Gönderen Konu: Çocuk yetiştirmede Hz.Peygamber (S.a.v) modeli  (Okunma sayısı 6822 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Çocuk yetiştirmede Hz.Peygamber (S.a.v) modeli
« : 26 Haziran 2007, 03:27:50 »

Dede olarak Hazreti Peygamber SallAllahu Aleyhi Wesellem






Çocuk sevmek, bir büyüğün çocuklarına şefkat göstermesi zaaf işareti gibi algılanıyordu. Efendimiz (SallAllahu Aleyhi Wesellem), birçok cahiliye davranışı gibi bu yanlış tavrı da örnek hareketleriyle değiştirdi.


Hz. Peygamber SallAllahu Aleyhi Wesellem, torunları Hz. Hasan ve Hüseyin doğduktan sonra onları görmek için daha sık Hz. Fatıma’nın evine gider olmuştu. Onların bakımlarıyla ilgileniyordu, onlarla oyunlar oynuyordu ve sık sık onlara olan sevgisini dile getiriyordu. Hz. Peygamber SallAllahu Aleyhi Wesellem, Hasan için, “Allah’ım ben, O’nu seviyorum. O’nu sen de sev. O’nu seveni de sev.” diye buyurmuşlardır. (Müslim, Kitab-ı Fedailu’s-Sahabe, 56) Usame bin Zeyd şöyle rivayet etmiştir:



Resûlullah SallAllahu Aleyhi Wesellem beni alır, dizi üzerine oturturdu. Hasan’ı da öbür dizine oturturdu. Sonra bizi göğsüne bastırır, “Allah’ım bu ikisine rahmet ihsan eyle. Çünkü ben bunlara hayır ve saadet diliyorum.”, derdi. (Buhari, Kitabu’l-Edeb, 22)



Bu konuyla ilgili vereceğimiz diğer örnek de şudur:


Resûlullah SallAllahu Aleyhi Wesellem, torunu Hasan bin Ali’yi öptü, o sırada yanında Akra bin Habis oturmaktaydı. Akra; “Benim on tane çocuğum vardır, onlardan hiçbirini öpmedim.” dedi. Resûlullah SallAllahu Aleyhi Wesellem ona doğru baktı, sonra da “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.” buyurdu. (Buhari, Kitabu’l-Edeb, 26)


 Resûlullah SallAllahu Aleyhi Wesellem, Hz. Hasan ve Hüseyin’in gönüllerini namaz, cami ve manevi ilim meclislerinin aşkıyla daha çok küçük yaşlardan itibaren doldurmuştu. Vereceğimiz şu iki örnek en canlı halleriyle Resûlullah SallAllahu Aleyhi Wesellem’in namaz ve cami sevgisini torunlarına hissettirmesini bize anlatır. Bir gün cemaatle namaz esnasında Hz. Peygamber secdeye varır. Secde o kadar uzun sürer ki, arkasında namaz kılanlar ne olduğunu merak ederler. Anormal bir şeylerin olduğunu ya da vahyin geldiğini düşünürler. Namaz bittikten sonra sorarlar. Hz. Peygamber şöyle cevaplar:


“Hüseyin secdeye vardığımda sırtıma çıktı. Evde bu âdeti edindiğinden, onu sırtımdan atamadım ve böylece secde uzun sürdü.” buyurmuştur. (Buhari, Kitabu’s-Salat, 52)


Bir başka örnek de şudur: Resûlullah SallAllahu Aleyhi Wesellem bize hutbe vermekte iken Hasan ve Hüseyin geldiler. Üstlerinde birer kırmızı gömlek vardı. Yürüyorlar ve arada sürçüyorlardı. Hz. Peygamber SallAllahu Aleyhi Wesellem minberden indi, onları taşıyarak önüne koydu ve sonra şöyle buyurdu: “Allah’ın, mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fitnedir sözü, haktır. Şu iki çocuğa baktım. Yürüyorlar ve sürçüyorlar. Sabredemedim ve nihayet konuşmamı keserek onları kaldırdım.” buyurmuştur. (Buhari, Sahih, Fiten, 20)




