Evlilik ve Aile yapısı hakkında okunası bir yazı..

Başlatan Tesniye, 23 Kasım 2007, 20:13:30

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tesniye

1-
Evlilik kötü bir hayatı düzetmez, düzeltilmiş bir hayatla güzel bir evlilik yapılır. Kişi kendisiyle barışmış bir şekilde evliliğe adımını atmalıdır.Dış iletişimin güzel ve sağlıklı işlemesi için, iç iletişimin sağlıklı bir şekilde kurulması şarttır.
2-
Evlilik müessesesi DARÜLACEZE değildir. Bitmemiş işlerin halledileceği bitmemiş işler çöplüğü, değildir.Kişiler, sonuçları itibarıyla kendisini ilgilendiren her türlü; Psikolojik, ekonomik, cinsel, dini ve hukuki problemlerini evlilikte çözmeyi asla düşünmemelidir.Bunları, önceden bir birey bilinci ve sorumluluğu içinde çözmelidir.Aksi halde sizin ihmal ettiğiniz işler, sizi imha eder.Bitmemiş işler biriktirilirse, sizi bitirir.
3-
Taraflar bağımlı olarak değil, bir birey olarak evliliğe adımını atmalıdır.Birilerini sırtlamak için birilerinin sırtından inmek şarttır.BAĞIMLILIĞI,yetersizliği,kendine her yönden yetmemeyi BAĞLILIK olarak görme anlayışını yıkmalıyız artık.
4-
Ait olma, birey olma dengesinin iyi kurulması lazımdır.Her birey uzun yolculukta yol boyunca gerekli olan donanımların bulunduğu sırt çantasını kendi taşımalıdır.
5-
Her birey,evlilik müessesesinin kişilere göre değişmeyen asgari müştereklerini iyi bilmelidir. Evliliğin rolüne yüklediği:
-dini sorumlulukları
-hukuki sorumlulukları
-iktisadi sorumlulukları
-cinsel sorumlulukları
-psikolojik sorumlulukları, iyi bilmeli ve yapabilecek güçte olmalıdır.
6-
Aşırı mizaç farklılıkları,tahammülle sabırla kesinlikle kapatılamaz.En güzeli, kişiler evlenirken, kendilerine yakın mizaçları tercih etmelidirler.Birilerini değiştireyim derken:
-midenizde fotojenik bazı delikler açılabilir.
-sinir hastası olabilirsiniz.
-saçlarınız tel, tel size elveda diyebilir.
-yüzünüz haritanın Ege Bölgesi gibi kıvrımlı şekiller alabilir.
-birilerini değiştireyim derken, kendinizden hızla uzaklaşıyor olabilirsiniz.
-Bir gün aynaya baktığınızda size benzettiğiniz bir yabancıyla karşılaşabilirsiniz.
7-
Soğuk tipler, kesinlikle soğuk tiplerle evlenmelidirler.
Gülmeyen,
Konuşmayı sevmeyen,
Espriden hoşlanmayan,
Oldukça yavaş hareket eden;
Kısaca içindeki çocuğu ölmüş tipler kendileri gibi birisini bulmalıdırlar.Kimsenin başkalarının içindeki yaşam sevincini çalmaya ve kurutmaya hakkı yoktur.HIRSIZLARIN EN KÖTÜSÜ BAŞKALARININ İÇİNDEKİ YAŞAM SEVİNCİNİ ÇALANDIR.
8-
Kişiler evlenirken kendi şartlarını, realitelerini iyi tahlil etmelidir.Serçeler kartallarla yarışmaya kalkmamalıdır.
9-
Evlilik müessesesi kişilerin duygusal beslenme merkezidir.Bir insanı en çok mesut ve bahtiyar eden şey; kalbine mukabil bir kalbin bulunmasıdır.Sevmek ve sevilmek en temel psikolojik ihtiyaçtır.Bu duygusal açlığımızı en çok evlilik müessesesinde gideririz.
-Taraflar kesinlikle rol yapmamalı ve her konuda içine sinme olmalıdır.Fizik önemli değildir,güzel ahlaka doyum olmaz diyerek,içine sinmeyen birisiyle evlenenlerin zamanla, gözü dışarıda olmaya başlıyor.Fiziki konuda denkliği, kesinlikle göz ardı etmemek gerekir.


- HANIMLAR HAKKINDA BEYLERİN EN ÇOK ŞİKAYET ETTİKLERİ HUSUSLAR:

-Eşlerine karşı süslenmiyorlar, Düğünlere ve sokağa çıkarken en güzel şekilde süsleniyorlar.
-Cinsel cazibelerini korumak için gayret göstermiyorlar.Beylerin birinci sevgi dilinin fiziksel birliktelik olduğunu görmezden geliyorlar.Bu konuda isteksiz ve baştan savma davranıyorlar.Cinselliğin bir ibadet türü olduğunu bilmiyorlar.Cinselliğe aktif şekilde katılmıyorlar.
-Kilolarına dikkat etmiyorlar,
-Birinci sırada işleri, ikinci sırada mutfak,üçüncü sırada çocuk, beyler daima en sona bırakılıyor.Bir denge gözetilmiyor.

