Gönderen Konu: Beytülmala Riayet  (Okunma sayısı 9776 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Beytülmala Riayet
« : 06 Aralık 2006, 00:37:45 »

07-12-2006

Muhterem Müslümanlar!
Bu haftaki hutbemiz yine Beytülmale riayet hakkında olacaktır.
İnsan için üç nevi emenet muamelesi vardır. Rabbına, kendine ve halka karşı. Cenab-ı Hakka karşı olan emanet, bütün ilâhi kanun ve hükümlere uymaktır. Kendine  karşı olan emânet, dini ve dünyası için en salih ve menfaat veren şeyi tercih etmektir. Halka karşı olan emânet ise, hukuklarını gözetmek, kendisi için istediğini onlar için de istemektir.  
Müslamanların hazinesi olan beytülmal müessesi, Peygamber Efendimizden bilitibar günümüze kadar, en büyük emanetlerden biri olarak kabul edilerek, her türlü maddi ve manevi tedbir muvacehesinde muhafazaya çalışılmış, bu hususta günümüz müslümanlarına ışık tutacak, ibret verici hadiseler yaşanmıştır.
Bedir ganimetleri arasında bulunan bir kadife kaybolmuştu. Münafıklar: Onu herhalde Peygamber almıştır diye melûnâne bir şâyia çıkarmak istediler. Bu hadise üzerine Cenab-ı Hak şu ayet-i celileyi inzal buyurdular: Bir Peygamber için emanete (yahut ganimet malına) hainlik etmek? Bu olur şey değil. Kim böyle hâinlik eder (ganimet ve âmmeye âid hasılattan bir şey aşırır, gizler) se kıyamet günü hâinlik ettiği o şey(in günahını) yüklenerek gelir. Sonra herkes ne etti, ne kazandıysa (mücâzât ve mükâfâtı) eksiksiz ödenir. Onlar haksızlığa uğratılmazlar
Peygamber Efendimiz hadis-i şeriflerinde şöyle buyururlar: Allaha ve Ahiret gününe iman eden bir kimse, müslümanların henüz dağıtılmamış ganimet mallarından olan bir hayvana, zayıflatıncaya kadar binip de, onu bu haliyle gerisin geriye ganimet malları arasına bırakmasın. Yine Allaha ve Ahiret gününe inanan bir kimse, müslümanların henüz dağıtılmamış ganimetlerinden olan bir elbiseyi, eskitinceye kadar giyip de, onu bu haliyle, gerisin geriye ganimet malları arasına bırakmasın
Fahri Kâinât Efendimiz bir seferden sonra, Hz Bilale, elde edilen ganimetlerin toplanması için ilan etmesini söylemişti. Ganimetler toplanıp, ehil olan kimselere dağıtılmaya başlandı. Taksimat bittikten sonra bir zat elinde bir yular olduğu halde Peygamberimizin yanına geldi ve: Ya Rasülellah, bu benim topladığım ganimettir dedi. Peygamber Efendimiz celallenerek: Sen Bilal îlan ederken duymadın mı? Onu zamanında getirmene ne mani oldu?  Adam özür diledi. Peygamber Efendimiz (SAV): Sen bunu, kıyamet gününde getirirsin. Şimdi bunu senden asla kabul etmeyeceğim. , diyerek, ona yaptığı işin ne büyük bir suç olduğunu anlatarak, tevbe etmesini temin etmek istedi.
Hayber savaşı günü Sahabe-i Kiramdan bir zat vefat etmişti. Peygamber Efendimiz (SAV) Eshabına şöyle buyurdular:
Arkadaşınız üzerine namaza durunuz. (Ben bu namazda bulunmayacağım). Muhakkak ki sizin arkadaşınız, Allah yolunda savaşılırken, elde edilen ganimet malından çalmıştır. Zeyd bin Halid hazretleri buyururlar ki: O kimsenin eşyasını araştırdık ve gördük ki çaldığı şey,  iki dirhem bile etmeyen bir Yahudi boncuğu imiş.
Peygamber Efendimiz; beytülmalin vazifelilerine; bekar iseler, evlenebileceklerini, evleri yoksa, ev alabileceklerini, bir miktar da maaş ödeyeceğini, bunların ötesinde bir servet yığan memurların, bir hain veya bir hırsız olacaklarını, haber vermiş ve şöyle buyurmuşlardı:Bizim kendisine vazife verdiğimiz bir kimse (vergi olarak aldığı) küçük bir iğneyi bile bizden gizlerse o (yaptığı şey) bir hıyanet ve bir hırsızlıktır.
İbnül-Lutbiyye el-Ezdî ismindeki zekat memuruna hediye aldığı için çok kızmış ve halka hitaben: Nasıl oluyor da bizim göndermiş olduğumuz bir vergi tahsildarı, dönüp geliyor ve; bu size aittir ve şu ise bana hediye olarak verilmiştir, diyebiliyor. O, anasının veya babasının evinde oturup kalsaydı da, görseydi bakalım kendisine herhangi bir hediye gelecek miydi!  diyerek bu nevi hediyelerin rüşvet olacağını haber vermiştir.
Hz. Ebu Bekir R.A, Yemen valisi Muaz bin Cebel hz.lerine hesabını ulaştır emrini vererek, beytülmalin, israfa kaçmadan en güzel şekilde istimalini temin etmiştir.
Hz. Ömer RA, bir yere vali tayin ederken, onlara şahitler huzurunda, katıra binmeyeceklerine, ince elbiseler giymeyeceklerine, has undan yapılmış ekmek yemeyeceklerine, halkın ihtiyaç ve şikayetlerine kapılarını kapatmayacaklarına ve muhafızlar edinmeyeceklerine dair yemin ettirirdi.
Hz. Ali RA, Hazine Müdürü Ebu Râfi hazretlerine, hazineden alıp kızına taktığı bir ziynet eşyasının hesabını sormuş, Rey valisi Yezid b Huceyyeyi gelirlerin 30 bin dirhem eksik çıkması üzerine muhakeme edip hapsetmiş, Amcası, Abbas (RA)ın Basra valisi olan oğlu Abdullah (RA)ı bir şikayet üzerine sorguya çekmiş, gelir ve gider hesaplarının ve harcamalarının nerelere yapıldığını istemiştir. Hz. Abdullah ise hakkındaki şikayetlerin asılsız olduğunu, icabederse vazifeden çekilebileceğini bildirmiştir.
Muhterem Müslümanlar!
Binbir emekle vücuda getirilen binalar ve onlara ait olan her türlü eşya, Emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler  kavli celilini düstûr alarak,  gözümüz gibi muhafaza edip, korumamız icabeden birer emânetullah ve emanet-i pirândır.
Ganimet eşyasından mal çalan bir kimseyi ele geçirecek olursanız eşyasını yakınız. Kendisini de dövünüz. , buyuran Peygamber Efendimiz yine:Ganimetten mal aşıran bir kimseyi saklayan kimse de onun gibidir. , buyurarak ümmetini ikaz etmişlerdir.
Unutmayalım ki, Beytülmal ve kul hakkı cehenneme girmeye yegane sebeptir.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı Srdroğlu