Çocukluklarından kaynaklanan ufak yaramazlıklarına rağmen Resûlullah, torunları Hasan ve Hüseyin’i camiden, namazdan ve sohbet meclislerinden uzaklaştırmıyordu. Aksine, Hz. Peygamber SallAllahu Aleyhi Wesellem onların caminin manevi havasından faydalanmalarını sağlayarak onların gönlünde namaz ve sohbet aşkını canlandırıyordu. Caminin feyzi ve namaz aşkıyla yetişen Hz. Hasan ve Hüseyin 7-8 yaşlarındayken hatalı abdest alan bir kişiye hatalı abdest aldığını söyleyemeyecek derecede ahlaki olgunluğa ulaşmışlardı. Onun gönlünü kırmak istemiyorlardı. Hz. Hasan ve Hüseyin’den birisi doğru, diğeri hatalı abdest alarak adama “Hangimiz doğru abdest alıyoruz?” diye sormuşlar. Böylece adamın hatasını anlamasını sağlamışlardı.



Ebu Hureyre’den rivayet edilen bir başka vakada ise şöyle denilmektedir: Resûlullah SallAllahu Aleyhi Wesellem'le birlikte günün bir bölümünde sokağa çıktım. O benimle konuşmuyor, ben de onunla konuşmuyordum. Nihayet Beni Kaynuka Pazarı’na geldi. Sonra ayrıldı ve gitti. Ve Fatıma’nın evine gelerek; “Ufaklık burada mı? Ufaklık burada mı?” diye sordu. Anladık ki annesi O’nu tertemiz yıkayıp giydirmek ve boynuna güzel kokulu gerdanlık takmak için alıkoymuş. Çok geçmeden Hasan koşarak geldi. Bunun üzerine Resûlullah SallAllahu Aleyhi Wesellem, “Allah’ım! Ben, onu seviyorum. onu sen de sev. onu seveni de sev.” diye duada bulundular. (Buhari, Kitabu’l-Buyu, 9).

***

TORUNLARIYLA BİZZAT İLGİLENİRDİ

Hz. Peygamber SallAllahu Aleyhi Wesellem, torunlarının bakımıyla bizzat kendisi ilgilenir, onların isteklerini önemser, sıkıntılarına çözüm bulurdu. Resûlullah SallAllahu Aleyhi Wesellem bir gün Hz. Fatıma’nın evine gider ve yanlarında geceler.


 Hz. Hasan ve Hüseyin bu sırada uyumaktadırlar. Bir ara Hasan ve hemen arkasından Hüseyin su isterler. Hz. Peygamber SallAllahu Aleyhi Wesellem derhal su kabına koşarak onlara su verir. Bunun üzerine Hz. Fatıma dayanamayarak; “Hasan’ı Hüseyin’den daha çok seviyor gibisin.” deyince, “Hayır, ayrım yapmıyorum. Ancak suyu ilk defa Hasan istedi.” cevabını vermiştir. (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 1/101).


Bu örnek bizlere Hz. Peygamber SallAllahu Aleyhi Wesellem’in, torunlarının isteklerini karşılama ve sıkıntılarına çözüm bulma hususunda son derece adil olduğunu göstermektedir. Nitekim Resûlullah SallAllahu Aleyhi Wesellem, ilk su isteyen torununa öncelik sırasına göre su vermiştir. Daha da önemlisi Hz. Peygamber SallAllahu Aleyhi Wesellem, kızı Hz. Fatıma’ya da çocukları arasında ayrım yapmayarak onlara adaletle davranma hususunda hassasiyet kazandırmıştır. Hiç şüphesiz bu hassasiyet nedeniyle Hz. Fatıma; çocuklar arasında ayrım yapılması endişesine binaen “Hasan’ı Hüseyin’den daha çok seviyor gibisin.” cümlesini sarf etmiştir.

