Gönderen Konu: En modern hastalık Reflü  (Okunma sayısı 4335 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7477
En modern hastalık Reflü
« : 02 Ocak 2010, 05:40:01 »

Birçok şeyin olduğu gibi hastalıkların da modası var. Özellikle de kadınları ilgilendiren hastalıkların.

Çünkü erkek milleti öyle astımmış, kemik erimesiymiş, hatta kansermiş, her hastalığı kendine dert edinmez. Kadınlar ise eteklerinin boyu, çoraplarının deseni, eşarplarının rengi, ayakkabı topuklarının yüksekliği gibi, hangi hastalıkların moda olduğunu da yakından takip ederler. Meselâ, bir zamanlar migren çok popülerdi. Başı ağrıyan kadın üzülmez ve hatta 'migrenim var, şekerim' diye hava atardı çevresine. Başı ağrımayanlar kendini ne kadar talihsiz, ne kadar demode hissederlerdi, hatırlıyor musunuz?

Sonra, gastrit, kolit, ülser, alerji, astım modern zaman hastalıkları olarak 'kadınların altın günlerinin' tek konusu olma şerefini senelerce taşıdı. Şimdi devir reflü devri! Bir gecede imara açılıp fiyatı katlanan çorak tarlalar gibi değerlendi bu sözde hastalık. Bundan on-on beş sene önce doktorların bile adını bilmedikleri 'tıbbın bu son harikası', astımı, alerjiyi, kanseri, hepatiti, damar sertliğini, AIDS'i kıskandıracak bir şöhrete ulaştı.

Üstelik ses kısıklığından öksürük ve astıma, geniz akıntısından sinüzit ve otite, zatürreeden farenjit ve larenjite, reflü ile ilişkilendirilmeyen hastalık da kalmadı. Kapsama alanı 'el kadar bebekleri' içine alacak kadar genişledi. Bazı hastalıkların zaman zaman moda olmasında hastaların da, doktorların da, ilaç endüstrisinin de rolü var. Hastalardan başlayalım: Onlar artık gastrit ve ülser gibi teşhislerinden bıkmışlardı ve kendilerine yeni ve mümkünse 'modern bir hastalık' arıyorlardı. Reflü hızır gibi yetişti. Aynı şey doktorlar için de geçerli. Üstelik 'kamu doktorları' için her yeni hastalık, her yeni ilaç; toplantı, seminer, kongre; yani promosyon ve bedava seyahat-yeme-içme; 'muayenehane doktorları' için de yeni hastalar ve daha çok kazanç anlamına geliyor.

İşin kaymağını ise her zaman olduğu gibi ilaç ve tıbbî âlet endüstrisi yiyor. Amaç, gelip geçici birtakım şikâyetleri önemli bir hastalığın belirtisi gibi göstererek, hayat tarzı düzenlemeleri ile iyileşebilecek hastalıkları ömür boyu ilaç kullanılması gereken hastalıklar haline dönüştürerek, çok seyrek rastlanan komplikasyonları sık görülürmüş gibi anlatarak insanları korkutarak ve böylece 'moda hastalık' meydana getirmek ve bu modayla ilgili her türlü ürünün satışını artırmak!

Reflü bir hastalık değil ki!

Önce şunu bilmelisiniz ki reflü bir hastalık değildir. Sağlıklı insanlarda da görülen fizyolojik bir olaydır. Reflünün Türkçe karşılığı geriye akıştır. Burada sözü edilen, esasında gastro-özofagal reflüdür, yani mide muhtevasının ve asidinin yemek borusuna kaçmasıdır. Normalde, yemek borusunun alt ucundaki sifinkter ismi verilen halka şeklindeki kasların kasılması sayesinde midedeki sıvı ve besinlerin yemek borusuna geçmesi engellenir. Ancak, reflü normal kişilerde de (özellikle de yemeklerden sonra) kısa süreli olarak meydana gelir. Reflü, yemek borusuna zarar vermez ve herhangi bir belirtiye de yol açmaz, yani fizyolojik bir durumdur.

