Gönderen Konu: Çocukken Yaptığımız Yaramazlıklar  (Okunma sayısı 33071 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı duha

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 5143
  • ѕησωƒℓαкє
Çocukken Yaptığımız Yaramazlıklar
« Yanıtla #30 : 09 Mayıs 2007, 17:13:42 »

Alıntı yapılan: "fatihan"
Alıntı yapılan: "duha"
bizim evin terasında çok karınca vardır neyse ben küçükken terasa çıkar elimede uçlu kalemi alır karcınıalr teker teker yakalar iğne yapıyor ameliyat yapıyorum die böle ortalrına batırırdım tabi çocuğum ne biliyim günah fln tabi görende yoktu uyarasınlar ölee ben okul çağına gelene kadar sürmüştü(Allah Affetsin:)


 :)
AMin.Cümlemizi affetsin hayvanlara çektirmediğimiz kalmamış.


AMİN...çocukluk işte gücümüzün yettiği tek canlılar oydu o zamanda :)
söz Hayâtî'dir; İnanç taşıyoruz.....

[/center]

Çevrimdışı Himmet

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 847
Ynt: Çocukken Yaptığımız Yaramazlıklar
« Yanıtla #31 : 31 Ekim 2007, 15:27:58 »
Bu konu zannederim unutulmuş.Şuanda aklıma gelen bir yaramazlığımı paylaşmak istedim.

Ben küçükken annemin annaneside bizimle birlikte yaşıyordu.Kendisi çok muhtereme ve alime bir hanımdı.Fakat yaşı ilerlemiş olduğu için çocuk gibi olmuştu.Onunla ilgili çok hatıralarım var.

Bilmem kullananlar varmıdır?Önceden damaklara takılan drakula dişleri vardı.Bu dişler bir dönem benim en vazgeçilmez aksesuarımdı.Artık ev halkına bıkkınlık gelmişti.Sürekli iğrenç drakula dişleri ile geziyordum.Bizim büyük annanemizinde dişleri yoktu.Ciddi rahatsızlıklarından dolayı diş yapılamıyordu.Ben ne zaman odasına girsem " senin ne güzel dişlerin var öyle.Bak benim hiç dişlerim yok.Ne olur bir kere verde bende takayım" diyordu.Bende o zaman için en kıymetli olan oyuncağımı vermiyordum.Annemler artık o dişlerle hacıannanemin odasına girmemi yasaklamışlardı.Birgün kapısının önünden geçerken yine gördü ve istemeye başladı.Bu defa annemler gönlü olması için benden zorla çıkarıp kısa bir süre kendisine vermişlerdi.Dişlerimde dişlerim diye başından ayrılmamıştım ve çok ağlamıştım.Şimdi düşünüyorum ve neden bu şekilde davnamışım diye çok üzülüyorum.Ama çocukluk işte... :)
Zatının, Sıfatının,Esmasının, Efalinin hudutsuzluğunca Şükürler olsun Ya RABBİİM..

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Çocukken Yaptığımız Yaramazlıklar
« Yanıtla #32 : 01 Kasım 2007, 08:58:50 »
:)

Çevrimdışı duha

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 5143
  • ѕησωƒℓαкє
Ynt: Çocukken Yaptığımız Yaramazlıklar
« Yanıtla #33 : 10 Ocak 2008, 18:01:34 »
 :hihi :hihi
söz Hayâtî'dir; İnanç taşıyoruz.....

[/center]

Çevrimdışı Nakkaş

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 250
Ynt: Çocukken Yaptığımız Yaramazlıklar
« Yanıtla #34 : 11 Ocak 2008, 19:22:57 »
Kafama koymuştum. Beni iyice sinir etmeye başlamışlardı.  h33))

Plan gayet güzel işliyordu. Makası aldım. Kimsenin ruhu bile duymadan alt kattaki misafir odasına gittim. işte şimdi tam sırasıydı. Bu kadarda uzun olmazdıki, sürekli gözümün önündeydiler.

İki elimle makası tutuğumu şu an gayet net hatırlıyorum. Yüzüme doğru yaklaştırdım, yaklaştırdım.. Ve....

Kirpiklerimi bir güzel kestim... Oh rahatlamıştım sonunda.. e58))

Sonra ne mi oldu.. O kısmını şu an net hatırlamıyorum ama kirpikler uzuyor arkadaşlar. Tecrübe ile sabit..  :D

Çevrimdışı Asfa

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1318
  • Yoℓα giя£η ∂aяa ∂üşмez...
Ynt: Çocukken Yaptığımız Yaramazlıklar
« Yanıtla #35 : 09 Şubat 2008, 20:35:18 »
Arkadaşlar çok utanarak söyliyeceğim ama ben küçükken aşırı derecede yaramazmışım ilk önce annemler söylediğinde pek inanmak istemiyordum ama benim küçüklüğümü bilenler yaramazlıklarımı anlatmaya başladıklarında annemlere hak veriyorum.(ama nede olsa küçüklük işte) :hihi :sas
İlimsiz ibadetin tadı olmaz!...