***

OĞLUMU ÜZMEKLE BENİ ÜZDÜN!

Hz. Peygamber SallAllahu Aleyhi Wesellem’in torunlarına olan eşsiz sevgi ve şefkatini gösteren bir diğer örneği de Ümmü Fadl rivayet ediyor: Bir gün Hüseyin’i, Hz. Peygamber SallAllahu Aleyhi Wesellem’e götürdüm. Resûlullah SallAllahu Aleyhi Wesellem’i görünce üzerine atıldı. O da öptü ve sevdi, sonra kucağına oturttu. Oturunca Resûlullah’ın kucağına tuvaletini biraz akıttı. Resûlullah  SallAllahu Aleyhi Wesellem de “Ey Ümmü Fadl, oğlumu al, üzerime akıttı.” buyurdu. Ben de Resûlullah SallAllahu Aleyhi Wesellem’in üzerine akıtıp da O’nu üzdün diyerek canını acıtacak bir şekilde tutup boynuna vurunca ağlamaya başladı. Resûlullah SallAllahu Aleyhi Wesellem, “Ey Ümmü Fadl! Allah iyiliğini versin. Oğlumun canını acıtıp ağlatmakla beni üzdün.” buyurdu. (İbn Mace, Sünen, Rüya, 10).

Hz. Peygamber, kendisiyle torunları arasına bir hiyerarşi ve engel koymamıştır. Çocuk psikolojisinden çok iyi anlayan Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz, onların güzel vakit geçirmeleri için onlarla beraber oyun oynardı. Bir gün Hz. Peygamber otururken, Hasan ve Hüseyin güreşmeye başladı. Hz. Peygamber gülerek, “Ha gayret Hasan göreyim seni, Hüseyin’i yakala!” diyerek Hz. Hasan’ı kayırdı. Hz. Ali ise, “Ya ResûlAllah, sen Hüseyin’i kayırmalı değil miydin? O daha küçüktü.” diye sordu. Hz. Peygamber de “Baksana Cebrail de ha gayret Hüseyin seni göreyim diyor.” buyurdu. (Zehebi, Şemseddin Muhammed, Tarihu’l-İslam, 3/9)..



Rivayet edildiğine göre Resûlullah SallAllahu Aleyhi Wesellem, Hasan ve Hüseyin’i sırtına almış ve ellerini yere koyup yürürken, “Ne güzel, ne güzel! Sizler ne güzel süvari, deveniz de ne güzel.” dediği defalarca görülmüştür. (Tevfik, Ebu İlm, Fatıma, s. 57. )

Bütün bu örnekler çocukla çocuk büyükle büyük olan Allah Rasülü’nün (SallAllahu Aleyhi Wesellem) mükemmel ahlakından birkaç ışıltıdır. Mutlu olmak ve mutlu etmek istiyorsak her alanda olduğu gibi aile içinde de O’nu kendimize örnek almalıyız. Bu şekilde yeni nesiller olan çocukların gönlünü daha ilk baştan fethedebiliriz.


ESMA SAYIN EKERİM
ailem.zaman.com.t
« Son Düzenleme: 27 Aralık 2008, 09:07:02 Gönderen: Lika »
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Dede olarak Hazreti Peygamber Aleyhisselam
« Yanıtla #1 : 26 Haziran 2007, 12:39:12 »
Teşekkür ederiz kardeşim paylaşımınız için.

Çevrimdışı Ahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 923
  • Bugün Allah (c.c) için ne yaptın?
Dede olarak Hazreti Peygamber Aleyhisselam
« Yanıtla #2 : 26 Haziran 2007, 13:08:14 »
Alıntı yapılan: "fatihan"
Teşekkür ederiz kardeşim paylaşımınız için.
Herhangi bir insan vaktini nasıl geçireceğini, üstün bir insan ise vaktini nasıl tasarruf edeceğini düşünür. – Schopenhaver

Vuslat Yolcusu

  • Ziyaretçi
Dede olarak Hazreti Peygamber Aleyhisselam
« Yanıtla #3 : 26 Haziran 2007, 17:46:22 »
Alıntı yapılan: "fatihan"
Teşekkür ederiz kardeşim paylaşımınız için.