Mide fıtığı, şişmanlık, gebelik, sık kusmalar gibi çeşitli sebeplerle bu sifinkterin gevşemesi, mide asidi ve yiyeceklerin yemek borusuna kaçmasını, yani reflüyü kolaylaştırır. Uzun süre ve fazla miktarda olan reflü de bazı kişilerde zamanla yemek borusu alt ucunda iltihaba, yani özofajite yol açabilir. İşte, reflü yemek borusunda iltihaba ve çeşitli belirtilere sebep olduğunda masum bir olay olmaktan çıkar ve o zaman bir hastalık (reflü hastalığı) olarak kabul edilir. Reflü hastalığının en önemli belirtisi, göğüs kemiği arkasında ağrı olmasıdır. Yemeklerden sonra ve geceleri şiddetlenen, öne eğilmekle artan, yanma şeklinde bir ağrıdır. Bazı kişilerde ağza midedeki besinlerin ya da acı su gelmesi, geğirme ve yutma güçlüğü gibi şikâyetler de görülebilir.


Bunlara dikkat!

Her şikâyeti olan hastada hemen ilaçlara sarılmak doğru değildir. Bazı basit hayat tarzı düzenlemeleri ile birçok kişiyi rahatlatmak mümkündür:

Günde 3 öğün yerine 5-6 öğün yiyin. Yağlı, baharatlı sindirimi güç yiyecekler yerine hafif yemekleri tercih edin. Acılı, ekşi, baharatlı ve kızartma yiyeceklerden uzak durun. Yemek yedikten sonra 3-4 saat geçmeden yatar pozisyona geçmeyin. Yatarken başınızı yüksekte tutun. Alkol ve sigara ile fazla çay, kahve ve kolalı içeceklerden uzak durun. Mide asidini artıran ilaçlara (mesela, aspirin ve ağrı kesiciler) dikkat edin. Karnınızı sıkı saran kemer ve dar etek, pantolon gibi giysileri kullanmayın. Öne doğru eğilmekten kaçının. Fazla kilolarınızı en kısa zamanda vermeye çalışın.

Tedavi kime, ne zaman gerekir?

Reflü'nün tedavisinde 'proton pompası inhibitörleri' ve 'aljinik asit' ihtiva eden ilaçlar kullanılır. Şikâyetleri, yukarıdaki tedbirlerle düzelmeyen hastalarda bu ilaçların belirli bir süre, düzenli olarak uygulanması ile çok iyi sonuçlar alınır. Proton pompası inhibitörleri, asit salgılanmasını ve böylece yemek borusuna doğru çıkan mide asit miktarını azaltarak etkili olur. Aljinik asitli ilaçlar ise yemek borusunun yüzeyi kaplayarak mide asidinin etkisini azaltırlar. İlaç tedavisi ile düzelmeyen az sayıda hastada ise endoskopik yöntemler ve cerrahi tedaviler güdeme gelir.

Prof.Dr. Ahmet Rasim Küçükusta- zamanonline
« Son Düzenleme: 24 Haziran 2010, 00:09:07 Gönderen: Tuğra »

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7477
Ynt: En modern hastalık Reflü
« Yanıtla #1 : 02 Ocak 2010, 05:49:33 »
Hastalıkla hava atıldığını ilk defa duyuyorum   za1))

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Reflü İlaçları Bağımlılık Yapıyor
« Yanıtla #2 : 24 Haziran 2010, 11:00:46 »
REFLÜ İLAÇLARI BAĞIMLILIK YAPIYOR