-BEYLER HAKKINDA HANIMLARIN EN ÇOK ŞİKAYET ETTİKLERİ HUSUSLAR:

-Çocuk eğitimi konusunda hiç yardımcı olmuyorlar.
-Eşlerine karşı nazik ve kibar davranmıyorlar
-Teşekkür ederim,rica ederim,lütfen,seni seviyorum...Bu gibi kelimeleri bilmiyorlar.
-Ev işlerinde hanımlarına hiç yardımcı olmuyorlar.Oturup sohbet etmiyorlar.
-Otoriter, kaba ve hoyrat davranıyorlar.
10-
Evlenecek kişilerin evlilik öncesi, müşterek bir çocuk eğitim stratejisine sahip olmaları gerekir.Devamlı cezadan yana bir babanın, aşırı müsamahakar bir annenin elinde dünyaya gelen bir çocuk, dünyanın en talihsiz insanıdır.
Bizim, kara cehalete ve kör taassuba ödediğimiz faturayı, emin olun kurtuluş savaşında ve Çanakkale savaşında ödemedik.Cehaletin bedeli o kadar korkunç ki... Allah u Teala bizleri bilen ve bildiklerini yapabilen kullarından eylesin. AMİN, AMİN, AMİN.
11-
Taraflar dini anlayışlarını her alanda tahlil etmeli ve konuşmalıdırlar.Bu konuda çok büyük görüş farkları olabiliyor.Mesela;
Çalışmak,
Televizyon
Spor,
Müzik,
Kılık kıyafet,
Haremlik selamlık,
Halvet,(Cinsel Birliktelik)
Hoş geldin deme olayı,
Süslenme ve buna benzer meselelerde taraflar arasında ciddi görüş ayrılıkları bulunabiliyor. Mesela; okulda bir çok öğretmenle konuşan bir bayan öğretmen, yeğenlerini sevmek için ara sıra eve gelen kocasının kardeşine, yani kayınbiraderine bir hoş geldin demeyi bile dine muhalif görebiliyor.Bu ve buna benzer meseleler önceden konuşulsa sonradan bu kadar büyük sıkıntılara yol açmaz diye düşünüyorum.
12-
Taraflar iletişim ve empatiyi iyi bilmeli ve uygulamalıdır.
13-
Şu kesin bir hakikattir ki,
Bilmeyen,
B ilmediğini de bilmeyen ve bildiklerini asla uygulamayan,
Okuyarak veya bilenleri dinleyerek kendini yetiştirmeyen insanlarla yolculuk yapmak ve bir hedefe gitmek mümkün değildir.
14-
Süreklilik arz eden ihmalleri ve görevden kaytarmaları hoşgörüyle, sabırla kapatmak mümkün değildir Yani evlilikte sürekli hoşgörü ve sürekli katlanma olamaz..Bu tür evliliklerde mutlaka bir taraf diğer tarafı sömürüyor ve onun hoşgörüsünü ha bire su istimal ediyordur.Bu tiplerin mantığı şudur:”Ben akıllı olup başkasının kahrını çekeceğime,ben deli olayım başkası benim kahrımı çeksin.”
Bu egoist, tembel ve parazit tipler;sürekli birilerini kullanmayı ve sömürmeyi bir hayat tarzı haline getirmişler bu hayat tarzlarını da evlilik adı altında yutturmaya çalışmışlardır.İşin en korkunç yanı, mağdur olan, devamlı kullanılan, sömürülen taraf; çevresinden bol, bol sabır ve katlanma nutukları dinlemiştir,din adına,yuva kurtarma adına.
Halbuki evlilikte taraflar sorumluluklarını bir birey bilinci içinde yerine getirmek suretiyle, birbirinin yüreğine yük değil, yakıt olurlar,.motor olurlar.
15-
Her şeye rağmen evlilik hayatı; kemirgen ilişkiye dönüştüyse,çekilmiyorsa,kişileri her gün yıpratıyorsa, uzman bir terapistin yardımıyla, muhtelif aşamalardan geçilerek, başarılı bir boşanma gerçekleştirilmelidir.Ne yazık ki, çocuk hatırına katlanıyoruz diye boşanamayan ve maskelerle yaşayan çiftlerin, çocuklarına faydasından ziyade, anlatılmayacak kadar zararları vardır.Her gün karı-koca savaşına ve meydan dayağına şahit olan, en ağır ve en çirkin sözleri duyan,kavga, gürültü ve patırtı arasında inim, inim inleyen bir çocuğa; anne baba daha ne verebilir ki? Acaba bu çocuğun hakkını nasıl ödeyebilirler ve bu çocuğa yaptıkları psikolojik zulmün hesabını Allah’a nasıl verebilirler?
16-
Kişiler mutlaka birey bilinci içinde evliliğe adımını atmalıdırlar.Birey olamayanlar:
-Kurma kafalı olurlar,
-Her duyduğuna inanırlar,
- Hayatları hep; acaba ne derler? acaba nasıl anlaşılırım? kaygıları üzerine kurulmuştur.
Tercihlerini saçma sapan gelenek ve göreneklerin etkisinde kalarak yaparlar,Tercihlerinin merkezinde kendileri yoktur.Çünkü birilerine sığınmanın bedeli olarak, tercihleri elinden alınmıştır.Birileri onun adına tercih yapar, sipariş eder.Sipariş bir hayatı, sipariş bir evliliği yaşarlar.İçinde olmadığı bir olayın sonuçlarına, ömür boyu katlanmak zorunda kalırlar.
Kendileri için çizilen bir senaryoyu ustalıkla oynarlar.Halbuki rol, insanı yorar,yıpratır. Fıtrat, fıtri olmayan şeyi eninde, sonunda reddeder.Sonuçta maskeler düşer, mağara adamı sırıtır ve kellik görünür.Karton evlilik bu kadar rüzgara dayanamaz ve yıkılır.Bedelini ise hem kendileri, hem toplum, hem de masum yavrular öder. Hem de en ağır şekilde.