Çevrimdışı Himmet

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 847
Dede olarak Hazreti Peygamber Aleyhisselam
« Yanıtla #4 : 26 Haziran 2007, 18:32:07 »
Teşekkür ederiz kardeşim.
Rasulullah s.a.v. efendimiz çocuklarla konuşurken çömelerek onların hizalarına gelir ve o şekilde konuşurlarmış.
Asla yukardan bakarak hitab etmezlermiş.

Cenab-u Hak Muhammedi ahlakı ile ahlaklanabilmeyi nasib eylesin..
Zatının, Sıfatının,Esmasının, Efalinin hudutsuzluğunca Şükürler olsun Ya RABBİİM..

Çevrimdışı Gül_Sultan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2139
Dede olarak Hazreti Peygamber Aleyhisselam
« Yanıtla #5 : 26 Haziran 2007, 18:35:36 »
Alıntı yapılan: "Himmet"
Teşekkür ederiz kardeşim.
Rasulullah s.a.v. efendimiz çocuklarla konuşurken çömelerek onların hizalarına gelir ve o şekilde konuşurlarmış.
Asla yukardan bakarak hitab etmezlermiş.

Cenab-u Hak Muhammedi ahlakı ile ahlaklanabilmeyi nasib eylesin..

Amin...
Dünya geçer, İnsan göçer ancak kurtuluş Müttakîlerindir.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Dede olarak Hazreti Peygamber Aleyhisselam
« Yanıtla #6 : 27 Haziran 2007, 13:14:52 »
Alıntı

Cenab-u Hak Muhammedi ahlakı ile ahlaklanabilmeyi nasib eylesin..



amin

Çevrimdışı Eşraf

  • okur
  • *
  • İleti: 58
Dede olarak Hazreti Peygamber Aleyhisselam
« Yanıtla #7 : 06 Ağustos 2007, 00:19:55 »
Allah razi olsun kardeşim...
Bu dünyanın cefasından sefasına nöbet gelmez.
Gâfil olma ilme çalış, geçen zaman geri gelmez

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Çocuk yetiştirmede Hz.Peygamber (S.a.v) modeli
« Yanıtla #8 : 27 Aralık 2008, 01:47:27 »
Ömer bin Abdülaziz’i, Selahaddin’i, Fatih’i bilmelidirler. Meşhur
sporcuların, aktörlerin yerine bizim büyüklerimiz hayallerini süslemelidir.

Kiminle oynadığını ve nelerle oynadığını bildikten sonra çocuğun oynaması en tabii haklarındandır. Hatta çocuğun gözünde oyun, yemeğinden daha değerli olabilmektedir. Sınırsız ve kontrolsüz oyun çocuğu elden çıkarabilir. Çocuğun oynamasında sakınca gördüğümüz oyunları yasaklarken, o oyunun yerini doldurmamız gerektiğini unutmamalıyız. Resulullah (SallAllahu Aleyhi Vesellem) oyun oynayan çocukların yanından geçer, onlara selam verip gönüllerini alırdı. Enes bin Malik (ra) diyor ki: "Ben çocuklarla oynarken Resulullah (sav) yanımıza geldi. Bize selam verdi. Sonra beni çağırdı ve bir işe gönderdi" (Müslim)

Oyunda kumara alışma sürecini başlatan oyunlar velilerin gözünden kaçmamalıdır. Ayrıca bilgisayar gibi çocuğu köleleştiren eğlence araçlarını da bir program dâhilinde vermenin yollarını bulmak zorundayız.
Yasak koymanın da kuralları var