Tüm dünyada en çok kullanılan ilaçlardan biri de kısaca PPİ adıyla bilinen proton pompası inhibitörleri. Bu ilaçlara bir yılda ödenen para 10 milyar doların çok üzerinde. Midede asit salgısını azaltarak etki gösteren bu ilaçların ülser ve reflü hastalığı olanlarda son derece yararlı oldukları konusunda kimsenin hiçbir şüphesi yok ancak bu ilaçlar tüm dünyada olduğu gibi bizde de neredeyse hazımsızlık ve mide yanması gibi her sindirim şikâyeti olan hastaya leblebi gibi yazılıyor. Çeşitli ülkelerde yapılan araştırmalar bu ilaçların hastaların yüzde 25 ila 75’ i tarafından gereksiz yere alındıklarını ortaya koyuyor. Bu, en azından 3 milyar doların israf olmasından başka bir şey değil.

Bir kere bu ilaçlara başlayanlar da kısa zamanda PPİ-bağımlısı olup çıkıveriyorlar.

www.bizimsaglik.com sitesinde yer alan bir habere göre, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenterohepatoloji Bilim Dalı ev sahipliğinde düzenlenen Çapa 9. Gastroenterohepatoloji Günleri’nde konuşan Prof. Dr. Sabahattin Kaymakoğlu şunları söylemiş:

” Dispepsisi ve gastroözofageal reflüsü olan hastalar yoğun bir şekilde proton pompa inhibitörü kullanıyorlar ve bunun sonucunda mide asidinin salınımı baskılanıyor. Proton pompa inhibitörü ilaçlar, sabah kahvaltıdan önce alındıklarında maksimum etkinliği gösterirler ve gün içinde mide asidinin salınımını önemli oranda baskılarlar. Ancak organizmada vazifesini iyi yapmayan veya yapamayan bir organın çalışmaya başlamasını sağlamak için onu uyaran sistemler vardır. Mide asidinin salınımı bloke edildiğinde, ilacın alınmadığı ertesi gün daha fazla mide asidi salınır, bir rebound etki ortaya çıkar.

Dolayısı ile ertesi gün hasta ilacını almazsa mide daha fazla asit salgıladığından, dispeptik şikâyetler de artar. Hasta bu şikâyetleri kontrol altına alabilmek için ertesi gün proton pompa inhibitörü almak zorunda kalır ve bu hep böyle devam eder. Proton pompa inhibitörü ilaçlara karşı meydana gelen bu alışkanlık, onların sürekli kullanımına sebep olur. Bu alışkanlığı dozu düşük tutarak ve zorunluluk halleri dışında ilaç almayarak yenebiliriz”.

Gelelim neticeye

Her mide şikâyeti olan hastaya PPİ yazan meslektaşlarım inşAllah bu yazıyı okuduktan sonra reçete yazarken daha titiz davranırlar.

Prof.Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2010/06/01/yazilar/elestirel-yazilar/ilaclar/reflu-ilaclari-bagimlilik-yapiyor/
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı teksir

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 201
  • O mâhiler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler
Ynt: En modern hastalık Reflü
« Yanıtla #3 : 24 Haziran 2010, 12:36:11 »
Hastalıkla hava atıldığını ilk defa duyuyorum   za1))

sacma ama kadinlar arasinda hep oyledir. fg19))
bi bayanda olan rahatsizlik onlarda olmazsa cok buyuk bir eksiklik veya en ufak bir agrida falancada da boyle baslamis rahatsizligi kesin bende de var. t3))
« Son Düzenleme: 24 Haziran 2010, 12:40:44 Gönderen: teksir »
atilma dur, suhan-i ehl-i hali anlamadan
cevaba etme tasaddi suali anlamadan.
                                                 naci!

Çevrimdışı nirvana

  • yazar
  • ****
  • İleti: 516
  • "Nerede oLursanız oLun, Allah sizinLe beraberdir"
Ynt: En modern hastalık Reflü
« Yanıtla #4 : 24 Haziran 2010, 19:41:49 »
nur topu gibi bir hastalığım var sende de var mı diye  mi hava atıyorlarmışş :)))
Tutalım ki dikenim ...
Hem de kötü bir diken...
Ama nihayetinde güllerle bir aradayım ...
Hz. Mevlana

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Uzun süren reflüdeki sinsi tehlike!
« Yanıtla #5 : 04 Nisan 2011, 23:19:08 »
Uzun süren reflüdeki sinsi tehlike!

