Gönderen Konu: Dilin afetleri  (Okunma sayısı 23902 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Dilin afetleri
« : 25 Mart 2005, 00:47:29 »

Dilin faideleri ve afetleri.


Kim izzet ve şeref istiyor idiyse, bilsin ki, izzet ve şerefin hepsi Allah'ındır. O'na ancak güzel sözler ulasir. Müminleri de Allah'a amel-i sâlih ulaştırır. Kötülüklerle tuzak kuranlara gelince, onlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzağı bozulur.
Fatır Sûresi / 10. Ayet
İnsanı insan yapan, insanı güzelleştirip değerli yapan ve öteki canlılardan ayıran özelliklerin başında konuşma yeteneği yani dili gelmektedir. Yüce Allah insanın dışında hiçbir varlığa bu güzel nimeti ihsan etmemiştir. İnsan olarak çoğu zaman öneminin farkında bile olmadığımız bu hasletimizle ilgili olarak, Yüce Allah; "Güzel sözler ve insanlari bagislama,   arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir"[ 2/263] buyurmaktadır.
İnsan diliyle hem kendini yüceltir, hemde başkasını.                            Dilden kalbe yol vardır derler. Öyle ki insan, bin bir güçlükle ve zaman harcayarak, emek verip ter akıtarak çıktığı mevkilerden birkaç sözle düşebilir. Nerede, nasıl konuşacağını düşünüp tasarlayamayan insan, çok sınırlı kullanması gereken bataryasını bitirip, lâzım olduğu yerde güçsüz kalır.
Nice dostlukları bitiren, gönülleri fethedip nice düşmanları barıştıran, gücünü gönülden alan bir emanettir dil. "Yumuşak sözler taş kalplere bile tesir eder" deyişi bu hakikate işaret eder. Allah bir adama her şeyin tatlısını, yalnız dilin acısını verdi mi insan ne yapsa kâr etmez. Öylesinin sevimli, cana yakın olmasına imkân yoktur. Çünkü o dil ağzın içinde her dönüşünde can yakar, kalp kırar.
"
Dil yarası yaraların en derinidir" derler. Doğru sözdür. Kendini tutamayıp söylenen bazı kırıcı kelimeler öyle derin yaralar yapar ki, zamanla geçse de, açıldığı yerde izi kalır. Dil yarası ruhun en gizli yerlerinde boyuna işler, bir türlü kapanmak nedir bilmez.

Hazreti Ali :Kiliclarin acdigi yaralar iyilesir amma dilin acdigi yara iyilesmez. buyurayak bu hususa isaret etmistir.

Boşu boşuna yapılan konuşmalar da kalbi katılaştırır. Ruhun dengesini bozar. Daima endişeye sebep olur. Kişiyi sürekli suçlu hissettirir. Değerini düşürtür ve bu değerini yeniden kazanmak için uğraşmasına, kendini yıpratmasına vesile olur. Aynı zaman da kişilerin hayalleri üzerinde de etkilidir sözler. Düşünmeden söylenmiş bir söz gerçekten kendine inanmış bir kişinin hayatını anında değiştirebilir. Ümitsizliğe düşürebilir.

Bazı insanlar için "ağzından bal akıyor" derler. İşte bu ağızdan akan bal, tatlı dilin balıdır. Güler bir yüz, tatlı bir dille tamamlandığı zaman, insana bütün kapılar açılır. Büyüklerimiz "Gönüllerin anahtarı yumuşak huy ve yumuşak kelimelerdir" demişlerdir. Gerçekten dilin, tatlı dil olmak şartlarıyla açamayacağı kapı, çözemeyeceği düğüm yoktur. İnsanlar başkaları hakkındaki ilk hükümlerini yüzlerine bakarak verirler, sonra da konuşmasına. Gönüller onunla fethedilir.

