Gönderen Konu: Burç' uğruna sezeryan yaptırıyorlar  (Okunma sayısı 3293 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ENE 67

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 290
Burç' uğruna sezeryan yaptırıyorlar
« : 19 Ağustos 2009, 18:56:11 »

Yenidoğan Bebek Sağlığı ve Hastalıkları) Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Yurdakök, anne adayının, bebeğinin arzu etmediği bir burca sahip olmasını önleme amacı da dahil çeşitli gerekçelerle sezaryenle yapılan doğumlarda artış olduğunu ancak bu bebeklerin önemli sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabileceğini söyledi.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yurdakök, anne adaylarının tıbbi nedenler dışında sezaryenle doğum yapmaktan kaçınmaları uyarısında bulundu.

Ülkede herhangi bir tıbbi gereklilik olmadan sadece annenin isteğiyle sezaryenle yapılan doğumlarda büyük artış olduğuna dikkati çeken Yurdakök, bazı hastanelerde tüm sezaryenlerin 5'te 1'ini böyle doğumların oluşturduğuna dikkati çekti.

Yurdakök, şunları söyledi:

'Tıbbi gereklilik olmadığı halde, anne adayının bebeğinin arzu etmediği bir burca sahip olmasını önlemek istemesi ya da hekiminin tatil veya kongre nedeniyle şehir dışında bulunacak olması gibi değişik nedenlerle anne veya hekim, doğumu kendi programına göre belirliyor. 'Bebek anne rahminde gelişmesini artık tamamlamıştır, daha fazla gebelik zahmetine ve doğum ağrılarına gerek olmadığı' inancı ile gebelik, doğum zamanından önce sezaryenle sonlandırılıyor. Halbuki bu bebekler doğduklarında oldukça büyük ve gelişmiş de gözükseler önemli sağlık sorunları olabiliyor.'

Gebeliğin 34-36. haftalarında, zamanından 1-1.5 ay önce dünyaya getirilen bebeklerde solunum yetmezliğinin 9 kat fazla olduğunu kaydeden Yurdakök, 'Bu bebeklerin durumu, 3'te 1'i solunum cihazına bağlanmayı gerektirecek kadar ağırdır. Gebeliğin 37. haftasında sezaryenle dünyaya getirilen bebeklerde bile ağır solunum yetmezliği zamanında doğanlardan 5 kat fazladır' diye konuştu.

Gebeliğin 34-36. haftalarında dünyaya getirilen bebeklerde ayrıca, kan şekerinde düşüklük olasılığının damardan serum verilmesini gerektirecek kadar 6-7 kat, şiddetli sarılık nedeniyle hastaneye yatırılma olasılığının 10 kat, yaygın enfeksiyon (sepsis) nedeniyle ölümlerin 4 kat, herhangi bir nedenle ölüm olasılığının 10 kat, spastik felç olasılığının 3 kat, zeka geriliği olasılığının ise 2 kat fazla olduğuna dikkati çeken Yurdakök, bu bebeklerde görme ve işitme bozuklukları ile epilepsinin de oldukça yaygın görüldüğünü, ileri yaşlarda ise önemli nörolojik bozukluklar ortaya çıkabildiğini bildirdi.

Bu risklerin, artık tamamen olgunlaştıkları düşünülen 37-38 haftalık bebeklerde bile oldukça yüksek olduğunu vurgulayan Yurdakök, 'Riskler 37 haftalık bebeklerde 2-4 kat, 38 haftalık bebeklerde 1.5-2 kat fazladır. Bu nedenle doğum eylemi kendiliğinden başlamamışsa veya bebeğin anne rahminde oksijensiz ve besinsiz kaldığını gösteren bir bulgu yoksa gebelik 39. haftadan önce sonlandırılmamalıdır' şeklinde konuştu.

Anne veya bebek için acil bir durum söz konusu değilse sırf anne adayının acı çekmekten kaçınmak istemesi nedeniyle sezaryenle doğuma başvurulmaması gerektiğini belirten Yurdakök, şunlara dikkati çekti:

'Bebeğin anne rahminde sıvı ile dolu akciğerlerinin doğumdan hemen sonra temizlenmesi ve hava soluyabilmesi için, annenin doğum ağrısı çekmesi gerekir. Sezaryenle dünyaya getirilen bebeklerde solunum sıkıntısı riski, normal yolla doğan bebeklerden 3-4 kat fazladır. Ama anne sezaryene alınmadan önce doğum ağrıları çekmişse bu risk yarı yarıya azalır.