Reflü hafife alınacak bir hastalık değil !

Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Balık, uzun süre reflü olan kişilerin yemek borusunun içini döşeyen epitel tabakanın değişime uğrayarak kansere zemin hazırlayabileceğini söyledi.

Prof. Dr. Balık, reflünün “geriye doğru akım” anlamına geldiğini belirtti. Reflü hastalarında özellikle gece, mide içeriğinin boğaza doğru çıktığını ve oradan solunum sistemine geçerek öksürük nöbetlerine ve astım gibi hastalıkların alevlenmesine neden olduğunu ifade eden Balık, şöyle konuştu:

“Bu rahatsızlığı bulunan kişiler bir öğünde aşırı yemekten kaçınmalı, yemekten sonra birkaç saat dik durumda kalmalı. Yatarken de başlarını yukarda tutmalı. Reflü hafife alınacak bir hastalık değil. Hastalığın uzun süre devam etmesi ciddi sorunlara ve cerrahi operasyonların yapılmasına sebebiyet verebilir. Uzun süre reflü olan kişilerin yemek borusunun içini döşeyen epitel tabakası tabiat değiştirerek kansere zemin hazırlayabilir.”

Prof. Dr. Balık, reflünün tedavisinde teşhisin çok önemli olduğunu belirtti. Cerrahi müdahale için sindirim sisteminde ve özellikle yemek borusunda fonsksiyonel bozukluk bulunmaması gerektiğini dile getiren Balık, şöyle devam etti:

“Reflünün cerrahi tedavisinde pek çok yöntem var. Hastanın anatomik yapısına, yemek borusunun boyuna göre seçilecek işlem değişir. Cerrahi tedavilerin hepsinin amacı yetersiz olan valf sisteminin güçlendirilmesidir.

Bu amaçla midenin üst kısmı, yemek borusunun karın içindeki bölümüne sarılır. Mide içindeki basınç arttığında sarılan bölüm yemek borusu kısmına basınç uygular ve o bölümü kapatır. Böylelikle valf sistemi oluşturulmuş olur. Ancak bu sarma işlemi çok sıkı yapılırsa yutma zorluğu yaşanabilir.”


leyditürk
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
İlaçsız Reflü ve Gastritten Nasıl Kurtuldum?
« Yanıtla #6 : 26 Temmuz 2016, 10:33:44 »
İlaçsız Reflü ve Gastritten Nasıl Kurtuldum?   

AZ VE SIK YEMEK Mİ YOKSA İKİ ÖĞÜN BESLENMEK Mİ DOĞRU? SU NE ZAMAN İÇİLMELİ?


REFLÜDEN İLAÇSIZ KURTULMAK ÇOK KOLAY!

Son yıllarda en çok duyulan şikâyetlerden biri “reflü” şikâyetidir. Pek çok kişinin bu şikâyetlerinden korunmak için PPİ (proton pompası inhibitörü) türü ilaçlar aldığını, bunun yanı sıra anti asit tabletlerin de çok kullanıldığını görüyoruz. Ancak bu tür ilaçların bu kadar üretilip satılmasına karşın dünyadaki reflü hastalarının sayısı azalmıyor, aksine artıyor. Bu durumdan çıkarılacak en basit sonuç bu ilaçların hastalığı tedavi edemediği olur.

Sağlıklı ve doğal beslenerek ilaçlardan kurtuldum.