Şu unutulmamalıdır ki; Bütün arkadaşlarında gördüğü bir aleti çocuğa yasaklamak, onun gizli isler yapmasına veya onun gözünde ebeveynin değer kaybetmesine neden olabilir. Yasak koymanın da bir kuralı olması gerekiyor. İmam Gazali diyor ki: "Çocuk dersten çıktıktan sonra, derslerin yorgunluğunu atacağı güzel bir oyun oynamasına izin verilmelidir. Ama oynamaktan yorulacak hale gelmemelidir. Çocuk oyundan alıkonur ve sürekli ders çalışması istenirse, kalbi ölür, zekâsı körelir. Yasamaktan zevk almaz. Bir yolla dersten kurtulmaya çalışır"


Ne söylediğinizden daha çok ne yaptığınız önemlidir
İmam Şafii, Harun Resid’in çocuklarını okutmakla görevlendirilen Ebu Abdussamed’e söyle nasihat etmişti:

"Çocuklardan önce sen kendini düzelt. Onların gözü senin gözüne kilitlenmiş durumdadır. Onlara göre güzel, senin güzel dediğin, çirkin de senin çirkin dediğindir"
Ders kitaplarında ne yazdığı, babanın ne nasihat ettiği, gördüklerinden daha sonra gelir. Büyükler gibi çocuklar da gördüklerinin etkisinde kalmaktan kendilerini kurtaramazlar. Bunun için:

1-) Ebeveyn ve muallimler çocukların kendilerini izlediklerini bilecekler ve bu izleme sonuçlarının dersten ve sözden daha müessir olabileceğini unutmayacaklardır. Çocuğun kötülüğe bulaşmamasını isteyen, kötülüğü çocuğun gözünden uzak tutmalıdır. İyiliği öğütlemek isteyen de onu gösterecektir.

2-) Çocuk, ne kadar sakınılırsa sakınılsın muhakkak kötülükle ve kötülerle göz göze gelecektir. Ebeveyn ve muallim, iyiliği ileri çıkararak, kötülüğün izine karsı iyiliğin izini ortaya çıkarmalıdır.

3-) Çocuğun, ömür boyu unutamayacağı izler bırakacak ilişkiler de çok önemlidir. Çocuk halinden anlayan, tatlı yüzlü âlimlerin ziyaret edilmesi, onlardan çocuğun ilgi görmesi, yaşına uygun nasihatler dinlemesi, kitaplardan daha etkili bir eğitim metodudur. Çocuk ebeveyninden duyduğu sözlere güvenmelidir. Bu da ebeveyninin ona hiç yalan söylememiş olmasıyla mümkün olur. Mesela: ‘İnşAllah’ sözünü, baştan savmak için söylememelidir.

Çocuk eğitiminde dikkat edilmesi gerekenler
1-Kesinlikle dayaktan kaçının. Dayak, ötesi olmayan en son başvurulabilecek bir ceza türüdür.

2-Yanlış yapan çocuğu uyarırken bile hatayı tenkit edin; çocuğu değil. ‘Sen bir hiçsin’ demek yerine ‘Bu çok seviyesiz bir iş’ deyin.

3-Sürekli teşvik edin. Büyük olmaya, büyük işe teşvik edin. Teşvike cevap versin veya vermesin teşvike devam edin.

4-Oyunu basit görmeyin. Oyun sizin için oyun olabilir; ama onun için çok ciddidir. Oyunlarına sözlü veya fiili katılımınız olsun.

5-Eve hapsetme. Beraberce gezin.

6-Bazı işleri tek başına yapmasına izin verin. Bulaşık yıkamasına izin verin. Gerekiyorsa sen onları tekrar yıkayın.

7-Ara sıra ödüllendirin.

8-Ona kötü örnek olacak tavırlara ve sözlere dikkat edin.

Ağaç bile bir günde büyümüyor!