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 28
Ynt: Beytülmala Riayet
« Yanıtla #1 : 27 Ağustos 2008, 18:11:24 »
BEYTÜLMALA RİAYET CÜMLESİNDEN  ( KOPUK  YULARIN  HESABI )

    Hz.Ömer vefatından bir sene sonra oglu Abdullah (RA) babasını rüyasında görmüş ve mescide gelerek gördügü rüyayı anlatmış.
    " Dün akşam babamı -ölümünden ancak bir sene sonra - rüyamda görebildim. Halbuki babamı rüyamda görebilmek için her akşam dua ediyordum  ; ancak dün akşam müyesser oldu .
      Babamın rengi degişik bir haldeydi  " Sevgili Babacıgım ! Mübarek yüzünün rengi neden böyle oldu ? " diye sordum . Babam da  " Oglum , yeni kurtuldum  ; şimdiye kadar hesap ile meşgul idim . Çünkü hesapların biri bitiyor ,digeri başlıyordu .
     
       Nihayet hesap , sadaka develerinin bir yularına gelmişti. O eskimiş yular bir çok yerinden baglanmış , artık deveye baglanacak hali kalmadıgından atmıştım.     HZ.Allah  "O YULARI NEDEN ATTIN , MÜSLÜMANLARIN MALLARINI HEDER ETTİN  ." diye .sordu, dedi.   (4.2.04 Faz.Tak.)

NOT: Bizler ne yaparız bilmem ;ne dersiniz ? Mahkeme-i Kübrada hesap nice olur.Hz.Allah yardımcımız olsun.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9220
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Beytülmâle Riayet
« Yanıtla #2 : 17 Mayıs 2011, 12:50:33 »
Beytülmâle Riayet



Muhterem Müslümanlar!

Bu haftaki hutbemiz, beytülmâle riayet hakkında olacaktır.

