çok hızlandırmaktadır. Çünkü beyinde her gün milyonlarca toksik madde üretilir ve bunlar uyku esnasında temizlenir.

5) Akdeniz tipi beslenin: Kalp dostu her şey, beyne de dosttur. Damar yapısını koruyup, damar sertliğini önlemeye yardımcı olan Akdeniz tipi beslenme de bu noktada öne çıkmaktadır.

6) İşitme kapasitenizi kontrol edin: Yaşlanmaya bağlı olarak işitme kapasitesinde azalma olmaktadır. Bu nedenle ileri yaş grubunda periyodik işitme testi yapılması önem taşımaktadır.

7) Östrojen seviyenizi yüksek tutun: Tiroit hormonları ve östrojen seviyelerinin düşmesi, özellikle kadınlarda menopozla birlikte görülmektedir. Bu da beyin yaşlanması ve Alzheimer’a yatkınlık riskini yükseltir. Özellikle menopoz sonrası hormon replasman tedavilerinin ihmal edilmemesi gerekmektedir.

Kaynak:
http://www.ntv.com.tr/galeri/saglik/beyin-kapasitesini-koruyan-7-oneri,w-jwCH6owEanlwrWEuBrmQ

Sağlıklı Yaşıyoruz | https://www.instagram.com/p/BImpsBHAC_8/