Gönderen Konu: Evimize Gelen Misafir  (Okunma sayısı 2210 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Evimize Gelen Misafir
« : 27 Mart 2013, 12:23:28 »

Evimize Gelen Misafir



Anneme uzun zamandır “Evimize bir hayvan alalım” diye söylüyordum. Kedi, köpek, kuş veya balık. Ancak annem “Kedi için tüyleri dökülür ve evi kirletir, köpek evde beslenmez hastalık saçar, kuş devamlı ses yapar ve tüyleri oraya buraya dökülür. Balık için ise bakımı zor, ihmale gelmez hemen ölüverirler. Ayrıca sırf kendi zevkimiz için hayvanları kendi hayat alanlarından ayırmamalıyız.” dedi. Yani anlayacağınız evde hayvan besleme konusunda annemden izin alamadım.

Kış biterken balkonumuza bir müsafir geldi. Bahar yeni yeni kendini hissettiriyordu. Evde otururken babamı telefonla aradık.

“Balkona koyduğumuz sandığın altına güvercinler yuva yapmış. Ne yapalım?” diye sorduk.

Babam, “Eğer güvercinler yumurtladı ise yapabileceğimiz bir şey yok. Yavruların çıkmasını, büyümesini bekleyeceğiz.” dedi.

Annem balkona fazla eşyaları koyardı. Bu işe biraz da üzüldü. “Eşyaları nereye koyacaktı şimdi.” Annem, "Kübracığım bak istediğin oldu. Balkonda güvercinlerimiz var. Artık hayvan özlemini bu güvercinlerle giderebilirsin." Güvercinlerin balkonda olmasına en çok ben sevinmiştim. Onları odamın penceresinden çok rahat görebiliyordum.

İçimdeki hayvan sevgisi çok fazlaydı balkonumuza gelen güvercinler sayesinde hayvanların hayatını gözlemleyecek güzel bir ortam oluşmuştu. Anne güvercin saatlerce iki adet yumurtanın üzerinde oturuyordu. Bu döneme kuluçka dönemi deniyordu. Acıktığı zaman baba güvercin bekliyordu. Nöbetleşe yumurtadan çıkacak yavrularını sıcak tutuyorlardı. Erkek güvercin anne güvercine göre daha iri cüsseli, tüyleri daha kabarıktı. Boynunun altındaki tüyler güneşte çok güzel renk alıyordu. Bazen parlak bir yeşil, bazen lacivert ya da mor oluyordu. Bu durumu babama sorduğumda “Güvercinin tüyleri ışığın yansımasına göre renk alıyor.” dedi.

Yavruların büyümesinde ikisi de görev alıyorlardı. İyi bir yuva kurmak için çok miktarda çalı çırpı getirmişlerdi. Bunlarla yuva yapmışlardı. Annem ve babam da alakadar oluyorlardı. Ara sıra balkona çıkıp güvercinlere ekmek ve buğday veriyorlardı. Biraz zaman geçtikten sonra yumurtalardan sarı renkli iki adet yavru çıktı. Yavrularını anne ve baba ağızlarından besliyorlardı. Beslenme saati geldi mi bizim balkon cıvıl cıvıl oluyordu.

Bir gün yavru güvercinleri daha yakından görmek ve içeriye almak maksadıyla gizlice balkona çıktım. Ayaklarımın ucuna basarak yürüyordum. Sessizce yavrulara ulaşmaya çalışıyordum ki beni fark ettiler. Yavrular balkonun en uç kısmına kadar kaçtılar, korkmuşlardı. Baba güvercin yavrularını korumak için tüylerini kabarttı. Kanatlarını yanlara doğru açtı. Ve sesler çıkarmaya başladı. Anladım ki benim yaklaşmamı istemiyordu. Yavruları alamadan, içeriye girmek zorunda kaldım.

Yavru güvercinler çok çabuk büyüdüler. Renkleri griye dönmüştü. Birkaç başarısız denemeden sonra uçmayı öğrendiler. Bir süre sonra güvercinler balkonumuzdan uçup gittiler. Annem yavru kuşlar uçmaya başlayınca balkondaki sandığı aldı, balkonun brandasını söktü. Annem ile balkonu güzelce temizledik. Annem yine fazla eşyaları balkona koymaya ve kullanmaya başladı.

Güvercinlerin hayatını gözlemlemek çok güzeldi, hayvanları tanıma fırsatım oldu. Nesillerinin devamı için ne büyük fedakârlık örneği gösteriyorlardı. Annem doğru söylemişti. Sırf kendi zevkimiz için hayvanları kendi habitatlarından (hayat alanlarından) ayırmak doğru değilmiş. Balkona gizlice çıktığımda baba güvercin bana önemli bir mesaj vermişti. “Biz kendi tabiat alanımızda mutluyuz. Kendi zevkleriniz için lütfen bizleri kafese koymayın.” demek istemişti.


Mehmet Serdar Ateş | 01 Şubat 2013