Çevrimdışı Pırıltı

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1045
  • ~~Pembe Şeker ~~
Ynt: Çocukken Yaptığımız Yaramazlıklar
« Yanıtla #36 : 15 Şubat 2008, 20:34:05 »
Bende evdeki dantelleri hep aşağıya atarmışımm  :mhcp
İyi ağaç kolay yetişmez; rüzgar ne kadar kuvvetli eserse, ağaçlar da o kadar sağlam olur.

Çevrimdışı Tesniye

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 391
  • Nişan aldık yıldızları..
Çocukken dünyanın gazsız çalışan tek otobüsü idim !
« Yanıtla #37 : 26 Şubat 2009, 16:05:15 »
Ben çocukluk yıllarımda otobüs firmalarına merakım çoktu.

Konya Ilgın arasında aksel diye bir firma vardır. Onun dev gibi otobüsleri olurdu arasıra seyahat yaparken bindiğim.

Evim ile okul ya da kurs arasında 1 km kadar mesafeyi koşarak katederdim her gün. Düz yürümekle geçer mi bu kadar uzun yol...

Beni eve kadar Aksel otobüsü götürürdü. Kollarım bazen direksiyon bazen gaz görevi görürken ayaklarımda teker görevi. Vücudumun sağa sola eğilmesini de araba sollamada kavisli hareketler olarak kullanırdım. Nefeslerim ise arabanın çıkardığı ses olurdu. Uzun yıllar Aksel otobüsü ile gittim geldim evime. Ne otobüsmüş ama hiç benzinde bitmezdi. Sadece geceleyin şarj olunca sabah yine dimdik ayakta. Karda kışta her zaman her yerde Aksel.

Çok hassastı araba. Bazen ufak tefek kazalarda olurdu. Son sürat giderken yoldaki bir taşa tekerin takılması sonucu dirsek kısımlarında oluşan yaralar işin cilvesiydi. Çok centilmendim, ne zaman traktör kamyon ya da başka araba ile karşılaşsam hemen yol verirdim. Gerçi yol vermek zorunda idim, o ayrı mesele.. ;)


« Son Düzenleme: 26 Şubat 2009, 16:09:00 Gönderen: Miftahulkuluub »
Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben
Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben
Perde ardında sen ben dedikodusu var amma.
Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben..
<< Lüzumsuz Konular Atlası >>

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Çocukken Yaptığımız Yaramazlıklar
« Yanıtla #38 : 26 Şubat 2009, 16:33:46 »
Acaba küçükken hayvanlara çok eziyet edenler, büyüyünce iyi bir hayvansever mi oluyor? diye düşünüyorum...

Ben küçükken hayvanlara karşı nasılsam, bugün de öyleyim. Ne çok yakın ne de çok uzak... Asla zarar vermem, uzaktan severim. (Küçükken dokunabiliyordum ama...Şimdi  e60)) )
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Ynt: Çocukken Yaptığımız Yaramazlıklar
« Yanıtla #39 : 27 Şubat 2009, 00:07:28 »
bütün merakim kursda okumakdi-kuran kursunda okuyacagim dedigin icin ögretmenden dayak yemistim l6)) l6))
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı azizistanbul

  • yazar
  • ****
  • İleti: 677
Ynt: Çocukken Yaptığımız Yaramazlıklar
« Yanıtla #40 : 27 Şubat 2009, 09:46:35 »
ben hiç hatırlayamıyorum. ama büyük iken bir yaramazlık yapmıştım.
Müsafirhanede nöbetçi olduğum gün çayhane temizliği yaparken. çayhanenin  zemininden tezgahtaki çay tabağı içindeki şekere kadar uzanan karıncaları nasıl öldürmeden temizleyebilirim diye düşünürken birden aklıma elektirikli süpürge geldi ve süpürge ile hayvanları çektim. ondan sonra görevli abimiz geldi. her yeri güzelce inceledi aferin ! aferin ! aferin  ! derken gözleri karıncaların olduğu bölgeye ilişti " karıncalar nerde ? " diye bir kızmaz mı ? neyse münasib bir lisanla süpürge ile çektiğimi söyledim. neyse bağırış çağırış , süpürgeyi bahçeye çıkardık ve süpürgenin içinde karınca aramaya başladık. oradaki abimizin tavsiyesi karınca ve kediye eziyet etmenin çok büyük vebali olduğu yönünde idi.
   Tabi bu arada şunu da söyliyeyim çocukluğumda hiç karınca öldürmedim.(görerek ve bilerek)
   
