'Diyabet gizli olabilir, muayeneye gidin'

Başlatan Lika, 29 Kasım 2010, 20:32:05

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Lika


Uzmanlar, diyabet hastalığının her geçen gün arttığını belirterek hastalıktan korunmak için belirli periyotlarla muayene olunması gerektiği uyarısında bulundu.


Dünyada 250 milyondan fazla insan diyabetle (şeker hastalığı) yaşıyor. 20 yıl sonra bu rakamın 400 milyona ulaşacağı belirtiliyor. Diyabet hastası olma en çok hareketsizlik ve sağlıksız beslenme ve aşırı kilo risk gruplarında görülüyor. Diyabetin belirtileri arasında ise sık idrara çıkma, kilo kaybı, halsizlik ve aşırı susama görülüyor. Diyabeti önlemek için ise hareket etme, dans etme, yüzme ve bisiklet kullanma gibi yöntemlere başvurmak gerekiyor. Uzmanlar herkesin şeker testi yaparak kendilerini kontrol etmeleri gerektiğini söylüyor.

Vatandaşları diyabet hastalığına karşı dikkatli olunması konusunda uyaran Kocaeli Devlet Hastanesi Başhekimi Op Dr. Şenol Ergüney, diyabetin bir çok belirtileri olduğunu ifade ederek, "Aşırı susama, sık idrara çıkma, yorgunluk ve açıklanamayan kilo kaybı, sık görülen belirtiler olabilir. Ancak hiçbir açık belirti de olmayabilir. Yukarıdaki belirtilerden biri veya birkaçı var ise vakit geçirmeden bir sağlık kuruluşuna giderek danışınız." İfadelerini kullandı. Diyabetin genelde ani olarak ortaya çıktığını kaydeden Ergüney, belirtilerin bazen gözükmemesinden dolayı zaman zaman sağlık kuruluşlarına giderek şeker kontrolü yaptırmalarını ve diyabet olup olmadıklarını kontrol ettirmelerini tavsiye etti.

Op. Dr. Ergüney, diyabet hastalığını önlemek için yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı: "Yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmeli, bireye uygun vücut ağırlığı sağlanmalı ve sürdürülmeli, öğün atlanmamalı, İnsülin veya ilaç zamanlarına ve dozlarına dikkat edilmeli, önerilen fiziksel aktivitelere (bisiklet, yürüyüş, yüzme) özen gösterilmeli, sigaradan uzak durulmalı."

CİHAN
habervaktim.com
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

mazhar

Türkiye Diyabet Önleme ve Kontrol Programı

Kurum başkanlarımız, teknik elemanlar, teknik personel ve 81 ilin katılımcılarıyla Türkiye Diyabet Önleme ve Kontrol Programı Tanıtım Toplantısı gerçekleşmiştir.


Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Genel Müd.Yrd. Uzm. Dr. Hasan IRMAK, Beslenme ve Fiziksel Aktiviteler Daire Başkanı Uzm. Gıda Müh. Cengiz KESİCİ, Program Koordinatörü Doç. Dr. Serdar GÜLER, Alt Yürütme Kurulu Başkanları, Beslenme ve Fiziksel Aktiviteler Daire Başkanlığı teknik elemanları ve 81 ilin katılımıyla 30 Mayıs - 1 Haziran tarihlerinde İzmir - Çeşme'de yapılmıştır.



Diyabetli Psikolojisi

Sağlığımızla ilgili herhangi akut ya da kronik ciddi bir durum, bizde psikolojik tepkiler oluşmasına neden olabilir.

Bu tepkiler tamamen doğal ve sağlıklıdır. Bu durum, özellikle kişinin bir uyum sağlama sürecine gereksinim duyduğu uzun süreli veya ömür boyu sürecek hastalıklarda ortaya çıkar. Hastalığın ve tedavisinin yarattığı gerginlik, kişinin uyum kapasitesini tüketerek, psikolojik tepkiler ortaya çıkmasına neden olabilir. Ancak şunu da belirtelim ki, bu tepkileri herkes yaşamak zorunda olmadığı gibi bunların şekli veya şiddeti de kişiden kişiye değişebilir.

Yaşam boyu süren bir hastalık olan diyabet tanısı konduktan sonra, yaşam tarzınızda zaman zaman sizi oldukça zorlayacak değişiklikler yapmak zorunda kalırsınız. Bu değişiklikler sadece sizin değil, aynı zamanda ailenizin de yaşamını etkileyen bir boyutta olabilir.

Diyabet tanısı alan bir kişi olarak sizin ve ailenizin, uyum sürecinde yaşayabileceğiniz psikolojik tepkiler şöyle sıralanabilir:

İnkar

Size doktor tarafından konulan "Diyabetes Mellitus" tanısı almadığınızı ya da bu hastalığın bir süre sonra geçeceğini düşünebilirsiniz. İlaçlarınızı almayı ya da kan şekeri düzeyinizi ölçmeyi bilinçli olarak ihmal edebilir, sağlıksız yiyeceklere yönelebilir. Aile üyeleri de mümkün olduğunca diyabet hastalığı hakkında hiç bir şey düşünmemeye çalışabilir.

Öfke

"Neden ben?" şeklinde düşünüp ailenize ya da arkadaşlarınıza karşı öfke duyabilirsiniz. Özellikle çocuk ve ergen hastaların aileleri kendilerine, eşlerine ya da doktorlara karşı kızgınlık hissedebilirler. Aslında bu durumda kızgınlık duyulan, diyabetin kendisidir.

Depresyon

Kendinizi üzgün, yorgun ya da ümitsiz hisedebilir, diyabetin hayatınızı mahvettiğini düşünebilirsiniz. Aynı zamanda, aile üyeleri de depresyon yaşayabilirler. Sık sık ağlayarak, diyabetle ilgili en olumsuz olasılıkların ileri yıllarda kendilerinde de gelişeceği düşüncesinde yoğunlaşabilirler.

Korku ve Kaygı

Diyabetiniz ve yaşamınızdaki diğer şeyler hakkında endişe duyabilirsiniz. Tip 1 diyabet tanısı almışsanız, insülin iğnelerinden çekinebilirsiniz. Hipoglisemik reaksiyonlar (kan şekerinin ani düşmesi) sırasında yaşananlar sizi korkutabilir. Yaşam boyu sizinle beraber olacak bir hastalığa sahip olma düşüncesi sizde panik duygusu yaratabilir. Ayrıca aileniz de tedavide yanlış ya da eksik birşey yapabilecekleri endişesini taşıyabilirler.

Suçluluk

Diyabetli olmanızın sizin hatanız olduğunu düşünebilirsiniz. Ailenin geri kalanının yaşamlarını kısıtladığınız ve bir şekilde yaşam tarzlarını değiştirmek zorunda bıraktığınız düşüncesiyle suçluluk hissedebilirsiniz. Çocuk ve ergen diyabetlilerin aileleri ise, hastalığı kendi hatalarıymış gibi hissedebilirler ya da daha erken fark etmedikleri için kendilerini suçlayabilirler.

Buraya kadar anlatılanlar, sizi korkutmasın. Hem diyabet tanısı alan kişi, hem de ailesi için kızgınlık, üzüntü, şaşkınlık ya da diğer duyguları hissetmek son derece doğal ve sağlıklıdır. Unutulmamalıdır ki, tüm bu duygusal karışıklık esnasında hem diyabetli bireye, hem de ailesine yardımcı olabilecek çeşitli yöntemler bulunmaktadır.

Psikolojik Tepkilerle Nasıl Baş Edebilirim?

İnkar İle Baş Etme

Destekleyici aile üyeleri ve arkadaşlarınızla diyabet hakkında konuşun. Hastalık hakkında olabildiğince bilgi edinmenizin ve yakın çevreden bir diyabetik birey ile paylaşımlarda bulunmanızın da hastalığınızı kabul sürecinde size yararı olacaktır.

Öfkeyi Yatıştırma

Fiziksel bir aktivite, duyguların yazıya dökülmesi, derin nefes alıp 10'a kadar sayma gibi gevşeme egzersizleri, öfkeyi yatıştırmak için kullanılabilecek yöntemlerden bazılarıdır.

Depresyon, Korku ve Kaygı ile Baş Etme

Duyguların bir aile üyesi ya da bir arkadaş ile paylaşılması, düşünce ve duyguların yazılması, yürüyüş ya da egzersiz yapılması, tüm ailenin birlikte yapabileceği bir aktivite planlanması, bir süreliğine de olsa diyabeti düşünmemenizi sağlayabilir.

Suçluluk Duygusundan Kurtulmak

Neden bazı insanların diyabeti olduğunu kimse bilmemektedir. Hiç kimse diyabet hastalığının gelişmesine neden olabilecek bir şey yapamaz. Diyabetin kendi yaptığınız bir hatanın sonucunda ortaya çıkmadığı konusunda rahat olun.

Diyabet tanısına verilen duygusal tepkilerle baş etmede öncelik, bilgi ve duyguların paylaşılmasıdır. Yukarıda anlatılan yöntemlere ve kendi çabalarınıza rağmen hala kendinizi sıkıntıda hissediyorsanız, hastalığa uyum süreci uzamışsa ya da duygularınızın şiddetinde zaman içerisinde bir azalma olmadıysa, hem sizin, hem de ailenizin psikolojik profesyonel yardım almanızda fayda vardır. Doktorunuza bu sıkıntılarınızdan bahsederseniz, sizi uygun bir uzmana yönlendirecektir.

Buraya kadar ilk kez diyabet tanısı almış olan kişilerde hastalığa alışma sürecinde ortaya çıkabilecek psikolojik tepkilerden ve bu tepkilerle nasıl başa çıkabileceğimizden bahsettik.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, diyabet hayatınız boyunca sizinle birlikte olacak bir durumdur. Dolayısıyla, onunla ilk tanışmamızda verilen psikolojik tepkiler ortadan kalksa bile, zaman içerisinde diyabetin mükemmel tedavisi için lazım olanları (düzenli olarak ilaç kullanmak ve yemek yeme zorunda olmanız, yiyeceklerinize dikkat etmeniz, insülin iğnesi kullanıyorsanız, zamanı geldiğinde her işi bırakıp ya da tatil günü bile erken kalkıp iğnenizi yapmanız gibi) yerine getirmekten dolayı bir bıkkınlık ortaya çıkabilir. Hastalıkla ilgili herhangi bir sorun moralinizi bozabilir. Ağızdan aldığınız ilacın yerine bundan böyle her gün insülin iğnesi kullanmanız gerektiğinin söylenmesi ya da diyabete bağlı başka bir rahatsızlığın (göz, böbrek veya kalp rahatsızlıkları gibi) ortaya çıkması, sizde çaresizlik, mutsuzluk, korku ya da hüzün gibi duygusal tepkiler oluşmasına neden olabilir. Ayrıca, zaman zaman kan şekerinizin ani düşmesi de sizde korku yaratabilir.

Diyabetik bireylerin bir çoğunun yaşadığı bir başka korku ise, kendilerine diğer insanlardan farklı davranılmasıdır. Bazılarınız diyabetiniz olduğunu açıkça söylerken, bazılarınız ise karşınızdakini iyi tanıyana dek gizlemeyi tercih edebilirsiniz. Bu da, doğal davranamadığınız ve bir şeyleri gizlemeye çalıştığınız için sizde sıkıntı yaratabilir.

Yukarıda bahsettiklerimiz, diyabetin getirdiği zorluklarla mücadele ederken karşınıza çıkabilecek ve pek çoğunuzun dönem dönem yaşadığı psikolojik sorunlardır. Aslında sağlıklı bir yaşam için her insanın sizin gibi düzenli ve sağlıklı yiyeceklerle beslenmesi, egzersiz yapması ve düzenli yaşaması önerilir. Diğer insanlardan çok farklı bir yaşam sürüyor gibi görünürken aslında siz sağlık için her insanın yapması gerekeni yapıyorsunuz. Dolayısıyla, yapmak zorunda olduklarınızı bir zorunlulukmuş gibi değil de, sağlıklı bir yaşam için yaptığınızı düşünürseniz kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz.





T.C. Sağlık Bakanlığı



Prediyabetik surecte kardiyovaskuler hastalık riski orta derecede artmaktadır. Diyabet gelişimi ile birlikte bu risk cok yukselir. Diyabetin kronik komplikasyonlarının da bu safhada ortaya cıkan değişikliklerle ilişkili olduğu ileri surulmektedir. Sıkı glisemi kontrolunu sağlamanın yanısıra kan basıncı ve lipidlerin de hedef duzeylere duşurulmesi ile bu komplikasyonların azaltılabileceği klinik calışmalarla ortaya konulmuştur. Bununla beraber bu hastalığın toplum sağlığına yuku cok yuksektir. Diyabet zamanla kalp, damarlar, goz, bobrek ve sinirlerde yapısal değişikliklere yol acabilir.

Kardiyovasküler Hastalıklar: Diyabet koroner arter hastalığı ve inme riskini 2-4 kat artırır.
Diyabetlilerin %60-75'i kardiyovaskuler hastalıklar (koroner arter hastalığı ve inme) nedeniyle kaybedilmektedir.

Diyabetik Ayak Ülserleri: Diyabetlilerde hem periferik noropati hem de iskemi sebebiyle ayak ulserleri ve nihayetinde amputasyonlar sık gorulur. Calışmalar, travmatik nedenler dışında, ayak amputasyonuna yol acan sebeplerin %50'sinin diyabetten kaynaklandığını gostermektedir. Dunyada her 30 saniyede bir, diyabetik ayak ulseri nedeniyle bir hastanın ayağının kesildiği tahmin edilmektedir.

Diyabetik Retinopati: Diyabet korluğe neden olan ilk uc hastalık icinde yer almaktadır. Diyabetin bu komplikasyonu retinadaki kucuk damarların uzun sureli hiperglisemiye bağlı olarak tahrip olması sonucu gelişir. Diyabet suresi 15 yıla ulaşan diyabetlilerin %2'sinde korluk ve %10'unda ciddi gorme kaybı geliştiği bilinmektedir.

Diyabetik Nefropati: Diyabet, en onemli kronik bobrek yetersizliği nedenlerindendir. Diyaliz unitelerinde tedavi goren hastaların %50'si diyabetlidir. Diyabetli hastaların %10-20'si bobrek yetersizliği nedeniyle kaybedilmektedir.

Diyabetik Nöropati: Uzun sureli diyabetin periferik ve otonom sinirlerde yol actığı bozukluklardır. Diyabetlilerin %50-70'inde diyabetik noropati gelişir. En sık gorulen belirtiler ayaklarda (ve bazen ellerde) uyuşma, yanma, karıncalanma, ağrı ve gucsuzluktur. Bu belirtiler, noropatinin en sık gorulen şekli olan distal simetrik polinoropatiye bağlı olarak gelişmektedir.

Tip 2 Diyabet Ve Komplikasyonlarından Korunmak İcin Aşağıdaki Tedbirler Önerilmektedir:
• Boya uygun vucut ağırlığı hedeflenmeli ve bu ağırlığın korunmasına calışılmalıdır.
•Yeterli ve dengeli beslenmeli; gunde en az 5 (beş) porsiyon sebze ve meyve tuketilmelidir.
•Gunluk enerjinin %25-30' u yağlardan sağlanmalı, enerjinin doymuş yağ asidinden gelen
oranı %10' un altında olmalıdır.
•Şeker gibi basit karbonhidratlar gunluk enerjinin ≤%10' unu aşmamalı, basit karbonhidratlar
yerine kurubaklagiller, tam tahıl urunleri tercih edilmelidir.
•Gunluk alınan tuz miktarı 5 g'ı aşmamalıdır.
•Fiziksel olarak aktif olunmalıdır. Haftanın en az 5 gunu, duzenli olarak en az 30 dk orta yoğunlukta aktivite (orneğin tempolu yurume egzersizleri) yapılmalıdır. Kilo kaybı sağlanması icin daha fazla fiziksel aktivite yapılması gereklidir.
•Sigara kullanılmamalı ve aşırı alkol tuketiminden kacınılmalıdır.
•Gunumuzde Tip 1 diyabetin onlenmesini sağlayabilecek etkin bir yontem mevcut değildir.
•Diyabetin komplikasyonlarından korunmak icin erken tanı şarttır.(Program)

Diyabetes Mellitus, diyabetli bireyler ve ailelerinin yaşamları üzerinde önemli etkisi olan bir durumdur. Diyabetli hastalar normal yaşantılarını devam ettirirken hastalıkları ile ilişkili problemlerle de karşı karşıyadır. Diyabette kişisel bakım uygulamalarını öğrenmek, bu davranışları günlük yaşamla bütünleştirmek, diğer sorumluluklar ve yaşam stresiyle birlikte zor ve yorucu olmaktadır.

Ek olarak diyabete bağlı gelişen akut ve kronik komplikasyonlar kişinin iyilik halini ve sosyal hayatını olumsuz etkilemektedir. Diyabetli hastaların diyabet yönetimleri için temel yardımcıları ise aileleri ve yakın çevreleridir. Diyabet teşhisini izleyen süreç içerisinde diyabetli birey ve ailesi zaman ve paraya eskiye göre daha fazla ihtiyaç duyar.

Bu durum hastalığın tipi, ciddiyeti, uygulanan tedavi yöntemi, hastalığın diğer sistemler üzerindeki etkileri ve kan şekerinin düzeni ile yakından ilişkilidir. Her durumda hastalık diyabetli bireyi olduğu kadar ailesini de etkilemektedir. Özellikle yaşlı, düşkün, organ kaybı gelişmiş hastaların diyabet yönetimi yakınlarının ilgi ve eğitimini gerektirir. Öğünlerin planlanması, ilaçların zamanında ve dozunda alınması, insülin enjeksiyonlarının yapılması, kan şekerinin kontrol edilmesinden öncelikle aile bireyleri sorumludur
diyabet.gov.tr


mazhar

Şeker hastaları hemen her gün parmaktan kan vererek, ölçüm aletleriyle evde şeker düzeylerini ölçmek zorunda.
Şeker artık kan yerine gözyaşıyla ölçülecek


Michigan Üniversitesi’nden bilim adamlarının bulduğu bir sensörle glukoz düzeyi artık kan yerine gözyaşı kullanılarak ölçülebilecek. Doktorlar parmaktan yapılan kan testi yerine kullanılabilecek, daha basit bir test için inanılmaz bir talep olduğunu belirtiyor.

Sıkça kullanılan bu testler insülin üretemeyen ve dolayısıyla kan şekeri düzeyini devamlı kontrol etmesi gereken tip bir diyabet hastaları için geçerli. Hastalar bu şeker düzeylerine göre insülin iğnelerini yapıp yapmamaya karar veriyor.

Eğer kan şekeri çok fazla düşerse hastalar komaya girebilir ve eğer tedavi edilmezse ölüme kadar götürebilir.
Sedye.org