Gebeliğin 34-36. haftalarında dünyaya getirilen bebeklerde ise bu riskler en az 2 kat fazladır. Sonuçta anneler her zaman normal doğumla bebek sahibi olmayı amaçlamalı, normal süresi 40 hafta olan gebelikte sadece annenin isteği ile bebek 39 haftalık olmadan doğurtulmamalıdır.'

Prof. Dr. Murat Yurdakök, kadınların gebelikleri döneminde sağlıklı bir bebek dünyaya getirme amacını ön planda tutmaları gerektiğini sözlerine ekledi.
SIKINTI VE HUZURSUZLUK MUTLAKA BIR GÜNAHIN CEZASI,HUZUR ISE BIR IBADETIN KARSILIGIDIR
HZ.Mevlana

Çevrimdışı mardin

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 406
Ynt: Burç' uğruna sezeryan yaptırıyorlar
« Yanıtla #1 : 20 Ağustos 2009, 11:40:16 »
Allah ıslah etsin böyle düşünenleri ne diyelim. kadere karşı gelinmez insan ne yaparsa yapsın hepsi boş. Allah ne verirse hayırlısını versin.amin
ibadetin eftali devamlı olanıdır.

Çevrimdışı Kabristan

  • okur
  • *
  • İleti: 85
Ynt: Burç' uğruna sezeryan yaptırıyorlar
« Yanıtla #2 : 20 Ağustos 2009, 15:56:18 »
Anne demek ki keçi burcu inatla sezeryan aklını sevsinler
Kabristan etrafında kara taştan bir duvar.
Duvar dışında kalan mahpuslara haber var..

Çevrimdışı Hulûs-i kalb

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 207
Ynt: Burç' uğruna sezeryan yaptırıyorlar
« Yanıtla #3 : 20 Ağustos 2009, 18:36:59 »
Allah islah etsin bu yarim akilli burc hastalarini...
ISLAMI KURTARMAYA DEGIL; ISLAMLA KURTULMAYA CALISALIM...

Çevrimdışı sebin

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 30
Ynt: Burç' uğruna sezeryan yaptırıyorlar
« Yanıtla #4 : 27 Ağustos 2009, 16:22:11 »
Allah akıl fikir versin ne diyelim
EĞER BİR GÜN ÇOK BÜYÜK BİR DERDİN OLURSA RABBİNE DÖNÜP """RABBİM BENİM ÇOK BÜYÜK BİR DERDİM VAR""" DEME DERDİNE DÖNÜP BENİM ÇOK BÜYÜK BİR RABBİM VAR DE

mazhar

  • Ziyaretçi
Sezaryen de Dünya Üçüncüsüyüz.
« Yanıtla #5 : 16 Şubat 2013, 05:05:45 »
sezaryende dünya üçüncüsüyüz

Hamile eşlerinizi Türk doktorlarına emanet etmeyin. Rakamlar öyle diyor:

 Normal Doğumun yararını öven övene, herkes karşı ama sezaryende dünya üçüncüsüyüz.

Genel olarak normal doğumdan yana olunmasına rağmen Türkiye'de neredeyse tüm doğumların yarısı sezaryenle gerçekleşiyor

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Buyru, herkesin normal doğum istediğini ama Türkiye'nin sezaryende dünya üçüncüsü olduğunu belirterek, ''Son 6 ayda sezaryen oranları yüzde 1-2 oranında arttı'' dedi.

TÜM UYARILARA RAĞMEN SEZARYEN ARTIYOR

Aynı zamanda Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği İstanbul Şube Başkanı olan Buyru, AA muhabirine yaptığı açıklamada, genel olarak normal doğumdan yana olunmasına rağmen Türkiye'de neredeyse tüm doğumların yarısının sezaryenle gerçekleştiğine dikkati çekti.

Sezaryen oranının yüzde 46 olduğuna, son 6 ayda da bu rakamın yüzde 48'e kadar çıktığına işaret eden Buyru, normal doğuma niyet edilse dahi, bazı sebepler yüzünden doğumun büyük oranda sezaryenle gerçekleştiğini dile getirdi.

