Gönderen Konu: Çağdaş Selefiliğin Kutlu Doğum İtirazlarını Çürüten Bir Eser  (Okunma sayısı 13087 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı tarihman

  • yazar
  • ****
  • İleti: 751

ÇAĞDAŞ SELEFİLİĞİN KUTLU DOĞUM İTİRAZLARINI ÇÜRÜTEN BİR ESER: HAVLE'L İHTİFÂL Bİ ZİKRA'L MEVLİDİ'N-N
   
Osman AKYILDIZ

Her sene Rebiulevvel ayının 12. günü, Peygamber Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in doğum günü olması münasebetiyle İslam aleminin her yerinde müslümanlar bugünü ihya ederler. Oruç tutularak, namaz kılınırak, salât u selâm getirilirek, Peygamber Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem'i öven şiirler okunarak ve O'nun sireti anlatılarak ihya edilir bu mukaddes gün. Fakat kendisini selefe yahut selefiliğe nisbet eden bazı kimseler, mevlidi kutlamanın bid'at olduğunu ve mevlid toplantılarına gitmenin caiz olmadığını iddia eden kitaplar yazarak Peygamber Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem'i hatırlamaya ve bu sebeple Allah'a yakınlaşmaya vesile olan böyle bir gün hakkında müslümanların kafasında istifham oluşturma gayreti içerisindedirler.

Müslümanlara toplu katliamlar yapılırken, anne babalar ölür, çocuklar öksüz ve yetim kalırken bazı kişilerin hala mevlid, tevessül, teberrük, tasavvuf gibi konuları temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp servise sunmaları ne ile açıklanabilir?

Bilindiği gibi mevlidle ilgili tartışmaların en yoğun yaşandığı İslam ülkesi Suudi Arabistan'dır. Zaman zaman kraliyet ailesine nüfuz eden bazı çağdaş selefîler sûfilerin kafir olduğu, tevessül, teberrük, tasavvuf gibi konuların şirk olduğu iddialarını ders kitaplarına kadar sokmuşladır.(1) Bütün bu yanlışlara "dur" diyebilen bir zatı görürüz Peygamber toprağında. Hiçbir dünyevi korkunun, zindan ve sürgünün kendisini Hakkı haykırmaktan alıkoyamadığı peygamber torunu, rabbâni ve muttaki âlim Seyyid Muhammed bin Alevi el- Mâliki el-Hasenî Rahimehullah Hazretleri...

Müellif merhum 100’e yakın eser kaleme almış, özellikle hadis ilimlerine derin vukufiyetiyle temayüz etmiş bir alimdir. Yazdığı kitaplardan dolayı Suud yönetimi tarafından sürgüne gönderilmiş, hatta hapse bile atılmıştır.

Türkçeye "Mevlid-i Şerif'i Kutlamak" şeklinde çevrilebilecek olan merhum müellifin Havle'l-İhtifal bi-Zikra'l-Mevlidi'n-Nebeviyyi'ş-Şerif (2) isimli kitabı, muhaliflerin bütün iddialarını çürütecek nitelikte bir çalışmadır.

Eserin Yazılış Amacı
Kitabın yazılış amacı Peygamber Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in doğumunu kutlamanın caiz olmadığını söyleyen aldatılan Müslümanların iddialarının temelsiz olduğunu göstermek ve çağdaş selefilerin beyanlarının hezeyandan ibaret olduğunu isbat etmektir. Zira bu ikinci grup mevlid kutlamalarına katılanlara olmadık iftiralar atmış ve yersiz isnatlarda bulunmuştur. Diğer bir amaç ise mevlidi kutladığı halde kafasında şüphe olanların şüphelerini izale etmektir. Nitekim müellif eserinin "Önsöz"ünde şöyle der: "Mevlidi Nebevi'yi kutlamanın hükmüyle ilgili çok şey söylendi. Ben de bu konuda bir şey yazmak istedim. Çünkü günümüzde hakkında çok konuşulması sebebiyle en büyük problemlerden birisine dönüşen bu konu idrak sahibi müslümanların ve benim de zihnimi meşgul ediyordu. Öyle ki her sene belli zamanlarda insanları bıktırıncaya kadar bu konu hakkında yayınlar yapılıyor/konuşuluyor. Kendilerini çok sevdiğim kardeşlerden pek çok kişi özellikle bu konudaki görüşümü öğrenmek istiyorlardı."(3)

Müellif bu konuda, muhaliflerini müzakereye davet ettiğini, ancak hiçbir netice elde edemediğini, fakat söz konusu zevatın aynı iddialarını sürdürdüklerini ifade ediyor. Müslümanların tekrar izzetli dönemlerine dönmesi için doğru yol ve rabbani metod olan Ehl-i Sünnet anlayışına dönmeleri gerektiğini hatırlatan (4) müellif, mevlidle ilgili iddiaları tek tek cevaplıyor.