« Son Düzenleme: 27 Şubat 2009, 09:49:39 Gönderen: azizistanbul »
جُلُوسُكَ سَاعَةً عِنْدَ حَلَقَةٍ يَذْكُرُونَ اللهَ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ اَلْفِ سَنَةٍ

Çevrimdışı Tesniye

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 391
  • Nişan aldık yıldızları..
Türkiyenin dünya tarihine armağan ettiği en kıymetli futbolcu
« Yanıtla #41 : 27 Şubat 2009, 10:16:08 »
Ben küçükken tam bir hayal manyağıydım.
Futbol üzerine ne hayaller kurardım  ne...., hemde uygulamalı.
Evimizin hemen bitişiğinde koca bir oda vardı. Salondanda büyük gerçi. Siz deyin mescit, ben diyeyim konferans salonu.

Abi geçerdim o odaya. Kapıyı kapatırdım. Ve başlardı hayal dünyam senaryolara. Bazen uygulamalı olurdu. Yani çorapla bazen de çorapsız olarak kendi çapımda maç senaryoları.

Mesela ben 16 yaşında harika bir yıldız olurdum. Beşiktaşın alt yapısında oynayan. Namazlı niyazlı olduğum için teknik trektörde dine sıcak bakmayan bir yapı da olurdu. Ama taraftar baskısı yüzünden beni son dakikalarda ara ara maçlara alırdı. Kaç defa maç kurtarmıştım öyle.

Ve mesela bir gün, beşiktaş şampiyonlar liginde finale kalacak. Rakip Barcelona. Deplasmandaki maçta 3-0 yenilmiş olurdu beşiktaş. Şimdi hayale bak sen..

İnönüye gelirlerdi bunlar, bir hafta boyunca benim maça alınıp alınmayacağım konuşulurdu tüm dünya basınında, ama teknik trektör yedekler arasında ismimi zikredince kahrolurdu herkes.

Neyse maçı biraz daha zorlaştırırdım. Dakika 20 de mesela kırmızı kartla 10 kişi kalırdı beşiktaş. Barcelona kedinin fareyle oynadığı gibi oynardı beşiktaşla.
 Öyle böyle dakilar 70 i gösterirdi. Artık iyice ümitler kesilmeye başlardı. Taraftarların tümü ayakta benim maça alınmam için toplu tepkili tezahürat yaparlardı. En sonunda zorla oyuna sokardı teknik trektör.

Daha oyuna girdiğim ilk top buluşmamda topa gelişine öyle bir vururdum ki top çatala takılırdı. Bütün dikkatler üzerimde. Rakip futbolcular beni sakatlamakla meşgul. En az bi 4 kişiye sarı kart aldırmışım. Durum olurdu 1-0.

Dakika 90' da bir köşe topuna çok güzel yükselmemi ve gol atacağımı sezen rakip defans bir dirsekle beni yere indirirdi. Karar penaltı. Ben yerdeyim. Millet penaltı olduğuna mı sevinsin yoksa benim sakatlanma ihtimalimemi karar veremezlerdi. Futbolcular arasındaki gerginlik hele düşme anındaki taraftarların çıkardığı ses tepkileri çok hoşuma giderdi.

Neyse penaltıyı ben kullanırdım. Ama ne penaltı. O kadar cesur ve rahat ki, karşıda dünya tarihinin en kelli felli kalecisi. Bu güne kadar kurtardığı penaltıların haddi hesabı yok. Hatta topun başına geçince yaptığı artistikler tripler az sonra tüm karizmayı yok edeceğinden habersiz. Topun dibine öyle bir sert ve düzgün vururdum ki, penaltı noktası ile doksanı bir cetvelle bu kadar güzel çizemezdin. Kaleci nerde ? Tabiki bırakın diğer köşeyi, yerinden bile kıpırdayamazdı. Hatta topun gelişi esnasındaki irkilmesi yıllarca korkak kaleci imajını kendisine hediye edecekti futbol dünyasında.

Daha bitmedi. 2-0. Hala eleniyor beşiktaş. 1 gol atsa maç uzatmalara gidecek.

Uzatma dakikaları oynanıyor. Herkes ayakta. Tüm dünya. Televizyon başında herkesin ayakları titriyor. Rakip çok dikkatli. Ortasahayı bile geçirtmiyor nerdeyse. Tesniye üç kişice ablukaya alınmış. Son dakikanın saniyeleri de tükeniyor.

Ve o an...

Kendisine gelen topu öyle bir teknik ustalıkla ve zekice önüne çekiyor ki tesniye, 3 kişiyi oyundan düşürüyor. Mükemmel bir şekilde dikine kaleye gidiyor. 30 metre kaldı kaleye. O da ne..