İslâm adâbının, gereği olarak tatlı konuşmak ve güler yüzlü olmak zorundayız. Peygamber Efendimiz (sav) de, "Tatlı dil sadakadır" buyurmuştur. Güzel söz, sahibini Allah (c.c.) rızasına kavuşturan, nimet içinde bırakan, fazilet ve iyilik nev'inden bir haslettir Unutmayalım ki "Ona ancak güzel sözler yükselir" [10/3] emri doğrultusunda güzel sözler Rabbimiz katına yükselecek ve zamanı gelince bize mükafat olarak geri dönecektir.
İnsan konuştuğunda hayrı konuşarak, dilini güzelliğe alıştırmalıdır. Güzel konuşma Allah (c.c.)'ın tüm semavî dinlerde talep ettiği yüce bir meziyettir. Güzel bir ahlâka sahib olan kimse, herkesle güzel görüşür, onların sevgisini kazanır. Onlarla birlikte olmaktan ve hoş sohbetler yapmaktan memnun kalırız. Güler yüzlü insanlardır. İçeriye girdiklerinde güneş gibi yüzlerinden ışıltı eksik olmaz. Girdikleri yeri aydınlatırlar.
"Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır" derler. Tatlı dil ve güleryüzle gönüller fethedilir. Önemli olan da gönülleri fethetmek değil midir? "Firavun'a gidin, çünkü o, azdı. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar." [20/43-44] Öyleyse müminlerin müminlere daha yumuşak söz söylemeleri gerekmez mi?
Omzumuzda hep teftiş halinde iki müfettiş var, ağızdan çıkan her söz hayır veya şer olarak yazılıyor. Söylediğimiz muhakkak doğru olmalı. Bir söz söylerken, hem kendimizin, hem karşıdakinin ahretini düşünerek konuşmalıyız.
İnancın yumuşak ikliminde bir meltem yumuşaklığına çevirmeliyiz sözlerimizi. Masum gönüllerin cellâdı değil, yüreği kırgın olanların doktoru olmalıyız. Yaralı gönüllere hızır gibi yetişip onların kırgınlıklarını gidermeliyiz. Yaralarına söz merheminden sürüp gönlümüzden akıp giden ve kelimelerle harmanlanıp, dövülüp şekillenen manevî iksirimizle onları iyileştirmeliyiz.
 Bakın bu hususta Hz. Ömer ne diyor: "Ey Kâbe seni bin sefer yıksam yine yapabilirim. Ama kırık bir kalbi asla!" İşte bu derece zor durumda olan kırık bir kalbi eğer onarabilirsek artık Hakk'ın sevgili kullarından olduğumuza inanabiliriz. Çünkü bir hadis-i şerifte şöyle diyor, Nebiler Nebisi: "Gerçek mü'min, elinden ve dilinden başkalarının zarar görmediği kişidir."
Dilim:ettin beni dilim dilim sözü ne güzel söylenmis.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Dilin afetleri
« Yanıtla #1 : 26 Şubat 2006, 22:49:25 »
DILIN AFETLERI


Atalarımız;

Sana senden olur, her ne olursa,
başın selamet bulur, dilin durursa

Göz iki, kulak iki, ağız tek,
çok görüp, çok dinleyip, az söylemek gerek

Yunus Emre de diyor ki:

Sözünü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz.
Sözü pişirip diyenin, işini sağ ede bir söz.
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı,
Söz ola zehirli aşı, bal ile yağ ede bir söz.

Dil üzerine çok söz söylenmiştir. Bazıları şöyle:

* Söz gümüşse sükut altındır.
* Ağızdan çıkan söz muallakta kalmaz, ya sağ tarafa yazılır ya da sol tarafa.
* Bir söz söylerken hem kendi, hem de karşınızdakinin ahiretini düşünerek konuşun.
* Söz insanın terazisidir. Fazlası ziyan, azı vakardır.
* Az konuşan kınanmaz, üstelik itibarı çok olur.
* Şaka, alay ve boş konuşmak belaya yol açar.
* Çok konuşmak dostluğu bozar, lüzumsuz konuşmak ayıpları açar, acı söyleyenden dostlar kaçar.
* Eğer kalbde darlık ve üzüntü, vücutta bitkinlik ve halsizlik, rızıkta eksiklik ve bereketsizlik olursa, bunun boş ve yersiz konuşmalardan meydana geldiği bilinmelidir!
* Hikmeti konuşmakta değil, susmakta arayın!
* Susmak aklın süsü ve cehaletin örtüsüdür.
* Sükut, âlimin ziyneti, cahilin aybına perdedir.
* İbadet on kısımdır, dokuzu susmak, biri de kötü arkadaştan uzak durmaktır.
* Dil, irfan hazinesinin anahtarıdır, çok konuşan, gönüldeki hizmet cevherini boşaltır.
* Az söz edeptir, güzel amelleri korumaya sebeptir.
* Kişi dilinin altında gizlidir. Sır saklayan murada erer.
* Hayırlı söz keramet, sükut selamettir.
* Yalan zayıflatır imanı, rezil eder insanı.
* Dedikodu gıybettir, şiddetli bir afettir.
* Alay belki güldürür, ama kalbi öldürür.
* Güzel söz sadaka, mahşere nafakadır.
* Çok söz kalb katılaştırır, Haktan uzaklaştırır.
* Fazla şaka cahillik alameti, sükut et, istersen selameti.
* Az söz hikmettir, Rabbimizden nimettir.
* Dil söylerse gönül susar, gönül susunca, dil zehir kusar.
* Söz dinleyen âlim, susan sâlim olur.
* Kimin azsa sözü, açılır kalb gözü.
* Dil ederse istirahat, kalb eder rahat.
* Çok konuşan gaf eder, vakti israf eder.
* Dil yarası ok yarasından acıdır.
* Akıllı, bildiğini söylemez, deli söylediğini bilmez.
* Bilmem demek ilmin yarısıdır.
* Yerinde söz söylemesini bilen, özür dilemek zorunda kalmaz. (Fatih Sultan Mehmed)
* Güzel sözler, petekten damla damla sızan bala benzer. İnsanın ruhuna tat verir. (Hz. Süleyman
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı sıddık-birgüvi

