Gönderen Konu: Dost Kazanma Sanatı  (Okunma sayısı 6165 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı VaTaNSeVeR

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 49
Dost Kazanma Sanatı
« : 29 Kasım 2008, 15:46:24 »

Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı

Carnegie, Missouri’de tren yoluna on mil uzaktaki bir çiftlikte doğmuş ve 12 yaşına kadar araba-tramvay görmemiştir. Fakat bu çocuk Hong Kong’dan Kuzey Kutbu’na kadar dünyanın dört bucağını dolaşmayı, bütün kurumların yöneticilerine ders vermeyi başarmıştır. Güney Dakota’da sığır çobanlığı yapan bir çocukken, İngiltere’de veliahtın himayesinde konferans veren birisi olabilmiştir. Carnegie yaptığını şöyle açıklıyordu: ‘İnsanların korkularını yenmelerine çalışıyorum. Başarısızlık, korkunun neticesidir. Korkularının yenenler, kendilerine güveniyorlar, atak oluyorlar. Gün geçtikçe kurslarıma katılanların yalnız etkili konuşmak değil, sosyal münasebetlerden başarı sağlamanın diğer yollarını da öğrenmek ihtiyacında olduklarını gördüm.

Teknik bir meslekte bile başarının % 15 bilgiye, % 85 insanları idare etme sanatındaki maharete bağlı olduğu ortaya çıkmıştır.
Yaşayan meşhurlarla yüz yüze görüşmeler yaptım. Marconi, Roosevelt, Young, C. Gable, Pickford, Johnson bunların arasındaydı.

Yanımda çalışan 314 kişi bana selam bile vermezdi. Beni gördüklerinde yollarını değiştirirlerdi. Şimdi 314 düşmanım yerine, 314 dostum var. Çünkü artık onları başaramadıkları ile değil, başarabildikleri ile değerlendiriyorum. Azarlayarak değil, takdir ederek yaklaşıyorum’.
İNSANLARI İDARE ETMENİN TEKNİK ESASLARI

1-Tenkit Çok Tehlikeli Bir Kıvılcımdır
Yıllarca birçok cinayet işlemiş, insanları sindirerek haraca bağlamış, bir sürü soygun yapmış insanlar bile suçlu olduklarına inanmadıklarına göre, sizinle her gün görüşen insanlar, tenkitlerinizin doğru olduğunu hemen kabul edecekler midir? Sert tenkitleriniz bir işe yarayacak mıdır? Bütün tenkitler yuvalarından uçan güvercinler gibi yuvalarına dönmeye mahkumdurlar. Tenkit, insanın en çok değer verdiği ‘benliğini’ yaralıyor. O’nun hiddetlenmesine sebep oluyor. Alman Ordusu’nda hiçbir asker olayın hemen sonrasında şikayette bulunamaz. Önce hiddeti yatışacak, olayı daha soğukkanlı değerlendirebileceği bir zaman geçecek, sonra şikayette bulunabilecektir. Karısı veya başkaları iç harp sırasında Güney halkı için ağır sözler sarf ettiklerinde Lincoln şöyle diyordu: ‘Onları tenkit etmeyiniz. aynı şartlar içinde bulunsaydık, aynı şekilde hareket edebilirdik’. Dünyadaki karışıklıkların ve anarşinin birçok sebeplerinden biri de kendisi düzeltilmeye muhtaç olan insanların dünyayı düzeltmeye kalkmalarıdır. Konfiçyus der ki: ‘Evinizin eşiğini temizlemeden, komşunuzun damındaki karlardan şikayet etmeyiniz. Çok tehlikeli bir kıvılcımdır tenkit. Bu kıvılcım, bir barut fıçısından farksız olan insan gururunu anında infilak ettirebilir. Büyük adam, küçük adamlara karşı takındığı tavırlardan anlaşılır.

2-İnsanları İdare Etmenin Büyük Sırrı
İnsanlara iş yaptırmanın en kestirme yolu insanlarda o işi yapma arzusu uyandırmaktır. İnsanlara tehditle, zulümle, kaba davranışlarla da iş yaptırmak mümkündür ama bu tarz davranışların, katlanmanız gereken ağır neticeleri vardır. Samimi bir takdiri, iltifatı hangimiz özlemeyiz? Hangimiz bulduğumuz zaman reddederiz? Yoksul bir bakkal çırağını bir evin döküntüleri arasında bulduğu hukuk kitaplarını okumaya sevk ederek sonunda onu Lincoln yapan duygu önemli olma arzusuydu. George Washington kendisine Haşmetli Birleşik Devletler Başkanı denilmesini isterdi. Kristof Kolomb Okyanus Amirali ve Hindistan Naibi ünvanını istemişti. İmparatoriçe Büyük Katerina üzerinde İmparatoriçe Hazretleri yazmayan zarfları açmazdı. Bazı ilim adamlarına göre, yaşadığımız dünyada önemli olma fırsatı bulamayanlar kendilerine ayrı bir dünya kuruyorlar. O dünyada çok önemli biri olarak yaşıyorlar. Ben insanlara heyecan verebiliyorum. İnsanın yeteneklerini geliştirmesi ve kullanması takdir ve teşvik edilmesine bağlıdır. İdarecilerin tenkitleri kadar insanın çalışma ve başarma ihtirasını öldüren bir şey yoktur. Ben insana hız vermek için O’nu överim. İnsanlarda kusur bulmaktan nefret ederim. Beğendiğim bir şeyi takdir etmekte gecikmem. Bundan da zevk alırım. Ünü makamı ne olursa olsun tenkit yerine iltifat duyup da daha çok gayrete gelmeyen hiç kimseyi tanımadım. Burada kendisinden daha akıllı ve yetenekli insanları etrafında toplamayı bilen bir adam yatıyor. İnsanların iyi taraflarını düşünelim. Bunları takdir edelim. Takdirimizi söyleyelim. O zaman bu sözleriniz siz öldükten ya da söylediğinizi unuttuktan sonra bile söylediğiniz insanlarda yaşarlar.