Mevlidi İlk Kim Kutladı?
Muhaliflerin bu konudaki en temel iddialarından birincisi mevlid kutlamalarının ilk defa Şiî Fâtımiler tarafından yapıldığıdır. Müellif, bu iddianın sahiplerini, "cahil ya da haktan uzak kişiler" (5) olarak nitelendirmekte ve bunların mevlidi ilk kutlayan kişinin bizzat Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem olduğu gerçeğini saklamak istediklerini ifade etmektedir. Nitekim Müslim'in rivayet ettiği hadiste bildirildiğine göre; pazartesi günü orucuyla ilgili sorulduğunda Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Çünkü o gün, benim doğduğum gündür". Müellif, burada bütün iddiaları temelinden çürütecek sözünü söylüyor: "Bu hadis Mevlidi Nebi'yi kutlamanın meşru olduğuna dair açık bir delildir." Peygamberimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in o gün sadece oruç tuttuğunu ileri sürerek başka ameller yapılamayacağını iddia etmenin yersiz olduğunu belirten (6) müellif, Mevlid-i Nebî'yi değişik şekillerde kutlamanın meşru olduğuna dair muhaddis ulemadan nakiller yapar.(7)

İbn Kesir'e İftira
Mevlid kutlamalarının Şiî Fâtımiler tarafından ortaya çıkarıldığını iddia eden kişiler, bu iddialarına Hafız İbn Kesir Rahimehullah'ı da alet etmek istiyorlar. İbn Kesir'in el-Bidâye ve'n -Nihâye adlı eserinde yer alan mevlidle igili ifadeleri tahrif ederek İbn Kesir'in söz konusu iddiayı benimsediğini öne süren çağdaş selefilere müellif şöyle sesleniyor: "Eğer sadıklardan iseniz kaynağını getirin".(8) Müellif, bu tahrifi yapanların, ümmetin alimlerine ihanet ettiklerini, iftiracı ve yalancı olduklarını ispat eder.(9)

Hafız İbn Kesir'in el-Bidaye ve'n-Nihaye (XIII/136)'sinin Mektebetü'l Mearif nüshasından konuyla ilgili iddiaları nakleden(10) müellif, çağdaş selefilerin Mevlid kutlamalarının ilk defa Şii-Fâtımiler tarafından ortaya çıkarıldığı iddiasını çürütür. Çünkü İbn Kesir ilk defa akdedilen mevlid kutlamalarını Şiilere değil Sünnî bir devlet adamı olan Melik Ebû Said'e nispet eder. İbn Kesir "alim", "adil" sıfatlarıyla anlattığı Melik Ebû Said’in Peygamber sevgisinden dolayı Mevlid-i Nebi’de çokça hayır hasenat yaptığını da belirtir.

Mevlidin Şer'i Bayram Olarak Algılandığı İddiası

Muhaliflerin mevlidi ihya edenlere yönelttiği belki en ciddi eleştiri mevlidin şer’î bir bayram olarak algılandığı konusudur. Halkın bir kısmı tarafından mevlid gününün bayram olarak isimlendirilmesi, onların mevlid gününü şer'i bir bayram olarak algıladıklarını göstermediğini, çünkü bayram kelimesinin sevinçli ve mutlu günlerde kullanmanın halkın adeti olduğunu hatırlatan(11) müellif, hiçbir müslümanın mevlid gününü bayram olarak algılamadığını belirtir. Çünkü mevlid niteliği itibarıyla Ramazan ve Kurban bayramlarından daha üstün ve şerefli bir konuma sahiptir. Müellif bayramların senenin belirli günlerinde gelmesine karşın, mevlidi kutlamanın, Peygamber Efendimiz'i anmanın ve siretini hatırlamanın zaman ve mekan kaydı olmaksızın üzerimize vacib olduğunu söyleyerek konuyu şöyle açıklar:

"Kurban ve Ramazan bayramları dışında İslam'da başka bir bayram olmadığı malumdur. Ancak mevlid günü bayramdan daha büyük ve önemlidir. Biz mevlidi bayram olarak isimlendirmiyoruz. Çünkü bütün bayramlar, saadetler ve İslam'la gelen bütün büyük günlerin güzellikleri mevlidle var oldu. Eğer Efendimiz Sallalahu Aleyhi ve Sellem'in mevlidi olmasaydı Bi'set olmazdı, Kur'an inmezdi, İsra ve Mi'rac olmazdı, Bedir zaferi olmazdı, büyük fetih (Mekke'nin fethi) gerçekleşmezdi. Bunların hepsi bütün hayırların kaynağı olan SallAllahu Aleyhi ve Sellem'e ve O'nun doğumuna bağlıdır."(12)