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 282
Dilin afetleri
« Yanıtla #2 : 27 Mart 2006, 01:05:10 »
DİLİ MUHAFAZA ETMEK
Yüce Allah, insanları ruh ve beden kabiliyetleri bakımından, canlıların en mükemmeli kılmıştır. Bir ayrıcalık olarak insana, düşünme ve konuşma yeteneği vermiş ve düşündüklerini ifade edebilmesi için de, ona özel bir dil  bahşetmiştir.  

Cenab-ı Allah, insan için dilin  büyük bir nimet olduğuna, “Biz ona bir dil ve iki dudak vermedik mi?”[1] mealindeki ayetinde işaret etmektedir. Dil ile söylediğimiz her sözün, melekler tarafından kaydedilmekte olduğuna  da, şöyle işaret edilmektedir: “İnsan, hiçbir söz söylemez ki, onun yanında gözetleyen, yazmaya hazır bir melek  bulunmasın”[2] Ayrıca Kur’an-ı Kerîm’de, dilimizin kıyamet günü lehimizde veya aleyhimizde şahitlik yapacağı da vurgulanmaktadır.[3]


Dil, bir anahtar gibidir.  Hayrın da, şerrin de kapısını açabilir. Bu nedenle ağzımızdan çıkacak  sözlere dikkat etmeli, aklın ve imanın terazisinde tarttıktan sonra söylemeliyiz. Düşünmeden söylediğimiz sözlerin, bazen kırgınlıklara, dargınlıklara, kavgalara, hatta çeşitli olumsuzluklara  kapı açabileceğini ve  insanî ilişkilerin bozulmasına sebep olabileceğini unutmamalıyız.            

O halde sözlerin en güzelini söylemeli,  yeri ve sırası gelmeden  her akla geleni konuşmamalıyız.  Yüce Rabbimiz, bu konuda meâlen şöyle buyurmakktadır: “Kullarıma söyle, en güzel olan sözü söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır”[4].

Yüce Allah, Nahl sûresinin 125. âyetinde, insanları hikmetli ve güzel sözlerle dine davet etmemizi emretmiş ve tatlı dilin ne kadar önemli olduğunu belirtmiştir[5].  Ayrıca, salih amellerle birlikte güzel sözlerin, O’nun yüce  huzuruna ulaşacağını bildirmekte[6] ve dilleriyle insanları incitenleri de yermektedir.[7]

Peygamberimiz (s.a.v.), insanı günaha en çok sevk eden organın dil olduğuna dikkat çekmiş ve Allah katında en değerli Müslümanın, eliyle ve  diliyle başkalarına zarar vermeyen  kişi  olduğunu açıklamıştır.  Ashabından biri, “Ya Resulellah! Bana, titizlikle sarılmam gereken bir tavsiyede bulunur musunuz?” dedi. Peygamberimiz de: “Rabbim Allah’tır de ve istikamet üzere ol” buyurdu.  Sahabi, tekrar sordu: “Günah işleme bakımından benim  en çok dikkat etmem  gereken şey nedir?” diye sorduğunda ise, Efendimiz, eliyle dilini göstererek, “Budur”[8] demiştir.