Lügat itibariyle mal evi, hazine manasına gelen beytülmâl; ilk zamanlar mücerret bir mefhum idi. Elde edilen ganimetler hiç bekletilmeden ihtiyaç sahiplerine dağıtılırdı. Hz. Ömer (R.A) devrinde ise gelir kaynakları artarak, Medine-i Münevvere’ye pek çok paralar gelmeye başladığından, toplanan malların muhafazası için hazine tesis edilerek buna “beytülmâl” adı verildi.
Hz. Ömer RA bu hazineyi tesis ettiğinde, Ashab-ı Kiramdan bazıları Halifeye gelerek, daha önce yapılan tatbikat üzere, toplanan malların hemen dağıtılması fikrinde olduklarını beyan buyurdular. Hz. Ömer bu yeni tatbikatını delilleri ile beraber şöyle izah ettiler: Cenab-ı Hak Kur’an-ı Keriminde şöyle buyurur: “Allah’ın (fethedilen diğer küffar) memleketler(i) ehâlisinden peygamberine verdiği fey’i, Allah’a, peygamberine, hısımlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalanlara aittir.” Bu ayet-i kerimeyi okuduktan sonra: “VAllahi onu yalnız onlara vermedi” deyip: “(Bilhassa o fey) hicret eden fakirlere aittir ki onlar Allah’dan fazl(-u inayet) ve hoşnudluk ararlar ve Allah’a ve peygamberine mallarıyla, canlarıyla yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır.” mealindeki ayet-i celileyi okudular. Devamında : “VAllahi toplanan bu mallar sadece bunlara da mahsus değildir.”, diyerek şu ayet-i celile-i okudu: “Bunların arkasından gelenler (şöyle derler): “Ey Rabbimiz, bizi ve iman ile önden bizi geçmiş olan din kardeşlerimizi bağışla. İman etmiş olanlar için kalblerimizde bir kin bırakma. Ey Rabbimiz, şüphesiz ki sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.  İşte bu ayet-i kerime kıyamete kadar gelecek bütün müslümanlara şamildir. Bu ganimetten onların da hakkı vardır ve bu hakkı gözetmek icap eder. Bu ise ganimeti taksim etmeyip, mahafazasını icabeder.” şeklinde hayli uzun bir konuşma yaptılar.

Peygamber Efendimiz, beytülmalin ehli olmayan kimselerce istimalinin neticesini, hadis-i şeriflerinde şöyle haber verirler: “Şüphesiz ki, haksız olarak Allah’ın malını kullanan kimseler, kıyamet gününde cehennemi hak ederler.”
Allah ve Rasülünün emir ve tavsiyelerine harfiyen uymaktan başka keramet göstermeyen Ashab-ı Kiram, beytülmal hususunda da, kıyamete kadar gelecek Müslümanlar için, numune-i imtisal olacak hassasiyet ve itina göstermişlerdir.
Sıddık-ı Ekber (R.A) Efendimiz ölüm döşeğinde; beytülmalden maaş almak istemediğini, Müslümanların hazinesini genişletmeyi çok arzu ettiğini ve o zamana kadar hazineden aldığı toplam miktar karşılığında, filan yerdeki tarlasının hazineye verilmesini, kendisine tahsis edilen köle, deve ve elbisenin de vefat ettiği zaman Hz. Ömer’e teslim edilmesini vasiyet etmiş ve bu vasiyet yerine getirilmişti.
Hz. Ömer (RA) Efendimiz, beytülmalden ne aldığını merak edenlere; kendisinin ve ailesinin nafakasının Kureyş’ten orta halli bir ailenin geçimi seviyesinde olduğunu, ancak bunu helal gördüğünü ve ayrıca Müslümanlardan herhangi biri gibi, kendi payına düşecek olan maaşı alacağını bildirmişti.

Hz. Ömer halife iken, Abdurrahman bin Avf hz’leri ziyarete gelmişti. Selam verip müsait bir yere oturdu. Hz. Ömer R.A kendisiyle hiç meşgul olmuyor, hatta selamını bile almıyordu. Hayretle neticeyi beklerken, Hz. Ömer işini bitirdikten sonra, beytülmale ait olan mumu söndürüp, kendi şahsına ait olan mumu yaktıktan sonra “Ve aleyküm Selam” deyip selamını aldı.  

Taif gazasından sonra Peygamber Efendimiz: “Ganimet malından, habersiz olarak, her kim ne aldıysa, geri getirsin!”, emrini vermişti. Amcaoğlu Hz. Âkil, hanımına verdiği bir dikiş iğnesini, ganimet malına hıyanet korkusundan, getirip,  teslim etti.
Hayber savaşı kazanılmış, elde edilen ganimetler, birkaç kalede toplanmıştı. Rasülüllah SAV Efendimiz, ganimetlerin başına muhafızlar tayin ederek, taksimden önce habersiz bir iğne dahi alanın, Cehennem ateşine müstehak olacağını bildirmişti. Bu emir ve emanete riayet etmeyerek, ganimet malından menfaatlenen birinin ölümü üzerine, Peygamber Efendimiz: “O kimseyi Cehennem ateşinde görüyorum”, buyurmuş ve Hz Ömer’i çağırarak: “Ya Ömer! Git, halka “Cennete müminlerden başka kimse giremez”, diye ilan et!.. .  emrini vermişti.