Buyru, geçen yıl Sezaryen Yasası'nın yürürlüğe girdiğini ve yasaya göre tıbbi zorunluluk bulunması halinde doğumun sezaryenle yapılması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

''Yasada ayrıca gerekli tedbirlerin alınmasına rağmen anne veya bebekte meydana gelebilecek istenmeyen sonuçlardan dolayı hekimin sorumlu tutulamayacağı yer alıyor. Sezaryen Türkiye'de uzun yıllar yüzde 15 oranında seyretti. Bu oran, anne-bebek ölüm oranlarını düşürmeye yönelik çalışmalardan sonra bir miktar arttı. 2003'te ülkemizde tüm doğumların yüzde 21'i sezaryenle gerçekleşirken, bu rakam 2010'da yüzde 46'ya çıkmıştır. Bu oranın artmasında nüfusun yaşlanması, giderek daha az sayıda çocuk istenmesi, planlı ve ağrısız doğum yapma isteği, gebelikte iyi beslenme ve vitamin kullanımına bağlı daha iri bebeklerin dünyaya gelmesi, doğum korkusu gibi etkenler var. Hekimlerin de gerek doğum sonrası ortaya çıkan problemler nedeniyle yüksek tazminat davalarına maruz kalmaları, gerekse zamanını kendi ayarladıkları biçimde doğum yaptırma istemlerinin de bu artışta payı var. 'Nasıl olsa 1 veya 2 çocuk doğuracağım, onu da hiçbir şekilde riske atmak istemiyorum' diye düşünen anne adayları, planladıkları günde sezaryenle doğumu tercih edebilmektedir. 'Ağrım başladığında doktoruma ulaşamam' korkusu, 'trafikte kalır mıyım?' endişesi her gebenin kafasında soru işareti yaratmaktadır. Bazı gebelerin saatlerce ağrı çektikten sonra doğuramayıp, sezaryene gitmeleri az da olsa ihtimal dahilindedir. Bütün bunlar sezaryenin giderek daha fazla yapılması ile sonuçlanmaktadır.''

NORMAL DOĞUM İÇİN TEŞVİK ŞART!

Prof. Dr. Faruk Buyru, sezaryen oranının sosyo-ekonomik açıdan gelişmiş olan kesimde daha yüksek olduğunu da belirterek, ''Bunun nedeni de bu kesimin daha geç ve daha az doğum yapması. Kırsal kesimde anne isteği veya annenin doğum korkusu nedeniyle sezaryen yapılmıyor. Ancak tıbbi bir gerekçe olursa sezaryene başvuruluyor. Daha geç ve zor gebe kalmak, tüp bebek gibi tedavilerle oluşan gebelikler, daha konforlu doğum isteği sezaryen artışına neden oluyor. Bir de sezaryenle doğum sayısının sınırlı olduğuna ilişkin yanlış bir inanış var. Aslında 4'e kadar sezaryenle doğum mümkün'' ifadelerini kullandı.

Normal doğuma her şeyin yolunda gittiği durumlarda başvurulması gerektiğini ifade eden Buyru, şunları kaydetti:

''Ancak makat gelişi, annenin çatısının dar olması, iri bebek, bebeğin eşinin önde gelmesi, annenin hipertansiyon, şeker hastalığı bulunması, bebeğin suyunun azalması, günü geçtiği halde doğmamış olması sezaryen gerektiren tıbbi durumlar. Tüm bunlar dikkate alındığında yüzde 25'lik bir oran olduğu ortaya çıkıyor. Normal doğum sonrasında, doğum yapan kadının ayağa kalkması daha kolaydır. Normal doğumda anne, bebeğiyle daha iyi ilgilenebiliyor. Aslında ülkemizde sezaryen oranlarının yüksek olduğu ve bunun aşağıya çekilmesi gerektiği konusunda herkes hemfikir. Ancak bunu yasal düzenlemeler veya zorlamalarla yapmak mümkün değildir. Teşvik etmek amacıyla örneğin normal doğum yapanlara daha fazla izin veya ikramiye verilebilir. Kamuda normal doğumun performans puanı artırılarak hekimler teşvik edilebilir. Tazminat davalarına sınır getirilebilir. Ebelerin riskli olmayan gebelere doğum yaptırması teşvik edilebilir
Mil Haber.