Çünkü birey olamayanlar medeni bir şekilde ayrılamazlar.Göbek hortumuyla beslenen bu zavallı, büyük kalıplı bebekler, bu ayrılığı bir türlü hazmedemezler ve karşı tarafa her türlü zulmü reva görürler.Çünkü bir ömür boyu kullanmaya sömürmeye ve parazitliğe alışmışlardır.
Kısaca birey olamamanın bedeli bir ömür boyu hüsrandır,acı çekmektir.Şu muhteşem gök kubbenin altında insanın en büyük vazifesi KENDİSİNİ GERÇEKLEŞTİRMEKTİR. Kendisini başkalarından farksız kılmak için bütün gücüyle çalışan dünyada kişinin KENDİSİ olarak kalabilmesi EN BÜYÜK savaşı vermesi demektir. Bir mütefekkir, “ Gerçekleşmemiş özlemlerin, acıların en büyüğü olduğunu öğrendim” diyor.
Özlemlerimizi öldürerek, duygularımızı inkar ederek,beklentilerimizi görmezden gelerek; Sığınma eksenli, himaye eksenli bir hayatı evlilik adına nasıl yaşayabiliriz? Böyle bir hayatın adı, nasıl evlilik olabilir?. Bu bir insanın diri, diri kendisini elleriyle mezara gömmesi değil midir?
17-
İyi karı koca olamayanlar, iyi anne babada olamazlar. Çünkü, çiçekler ılıman iklimlerde yetişir. Şiddet, baskı, kavga, sevgisizlik, sorumsuzluk ortamında, ancak hasta ruhlu insanlar yetişir.
18-
Küçük şey yoktur. Her şey çok önemlidir. Her şeyin bir şeyle, bir şeyin her şeyle alakası ve ilişkisi vardır.
Mesela: Birinci sevgi dili onay sözleri olan bir koca düşünelim.Karısı onay sözlerini mükemmel derecede yerine getiriyor, olsun.Ama karısının dağınık ve düzensiz olduğunu varsayalım. Dağınıklık, insanı yorar ve yıpratır.Yavaş, yavaş sorun büyümeye başlar. Onay sözleri açısından tatmin olan koca, bu bağlamda tekrar tatminsizliğe düşer. Çünkü kirli manzaralar insanı yıpratır ve manen yorar. Güzel bir resmi seyretmek insanı manen dinlendirir.Huzur verir. Dağınık bir ev resmi ise (üstelik bu bizim evimiz)insanı ne hale getirir, siz düşünün.Her sistem, diğer sistemi besler veya bitirir.Kısaca şunu demek istiyorum:
Bir alanda yeterlilik, diğer alanda yeterlilik değildir.Her ihtiyaç, kendi cinsinden halledilir.Su içerek açlığınızı gideremezsiniz,yemek yiyerek susuzluğunuzu gideremezsiniz.Güzel ve edebi konuşarak da kirli manzaraları örtemezsiniz.Aspirin, aspirin diyerek baş ağrısının geçmediği gibi.
19-
İnsan zekasının yüzde sekseni 0-6 yaş arasında gelişiyor.Alışkanlıkların büyük bir kısmı, küçük yaşta kazanılıyor.Kazanılmış alışkanlıkları terk etmek, bazen bir ömre mal oluyor.Bir sigara bağımlılığından kurtulmak, bazen insanın ciğerlerine veya kocaman bir ömre mal oluyor.Bazen, bağımlılıklar yuva yıkıyor.Çocuklar öksüz,kadınlar dul kalabiliyor.
Bütün bunları nazara aldığımızda bir çocuğun pedagojik açıdan, hijyenik bir ortamda doğması ve yetiştirilmesi bence dünyanın en mühim bir meselesidir.Ama heyhat.... Bizim toplumumuzda düğün hediyesi olarak eğitici kitaplar hediye etmek, cimrilik sayılıyor. Ne acıdır ki, ineği hastalandığında baytara götüren insanımız, çocuk eğitimiyle ilgili bir kitap okumadan evliliğe adımını atıyor. Bu bir doktorun,ameliyat hakkında zerre kadar bilgisi olmadan,hastasını ameliyat etmek istemesine benziyor.Yanlış ameliyat bir insanı belki bir defa öldürebilir.Ama yanlış yapılanma, yanlış yetiştirilme,bazen bir insanı her gün ayrı bir ölümle öldürür.İşte bu şekilde ki bir yapılanmadan; sinik, sönük, güdük ve kara cahil ve kör taassup sahibi bir toplum yetişir.
Bulunduğu asrın gerekleriyle mücehhez olmayan,bilgi ve teknoloji üretemeyen böyle bir toplum, orta yerin oyuncağı olur.Zamanla da silinip gider. Tarih bunun örnekleriyle doludur.
20-
Bundan sonra düğünlerimizi eğitici birer faaliyete dönüştürebiliriz.
-Düğün davetiyeleri birer kitapçık şeklinde hazırlanabilir.Kapağı düğün davetiyesi içeriği ise (25-30 sayfa veya duruma göre daha fazla) güzel bir kitapçık şeklinde hazırlanabilir.
-Düğünlerimizde bir aile eğitim uzmanı getirtilip davetlilere (duruma göre süresi ayarlanarak) aile ve çocuk eğitimi hakkında hem eğitici, hem eğlendirici bilgi verilebilir.
-Aile ve çocuk eğitimini, kitap ve anlatımdan ziyade mini,mini filmler halinde anlatan görsel çalışmalar yapılmalıdır.Halkın ekserisi okumadığı ve televizyon seyrettiği için,çocuk eğitimini kolay ve sevimli bir hale getirerek halka mal edebiliriz.Bu konuda herkese görev düşmektedir.