Mesela, aksırınca ‘elhamdülillah’ deme sünnetini çocuğumuza bir iki defa söyleyip, gerekiyorsa bin defa uygulatarak alıştırabiliriz. Çocuk öğrendiği her şeyi uygulamaz. Uygulama süreci seneler alabilir. Sabretmek, bıkmamak zorundayız. Şeytana verebileceğimiz en büyük taviz; bıkkınlığımız ve umutsuzluğumuzdur. Şeytan bıkıp usanmadan, biz bıkıp usanamayız. Biz bulunduğumuz olgunluk düzeyine kaç yılda geldik, hangi olayların veya sözlerin kaç defa tekrarı bizi etkiledi de mevcut yapımızı kazandık. Bunu düşünsek kendimize iyilik etmiş oluruz.

Bu konuda iki önemli sorunla karşılaşıyoruz

Birincisi: Bilhassa görsel medyanın sunduğu çocuklara yönelik programlarda, çocuk için cazip olacak yönler bizim verdiklerimizden kat kat fazladır. Çocuk, bizim verdiklerimizi kerhen izlerken, onlardakini can kulağı ile izleyebilmektedir. Bu sorunun nedeni sadece, ‘bizim’ denebilecek malzememizin olmamasında yatmıyor. Öbürlerinin sınırı, hesabı yoktur. Onlarda caiz veya haram kavramı yoktur. Aklına geleni, hayal ettiğini yazıp çizebilmektedir.

Bizim ise bir peygamberin tasvirini yapmamız, bizim için yüksek değeri bulunan zevatı tasvir etmemiz pek de kolay olmamaktadır. Bu durumda ebeveyn olarak aradaki boşluğu özel gayretlerimizle doldurmak durumundayız. Başkalarının elindeki imkânlardan da tamamen kopmamız gerekmeyebilir. İtidali yakalayıp, secici olabilirsek isimiz kolaylaşır

.
İkincisi: Çocuğumuza, bize ait malzemeleri satın almamız ve ‘bunlar senindir’ dememiz sorun çözmüyor. Çocuk her emrimizi dinleyecek durumda değildir. Teknolojiye veya kalem deftere güvenimiz sonunda bizi üzebilir. Görev bizim görevimizdir. Sorumlu olan biziz. Eğer teknolojiden yararlanabiliyorsak ne hoş. Biraz yararlanabiliyorsak onun kıymetini biliriz. Ama kimse bilgisayara, kaliteli baskısı olan kitaplara, dergilere güvenmekle yetinmemeli.Çocuğu kandırmak, yalan söylemektir


Abdullah bin Amir diyor ki: Bir gün annem beni çağırdı. Resulullah (sav) da evimizde oturuyordu. ‘Gel sana bir şey vereyim’ dedi. Resulullah (sav) anneme dedi ki: ‘Ne verecektin ona?’ O da: ‘Hurma verecektim’ dedi. Bunun üzerine Resulullah (sav) buyurdular ki: ‘Ona bir şey vermeseydin, bu sana bir yalan olarak yazılacaktı’ (Ebu Davud)

Yine buyurdu ki: "Çocuğa ‘Gel al!’ deyip de ona bir şey vermeyenin sözü yalandır" (Ahmed)

Çocukların bilmesi gerekenler

Resulullah (sav)’ın gazveleri, Ashabı kiramın hayatı, Selefi salihinin yasanmış olayları ibret için oldukça önemli ve eğitim değeri yüksek malzemelerdir. Kur’an’da anlatılan Peygamber Aleyhisselam kıssaları muhakkak çocuklara aşı gibi verilmelidir. Evimizde Bedir, Uhud, Hendek, Huneyn sohbetleri defalarca yapılmalıdır. O kadar ki, çocuklarımız Bedir’i, evin yakınlarındaki bir vadi zanneder hale gelmelidir. Selefin büyüklerinden gelen rivayetlerde ‘çocuklara Kur’an’dan bir sure öğrettikleri gibi, Resulullah (sav)’ın gazvelerini öğrettiklerini’ görüyoruz.

Milli Gazete
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim