Gönderen Konu: Bilgi Dağarcığı  (Okunma sayısı 7681 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Bilgi Dağarcığı
« : 10 Ocak 2010, 03:53:21 »



Deniz suyunun buharlaşmasıyla , bulutlar oluşurlar. Bu bulutlar, karaların üzerine gelerek, yağmur halinde toprağa düşerler. Böylece, dereler ve nehirler meydana gelirler.Bunlar, kilometrelerce yol aşarak, denize dökülürler. Böylece aynı su, tekrar denize dönmüş olur.Bu olay devamlı olarak tekrarlanır.


Deniz çukurları, büyük bir kısmı yağmur selleriyle beslenen akarsuların topladıklarının etkisiyle devamlı ve yoğun bir buharlaşma olur, bulutlar oluşur.Sonra bunlar, yağmur şeklinde karaya düşer, seller oluşur.Bunlar, nehirlerin sularını çoğaltırlar. Nehirler, denize dökülürler. Deniz ve Okyanusların sularını birleştirmeleri bu dengeyi güçlendirir. Gelgit olayının dışında, deniz düzeyindeki değişiklik çok zayıftır.
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Bilgi Dağarcığı
« Yanıtla #1 : 18 Ocak 2010, 17:09:10 »
-Ampulü icat eden Thomas Edison karanlıktan korkardı.

-Kürdan, Amerikalıların boğulmasına en fazla neden olan nesnedir.

-İtalyan bayrağının tasarımını Napoleon Bonaparte yapmıştır.

-Kağıt parçalar ilk kez Çin 'de kullanılmıştır.

-Ketçap önceleri ilaç olarak kullanılıyordu.

-Uzay yolculuğunda taşınacak her kilo için gerekli olan yakit miktarı 530 kg'dır.

-Salatalık bir sebze değil, meyvedir.

-Eski zamanlarda dinamit yapımında yerfıstığı kullanılırdı.

-Dracula, tarih boyunca sinemaya en fazla uyarlanan hikayedir.

-İnsanlar vücutlarinda 300 adet kemikle doğuyorlar ama yetişkin olduklarında bu sayı 206 'ya düşüyor.

-Eskimolar buzdolaplarını yiyeceklerin donmaması için kullanırlar.

-Telefonun mucidi Alexander Graham Bell, karısı ve annesiyle hiçbir zaman telefonda konuşamadı. Çünkü ikisi de doğuştan sağırdı.

-İnsan terinin bir santimetrekaresi 625 tane ter bezi içerir.

-Çocuklar baharda daha fazla büyüyor.
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı azizistanbul

  • yazar
  • ****
  • İleti: 677
Ynt: Bilgi Dağarcığı
« Yanıtla #2 : 18 Ocak 2010, 17:20:03 »
ilginç
جُلُوسُكَ سَاعَةً عِنْدَ حَلَقَةٍ يَذْكُرُونَ اللهَ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ اَلْفِ سَنَةٍ

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
'Haçan' kelimesinin vatanı neresi?
« Yanıtla #3 : 20 Ocak 2010, 01:39:23 »
Karadenizlilerin sıkça kullandığı 'haçan' sözünün kaynağını biliyor musunuz? Bu kelime bakın nereden dilimize yerleşmiş.

Karadenizlilerin sıklıkla kullandığı ve kendileriyle özdeşleşen ''Haçan'' gibi kelimelerin, Orta Asya Türk boylarınca kullanıldığı ve bugünlere kadar geldiği bildirildi. Ordu Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Salim Küçük, ''Doğu Karadeniz Bölgesi insanının kullandığı ağzın, Orta Asya Türk boylarının kullandığı ağız özelliklerini yansıttığını'' söyledi.
Küçük, Orta Asya Türk boylarının kullandığı ağız ile Doğu Karadeniz Bölgesi insanının kullandığı ağızın benzerliğini şöyle anlattı:

''Örneğin ''kaçan'' kelimesi var. Kelime sekizinci yüzyılda Göktürk yazıtlarında ''kaçan'' şeklinde geçiyor. Uygur dönemi yazılı eserlerinden İyi Prens ve Kötü Prens, Altun Yaruk gibi eserlerde de aynı şekilde geçiyor. Kelime 15'inci yüzyılda, eski Kıpçak Türkçesi'nde yine yazılı kaynaklar itibarıyla 'haçan' şekline dönüşmüş. Yazılı dilde 'haçan' şekline dönüşen kelime, Karadeniz ağızlarına da 'haçan' şeklinde yerleşmiş.

'Ne vakit', 'ne zaman ki', 'her ne zaman', 'vakta ki', 'madem ki', 'ne çabuk' gibi anlamlara geliyor. Anadolu ağızları, bu tür kullanımlar yönünden son derece zengin. Her köşede böyle küçük hazinelere rastlayabilirsiniz.''

