Gönderen Konu: Diyet gazisi olmayın.  (Okunma sayısı 5865 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Diyet gazisi olmayın.
« : 30 Mart 2010, 11:24:33 »

Kilo vermek için bir diyete başlamak çok önemli bir karar. Çünkü her diyet sağlığa ciddi bir müdahale. Bilgi, ilgi, dikkat, doğru bir plan ve bilinçli bir takip ister.

Eğer diyet yaparken bedeninize doğru mesajlar vermiyor, doğru talimatlar gönderemiyorsanız kısa bir süre sonra metabolizmanız bozulur. Hormonal sistemleriniz iflas etmese de şaşırmaya başlar. Özellikle bilimsel dayanağı olmayan “popüler, moda ve absürt diyetler”in çoğu pek çok insanın diyet gazisi olmalarına, sağlıklarını kaybedip hastalanmalarına, psikolojilerini bozmalarına ve sonra da verdiklerinden çok daha fazla kilo kazanmalarına yol açar.

BEDEN KULLANIM KILAVUZU

Her bedenin kendine özel bir kullanım kılavuzu var. Neyi, ne zaman, ne kadar, ne sıklıkta, hangi yiyecekle birlikte yiyip içeceğiniz, ne kadar kaloriye ihtiyaç duyduğunuz, öğünlerinizin yapısı, öğün aralıklarınızın sıklığı, ara öğün kalorilerinizin miktarı hepimiz için farklı.

Özellikle genetik olarak insülin direnci geliştirmeye hazır olan birinin glisemik yüke dikkat etmeden bol karbonhidratlı, özellikle bol şekerli, unlu, nişastalı ve/veya yüksek kalorili beslenmesi önce insülin direncine, sonra kilo sorunu, sonra da şeker hastalığına sebep olur. Kullanım kılavuzunda kolesterol problemi bulunan birinde yüksek proteinli “Atkins diyeti” çok geçmeden koroner damarlarda tıkanıklıklar yapar, felç olasılığına yol açar.

Genetik yapınıza, genetik potansiyelinize, sağlık sorunlarınıza, kişisel yapınıza uygun beslenme planlarıyla yola çıkmazsanız diyet yapmanın bir süre sonra sağlığı bozmakla eş anlamlı olabildiğini unutmayın. Ayrıca kilolu olmanızın hormonal ya da tıbbi nedenlerini olabileceğini de aklınızdan çıkarmayın. Böyle bir durumda gerçek nedeni bulana kadar hiçbir diyet ve egzersiz önerisine kulak asmayın.

Bozulan metabolizmanızı düzeltmek, durma noktasına gelen metabolik hızınızı tekrar harekete geçirmek ancak genetik yapınızın anlaşılması, metabolizmanızın araştırılması, hormonal ve tıbbi nedenlerin değerlendirilmesi, teşhis ve tedavi edilmesinden ve bunlara uygun bir beslenme-aktivite planı oluşturulmasından sonra mümkün olabilecektir.

İYİ VE KÖTÜ KARBONHİDRATLAR

Karbonhidrat grubu yiyecekler en çok tüketilen yiyecekler. Bu grupta tahıllar, bakliyat grubu besinler, sebze ve meyveler var ve bunlar beslenmemizin temel direği. Karbonhidratlar olmazsa sağlığımızı korumanın zorlaşacağı kesin. Son yıllarda yaşanan karbonhidrat düşmanlığının yanlış olduğu da... Sorun tahıl, bakliyat, sebze, meyvelerde değil, “beyaz tehlike” diye tanımlanan problemli karbonhidratları (un, şeker) fazla ve sık tüketmekten kaynaklanıyor.

Eğer beslenme sisteminizde beyaz un, şeker ve bunlardan üretilen ekmek, makarna, beyaz pirinç pilavı, pizza, açma, börek, poğaça, çörekler, bisküvi, grissini, cips veya şekerlemeler, gazlı kolalı içecekler fazlaysa bir süre sonra kilo almaya, kan şekerinizi dengelemede zorlanmaya ve şeker, tansiyon ve kalp hastası olmaya adaysınız denilebilir.

Karbonhidrat kaynağı olarak tam tahılları (köy ekmeği, bulgur pilavı gibi), baklagilleri (kuru fasulye, nohut), kabuklu yemişleri (fındık, ceviz, badem) veya yağlı tohumları (kabak çekirdeği, ayçiçeği çekirdeği) kullanır ve bunları kalori dengesine dikkat ederek yeteri kadar yerseniz ciddi bir sorun yaşamayacağınızdan emin olabilirsiniz.

POSA-KİLO İLİŞKİSİ

Beslenme listenizde yer alan karbonhidratların glisemik yükünü, yani kilo yapıcı etkilerini azaltmak istiyorsanız bunun en etkili yollarından biri daha fazla lif-posa tüketmeniz. Günlük posa kazanımınız arttıkça yalnız kilo vermeniz kolaylaşmaz, kanda şeker, kolesterol, trigliserid seviyeleriniz daha kolay dengelenir. Fazla posalı beslenmenin özellikle kolon kanseri için de ciddi bir koruma sağladığı da biliniyor.

Bunun nedeni posalı yiyeceklerin içindeki liflerin bağırsaklarda yağ ve şekeri emen bir sünger gibi davranması, ayrıca bağırsak duvarını kaplayarak yiyeceklerin içindeki yağ ve şekerin daha az emilmesini sağlaması. Prensip olarak posa-lif herhangi bir yemeğin glisemik yükünü azaltmanın en kolay yoludur.

Kuru fasulyenin makarnadan, bulgurun pirinç pilavından daha az kilo kazanımına yol açmasının sebebi düşük glisemik indeksi ve bunun nedeni de kuru fasulye ve bulgurdaki yüksek posa içeriği.

Yulaf kepeği, öğütülmüş keten tohumu eklenmiş salata veya yoğurtlar, bol salatalık eklenmiş cacık, her öğünde bol salata çeşitleri, yemeğe bol sebzeli az yağlı bir çorbayle başlamak, ara öğünlerde şeker oranı düşük meyveler ya da sebze parçaları atıştırmak günlük posa tüketiminizi arttırmanın en kolay yolları.

İNSÜLİN DİRENCİ NASIL OLUŞUYOR?

Kötü karbonhidratları (özellikle beyaz tehlike gurubunda yer alan unlu, şekerli besinleri) fazla tüketirseniz, özellikle de şekerli yiyecekleri çok abartırsanız kanınızdaki insülin seviyesi çok yükselir. Özellikle çabuk emilen şekerler için bu tehlike her zaman vardır. Kanınızda dolaşan insülin miktarı çok artınca hücreleriniz zamanla insüline direnç göstermeye, yanıt vermemeye başlar.

Bu durum “insülin direnci” olarak bilinir. Bu soruna yakalananlar aynı işi yapmak için giderek daha fazla insüline ihtiyaç duyarlar.

Bundan sonrası artık “uyuşturucu bağımlılığı ” gibidir. Giderek bedeniniz daha da fazla insüline ihtiyaç duymaya başlar. İnsülin seviyeniz arttıkça vücudunuz (özellikle göbek, bel, kalçanız) yağlanır, kilo alırsınız. Bu kısır döngü sürer, gider. Zamanla önce “erken diyabet ”, sonra da “şeker hastalığı ” ile sonuçlanır. İnsülin direncinin kalp hastalığına yakalanma, felç geçirme, bellek kaybı ile karşılaşma, hatta kansere yakalanma açısından da önemli riskler oluşturduğu biliniyor.

Kısacası bedeniniz şekerle boğulduğunda kanınızdaki insülin seviyesi zirve yapıyor. Bu insülin banyoları bir süre sonra insülin direncine kilo kazanımına ve şeker hastalığına sebep oluyor. Bu kötü gidişi önlemenin iki temel anahtarı var.

Bir: Gereğinden çok karbonhidrat tüketmemek.

İki: Glisemik indeksi yüksek olan beyaz tehlikelerden (un, şeker, nişasta) uzak durmak!

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU

*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Hâsıl-ı Kelam

  • Moderatör
  • yazar
  • *****
  • İleti: 678
Ynt: Diyet gazisi olmayın.
« Yanıtla #1 : 30 Mart 2010, 11:25:51 »
Diyet gazisi  :hihi

tabir süper
Nefsinle değil, kalbinle düşün ve karar ver!

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Kalori tuzaklarına düşmemek için...
« Yanıtla #2 : 05 Nisan 2010, 19:07:29 »

Diyetlerin işe yaramaz olduğunu düşünüyor, bir yandan da sürekli yeni bir mucize mi arıyorsunuz?

Bahar havalarının insanın içini coşturduğu bu günlerde herkes forma girmek, sağlıklı ve fit  görünmek istiyor. Sağlığını, formunu ve keyfini düşünenler günlük hayata kolay adapte edilebilecek tavsiyelere ihtiyaç duyuyor.

"Şişmanlama nedeniniz, inandıklarınızdır..." diyen Kiloss Beslenme ve Danışmanlık Hizmetlerinden Diyetisyen Berrin Yiğit, kendinize önce şu 5 soruyu sormanızı öneriyor ve düştüğünüz diyet tuzaklarından çıkmanızı kolaylaştıracak tüyoları paylaşıyor:

1-Hem beslenme alışkanlığımda hem de hareketlerimde kalıcı farklar yaratmaya hazır mıyım?

2-Hızlı başlayıp, gittikçe azalan kilo kayıplarında da moralimi yüksek tutacak mıyım?

3-Bu sefer ne olursa olsun ideal kiloma ulaşana kadar pes etmeyeceğime inanıyor muyum?

4-Stresli olsam da kendimi yemekle mutlu etmeyeceğimden emin miyim?

5-Kilo vermemin hayatımdaki pek çok şeyi değiştireceği gerçeğini unutmayacak mıyım?

Kaybetmeyi gerçekten istediğiniz zaman hiçbir engel tanımazsınız:

Bunun için öncelikle kilo kaybetme ve koruma aşamalarını aynı amaç olarak kabul etmelisiniz. Bir kitabı hızlıca okuyup hiç anlamadan bitirmenin anlamı yoktur.

Önemli olan kitabı sindirerek ve ne dediğini kavrayarak okumak. Aksi takdirde tekrar tekrar okursunuz, tıpkı bitip tükenmeyen diyet girişimleriniz gibi.

"Moralim bozuk bari yemeğimi elimden almayın" demeyin:

Böyle düşünerek yedikleriyle mutlu olmaya çalışanların vay haline. Duygusal duruma bağlı olarak yemek yemek, kısır döngü halinde her zayıf anınızda sizi tuzağa düşürür.

Mevsim geçişlerinde ani iniş-çıkışlar yaşayan iştah mekanizmasında en önemli etken, değişken ruh halleridir. Bu nedenle moralinizi hep yüksek tutmaya gayret etmelisiniz. Öte yandan sizi yemek dışında mutlu eden aktiviteler bulup, bunları mutfağın girişine ya da buzdolabına asmalı, kışkırtıcı besinleri eve sokmayarak hem aklınızdan hem de midenizden uzaklaştırmalısınız.

"Barsaklarım tembel ne yesem, içsem sıkıntı yaşıyorum":

Eğer böyle diyorsanız, bunun açılımı yeteri kadar su içmemeniz, lif almamanız ve de hareketsizliğinizdir. Aktif yaşamı ilke edinmeyen kişiler özellikle de masa başında çalışanlar, hayatının her anında stresli olanlar, aldığı sebze, etin yanında garnitür olarak gelen 2 dilim domates, 1 biberle sınırlı olanlar, içtiği su günde 1-2 bardağı geçmeyenler ciddi sıkıntıdadır.

Hemen günde en az 4 küçük pet şişe su içmeye, 20 dakika yürüyüş yapmaya, günde 5-6 porsiyon sebze, 2-3 porsiyon meyve tüketmeye başlayın. Sebzelerden özellikle patlıcan, enginar, bamya, meyvelerden pomelo, armut, incir, kuru erik, kayısı ve elma ilk öncelikleriniz olmalıdır.

Canınız sürekli çikolata istiyorsa...:

Bunun nedeni yağlı gıdalar tüketme tutkunuz olabilir. Güzel haber; yağ eşiğini düşürmek kolaydır. 2 hafta kadar yağ alımınızı azaltırsanız bu süreçte şeker duyusunu uyaran tüm şekerli besinleri de yemezseniz, inanın eskisi kadar fazla tatlı istemeyeceksiniz.

"Az su içtiğimi biliyorum ama nedense alışkanlık edinemiyorum" diyorsanız...:

Su içme alışkanlığı edinmek için düzenli olarak gün içine yaymak şartıyla su tüketmelisiniz. Suyun tadını renklendirmek için meyve dilimleri veya meyveli buz küpleri ekleyebilirsiniz. Öte yandan dişinizi fırçalar, çok naneli sakız çiğner, damağa yapışan nefes ferahlatıcı naneli striplerden yerseniz susayacaksınız.

Hesapsız kaloriler, bilinçsiz kilolara neden olur: Bu nedenle paketten değil, tabaktan yemek yemeye, sofranıza getireceğiniz yemekleri porsiyonlara bölmeye, mümkün olduğunca az yemek için yavaş yiyip, iyice çiğnemeye gayret etmelisiniz. Başka işlerle meşgul olurken ne kadar yemek yediğinizin farkına varamazsınız.

Bu nedenle çalışırken, televizyon izlerken veya ayakta dolaşırken atıştırma yaparsanız, tabakta arta kalanları ziyan olmasın diye yerseniz, sürekli ‘tabak bitirme psikolojisinde olursanız’ farkına bile varmadan kilo alırsınız. Bunun için daha az kalorili büyük hacimli gıdaları ve tüketilmesi zaman alan kabuklu besinleri tercih edin.

Ntvmsnbc-leyditurk
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Zayıflatma Sektörüne Dikkat!
« Yanıtla #3 : 12 Mayıs 2010, 23:09:20 »
Yaz yaklaştıkça kilolu kadınların telaşlanması adetten, telaşın nedeni de fazla kiloların yol açtığı beden biçimi, özellikle de selülitler. Ne var ki estetik kaygılar bazı kadınların paniğe kapılıp yanlış arayışlara yönelmelerine sebep olabiliyor.

Kilolu kadınların yaz telaşı bana göre anlamsız ama tatlı bir telaştır. Anlamsızdır; çünkü kilo sorununun sebep olduğu estetik problemler kimsenin ömründen bir dakika çalmaz. Tatlı, keyifli bir telaştır; çünkü kadınlar hayatın estetik yanıyla fazlaca ilgilidir. Zarfın mazruftan daha önemli hale geldiği günümüzde kilo ve selülit sorununun estetik yanını önemsememekse öyle kolay başarılacak bir şey değil. Ne var ki kozmetik-estetik kaygılar bazı kadınların paniğe kapılıp yeni ve yanlış arayışlara yönelmelerine sebep olabiliyor.

Bu arayışların genellikle hiçbir işe yaramadığı da kesindir! Kilo vermenin (ya da kilo almamanın, sağlıklı bir kilo aralığında kalmayı başarmanın) veya selülitle mücadele etmenin yolu sağlıklı beslenmek ve aktif bir hayat sürüp enerji fazlasını yakmaktan ve kendini hoş görmekten ibarettir ama çoğu kadın ne diyet yapmayı ne azıcık hareket etmeyi ne de kendini hoş görmeyi göze alamıyor.

YAĞLARI MI ERİTELİM, HÜCRELERİ Mİ PARÇALAYALIM

İşte o zaman işler karışıyor, hatta zıvanadan bile çıkabiliyor. Sonuçta “şu hapları yut, yağlarını bir ayda erit” gibi saçma sapan ve hatta zararlı olabilen öneriler ya da “şu aletle yağlarınızı parçalayıp kırarak sizi hemen zayıflatabiliriz” gibi tavsiyelere yenik düşülüyor.

Özetle “yaz yaklaşıyor, eğer sahillerde yağsız ve de selülitsiz boy göstermek istiyorsanız yağ yakan haplardan ya da yağ hücrelerini parçalayan yeni teknolojilerden faydalanın” önerileri bugünlerde tavan yapmış durumda.

Bu önerilerden birini ve birkaç gün önce yayınlanan bir röportajı okuyan bir hastamın anlattıklarını duyunca canım sıkıldı. Canımı sıkan önerinin saçmalığı değil, öneriyi yapanın bir doktor olmasıydı. Hekim arkadaşımıza göre bu yeni yöntem “özellikle karın, bel bölgesi ve basenlere uygulandığında iyi sonuç veriyor.

Bu alet sayesinde ses dalgaları belirli bir derinlikte odaklanıyor ve yağ hücreleri bu dalgaların yarattığı yüksek basınçta patlatılıyor.” Patlayan bu yağ hücrelerinin başına gelenler ise çok enteresan, fizyolojik ve biyokimyasal kuralların tümünü altüst ediyor: “Çeperleri çatlayıp patlayan yağ hücreleri hücrelerin arasına sıvı olarak yayılıyor.

Hücre değil amit mübarekler! Sonra da damar sistemleri aracılığıyla karaciğere gidiyor. Karaciğer bu yağları (her nasılsa!) tıpkı yemeklerden gelen yağlar gibi doğal bir şekilde metabolize ediyor, bağırsaklara aktarıyor ve bağırsaklar yoluyla vücudunuzdan atıyor”. Bu mükemmel hikaye kulağa hoş geliyor ama ne yazık ki sadece hoş bir masaldan ibaret.

AMAN DİKKATLİ OLUN

Değerli okur, öyle görünüyor ki sizin ilaçlarla, otla, çöple kilo verme konusundaki arzularınızı kazanca çevirmek isteyenlere yenileri eklenmiş. Onlar şimdi de icat ettikleri “abdülmucit kesbiçer” teknolojilerle de size yardımcı olmak niyetindeler. Aman dikkatli olun!

Aklınıza “hocam bu hapların ya da teknolojilerin hiç mi işe yarayanı yok” diye bir soru gelebilir. İşe yarayabilecek bazı teknolojiler var. Ama kiminin etkileri oldukça sınırlı, kiminin faydadan çok zarar verme ihtimali söz konusu. “Ama yine de denemeye değer olanı yok mu?” diye soracağınızı da biliyorum. Bu sorulara yanıt arıyorsanız gelecek yazılarımı bekleyin.

Şimdilik söyleyebileceğim şey şu: Kilo ve selülit sorununun çözümü sorunun tıbbi nedenlerini halletmekle ya da kilo almayı kolaylaştıran yaşam tarzı yanlışlarını düzeltmekle başarılabilecek bir iş. Eğer sorunun çözümünde yardımcı olabilecek reçeteli ilaçlar, bitkisel destekler ya da bazı teknolojik uygulamalardan yararlanmayı düşünüyorsanız çok ciddi bir araştırma yapmalı, sorup soruşturmalı ve mutlaka bir değil birkaç uzmanın görüşüne başvurmalısınız. “Gaza gelirseniz” bedeninizin değil, sadece cüzdanınızın inceleceğini ve başınıza bazı sağlık sorunlarının gelebileceğini lütfen aklınızdan çıkarmayın.

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Kilo vermek için kaç kalori alınmalı?
« Yanıtla #4 : 27 Mayıs 2010, 23:37:53 »
Televizyon karşısında maksimum 2 saat vakit geçirerek, günde 3 ana 2 ara öğün tüketerek, her gün 60 dakika yürüyerek, en fazla 70 gram yağ tüketerek, bel çevrenizi 90 santimetrede tutmaya özen göstererek ve her gün 100 kalori daha az alarak kilolarınızdan kurtulup formunuzu koruyabileceğinizi biliyor muydunuz? İşte rakamlar ve altında yatanlar…

2 Televizyon karşısında geçireceğiniz maksimum saat süresi:68 bin kadın üzerinde yapılan bir deney 2 saatten fazla televizyon izleyen kadınların obez olma ihtimalinin yüzde 23, diyabet hastalığına yakalanma ihtimalininse yüzde 14 daha fazla olduğunu ortaya çıkarmış. Televizyon karşısında sürekli oturma, hareketsizlik ve atıştırma gibi etkenler kilo almamıza neden oluyor. Dolayısıyla televizyon karşısında geçirilecek vakti minimumda tutmak, illa atıştırılacaksa meyvelerin tercih edilmesi sağlıklı olacaktır.

5
Bir günde tüketilmesi gereken öğün adedi


Uzmanlar günde 3 ana öğün ve en az 2 ara öğün tüketilmesi gerektiğinin altını sürekli çiziyorlar. “Ne kadar az yersem o kadar çok kilo veririm” kesinlikle yanlış bir inanıştır. Bunu düşünerek, öğle veya akşam fark etmez; herhangi bir öğün atlanırsa, bu diyet kilo verememekten ziyade kilo almaya bile dönüşür. Unutmayın atlanan öğün, insanı kan şekerinde düzensizliğe ve çabuk acıkmasına neden olur. Böylece bir sonraki öğünde daha çok besin tüketilir ve kilo alımı burada devreye girmeye başlar.

60
Bir günde yapmanız gereken yürüyüş dakikası


Uzmanlar en az yarım saatlik bir yürüyüşün genel sağlık açısından oldukça faydalı olduğunu söylüyor. Fakat kilo vermek istiyorsanız tüm diyetlerin yanında yapmanız gereken bir şey varsa, o da en az 1 saatlik tempolu yürüyüşlerdir. Amerika’da bu konuyla ilgili yapılmış bir araştırma her gün düzenli olarak bir saat tempolu yürüyüş yapan kadınların obez olma ihtimallerinin yüzde 24, diyabet hastalığına yakalanma ihtimallerinin ise yüzde 34 azaldığını ortaya çıkarmış. Dikkat etmeniz gereken konu ise ağır yemeğin hemen ardından yürümemek ve yanınızda daima su bulundurmak.

70
Günde alınması gereken maksimum yağ gramı


Aldığınız yağı kontrol altına almak artık çok kolay. Çünkü raftan aldığınız her ambalajın arkasına baktığınızda içeriğini oranlarıyla görebilmeniz mümkün. Bu şekilde bilinçli yağ tüketimine özen göstermeniz formunuzu korumanız açısından oldukça faydalı. Eğer ortalama kilo ve boyda bir insansanız 70 gram bir günde almanız gereken maksimum gram miktarıdır. Eğer kilo verme aşamasındaysanız tüketeceğiniz yağ miktarı maksimum 50 gram olmalı.

90
Bel çevrenizin santimetre olarak maksimum ölçüsü


Bel çevrenizin kalınlığının nelere yol açtığını biliyor muydunuz? Bölgedeki yağ perdesi büyümeye başlar, böbreklere baskı yapar, tansiyonu yükseltir, karaciğeri zehirler, yüksek kolesterol oluşturur, şeker hastalığını ortaya çıkarır, safra taşları yapar, bağırsaklarda tehlikeli durumlar yaratır. Görüldüğü üzere bel çevresinin ölçüsü sağlık açısından oldukça önemli bir konu. Hatta doktor Mehmet Öz, tartılmak yerine belimiz ölçmenin daha önemli olduğunu söylüyor ve kadınların 93, erkeklerin 101 santimetreyi geçmeleri durumunda sağlık riskinin arttığını belirtiyor.kadinca.net

100
Her gün eksik almanız gereken kalori miktarı


Fazladan 3.500 kalorinin 450 gr almak anlamına geldiğini hatırlatalım. Bu da yılda 35 bin kalori, yani 4.5 kilo anlamına geliyor. Bunu her gün 100 kalori daha az alarak önleyebilirsiniz. Nasıl mı? Bir dilim ekmek daha az alarak, iki ızgara sosis yerine bir haşlanmış sosis yiyerek, iki bardak portakal suyu yerine iki portakal tüketerek, iki yağlı yoğurt yerine iki az yağlı yoğurt seçerek veya mayonez yerine az yağlı salata soslarında tercih ederek…

kadınca.net
« Son Düzenleme: 27 Mayıs 2010, 23:41:22 Gönderen: Tuğra »
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Zayıflamaya bilimsel cevaplar burada!
« Yanıtla #5 : 03 Haziran 2010, 00:37:25 »
Zayıflamaya dair merak ettiğiniz her şeyin bilimsel cevapları burada!

Kilo verdiğimizde sadece vücuttaki yağlarımızı kaybetmiyoruz. Ayrıca, vücuttaki yağ birleşiminin ve kas dokularının da zayıflamasına neden oluyor. Araştırmalara göre, diyet yaptığımızda verdiğimiz kiloların ortalama yüzde 75'i yağ, yüzde 25'i kas.

Kilo kaybının verdiği yüzdelik oran su kaybına da neden oluyor. Unutmayalım ki, bir insanda ortalama bulunması geren su oranı yüzde 70'dir. Vücuttaki kas dokusunda yaklaşık olarak yüzde 75'inde su bulunur. Vücumuzun geri kalanı yüzde 20 protein ve yüzde 5 mineralden oluşur. Ayrıca, vücudumuzdaki yağda da yaklaşık olarak yüzde 50 oranında su bulunur.

Hızlı kilo vermenin etkileri

İnsan vücudu düzenli bir şekilde kilo vermez. Her insan farklı hızda kilo verir. Kilo vermek sağlığınızı, yaşam stilinizi, psikolojinizi etkileyebilir ve stres yaratabilir.

Hızlı kilo vermek bilimin tam anlamıyla kabul ettiği bir şey değil!

Nasıl kilo veririm sorusuna cevap veremiyorsanız ve bunun için doğru yönlendiriliyorsanız bu sizin için iyi demektir.

Vücuttaki kilo verme oranı ne?

Hiçbir şey yapmadan da kilo vermemiz mümkün. Gün içerisinde bol bol su tüketerek zayıflamanız mümkün.

Vücuttaki yağ verme oranı ne?

Sağlıklı bir insanın haftada vereceği maksimum yağ oranı 1300-1800 gr'dır. Genellikle obez kişiler bu yağ oranını vermek için uğraşırlar. Kadınların haftada verdiği yağ miktarı ise yarım  kilo veya 750 gr'dır.

Neden daha fazla kilo veremiyorsunuz?

İnsan vücudu sağlıklı bir varlık olması için programlanmıştır. Eğer sıkı bir şekilde kilo verirseniz, kaloriniz düşer beyin activiteleriniz hızlanır ve metabolizmanız yavaş çalışır. Belirli bir noktadan sonra zayıflamanız daha çok yavaşlar. Bu yüzden hızlı zayıfladığınızda daha çabuk kilo alırsınız.

Hızlı kilo vermenin yan etkileri

Hızlı kilo vermek istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Bunlar;

Kilo verdiğinizde cildinizin durumu; aşırı kilo vermek yüzünüzün küçülmesine ve vücut formunuzun düşmesine neden olur.

Safra kesesi taşı; Hızlıca kilo vermek yavaşça kilo vermekten daha zararlı. Araştırmalara göre, hızlı zayflamak safrakesesi taşının oluşmasına neden olduğunu gösteriyor. Genellikle sessizce ilerlemesine neden oluyor.

Tekrar kilo almak için

Çok düşük kalorili diyetler yapın ve aşırı kilo almamak için uzmana başvurun. Ve kendinize yeni diyet alışkanlığı oluşturacak düzenli beslenmeyi de içeren formüller bulun. Mesela, doktor gözetiminde kilo alın yada diğer destekleyici kuruluşlardan yardım alın.

iVillage
« Son Düzenleme: 03 Haziran 2010, 14:30:39 Gönderen: Tuğra »
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Bu Hapları Yasaklayın!
« Yanıtla #6 : 19 Eylül 2010, 23:38:43 »

Türkiye’de ‘besin desteği, mucize ot, efsane hap, bulunmaz çöp’ diye pazarlanan onlarca, yüzlerce üründe, korkunç ve tehlikeli bir oyun oynanıyor.

Bu tür ilaçlar sakat bırakmaya, hasta etmeye hatta can almaya devam etse de, ne ilgililer bu zararlı ilaçlara ruhsat vermeyi ne de eczaneler satmayı durduruyor.

ZAYIFLAMA ilaçları sakat bırakmaya, hasta etmeye hatta can almaya devam ediyor. Ne var ki sağlık için zararlı hatta tehlikeli olduğu şüphe götürmeyen bu faydasız ve çoğu zaman da zararlı ilaçlara ilgililer ruhsat vermeyi, eczaneler de satmayı sürdürüyor. Bu ürünlerin çoğu yurtdışından ithal edilip “beyana bağlı” olarak ruhsatlandırılıyor. “Bir şikâyet ya da adli kovuşturma söz konusu olmadıkça” ilaçların hangi kimyasalları içerdiği ülkemizdeki laboratuarlarda araştırılmıyor, analizleri yapılmıyor. Sadece ithalatçı ya da üretici firmaların ithalat belgelerine bakılıp onay veriliyor.

Ölüm varsa ‘ilgi’ var

Bu durum aslında “besin desteği” adı altında pazarlanan diğer ürünler için de geçerli. Aynı oyun “mucize ot”, “efsane hap”, “bulunmaz çöp” diye pazarlanan onlarca, yüzlerce besin desteğinde yıllardır oynanıyor. Ne zaman ki ölüm vakaları olup medya bu durumu gündeme getiriyor işte o zaman ilgililer o ürünü analiz edip sorumlu zararlıyı anında buluyorlar. Yaklaşık 15 yıl önce Kahramanmaraş’lı dondurmacı rahmetli Ahmet Bey’den beri bu konuda bir adım bile mesafe alınmadı.

Devlete güvenen ‘yanıyor’

Bu maddeleri ithal edenler (veya Türkiye’de üretenler) televizyonlara çıkıp “Bunlar ilgili bakanlıklardan ruhsatlı, korkmadan alın, çekinmeden kullanın!” diyorlar. Devletine güvenen vatandaş da “İlgili bakanlık nasıl olsa incelemiştir. Sağlığa faydalı olduğunu, zararlı bir tarafının bulunup bulunmadığını nasıl olsa araştırmıştır” diyerek bu hapları satın alıyor, kullanıyor. Sorun da işte bu noktada başlıyor.

Peki sorun nerede

Sorunun iki önemli boyutu var:

1) Kilo kaybı vadeden doğal desteklerden hiçbirinin kilo kaybı üzerine kanıtlanmış bir faydasının olmadığı biliniyor. Kilo kaybının bu uyduruk karışımlar ile başarılamayacağını bilmeyen kalmadı. Bilim çevreleri bu ürünlere asla güvenmiyor ve onay vermiyor. Kilo kaybını destekleyen hiçbir doğal molekül -maalesef- henüz bulunmuş değil. Her yıl yeni bir umut üretiliyor. Ancak elde edile sonuçlar “elde var sıfır”dan ibaret! Piyasadaki ürünlerin neredeyse tamamının “umut” tan başka bir faydası yok!

2) Üreticiler mevcut ürünleri ile sonuç alamayınca işin hileli yanlarına yöneldiler ve ürünlerine 80’li yıllarda “Efedra, Ma Huang, tiroid özleri” ile olduğu gibi sağlığa zararlı maddeler ekleyip sonuç almaya çalıştılar. Bunlara kesin yasaklamalar, ağır cezalar getirilince “sibutramin” gibi çok ağır ve tehlike potansiyeli yüksek bir kimyasalı, çok ciddi yan etkileri olan bir molekülü gizlice eklemeye başladılar. Bu madde ise fayda yerine zarar veriyor. Ağır yan etkileri nedeniyle önerilmiyor.

NE YAPMALI?

GELİŞMİŞ, halkının sağlığına önem veren hiçbir ülke kilo kaybı vadeden zayıflama haplarının “içerik analizleri”ni yapmadan ruhsatlandırılmaları, üretilmeleri ya da ithal edilmelerine izin vermiyor.

Durum vahim!

Türkiye’de de ilgili bakanlıkların acil tedbir almaları gerekiyor. Ya bu “zayıflama hapları” na içeriklerini bizzat kendileri analiz etmeden ruhsat vermeyecekler ya da “Bizim böyle bir imkânımız yok!” diyorlarsa zaten herhangi bir yararı olmadığı bilinen bu tür ürünlerin varsa mevcut ruhsatlarını da iptal edip, ürünleri piyasadan toplatacaklar. Bu ürünlere nasıl ve ne şartlarda izin verildiğini araştırmak, verilen izinlerin, yapılan tanıtımların, satış ve pazarlama yöntemlerinin üzerinde duracaklar.

İlgililer göreve

Bu ürünleri yeniden gözden geçirin. “Evden eve pazarlama” adı altında kapı kapı dolaşarak sağlık destek ürünleri satışı yapılmasını yasaklayın.

Bu ürünlerin ya satışına izin vermeyin ya da kontrol ettiğiniz ürünlerin vatandaş aldatılmadan, yönlendirilmeden sadece eczanelerde satılmasını sağlayın. İnternet üzerinden yapılan satışlara sıkı denetlemeler getirin. Yoksa ölümler, sakat kalmalar devam edecek.

Sibutramin düpedüz ‘toksik’ bir molekül

Sibutramin, toksik etki potansiyeli yüksek bir molekül. Bu nedenle yalnızca reçeteli olarak satılabiliyor. Doktor gözetiminde kullanılması, en ufak bir yan etki görüldüğünde hemen kesilmesi gerekiyor. Toksik potansiyelinin yüksekliği nedeniyle ilgili firma bu molekülü içeren ilacın satışını birçok ülkede durdurdu. Diğer ülkelerde de “sibutramin dostları” (!) dışında bu ilacı kullanan doktor kalmadı! Birçok jenerik üreticisi, sibutramini, Çin’de ya da Hindistan’da çok ucuza üretiyor.

Kilosu 500 dolar

Bir kilo sibutramini jenerik şeklini- üç beş yüz dolara satın almanız mümkün. Bu firmalardan alınan toz sibutramin, “kırmızı acı biber” veya “yosun” haplarına, “elma, armut sirkesi” şuruplarına, “zayıflatıcı mucize damla”lara çaktırmadan katılıyor. Sonuçta zayıflatan doğal mucize lahana, elma sirkesi, deniz yosunu, Meksika biberi değil düpedüz o toksik potansiyeli yüksek sibutramin molekülü!

Neden riskli

SİBUTRAMİN içeren hapları kullananların bazılarının iştahı kapanıyor, metabolik-termojenik sistemleri felç oluyor. Yemeden, içmeden kesilip belki üç-beş kilo veriyorlar ama çoğu hastanın, özellikle kontrolsüz kullanım halinde;

- Karaciğerleri bozuluyor,
- Beyin fonksiyonları alt üst oluyor,
- Unutkanlık, psikolojik bozukluklar, intihar eğilimi gibi olumsuzluklar başlıyor,
- Kalp ritmi bozuluyor, ani kalp durmaları, ölümler ortaya çıkıyor,
- Tansiyonları yükseliyor, beyin kanamaları, felçler görülüyor.
- Kısacası insanlar bu haplara-ve bunlara ruhsat veren ilgili bakanlıklara- güvenip hasta oluyor, hatta ölüyor.

- LİDA Zayıflama Çılgınlığı
- LİDA' nın Zararları
- Kırmızı Biber Kilo Verdirir mi?
- Kırmızı Bİber Hapı ile Gelen Ölümler

* Şunu unutmayalım: Sibutramin yazdığımız sıkıntıları nedeniyle pek çok ülkede çoktan yasaklandı. Satışına izin verilen ülkelerde çok ama çok sıkı bir denetim altına alındı. Bizdeyse eczanelerden parasını ödeyen herkes eczaneden reçetesiz olarak satın alıyor. Reçete soran yok! Diyetisyenler bile bu ilacı önerebiliyor. Bu nedenle mahkemelik olan, sıkıntıya giren diyetisyenler var.

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Zayıflama hapları ve zararları!
« Yanıtla #7 : 03 Haziran 2011, 14:23:10 »

Zayıflama hapları neden zararlı?

Yılda en az üç-beş defa yeni bir “Zayıflama ilacı ölüm getirdi!” haberiyle sarsılıyor ama almamız gereken dersi bir türlü almıyoruz!
 
Sahte vaatlerle pazarlanan bu haplar sadece bizde değil her ülkede tehlike saçıyor. Bu korku filmi (!) Amerika ve Avrupa’da da birkaç kez vizyona girdi, anında ve en şiddetli biçimde cezalandırıldı. Bizdeki üzücü tekrarlar, özellikle ölüm vakaları o ülkelerde belki de bu nedenle çok sık yaşanmıyor.
 
Kolay ve zahmetsiz yoldan kilo vermek herkesi heyecanlandırır. Fazla kilolardan diyet yapmadan, herhangi bir fiziksel çaba göstermeden sadece hap-ilaç yutarak kurtulmak herkesin hoşuna gider. Ne var ki bu ürünlerin hiçbiri masum değildir. Bir kısmı hiçbir işe yaramaz. Bir kısmı size başlangıçta birkaç kilo verdirse de ölümle bile sonuçlanabilen bazı sağlık problemlerine yol açar.
 
NEDEN KOLAY SATILIYOR?

Kilo sorunu olanların bu ürünleri ısrarla kullanmaya devam etmesinin iki temel nedeni var:
 
Bir: Bunlar genellikle “bitkisel ilaç” kılıfı altında pazarlanıyor. Halkımız da ürünü “bitkisel/doğal” diye düşünüp zararsız, masum hatta faydalı olduklarını sanıyor.
İki: Ürünleri pazarlayanların kullandığı bir başka aldatmaca daha var: Seçilen bitki ya herkes tarafından tanınan bir sebze ya da meyve oluyor (elma, lahana, biber haplarını hatırlayınız) ya da Çin’den, Hindistan’dan ithal egzotik ürünler devreye sokuluyor (Açai berry, Goji berry, Hoodia yosun haplarını hatırlayınız).
 
Neticede bu ürünler zararsız, doğal ürünler diye kolayca satılıyor.

HAPLARIN İÇİNDE NE VAR?

Son günlerde pek gündemde olan ve maalesef ölümle neticelenebilen ciddi sağlık sorunları yarattığı anlaşılan “altın çilek” hapları da bu tür şarlatanlıklardan biri.
 
Uzakdoğu kökenli bu meyvenin kendisinin de haplarının da kilo vermeye hiçbir katkısının olmadığını bu köşede sık sık yazdık.
Ne var ki özellikle internet, bu hapın pazarlanmasında en etkili mecra olarak kullanıldı.
 
Bazı televizyonlarda bu ürün “kilo verdiren mucize” diye tekrar tekrar anlatıldı, haberlere bile konu edildi.
 
Kısacası onlar ürünlerini satıp bir şekilde para kazandılar. Ama insanlarımız sağlıklarını, hatta hayatlarını kaybettiler.
 
Bu hapların kilo verdirirken sağlığımızı da bozmasının nedeni şu:
“Sibutramin” veya “Efedrin” gibi yüksek dozda ve rastgele kullanıldığı takdirde sağlığa ciddi zararlar verebilen (hatta öldürebilen) maddeler, bu ürünlerin içine gizlice ve çok yüksek dozlarda ekleniyor. Etiketlere ise bu maddeler asla yazılmıyor. Herhangi bir kontrol de söz konusu değil. Bu hapları yutanlar farkına varmadan zararlı ve toksik bazı kimyasalları da vücutlarına sokuyor, yani adeta zehirleniyorlar!
 
Eğer bu hapların satışı kesin olarak yasaklanmazsa, daha birçok insanımız hastalanır hatta hayatını bile kaybeder.
 
NE YAPMALI

BENİM ÖNERİM

Markaları ve vaatleri ne olursa olsun zayıflama haplarının üretimi de satışı da yasaklanmalı. Özellikle internet üzerinden yapılan satışlara kesin bir yasaklama getirilmeli. Yaşanan son olaydan ders çıkarılıp bitkisel ürünlerin hiçbirinin ama hiçbirinin eczaneler dışındaki kanallarda satılmasına izin verilmemeli.
 
Yalnız bitkisel ürünlerin değil, vitamin, mineral ve diğer destek ürünlerinin de sadece ve sadece eczanelerde satışına müsaade edilmeli...
 
‘Sibutramin’e dikkat!

BİR UYARI

Bu şarlatanların en çok kullandıkları maddelerin başında sibutramin var.
Hindistan ya da Çin’de üretilen sibutramin maddesinin zayıflama haplarına nerede, nasıl ve ne dozda karıştırıldığı bilinmiyor.
 
Sibutramin daha önce reçeteyle satılan bir zayıflama ilacıydı. Kalp, beyin ve diğer organlara verebileceği zararlar nedeniyle hemen hemen her ülkede üretim ve satışı yasaklandı.
 
Geçen yıl yasaklanan kırmızıbiber hapının içinde de sibutraminin bulunduğu yani zayıflatıcı etkinin kırmızıbiberden değil bu toksik olabilecek maddeden kaynaklandığını biliyoruz.
 
Emin değiliz ama diğer daha birçok kilo verdirici mucize (!) ürünün içinde de aynı madde var!
 
Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Mucize Diyet Var Mıdır? Yok Mudur?
« Yanıtla #8 : 28 Ekim 2011, 03:24:29 »

Mucize Diyet Var Mıdır? Yok Mudur?

Günümüz modası olmanın da ötesinde hastalığı haline dönen zayıf görünme isteği yaşı artık 10-12lere düştü. Kadın-erkek ayırımı olmadan tüm insanlar neredeyse bir zayıflama yarışı içine girdi.

Basında yer alan “Mucize Diyet” “10 Günde Zayıflatan Diyet” yazıları en popüler haberle haline dönüştü. Uzmanlar uyarıyor; “Mucize diyet yoktur; günlük 800 kalorinin altındaki diyetler kalp atım bozuklukları, kanda potasyum düşüklüğü, halsizlik, bitkinlik, saç dökülmesi ve adet kesilmesi yapabilir.” Güzel görünmek isterken sağlığımızdan olmamaya dikkat edelim…
 
Modern yaşamın insanoğluna getirdiği en ağır yüklerden biri de zayıf görünme isteği. Sağlığı ikinci plana atarak kilo vermek isteyen kişileri uzmanlar uyarıyor; “herkesin kendisine ait, o kişiyi formda tutacak bir beslenme planı vardır. Bunu dışında popüler diyet programlarından uzak durulması gerek.”
 
Diyabet, kolesterol, gut, kalp gibi herhangi bir rahatsızlığınız yoksa hem formda görünmek hem de sağlıklı olmak istiyorsanız, işte size küçük ipuçları… Öncelikle şunu unutmayın ki; ideal bir beslenme planı tüm besin gruplarını içermelidir. İlk olarak boy ve ağırlığınıza uygun bire beslenmeyi alışkanlık haline getirin.
 
Bir Kilo Vermek=7 Bin Kalori
 
Kilo vermek için genellikle kadınlara 1000-1200, erkeklere ise 1200-1600 kalorilik beslenme programları uygundur. Bilinçli olan her birey şunu bilmelidir ki; kaybedilen kiloların hızla geri alınmaması için günlük kalorinin hiçbir zaman 800’ün altına düşürülmemesi gerekir. Bir kilo vermek için 7 bin kalori yakmaya ihtiyaç vardır ve bu düzeyde bir kısıtlama sayesinde haftada yarım-bir kilo verilir.
 
Düşük Karbonhidratlı Beslenme Şart
 
Formda kalmak için dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise beslenmede mutlaka et,süt, meyve-sebze , tahıl-ekmek grubundan yiyecekler bulundurulması ve düşük karbonhidratlı bir beslenme uygulanmasıdır. Bu nedenle şekerli, unlu, tatlı besinler ve beyaz ekmeği kısıtlamak, mümkünse bunlardan uzak durmak gerekir.

Yine patates muz gibi şeker yükü fazla olan besinleri azaltmak da zayıflamaya büyük katkıda bulunur. Diyete posalı yiyecekler mutlaka konulmalı ki kabızlık sorunu yaşanmasın. Posalı yiyecek alımını artırmak için kepekli ekmek tercih etmek, kabuklarıyla meyve yemek ve öğünlere sebze eklemek çok önemlidir. Mideyi tok tutan proteinli yiyecekler için ızgara veya haşlama beyaz et yemeyi ihmal etmemek gerekir.
 
‘Mucize Diyet’ Diye Bir Şey Yoktur
 
Et yemeklerinin yanına patates püresi yerine bezelye, kuru fasulye, bol salata ilave edilmeli. ‘Mucize diyet’, ‘10 günde zayıflatan diyet’ yoktur. Çünkü çok hızlı kilo verdiren diyetlerde kaybedilen yağ değil, su ve yağların yakımını sağlayan kas olur. Kısa süre sonra da vücudunuz kaybettiği su ve kası hemen geri alır. İşin kötüsü daha çok kilo almaya başlarsınız.
 
Diyet Yaparken Nelere Dikka Etmeliyiz?
 
Güne sağlıklı, yani kalsiyum içeren yağsız süt, yoğurt ve peynirli bir kahvaltıyla başlamak çok önemlidir. Öğle yemekleri kuvvetli, akşam yemekleri ise hafif olmalı. Egzersiz ihmal edilmemelidir. Çay ve kahve yerine her gün 8-10 bardak su içmek, günü üç ana ve üç ara öğüne bölerek beslenmek alışkanlık haline getirilmelidir. Ara öğünlerde meyve. Meyveli yoğurt, ceviz, kepeli bisküvi, süt gibi besinler alınmalı, içinde boya katkı maddesi olan yiyecekler ise tüketilmemelidir.
 
Düşük Kalorili Diyet Sağlığımızı Bozar
 
Günlük 800 kalorinin altındaki diyetler kalp atım bozuklukları, kanda potasyum düşüklüğü, halsizlik, bitkinlik, saç dökülmesi ve adet kesilmesi yapabilir. Sadece light ürünler yiyerek zayıflamanın mümkün olmadığını, bunların da kalori içerdiğini unutmamak gerekir. Devamlı bu ürünlerle beslenmek de kilo alımına yol açabilir.

Önemli olan bir günde alınan toplam kalori miktarıdır. Light bisküvi daha faydalı. Kilo verdikten sonra yine eskisi gibi beslenmeye başlarsanız verdiğiniz kiloları hızla geri alırsınız. Bu nedenle dengeli beslenme ve egzersiz ömür boyu devam etmelidir. Unutmayın ki; hızlı ve büyük lokmalar halinde yemek yemek, az çiğnemek ve çatalı-kaşığı elinden hiç bırakmamak, az su içmek, televizyon seyreder veya kitap, gazete okurken yemek yemek kilo alımını hızlandırır.
 
sağlıkveyaşam dergisi
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Pazartesi Diyetinin 10 Avuntusu
« Yanıtla #9 : 08 Mart 2012, 23:04:56 »

Pazartesi Diyetinin 10 Avuntusu

“Pazartesi diyete başlıyorum” Kadınlar arasında çok yaygın bu cümle aslında çoğu zaman sürdürülmeyecek diyetlerin ilk adımı oluyor. Pazartesi gelmeden; gazeteden, dergiden, internetten, beslenme uzmanına giden bir arkadaştan alınan diyet listesi buzdolabına asılıyor ve pazartesi diyete start veriliyor. Peki ya sonra?

Beslenme ve Diyet Uzm. Elif Küçük

Pazartesiden birkaç gün sonra, yiyeceklerin dayanılmaz cazibesi galip geliyor ve aynı beslenme yanlışlarına devam ediliyor. Kilo verilemediği gibi terazideki sayılar her geçen gün artmaya devam ediyor ta ki yeni bir pazartesi gününe kadar…

Zayıflama diyetine başvuranların öncelikle kararlı olması gerekir. Beslenme biçimlerini radikal bir şekilde birdenbire değiştirmek yerine küçük değişikliklerle sürdürmek kilo vermede daha etkili olur.

Her pazartesi diyete başlayan kadınların kendilerini kandırmalarına neden olan 10 avuntu ve zayıflama sürecinde uygulanacak doğru stratejileriler:

1- Bugün kaçamak yaptım yarın toparlarım:

Her yapılan kaçamağın ardından çokça söylediğimiz cümlelerden birisi de budur. Ufak kaçamaklar bizim tüm gün boyunca kaçamak yapacağımız anlamına gelmez. Bir öğünde daha yüksek kalorili besinler tükettiysek daha sonraki öğünlerde toparlayabiliriz. Her kaçamak için ‘nasıl olsa bugün düzensiz beslendim yarın daha düşük kalorili beslenmeliyim’ mantığına yol açacağından, bir an önce bu düşünceden uzaklaşmakta yarar var. Gün içerisinde tek bir kaçamakla günümüzü atlatabiliriz. Fazlası her zaman zararlıdır.

2- Bol kahve içerim, kahve zayıflatır: 
 
Kahve içinde bulunan kafein maddesi nedeniyle metabolizmayı hızlandırır. Ama bu hızlandırıcı etkiye sahip olması, kahvenin harcamamız gereken toplam enerjiyi artıracağı anlamına gelmez. ‘Nasıl olsa kahve içiyorum zararı olmaz’ düşüncesi de yanlıştır. Kahveyi şekerli ve bol kremalı tercih etmeniz gün içerisinde aşırı kalori almanıza neden olacaktır. Kahve içerken süt yerine kullanılan süt tozları, krema ve aromalar kahveler için pek de masum tercihler olmayacaktır. Ancak günde 1 fincan şekersiz bir Türk kahvesi veya şekersiz light süt ile yapılmış bir neskafe daha iyi bir alternatif. Kahvenin, hiçbir zaman zayıflatmayacağı unutulmamalıdır.
 
3- Sabah limonlu su içerim yağlarım erir:
 
Günlük su tüketimi metabolizmamızın hızlandırılmasına yardımcı olacaktır. Su içmekte zorlanıyorsak değişiklik yaparak limonlu suyu tercih edebilirsiniz. Fakat limon asitli bir meyve olduğu için yağları yakar düşüncesi yanlıştır. Günlük gereken kaloriden daha fazlasını almanıza, limonlu su içerek zayıflarım yanılgına kapılmayın. Sabahları sıcak veya limonlu suyun zayıflama üzerine etkisi yoktur.

4- Büyük beden kıyafetler kusurlarımı kapatır:

Evet, büyük beden her zaman kusurlarımızı kapatır. Ancak büyük beden giymenin riskleri de var; aldığınız kiloların farkında olmazsınız ve her seferinde daha büyük bedenler tercih ederek bedeninizi gizleme gereği duyarsınız. Oysa bedenimizi başkalarından gizlemek yerine öncelikle farkına varmalıyız. Böylece fazla kiloları fark ederek zayıflama kararının ilk adımını atabilirsiniz.

5- Annem, teyzem de kiloluydu, ben de öyleyim:
 
Genetik özellikler, pek çok sağlık sorununda olduğu gibi obezite de etkili. Ailenin diğer fertlerinin kilolu olması kendinizi onlara benzeterek rahatlamanıza yol açabilir. Ancak bazen genetik her şey değildir! Çevresel faktörlerin, beslenme ve yaşam alışkanlıklarının da büyük önemi var. ‘ Annem de kiloluydu deyip ne yaparsam yapayım ben de alırım’ diye düşünmek yerine, onlar gibi olmamak için kilo almama için neler yapabilirim sorusuna odaklanmanızda yarar var.  Yanlış yapılan beslenme ve yaşam alışkanlıklarını bir an önce düzeltmek daha sonraki dönemleri onlar gibi geçirmenizi önleyecektir.
 
6- Günde bir öğün yerim zayıflarım:

‘Daha az yerim daha az kalori alıp zayıflarım’ düşüncesi çoğu kişinin inandığı ve uyguladığı yanlış bir yöntem. Sık yiyerek düşük kaloriyle zayıflamak doğru bir tercihken, tek öğün beslenerek metabolizmanızı yavaşlatmak kilo almanıza yol açan yanlış bir tercih olacaktır. Az ve sık beslenmeyi hayat biçimi haline getirip bu sistemle zayıflamak mümkündür. Oysa tek öğün beslenmek, vücudun kendini korumak için daha az enerji yakması, bu da zayıflamamanız anlamına gelir. Aksine, kendini koruma modu sayesinde vücut, yağlanmaya meyilli olur.

7- Spor yapıyorum, kebap da yerim tatlı da, bir şey olmaz:

Spor, günlük yakmanız gereken enerjiyi artırarak kilo vermenize veya kilonuzu korumanıza yardımcı olur. Ancak spor yapıyorum diye düzensiz ve fazla kaloriyle beslenmeniz, kilo vermek yerine almanıza yol açar. Yani sporla birlikte de düzenli beslenme şarttır. Bu nedenle sporu tek başına değil, düzenli ve sağlıklı beslenmeyle desteklemelisiniz.
 
8- Acı biber yerim zayıflarım, kaloriye devam:

Zayıflamak için hiçbir mucizevi besin yoktur. Acı biber de zayıflatmaya yardımcı bir besin değildir. Acının azda olsa metabolizmada hızlandırıcı etkisi vardır. İstediğimiz her besini yiyip acı biberle zayıflamak imkansızdır. Zayıflamanın bir formülü var; aldığınız kalori, harcadığınız kaloriden her zaman az olmalıdır.

9- Yağlarımı aldırırım, zayıflarım:

Besinlerle aldığımız fazla kaloriler vücudunuzda yağ olarak depolanmaktadır. Ancak cerrahi işlemle alınan yağlar tekrar oluşmayacak anlamına gelmiyor. Sonuçta yağ vücutta oluşuyor. Sürekli yağ aldırarak da geçici süre fazlalıklarınızdan kurtulsanız da yaptığınız yanlışları düzeltmediğiniz sürece yağlanmalar devam edecektir.

10- Nasılsa estetik yaptırdım bir daha kilo almam:

Zayıflamayla ilgili yapılan estetik ameliyatları da, yağ aldırma gibi geçici bir çözümdür. Bir daha kilo alınmamasını garanti edemez. Kilolu kişilere her ne işlem yapılırsa yapılsın düzenli beslenmedikçe kişi eski haline hızlı bir şekilde geri dönebilecektir.

sağlık ve yaşam dergisi
*~*~* TUĞRA *~*~*