Doğru ve güzel söz söylemeyi, dinimiz sadaka saymış ve bu tür sözlerin Allah katında sevap kazanmamıza vesile olacağını bildirmiştir. Bunun için, bir Müslümanın tatlı dilli, güler yüzlü, şirin sözlü olması ve kimseyi incitmemesi gerekir. Ona yakışan budur. İftira, yalan, gıybet, söz gezdirme, ara bozma, insanları birbirine düşürme gibi dinimizin haram kıldığı sözleri söylemekten ve dinlemekten kesinlikle kaçınmalı ve meâlini sunacağım şu âyet-i kerîmeyi, hep hatırımızda tutmalıyız.  

“Rahman’ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) ‘Selâm’ derler (ve oradan geçer giderler). Onlar, yalan yere şahitlik etmezler! Boş ve kötü sözlerle karşılaştıklarında vakar ile oradan ayrılırlar”[9].


[1] Beled, 90/9
[2] Kâf, 50/17
[3] Nur, 24/25
[4] İsrâ, 17/53
[5] Nahl, 6/125.
[6] Fatır 35/10
[7] Ahzab, 33/19; Hümeze, 1-2.
[8] Riyazu’s-Salihin,s.534,  H.No.524
[9] Furkan 25/63 ve 72.

Çevrimdışı sıddık-birgüvi

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 282
Dilin afetleri
« Yanıtla #3 : 27 Mart 2006, 02:19:12 »
Lokman Hekim, bir gün oğluna şöyle nasihatte bulunur: Yavrum! İnsanlar, güzel konuşmaları ile iftihar ederken, sen de, güzel sükûtunla iftihar et.

Hadis-i Şerif’te buyuruluyor; Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse. Konuşmalarına dikkat etsin, ya doğru konuşsun veya sussun.

Çünkü ağızdan çıkan bütün sözler melekler tarafından kaydedilir ve hesabı görülür.

Lüzumsuz konuşmamalı ve bizi ilgilendirmeyen soruları sormamalıyız. Meselâ; kandil günlerinde, birine ‘’oruç musun?’’ diye sormamalı.

Orucum dese, kibirlenecek, günaha girecek, değilim dese mahcup olacak. Bizi ne alâkadar eder, niçin soruyoruz?

Bunun gibi, karşılaştığımız birine nasıl olduğunu ve işlerini sorabiliriz ama, ‘’nereden geldiğini, nereye, gittiğini’’ sormaya hakkımız yoktur.

Falanca bizi davet etti veya falancadan geliyoruz derse, o adama güceniriz, bizi neden davet etmedi diye.

Dünyada iken birbirimize çok soru soruyoruz, gerçi bu soruların çoğu gereksiz.

Meselâ; ‘’adın nedir, kaç yaşındasın, ne iş yapıyorsun, tahsilin nedir, yabancı dilin var mı, evli misin, kaç çocuğun var’’ gibi bir sürü soru.

Kabre girdikten sonra sorular teke iner. Artık, adı, yaşı, tahsili sorulmaz. Tek soru: ‘’Amelin nedir?’’

Hazret-i Ali buyuruyor: Bir kişinin aklı kâmil olursa, konuşması azalır, boşu boşuna konuşmaz, düşünerek, hesaplı konuşur.

Konuşacaklarım bana dünyada ve ahirette ne kazandırır, ne kaybettirir, bunu hesap eder.

Cehenneme girenlerin çoğu, dillerinden dolayı girmişler. İnsanoğlunun hiçbir organı dili kadar iyi ve dili kadar kötü ve tehlikeli olamaz.

Ne güzel ata sözlerimiz var; bunlardan bir tanesi şöyle; çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz.

Dünya hırsı birisinde çoksa, nasıl helal, haram ayırt etmeden ne bulduysa cebine ve midesine indirir, aynen bunun gibi çok konuşmayı seven ve bunu adet haline getiren de, doğru yanlış demeden aklına gelen her şeyi, yerli yersiz konuşur, bundan da çok pişmanlık şeker ama nafile.

Ebu Zer-i Gıfari buyuruyor: İnsanlar konuştuklarından dolayı başlarına gelecekleri bilebilselerdi; ya hiç konuşmazlardı veya çok az konuşurlardı. Konuştuklarımıza pişman olduğumuz kadar, konuşmadıklarımıza pişmanlık duymayız.  
 :!:

zaman_1453

  • Ziyaretçi
Lisan (dil) afetleri
« Yanıtla #4 : 09 Temmuz 2008, 01:26:14 »
LİSAN (DİL) AFETLERİGıybet etmenin sebepleri:
Ne gibi sebeplerle insanlar birbirlerini gıybet ederler? Bu hastalık,bu lisan afetleri hangi amillerin tesiriyle vücuda gelir?
   On nefsani sebepten dolayı insanlar birbirlerini gıybet ederler:
1.   İnsan, gıybet ettiği kimsenin fena hallerini söylemekle kendi hıncını(gayzını)teskin etmiş olur.
2.   Arkadaşlarının gıybet haline muaşeret icabı iştirak eder.
3.   Gıybet ettiği kimseyi kabahatli göstermekle halkın gözünden düşürmek arzusu.
4.   Gıybet ettiği kimseyi düşürmekle, kendini o işten uzak göstermek fikri.
5.   Diğerlerinin noksanını söylemekle, kendi üstünlüğünü ispat etmiş olmak zihniyeti.
6.   Bir şahsa ihram ve muhabbet edilmesine haset ettiğinden dolayı gıybet etmek.
7.   Bir kimseyle eğlenmek suretiyle insanlarının ona gülmesine kast eğlemek.
8.   İstihza ve hakaret maksadıyla gıybet etmek.
9.   Kendi nefsini ucuplendirmek(beğenip,böbürlenmek)için başkasının kötü bir işini söylemek suretiyle gıybet etmek.
10.   Miskin kimsenin münasebetsiz fiillerinden müteessir olarak gıybete düşmek.

Gıybet eden kimse:
 “Benim bu sözüm gıybet mi olur?Ben onun yaptığı günahı söylüyorum”dese,bu kimse bu sözü ile küfre girmiş olur.

Gıybet sayılmayan sözler şunlardır:
1.Fetva almak için müracaat eden kimsenin,hakkını beyan maksadıyla(filan adam şöyle yaptı,böyle yaptı)diye hak üzere şikayeti caizdir.
2.Şer’an yapılmaması icap eden fena bir işi bir daha yaptırmamak ve önüne geçmek için,bir şahıstan yardım niyetiyle vaziyeti izah etmek.
3.Kendisine öteden beri edeben münasip  olmayan bir ad,lakap takılmış olan kimseyi tarif için,o lakap söylenmezse tanınmayacak olması halinde,o kelimeyi kullanmak zaruretinde bulunmak.
4.Bir kimseye nikah murad edildiği zaman hakikati beyan için,meziyetleri arasında ayıbını ve kusurunu da söylemek.
5.Haksız zalim amirin zulmünden bir kimseyi korumak için,zalimin kusurları söylemek.
6.Bid’at ehlinden ve sapıklardan Müslümanları korumak için,bunların adlarını ve huylarını teşhir etmek(yaymak)
7.Aleni günah işleyenlerden uzaklaşmak için bunları söylemek

Buhari hadisi şeriflerinden birinde :
“Benim ümmetimin cümlesi muaftır; yalnız kötülüğü ilan ve yayılmasına meydan verenler muaf değildir. İşlediği fuhşiyatı iftiharane söyleyenlerdir ki : bunların günahları afv ve mağfiret olunmaz .“

Diğer bir hadisi şerifte :
                        “Koğuculuk edenler, cennete giremezler” buyuruluyor .
İnsanlar arasında söz götürüp getirmek, fesada çalışmak, iki mü’min arasını bozmaya uğraşmak en büyük günahlardandır.
 
« Son Düzenleme: 28 Ağustos 2008, 09:23:43 Gönderen: mystic »

Çevrimdışı Srdroğlu

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 28
Ynt: lisan (dil) afetleri
« Yanıtla #5 : 28 Ağustos 2008, 02:14:10 »
MÜSLÜMAN  KARDEŞİNDEN  SANA LAF  GETİREN  NEMMAMA  ŞÖYLA  DAVRAN    
    - Böyle  Yapılırsa  Gıybet  ve  Dedikodu Ortadan Kalkar -

 1- Sözünü kabul etme.    Çükü o fasıktır fasık’ın  sözü  kabul  edilmez .

 2- O  işten O’nu men et . Çünkü  yaptıgı  iş  münkerdir   Ve   Nehy-i münker      yapmak  lazımdır .

3- Koguculuk  yapanı  sevme . Çünkü  O   asidir .Günah  işlemiştir.  Allah-ü Teala  ve  Resulüne asi olan sevilmez .

 4- Müslümana su-i zan  etme .Çünkü  müslümana su-i zan  edilmez
.
5-Sözünün  dogru  olup  olmadıgını  araştırma   !  Çünkü  günahtır . Günahları  araştırmamak  lazımdır  .

6- O  SÖZÜ BAŞKASINA  SÖYLEME  .  SENİN  YAPTIGIN DA KOGUCULUK  OLUR.

Not : Necmeddin Ömer Nesefi’nin  ERBAİN isimli kitabından alınmıştır .

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Dilin bazı afetleri
« Yanıtla #6 : 03 Ocak 2010, 11:23:25 »
Sövmek, çirkin ve kötü söz konuşmak, kadınların hal­lerini, içki meclislerini ve fısk (günah) mahallerini anlat­mak gibi boş işlere ve günahlara dalmak dilin âfetlerindendir. "Ve biz bâtıla dalanlar ile beraber dalan kim­seler olmuştuk, dediler." (Müddessir Sûresi, âyet 45) mealindeki âyet-i kerîme bu mânaya işaret etmektedir.

Resûlullâh (s.a.v.) "Fahiş (çirkin, kötü, edebe aykırı) sözden ve onları söylemekten sakınınız. Zîrâ Allâhü Teâlâ fahiş sözleri ve onları söylemeyi sevmez." bu­yurmuştur. Diğer bir hadîs-i şerîfte "Bezâ (fahiş sözler) ve beyân (açıklanması caiz olmayan şeyleri açıklamak) nifak şûbelerindendir." buyurulmuştur.

Husûmet kötü huylardandır. Husûmet, mal veya hak almak için bir kimseye düşmanlık yapmaktır. Hz. Âişe (r.anhâ)'nın rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmaktadır: "Allah katında en sevilmeyen kim­seler, şiddetli düşmanlık yapanlardır." Ebû Hüreyre (r.a.)'ın rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte ise şöyle buyurulur: "Kim bilgisizce bir husûmet içinde mücâde­le ederse, ölünceye kadar Allah'ın gazabında olur."

Tekellüf yâni kendini zorlayarak yapmacık konuşmak da bunlardandır. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Ben ve ümmetimin muttakîleri tekellüften berîyizdir." buyur­dular.

Sırrı ifşa etmekte arkadaşlarına eziyet ve onları kü­çümsemek vardır. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Aranızdaki konuşma, emânettir."

Mücâdele (münâkaşa) yasaklanmıştır. Hadîs-i Şerîf'de "Kardeşinle münâkaşa etme ve ona (çok) şaka yap­ma, ona yerine getiremeyeceğin vaatte bulunma." Diğer bir hadîs-i şerîfte, "Kim haklı olduğu hâlde mü­nâkaşayı terk ederse cennetin en yüksek yerinde onun için bir ev yapılır; haksız olduğu halde münâ­kaşayı terk eden için de cennetin kenarında bir ev yapılır." buyurulmuştur.

Fazilet Takvimi-31 Aralık 2009

Çevrimdışı nirvana

  • yazar
  • ****
  • İleti: 516
  • "Nerede oLursanız oLun, Allah sizinLe beraberdir"
Dilin 21 Zararı!!!
« Yanıtla #7 : 13 Mart 2010, 12:29:16 »
1---Gıybet eder ....
(Efendimiz sav buyuruyorki:''Gıybet etmekten uzak durunuz zira gıybet zinadan kötüdür.Zinanın samimi tevbesi kabul edilir.Fakat gıybetin tevbesi gıybet edilen kimse helal etmedikce kabul edilmez'')

2--Seni ilgilendirmeyen şeyleri söyler...
.(Ebu zer diyorki:RESUL Ü EKREM (sav)bana: '''sana vucut için hafif fakat terazide ağır gelen bir amel öğreteyim mi?' buyurdu. Bende : evet Ya RasulAllah dedim. '' O şöyle devam etti:__Susmak, güzel ahlaka sahip olmak ve gereksiz şeyleri terk etmek. buyurdu...

3--Boş yere fazla konuşturur.......
(Efendimiz sav buyuruyor ki:''Sözün fazlasını tutmuş ve malının fazlasını harcamış kimseye müjdeler olsun' ' İ nsanlar bunun tam tersini yaparlar. Rivayete göre Süleyman as ifritlerden(cin) birini bir yere gönderdi. Arkasınada başka bir ifrit taktırıp' bak bakalım ne yapıyor' dedi. Takipçi gelip:' 'sokakta önce başını göklere kaldırıyor sonrada insanlara bakıp sallıyor''dedi İfrit dönünce Süleyman as sordu neden böyle yaptın. CEVABEN: İnsanların başları üzerinde bulunan meleklerin nasıl süratli yazı yazdıklarına ve altlarında bulunan insanların süratli temayyüllerine şaştım onun için kafa salladım der..

4--Dünyavi faydasız şeyleri söyler........
(Efendimiz sav buyuruyorki: 'Kimisi mükafat alacağını sanmadan bir söz söyler. Yüce Allah rızasına uygun düşen bu söz için kıyamete kadar kendisinden razı olur. Kimisi de hiç önemsemediği bir söz söyler. Kıyamete kadar Allah ın gazabına uğrar''......''kıyamet günü en büyük hatada olanlar dünyada en çok batıla dalan insanlardır.''buyuruyor. Bu anlattıklarımız batıla dalmanın cezasıdır ..dedikodu, çekiştirme,v e fuhuş diğerlerinden ayrıdır. Bu geçmişte olmuş kötü şeylerden bahsetmek veya dini bir zaruret olmadan onları düşünmektir Bid'attan ve sahabelerisuçlayacak şeylerden bahsetmekte bu kısma girer

5--Riyakarlık yapar..iki yüzlülük yapar ...Başkasının yanında farklı...Bir diğerinin yananında tam tersini söyler.
Efendimiz sav''Yüce Allah(cc) katında kulların en kötüsü ikiyüzlülük yapanlardır.''buyuruyor.

6--ilim sahibi olmadığı halde alimlik yapar...
Edebiyat yapacağım veya düzgün konuşacağım diye yapmacık hareketlerde bulunmak,ağzı eğip bükmekde dilin zaralarındandır. EFENDİMİZ SAV BUYURUYOR:''Benim için en sevimsiz ve benden uzak olan,kendini beğenip,ağzını eğip bükerek edebiyat yapmağa kalkışan ve lafı uzatandır''

7--Kendisini olduğundan üstün görür..Övmek...
Birine keskin bir bıçakla saldırmak yüzüne karşı ona övgüde bulunmaktan daha iyidir ''çünkü nefs hemen devreye girer nefs de şeytandandır...SAV..Efendimiz

8--Fahiş ve kötü sözler kelimeler kullanır..
Efendimiz sav buyuruyorki:''Aman çirkin ve fahiş sözlerden kaçının.ZiraYüce Allah çirkin ve fahiş konuşmaları sevmez.''......''Cehennem ehlinden öyle kimseler var ki onların ağızlarından çıkan pislik kokusundan bütün cehennemlikler feryad edip, 'bunlar kimdir' diye sorarlar. Bunlar,duydukları her fahiş ve çirkin sözü sevip söyleyen kimselerdir.'diye cevap verilir.

9--Beğenmediği şeye lanet eder, lanet okur..
Efendimiz sav buyuruyorki:Mümin lanet etmez.''efendimiz sav seferde iken bir kadın devesine kızarak ona lanet okudu. Efendimiz sav:''Devenin yükünü alın semerini çıkarın zira o lanetlenmiştir'' buyurdu


10-Boş ve faydasız şarkı, türkü söyler.
Efendimiz sav buyuruyorki:''Bir kimsenin içinin gözle görülecek kadar cerahetle dolu olması,onun hakkında şiirle dolu olmaktan daha hayırlıdır'

11-Başkasına laf atar, Alay eder
Efendimiz sav:''Başkasıyle ala y edip,onlara gülene kıyamet günü cennetin kapısını açarlar ve ona-gel gir- derler.Yaklaştığı zaman kapıyı kapatırlar. Sonra başka bir kapı açılır. Adam sıkıntılı ve üzgün olarak bu kapıya gider,o da kapanır. Bu durum o kadar devam ederki, artık adama gel diye seslendikleri halde gidemez bir duruma gelir anlar ki kendisiyle alay ediyorlar''

12-Gereksiz şakalar yapar,
Peygamberimiz aşırı derecede şaka yapmayı yasaklamıştır.Efendimiz buyuruyorki:''İnsan yanındakileri güldürmek için konuştuğu önemsiz bir söz yüzünden süreyya yıldızından daha uzun bir mesafe derinliğinde ateşe atılır''.........''Bende de şaka yaparım .Fakat yalnız doğruyu söylerim

13-Gizli şeyleri açığa çıkarır, Sırları aşikar eder..
Başkasına zarar verdiği ve dostluk hakkına ihahnet olduğu için sır açıklamak yasaktır.''Bir toplulukta konuşurken etrafına bakınan kimsenin sözü,dinleyenlere emanettir''buyruyor Efendimiz.