Muhterem Müslümanlar!

Beytülmâl ve kul hakkı cehenneme girmeye yegane sebeptir. Kişi beytülmaldeki tasarrufuyla, bir iğneden dahi hesaba çekileceğini unutmadan, kullanmak ve istifade etmek için kendisine tahsis edilen varlıkları, gözü gibi muhafaza ederek, kendi malından daha fazla hassasiyet ve i’tina göstermelidir.

Ebü'l Faruk(k.s) hazretleri şöyle buyururlar: "Vakfedilen malın, Hakiki sahibi Cenab-ı Hakk, Mecâzi sahibi ise insandır. Vakfeden kimse: Bu malı hakiki malikine teslim ettim, bıraktım demek ister. Vakıfta davacı: Varis-i Rasülullah, dava vekili: Fahri Alem, Hâkim: Cenab-ı Hakk, Vakfa musallat olanların hali ise  perişan olur. "





Haşr 7
Haşr 8
Haşr 10
Elmalılı, Hak Dili Kur’an Dili c.7 s.4850
Riyazü’s-Salihîn c. 2 s.174
Ayni c.5 s. 419
Dr. Celal Yeniçeri, İslamda Devlet Bütçesi s.300
İslam Tarihi c. s 462
İslam Tarihi c.3 s.357
Ali Erol, Hatıratım 1 s.46


mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Beytülmala Riayet
« Yanıtla #3 : 28 Kasım 2012, 22:42:03 »
osmanlıca hukuk terimi
meali: devlet hazinesi.


İslam devletlerinde devlet hazinesidir. arap-islam devleti'nin kuruluşundan osmanlı devleti'nin yıkılışına dek bu ad kullanılmıştır. islam özellikteki devletlerde beyt-ül mal'ın en önemli gelir kaynakları :

1. müslümanlar'dan alınan vergiler (aşar, ağnam vb.)
2. müslüman olmayanlardan ( zimni ) alınan vergiler ( haraç, cizye vb..)
3. maden, orman, tuzla kiraları
4. gümrük ( baç ) vergileri
5. savaş ganimetleri ( 1/40'ı sultana, 1/5'i hazineye )
6. bağlı devletlerle beyliklerin yıllık vergileri ve gönderilen armağanlar.
(blues, 05.02.2004 00:57)


ilk olarak hz ömer'in teşkilatlandırdığı devlet hazinesi.

"arapça beyt (ev) ve mal kelimelerinin birleşiminden meydana gelen beytülmal kelimesi, sözlükte "mal evi" anlamına gelir. terim olarak ise, islâm tarihinde devlet hazinesi, devletin bütçe ve maliye işlerine bakan kurum anlamında kullanılmıştır.
ana hatlarıyla beytülmalin gelir kaynaklarını; müslümanlardan alınan zekat ve öşür gibi vergiler, araziden alınan vergiler, islâm devletinin tebaası olarak yaşayan gayrimüslimlerden alınan "cizye" vergisi, savaştan elde edilen ganimet ve devletin zaman ve duruma göre tayin ve takdir edeceği vergiler oluşturmaktadır.
beytülmal ile ilgili hususlar, devletin sosyal adaleti temin edip bütün vatandaşların refah ve saadetini sağlaması, toplumda hakça bölüşümün, külfet ve nimetlerin dengeli ve adaletli tarzda dağıtımının temini gayesine matuf olup, zaman ve şartlarla yakından ilgisi bulunmaktadır. (i.p.)"
kaynak: dini kavramlar sözlüğü.


islam devletlerinde "devlet hazinesi" anlamına gelen terim.
*****************************
BEYTÜLMÂL

İmâm-ı Ebû Yûsuf bir suâle bilmiyorum deyince;


"Hem Beytülmâlden maaş alıyorsun, hem de cevap vermiyorsun" dediler.
Bunun üzerine İmâm-ı Ebû Yûsuf;
"Beytülmâlden, bildiklerim kadar ücret alıyorum. Bilmediklerim için alsaydım, Beytülmâlde bulunanların hiç biri yetişmezdi" dedi.
(Taşköprüzâde, İbn-i Hacer)

************************