[imamhatip.com sitesinden alıntı yaptım.]
Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben
Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben
Perde ardında sen ben dedikodusu var amma.
Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben..
<< Lüzumsuz Konular Atlası >>

racül

Enteresan bir alinti..

Bazi yönleri üzerinde birazda daha calisilabilir.. Ama adam ortami incelemis, üsenmemis, gördüklerini tenkid edip, aklina gelen cözümleri saymis.. Okumaya da üsenmedim ama, bir kac paragrafi atladim.. :)

Cocugu kadinin yetistirecegi malum. Erkek teoride cocukla ilgilenmelidir, teoride evine daha cok zaman ayirmalidir, kahveye bile gitmemelidir. Bos zamanlarini ailesiyle gecirmelidir...

de..

Pratik ile teori arasinda bazi nüanslar olabiliyor. Bu sapma paylarini göz önünde alan, ecük daha realist bir yaklasimla söyle bir "parlak fikir" de olabilir:

Bir cok hanim dizi hastasi olduguna göre,

Icinden cocuk egitimi gecen diziler cekilse,

herhalde telkin edilecek pedagojik prensipler, hedef kitlesine daha iyi ulasir...

adamlar dizi cekip istediklerini veriyorlar, istegi ve parasi olan da bunu yaparsa ulasmis olur...

Dizi seyr etmeme prensibi olanlar bu konularda önemli bir egitime sahip olan insanlar umumiyetle...
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident

Miftahulkuluub

Racülümüzün dediklerine katılmakla beraber farklı açıdan konuya girmek istiyorum.

Evlilik hayatta verilebilecek en kritik ve en önemli kararlardan biridir malumen. Çünkü karar verilen kişiyle ömrünün nihayetine kadar berabersin. Dolayısı ile böyle ciddi bir mesele için de ciddi bir tetkik elzemdir diye düşünüyorum. Kiminle evlenileceği ezelden muayyen olmakla birlikte bu bizim tetkikteki tembelliğimizin bir mazereti olarakta görülmemeli tabiki.

Genel bir tablo çizmek istemiyorum, sadece çevremdeki insanları ilgilendiren ve onların istek temennilerini ve bu tercihlerin bence ifadesini izah edeceğim.

Kültür farklılığı meselesi:

Bir bayan düşünelim. Müslüman ve samimi bir baba, haliyle kızını ilkokuldan sonra Kuran kursuna veriyor ve senelerce kursta yatılı kalıyor. Taki evlenme zamanı gelene kadar. Böyle bir bayan profili için iki türlü düşünenlerle karşılaşıyorum.
Birincisi: ne güzel, demek ki dışarının ortamından etkilenmeden karşıma çıkıyor. Diğer birisi de, tamam bu güzel bir özellik ama; sonuçta sosyal bir yaşamdayız ve bu zaman zarfında sosyallikten fazla nasibini almamış olabilir diyor. Yani evliliğimiz boyunca bana dersleriyle olduğundan daha çok sosyal yönde lazım olacak. Bu sosyal yaşam, dışarıya çıkıldığı zaman ne yapacağını bilen, çevreye hakim, dışarıdaki insanlarla diyalog kuracağı zaman sırıtmayacak şekilde iletişim sağlayacak, teknolojiden ve güncel hayattan az çok haberdar olan mesela bilgisayarı açıp kapamasını bilecek, Genel Kurmay başkanının ismini sorulduğu zaman, Genel Kurmay ne demek gibi bir cevap vermeyecek, espri yaptığım zaman en azından anlayacak vs. vs. bu tür sosyal becerilerede hakimiyet kıstası arıyor. Dışa kapalı olarak bu zamana gelmiş kişilerde gerçekten böyle durumlar oluyor mu onu da genelleyemeyiz tabiki. Sonuçta bu sosyallik çevre ile alakalı olduğu gibi kişinin kendi merakı ile de olan bir süreç.

