Gönderen Konu: Evlerde radyasyondan korunma yolları  (Okunma sayısı 1886 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7470
Evlerde radyasyondan korunma yolları
« : 05 Ekim 2009, 16:26:59 »

Alınacak bazı küçük önlemlerle, evlerdeki elektronik cihazların yaydığı radyasyondan korunmanın mümkün olduğu bildirildi.

Gazi Üniversitesi (GÜ) Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi (GNRK) Sorumlusu Arzu Fırlarer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, insanların evlerinde de elektromanyetik alanlara maruz kaldığını belirtti.

Elektromanyetik alanların oluşturduğu radyasyondan uzun süreli etkilenilmesinin psikolojik rahatsızlıklara, üreme ve görme fonksiyonlarında olumsuzluklara, bağışıklık sisteminde zayıflamalara neden olabileceği uyarısında bulunan Fırlarer, bazı önlemlerle evlerdeki elektromanyetik alanların azaltılabileceğini söyledi.

Fırlarer, ''Birçok hastalık bağışıklık sisteminin çökmesiyle insan vücudunda etkili oluyor. Bu nedenle bağışıklık sistemimizi güçlü tutmamız gerekir. Sağlıklı bir yaşam için yaşam alanlarımızın kalitesini yükseltmeliyiz'' dedi.

Arzu Fırlarer, evlerde oluşan elektromanyetik alanların azaltılması için alınacak önlemleri ise şöyle sıraladı:

''İlk olarak kablosuz internet kullanıyorsak bundan vazgeçmemiz lazım. Komşumuzun kullandığı kablosuz internet de evimizi etkileyebilir. Komşularımızı da bu konuda uyarmalıyız. Mikrodalga fırını mümkün olduğunca az kullanmalıyız. Eğer kullanıyorsak çalıştırdığımız süre içinde mutfakta bulunmamamız, çocuklarımızı bu alandan uzak tutmamız gerekir. Evimizde tüplü televizyon varsa arka tarafının yaşam alanımıza dönük olmamasına özen göstermeliyiz. LCD televizyonlar tüplü ve plazma televizyonlara oranla daha az elektromanyetik alan oluşturur. Bilgisayar monitörlerinde ve televizyonlarda LCD ekranların tercih edilmesi gerekir.

Evlerde tasarruflu ampul ve floresanların yerine sarı ışık yayan ampulleri kullanmalıyız. Sarı ışığın oluşturduğu elektromanyetik alan floresan ve tasarruflu ampullere oranla daha azdır. Ayrıca komşularımızın evlerindeki buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon gibi cihazların arkalarının da bizim yaşadığımız odalara dönük olmaması sağlanmalıdır. İnfrared ısıtıcılar da en az iki metre uzaktan ve bir yere asılı olarak kullanılmalıdır.''

-''BEBEK TELSİZİ KULLANILMAMALI''-

Bebek telsizlerinin de elektromanyetik alan yarattığına dikkati çeken GÜ Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi (GNRK) Sorumlusu Fırlarer, ''Bebek telsizleri mikrodalga fırın kadar elektromanyetik alan oluşturuyor. Bu nedenle bebek telsizlerinin kullanılmaması gerekir'' diye konuştu.

Fırlarer, açık cep telefonlarının bebeklerin yakınına bırakılmasının da ''yanlış'' olduğunu söyledi. Gece uyurken odaların elektromanyetik alanlara karşı ''güvenli'' duruma getirilmesi gerektiğini anlatan Fırlarer, şöyle konuştu:

''Vücut geceleri melatonin hormonu salgılıyor. Bu hormon vücudun biyolojik ritmini düzenliyor. Eğer gece boyunca elektromanyetik alan etkisi yoğun olursa söz konusu hormonun salgılanması azalıyor. Bu durum da asabiyete, bağışıklık sisteminin etkilenmesine neden oluyor. Bu nedenle gece uyumadan önce mutlaka yatak odalarımızdaki televizyonları düğmesinden kapatıp fişini çekmemiz, kablosuz interneti fişinden çekmemiz, cep telefonunu kapatmamız gerekiyor. Bazı çocuklar telefonlarını yastıklarının altına koyuyor. Bu çok sakıncalı bir davranıştır.''