14-Münafıklık eder, yalan söyler, sözünde durmaz,
Efendimiz sav:''Yalan yere yemin edip,başkasının malını alan kimse kıyamet günü Yüce Allah (cc)ı kendisine kızgın olarak görür''

15-Yalan yere yemin eder...
''EY İMAN EDENLER ! VERDİĞİNİZ SÖZÜ YERİNE GETİRİN (maide ayet 1)

16-Minnet eder , iyiliği başa kakar... (Büyük günahlardan sayılmıştır..
Yaptığın işleri, iyilikleri başa kakma! Başa kakarsan, iyilik, fayda yerine zarar getirir.
Kırk iyilik, bir başa kakma ile yok olur..

17-Başkasına düşmanlık ettirir..Kovuculuk
Efendimiz sav :''Nemmam kovucu cennete giremez'' buyuruyor...

18-Başkasının sözüne itraz eder ve mücadele eder..
Efendimiz sav buyuruyorki:Allah katında en sevilmeyen erkekler,mücadelede ısrar edenlerdir''İtiraz ve mücadelenin sonunda insanlar birbirine kırılır ve düşmanlık duymaya başlarlar:
SORU:Haksızlığa uğrayan kimse hakkını korumak içinmuhakkak dava açması gerekir. bu çeşit husumetin hükmü nedir?
CEVAP:Bizim yerdiğimiz haksız ve cahilce olan düşmanlıktır. misal işin gerçek durumunu bilmeden davayı üzerine alan avukat gibi körü körüne mücadele edip durur veya hakkından fazlasını ister Bazende karşısındakine eziyet vermek için dava açar yasak olan ve kötülenen bu çeşit husumetlerdir.
Efendimiz sav buyuruyorki:''Kardeşine itiraz etme. Onunla çirkin konuşma ve şaka yapma, ona söz hakkı veripte sonradan cayma!!...' 'İtiraz etmeyi terkedin. zira onun hikmeti anlaşılmaz ve fitmesinden emin olunmaz''
Müslim b.yesar diyorki:''Mücadeleden sakının. Zira mücadele,alimin cahilleştiği, şeytanın onun dil sürçmesini beklediği andır.

19-Haramı tatmakla günaha sokar… Kişi haramı tatmakla nefsine esir olur..

20- Düşünemeden söylenen sözün esiri eder..
Söz dilden çıkmadıkça o sizin esirinizdir , Dilden çıktıktan sonra siz onun esiri olursunuz..

21-Bazen en keskin alettten daha kesici kırıcı olur..

Söylediği söz ile ummadık yarlar açar, kılıçtan daha keskin hedefini şaşırmayan bir mermiden daha tesirli olur
Tutalım ki dikenim ...
Hem de kötü bir diken...
Ama nihayetinde güllerle bir aradayım ...
Hz. Mevlana

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Yaratılmışlara Hakaret Etmek
« Yanıtla #8 : 28 Nisan 2012, 11:41:36 »
Şeyh Tâcüddîn bin es-Sübkî anlatıyor:
Bir gün evimizin bahçesinde bir topluluk arasında bulunuyordum. Bu sırada ıslanmış bir köpek geldi. Neredeyse elbiselerimize dokunacaktı. Ben onu kovaladım ve “Ey köpek, ey köpeğin oğlu.” dedim.
Bu sırada babam Şeyh Takıyyüddîn (rh.) sesimi işitti. Dışarıya çıktığında “O hayvancağıza niçin fena söz ettin.” dedi.
“Ben sadece doğru olanı söyledim.” deyince
“Evet lakin bu söz ağzından kötülemek ve hakaret kasdıyla çıkmıştır. Bu ise edebe hiç uymayan bir harekettir.” dedi.
Hakikaten bu faydalı bir ikazdır. Hiçbir yaratılmışa -sıfatı ile de olsa- hakaret kasdıyla hitap etmek edebe uygun olmaz.