Geçenlerde bir arkadaşımla bu tür bir mevzu açılmışken evlenmeyen erkekler ile evlenemeyen bayanlar kitabını gündeme getirdi. Orada da erkeklerin bu ve benzeri kaygınlardan ötürü geç evlendiğini ya da dışarıyla hemhal olan insanlara rağbet ettiğini ve hakikaten İslamı öz ve öz yaşayan tesettürlü bayanların bu yüzden evlenemediklerinden bahsettiğini ifade etti. Kendisinin aradığı bayan profilini ise, güncel bir olay vs. hakkında yarım saat oturup tartışabileceğim birisi olmadıktan sonra ben kimsenin kara kaşına kara gözüne meraklı değilim gibilerinden ifadeler kullandı.

Hasılı kelam evlilik tercihinde kanaatimce çok ciddi bir teharriye ihtiyaç var. Karşıdaki insanın her yönüyle kim olduğunu tam olarak öğrendikten sonra ve tam kanaat getirdikten sonra evet denmeli diye düşünüyorum.  Çünkü bu evlilik öyle bir iksirki buradaki mutluluk kendisini hayata akseddirecek buradaki mutsuzluk ise koca bir hayatı mahvu perişan edecektir.
İncemeseleler    Sadakat.Net    İns SadakatForum  Sevadı Azam


" Derviş isen kardeş takvaya çalış.."

Miftahulkuluub

Sizin dediklerinize katılıyorum, mutlak manada evet, öyle olmalı zaten.
Benim dediğim hususlar genelde Kuran kurslarından tekamül etmiş olup zaten dini yönden ekmel olan kişiler. Dolayısı ile bir eve gidildiği zaman nasıl hareket edileceği mevzu bahis bile edilemeyecek kişiler. Ben sadece bu tür kişilerin sürekli kapalı mekanda hayatları hep dersle geçtiği için hayattan kısmen soyutlanmasının bazı kesimlerce tenkit edildiğini ifade ettim. Yani katılıyorum da demedim. Sadece dile getirdim. Ve sizlerinde cevaplarını beklemekteyim. Gerçekten böyle mi? Yoksa bu asosyallik ortamndan daha ziyade kişinin kendisinde biten bir olgu mu? 
İncemeseleler    Sadakat.Net    İns SadakatForum  Sevadı Azam


" Derviş isen kardeş takvaya çalış.."

Oruc_Reis




bayan kardeşlerimizin sosyal yönünden ziyade dini yönünün,daha kuvvetli olması,evliliklerin daha sağlıklı ve huzurlu olduğunu müşahade ediyoruz.



evet cok guzel bir  konuya deginmis  siniz kardesim
cihan baginda ey akil, budur makbul-i ins i cin.Ne kimse senden incinsin, ne sen bir kimseden incin.

müteallim

islami yasayanlar ile yasamayanlar hic bir olurmu.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

racül

Fazilet takviminin arkasinda bir hikaye vardi, eline gecen bir arkadasimiz buraya oldugu gibi yaziverirse hayir islemis olur. Özetle orada, ulemadan degerli bir zatin evlenmesinden bahs olunuyor. Uzun zaman evlenecegi hanimin eli kalem tutan (zimnen sekreter olarak da kullanabilecegi belki de :hihi) alime bir hanim olmasi, ilmi kelamda su kadar, astronomi ve cebirden bu kadar behresinin olmasi gibi bazi kistaslar arar bu zat. Uzun süre de evlenemez tabii..
Derken bir ara dagda yörükler arasinda herhangi bir sebeble dolasirken bir güzel kizcagiz dikkatini ceker. Yörük kizidir. Adi Zeyneb. Arastirir tarastirir.. Ne cebir, ne astronomi ne de ilmi kelam. Okuma yazmayi da bîzahmet evlenecegi kocasi hall etsin, onu da mi biz düsünecagik? diyen bir babanin kizi (babanin böyle dedigi ruviye an racül s4)))
Görüslerine basvurdugu zevat genel olarak kizcagizin ahlakina tamamen kefil olurlar. Bizim genc alim, o kadar kriterden ancak güzellik ve ahlaki görür karsisinda. Gönül o an cebiri astronomiyi unutur, nikahina talib olur Zeyneb'in..

Sehre geldikten sonra hevesi gecer diye düsünürler. Ama Zeyneb o kadar iyi bir hanimlik yapar ki, koca alim Zeyneb'im diye siir yazar uzun zaman sonra...

Bu siirde takvimde yer almaktadir..

.......

Evde erkegin hanima tepeden bakmasi aileyi yerine göre bir yere kadar götürür. Ama hanim beye tepeden bakarsa, o ailede hayir arama..

En garantisi, dindar, ahlakli bir hanimdir..

......

Diger tüm özellikler zamanla gelisir. Genel kurmay da ne ola? diye sordugunda bir dahaki seferde bilgisayarin yanina oturup yazilari sakin sakin izler. Sen de onunla konusacagin konulari bilgisayarda farkli forumlarda farkli niklerle gümbür gümbür yazisirsin. Onun Su konuyu kacirmayayim derdi olmadigindan, cay kahve istersin. O senin bilgisayardaki keyfine "bu bilgisayarlarda hep windows diye bir sey yaziyor o nedir ki?" diye sordugunda "söferle yol esnasinda konusmak yasahtir" levhasinin bilgisayarcasi hayatim dersin.. devam edersin..