Eserde Yer Alan Diğer Hususlar
Kitabının ilerleyen bölümlerinde mevlid meclislerinde Peygamber Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in doğumu zikredilirken ayağa kalkılması ile ilgili tartışmalara değinen müellif, konuyla ilgili yanlış anlayışları def edecek deliller getirir.(13) Müellif, mevlid kutlamalarında icra edilen bazı bid'atlere de değinir ve bunlardan uzak durulması gerektiğini vurgular.(14)

"Hidayet İmamlarının Mevlid Kutlamaları Hakkındaki Sözleri" başlığı altında Suyuti, İbn Teymiyye, İbn Hacer el-Askalani'den nakiller yapan(15) müellif, reddiyesini ulemânın beyanatıyla tevsik eder.(16)

Ebu Leheb'in cariyesi Süveybe'nin Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in doğumunu müjdelemesinden dolayı Ebu Leheb tarafından azad edilmesi ve bu fiilinden dolayı Ebu Leheb'in azabının pazartesi günleri hafiflemesiyle ilgili hadisin sıhhati ile alakalı doyurucu malumat verir.(17) Eserin son bölümünü Peygamber Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in mevlidiyle ilgili kitapların tanıtımına ayıran müellif, 17 adet kitabı öz bir şekilde tanıtır.(18)

Sonuç
Müellife göre bir müslümanın Kutlu Doğumu (mevlid) ihya edenlere "Neden siz mevlidi kutluyorsunuz?" şeklinde bir soru sorması kadar anlamsız bir başka sual olmaz. Çünkü bu soru "Niçin siz Peygamber'le ferahlıyorsunuz?" manasına gelir. Böyle bir soruya cevap vermenin bile gereksiz olduğunu vurgulayan müellif, ancak bu soruya şu şekilde yanıt verilebileceğini söyler: "Ben O'nun SallAllahu Aleyhi ve Sellem ile ferahladığım ve sevindiğim için mevlidini kutluyorum. Mü'min olduğum için de O'nu SallAllahu Aleyhi ve Sellemi çok seviyorum".(19)

-------------------------------------------------

1) Suudi Arabistan'da yayınlanan lise ders kitaplarında yer alan bu tür örnekler için bkz. Seyyid Muhammed bin Alevî el-Mâliki el-Hasenî, el-Gulüvv ve Eseruhu fi'l-İrhâb ve İfsâdu'l Müctema', Basım yeri ve tarihi yok, s. 2830.
2) Kahire 1418 hicri, Matbaatu Daru Cevamiı'l Kelim, 10. Baskı, 104 sayfa.
3) Havle'l-İhtifal Bi-Zikra'l-Mevlidi'n-Nebeviyyi'ş-Şerif, s. 3.
4) a.g.e., s. 6.
5) a.g.e., s. 15.
6) a.g.e., s. 2021.
7) a.g.e., s. 1519.
8) a.g.e., s. 58.
9) a.g.e., s. 5758.
10) a.g.e., s. 59.
11) a.g.e., s. 9.
12) a.g.e., s. 10.
13) Havle'l-İhtifal Bi-Zikra'l-Mevlidi'n-Nebeviyyi'ş-Şerif, s. 4143.
14) a.g.e., s. 4854.
15) a.g.e., s. 6063.
16) a.g.e., s. 6376.
17) a.g.e., s. 7781.
18) a.g.e., s. 93103.
19) a.g.e., s. 12.

Seyyid Muhammed b. Alevi el-Mâliki el-Hasenî, Havle'l-İhtifal bi-Zikra'l-Mevlidi'n-Nebeviyyi'ş-Şerif, Matbaat-u Dâr-i Cevâmiı'l-Kelim, Kahire, 1418.  
http://www.inkisaf.net/articles+article.id+99.htm
Bu hizmet peygamber hizmetir. Cenab-ı hakk sevdiği kullarını dinine hizmet ettirmek için sevkeder. Bu hizmetler sevkullahtır, sevkullahtır. (Hacı Süleyman Dede)

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Vâizelerden Kutlu Doğum Konseri
« Yanıtla #1 : 20 Nisan 2008, 19:58:26 »
Mehmet Şevket Eygi
19.04.2008 
ZAMAN gazetesinde (internet, 18 Nisan 2008) okudum. Başlık şu: “Vâizelerden Kutlu Doğum Konseri”. Tafsilatı:

- İstanbul Müftülüğü Türk Tasavvuf Musikisi Kadınlar Korosu, Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle özel bir konser vermiş. Koro elli kişilikmiş.

- Peygamber sevgisini ilahî ve kasidelerle anlatan kadın korosu izleyenler tarafından büyük ilgi görmüş.

- Konserde duygulu anlar yaşayan İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı, başörtülü bayanların konser vermesinin medya tarafından eleştirilmesinin çok yanlış olduğunu söylemiş.

- Çağrıcı, “Dininin buyruğu olarak giyinmiş başörtülü kadınların konser verdikleri için eleştirilmeleri çok büyük haksızlık...” diye konuşmuş.

- Müftülük kadınlar korosu, sınavla alınmış ve özel olarak yetiştirilmiş 50 vaize ve Kur’an öğreticisi kadından oluşuyormuş.

- Müftü Mustafa Çağrıcı, din ile sanatın ikiz kardeş gibi kabul edilmesi gerektiğini beyan etmiş.

- İstanbul’un ilk ve tek bayan müftü yardımcısı Kadriye Erdemli, müziğin İslâm’ın her alanında var olduğunu belirtmiş,

- Kadriye Erdemli, “Ezan zaten kendi başına müzikli bir tebliğdir” demiş.

- Kadriye hanımdan başka bir inci: “Yıllar boyu İslâm, müzikle gönüllere kazınmıştır.”

Yukarıda anlattığım hadiseyi Kitabullaha, Resulün sünnetine, fıkha, şeriata bağlı bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olarak protesto ediyorum.

1. Başları örtülü de olsa vaizelerin ve kadın Kur’an öğretmenlerinin erkeklere konser vermeleri dinimiz tarafından yasaklanmış ve haram kılınmıştır.

2. İstanbul Müftülüğü 1400 yıllık İslâm tarihinde görülmemiş böyle bir bid’ate imza attığı için büyük bir günahı irtikab etmiş, korkunç bir “dinde yenilik ve dinde reform” kapısını açmıştır.

3. Bu yapılan Kur’an’a, Sünnete, icma-i ümmete, Şeriata, fıkha, ahlâk-ı islâmiyeye, tasavvufa aykırıdır.

4. Yakın tarihlerde, rakı içip demlenen bir Dede, kadın ve erkek semazenleri birlikte döndürmüştü.

5. Zaman gazetesini, bu haberi övücü bir üslupla verdiği için kınıyorum. Böyle bir şey dine uymaz.

6. Ankara Diyanet İşleri Başkanlığı bu bid’ati derhal önlemeli, erkeklere konser veren vaizeler ve Kur’an öğretmeni kadınlar korosunu dağıtmalıdır.

7. Böyle bir koro sadece ve sadece kadınlara konser verebilir mi? Bu husus ehliyetli, liyakatli, icazetli, takvalı bir müftüler heyeti tarafından karara bağlanmalıdır.

8. Bu hususu resimleriyle birlikte, İslâm dünyasının 25 ifta makamına (fetva veren ulemasına ve ulema heyetlerine) bildirerek fetva isteyeceğim.

9. “Ezan zaten kendi başına müzikli bir tebliğdir” sözü çok tartışılacak bir fikirdir. Ezan elbette güzel sesle ve nağmeli olarak okunacaktır ama o asla bildiğimiz müzik değildir.

10. Din ile sanatın ikiz kardeş gibi oldukları iddiası bir müftüye yakışmaz. Din asıldır, sanat ona yardımcıdır. Bu ikiz kardeşliği kim çıkarttı? 1400 yıllık İslâm tarihinde böyle bir söz edilmiş midir?

11. İstanbul Müftülüğü hayırlı bir dinî hizmet yapmak istiyorsa, şehirdeki üç bin camiden günde beş kez güzel ezanlar okunması için çalışsın, ezan kursları açsın, müezzinlere ders verdirsin. Yine namazlarda kıraatin düzgün olması için çalışsın.

Din iman, şeriat elden gidiyor... Ülkede korkunç bir irtidat cereyanı var. Yüce dinimize her taraftan saldırılıyor. Fısk, fücur, bid’at, nifak, fitne, fesat, küfür, şirk almış yürümüş... Bunlarla gereği gibi mücadele edilmiyor. Onun yerine vaize ve Kur’an kursu kadın hocalarına müzik eşliğinde ilahî okutuluyor. Hem de erkeklere...

Sanırım bu hareket de dinlerarası diyalog ideolojisinin zehirli meyvelerindendir.

Sevgili Peygamberimizin (salat ve selam olsun O’na) ruhaniyeti böyle şeylerden hoşnud olmaz.