Arkadan öyle bir darbe geliyor ki tesniyeye, attığı taklalar ile bir tencere sarma bile sarılır. Tereddütsüz kırmızı kart. Sağlık görevlileri, tepkiler, sinirler, ve, harika çocuk tesniye biraz sekeme ama bırakmıyor. O frikiği kullanacak. Kalkıyor ayağa, tüm dünya ayakta. Türkiye, tribünler titriyor. Rakipte 9,15 hususunda yaptığı çirkeflikler yüzünden bir kaç kart daha alıyor. Hakem tam kullandıracak atışı, rakip futbolcu topa vurulmadan sıçrıyor. Ortam iyice geriliyor.

Tesniye geliyor geliyor, öyle bir vuruyor ki dünya tarihinde böyle bir gol yok. Penaltı da ters köşeyi görmüştü dünya ama frikikte de görmüş oluyordu. Top inanılmaz bir kavisle barajın kapandığı yönden doksana takılıyor ve maçın penaltılara kalmasını sağlıyor bu gol.

Penaltılara kalınıyor. Sonra.. Finale aklınıyor Sonra... ...


Düşünün artık bu hayallerin ardı arkası kesilmiyor.  e58))

Dışarıdan birisi görse odadaki o hareketlerimi, topsuz şekilde sağa sola depar attığımı, derlerki bu çocuk ya deli ya da keramet sahibi. Çünkü önünde mutlaka bir top varki bir şeyin peşinden koşturuyor. Ama biz göremiyoruz onu. Deli desek değil, şu bizim ilkolul 4 e giden tesniye bu. Akıl sır erdiremiyorlar..


Çocukluk işte, makul görün. Nereden nereye.

Şimdi ise inanın milli takımın maşının çoğuna bile bakmaya üşenen duruma geldim. Jübilemi erken yaptım. Kaç yıldır ayağıma top bile değmedi. Heralde bir dahada değmez gibi. Pikniklerde zorla oyuna alırlarsa adam eksiikliğinden onu bilemem. :oops:
« Son Düzenleme: 27 Şubat 2009, 10:24:17 Gönderen: Tesniye »
Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben
Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben
Perde ardında sen ben dedikodusu var amma.
Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben..
<< Lüzumsuz Konular Atlası >>

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Çocukken Yaptığımız Yaramazlıklar
« Yanıtla #42 : 27 Şubat 2009, 10:23:22 »
sen neymişsin be tesniye  :D a15))

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Çocukken Yaptığımız Yaramazlıklar
« Yanıtla #43 : 27 Şubat 2009, 16:55:45 »
 :)

.....

2,3 yaşlarında artık nereden aklımıza geldiyse, dumanla haberleşme yöntemine mi özendik, yoksa kendimizce evde bir piknik mi düzenlemek istedik orası meçhul, hırkamızı bir güzel alıp, oturma odasında halının üzerine koyup, üzerine de bir güzel kibrit çubukları dökerek ateşe vermiş, tüm ev halkını "yangın var" telaşına vermişiz:)) O hamle ile teyzem müdahale etmese facianın boyutunu tahmin etmek bile istemiyorum.

Yine aynı yaşlarda istisnasız hergün evdeki tabakları, tasları artık mutfakta ne varsa balkondan aşağı atar, bizimkilerin gidip onları almasını, tabi beni de yanlarında dışarı çıkarmalarını, böylece bu bahane ile de olsa dışarı çıkabilmeyi sağlamışım:)
Annem en çok bu yönümden yakınır her zaman. Valideye çektirmektik sıkıntı bırakmamışız sanırım :oops:

O yaşlarda çocuklar nedendir bilinmez dışarı çıkmayı çok ister. Bu eve gelen bir misafirin arkasından ağlamak pahasına da olsa yine de çocuklar için çok kıymetlidir:)
« Son Düzenleme: 28 Şubat 2009, 07:38:36 Gönderen: Lika »
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı insirah

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1090
Ynt: Çocukken Yaptığımız Yaramazlıklar
« Yanıtla #44 : 28 Şubat 2009, 06:50:59 »
Alıntı
2,3 yaşlarında artık nereden aklımıza geldiyse, dumanla haberleşme yöntemine mi özendik, yoksa kendimizce evde bir piknik mi düzenlemek istedik orası meçhul, hırkamızı bir güzel alıp, oturma odasında halının üzerine koyup, üzerine de bir güzel kibrit çubukları dökerek ateşe vermiş, tüm ev halkını "yangın var" telaşına vermişiz:)) O hamle ile teyzem müdahale etmese facianın boyutunu tahmin etmek bile istemiyorum.
&) &) &)
harika bi yöntem:)Allah korumuş:)
Hayat başladığı noktaya, bittiğinde geri döner! Hayatta her şey noktayla başlar, noktayla biter... Sümeyra Denizli