Sanki muhatab senmissin gibi yazdim Miftahulkulub.. Yani o konuyu gündeme getiren arkadaslara sözüm.. O arkadaslardan birkac tane de bizim akrabaü taallukatta var. Derd anlatana kadar develer akdenizi atlayip postmodern kavimler göcü yapiyor.. Onlara ablalik, yengelik, annelik vazifesini yapmakla yükümlü bizim "kod adi Zeyneb" de "akillari bir karis havada" deyip pes ediyor..

Hayat böyle..

Yirmiyi gecen cok sey istiyor. Otuzu gecince Vücudunun parcalarinin salt cogunlugu yerinde olsun, ha bir de bayan olsun.. Ne olursa olsun.. Bitsin bu yalnizlik diyorlar.. (YOk yaw.. Otuza gelince bazen daha bir cekilmez oluyor kendisine hanim begendirilmesi gerekenler)

.......

Efendim, iki kriter:
Dindarlik, akil, güzellik

(Iki dedin niye üc diye sormayin, bir cocuk anasindan kiz olarak dogdu mu zaten güzeldir)
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident

Miftahulkuluub

Dindarlık ve ahlakın temel olmadığı hiç bir evlilik tercihi tasavvur edilemez zaten.Bu temel evliliğin lazımı ğayrı müferiğidir. Ama şu da bir gerçektir ki temelin üzerindeki zaidlik miktarınca da güzellik olacaktır.

Denklik meselesi de tercihte dikkat edilmesi gereken bir husus. Yani fiziken ve yukarıdaki iletilerimdeki dile getirdiğim gibi kültüren de denklik aranmalı kanaatimce. Ama bunu çokda derine indirmemek lazım diye düşünüyorum; yoksa Mevlananın sözünü tevil edecek olursak "Hatasız eş arayan, eşsiz kalır." kaidesine uyan bir durumla karşı karşıya kalınabilir.

Yine dün başka bir arkadaşımla konuyu müzakere ederken, tanıdığı ve yukarıdaki anlatmaya çalıştığım evsafa sahip bayanlardan birisinin aynı evsaf ve mesleğe sahip erkekler içinde "üniversite mezunu" şartı aramış olmasını çok garipsedim.

Şimdi diyeceksiniz ki hem bayanların külterel zaafiyetleri hakkında söylenti var diyorsunuz, hem de bayanlar aynı tedirginliğe binanen üniversite mezunları şartı koşmalarını anormal karşılıyorsunuz.

Ama bence bu iş şu bu mezunu olmasına itibar edilmeden, yani bu gün yarın değişebilecek evsafından ziyade kalıcı olan ahvaline nazaran tercih edilmesinde bitiyor diye düşünüyorum.
İncemeseleler    Sadakat.Net    İns SadakatForum  Sevadı Azam


" Derviş isen kardeş takvaya çalış.."

Nihle

Alıntı yapılan: Miftahulkuluub - 24 Kasım 2007, 21:25:02



Kültür farklılığı meselesi:

Bir bayan düşünelim. Müslüman ve samimi bir baba, haliyle kızını ilkokuldan sonra Kuran kursuna veriyor ve senelerce kursta yatılı kalıyor. Taki evlenme zamanı gelene kadar. Böyle bir bayan profili için iki türlü düşünenlerle karşılaşıyorum.

Birincisi: ne güzel, demek ki dışarının ortamından etkilenmeden karşıma çıkıyor. Diğer birisi de, tamam bu güzel bir özellik ama; sonuçta sosyal bir yaşamdayız ve bu zaman zarfında sosyallikten fazla nasibini almamış olabilir diyor. Yani evliliğimiz boyunca bana dersleriyle olduğundan daha çok sosyal yönde lazım olacak. Bu sosyal yaşam, dışarıya çıkıldığı zaman ne yapacağını bilen, çevreye hakim, dışarıdaki insanlarla diyalog kuracağı zaman sırıtmayacak şekilde iletişim sağlayacak, teknolojiden ve güncel hayattan az çok haberdar olan mesela bilgisayarı açıp kapamasını bilecek, Genel Kurmay başkanının ismini sorulduğu zaman, Genel Kurmay ne demek gibi bir cevap vermeyecek, espri yaptığım zaman en azından anlayacak vs. vs. bu tür sosyal becerilerede hakimiyet kıstası arıyor. Dışa kapalı olarak bu zamana gelmiş kişilerde gerçekten böyle durumlar oluyor mu onu da genelleyemeyiz tabiki. Sonuçta bu sosyallik çevre ile alakalı olduğu gibi kişinin kendi merakı ile de olan bir süreç.





Yoksa bu asosyallik ortamndan daha ziyade kişinin kendisinde biten bir olgu mu? 


