Çocuklarını Kendi Elleriyle Mahvedenler

Başlatan Gül_Sultan, 03 Nisan 2007, 18:43:11

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Gül_Sultan

Çocuklarını Kendi Elleriyle Mahvedenler

Dünyada bizim gibi çocuklarının geleceğini karartan kaç ülke var bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey varsa; gelecek adına çocuklarımızın geleceğini karartıyoruz.
Bu karatma işleminde gerek devlet olsun gerekse ebeveynler olsun elinden geleni ardına koymuyor!
Biz ebeveynler sanki çocuklarımızın dünyaya geliş gayelerinin “doktor olmak, mühendis olmak…” zannediyoruz. Etiketli bir mesleği, lüks bir evi ve arabası bir de bolca bir maaşı olunca o çocuğa bu dünyada her şeyi verdiğimizi düşünüyoruz.
Peki ya bu çocuklarımızın mutluluğu, huzuru…?
Asıl vermek istediğimiz bu değil mi? Çocuğumuz mutsuzsa, huzursuzsa, tüm dünyaya sahip olsa bir ehemmiyeti kalır mı?
Mutlu ve huzurlu olduktan sonra, ayakkabı boyacısı olsa, sofrasında yediği bir parça kuru ekmek olsa çok şey mi kaybetmiş olur?
Biliyorum, içiniz burkularak evet diyorsunuz. Mutluluğuna lafınız yok ama sofrasının daha zengin, yaptığı işin daha karizmatik olmasını istiyorsunuz. Bunu istemek kadar doğal bir şey yok ve doğrusu da budur.
Yanlış olan; makam, mevki ve paranın mutlaka mutluluğu getireceği kanaatidir.
Aslolan insanın huzurudur, mutluluğudur. Makam, mevki, para vs bu aslolana ulaşmak için birer araçtır.
Elde etmek istediğiniz şeyler için bir bedel ödersiniz. Bu, Allah’ın yeryüzüne koyduğu bir kanundur.
İşte ben bu makam mevki ve paraya ulaşmak için ödediğimiz bedelleri konuşmak istiyorum:
Ödediğimiz bedel; para, vakit, beden yorgunluğu vs ise problem yok zaten doğal olan da budur. Ama bu hedeflerinize ulaşmak için; sağlığınızı, huzurunuzu, ahlaki duruşunuzu, şahsiyetinizi bedel olarak ödüyorsanız yanlış yoldasınız. Daha işin başında kazanmayı umduğunuzu şeyi kaybetmişsiniz.
Yıllarca, para için, makam için sağlığımızı, huzurumuzu, ailemizi feda ettik. Hedeflerine ulaşanlarımız neyi kaybettiğini anladı ve bunları geri almak için bu sefer de kazandığını geri harcamaya başladı ama nafile…
Kendi hayatımızda yaptığımız yanlışı göz göre göre çocuklarımıza yaptırıyoruz:
Çocuklar daha hayata gözlerini açmadan, sokakta oyunun tadına varmadan bir eğitim maratonuna sokuyoruz. Günün yarısı okulda diğer yarısı dershanede geçiyor. Sabahın köründe ya okula ya da dershaneye oradan öğlen vakti döner dönmez daha karnını doyurmadan elinde bir parça ekmekle diğer tarafa fırlıyor.
Ve yıllarca süren bu eğitimde çocuklarımıza öğretilenler; Fizik, kimya, matematik, türkçe vs. Hayat sadece bu derslerden mi ibaret? Erdemi, sorumluluk bilincini, sevgiyi kaçımız öğretiyoruz? Bunların diğer dersler kadar da mı bir önemi yok?
Öyle veya şöyle çocuklarımız bir yere kapağı atıyorlar ve bir şeyler kazanıyorlar. Ama biz ebeveynlerin yanlışı bitmiyor. Çocuklarımız kazanıyor ama nasıl kazandıklarını sorgulamıyoruz. Helal kavramı bizim literatürümüzde yok artık. Çünkü bizim için ne kazanıldığı ve ne kadar kazanıldığı önemlidir. Kazancı elde ederken gidilen yolun meşruiyeti çok da önemli değildir.
Ve kaçınılmaz son…
Varlık içinde yokluk. Kaybedilen kişilikler, daha fazla kazanmak için kula kulluklar, herkesi, elindekini alacak bir düşman olarak görmeler, ihanetler, huzursuzluklar, mutsuzluklar, psikolojik sorunlar ve belki de intihar…..
Bu mu hayat?
Caddelere çıkın bir bakın: Gülen kaç insan görebileceksiniz. Yarınınızı teslim edebileceğiniz sorumluluk sahibi kaç genç görebileceksiniz?
Eskiden insanlarımız daha fakirdi, araba gibi televizyon gibi hatta elektrik gibi teknolojik rahatları da yoktu. Ama bu günkü insanlardan çok daha mutluydular ve huzurluydular.
Adeta lanetlenmiş bir topluluğa dönüştük:
Paramız var fakat hala bir yerlere borçluyuz.
Eğitim teknolojisi ve imkânlarımız, arttığı halde çocuklarımızın öğrendikleri kendilerine bir yarar sağlamıyor.
Arabalarımız var fakat insanlar arasında gidip gelmeler artık yok oldu.
Geniş evlerimiz, çeşit çeşit oturma guruplarımız, yemek salonlarımız ve yemek takımlarımız var fakat eve gelen misafirimiz yok…
Lütfen kendinizi sorgulayın, gittiğiniz yolu sorgulayın. Çocuklarınıza ne vermek istediğinizi sorgulayın. Çocuklarınız; herkesin nefret ettiği, kendisiyle ve toplumla çatışan bir cumhurbaşkanı, bir profesör, bir doktor veya mühendis olacağına, herkesin sevdiği, kendisiyle ve çevresiyle barışık sıradan bir meslek erbabı olsun daha iyi.
Eskiden insanlar çocuklarını diri diri toprağa gömerlerdi.
Lütfen sizde çocuklarınızı inançlarından, insanlıktan, erdemden, vefadan…uzaklaştırarak diri diri GÖMMEYİN..!

Alıntı
Dünya geçer, İnsan göçer ancak kurtuluş Müttakîlerindir.

kenz

#1
Dün caddeden geçerken kaldırıma oturmuş 13-14 yaşlarında dört çocuk dikkatimi çekti. Yoldan geçen kenileri yaşındaki kızlara yakışık kalmayacak sözlerle rahatsızlık veriyorlar. Eğitimin altın çağındaki bu çocukların bu tür sözleri söylemesi beni ziyadesiyle üzdü. Ebeveyn bu çocuklara hiç mi sahip çıkmıyor acaba, şimdiden çocuğunu terbiye etmezse; aile kültürünü, dinini öğretmez, öğrenmesine vesile olmazsa nice olur bunların hali?
Mevla şuurlu birer anne-baba olmayı nasib etsin; ki hayırlı evlatlar yetiştirelim...
İNSAN akli ile melekleşen nefsi ile iblisleşen bir aciptir İNSAN
İNSAN kendi kabahatini bilmeyen cehli ile dünyalara sığmayan bir mağrurdur İNSAN
İNSAN bütün zaaf ve acziyyetine rağmen kudrete kafa tutan taşkın bir şaşkındır İNSAN
İNSAN maziye bağlı hâle aldanmış istikbali gözler bir taştır İNSAN

Gül_Sultan

   Bence  çocukları yetiştirmek yerine önce ebeveynleri yetiştirmek gerek. Ebeveynler çocukları dünyaya getirdikten sonra her iş bitti zannediyor.  Saldım çayıra mevlam gayıra hesabı. Kendileri öyle yetişmiştir ana babalarından belli bir egitim almadan bu yaşa kadar gelmişlerdir zannederlerki çocuklarıda kendileri gibi olacak. "Onun yaşı daha genç canım biraz daha büyüsün akıllanır , bizde onu yaşındayken öyle degilmiydik.. vs."    halbuki bilmedigi birşey var kendi zamanıyla şimdiki zaman arasında daglar kadar fark var. Şimdi ki zamanda Küfür zehirli ok misali her cihetten geliyor.
   
