Gönderen Konu: Eşler Arasındaki Haklar [5 Ocak 2009]  (Okunma sayısı 10890 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Eşler Arasındaki Haklar [5 Ocak 2009]
« : 04 Ocak 2009, 11:10:22 »



 
Hafta:    62


Mevzu: Eşler Arasındaki Haklar


Araştırmalarınızı bekliyoruz..


(Araştırma yapmak demek bildiklerimizi aktarmak demek değil, bu mevzu hakkında elimizdeki mevcut kitaplardan iktibas yapmak demektir. Her üyemizden bir iktibas yapmasını istirham ediyoruz.)

« Son Düzenleme: 04 Ocak 2009, 23:00:40 Gönderen: mystic »
Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6990
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ynt: Eşler Arasındaki Haklar [5 Ocak 2009]
« Yanıtla #1 : 04 Ocak 2009, 16:50:30 »
Erkeğin hanımı Üzerindeki Hakları

Erkeğin hanımı üzerinde hakkı çoktur. Kadın kocası ile iyi geçinmelidir! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Kadının cihâdı, kocası ile iyi geçinmektir.”

Bir kadın, kocasını güzel karşılar, güzel sözler söyliyerek hoşnutluğunu kazanmaya çalışırdı. Peyamber aleyhisselâm, kadının bu hareketinden dolayı kocasına buyurdu ki:

 “Hanımına selâm söyle, yarı şehid sevâbına kavuştuğunu haber ver!”

Kadınların Cennete girmeleri erkeklere göre daha kolaydır.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Kadın, beş vakit namazı kılar, orucunu tutar, kendini yabancılardan korur ve kocasına muti olursa, Cennete girer.”

“ Kocası razı olduğu halde ölen kadın Cennete girer.”

Kadına zînet eşyâsı mubâhtır. Zînet almak için kocasını müşkül duruma düşürmemeli, yabancılara zînetlerini göstermemelidir! Böyle olunca zînetleri Cennete girmelerine ma'nî olmaz.Hadis-i şerifte, “Cennette kadınların az olduğunu gördüm. Sebebini sordum. "Onları altın ve zînet eşyâsı meşgûl etti." dediler.” buyuruldu.

Kocasına, elinden geldiği kadar güler yüzlü davranıp, sevgi göstermeli, dili ile de onu incitmemelidir. Resulullah,“Kıyâmette Allahü teâlâ, kocasına dili ile eziyet eden kadının dilini 70 arşın uzun yapıp, boynuna dolar. Kocasına kötü gözle bakan kadını da başı kesik ve bedeni parçalanmış hâle çevirir.” buyurdu.

Kadın, “Senden ne gördüm” diyerek küfrân-ı ni'mette bulunmamalıdır! Peygamberimiz, “Eğer kocalarına karşı küfrân-ı ni'mette bulunmasalar, namaz kılanlar hemen cennete girerdi.” “Cehennem halkının ekseriyetini kadınların teşkil ettiğini gördüm. Sebebi de, çok la'net ederler ve kocalarına karşı küfrân-ı ni'mette bulunurlar.” buyurdu.

Kocasına bir iyilik yapmışsa, başına kakmamalıdır. Yeme ve giyme gibi husûslarda kocasını üzmemeli, yapamayacağı şeyi ondan istememelidir! Kocasının şerefini korumalı, her işte onun rızâsını kazanıp gönlünü hoş etmeye çalışmalıdır! Hadis-i şerifte,

“Kocanın hanımı üzerindeki hakkı, benim sizin üzerinizdeki hakkım gibidir. O hâlde kocasının hakkını gözetmeyen, Allahın hakkını gözetmemiş olur.” buyuruldu.

Kadın, kocasını üzmemelidir. Birgün Hz. Fâtıma, ağlayarak babasının huzûruna geldi. Resûlullah buyurdu ki:

- Yâ Fâtıma, niçin ağlıyorsun?

- Kasıtsız söylediğim bir sözden Ali bana kızdı. Özür diledim. Fakat onu üzdüğüm için ağlıyorum.

- Kızım, bilmez misin, Allahü teâlânın rızâsı kocanın rızâsına bağlıdır. Ne mutlu o kadına ki dâima kocasının rızâsını arar, kocası ondan râzı olur. Kadınlar için en üstün ibâdet, kocasına itâ'attir. Erkek, hanımından râzı olunca, o kadın istediği kapıdan Cennete girmeye hak kazanır. Kocasını üzen kadın, onu râzı edinceye kadar, Allahü teâlânın la'netinde olur. (R. Nâsıhîn)


Kaynak:Huzurun Kaynağı Aile, Mehmet Oruç


Çevrimdışı zaferan

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 19
Ynt: Eşler Arasındaki Haklar [5 Ocak 2009]
« Yanıtla #2 : 04 Ocak 2009, 19:04:20 »
   Kitap okumasını çok seven biri evlenir.Fakat başını kitaptan kaldırıp karısının yüzüne bakmaya vakit bulamaz.Bir taraftan yalnızlık içinde bulunan,bir taraftan da kocasının ilgisinden mahrum olan kadının canı hayli sıkılır.Kadın yine bir gün kitapları ile meşgul olan kocasına:
 -Efendimiz acaba neye bakıyorlar?der.Kocası:
 -vankulu'na(bir lügat ismi)bakıyorum,diye cevap verir.
  Taşın tam gediğine konmasının sırası geldiğini anlayan kadın:
 -N'olursunuz,efendim,biraz da ben kuluna bakınız,der.
 Evet,erkeğin omuzladığı bu ciddi hakları bilmesi veve bu hakları sahiplerine vermesi lazımdır.
  Erkeğin hanımını ihmal etmesini islam dini yasaklamıştır.
                                    KAYNAK:İslamda evlilik ve aile eğitimi(Ali Eren)