Küçük, Türkçe'de bayak, bıldır, erincek, kaçan/haçan, kölük, şişek, tike, tor, tünür/dünür, bertilmek, sançmak gibi isim ve fiillerin yıllar geçmesine rağmen unutulmamasının ve Anadolu ağızlarında, Doğu Karadeniz ağızlarında bu kelimelere rastlanılmasının çok önemli olduğunu ve Türkçe'de buna benzer yüzlerce kelime olduğunu söyledi.

İnternet Haber
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı mardin

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 406
Ynt: Bilgi Dağarcığı
« Yanıtla #4 : 20 Ocak 2010, 10:36:11 »
eline saglık arkadaşım bilmediklerimizi ögrendik sagol.
ibadetin eftali devamlı olanıdır.

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Bilgi Dağarcığı
« Yanıtla #5 : 25 Ocak 2010, 01:50:59 »
Teşekkür ederim :)
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Mıknatıs nedir
« Yanıtla #6 : 25 Ocak 2010, 01:51:20 »
Mıknatıs, demir ve çelikten yapılmış şeyleri çeken, serbestçe asıldığı zaman belirli doğrultuyu gösteren bir cisimdir. Gerçekte, nikel ve belirli alaşımlar üzerinde de çekici etkisini gösterir.

Mıknatısın batı dillerinde karşılığı olan "magnet" kelimesi, Küçük Asya'da bir zamanlar "Magnesia" diye isimlendirilen bir çevreden gelmektedir.İlk kez, burada yaşayan insanlar belirli bazı siyah taşların demiri çektiğini farketmişlerdi. Bu siyah taşlar "magnetit" adı verilen, gerçekte tabii mıknatıs olan bir tür demir filiziydi.

Daha sonraları bir ipin ucunda serbestçe asılan,ya da bir tahta parçası üzerinde suya bırakılan bir mıknatısın daima kuzey-güney doğrultusunu gösterdiği keşfedildi. Bu buluştan yararlanarak,denizciler için pusulalar yapıldı. Pusula, aynı ilkeyle kuzey-güney doğrultusunu işaret eden magnetik bir ibre veya çubuk diye tanımlanabilir. Kuzeyi gösteren uç "kuzey kutbu", güneyi işaret eden uç da "güney kutbu" olarak isimlendirilir.

Tabii bir mıknatıs olan "magnetit" in kimyasal formülü Fe3 O4 tür. Aslında bir demir oksidinden başka bir şey değildir. Çelik bir çubuk güçlü bir magnetit'in anında bırakılacak olursa, o da mıknatıs niteliğini alır.

Mıknatıs sadece çubuk şeklinde bulunmaz. At nalı biçiminde de olur. At nalı biçimindeki mıknatıslarda nalın iki ucu "kuzey" ve "güney" kutuplarıdır.

Eskiden mıknatıslar ilkel bir yoldan yapılırdı. Bir demir parçası bir tabii mıknatısla sürtüştürülür ve onun çekiciliğini alırdı. Başka türlü söylemek gerekirse, yapay olarak "mıknatıs" niteliği kazanırdı. Sonraları mıknatıs yapımı için başka bir rol bulundu. Bir demir parçasının üzerine izoleli bir telle sargı yapılıyor ve bu telden akım geçiriyordu. Yumuşak demir kullanıldığında,demir parçası sadece akım geçirildiği süre mıknatıs" niteliği taşıyordu.

Endüstrinin çeşitli dallarında bu tür elektromıknatıslardan büyük ölçüde yararlanılmaktadır. Elektrik motorlarının temel çalışma ilkeleri, elektromıknatıs unsurlara dayanır.

Büyük vinçlerde çok güçlü elektromıknatıslar kullanılır. Bu vinçler, en ağır ve büyük boyutlu demir, çelik eşyaları kolaylıkla kaldırırlar. Elektromıknatıs, telefon cihazlarından dev yapıda jenaratörlere,dinamolara kadar çok geniş bir uygulama alanını kapsamaktadır.
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı meyyit-i müteharrik

  • okur
  • *
  • İleti: 89
Ynt: Bilgi Dağarcığı
« Yanıtla #7 : 04 Mart 2011, 22:47:59 »
çoukların buharda daha çabuk büyümesi çok ilginç

görmem mümkünken açamıyorum gözlerimi

Çevrimdışı gülçiçek

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 391
Ynt: Bilgi Dağarcığı
« Yanıtla #8 : 12 Mart 2015, 20:12:44 »
çoukların buharda daha çabuk büyümesi çok ilginç


mum  olmak kolay değildir, ışık saçmak için evvela yanmak gerek.