-CEP TELEFONU İLE KONUŞMA SÜRESİ-

Bir günde cep telefonu ile görüşme süresinin ''bir saatle sınırlı olması'' gerektiğini savunan Fırlarer, ''16 yaşından küçük çocukların beyin gelişimi devam etmektedir. Beyin sıvı yoğunluğu yetişkinlere oranla daha fazla olduğundan elektromanyetik alan iletkenlikleri daha çoktur. Bu nedenle 16 yaşın altındaki çocukların cep telefonu kullanmaları kısıtlanmalıdır'' dedi.

Arzu Fırlarer, tıbbi görüntüleme merkezlerinde de hastaların yoğun radyasyona maruz kaldığını dile getirerek, çok zorunlu olmadıkça vatandaşların MR çektirmekten kaçınmaları gerektiğini sözlerine ekledi.

AA

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Eğitimde 1 yıl 10 dakikalık konuşmayla eşdeğer!
« Yanıtla #1 : 30 Eylül 2012, 12:10:53 »

Bir yılda kablosuz internetle maruz kalınan radyasyon miktarının cep telefonlarıyla 20 dakikalık konuşmayla eşdeğer olduğu, yaklaşık 6 aylık eğitim öğretim süresince bu maruziyetin 10 dakika olacağı belirtildi.

Sağlık Bakanlığı Kanser Dairesi Başkanı Murat Gültekin, yaptığı açıklamada, birim olarak, kamuoyunun gündemini meşgul eden ve kanserojen olma ihtimali olan her maddeyi en kısa sürede gündeme alıp, yurt içi ve yurt dışı ilgili kurum, kuruluş ve bilim insanlarıyla değerledirdiklerini ifade etti.
 
Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) “her öğrenciye tablet” sloganıyla hayata geçirdiği FATİH Projesi'nde kullanılacak kablosuz internet bağlantısının kansere neden olabileceği konusunda basında bazı haberlerin yer aldığını hatırlatan Gültekin, konuyla ilgili yurt içi ve yurt dışı tüm araştırmaların yer aldığı bir literatür taraması yaptıklarını, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bağlı kuruluşu Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı(IARC) ve ABD Kanser Enstitüsü ile birçok bilim insanından görüş alınarak detaylı bir bilimsel rapor hazırladıklarını söyledi.
 
IARC'nin dünyada kanserle ilgili en önemli kuruluşlar arasında yer aldığını ve Sağlık Bakanlığı'nın da IARC'nin 22 aktif üyesinden birisi olarak bu konudaki gelişmeleri yakından takip ettiğini ifade eden Gültekin, IARC'nin kanserojenik özellikleri, ilgili bilimsel verilere göre sınıflandırdığını anlattı.
 
Raporda da yer verdikleri IARC'nin sınıflamasında, elektromanyetik alanların, Grup 2b yani şüpheli kanserojen olarak nitelendirdiğini dile getiren Gültekin, şöyle dedi: “Tüm elektromanyetik alanlar bu kapsamda değerlendirilir. Kablosuz internet bağlantıları cep telefonları üzerinde yapılan araştırmaların nedeniyle 2B kapsamına alınmıştır. Yani durumu şüpheli olanlar arasında. Bilim şüphe üzerine kurulur. Bu konuda tek bir hipotez bile ortaya atılsa bu madde araştırmalar tamamlanana kadar bu kapsamda değerlendirilir.”
 
Bu ürünlerin bu kapsama alınmasının DSÖ'nün bunları takip ettiği, araştırdığı anlamına geldiğini belirten Gültekin, “Bunları araştırıyor olması bunların kanser yaptığı anlamına gelmiyor. 2b kapsamındaki maddelerde şu ana kadar yapılan araştırmalarda bunların kanser yaptığı tespit edilmemiş. 2b sadece, bu maddelerin takip edildiği anlamına gelir” diye konuştu.
 
Kablosuz internetle ahşap da aynı grupta
 
Bir ajanın 2b kapsamında olmasının aynı zamanda bu konuda yeterli bilimsel kanıt olmadığı anlamına geldiğini dile getiren Gültekin, Grup 2b'de yer alan 250 maddenin arasında cep telefonlarının yanı sıra salamura gıdalar, turşu, kahve ve ahşap gibi ürünlerinde de bulunduğuna dikkati çekti.
 
2b kapsamında olan elektromanyetik alanlar içerisinde saç kurutma makinesinden televizyona kadar birçok ürün olduğunu söyleyen Gültekin, elektromanyetik alanların kanser yaptığına ilişkin tartışmaların 30 yıldır devam ettiğini, ancak bu konuda henüz bilimsel bir kanıtın olmadığını söyledi.
 
Hazırladıkları rapordan elde edilen sonuçlara göre, kablosuz internet teknolojisinin kanser yaptığına dair herhangi bir bilimsel kanıt olmadığını kaydeden Gültekin, kablosuz ağların cep telefonlarından daha düşük seviyede elektromanyetik alan oluşturduğunu belirtti.
 
Kablosuz internette elektromanyetik alana maruziyetin düşük dozda olduğuna işaret eden Gültekin, iddia edildiği gibi kullanıcı sayısının artmasıyla doğru orantılı olarak elektromanyetik alanın artış da göstermediğini vurguladı.
 
Yasaklayan ülke yok
 
Kablosuz internet teknolojisi ve çocuklara etkisi üzerine bugüne kadar yapılmış tek araştırmanın İngiltere Sağlık Bakanlığı'nın okullarda yaptığı araştırma olduğunu bildiren Gültekin, şöyle devam etti: “Bu araştırmanın sonuçlarına göre, 1 yıllık kablosuz ağ maruziyeti cep telefonuyla 20 dakika konuşmak kadar düşük bir dozda radyasyona yol açıyor. Eğitim süresinin 6 ay olduğu düşünülürse bu 10 dakikaya tekabül ediyor. Yani 10 dakikalık cep telefonu konuşması kadar düşük bir radyasyona maruz kalıyor.

Dünyanın pek çok ülkesinde eğitim sisteminde hatta çocukların okul servislerin de kablosuz internet kullanılır. 'Yasaklayan kullanmayalım' diyen ülke de yok. Yine başka bir araştırmada kişi başına hesaplanan maksimum etkilenmenin yani SAR değerlerinin tipik bir cep telefonu için hesaplanan değerin yüzde 1'den daha az olduğu bildirilmiştir. Kanada'da da yapılan bir araştırma var. Bu araştırmada kablosuz ağların çocuklarda son derece güvenilir olduğu sonucuna varılmış.”
 
“Kablosuz ağların kanser yaptığına dair veri yok”
 
Rapora göre, bugüne kadar kablosuz internet kullanımının ya da tablet bilgisayarların kansere yol açtığını destekler herhangi bir bilimsel çalışma yayınlanmadı.

Bununla birlikte bu cihazlarda her geçen gün teknolojinin değiştiğini ve elektromanyetik salınımının azaldığını anlatan Gültekin, şunları kaydetti: “Eski cep telefonlarının SAR değeriyle ölçüm yapılmış ve bu ölçümlerin kullanıldığı 20 yıl önceki araştırmalarla halen cep telefonları üzerinden tartışmalar yapılıyor. Artık ne o telefonlar ne de o değerler kaldı.

Bu şekilde varsayımlar ve bilimsel verilere dayandırılmayan yargılarla toplumun gündemini meşgul etmek ve insanları endişeye sürüklemek yerine zararlılığı her sistem üzerinde kesin olarak kanıtlanmış ve pek çok organda kanserojen olduğu gösterilmiş olan sigara gibi kanserojenlerle savaşmak çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır.”

veteknoloji
*~*~* TUĞRA *~*~*