Dindar Sünnî Müslümanlar böyle dehşetli bid’at ve günahları protesto etmezler, üzerlerine vacip olan emr-i maruf ve nehy-i münker farizasını yerine getirmezlerse tokatlara hazır olsunlar.


Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7473
Ynt: Vâizelerden Kutlu Doğum Konseri
« Yanıtla #2 : 21 Nisan 2008, 01:17:04 »
Haberin başlığını okuduğumda ve resimleri gördüğümde çok şaşırmıştım haberin devamını okumadan heralde bayanlar açık saygıdan dolayı  örtünmüşler  ama yine de doğru değil diye düşündüm ama haberin devamını okuyunca şaşkınlığım daha da arttı meğer bayanlar "Müftülük kadınlar korosu, sınavla alınmış ve özel olarak yetiştirilmiş 50 vaize ve Kur’an öğreticisi kadından oluşuyormuş." İnanılır gibi değil


Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Vâizelerden Kutlu Doğum Konseri
« Yanıtla #3 : 21 Nisan 2008, 01:35:55 »
Acı hem de çok..Ne hale geldik..
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Uludag

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 922
    • www
Ynt: Vâizelerden Kutlu Doğum Konseri
« Yanıtla #4 : 21 Nisan 2008, 01:44:57 »
50 tane zehirli örümcek
kalbinize tırmanmasın
dikkaaat !
Ya rabbi, şu acizi ümmeti Muhammede hizmet etmeğe muktedir kıl.

Çevrimdışı turab

  • yazar
  • ****
  • İleti: 608
  • Kefâ bil-mevt vaizan
Ynt: Vâizelerden Kutlu Doğum Konseri
« Yanıtla #5 : 21 Nisan 2008, 07:50:10 »


1. Başları örtülü de olsa vaizelerin ve kadın Kur’an öğretmenlerinin erkeklere konser vermeleri dinimiz tarafından yasaklanmış ve haram kılınmıştır.

2. İstanbul Müftülüğü 1400 yıllık İslâm tarihinde görülmemiş böyle bir bid’ate imza attığı için büyük bir günahı irtikab etmiş, korkunç bir “dinde yenilik ve dinde reform” kapısını açmıştır.

3. Bu yapılan Kur’an’a, Sünnete, icma-i ümmete, Şeriata, fıkha, ahlâk-ı islâmiyeye, tasavvufa aykırıdır.

4. Yakın tarihlerde, rakı içip demlenen bir Dede, kadın ve erkek semazenleri birlikte döndürmüştü.

5. Zaman gazetesini, bu haberi övücü bir üslupla verdiği için kınıyorum. Böyle bir şey dine uymaz.

6. Ankara Diyanet İşleri Başkanlığı bu bid’ati derhal önlemeli, erkeklere konser veren vaizeler ve Kur’an öğretmeni kadınlar korosunu dağıtmalıdır.

7. Böyle bir koro sadece ve sadece kadınlara konser verebilir mi? Bu husus ehliyetli, liyakatli, icazetli, takvalı bir müftüler heyeti tarafından karara bağlanmalıdır.

8. Bu hususu resimleriyle birlikte, İslâm dünyasının 25 ifta makamına (fetva veren ulemasına ve ulema heyetlerine) bildirerek fetva isteyeceğim.

9. “Ezan zaten kendi başına müzikli bir tebliğdir” sözü çok tartışılacak bir fikirdir. Ezan elbette güzel sesle ve nağmeli olarak okunacaktır ama o asla bildiğimiz müzik değildir.

10. Din ile sanatın ikiz kardeş gibi oldukları iddiası bir müftüye yakışmaz. Din asıldır, sanat ona yardımcıdır. Bu ikiz kardeşliği kim çıkarttı? 1400 yıllık İslâm tarihinde böyle bir söz edilmiş midir?

11. İstanbul Müftülüğü hayırlı bir dinî hizmet yapmak istiyorsa, şehirdeki üç bin camiden günde beş kez güzel ezanlar okunması için çalışsın, ezan kursları açsın, müezzinlere ders verdirsin. Yine namazlarda kıraatin düzgün olması için çalışsın.

Din iman, şeriat elden gidiyor... Ülkede korkunç bir irtidat cereyanı var. Yüce dinimize her taraftan saldırılıyor. Fısk, fücur, bid’at, nifak, fitne, fesat, küfür, şirk almış yürümüş... Bunlarla gereği gibi mücadele edilmiyor. Onun yerine vaize ve Kur’an kursu kadın hocalarına müzik eşliğinde ilahî okutuluyor. Hem de erkeklere...

Sanırım bu hareket de dinlerarası diyalog ideolojisinin zehirli meyvelerindendir.

Sevgili Peygamberimizin (salat ve selam olsun O’na) ruhaniyeti böyle şeylerden hoşnud olmaz.

Dindar Sünnî Müslümanlar böyle dehşetli bid’at ve günahları protesto etmezler, üzerlerine vacip olan emr-i maruf ve nehy-i münker farizasını yerine getirmezlerse tokatlara hazır olsunlar.



 l1))
Rabbim hakkı hak olarak göstersin,ona tabi olanlardan eylesin
Batılı batıl olarak göstersin,ondan uzaklaştırsın.
Rabbim hidayet nasip eylesin
Allahım,Senin rahmetini umuyoruz..
Göz açıp kapayıncaya kadar bizi nefsimizle başbaşa bırakma ve bütün işlerimizi düzelt
Aminn!
« Son Düzenleme: 21 Nisan 2008, 09:29:08 Gönderen: turab »
Allahım!Ahirete mani olan dünyadan,ölümün iyiliğine engel olan hayattan ve amelin hayrına mani olan emelden sana sığınırım

Çevrimdışı zeyl

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 187
Ynt: Vâizelerden Kutlu Doğum Konseri
« Yanıtla #6 : 21 Nisan 2008, 10:41:58 »
Amin...
Gerçekten çok acı...
Çocuk olsam yeniden..
Bir tek düştüğüm için acısa içim.. Kalbim; çok koştuğum için çarpsa sadece...

Çevrimdışı tarihman

  • yazar
  • ****
  • İleti: 751
Kutlu Doğum mu? Veladet Gecesi mi?
« Yanıtla #7 : 01 Mayıs 2008, 20:08:51 »
Mail'ime gelen bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum.


Hiç müslüman ve hristiyan üyelerin tartıştığı forumlarına giriyor musunuz bilmiyorum.  Hristiyan üyelerin öyle soruları vardır ki, cevap vermek için ciddi anlamda araştırma yapmak gerekir. Verdiğim linke bu forumlardan birisinde rastladım, cevap veren çıkmamış. Demek müslüman üyelerin bir cevabı yok, kabullenmişler. Hiç kimse çıkıp 571 yılının hicri değil miladi olduğunu söylememiş. Burada da, bilerek yaptığım yanlışı düzeltecek sadece bir yazı değil, onlarca yazı yayınlanmalıydı.
 
20 Nisan 571 tarihini belirleyen, El Ezher ulemasından Reşit Rıza'dır. Reşit Rıza peygamberimizin doğum tarihini belirlerken, cahiliye döneminde tehir edilen, sırası değiştirilen aylar olduğunu, bu işlemin hicretin 8. yılına kadar devam ettiğini elbette biliyordu. Veda hutbesinde de cahiliye devrindeki tüm adetler gibi "nes'i"nin de kaldırıldığı, artık o ana kadarki tarihlerin hiçbirisinin sahih sayılmayacağını da biliyordu. Sonuçta, nes'î ile ilgili Tevbe 37.ayete bakıldığında, Allah'ın haram kıldığı bir şeyi helal kılmak amacıyla ibadet zamanları üzerinde oynamanın, zaman belirlemenin ve ertelemenin caiz olmadığı görülüyor. Kısacası Reşit Rıza'nın peygamberimizin doğum tarihinin tam olarak belirlenemeyeceğini bilmemesi mümkün değil. Üstelik peygamberimizin doğduğu yıl olarak 569 ve 570 diyen de vardır.
 
Peki Reşit Rıza kimdir, El Ezher'e masonluğu sokan hocaları Afgani ve Muhammed Abduh gibi o da masondur. Reşit Rıza ile Abduh'un Menar Tefsiri, Kuran'ın "dinlerarası diyalog" safsatasına uyarlanmış halidir, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafında yayınlanmıştır.
 
Müslümanlığı bile tartışılan Afgani ve Abduh, Hicaz bölgesini Osmanlı'dan koparmak adına İngilizler ile işbirliği yapmış şahıslar. Afgani'nin talebesi olan Muhammed Abduh'un neye hizmet ettiği İngiltere'nin Mısır sömürge valisi Lord Cromer'in söylediği şu sözlerden anlaşılır: "Kuşkusuz İslâmî reformist hareketin geleceği Şeyh Muhammed Abduh'un çizdiği yolda ümit vaadediyor. Ve o yolun yolcuları Avrupa'nın her türlü yardım ve teşviklerine lâyıktırlar". 20 yüzyıldaki İslam coğrafyasında İngilizlere hizmet veren isimler, Hicaz bölgesinde Vahabiliğin kurucusu Muhammed Abdülvehhap, Mısır ve Suriye'de Afgani, Abduh ve Reşit Rıza, Anadolu'da ise Said–i Nursi'dir. Saidi Nursi Afgani ve Abduh'u selefleri olarak nitelendirir.
 
Kutlu doğum haftası nurcuların islamı ılımlaştırma amacına hizmet eden bir uygulanmadır. 25 Aralık'da İsa'nın doğum gününün kutlanmasını eleştiren, doğum günü kutlamasının gavur icadı olduğunu savunan zihniyet, aniden kutlu doğum haftasını kutlamaya başladı. Oysa, peygamberimizin doğumu mevlid kandiliyle kutlanıyordu, tamamen dini hüviyeti olan bu geceyi toplum özümsemişti.
 
Bu bilgileri gereksiz olarak nitelendirenler olabilir. Ama ılımlı islamın nerelere kadar uzandığını görmek açısından önemlidir. Çok değil,  10-15 yıl sonra peygamberimizin doğum günü olarak bildiğimiz mevlid kandili, yerini bu kutlamalara bırakacaktır. Bugün dahi davullu zurnalı, güreşli, mehterli kutlamalar giderek çığırından çıkacak mesela tesettür defileli, en güzel tesettürlü çocuk yarışmalı vb. etkinliklerle kutlanmaya başlanacaktır. O nedenle "peygamberimizi anıyoruz, ne var bunda" denilmeden önce önce biraz düşünmelidir.

Bu hizmet peygamber hizmetir. Cenab-ı hakk sevdiği kullarını dinine hizmet ettirmek için sevkeder. Bu hizmetler sevkullahtır, sevkullahtır. (Hacı Süleyman Dede)

Çevrimdışı enfa

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1542
Ynt: Kutlu Doğum mu? Veladet Gecesi mi?
« Yanıtla #8 : 01 Mayıs 2008, 22:33:42 »
Hz.Allah sonumuzu hayr etsin.

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

Çevrimdışı n.i.h.a.l

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 19
Ynt: Kutlu Doğum mu? Veladet Gecesi mi?
« Yanıtla #9 : 01 Mayıs 2008, 22:38:02 »
ewt peygamberin doğumu kardeşim
nihall

Çevrimdışı Himmet

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 847
Ynt: Kutlu Doğum mu? Veladet Gecesi mi?
« Yanıtla #10 : 02 Mayıs 2008, 16:10:55 »
Bakalım bu amacı belli tuzakların sonu nereye varacak.Hz. Mevla halen uykuda olanların gözlerini açsın ve şuur ihsan eylesin.

Paylaştığınız için teşekkür ederiz.
Zatının, Sıfatının,Esmasının, Efalinin hudutsuzluğunca Şükürler olsun Ya RABBİİM..

Çevrimdışı aşk hamalı

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 116
Kutlu doğum yaklaşırken...
« Yanıtla #11 : 19 Mart 2009, 20:07:41 »
Yıllarca efendimizi anlatıyor onunla hemdem olmaya çalışıyoruz Bununla beraber şimdide gelin hep beraber ona olan duygularımızı yazalım  Birtane benden olsun

Çevrimdışı aşk hamalı

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 116
Ynt: Kutlu doğum yaklaşırken...
« Yanıtla #12 : 19 Mart 2009, 20:07:58 »
GÜLLERİN EFENDİSİNE…
  Bizleri müslüman olarak yaratan, Gül peygambere gönül vermiş, gönül ehli Müslümanlarla tanıştırıp kaynaştıran, Allah(c.c)’a hamd olsun.
   Yoluna kurban olduğumuz, hayatına hayran kaldığımız, Her şeyini örnek alma çabasına girdiğimiz, Peygamber Efendimiz(s.a.v)’e onurlu ve nurlu yollarını yol edinme gayretinde olanlara selat’ü selam olsun.
  Ya RasulAllah! Sana haddim olmayarak, hoşgörü ve şefaatlerine sığınarak bir mektup yazma cüretkârlığını gösteriyorum. Sonsuz muhabbetimin deryasıyla Siz değil de, Sen diye hitap edeceğim. Sana olan muhabbetim deryada bir damla misali…
   Ya RasulAllah! Asırlardır insanlık seni konuşup, Seni anlatıyor, Seni okuyor, Seni öğretiyor. Bunların yanında Bende sana bir mektupla ulaşmak istedim Seni okuyup tanıdıkça, İnanç ve hayranlığım arttıkça, Hayatındaki pırlantaları gergef gergef işlemeye çalıştıkça sana yazmak istedim yakınca…
  Mektubum kırık dökük, bölük pörçük olsa da Senin o engin höşgörü ve anlayışına sığınarak yazıyorum Ya RasulAllah!
   Herkes sevdiğine yazarmış Benimde sevdiğim sensin Ey gül yüzlü Rasul! Bunun için sarıldım kâğıda kaleme. Sana binlerce salât ve selam olsun.
   Ya RasulAllah! Sana bir çocuğun saf kalbiyle yazmak istiyorum. Bir bulut olsaydım Sana gelmeyi Bir kuş olsaydım sana uçmayı Senin ravzana uçmayı çok isterdim
   Ya HabibAllah! Yaşadığın çile dolu yıllarda bizlere ulaştırdığın huzura hayranım. Ama bizler senin çektiğin çile ve ızdırapları çekmeye yanaşmıyoruz. Ben Ya RasulAllah! Ashabın gibi çilelere göğüs geremesem de Davada gücüm yettiğince hizmet etmeye sana layık olanlar kervanına katılmak istiyorum
     Ya RasulAllah! Buyuruyorsun ki; İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır. Bende ümmetinin en hayırlısı olmak istiyorum.
     Canım Peygamberim! Sen hayatın boyunca ümmetim ümmetim diye yaşadın. Senin ümmetin olan bizlerde nefsi nefsi diye yaşıyoruz.Ben senin nurlu ve mukaddes davana hizmet ederek gençliği islamla diriltmek istiyorum
     Ya RasulAllah! Günümüzde bazı olumsuzluklardan bahsederek seni üzmek istemiyorum Sana gel demeye yüzümüz yok! Seni hangi mekâna, Hangi eve en önemlisi hangi kalbe davet edelim?
    Şu fitne asrında Hayatımıza gel… Aşkımıza gel… Kararmış dünyamıza gel…
Gel ey Gül! Dikenlerimize gel
     Evler senin benimsediğin yaşam tarzından çok uzakta! Ümmetim deyip ağladığın şu garip ümmetin hali vahim Gençler modayı takip edip uyduğu kadar Senin sünnetini takip etmiyor.
    Ey Can! Seni tanıyan başkasını arar mı hiç? Sana gönül veren başka gönle konar mı hiç! Senin getirdiklerinle hayat bulan başka şeylerde hayat bulur mu hiç?
   Mahşerde bana da şefaat eder misin? Beni anmıştı, Beni konuşmuştu, Beni herkese tanıtma aşkına düşmüş der misin?
    Can Efendim! Hani bir gün Hz. Ömer umreye giderken Kardeşçik demiştin Bana da duan da yer verir misin? Efendim! Bende sana her ezandan sonra dua ediyorum Rabbim seni Makam-ı mahmuda ulaştırsın kıyamete kadar salât ve selamların en güzeli sana olsun.
     .Bir Ebu Bekir sadakati gösteremesemde Bir Hint pişmanlığımı kabul eyle Ya RasulAllah!
    Ya Rabbi! Bizleri habibinden habibinide garip ümmetinden mahrum bırakma! ÂMİN
                                                                                                      Aşkının hamalı
                                                                                                                        Garip ümmetin

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Ynt: Kutlu doğum yaklaşırken...
« Yanıtla #13 : 19 Mart 2009, 22:09:19 »
Kutlu Doğum yaklaşıyor derken  e52))

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Vâizelerden Kutlu Doğum Konseri
« Yanıtla #14 : 19 Mart 2009, 22:21:13 »
Önümüzdeki günlerde de olacakdır bu tür faaliyetler.Bu hanımların yine başı kapalı imiş.Geçenlerde bir video denk geldi izledik Aman Ya Rabbi akıllara zarar!

Daha sonra araştırdık neyin nesidir bu çılgınlık diye..
Bosnalılar Müslüman oluşlarının 600. yıldönümü vesilesiyle bir dizi kutlama yapmışlar.İsmine boşnakça "Moj Ümmete" diyorlar.Benim Ümmetim demekmiş.Bu kutlamalara dünyadan bir çok ülke davet edilmiş.Türkiye resmi olarak buna Kültür Bakanlığı ile destek olmuş mehter ve sema ekibi göndermiş.Bir de sanatçılar var Mustafa Demirci ,Sami özer gibi.

İzlediğimiz videoda Flarmoni Orkestrası eşliğinde bizim Türkler güya ilahi okuyorlardı.Bir sürü insan bayanlar başı açık orkestra şefi bayan ve hakeza başı açık, sallana sallana okuyorlardı.

Başka bir popçu Allah diyor etrafındaki gençler adeta dans figürleriyle kendinden geçiyor.

Bu kadar yozlaşılabilir anca...

Allah hidayet versin....