3-Oltaya Uygun Yem Takmayanlar, Balık Tutamazlar
Ben kremalı çilekten hoşlanırım. Balıklar ise kurt yemeyi seviyorlar. Onun için Maine üzerinde balığa çıktığımda oltaya kremalı çilek takmayı aklımdan bile geçirmem. Oltamdaki kurtlara koşan balıkları kolaylıkla avlayabilirim. İnsanları elde etmek için de aynı yolu takip etmek mecburiyetindeyiz. İşte, vazgeçilmez kural: Oltaya doğru yemi takmak... Bir insanı etkilemenin biricik çaresi, onun istekleriyle ilgilenmek, onun isteklerine değer vermek, onun isteklerinin önemini kabul etmektir. Oğlunuza saatlerce sigara içmemesini istediğinizi anlatsanız ne elde edebilirsiniz? Sizin bu isteğiniz onu niçin etkilesin? Siz onun isteğini ön plana çıkarın. Oğlunuz futbolu çok mu seviyor? Ona sigara içtiği takdirde iyi bir futbolcu olamayacağını anlatın. Kendi isteğinin gerçekleşemeyeceği ihtimali onu daha çok etkileyecektir. Prof. Harry A. Averstreet şöyle yazar: ‘Davranışlarımızın kaynağı arzu ve isteklerimizdir. Hangi alanda çalışıyor olursanız olun, başkalarında kuvvetli bir istek meydana getirebilirseniz insanlar yanınızda olur. Bunu başaramayan yalnızlığa mahkumdur. Carnegie, ilk oğlundan uzun zaman mektup alamadığı için üzgün olan baldızına ‘Endişelenme’ demişti: ‘Şimdi onlara bir mektup yazacağım ve derhal cevap gelecek’ Carnegie annelerini ihmal eden çocuklara bir mektup yazdı ve zarfın içinde para yolladığını söyledi. Derhal cevap geldi: ‘Mektubunuzu aldık. Ama zarfın içinden para çıkmadı’. Yarın siz de belki başkasına bir şey yaptırmak isteyeceksiniz. Kendinize sorun: ‘Bu adamın (veya bu kadının) bu işi yapmak istemesini nasıl sağlayabilirim?’ Başarının bir sırrı varsa, karşınızdakinin bakış açısını kavramak ve onun gözüyle görebilmektir. Kendisini başkalarının yerine koyup, onları anlayabilen kimsenin geleceği için kaygı duymasına gerek yoktur. İnsan tabiatının en zaruri ihtiyacı kendini tanımak ve ifade etmektir.

SEVİLMEK İÇİN ALTI YOL


1-Başkaları ile ilgileniniz.
Tippy herkesi severdi. O, herkesi sevdiği için de herkes onu severdi. Psikoloji ilminin zirvelerinden Alfred Adler diyor ki: ‘Başkaları ile ilgilenmeyen insanlar hayatta daima büyük güçlüklerle karşılaşmaya mahkumdurlar’. Roosevelt, yerini Taft’a bıraktıktan sonra bir gün Beyaz Saray’ı ziyaret etmişti. Bütün görevlileri, hizmetçileri hatta mutfakta çalışan kadınları bile isimleri ile selamlamıştı. Archie Butt diyor ki: ‘Roosevelt mutfakta çalışan Alice’i gördüğünde ona hala çavdar ekmeği yapıp-yapmadığını sordu. Alice de ona, yaptığını, ama yalnızca hizmetçilerin yediğini söyledi. Roosevelt, Alice’in tepsi içinde ikram ettiği bir dilim çavdar ekmeğini yiye yiye bahçeye çıkmış, bahçıvan ve işçileri selamlamıştı. Bu adamlar o günü gözyaşları içinde hatırlarlar. Bunlardan Ike Hoover der ki: ‘O gün, son iki yıl içinde mutlu olduğum tek gündü’. Telefonla konuşurken bile muhatabınız ses tonunuzdan bu konuşmadan ne kadar mutlu olduğunuzu anlamalıdır. Sizin ona değer vermeniz, onu size samimi olarak yaklaştıracaktır. Başkalarına karşı samimi ve derin bir ilgi gösteriniz.

2-Gülümseyiniz
İnsanın yüzünde taşıdığı, sırtında taşıdığından daha önemlidir. İnsanları hareketleri kelimelerden daha yüksek bir sesle konuşur. Kelimelerinin dilini pek sevmediğimiz nice insanlara hallerinin güzel dili yüzünden bağlanıveririz. Büyük bir şirketin yöneticisi ‘İşe alacağım insanları seçerken, gülümsemeyi bilen bir lise mezununu, asık suratlı bir üniversite mezununa tercih ederim’ demişti. Gülümseyin. Öyle samimi ve sıcak olunuz ki, her sıktığınız ele, ruhunuzu da katınız. Düşmanlarınızı düşünerek zaman kaybetmeyin. Korkuya kapılıp hedef değiştirmeyiniz. Aklınızı hedefinizde yoğunlaştırınız. Güçlü ve faydalı olma düşüncenizi zihninizde yaşattıkça gerçekten de öyle olmaya başladığınızı göreceksiniz. Siz ısrar ettikçe fırsatlar çıkacaktır. Fikir, imanla bağlanırsa, kudret haline gelir. İmanla bağlanın. Cesur, açıkgöz ve neşeli olun. Kalbiniz neye bağlanırsa, varlığınız onun mahiyetine bürünür. Bürüneceğiniz mahiyeti doğru tespit edin.

3-İsimleri Hatırınızda Tutunuz
Sıradan bir adam bile kendi ismine dünyadaki bütün isimlerden fazla önem verir. Bir insanı uzun zaman sonra hatırlayıp, ismi ile hitap etmek, büyük bir iltifat kabul edilir. Fakat ismi yanlış hatırlasanız veya yanlış telaffuz ederseniz, bu, zararlı olabilir. Adam yeterince önemsenmediğini düşünüp, gücenebilir. Eserlerini kendilerine ithaf ettirmek için yazarlara para teklif eden zenginleri de biliyoruz. Siyasal adamlarının aldıkları ilk ders şudur: ‘Bir seçmenin ismini hatırlamak devlet idaresine hazır olmanın ilk şartıdır. Başkalarının isimlerini hatırınızda tutunuz. Çünkü bir insan için dünyanın en tatlı ve önemli sesi, kendi ismidir.

4-Dinlemeyi Biliniz
Dinleyen birisini bulduğunuzda dinletmeyi sevmeyenimiz yoktur. Heyecanlı dikkat ve ilgiden zevk almayacak insan yoktur. En sert, en saldırgan, tenkitçiler bile sabırlı ve sevimli bir dinleyici karşısında yumuşarlar. Böyle dinleyiciler zehirini akıtan tenkitçinin dilinin tutulacağını bilirler ve sabırla zehirini akıtmasını beklerler. Detner Yünlüler Şirketi’nin 15$’lık borcu için mektup yağmuruna tuttuğu bir müşteri, şirketin kurucusu Julian F. Detner’in odasına öfke ile dalmıştı: ‘Muhasebeniz hesabımı yanlış tutmuş. Size borcum falan yok 15$ ödemeyeceğim gibi, bir daha on paralık alışveriş de yapmayacağım’ diye gürleyen müşteriyi Detner dikkatle dinlemişti: -Hiç sözünü kesmedim. İçini boşalttı. Rahatladığını görünce şöyle konuştum: ‘Şikago’ya kadar gelip bu gerçekleri bildirdiğiniz için teşekkür ederim. Siz dikkatli bir müşterisiniz. Hatayı binlerce hesapla uğraşan memurlarımızın yaptığına eminim. Bir daha bizden alışveriş de yapmayacağımıza göre, ben size diğer iyi firmaları tanıtayım’. Çok etkilenmişti. Şikago’ya geldikçe beraber yemek yerdik. Bu defaki yemek davetimin sonunda yüklü bir sipariş vererek ayrıldı. Birkaç gün sonra da hesapları tekrar incelediğini, 15$’lık bir borcunun olduğunu bildiren mektubu geldi. Bu adam oğluna Detner adını vermiş ve ölünceye kadar dostumuz olarak kalmıştır. Önemli insanlarla çok sevilen röportajlar yapan Isaac Marcosson der ki: ‘Birçok insan dikkatle dinlemeyi bilmediğinden, iyi bir izlenim bırakmaz. Bunlar hep daha sonra söyleyeceklerini düşündükleri için, kulak açmazlar. Benim röportaj yaptığım büyük adamların hepsi de, konuşmaktan çok, iyi bir dinleyici olmayı tercih ettiklerini söylemişlerdir’.Karşınızdakini dinlemeyi biliniz. Başkalarına kendilerinden bahsetme imkanı veriniz.

5-İnsanların İlgilerini Paylaşınız
Bir insanın gönlünü kazanmak için onun ilgilendiği konuları konuşmanın çok etkili olduğu bilinmelidir. Avrupa’da düzenlenen büyük bir izci toplantısına katılacaktık. Oymağımdaki izcilerden birisi yol masrafını karşılayamayacak durumdaydı. Dev şirketlerden birinin yöneticisinden bu çocuk için yardım istemeye karar verdim. Görüşmeye gitmeden önce şirket yöneticisinin bir zamanlar bir milyon dolarlık bir çek yazdığını, karşılığı ödendikten sonra bu çeki çalışma odasına astığını öğrenmiştim. Odasına girer girmez bu çekten bahsetmeye başladım. Şimdiye kadar hiç bir milyon dolarlık bir çek görmediğimi, şimdi böyle bir çeki gördüğümü izcilerime anlatacağımı söyledim. Yöneticiden çekin hikayesini de anlatmasını istedim. Bana o günü, tekrar yaşayarak, zevkle anlattı. Görüyorsunuz ya, Chalif söze yardım isteği ile değil, yöneticiyi çok heyecanlandıran bir konuyla başlamıştı. Bakalım bunun sonucunda ne elde etmiş? -Çek bahsi bitince yönetici candan bir ilgiyle ziyaretimin amacını sordu. Ben de anlattım. O, bir değil, beş çocuğun masrafını karşılayabileceğini söyledi. Bin dolarlık bir çek yazdı. Şirketin Avrupa’daki şubelerine bize her konuda yardımcı olmalarını isteyen birer mektup hazırlattı. Üstelik Paris’te bizi bizzat karşılayıp şehri gezdirdi. Çek hikayesi aramızda öyle bir dostluk doğurdu ki, hala elinden gelen hiçbir yardımı izcilerimden esirgemez. O gün sözlerime onu çok ilgilen bir konu ile başlamamış olsaydım, herhalde bu başarıyı elde edemezdim. Karşınızdakilerin ilgilerini paylaşınız.

6-Başkalarına Önemli Birisi Olduklarını Hissettiriniz
Başkalarına, size nasıl davranılmasını istiyorsanız, öyle davranın. Hepimiz saygı görmek, samimiyetle takdir edilmek isteriz. Hakkımızda güzel sözler söylenilmesinden hoşlanırız. Önemli birisi olduğumuzun farkedilmesinden mutluluk duyarız. Evet, hepimiz önemli birisi değil miyiz? Bu takdir etme uygulamasına başlamanız için Amerika’nın Ankara Büyükelçisi ya da FIFA Başkanı olmayı beklemeyiniz. Herkesin takdir edilmeye ihtiyacı vardır ve takdir etmesini bilmelidir. İşimiz dost kazanmak değil mi? Size zahmet verdiğim için üzgünüm’, ‘Rica ederim’, ‘Lütfen’, ‘Teşekkür ederim’ gibi söylenmesi hiç de zor olmayan cümleler karşınızdaki insana kendisine değer verildiğini düşündüreceği gibi sizin iyi yetişmiş olduğunuzu da gösterir. Başkalarına önemli biri olduklarını hissettiriniz. Bunu samimiyetle yapınız.

İNSANLARI KAZANABİLMENİN ON İKİ YOLU

1-Hiçbir Münakaşanın Galibi Yoktur
Bir münakaşayı kazanmanın en iyi yolu, o münakaşaya hiç girmemektir. Uzun politika hayatım, bana bir gerçeği öğretti: ‘Cahil bir adamı münakaşa yoluyla mağlup etmeye imkan yoktur.

2-Kimseye Yanlış Düşündüğünü, Yanlış Bir Şekilde Söylemeyiniz
Hiçbir zaman yüzde yüz isabetli davranamayacağınıza göre, niçin yanlış hareket ettiklerini başkalarının yüzüne vurup duruyorsunuz? Bir şey ispatlayacaksanız, bunu iddianızı ve niyetinizi belli etmeden yapınız. Öğreniyormuş gibi davranarak öğretiniz. Hatırlamaya çalışıyormuş gibi hatırlatınız. Acaba yanlış mı düşünüyorum? Çünkü bizim esas korumaya çalıştığımız şey fikirlerimiz değil, şahsiyetimizdir.

3-Yanlışınızı Kabul Ediniz
Hatayı kabullenmek hatta üstlenmek aynı zamanda bir asalet işidir. Üstün bir karakterin belirtisidir. Yanıldığınız takdirde bunu çabuk ve kesin bir şekilde kabul ediniz. 4-İşe Dostça Başlayınız
Bir damla bal, bir varil ziftin çekemeyeceği kadar sinek toplar. Nezaket ve dostluk, sertlikten kuvvetlidir.

5-Hayır’ın Geri Dönüşü Zordur
Söze doğrudan doğruya anlaşmazlık bulunan konulardan başlamayınız. Başlangıç noktanız ortak düşünceleriniz olsun. Muhatabınızın ilk sözlerinin ‘Evet’ olmasını sağlayınız. Muhatabınıza konuşmanın başında ‘Hayır’ dedirtmeniz büyük strateji hatası olacaktır.

6-Şikayete Karşı Sigorta
Çok kimse düşüncelerini kabul ettirebilmek için çok konuşmaları gerektiğini zanneder. Değişik bir fikri dinlerken sabırsızlanıp lafa karışmayın. Kendi fikrinizi ifade etmek için konuşmanın bitmesini bekleyin. Muhatabınızı düşündüğü bir şeyi anlatması için teşvik edin. Bunu samimimi olarak yapın. Konuşmasına müsaade etmediğiniz biri, sizin düşüncelerinizden etkilenmez. Onun aklı, söyleyemediklerinde kalır. New York Herald Tribune gazetesinin ekonomi sayfasındaki ilanda yetenekli bir adam arandığı bildiriliyordu. Charles T. Cubellis de müracaat etti ve mülakata çağırıldı. Cubellis mülakata girmeden önce görüşeceği adam hakkında Wall Street’de epey bilgi topladı. Mülakat esnasında şu bilgileri araya sıkıştırdı: ‘28 yıl önce büyük bir odada tek memurla bu işe başladınız ve bu noktaya geldiniz değil mi? Sizinle çalışmak, benim için şereftir’. Hayattaki mücadelesini anlatmaktan hoşlanmayan adam var mıdır? Bu adam da neler çektiğini, engelleri nasıl aştığını, işlerini nasıl büyüttüğünü saatlerce anlattıktan sonra Personel Müdürü’nü çağırmıştı: ‘Aradığınız adam bu. Hemen işe başlatın’. Cubelis önce bilgi toplamakla, sonra da bu bilgiler vasıtasıyla karşısındaki adama uzun uzun konuşma, kendinden bahsetme imkanı vermekle bir iş sahibi olmayı başarmıştı.

7-Düşüncelerinizi Başkalarına Söyletebilmenizin Önemi
Kendi fikirlerimize başkaları tarafından fikirlerden daha çok önem veririz. Başkalarının fikirlerini daima belirli bir direnmeyle karşılarız. Öyleyse fikrimizi kabul ettirmenin yolu nedir? Çok basit, Kendi fikrimizi karşımızdakine sanki kendi fikriymiş gibi söyletebilmek. Theodore Roosevelt New-York valisi iken siyasi liderlerin sıcak bakmadığı işleri, onların onayını alarak yapıyordu. Nasıl mı? ‘Önemli bir makama atama yapacağım zaman, siyasi liderlere haber verir, teklifte bulunmalarını isterdim. İlk verdikleri ismin yeterli birisi olmadığını söyler, ikinci bir isim isterdim. Bunun da sakıncalı olabilecek taraflarını anlatır başka bir teklifte bulunmalarını rica ederdim. Bu, biraz daha iyi bir isim olurdu. Onlar benim istediğim adamı teklif ettiklerinde ‘tamam’ derdim, ‘kabul ediyorum’. Böylece onların istediği adamı atamış olurdum. Sonra da döner şöyle derdim: ‘Ben size destek oluyorum. Şimdi sıra sizde.. Bu usulle hiç istemedikleri konularda bile yanımda olmalarını sağlıyordum’. Bir fikrimi ona, üzerine giderek kabul ettirmeye çalışmazdım. Laf arasında şöyle bir dokunup geçerdim. fikrim, onda adeta demlenir, birkaç gün sonra Wilson tarafından kendi fikriymiş gibi açıklanırdı. Beni alacağım sonuç ilgilendirdiğinden, bu fikir benimdi demezdim. Böylece demleme olunu devam edebilirdi. Wilson da öne sürdüğü fikirlerin bana ait olduğunu anlamazdı bile. Karşınızdaki insana fikrin kendisine ait olduğunu düşündürünüz. Başkalarının, fikirlerinizi kendilerine mal etmelerinden kaçınmayınız.

8-Büyük Neticelerin Küçük Formülü
Çocuklar işbirliği yapmak, bir işi birlikte başarmak fikrinden çok etkileniyorlar. Başarımı, olaya onların gözüyle bakmama borçluyum. Unutmayın ki karşınızdaki insan hatalı olduğunu hemen kabul etmeyecektir. Bu yüzden onu suçlamadan önce, düşüncesine kuvvet veren sebepleri anlamaya çalışmalısınız. İnsanların düşüncelerinin sebeplerini keşfederseniz. onun şahsiyetinin anahtarını ele geçirmiş olursunuz. Kapıyı açmak kolaydır artık. Bunu sağlamak için kendinizi onun yerine koymalısınız. ‘Onun yerinde olsaydım, onun şartları altında bulunsaydım, nasıl hareket ederdim acaba?’ Olayları tam bir samimiyetle başkalarının bakış açılarından da görmeye çalışınız.

9-Sempatinin Gücü
A-Bu şekilde insanların ihtiyacı olan şey sempati görmektir. Çocuk, yarasını herkese bunun için gösterir. Hatta daha fazla sempati görebilmek için bir yerini yaraladığı bile olur. Büyük insanlar da yanı sebepten maddi-manevi yaralarını-berelerini anlatıp dururlar. Geçirdikleri kazalardan, ameliyatlardan bahsederler. Neler çektiklerini, başlarına ne felaketler geldiğini anlatıp aniden sırlarını dökerler. Bütün dünyada herkes kendi gerçek ya da hayali ızdırablarına karşı acınıp durur. Diğer insanların düşüncelerine, arzularına, tavırlarına sempati gösteriniz. 10-Asil Duyguların Harekete Geçirilmesi
Gerçek şu ki, karşılaştığınız herkes, aynada gördüğünüz adam dahil, kendisine büyük bir saygı duyar. Başkalarının da bu saygıyı kendisine göstermesini ister. John D. Rockfeller Jr. a gazetelerde çocuklarının resimlerinin basılmasını asil duygulara hitap ederek önlemişti. Onun dediği şuydu: ‘Sizler de çocuk sahibisiniz. Küçüklere vaktinden önce şöhret sağlamanın iyi yetişmelerini engelleyeceğini takdir edersiniz’. Bir müşteri hakkında kesin bilgileriniz yoksa, ona dürüst, samimi, namuslu borcuna sadık adam olduğuna inandığınızı söyleyin. Siz böyle söylerseniz, o da kendisini böyle olmak zorunda hisseder. Kendisine bu vasıflar verilen bir insan başka türlü hareket etmek istemez. A-Bir adama namussuz olduğunu söylerseniz, o zaman da namuslu davranmak istemez. Bu kuralın istisnası çok azdır.
11-Fikirlerin Gösterisi
Rakamlar, konuşmaktan çok daha büyük bir fayda sağlar. Grafiğin gücü ise rakamı aşar. Rakamların şekillerle ifadesi daha etkili olur.

12-Son Çare
İyi ve çok iş yaptırabilmek için rekabeti körüklemek gerekir. Bu, herkesi birbirine ezdiren bir rekabet değildir. Daha mükemmeli yakalama arzusunun ateşlenmesidir. İnsanlara vasıflarını ortaya çıkarabilecek cesareti veriniz. Bu cesareti vermenin en emin yolu da onlara meydan okumaktır.

İNSANLARI KOLAYLIKLA DEĞİŞTİRMENİN DOKUZ YOLU

1-Mutlaka Kusur Bulacaksanız...
Sekreter bu uyarıdan hiç alınmadı. Çünkü az evvel üstün bir yanı söylenmişti. İnsan övüldükten sonra, kusurunun söylenmesine tahammül edebilir. Tamamen gözden çıkarılmadığını düşünüp, rahatlar. Kusurunu düzeltecek gücü kendisinde bulabilir. Berber de traş etmeden önce, müşterisinin sakalını sabunlamaz mı? Önce övgü, sonra tenkit sonra itimat. İşte insanı öldürmeden kazanmanın formülü: ‘Çok iyisin. Şu hataların var. Sana itimat ediyorum’. Söze samimi bir takdirle başlayınız.

2-Düşman Kazanmadan Tenkit Etmenin Yolu
İnsanlara hatalarını dolaylı olarak anlatınız. Böylece kaş yapayım derken, göz çıkartmazsınız; düşman kazanmazsınız.

3-Önce Kendi Hatalarınızı Söyleyiniz
Hatan, benim yaptığım hatadan daha küçük ama sen bunu yapmamalısın. Kendi hatalarımızdan bahsetmemiz, başkalarının da kendi hatalarını kabullenmelerini kolaylaştırır.

4-Hiç kimse Emir Almaktan Hoşlanmaz
Doğrudan emirler yağdırmak yerine yapmaları gerektiğini insanlara hissettiriniz.

5-İnsanların Gururlarını Koruyunuz
Yıkılan gurur çoğu zaman beraberinde başkalarını da alır götürür.

6-Küçük Bir Takdir Büyük Başarıya Sevk eder
Her insanda gördüğünüz en küçük bir yeteneği ve başarıyı bile samimiyetle takdir ediniz. İnsanlar bu takdir cümlelerin verdiği hızla büyük başarı yollarına girerler. Unutmayınız, böyle davranılmaya sizin de ihtiyacınız var.

7-Değer Vermek
Herhangi bir insana bir meziyetinden veya faziletinden ötürü saygı duyduğunuzu hissettirirseniz, onu idare etmek son derece kolaylaşır. Baştan çıkmış bir adamı yola getirmek için ona namuslu adam muamelesi yapmak gerekir. Bu muamele onu öyle sevindirir ki, layık görüldüğü şekilde karşılık vermek ister. Bir başkasının gösterdiği itimat ona gurur verir. Bir insana öyle bir değer veriniz ki, o değere gerçekten sahip olmak istesin. İnsanlara değerli olarak yaşama imkanlarının ve fırsatlarının önünü açınız.

8-Zorlaştırmayınız
Bir çocuğa, bir eşe, bir memura beceriksiz ve yeteneksiz olduğunu söylerseniz, onun bütün gelişme, başarılı olma ümit ve arzusunu kırarsınız. Tam tersini yapınız. Yapılacak işin zor değil kolay olduğunu söyleyiniz. Teşvik ediniz. Yapamadıklarını tenkit etmeden önce yapabildiklerini övünüz. Onun yeteneğine güvendiğinizi hissettiriniz. O zaman daha iyi olmak için elinden geleni yapacaktır. İnsanlara eksikliklerinin kolayca getirebileceğini, hatalarının kolayca düzeltilebileceğini söyleyiniz. Yapmaları gereken işlerin zor olmadığını hissettiriniz. Ne kendi işinizi, ne onların işini zorlaştırmayınız. Daima cesaret aşılayınız.

9-Sevdiriniz
Yapılmasını istediğiniz işi karşınızdakine sevdirerek yaptırınız.

AİLE HAYATIMIZI DAHA MUTLU YAPACAK YEDİ YOL

1-Aile Hayatınızın Mezarını Kazmak İstemiyorsanız...
Kıskançlığın zehirli dumanları bu evliliği de boğmuştu. Kadın dırdırı ile imparatoru bile evinden kaçırtmıştı. Kocaların evlerini terk etmelerinin en önemli sebebinin karılarının dırdırı olduğunu gördüm.

2-Sev ve Yaşat
Karşısında kendisinde kusur arayan, kusurlarını büyüten bir kadın değil, sadece yorgun başını dinlendirmeye çalışan bir kadın bulmuştur. Karısının kendisine güvendiği bir erkek dik durur, güçlü olur. Bu konuda verilebilecek en çarpıcı örnek Hz. Muhammed ile Hz. Hatice’nin bir konuşmasıdır. Günlerce süren ruhi gerginlikten sonra Hz. Muhammed eşi Hz. Hatice’ye Peygamberlikle görevlendirildiğini açıkladığında tereddütsüz aldığı cevap şudur: ‘Eğer hakikaten bir Peygamber gelecekse, bu ancak sen olabilirsin’. Evlilikte başarı yalnızca aranan eşi bulmak değildir. Aynı zamanda aranılan eş olmalıdır. Eşinizi ‘Aradığım bu değildi’ diye suçlamayın. Acaba onun da aradığı siz miydiniz? Hayat arkadaşınıza önem veriniz. Onu olduğu gibi kabul ediniz.

3-Soluğu Mahkemede Almamak İçin
İmparatoriçe Katerina da evinde aynı diplomasiyi uyguluyordu. Güçlü bir imparatorluğun bütün tebaasını avucunun içinde tutan, düşmanlarına işkence yapmaktan çekinmeyen, hasımlarını kurşuna dizdiren gereksiz savaşlar ilan eden bu kadar evinde kimseyi incitmezdi. Aşçısının önüne koyduğu yanmış eti bile hiç bir şey söylemeden yerdi. Hatta aşçısına gülümserdi. Catherine dışarıda ne kadar zalimse, evinde de o kadar sabırlı, kibar ve hoşgörülüydü. Evlilik gemisinin sert kayalara çarpıp parçalanmasına sebep olan dev dalgalar yıkıcı tenkitlerden başka bir şey değildir. Kırıcı, aşırı, lüzumsuz, yıkıcı tenkitten kaçının. Aksi halde soluğu mahkemede alırsınız.

4-Herkesi Mutlu Etmenin Kestirme Yolu
Kadının mutlu ve evine bağlı olması için kocası tarafından takdir edilmesi gerekir. Katını mutlu eden erkek kendisinin de mutluluğunu sağlamış olur.

5-Kadın İçin Küçük Bir Dikkatin Büyük Değeri Vardır
Lütfen bir demet çiçek götürmek için karınızın hasta olmasını beklemeyin. Kadınlar doğum, nişan, nikah günlerine büyük önem verirler. Bunların unutulmasını kendilerinin sevilmediği şeklinde yorumlarlar. İçlerinde hakaret kabul edenler de vardır. Erkeklerin eşlerinin doğum günlerini, evlilik yıldönümlerini, benzeri önemli günleri mutlaka ezberlemelidirler. Bunların hatırlanmaması halinde üzülebilecek erkekler varsa, kadınlar bu günleri unutmadıklarını göstermelidirler... Birçok insan küçük dikkatlerinin değerini takdir etmez. Küçük ihmaller birikir, ortaya koskocaman bir boşanma davası çıkar. Küçük bir dikkatsizliğin orman yangınına sebep olduğunu unutmamalıyız.

6-Bunu İhmal etmemelisiniz
Hollanda’da bir eve girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarmak zorundasınızdır. Bu, günün sıkıntılarını kapının önünde bırakmak anlamına gelir. Hepimiz ayakkabılarımızı çıkarıp, eve öyle girmeliyiz. Bu çok önemli bir derstir. Müşterisine kötü söz söylemeyi aklından bile geçirmeyen adam, karısına ağzına geleni söyler. Ne budalalıktır. Mutlu olması için karısı ona daha çok lazımdır. Bir kadın, yüz bin müşterinin veremeyeceği mutluluğu verebilir.

Yazar : Dale CARNEGIE Yayınevi : Akış Baskı : Başarı
Başarının  anahtarının  ne  olduğunu  bilmiyorum , ama  başarısızlığın  anahtarı  herkesi  memnun  etmeye  çalışmaktır ..

Çevrimdışı teksir

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 201
  • O mâhiler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler
Ynt: Dost Kazanma Sanatı
« Yanıtla #1 : 08 Mart 2011, 01:30:43 »
 zs2))super cok egitici bir sey
atilma dur, suhan-i ehl-i hali anlamadan
cevaba etme tasaddi suali anlamadan.
                                                 naci!

Çevrimdışı expert35

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 7
Ynt: Dost Kazanma Sanatı
« Yanıtla #2 : 08 Mart 2011, 02:03:46 »
Allah ebeden razı olsun. Çok faideli bir paylaşım olmuş.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Dost Kazanma Sanatı
« Yanıtla #3 : 08 Mart 2011, 09:27:26 »
ÜSTÜNLÜK SAĞLAMANIN YOLLARI

Soğuk bir kış gecesi 2500 kişilik bir grup New York'un Pensilvanya otelinin büyük balo salonunu tıklım tıklım doldurmuştu. Salon saat yedide dolmuştu buna rağmen meraklı bir kalabalık hala salona geliyordu. Salonda iğne atacak yer yoktu, dışarıda yüzlerce kişi bir buçuk saattir bekliyordu.

Gündüz çalışmaktan yorulmuş olan bu kalabalık akşam burada niçin toplanmıştı. Bir moda sergisini görmek için mi? Yahut altı gün süren bir bisiklet yarışının sonucunu öğrenmek için mi?

Yoksa Clark Gable'i yakından görmek için mi?

Hayır. Bütün bu insanları bir gazete ilânı buraya çekmişti. Hepsi de iki gün önce New York Sun gazetesinde yer alan bir ilanla karşılaşmışlar ve bu ilân onlara:

Gelirinizi arttırın

Etkili söz söylemeyi öğrenin

Lider olmak için hazırlanın demişti.

Bu kalabalığı Pensilvanya otelinin salonuna çeken bu ilândı. İlânı yayınlayan gazete New York'un en muhafazakar akşam gazetesi olduğundan, bu daveti kabul edenlerin çoğu, iş sahipleri, patronlar ve serbest meslek sahibi kişilerdi. Yani gelirleri 2000 ile 500.000 dolar arasında olan kimselerdi.

Bütün bu insanlar iş hayatında insanlara etkili söz söylemek ve insanlar üzerinde nüfuz sahibi olmak için açılan çok modern aynı derecede pratik bir kursu takip için gelmişler ve bu kurs Dale Carnegie'nin etkili söz söyleme ve beşeri münasebetler müessesesi tarafından hazırlanmıştı.

Bu kurs 24 senedir her mevsim devam ediyordu ve Dale Carnegie bu kurslarda elli binden fazla iş adamı yetiştirmiş bulunuyor, hatta büyük şirketler bu kursları kendi memurlarına verdirmişlerdi ve bu kurslar bütün memurların işine yaramıştı.

Hayata atılan kimseler neleri bilmelidir, neleri öğrenmelidir bu çok önemli bir meseledir. Şikago Üniversitesi yaşlıların öğrenim durumu ile ilgili birkaç müessese, 25.000 dolar harcayarak iki sene süren araştırmalar yapmıştır. Bu araştırmaların verdiği sonuçların birincisi yaşlıların her şeyden önce sağlık durumlarıyla ilgilendikleriydi. Daha sonra ilgilendikleri mesele beşerî münasebetleri idarede hüner kazanmak, yani başkalarını nasıl etkileyeceklerini öğrenmekti.

İnceleme yapan heyetler araştırma sonucunda bunları tespit ettikten sonra bu mevzuuyla ilgili kitap bulup bulunmadığını aramışlar fakat böyle bir kitabın yazılmadığını görmüşlerdi.

Bu akşam burada yüzlerce kişinin toplanmasının sebebi bundan başka bir şey değildi. Gelenlerin hepsi de okul kitaplarını okumakla başarılı olunacağını zannetmişler, fakat meslek hayatında bunun böyle olmadığını görmüşlerdi. Çünkü hayatta başarılı olan kimselerin daha başka özelliklere sahip kimseler olduklarını görüyorlardı. Bu insanlar güzel konuşmayı ve insanları etkilemeyi biliyorlardı.

Bu yüzden New York'un Pensilvanya oteli salonunda yapılan toplantı dikkate değerdi.

Bu kursa katılmış olan 15 kişi mikrofonun önüne getirildi. Kursa katılan 15 kişiden her biri, yalnız yetmiş beşer saniye konuşacak, birisi sözü bitirince diğeri söze başlayacaktı. Hazır bulunanlar bir buçuk saat konuşmacıları dinlediler.

Konuşmacılar tüccar, memur, saatçi, bankacı, işadamı, eczacı, avukat gibi değişik meslek gruplarından insanlardan oluşuyorlardı.

İlk söz söyleyen kişi Patrick J. O'Haire isminde bir İrlandalı idi. Hayatta yalnız dört yıllık bir öğrenim görmüş, sonra Amerika'ya gelerek makineci olarak çalışmış, sonra şoförlük yapmıştı. Kırk yaşında olan bu adam ailesini düşünüyor, kendisinin daha fazla para kazanmak zorunda olduğunu anlıyordu. Fakat sıkılgan bir kişiliği vardı. Bir büroya girip derdini anlatamazdı, büronun kapısı önünde dakikalarca dolaşırdı. Bir gün Dale Carnegie'nin kursuna katılması için davet edilmiş, fakat kursa katılmamıştı. Çünkü yüksek tahsilli kimselerle karşılaşacağını zannetmişti.

Ama karısı kendisini teşvik etmiş, "belki faydalanırsın" demiş, bunun üzerine kursa başlamıştı. Kısa sürede konuşma kabiliyeti artmıştı. Yavaş yavaş konuşmaktan hoşlanmaya başlamış, eski sıkılganlığı tamamen geçmişti, bu yüzden kazancı da artmıştı.



Sıradaki konuşmacı Godfrey Meyer ismindeki bir bankacıydı. 11 çocuğu vardı. Bu kursa ilk başladığında konuşmak için ayağa kalktığında dili tutulmuştu. Fakat o da söz söyleme sanatını kısa sürede kavramış ve hayatta başarılı olmuştu.

Nasıl konuşacağını bilmek, hayatta başarılı olmak için en kestirme yoldur. İnsan bu sayede karanlıktan ışığa kavuşur ve herkesin dikkatini çeker.

Dale Carnegie şimdiye kadar 150.000 nutuktan fazlasını tenkit etmiş bulunuyor. Bu büyük rakam, sizin üzerinizde etki oluşturmuyorsa, Amerika'nın keşfedildiği günden itibaren her güne bir nutuk düştüğünü hatırlamanız yeterlidir.

Missouri'nin demiryolundan on mil uzaklıkta olan bir çiftlikte doğan Dale Carnegie, on iki yaşına gelinceye kadar sokak arabası görmediği halde bugün 46 yaşındadır (şimdi vefat etmiştir) ve dünyanın her köşesini görmüş ve bir ara Amiral Byrd'in Kuzey kutbuna yaklaşmasından çok fazla Güney kutbuna yaklaşmıştı.

Çocukluğunda çilek toplamak için saatte beş sent kazanan Carnegie bugün, büyük şirketlerin memurlarına verdiği dersler karşılığında dakikada bir dolar kazanmaktadır. Genç Carnegie okuyabilmek için büyük mücadelelere girmek zorunda idi. Çünkü Missouri'deki tarlaların verimi oldukça düşüktü. Nehirler her sene kabarıp taşıyor ve ekinleri sürükleyip götürüyor ve bu yüzden hayvanlar açlıktan ölüyorlardı. Nihayet ailesi her şeyi satarak, Werrensburg'daki öğretmen kolejine yakın bir yerde yeni toprak almışlar, Carnegie de bu koleje gitmeye başlamıştı. Okula at üstünde gidip geliyor, çiftlikte inek sağıyor, odun kesiyor ve gaz lambasının ışığı altında derslerine çalışıyordu.

Öğretmen kolejinde 600 öğrenci vardı. Bunların içinde şehirde evleri olmayanların sayısı birkaç kişiden ibaretti. Carnegie'de bunların arasındaydı. Fakirlik yüzünden her gün köye dönerek inekleri sağmaya mecbur olmak, kendisini utandırdığı gibi, pek kaba olan ceketinden ve çok kısa olan pantolonundan da ayrıca mahcupluk duyuyordu. Bu durum karşısında bir yolunu bulup hayatta başarılı olmalıydı.

Bir gün okulda nüfuzlu bir grubun bulunduğuna dikkat etti. Bunlar futbol ve beysbol oynayan aynı zamanda da okulda yapılan müzakere ve tartışmalarda kazanan gençlerdi. Sporla pek ilgilenmediğinden söz meydanına girmeye karar vermişti.

İnekleri sağarken, köyde gezerken, işi gücü söz söylemek ve bu konuyu savunmaktı. Buna rağmen okulda açılan tartışmalarda genellikle mağlup oluyordu. Bu sırada kendisi 18 yaşında gururlu bir delikanlıydı ve yenilmekten o kadar incinmişti ki bir ara kendi canına kıymayı bile düşünmüştü. Buna rağmen çalışmış ve kazanmaya başlamıştı. Her tartışmaya giriyor ve artık her tartışmadan galip olarak çıkıyordu.

Diğer arkadaşları onunla birlikte çalışarak bilgisinden istifadeye başlamışlar ve başarılı olmuşlardı.

Okulu bittikten sonra "mektupla eğitim" kursları düzenledi. Fakat çok gayret etmesine rağmen başarılı olamadı. Büyük bir umutsuzluğa düşmüştü. Omaha'ya gidip yeni bir iş bulmalıydı. Fakat tren biletini alacak parası bile yoktu. Bir yük trenine bindi ve yolculukta trenin taşıdığı yabani atlara bakıcılık yaptı. Omaha'ya gidince bir iş bulmuştu. Bulduğu iş Armour şirketi adına et, sabun satıcılığı idi. Satış bölgesinde yük trenleriyle veya at sırtında dolaşıyor odalarının arası çarşaftan perde ile ayrılmış otellerde kalıyordu. Fakat satıcılık üzerine kitaplar okuyor ve para kazanmanın yollarını öğreniyordu. Bir mağaza sahibi sipariş ettiği etlerin, sucukların parasını vermezse onun mağazasından birkaç çift ayakkabı alıp demiryolu işçilerine satıyor ve şirketin parasını kurtarıyordu. Carnegie tren yük indirmek için durdukça hemen trenden iner bir kaç satıcı ile görüşür, siparişlerini alır ve tren hareket etmeden yerine döner ve yoluna devam ederdi.  (Zaman içinde zaman)

En verimsiz bölgelerden birinde çalışan Carnegie iki sene içinde bu sahayı en verimli, en kazançlı hale getirmişti ve şirket onu terfi ettirmek istedi. Fakat Carnegie terfi etmeyi reddederek işinden ayrıldı. Çeşitli işler yaptı, ama bunların kendisine göre olmadığını anladı ve hikâye, roman yazmaya ve bir gece kursunda ders vermeye başladı.

Kolejde yaptığı işi düşündü sonra kendisinin insanlarla konuşmak konusunda verdiği derslerin, kolejde okuduğu bütün eserlerden daha fazla emniyet, cesaret ve kudret temin ettiğini, bu sayede iş hayatında başarılı olmak, insanları idare etmek imkânlarının elde edildiğini görmüş ve New York'taki Genç Hıristiyanlar Cemiyeti (Y.M.C.A) okullarında topluma söz söylemek üzerine iş adamlarına hitap edecek bir kurs açmalarını ve bu kursun idaresini kendisine vermelerini teklif etmişti.

Teklif hayretle karşılanmıştı. Çünkü iş adamlarına hitabet dersi vermeye ne gerek vardı? Bunun kadar manasız bir teşebbüs olabilir miydi? Daha önceleri buna benzer kurslar düzenlemişler ve başarısızlığa uğramışlardı.



Bu yüzden Camegie'nin teklifi reddedilmiş ve kendisine bu iş için ücret verilmeyeceği söylenmişti. Carnegie'de ücret istemediğini fakat hâsılattan kendisine bir hisse verilmesini söyledi. Üç sene içinde Carnegie'ye her gece, iki dolar yerine otuz dolar vermeye başladılar. Çünkü kurs gittikçe büyüyordu. Bu sayede bütün okunan kitapların iş adamları bakımından fazla akademik olmadığı anlaşıldı. Carnegie bunun üzerine kitap yazmaya başladı. Ve "Söz Söylemek ve İş Başarmak Sanatı" adlı eserini yazdı. Bugün bu eser bütün Y.M.C.A. teşkilâtının, Amerika Bankerleri Cemiyetinin ve Milli Krediler Cemiyetinin metin kitabıdır. Dale Carnegie'ye göre her insan sinirlenince söz söyleyebilir. En cahil adamın suratına bir yumruk indirerek yere yuvarlarsanız, derhal ayağa kalkar, hararet ve kuvvetle ve en kudretli hatipleri hayran bırakacak şekilde derdini anlatır. Her insanda bu kudret bulunduğuna göre kendine güvenen her insanın aynı kudrette söz söylemesi mümkündür.

Dale Carnegie önce söz söyleme üzerine bir kurs idare etmekle işe başladı. Bütün öğrencileri iş adamları ve çoğu otuz senedir okul yüzü görmeyen kimselerdi. Bunlar ücretleri taksitle ödüyorlardı. Çünkü alacakları neticelere bakmakta ve bu neticeleri ertesi gün iş hayatlarında uygulamak istemekteydiler.

Çetin ve sıkıcı hiç bir kurala boyun eğmeyen Carnegie tam manasıyla hakiki ve tam manasıyla etkili bir sistem oluşturmayı başardı.

Camegie'nin bir kursu bittiği zaman kursa devam edenler bir klüb kuruyorlar ve her on beş günde bir toplantılar yapıyorlar. Filadelfiya'da 19 kişiden oluşan bir grup, 17 yıldan bu tarafa ayda ikişer defa toplanmaya devam etmektedirler. Bu toplantılara katılmak için 100, 150 kilometre mesafede bulunan yerlerden gelenler bile vardı.

Harward Üniversitesi profesörlerinden Wilyam James, insanın, içinde saklı olan fikrî kudretinin ancak yüzde onunu kullanabildiğini söylerdi. Fakat Carnegie, insanları, içlerindeki bu kudreti daha fazla kullanmaya sevk ederek yaşlıların terbiyesi bakımından en büyük hareketlerden birini oluşturmayı başarmıştı.

Lowell Thomas

Dale Carnegie - - Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Dost Kazanma Sanatı
« Yanıtla #4 : 08 Mart 2011, 09:28:53 »
BU ESERDEN FAYDALANMAK İÇİN DOKUZ KURAL

1- Bu kitaptan faydalanmak için her kuraldan, her teknikten daha önemli bir şey vardır. Bu esası kavramadıkça öğrenilecek binlerce kuraldan hiç birinin faydası olmaz. Fakat bu ihtiyacı karşılarsanız, bu eserden faydalanmak ve önemli işler başarmak için hiçbir şeye ihtiyacınız kalmaz.

Bu ihtiyaç ne mi?
Öğrenmek için derin ve sürükleyici bir arzu, insanları idare iktidarını genişletmek için canlı bir azim!

Bunları nasıl mı başaracaksınız? Bu esasların ne kadar önemli olduğunu daima hatırlamak, bu esaslara hâkim olmakla önemli başarılar kazanmak yarışanda elde edeceğiniz yardımı düşünmekle! Kendi kendinize daima şunu deyiniz "insanlar tarafından sevilen bir insan olabilmem ve kazancımı arttırabilmem için, insanları yönetmeyi öğrenmeliyim".

2- Öncelikle her bölümü süratle okuyunuz ve onunla ilgili fikir edininiz. Bir bölümü okumak belki de sizi daha sonraki bölümü okumaya teşvik edecektir. Fakat kitabı zevk için okumuyorsanız, biraz sabredin. Geriye dönüp her bölümü dikkatle birkaç kere okumanız gerekir.

3- Okuduğunuz kısımları yavaş yavaş ve düşünerek okuyunuz. Size öğretilen her şeyi nasıl ve ne zaman uygulayacağınızı kendi kendinize sorunuz. Eseri bu şekilde okumak, sizi daha iyi bir çalışmaya teşvik eder.

4- Eseri okurken elinizde bir kalem bulundurun ve faydalanacağınız bir fikirle karşılaştığınızda yanına bir yıldız koyunuz. Şayet bu düşünce sizi son derece ilgilendiriyorsa altını tamamen çizin, yahut onu birkaç yıldızla işaretleyiniz.

5- Bir sigorta şirketinin yöneticisini onbeş yıldır tanırım. Her ay şirketin bütün anlaşmalarını okur. Evet, şirketin anlaşmalarını her ay tekrarlar ve her ay bunu yapmaya devam eder. Çünkü tecrübesi anlaşmaların hepsini aklında tutamadığını göstermiştir. 

Ben de bu eseri iki yılda tamamlamama rağmen kendi yazdığımı hatırlayabilmek için zaman zaman eserimi gözden geçirmeye mecbur oluyorum. O halde eserden sürekli bir fayda sağlamak için onu bir kere gözden geçirmenin yeterli olduğunu zannetmeyiniz. Eseri okuduktan sonra her ay birkaç saatinizi ona vermelisiniz ve okuduğunuzu hatırlamalısınız. Hattâ bu kitabı gözünüzün önünden ayırmayınız. Onu açıp seçtiğiniz yerleri düşününüz. Çünkü öğrenilen kuralları benimsemek, onlara alışmak için onları devamlı uygulamak gerekir. Bunun başka çaresi yoktur.

6- Bernard Shaw, bir gün şunu ileri sürmüştü:

"Birisine bir şey öğretmek isterseniz asla öğrenmez." Shaw haklıdır. Öğrenme insanın içinde doğacak bir faaliyettir. İnsanlar bir işi yaparak öğrenirler. Siz de bu kitaptaki prensiplere hâkim olmak istiyorsanız, her fırsattan faydalanarak onları uygulamalısınız. Bunu yapmazsanız unutursunuz. Çünkü ancak kullanılan bilgi, insanın kafasına yerleşir.

Belki de bu kuralları uygulama imkânını birdenbire bulamayacaksınız, tavsiye ettiğim birçok şeyin kolay kolay tatbik edilemeyecek olduğunun farkındayım. Meselâ hoşunuza gitmeyen bir şeyi suçlamak ve eleştirmek o şeyi övmekten çok daha kolaydır. Karşınızdakinin isteklerini anlatmaktansa kendi isteklerinizden bahsetmek daha kolaydır... Onun için bu kitabı okurken, sadece bilgi edinmek için okumadığınızı, yeni alışkanlıklar edinmeye çalıştığınızı hatırlayın. O halde daima bu sayfalara bakın ve bu eseri, insan ilişkilerinin bir el kitabı sayın.

Meselâ bir çocuğu eğitirken kadına kendi düşüncenizi kabul ettirmek, sinirli bir müşteriyi tatmin etmek gibi önemli bir mesele ile karşılaştığınız zaman aklınıza geleni yapmayınız. Bu yanlıştır. Aksine bu sayfaları karıştırarak altını çizdiğiniz satırları bir kere daha okuyunuz.

7- Bu kurallara uymadığınız zaman kendinize bir ceza veriniz. Meselâ karınıza veya iş arkadaşınıza kurallara uymadığınız zaman l dolar verin. Bu şekilde bu kuralları benimsemeyi canlı bir oyun haline getirin.

8- Tanınmış bir bankanın şefi bir gün sınıfta hayatta gerçekten başarı sağlayan bir metoddan bahsetmişti. Bu insan çok az öğrenim görmüştü. Ama bugün Amerika'nın en büyük maliyecilerinden birisidir. Onun anlatışına göre hayatta kazandığı başarının bütün sırrı kendi kendisine çizdiği hareketi uygulamasıdır.

"Yıllardır her verdiğim sözü bir deftere yazıyordum. Cumartesi günü akşamları bir köşeye çekilip kendimi imtihan ederdim. Yaptıklarımı gözden geçirir, bütün konuşmalarımı, buluşmalarımı inceler, kendi kendime sorardım.

" Bu hafta içindeki başarılarım nedir? Tecrübelerimden aldığım dersler nelerdir?

"Bu haftalık imtihanlar bana hatalarımın ne kadar çok olduğunu gösteriyordu. Yıllar geçtikçe hatalarım azalıyordu. Özeleştiri yapmaya yıllarca devam ettim. Bu sayede çok şey kazandım."

Siz de kitabın tavsiye ettiği esasları ne dereceye kadar uyguladığınızı kendi kendinize kontrol edebilisiniz.

9- Bir günlük tutun ve bu günlüğe kurallara uymakla elde ettiğiniz başarılarınızı yazın. Olaylarla ilgili tarih, yer, isim ve sonuçları yazın. Bu notlar sizin başarılarınızı belgeleyecektir.


Söylediklerimizi şu şekilde özetleyebiliriz:

1- Sosyal ilişkilerinizi geliştirmek konusunda kararlı olun.
2- Okuma esnasında yeteneğinizin geliştiğini görürsünüz.
3- Kitaptaki kuralı nasıl uygulayacağınızı kendinize sorarak okuyunuz.
4- Size göre önemli olan şeylerin altını çiziniz.
5- Her ay kitabı gözden geçiriniz.
6- Kuralları uygulayınız.
8- Yaptığınız hataları, attığınız geri adımları, öğrendiğiniz her şeyi haftada bir gün düşününüz.
9- Bu prensipleri nasıl uyguladığınızı bir yere not ediniz.

Dale Carnegie - www.ihya.org - Dost Kazanma ve insanları Etkileme Sanatı

Çevrimdışı teksir

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 201
  • O mâhiler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler
Ynt: Dost Kazanma Sanatı
« Yanıtla #5 : 08 Mart 2011, 10:49:01 »
mucteba sana teskkrler devamini koydugun icin
atilma dur, suhan-i ehl-i hali anlamadan
cevaba etme tasaddi suali anlamadan.
                                                 naci!

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Dost Kazanma Sanatı
« Yanıtla #6 : 08 Mart 2011, 11:03:00 »
mucteba sana teskkrler devamini koydugun icin

Başucu niteliğinde bir eser. İnşAllah yararlı olur.