Ayrıca eşler arasında hanımın çok mühim bir hakkı olup bazıları bunu bilmemekte bazıları ise önemsememektedir.
                                       MEHİR
    Mehir,nikahın yapılması ile kadının hakkı olan mala verilen isimdir.Erkeğin kadına mehir vermesi vaciptir.Verilmediği taktirde günahkar olunur.Karısı da olsa bir kulun hakkı verilmemiş demektir.
   (Aldığınız)kadınların mehirlerini yürekten isteyerek ve ('tan)bir atiyye olarak verin.Bununla beraber ondan birazını gönül hoşluğu ile size bağışlarsa ,onu da içinize sindirerek yeyin.sure-i nisa 4

(ALİ EREN)
« Son Düzenleme: 04 Ocak 2009, 20:27:24 Gönderen: Nefer »

Çevrimdışı Ay Işığı

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1163
Ynt: Eşler Arasındaki Haklar [5 Ocak 2009]
« Yanıtla #3 : 05 Ocak 2009, 17:45:25 »
ERKEK VE KADININ BİRBİRLERİ ÜZERiNDEKi HAKLARI

Bir ailenin fertleri olan kadın ve erkeğin karşılıklı hak ve vazifeleri vardır. Bu vazifeleri yapanlar mes'ut ve bahtiyar olurlar. Vazife anlayışı daima haktan önce gelir. Bir kimsenin başkasından hak isteyebilmesi için önce vazifesini yapması lazımdır.

Allahü Teala erkek ve kadının her birinin diğeri üzerinde hakkı bulunduğunu şöyle haber veriyor: "Erkeklerin meşru suretle kadınlar üzerindeki (hakları) gibi kadınlann da onlar üzerinde (hakları) vardır." Bakara Suresi, Ayet 228.

Peygamberimiz (s.a.v.)'de Veda Hutbesi'nde bu hakları şöyle beyan buyurmuşlardır:

"Ey İnsanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz, kadınları Allah'ın emaneti olarak aldınız, onların namuslannı ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız olduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır" [Et-Tergıb ve't-Terhıb, c. 3, sh. 334.]

ERKEKLERİN VAZİFELERi

1- Erkek, gücü yettiği kadar hanımının yeme içme ve giyinmesine itina göstermeli akran ve emsali derecesinde hanımının şerefini muhafaza etmelidir.
2- Erkek, hanımına karşı güler yüzlü, tatlı sözlü olmalı ve bazı hallerine sabretmelidir.
3- Erkek, hanımına ilmihalini ve ehli sünnet i'tikadını öğretmelidir.
4- Kadına, başkalarının ayıplayacağı herhangi bir iş yaptırmamalıdır.
5- Boşanan kadının da, iddeti içerisinde her türlü nafakasını temin etmek, erkeğe vacip olduğu gibi, iddeti tamamlandıktan sonra da (eğer önceden vermemişse müeccel) mehrini, varsa sair haklarını vermelidir.
6- Kadın öldüğünde kefeni ve defin masrafları da kocasına aittir.

KADININ ERKEGİNE KARŞI VAZIFELERİ

1 - Kadının, kendini yabancı erkeklerden koruyup, erkeğin itimadını ve hüsn-i zannını koruması ve adabına uygun şekilde örtünmesi,
2- Kocasından gücünün yetmeyeceği şeyi istememesi,
3- Günah ve isyan olmayan her şeyde erkeğine itaat etmesi, vacip olarak vazıfesidir.
4- Kocasının mallarını muhafaza etmesi ve izni olmadan kimseye bir şey vermemesi.
5- Kocasının izni olmadan evden çıkmaması.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Evden izinsiz çıkan kadına dönünceye kadar melekler lanet eder" buyurmuşlardır. [Et-Tergıb ve't-Terhıb, c. 3, sh. 342.]
6- Kocası evde olduğu zaman onun izni olmadan kadının oruç tutmamasıdır.
Kadın, erkeğinin kendisini terbiye etme hakkına sahip olduğunu da kabul etmelidir.

Nikah Risalesi
Fazilet

Çevrimdışı Mezher

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 127
Ynt: Eşler Arasındaki Haklar [5 Ocak 2009]
« Yanıtla #4 : 09 Ocak 2009, 21:09:54 »
H.Ş.: “İlâhî! Ben iki zayıfın, yetim ile kadının haklarına tecâvüzden men ediyorum. (Neseî, Riyâzü’s-Sâlihîn, C.!, S.313)
H.Ş.:  Siz ancak zayıflarınız(ın duâsı, ibâdetleri ve ihlâsı) ile yardım olunur ve rızıklanırsınız. (Riyâzü’s-Sâlihîn, C.!, S.314)
H.Ş.: Kadın bir kaburga kemiğidir. Eğer onu doğrultmak istersen kırarsın. Onu öyle kullan. Eğer idâre edersen onda noksanlıklarla beraber geçime yarayan kıymet vardır. (Riyâzü’s-Sâlihin, C.1, S.316)

Erkeğin Kadına Karşı Sorumluluğu
1. Ailesine lâzım olan dîni bilgileri öğretmek:
H.Ş.: "Kişi, ehlinin cehâletinden daha büyük günâhla Allah'a kavuşmaz." (İhya 2/89)
H.Ş.: "Erkeklerinize Mâide Sûresi'ni, kadınlarınıza Nûr Sûresi'ni öğretiniz." (Zira Mâide Sûresi'nde erkekler için lüzumlu kıssalar, Nûr Sûresi'nde ise kadınlara ait örtünme ve iftira mevzûunda hükümler var). (Sirâcül-Münîr 2/404).