Kişinin kendinde bitiyor herşey..Hele ki şimdilerde yaşanılan herşey çok açık..Hiç bir medrese bu denli kişiyi asosyal hale getirmiyor..ancak ceremesi medresenin üzerine kalıyor...Şu zamanda her kursa gazete,dergi,kitap gibi bir çok günlük güncel haberler geliyor...hatta bir çok yerde bilgisayar dahi var..sadece merak ve tabiki yetiştirilme tarzı..

Cahil yani avam bir çevrede,(böyle olmasalar bile)ilim sadece isimde kalabiliyor...yani kızı alan taraf
-kızımızın şu şu ilimleri var...diye övünmekle kalıyor...
eğer öğrendiği ilimlede amelini yerli yerince yapamıyorsa kız,zaten işler kötü gitmeye buradan başlıyor...e değilmidir ki ilim eğer kişiyi olgunlaştıramadıysa,kişi üzerinde bir tesir halkedemediyse,bir kıymeti zannetmiyorum ki olsun...





Sanmam ki taleb-i devlet ü cah etmeğe geldik!!
Biz aleme bir YAR için ah etmeğe geldik!!..

Ber-ceste

Racül’ün bahsettiği istisnai bir durum olmuş.

Ama şu da bir gerçek ki, 10 üni ayarında Kuran ilmi medresesi okumuş hanımına “senden utanıyorum,ilk okul mezunusun” diyebilen megaloman beylerde var günümüzde.

Oysa ne insanlar gördük, üni mezunu olmuş, her türlü sosyal ortamda bulunmuş olmalarına rağmen kendilerini yetiştirme hususunda bir nebze ilerleme  kayd edememişler. Yine ne insanlar gördük, ilk okul mezunu, bahsedilen “kapalı kalmış” –ki buna katılamıyorum çünkü bu zamanda kapalı kalmak gibi bir durumun söz konusu bile olmadığı aşikardır- ortamda olmalarına rağmen ilim yönlerini bir kenara bırakırsak, kültürel mükemmellikleri ile de takdire şayan kişiler.

Bu durum kişilerin kendilerini yetiştirmeleri ve en önemlisi aile ortamlarında ki yetişme şekilleri ile çok bağlantılı. Böyle birine bulunduğu her ortam ancak yenilikler katar, kişiliğini her bakımdan daha da zenginleştirir. Velev ki hanım ya da bey olsun.

İslami hayatı terk ederek sosyalleştik zırvasıyla kendimizi kandırmayalım. Dinimizin kuralları gayet açık.

Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

Miftahulkuluub

Alıntı yapılan: Khan - 25 Kasım 2007, 17:59:59
Bu durum kişilerin kendilerini yetiştirmeleri ve en önemlisi aile ortamlarında ki yetişme şekilleri ile çok bağlantılı.


Kesinlikle katılıyorum.


Alıntı yapılan: Khan - 25 Kasım 2007, 17:59:59
İslami hayatı terk ederek sosyalleştik zırvasıyla kendimizi kandırmayalım. 

Neye isnaden böyle bir cümle yazdınız anlayamadım. Muhatap hangi cümleler kimler ?
İncemeseleler    Sadakat.Net    İns SadakatForum  Sevadı Azam


" Derviş isen kardeş takvaya çalış.."

Ber-ceste

Gerçek bir olay üzerine;

Her müslümanın yapması gerektiği gibi evinde haremlik selamlık yaşamak isteyen bayan kardeşimizi sadece bu sebeple eşi boşamak istedi. Üstelik bu aile aynı kültür İslami çizgi üzerinde oldukları halde.

Yeri gelmişken yukarıdaki bir maddeye de kafam takıldı açıkcası,

-Kilolarına dikkat etmiyorlar

Zaman içerisinde kendileri Zagor’un çikosuna dönerken, hanımlarından Scarlett Ohara gibi olmalarını bekleyen beylerin, kendilerinin de Rhett Butler gibi olmaları gerektiğini maalesef unutukları.....
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

racül

Khan  kardes, "Kod adi Zeyneb"i yukarida Miftahulkulubun bahs ettigi bazi eshasin, dini ilimler noktai nazarindan tekamül etmis bir hanim kizcagizi, salt genel kültür veya aktüel teknolojiye asinalik noktai nazarindan eksigi var diye kendileriyle küfüvvetten irak görmelerini göz önünde bulundurarak okuyunuz. O alimin aradigi özellikler bugün kilik degistirdi, farkli sekilde araniyor.

.......


Yazdiklarimizdan bu kriterlerin aranmamasi gerektigi sonucu cikmamali tabii..

ulumu diniyyede tekamül etmis, mazbutetül ahlak, eli yüzü düzgün bir adayin kültürlü olmak gibi bir artisi var da, yok kardes, bu yaramaz, fazla bilenin gözü acik olur falan dedigimiz yok...

Her seyi mükemmel bir es bulmak gencligimizin ütopyasiydi. Ama dünyevi nimetlerin kusursuz verildigi, hic bi reksigi olmayan bir kul yer yüzünde mevcut degildir. . Her güzelin bir kusuru vardir sözü liselerimizde bile agizlarda sakizdir.   Nesindeki eksiklige tahammül edilebilir? Mutlaka bir yerlerde eksikligi olacagina göre...

veya,

olmazsa olmaz diyecegiimiz nedir?

Daha cok bu noktayi deselemeye calisiyoruz..

.......

Kültürlü, on parmak daktilo bilecek, hattaa forum dizayni falan yapacak, Cocugunu uyutunca cantasindan Alvin Toeffler'in "Shok" kitabini (hemi de ingilizcesinden) cikarip okuyacak, (seyy: bu bizim genclik dönemimizin hayalleriydi. O zamanlar Alvin Toeffler rüzgari vardi)Yatsi namazindan sonra en az günde 5 sayfa Ibni Abidinin arapcasini beraber beyiyle müzakere edecek.. Cem Yilmazi TV'den seyr ederken yerlere yatan beyine,
"Ya su adamin artik kabak tadi vermis, ayni kaliptan cikma biribirinin kopyasi basmakalip esprilerine mi gülüyorsun hala? Lafin nereye gidecegi siyak sibakindan cikiyor. Söze baslasin nasil bir espri yapacagini ben sana söyleyivereyim. Harald Schmidt seyr et edeceksen. Hem TV'nin sesini kis biraz, Efraim Kishon'un abuk subuk kitabini bitirmeye calisiyorum, para verip aldim bari bitireyim." falan diyecek..

"Camasir makinasina masraf etme efendi, ben senin elbiselerini yikamaktan haz duyuyorum, bu hizmetin hazzindan beni mahrum eyleme, ona verecegin parayi da biriktir, hayalindeki su Jeep Wrangler'i al. Bana kalsa bir ufak Audi a3 yeterdi ama "kefâni velem etlub kalilen minel mâl" diyecek kadar da ev islerine düskün

artik say da say..

bir sürü özellige sahip bir multitalent hanim bulup evlenmek istediniz de, yok hayir sadece din ve ahlak olsun fazlasi ishal yapar mi dedik????

.......

Bir de yukarida bir kac kardesimizin degindigi gibi,

ulumu diniyyesi tekamül etmis hanimlar su an iyi derecede bilgisayardan da anliyorlar.. Ben sadece gazeteleri okuyup foruma bakip cikiyorum. Calismadigi zaman, "zaman törpüsü bu bilgisayar, 2 saattir basindayim giremedim bir türlü, atalim sunu cöpe!!) deyu hirlayu gürleyü evden cikiyorum.. Geldigimde bir de bakioyrum ki bilgisayar hizmete amade tikir tikir isliyor..

Kim demis kapali kaliyorlar dünyadan malumatlari yok diye???

..........

Zagorun Cikosunu taniyorum da,
digerlerini pek cikaramadim Khan kardes... Kaptan Swing'de yok, Texas'ta yok, Tom Miks'te de yok, Kizilmaskede de yok, hatta Tarzanda da bulamadim...
Red Kit'de olabilirler mi acaba???
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident

Ber-ceste

Önce şunu izah edeyim yanlış anlaşılma söz konusu olmasın.

Benim de tanıdığım okuma yazma bilmediği halde TC Başbakanı olabilecek vasıflara sahip hanımlar var. Oradaki istisnadan kasıt, Kuranı Kerim ilmi okumuş kızlarımıza dünya görgüsü yok diyebilen kişilerin yanında, bahsettiğiniz olayda beyin hanımına vermiş olduğu değer, ondaki üstün özellikleri ve güzellikleri görebilmiş olmasıydı.


Ve...

Jo yeni planında Avarel’i Rhett Butler kılığına sokmadıysa Red Kid de yoklar racül kardeş.... s4))
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

Miftahulkuluub

Benim genel kültürde çok kötü be kardeşim. Rhett butler ve diğer şahsın kim olduğunu sayenizde öğrenmiş oldum :sas

Yani biz güya kültürlü geçinen gençler Şu Çılgın Türkler, Efrasiyobin Hikayeleri, Sınırsız Güç, kitapları ile boğuşurken, racülümüz ise ; aşmış hayatımızda ilk defa ismini duyduğumuz kitapların üstelik ingilizce okunmasından bahsetmekte. Bu kadar kültürlü bir müennes ters teper velevkene fi bürücin müşeyyedeh  ; )

Lafı da çok uzattık;  khan kardeşimizin görüşlerinde olduğu gibi akademik eğitim seviyesi insanın kültürel yapısı hakkında net bilgi vermez. Ama şu da bir genel gerçek ki gene anlamda kültürel yönden insana çok şey kattığı da kesin okul durumunun.

Kişinin yetişme tarzı yeniliğe açık, meraklı, sosyal hayatla barışık özellikte birisi olduktan sonra bilgisayarı da açar sadakat sitesinde adminlik bile yapar  : P Önemli olan budur işte bence. Yoksa mutlak manada ilköğretime ortaöğretime üniversiteye gitmesi kişiyi geliştirmez. Ama bu evsafa haiz birisi bu okulları bitirse ekmelül ekmel olur heralde. Söylemesi ayıp ben üniversiteye başlarken daha mail açıp kapamasını bile bilmiyorum. Ama gelişime ayak uydurmak istedikten sonra mesafe katetmemek imkansız.
İncemeseleler    Sadakat.Net    İns SadakatForum  Sevadı Azam


" Derviş isen kardeş takvaya çalış.."