Bu konuda öncelikle kendi deneyimimi paylaşmak isterim. Uzun yıllar reflü şikâyetlerim nedeniyle PPİ türü bir ilaç kullandım ve yetmediği zamanlarda da anti asit tabletlere başvururdum. Ofisimde, başucumda, tüm çantalarımda bu ilaçlardan bulundurur, el altında görmezsem panik olurdum. Karatay Diyeti ’ne başladıktan sonra da ilaçlara devam ettim. Bu tarz beslenmeye başladıktan bir sene kadar sonra, bir haftalık bir yurtdışı tango festivaline giderken PPİ ilacını yanıma almayı unuttuğumu fark ettim. İlk duygum büyük bir panikti. Sonra çantamdaki anti asit tabletlerle idare ederim, bakalım ne olacak dedim. Seyahatlerde de beslenme şeklimizi bozmuyoruz. Bir hafta boyunca sabah ilacını almamama rağmen hiç anti asit tablet kullanmadım. Bu benim için çok şaşırtıcı oldu. Döndükten sonra da ilaçları seyrelterek bıraktım.

Endoskopi vb testler yapılıp reflü teşhisi konduğunda ilaçların yanında doktorun tavsiyesi az ve sık yemem doğrultusundaydı. Ancak Karatay Diyeti’ni biz iki öğün yiyerek uyguluyoruz. Karatay diyetinin aslında mide hastalıklarına en uygun beslenme modeli olduğunu, "az yemek sık yemek" önerisinin bir şehir efsanesi olduğunu düşünüyorum. Benim eskiden biraz yemek saatini geçirince midem kazınırdı ve guruldardı. Artık acıkmayı ve mide kazıntısını tamamen unuttum. Daha da önemlisi, midemin ağrıması, yanması ve ağzıma kadar asit tepmesini de tamamen unuttum. Meğer öğünlerin arasını açmak ne büyük rahatlıkmış. Mide rahatsızlığı olanlara Karatay Sağlıklı Beslenme modelini özellikle öneriyorum, en azından bir süre denesinler.

Tesadüfen ilaç ihtiyacımın kalmadığını anladığımda nedenleri üzerinde kendimce düşündüm. Sık yiyerek sık sık asit salgılanmasının tetiklendiği, asit fazlasının da geri kaçtığı, öğünler arasında uzun süre geçmesinin ise midenin tamamen boşalmasına ve dinlenmesine imkân tanıdığı için reflü de oluşmadığı gibi bir açıklama yaptım kendimce. Rahmetli Ahmet Aydın hocanın reflünün nedeninin asit fazlalığı değil asit azlığı olduğunu açıkladığı yazısını okuduğumda ise çok şaşırdım. Reflüye kendimce getirdiğim açıklamayı revize etmem gerekti fakat sık yememenin, öğünlerin arasını açmanın gerektiği yine geçerli.

Prof. Dr. Ahmet Aydın reflüyü çok ayrıntılı ve bilimsel bir şekilde açıklamış (1). Ben doktor olmayan birisi olarak kendi anladığımı özetleyeyim.

-Mide üstten yemek borusuna alttan da onikiparmak bağırsağına (duodenum) bağlıdır. Yemek borusuyla arasında çift taraflı açılan bir kapak vardır. Duodenumla arasındaki kapak ise tek taraflıdır, sadece mideden duodenuma geçiş vardır.

-Ağızda mekanik olarak parçalanan ve ön sindirimi başlayan yiyecekler yemek borusundan geçerek mideye gelir. Midenin asit dâhil bazı salgıları vardır. Parçalanmış yiyecekler ve mide salgıları karışarak kimüs denilen bir bulamaç oluşturur. Kimüsün asiditesi mide asidiyle belli bir düzeye gelince alt kapak açılır ve bu bulamaç duodenuma geçer ve sindirim devam eder.

-Mide yeterli asit üretemezse gereken asidite düzeyine gelmesi uzun sürer ve mide geç boşalmış olur. Mide gereğinden uzun dolu kalınca basınç oluşur, yukarı tepmeler olur, yani yemek borusuna kaçar ve reflü oluşur. Görüldüğü üzere asit fazlalığı değil asit azlığı reflüye neden oluyor.

-Anti asit tabletlerin yani asidi baskılamanın neden yanma gibi reflü belirtilerine iyi geldiğinin de açıklaması var. Mide asidi çok kuvvetli bir asittir. Mide hücrelerinin bu asitten zarar görmeyecek bir yapısı var fakat yemek borusu hücreleri öyle değil. Asitli bulamaç yemek borusuna teptiğinde yemek borusunda yanma oluşur. İşte asit baskılayıcı tabletler bu belirtiyi ortadan kaldırır.

-Mide asit salgısının artması için yemek öncesi sakin ve gevşemiş olmak, yemeği rahat şekilde oturarak, yavaş ve iyice çiğneyerek yemek işe yarar.

-Mide asidinin pek söz edilmeyen ancak çok önemli olan görevlerinden biri de mideye yiyeceklerle gelen hastalık mikroplarını ortadan kaldırmak. Bu işleviyle mide bağışıklık sisteminin önemli unsurlarından biridir.

-Mide asidinin en önemli görevlerinden biri demir emilimini arttırmak ve böylelikle bizi kansızlıktan korumaktır.

-Mide asidi çinko, magnezyum gibi minerallerin emilimini de arttırmaktadır.

-Gerek sindirim gerekse de bağışıklık açısından mide asidinin baskılanmaması gerekir. Asit azaltan ilaçlar yukarıda sayılan önemli maddelerin eksikliğine dolayısıyla ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır.


Ahmet Aydın Hocanın reflü açıklaması gibi tedavisi için tavsiye ettikleri de ezber bozan cinsten.

-Asit azaltan ilaçlar ve PPİ denilen ilaçlar kullanılmamalı çünkü semptomları giderseler de hastalığı ortadan kaldırmadıkları gibi pek çok yan etkileri var.

-Acil, ağrılı ve yanmalı durumlarda 1 büyük bardak su içine 1 tatlı kaşığı yemek karbonatı konularak içilecek ve ağrı geçtikten sonra 3 saatte bir ½ litre su içilecek. Gün boyu 4 litre su içilecek.

-İranlı Dr. Feridun Batmanghelidj su ile reflü tedavisinin öncüsü olmuş. Ahmet Aydın Hoca da onun tedavisini uygulayarak pek çok hastayı iyileştirmiş. Yemekten yarım saat önce 250 cc, yemekten 2,5 saat sonra da 250 cc su ve aralarda da istenildiği kadar su içilmesini öneriyor. Yemek esnasında ve sonrasındaki 2,5 saat su içilmemesinin nedeni mide asidini seyreltmemek için.

-Az ve sık yemek yerine öğünlerin arasını açarak yemek ve aralarda atıştırmamak da reflüden kurtulmak için gerekli. Sık yiyerek su tedavisi uygulanamaz zaten. 2 saatte bir yerseniz su içecek zaman kalmaz.

Yukarıda önerilen tedaviyi ben uyguladım ve çok faydasını gördüm. Artık hiç ilaç kullanmadığım gibi reflü belirtileriyle de karşılaşmıyorum. Ender durumlarda yeterince su içemezsem belirtiler ortaya çıkıyor ve mutlaka su içmeye çalışıyor ve belirtileri bertaraf ediyorum.

Nurçin Çağlar | Sağlıklı Yaşıyoruz | http://woto.com/reflu

Kaynaklar:
(1)  Prof Dr. Ahmet Aydın, Mide Asit Fazlalığı Değili Azlığı Reflüye Neden Olur!
(2)  Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta Reflüden Korkma

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
"Her Beş Kişiden Birinde Reflü Varmış."
« Yanıtla #7 : 18 Ağustos 2016, 17:04:25 »
"Her Beş Kişiden Birinde Reflü Varmış"

Bu başlıklı haberi okuyunca çok şaşırdım. (1) Yazılanlar ve öneriler gerçekten çok şaşırtıcı. Siz de (1) numaralı linkten yazının tamamını okuyabilirsiniz.

Demek ki hala reflüsü olan insanlar da varmış dedim. Çünkü biz ve bizim yakın çevremizdeki insanlar reflü kavramını bile artık unuttular. Çünkü : KARATAY DİYETİ UYGULAYANLARDA REFLÜ OLMAZ!

NEDEN ACABA?

www.woto.com/reflu adresini tıklayarak reflüden kurtulma hikayesini okuyabilirsiniz.

PPI ılaçlarının yan etkilerini okudukça inanın çok üzülüyoruz. Suyla ve beslenmeyle giderilebilecek bir rahatsızlık için insanlar ilaç şirketlerini nasıl zengin ediyorlar? Birileri de bu duruma aracılık ediyor. Biz bu durumu anlamakta inanın çok zorluk çekiyoruz. Gerçekten çok yazık.

Her zaman dediğimiz gibi : "Beslenme yanlışsa ilacın yararı yok, beslenme doğruysa ilaca gerek yok!"

Kaynaklar
(1) http://www.ntv.com.tr/galeri/saglik/her-5-kisiden-birinde-reflu-var,3jJ9vQAUFkau1TMYCvfw3g
(2) http://www.woto.com/reflu



Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
"Mor İlaç" Ve Diğer PPI'lar Kronik Böbrek Hastalığına Da Neden Oluyor!

"Yaygın olarak kullanılan mide yanması ve reflü ilaçları sağlığımız için büyük tehlike arz ediyor. Proton Pompası İnhibitörü türündeki ilaçlar ve antiasit ilaçlar sağlığımız için büyük tehlike çünkü midedeki yaşamsal hidroklorik asidi nötralize ediyor.

Mide pH'ının 4'ten düşük olması sindirim ve besinlerin vücut tarafından kullanılması için çok önemli. Genel olarak bilinenin aksine asit fazlalığı gibi görünen belirtiler aslında asit fazlalığını göstermiyor. Tam tersine emin olabilirsiniz ki bu belirtiler asit azlığından kaynaklanıyor.

Midenizin fazla asit üretiyor olduğunu düşündüren belirtiler aslında mide asidi az olduğundan yiyeceklerin midede bozularak organik fermentasyon asitleri üretmeleri, bunların da mide yanmasına neden olması. Bu yanlış alarm nedeniyle pek çok kişi her çeşit asit giderici ilaçlara yöneliyor. Tabii bunun ardında çok milyarlık satışlar var.

Mide asidimizi azalttığımızda vücudumuzu hayati besinlerden mahrum bıraktığımız gibi kendimizi hasta ediyor ve erken ölüm riskini arttırıyoruz. Antiasit ilaçlarla bağlantılı hastalıklardan bazıları mide kanseri, bunama, kalpte ritm bozukluğu, kalp krizi, demir eksikliği, zatüre, yorgunluk ve kolay kırılan kemikler. Bunlara şimdi bir de kronik böbrek hastalığı eklendi. Yeni yapılan bir çalışma PPI kullananların böbrek hastalığı risklerinin % 20-50 yükseldiğini gösteriyor.

Suyunuza limon suyu eklemek, birkaç kaşık elma sirkesini bir bardak suya katarak içmek gibi doğal önlemler deneyebilirsiniz."

Bob Livingston Easy Health Options

Özet çeviri: Nurçin Çağlar | Sağlıklı Yaşıyoruz | https://www.instagram.com/p/BJN5JnngzNr/?taken-by=saglikliyasiyoruzcom&hl=tr

Bu yazı az önce paylaştığımız yazının üstüne çok tamamlayıcı oldu. Biz bu bilgileri zaten öğrenmiş ve sizlerle birçok kez paylaşmıştık. Bu yazı da bugün yayınlanan yeni bir kaynak.
Reflüden kurtulmak için: www.woto.com/reflu

Kaynak:
https://easyhealthoptions.com/purple-pill-ppis-cause-disease/