A.C.: Ey iman edenler, kendinizi ve ehlinizi cehennem ateşinden koruyunuz. (Allah'ın farz kıldıklarını öğretip haram kıldıklarından kaçınmalarını temin etmek Müslüman üzerine haktır.) (Sûre-i Tahrim/7) (Tefsir-i İbni Kesir 4/391).

H.Ş.: "Ehlinize zikri öğretiniz ki (onları) azaptan kurtarasınız." (İbni Kesir 4/391).
A.C.: "Ehline namaz kılmalarını emret; kendin de namaza devam et." (Tâhâ 132)
- Bütün bid'atleri söküp atarak, ehl-i sünnet îtikadını âilesine öğretmek ve Allah korkusunu kalbine yerleştirmek, hayız, nifas ve istihâza gibi muhtaç olduğu meseleleri belletmek, kocaya borçtur.
Şayet kocası başkasından öğrenerek de olsa ailesine öğretmezse, kadın öğrenmek için başkasına gidebilir. Kocası mânî olursa günâhkâr olur. Erkek bu gibi meseleleri ihmal etmekle kadın harice çıkmasından bir mes'uliyyet doğarsa cürümde müşterektir. (İ. Gazâlî - İhya 2/124-125).
2- Helâl rızık yedirmek:
H.Ş.: "Allah yolunda harcanan ve bir köle âzâdı için verilen paralardan, ehline ve iyâline harcadığın, ecir bakımından daha büyüktür." (Fethül-kebir 2/113)
H.Ş.: "Durumu iyi olup da, âile efradına cimri davranan bizden değildir." (K. Ummal 44950)
H.Ş.: "Kadının erkeği üzerindeki hakkı, ona helâl rızk yedirmektir". (K. Ummal 44940)
H.Ş.: "Ey insanlar, kadınlarınız size Allah'ın emâneti olarak verilmiştir. Allah'ın emriyle onları kendinize helal kıldınız. Onların sizde, sizin de onlarda bir takım haklarınız var. Eğer kadınlarınız size güzel işlerinizde âsî olmaz, size küsmezlerse onları en güzel şekilde yedirip giydirmek üzerine bir haktır. (K. Ummal C. 16).
H.Ş.: "Adam dağlar kadar hasenâtıyla kıyâmet günü mizan başında durdurulur. Âile haklarından, malını nereden kazanıp nereye sarf ettiğinden sorulur. Böylece hak sâhiplerine hakları ödenir ve kendisine bir şey kalmaz.
İşte şu adam ailesi efradı dünyada bütün sevaplarını yiyip bitiren ve bugün rehin olarak kalan kimsedir" (İhya 2/89).
3- Ehlini İslâmî usûle uygun giydirmek:
H.Ş.: "Kadının erkeği üzerindeki hakkı; helâl rızk yedirmek, kendi giyindiğinden giydirmek, yüzüne vurmamak, onu kötülememek, küs olduğu zaman dışarıya duyurmamaktır". (K. Ummal 44940)
H.Ş.: "Kadınlarınızdan (size itâat etmek için) uygun giyim ve az ziynet kullanmak sûretiyle yardım isteyiniz. Çünkü kadın elbisesi çok olur, ziyneti kendilerini güzel kılarsa, dışarı çıkmak arzûları artar." (Fethül-kebir 1/178)
* Döşemeden süpürgeye, mutfak eşyasından temizlik malzemesine kadar her şeyi temin etmek, îcâbında altı ayda bir bunları yenilemek, ailesi için bir yazlık ve bir kışlık olmak üzere elbise almak Hanefî mezhebinde koca üzerine vaciptir. (Nimet-i İslâm 1294)
* Giyimden maksat ziynet ve şöhret elbisesi değil, namusunu korumak ve iffetini muhafaza etmektir.
* Hz. Ömer R.A.: "Kadınlarınız sokaklarda gezmesin isterseniz, süslü elbiseler giydirmeyiniz. (Zîrâ onlar âdî elbise ile çıkmayı istemezler) (İhya 2/122).
* Hasan-ı Basrî K.S.: "Nasıl olur da âilelerinizin süslü elbiselerle sokaklarda gezmelerine, müşrik kadınlarla arkadaşlık kurmalarına müsâade edersiniz! Kıskançlığı olmayanı Allahü Teâlâ sevmez." (İhya 2/121).

4. Dövmemek:

H.Ş.: "Kadını dövmeyin. Sadece kamçıyı göz önüne asın. Zîrâ o, onlar için bir edeptir." (K. Ummal 44948)
H.Ş.: "Sizden biri kölesini döver gibi hanımını dövüp, sonra onunla akşam bir araya gelmekten utanmıyor mu? (K. Ummal 44983)
* * *
KADININ ERKEĞİNE KARŞI
SORUMLU DURUMU