  Bu hastalıgın ilacını bulmak için evvela bu hastalıgın varlıgını ebeveynlere kabul ettirmek gerekir. Hiçbir ebeveyn bunları kabul etmez ama %75 bunu yapar. Hayatta kendi yedigi kazıkları illa çocugunun da yemesi gerektigini düşünür sanki çocugunun onun yaşına kadar yaşabileyecegine dair elinde senedi var. Bunun içindirki ebeveynlerle , şuurlu Müslümanların daha da çok ilişkilerini arttırması lazım geliyor. Daha sonra zaten çocukların çok zeki olması hasebiyle , Çocuklar alması gereken dersleri ebeveynlerinden alırlar.

   Kenz kardeşim yukarıda görmüş oldugu çirkin manzaranın bir sebebide çocugun gerekli Cinsel egitimi dini çerçeveler içerisinde ailesinden alamamasından kaynaklanmaktadır. Aileden çekinip soramadıgı için arkadaşlarına yönelmiştir. Onlardan aldıgı yalan yanlış bilgilerlede bu hale gelmiştir. Halbuki bunun gayet normal bir olgu oldugunu  utanılacak bir konu olmadıgını zamanında çocuga aşılasalardı , bu ahlak çöküntülerinin hiçbirisi yaşanmazdı.

Selametle
Dünya geçer, İnsan göçer ancak kurtuluş Müttakîlerindir.

alanyasultanı

Ellerinize sağlık kardeşim zamanımızın kanayan yarasına parmak basmışsınız.

PARA hiç bir zaman AMAÇ olmamalı sadece İhdiyaçları gidermede ARAÇ olmalı ki yeni neslin  değer yarğılarıda bu şekilde gelişsin tabi burada en büyük görev ailelere düşüyor.

Değerlerini kaybetmiş gençlik yıkılmaya,yok olmaya mahkumdur...........

ihvan

asrımızın büyük derdi cocuk yetiştirmek, herşey mübah olmuş,bu gençlerin ellerinden tutup yetiştirebilmek,mucizelere kalmış...malesef para dindarında dinsizinde amacı olmuştur.... makam, mevki,para her kesimde geçerli akçe...acizane

suure

gece yaklaşırken çoğu zaman düşünüyorum
tepedeki eski bir evi
genişçe
ve çiçeklerle dolu bir avlusunun olduğu ve burada çocukların diledikleri gibi oynadığı
ve en sonunda gece olduğunda
neşeli günü sesizleştiğinde
annem etrafına bakar ve sorar
çocukların hepsi evdemi

ah o zamandan beri çok yılar geçti

ve tepedeki eski ev
çocukların ayak seslsrini artık yankılandırmıyor
ve avlu sesiz çok sesiz
ancak bütün bunları gülgeler süzüldüğünde gürüyorum
ve o zamandan beri çok yılar geçmesine rağmen
annemin şöyle sorduğunu duyuyorum
çocukların hepsi evdemi

gölgeler düştüğü zaman
en sonuncu kısa dünya gününde
dışarıdaki dünyaya elveda dediğimizde
çocukça oyunlarımızdan yorulduğumuzda
diğer dünyaya adım attığımızda
annemiz uzun zamandam beri oradaydı zaten
onun şu soruyu sorduğunu duyacak mıyız
tıpkı eski günlerde olduğu gibi
çocukların hepsi evdemi

ALİCE PEARSON