H.Ş.: "Eğer yeryüzünde bir şeye secde caiz olsaydı, (erkeğin hakkından dolayı) kadının kocasına secde etmesini emrederdim." (F. Rabbânî 16/227)
H.Ş.: "Ey kadınlar, Allah'tan korkunuz ve kocanızın rızasını gözetiniz. Eğer kadın kocasının hakkını iyi bilmiş olsaydı, gece gündüz, önünde ayakta dururdu." (K. Ummal 44816)
H.Ş.: "Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, kocası başından ayağına kadar irin olsa da kadın bunu yalamış olsa, gene kocasının hakkını ödemiş olmaz. (Fethurrabbânî 16/227)
H.Ş.: "Kıyamet günü ilk suâle çekilecek olan kadınla kocasıdır. Vallâhi o kadının elleri konuşur, ayakları şahitlik yapar. Kocasına karşı yumuşak davranıp davranmadığından bile sorulur. (Nihâyetül-Bidâye 2/53)
H.Ş.: "Erkeğin kadındaki hakkı, yatağına küsmemek, izinsiz dışarı çıkmamak, emirlerine itâat etmek, kocasının sevmediği kişileri evine almamaktır." (K. Ummal 44787)
H.Ş.: "Kocasının emirlerine itâat edip hakkını edâ eden, iyiliklerini anıp ona ihânet etmeyen kadınla şehitler arasında cennette bir derece vardır. Eğer kocası iyi bir mü'min değilse, o kadını Allahü Teâlâ şehitlerle evlendirir." (K. Ummal 44804)
H.Ş.: "Kadın kocasının meşrû olan emirlerini dinlemeye mecburdur. Günâh olan emirlerini dinlemez." (Buhârî 7/33).
H.Ş.: "Öldüğü zaman kocası kendisinden râzı olan kadın, cennete girecektir." (İbni Mâce-Nikâh 4)
« Son Düzenleme: 09 Ocak 2009, 21:16:03 Gönderen: Müsenna »

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Eşler Arasındaki Haklar [5 Ocak 2009]
« Yanıtla #5 : 10 Ocak 2009, 00:51:16 »
Nisa Suresi 34 ve 35. Ayet-i celilelerin tefsirinde şöyle buyrulmuştur. Erkekler kadınlar üzerinde kavvâmdırlar; onların işlerine bakarlar, dikkatle gözetir, muhafaza ederler, kahyâları, müdürleri, muhâfızlarıdırlar.

Zevcesinin hakkını edâ etmeyen, malına göz diken, rızkını temin etmeyen ve âilesinin ırz ve namusunu muhâfaza etmeyen erkekler vazifesini yerine getirmemiş olur. Vazifelerini yapan erkeklerin de kadınlar üzerinde kavvâm olmaları ve onlardan itâat ve sadâkat beklemeleri meşru haklarıdır.

Saliha olan kadınlar Allah’a itaat ederler. Kocalarının haklarına riayet ederler, kocalarının gıyâbında (yokluğunda) nefis, mal, nâmus, haysiyet ve âile sırları gibi muhâfazası lâzım hususları gizlerler. Zirâ Allahü Teâla bunun muhâfazasını emretmiştir. Peygamber Efendimiz SallAllahu Aleyhi Vesellem : Hanımların hayırlısı o kadındır ki; baktığın zaman seni mesrur eder, sevindirir, emredersen itaât eder, olmadığın zaman da seni ve malını muhâfaza eder. Buyurmuş ve Nisâ Suresinin 34 ve 35. Âyetlerini okumuştur.
   
Nikâh Risâlesi
Fazilet Neşriyat
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Eşler Arasındaki Haklar [5 Ocak 2009]
« Yanıtla #6 : 10 Ocak 2009, 00:53:43 »
Şah-ı Nakşibend k.s. Hazretleri'nin müritlerinden biri anlatır:


­– Hanımımla tartışmış, kalbini kırmıştım. Aradan bir müddet geçti. Şah-ı Nakşibend Hazretleri'nin yanına gittim. Hâce Hazretleri, "Hanımlarla iyi geçinmek gerek…"

diyerek bir sohbet konusu açtı. O sırada ben, "Benim halimden söz eder mi acaba?" diye düşündüm. Derken, bir ara Hâce Hazretleri:


– Her konuda olduğu gibi, kişinin hanımıyla geçim konusunda da nefsine karşı çıkması gerek, dedi.

 

O an ben, eşimle yaptığım münakaşanın aslında çok basit bir olaydan kaynaklandığını düşündüm. Kendi kendime, aslında telafi edilmesi pekâlâ mümkün, dedim. Kararımı verdim, hanımımın gönlünü alacaktım. Bu arada Hâce Hazretleri sohbete devam ederek:


– Mümkün olduğunca nefsin payını düşünmek gerek. Noksanlığımız olabileceğini unutmamak lazım. Zira Peygamber s.a.v. Efendimiz, pak zevcelerinin saçlarını mübarek elleriyle tutardı. Saçlarının yıkanmasına yardımcı olurdu.

 

Rasulullah  Efendimiz (SallAllahu Aleyhi Vesellem) tabii ki bunu bir hikmete bağlı olarak yapıyor, onların gönlünü alıyordu, buyurdu.
Bu sohbet üzerine gittim, hanımımın gönlünü yaptım ve onunla barıştım. (Hâce Ahmed b. İbrahim, Şah-ı Nakşibend)

...

Peygamberimiz hanımlarına karşı daima mütevazi, nazik ve iyiliği esasalan bir davranış içinde olmuştur. O hanımlarına karşı o kadar iyi davranırdı ki; “Hz. Aişe, kendisinin su içtiği kaptan Peygamberimizin de kendisinin ağzını koyduğu yerden su içtiğini, kemikteki eti sıyırırken Peygamberimizin de aynı yerden yediğini söylemektedir.”

Yine buyuruyor ki: “Kadınlar hususunda Allah’tan sakınınız. Zira siz onları Allah’tan emanet olarak almışsınızdır.”
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Eşler Arasındaki Haklar [5 Ocak 2009]
« Yanıtla #7 : 10 Ocak 2009, 01:11:27 »
Peygamberimiz-SallAllahu Aleyhi Vesellem kadınların ve erkelerin aile hayatlarındaki mutlulukları için neler yapmaları gerektiğini çok güzel bir şekilde şöyle ifade ediyor:

“Erkeklerden ümmetimin hayırlısı, hanımlarına iyilik yapandır. Kadınlardan ümmetimin hayırlısı, kocalarına iyilik yapandır. Böyle olan kadınlardan her birine günde, sabreden ve sevabını Allahü Teâlâ’dan bekleyerek, Allah yolunda harp edip ölen bin şehit sevabı verilir.

O kadınlardan birisinin hur-i ayn üzerine olan fazilet ve üstünlüğü gibidir. Benim ümmetimden kadınların hayırlısı, iyisi Allahü Teâlâ indinde günah olan şeyden sakınmaktan başka, kocasının istediği her şeyde kocasını memnun ve mesrur edendir.

Ümmetimden erkeğin en hayırlısı annenin çocuğuna lütuf ve merhameti gibi hanımını okşayan, acıyan, lütfeden, tatlılık ve yumuşaklıkla muamele edendir. Bunlardan her birine, her gün sabredici ve sevabını Allahü Teâlâdan bekleyici oldukları halde Allah yolunda cihad ve gazada ölmüş yüz şehid sevabı verilir.
Peygamberimiz böyle buyurunca bu esnada Ömer ibn-i Hattâb (r.a.): “Ya Resulullah, kadın için bin şehit sevabı verilmesi nasıl oluyor? diye sordu:

“Peygamberimiz cevaben:
“Ya Ömer, sen kadınların erkeklerden ecir ve sevap bakımından daha büyük ve efdal olduğunu bilmiyor musun? Zira Allahü Teâlâ erkeğin hanımının kendisinden razı olması ve ona dua etmesi sebebiyle o erkeğin cennetteki derecesini, bulunduğundan daha yükseğe çıkarır.

(Gunye’tut Tâlibin c.1 s.71 Abdülkadir Geylani Hazretleri )

Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Eşler Arasındaki Haklar [5 Ocak 2009]
« Yanıtla #8 : 13 Ocak 2009, 16:37:47 »
Kadının, Kocası Üzerindeki Hakları   


Kadinlarin kocalari üzerinde bir cok haklari vardir. Baslicalari, erkeklerin kadinlara karsi iyi huylu olmaiari ve akilca noksan olmalarini hesaba katarak onlara merhamet olsun diye eziyetleri katlanmaktir.

Allah Teâlâ (C.C.) buyuruyor ki:

"Ey müminler! Kadinlara zorla mirasçi olmaniz ve kendilerine vermis oldugunuz mehrîn bir kismini elde etmek için onlara baski yapmaniz helâl degildir. Meger ki, arayi açacak bir fuhus irtikâp etmis olsunlar. Onlar ile iyi geçininiz. Eger hosunuza gitmemislerse, olabiiir ki, hosunuza gitmeyen bir seyde Allâh bir cok hayir takdir etmis olur."

(Nisa Sûre-i Celilesi: 19)

Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki: *.

"(Bir kadindan bosanip baska bir kadin ile evlenirken) ilk esinize verdiginizi nasil alirsiniz ki, birbirinize kaynastiniz. Üstelik kadinlar sizden agir söz aldilar."

(Nisa Sûre-i Celilesi: 21)

Yine Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:

«— Allah'a hiç bir seyi ortak koşmaksızın O'na kulluk ediniz. Ana-babaya, yakinlara, yetimlere, yoksullara, yakin komsuya, uzak komsuya, esinize, yolda kaimslara ve eliniz altindakilere karsi iyi davranin. Hiç süphesiz Allah Teâlâ, kendini begenmis ve böbürlenen kimseleri sevmez» (Nisa - 36)

Peygamber'imiz ölürken son olarak üc seyi vasiyyet etti. Konusurken peltelesen dili sonunda sustu, söyle buyuruyordu:

«— Namaza, namaza. Elinizin altindakilere.. Onlara güçlerinin üzerinde yük yüklemeyin. Kadinlar hakkinda Allâh'dan korkun, Allâh'dan korkun.. Onlar sizin elinize düsen birer esirdir.. Onlari Allah'in emâneti olarak aldiniz.. Avret yerleri Allah'in buyrugu uyarinca size helâl oldu..

Peygamber'imiz ((SallAllahu Aleyhi Vesellem).) buyuruyor ki:

"Kadinin huysuzluklarina sabirla katlanan erkeklere Ulu Allah, karsilastigi belâlara katlanan Eyyûb (A.S)'e verdigi mükâfati verir. Kocasinin huysuzluklarina katlanan kadinlara da Firavun'un karisi Âsiye'ye (A.S.) verdigi sevabi verir.»

Bilesin ki, kadina iyi huylu olmak sadece ona karsi fena davranmamak degil, ondan karsilastigi sikintilara katlanmak hattâ Peygamber'imizi nümûne alarak taskin ve sinirli anlarinda yaptigi gibi; onlara karsi
yumusak davranmaktir. Peygamberimizin esleri, bozan O'nun sözlerine karsilik verirlerdi. Hattâ zaman zaman içlerinden bazilari. O'nunla aksama kadar bir gün küs kalirlardi.


Bir gün Hz. Ömer'in esi kendisine sözle karsilik verince Hz. Ömer esine «Bana karsi mi koyuyorsun» dedi. Esi de «Peygamberimiz senden daha üstün oldugu halde ona bile esleri karsilik veriyor» dedi. Hz. Ömer «Eger Hafsa Peygamber'imize karsi koyuyorsa aldandi ve yandi» dedi. Arkasindan kizi Hafsa'ya Peygamber'imize sözle karsilik vermemeyi telkin ederek «Sen Ebû Bekir' in kizma bakip, Peygamber'e sözle karsilik verme. O, peygamber'imizin sevgilisidir» dedi.

Anlatildigina göre, baska bir sefer de Peygamber'imizin eslerinden birisi O'nun gögsüne vurdu, bunun üzerine kadinin annesi onu davranisindan vazgeçirmeye çalismis, fakat Peygamber'imiz «Birak onu, onlar daha ilerisine gidiyorlar» buyurmus.

Diger bir seferinde Peygamber'imiz Hz. Ayse ile tartismisti, oraya Hz. Ebû Bekr'i hakem koymuslar. Hz. Ebû Bekr Peygamber'imiz Hz. Ayse'ye «Sen mi konusacaksin, yoksa ben mi konusayim» diye sorunca Hz. Ayse O'na «Sen konus, fakat sadece dogruyu söyle» diye cevap verdi. Bu söze sinirlenen Hz. Ebû Bekr kizina sert bir tokat atarak agzini kanatti ve ona «Ey nefsinin dostu! O dogrudan baska bir söz söyler mi ki» dedi. Hz. Ayse de Peygamber'imize siginarak. O'nun arkasina geçti Peygamber'imiz de Ebû Bekr'e «Seni bunun için çagirmamistik ve böyle yapmani istememistik» dedi.

Bir defasinda da Hz.Ayse öfke içinde Peygamber'imize «Sen kendinin peygamber oldugunu da söylüyorsun daha! dedi. Peygamber'imiz bu söze gülümsedi ve yumusak huyluluk ile gönül genisligi ile katlandi.

Peygamber'imiz Hz. Ayse'ye

«Ben senin öfkeli ve hosnut anlarini ayird edebiliyorum» dedi. Hz. Ayse «Nasil anliyorsun» diye sordu.

Peygamber'imiz «Hosnutken «Muhammedin ((s.a.v.).) Rabb'i hakki için hayir» dersin. Buna karsilik öfkeli iken «Ibrahimin (A.S.) Rabb'i hakki için hayir» dersin, buyurdu. Hz. Ayse de Peygamber'imize «iyi bildin, kizinca adini anmiyorum.» dedi.

Söylendigine göre. Islâm'da ilk sevgi Peygamber'imiz ile Hz. Ayse arasindaki sevgidir. Peygamber'imiz O'na

«Ebû Zer (R.A.) Ümmü Zerr'e karsi ne ise. Ben senin için oyum. Su farkla ki, ben seni bosamam» buyurdu.

Peygamber'imiz diger eslerine de söyle buyururdu.

«Beni Hz. Ayse (R. Anha) konusunda üzmeyin, çünki Allah'in adina yemin ederek söylüyorum ki, onunkinin disinda, hiç bir esimin yataginda iken bana vahiy inmis degildir.»

Enes Ibni Mâlik buyurur ki;

«Peygamber'imiz kadinlara ve çocuklara karsi insanlarin en sefkatlisi idi.
Erkegin karisina karsi görevlerinden biri de nese, saka ve oynasma ile kadinin karsilastigi sikintilari gidermektir. Çünki böyle davranmak onlarin gönlünü hos edecek en geçerli yoldur. Peygamber'imiz esleri ile sakalasir, davranis ve tutumlarinda onlarin anlayis seviyesine inerdi. Hatta bildirildigine göre Hz. Ayse (R. Anha) ile arasinda kosular düzenler, bazan biri, bozan da öbürü kazanirdi. Peygamber'imiz kazaninca «Bu, senin kazandigin filân kosunun karsiligidir
» diye buyururdu.

Bildirildigine göre. Peygamber'imiz insanlar arasinda kadinlara karsi en müsfik olani idi. Hz. Ayse der ki!

«Bir Asure Günü gülen, oynasan, zenci ve zenci olmayanlardan biraraya gelmis bir oyuncu gurubun gürültülerini duydum. Peygamber'imiz bana

«Onlarin oyunlarini görmek ister misin» dedi. «Evet» dedim. Bunun üzerine Peygamberimizin çagrisiyla evin önüne geldiler. Peygcmber'imiz kapiya geldi, ovucunu kapiya dayadi, elini uzatti, ben de çenemi O'nun koluna daayadim ve disardan oynayanlari seyretmeye koyuldum. Peygamber'imizin bir kaç defa «Artik yeter mi?» demesine ragmen ben de iki üç kere O'na «Sus, konusma dedim. Nihayet yine «Artik yeter mi demesi üzerine «Evet» dedim de oyunculara gitmelerini söyledi, onlar da çekip gitti.»
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:

«— Imani en olgun mü'minler, huyu en güzel olan ile esine karsi en tatli davrananlardir.»
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:

«— En iyiniz eslerine karsi en iyi davrananinizdir. Ben, içinizde eslerine karsi en iyi davrananinizim»
Hz. Ömer bütün sertligine ragmen buyurur ki; «Erkegin ailesi içinde çocuk gibi olmasi ve gerektigi zaman erkekligini ortaya koymasi gerekir.»

«Ulu Allah (C.C) burnu havada ve huysuz kimselerden nefret eder» mânâsina gelen hadisi izah ederken, burada esine karsi sert devranan kendini begenmislerin ikaz edildigi ileri sürülmüstür.

Ayrica «Kaba, hirçin ve sonra da alçak (kimselere uyma)» mealindeki âyette gecen «kaba» deyiminden «Esine karsi kati kalbi olanin kaba sözlerinin kasdedildigi ileri sürülmüstür. (Kalem - 13).


Bedevi bir kadin, kocasinin ölümü dolayisiyle söyle der; «Allah adina yemin ederim ki, o evde güleryüzlü, disarda az konusan, buldugunu yiyen ve kaybolanin hesabini sormayan bir adamdi.»

Kedinin kocasi üzerindeki diger bir hakki da sakalasmada, iyi huyluluk ve uyarililikla kadinin huyunu bozacak, onun gözündeki itibârini büsbütün kaybedecek bir asiriliga düsmeden ölçüyü muhafaza etmeyi bilmesi, kötü bir davranis karsisinda itidal ve vakarini elden birakmamasi, kesinlikle kötülüge kapi açilmasini kolaylastirmamasi, Islâm ile ve insanlikla uyusmayan hareketler karsisinda kükremeyi ve onlara karsi koymayi bilmesidir.



Peygamber'imiz SallAllahu Aleyhi Vesellem

«Karisina köle olan mahvolur» buyuruyor.

Peygamber'imizin böyle buyurmasinin hikmeti sudur:

Erkek karisinin arzularina uyunca, onun kölesi olur ve mahvolur. Cunki, Ulu Allah erkegi kadina hâkim kilmisken, böyle bir koca kendini karisinin boyunduruguna teslim etmis oluyor, böylece de isi tersine çevirmis. ilâhi hükmü ters yüz etmis ve seytena itâat etmis olur.

Nitekim Ulu Allah, seytanin yoldan çikarici azmini naklederek buyuruyor ki:
«— Allah (CC.) onu (seytani) rahmetinden kovunca (Seytân) dedi ki, «Mutlaka kullarin üzerinde belirli bir pay edinecegim.
Onlari saptiracak, bos kuruntularin tutkusuna yakalatacak, üzerlerinde nüfuz kuracagim da davarlarin kulaklarini yaracaklardir. Yine onlar üzerinde nüfuz kuracagim da Allah'in yaratilis hikmetini degistireceklerdir» Kim Allah'i birakarak seytani efendi edinirse, hiç süphesiz, apacik sekilde hüsrana ugramistir»

(Nisa - 118-119)

Erkegin, sözüne uyulan taraf olmasi gerekir. Karsi tarafa uyan kimse olmak, onun yaratilis hikmetine ters düser. Çünki Ulu Allâh;

«Erkekler, kadinlar üzerine hâkimdirler.»

(Nisa - 34) buyurarak erkegin hâkimiyetini belirtirken; "Kapinin yaninda kadinin efendisi iîe karsilastilar." tecündeki âyette erkegin kadirim efendisi oldugunu bildiriyor (Yusuf - 25) Buna göre efendi, köle haline gelince Allah'in nimetine karsi nankörlük edilmis demektir.

Kadinin nefsi de, senin nefsin gibidir. Onun dizginini biraz gevsetirsen. Seni uzaklara surükleyip götürür. Eger yularini bir parça gevsetirsen, seni bir arsin öteye çeker. Buna karsilik eger onun dizginine hakim olur, sikilacak yerde avucunda simsiki tutarsan ona hakim olursun.

KALPLERİN KEŞFİ "Mukaşefet-ül Kulüb"

İmam-ı Gazali Hazretleri


Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Eşler Arasındaki Haklar [5 Ocak 2009]
« Yanıtla #9 : 13 Ocak 2009, 16:44:04 »
Erkeğin Karısı Üzerindeki Hakları   


Bu mevzuda söylenebilecek olan sözün özü sudur: Nikâh bir çesit bagliliktir; Kadın erkegin canyesidir. Buna göre kadin, kocasinin; mâhiyeti günâh olmayan her emrine kayitsiz - sartsiz olarak uymak zorundadir. Erkegin haklarina saygi gösterilmesi konusunda bir çok hadisler vardir. Peygamber'imiz ((SallAllahu Aleyhi Vesellem.).) buyuruyor ki:
«— Kocasi kendisinden hosnut bir halde ölen kadin. Cennet'e girer.»

Peygamber'imiz zamaninda adamin biri bir yolculuga çikarken karisina evin üst katindan alt katina inmemesini tembih eder. Kadinin babasi alt katta oturmaktadir. Adam hastalanir. Kadin birini Peygamber'imize göndererek evin alt katina inip babasini görmeye izin ister. Peygamber'imiz «Kocanin emrine uy» diye haber gönderir. Bu orada kadinin babasi ölür. Kadin yine alt kata inmek için Peygamberimizden izin ister. Peygamber'imiz tekrar «Kocanin emrine uy» diye haber gönderir. Kadinin babasi topraga verildikten sonra Peygamber'imiz ona, kocasinin emrine uydugu için Allah'in, babasini afvettiginî bildirir.

ERKEGIN KARISI ÜZERINDEKI KAKLARI:

Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:

"Kadin, farz namazlarini kilinca. Ramazan Orucunu tutunca, irzini koruyunca ve kocasinin emrine uyunca, Rabb'in Cennetine girer."
Görülüyor ki. Peygamber'imiz kocanin emrine uymayi. Islâm'in temel sartları ile birlikte zikretmistir.

Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:

«— Hâmile olan, çocuk doguran, çocuk emziren ve çocuklarina sefkatle bakan kadinlar, eger kocalarina itaatsizlik etmezlerse, namaz kilanlari Cennete girer.»

Peygamber'imiz

«Bana Cehennem gösterildi. Cehennemliklerin çogunu kadmlarin meydana getirdigini gördüm.» buyurdu. Kadinlar «Ne yüzden ya RasûlAllah diye sordular. Peygamber'imiz «Cok lanet okuduklari ve iyi geçimli kocalarina karsi nankörlük ettikleri için» diye cevap verdi.
Diger bir hadiste Peygamberimiz

«Cennet bana gösterilince oradakilerin arasinda kadinlarin azinlikta oldugunu gördüm. «Kadinlar nerede?» diye sorunca Cebrail (A.S.) Bana: «Altin ve parlak boyalar onlari alakoydu» diye cevap verdi.»
Hz. Ayse buyurur ki:

«Bir gün evlilik çagma Varmis gene bir kiz Peygamberimize gelerek «Yâ RasülAllah

evlenmekten korkuyorum, kocanin kadin üzerindeki haklari nelerdir?» diye sordu. Peygamber'imiz de ona

«Eger onun vücudu tepeden tirnaga irin olsa da onu dilin ile yalayip temizlesen yine hakkini ödeyemezsin» diye cevap verdi.

Genç kiz bunun üzerine «O halde evlenmeyeyim mi» diye sordu. Peygamberimiz
«Hayir, ne münâsebet, evlen, çünki o daha hayirlidir» diye cevap verdi.



Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:

«— Bir insanin diger insana secde etmesini emretseydim, karisi üzerindeki hakkinin öneminden dolayi, kadinin kocasina secde etmesini emrederdim.»

Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:

«— Kadinin Rabb'inin Rizâsi'na en yakin durumu evinin dört duvari arasinda bulundugu zamandir. Evinin dört duvari arasinda kildigi namaz, camide kilacagi namazdan, odasinda kildigi namaz, evinin diger her hangi bir yerinde kilacagi namazdan ve iç odasinda kilacagi namaz, odasinda kilacagi namazdan daha faziletlidir.»
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:

«— Kadin avrettir. Disariya çikinca onu seytan gözetler.»
Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:

«— Kadinin on tane avret yeri vardir. Evlenince kocasi bir avret yerini, ölünce toprak bütün avret yerlerini örter.»

Buna göre erkegin esi üzerinde bir çok haklari verdir. Baslicaları ikidir.

Biri namusunu korumak ve örtmek» öbürü de ihtiyaci disinda kocasindan bir talebde bulunmamasi ve onu haram yollar ile kazanç saglamaktan alakoymasidir.


Ilk müslüman kadinlarin hâlleri böyle idi. Kadinlar kocalarini ve kizlar babalarini disariya ugurlarlarken onlara «Sakin haram kazançlara sapma. Biz açlik ve sikintiya dayaniriz, ama cehenneme kazanamayiz» derlerdi. Ilk müslümanlardan bir erkek, bir yolculuga niyetlenir. Komsulari yola çikmasini dogru bulmazlar. Karisina «Kocanin yolculuga çikmasina niye razi oluyorsun? Halbuki sana nafaka birakmadi» derler. Kadin komsularina su cevabi verir. «Kocami bildim bileli rizik verici olarak degil, yiyici olarak tanidim. Benim rizkimi veren Rabbim var. Simdi yiyici gidiyor, fakat riziklandirici bakîdir.»


Kadinin kocasina karsi olan vazifelerinden birisi de, malini israf etmemesi, daha dogrusu onu korumasidir.

Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:

«— Kadinin, kocasinin iznini almaksizin onun evinden yiyecek bir sey vermesi helâl degildir. Sadece bozulmasindan endise edilebilecek sulu yemek müstesna. Eger kocasinin izni ile yemek yedirirse kocasinin mükâfati kadar mükâfat kazanir. Eger onun iznini almaksizin yemek verirse, mükâfati Kocasinin, günâhi ise kendisinin üzerine olur.»

Kadinin ana - babasina düsen vazifeler de vardir. Bunlarin en önemlisi kizlarina kocasi ile iyi geçinmeyi ögretmeleridir. Nitekim, bildirildigine göre. Haricet-ül Ferazî'nn kizi Esma, kizini evlendirirken ona söyle der:

«Sen içinde yetistigin yuvadan çikip tanimadigin bir yataga giriyor ve bilmedigin bir arkadasa variyorsun.

Sen ona yer ol ki, o da sana gök olsun. Sen ona dösek ol ki, o da sana direk olsun. Sen ona köle ol ki, o da sana kul olsun. Onu hic bir zaman gücendirme ki
, seni üzmesin. Ondan uzak kalma ki, seni unutmasin. Sana sokulursa sen de ona yaklas. Senden kaçarsa, sen de ondan uzak dur. Burnunu, kulagini ve gözünü muhafaza et, senden yalniz güzel koku alsin, sadece güzel söz duysun ve sirf güzel sey görsün.»

Sâirin biri karisina söyle seslenir:

«Kusurlarimi görmezlikten gel kî. Sevgimin devamliligini
saglayasin.

Kizdigim zaman beni daha da öfkelendirecek söz söyleme.

Tef çalar gibi isin aslini ögrenmeden beni tefe koyma.

Çünki isin iç yüzünün ne oldugunu bilemezsin. Arzuna kapilip asiri sekilde yakinma ki.

Kalbim senden uzaklasir, cünki kalbler degisir. Benim görüsüme göre sevgi ve sıkıntı bir kalbde biraraya gelirse.

Sevgi durmaz, gider.»


KALPLERİN KEŞFİ "Mukaşefet-ül Kulüb"

İmam-ı Gazali Hazretleri


Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim