Gönderen Konu: Adab Bölümü  (Okunma sayısı 11854 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4785
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Adab Bölümü
« : 03 Ocak 2005, 02:19:11 »

ISLAMDAKI ADAB.

EDEB:Kelime itibari ile Zarafet,usluluk,insanlarla kavlen ve fiilen güzel muamele etmekden ibarettirki bununla insanın söz ve hareket olarak diğer insanlarla olan ilişkilerinde ölcülü davranıp hoşca gecinmesi demekdir.

EDEB:Istilah olarak;Gerek cahiliyye devrinde gerekse islamiyette asil ve insani şeylere meyl etme hasleti ve bunun hayatta ictimai münasebetlerde belirmesi manasına kullanıldığı gibi insani yüksek kültüre erdiren irfan erbabı ile yüksek muaşerette layık mertebeye cıkartan güzel huylardır.

Seyyid şerif el cürcani:Edeb kendisi ile hatanın her ceşidinden sakınılacak şeyi bilmekdir.derken edebi hata ve kusurdan koruyucu olarak acıklamıştır.

Lügat ve Istilahi manalarını göz önüne alarak diyebilirizki;EDEB Allah rızasına uygun zahiri ahlakdan başka şer´in (şeriatin)gerekli kıldığı aklında hoş gördügü haraket ve sözlerin hepsidir.
« Son Düzenleme: 19 Ağustos 2008, 21:25:07 Gönderen: mystic »
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4785
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
edeb
« Yanıtla #1 : 06 Ocak 2005, 00:29:47 »
EDEBSİZ KEMÂL OLMAZ…
EDEBSİZ KİŞİ “VELİ” OLAMAZ!
 Eskiler, “Edeb” üzerinde çok durmuşlardır...
Edebsiz kemâl olmaz”!. yani, edep olmadan kemâl olmaz, demişlerdir... Orada kemâlden murad, “Mutmainne” bilincidir.
“Edeb”, gerçekte, bizim bugün anladığımız mânâda karşındakine hürmet etmek, el-etek öpüp boyun kesmek değildir... Biz, edebi çok dar ve kısıtlı ve sınırlı anlıyoruz.
Beşiktaş`taki Yahya Efendi Dergâhının girişinde şu yazılıdır :
“Edeb Ya Hu!..”
“Edeb” haddini bilmektir!.
“Edeb” hakkını vermektir!.
Her şeye karşı, olması gereken bir edeb  vardır..
Daha dar mânâda ise...
“Edeb”sizlik, özellikle “Mülhime”de başlar. Her ne kadar “Levvame”de kısmen varsa da edebsizlik hali; edebe riayet etmeme hali, özellikle “Mülhime”de oluşur..
Bir yönüyle “Edeb” kelimesinden murad, “Nefs”in ruha tâbi olmamasıdır!.
Çünkü, Nefs aldığı ilhamlar sonucu, kendi hakikatına yönelip, Rubûbiyetin hakikatını idrâk etmeğe başladığında, zamanı Rubûbiyet hakikatları ve sırları ile dolu geçer. Bilinci bununla meşgulken, bedende doğası gereği kendi hükmünü icra ederek, dilediği gibi at koşturmak ister...İşte, Nefsin  arzularına tâbi olması hali “Edebsizlik” diye anlatılan haldir!.
Bedenle,ruhun mücadele” hâli, “edeb edinme” hâli diye târif edilmiştir.
Bu yüzdendir ki “Edeb” olmadan “Nefsi mutmainne” hali olmaz!. Ve kişi, “Veli” olamaz!..
“Edebsiz kişi veli olamaz”, derler ki, bunun mânâsı budur!.
Bu ifadeyi dar mânâda anlayıp da, çevrendekilere hürmet etmek diye yorumlamak çok yanlış ve hatalıdır...
İşin hakikatına ermek, velâyet sırlarına vâkıf olmak, Allah`a yakîn elde etmek için, ne pahasına olursa olsun, Nefs`in hilelerinden arındırması ve kisinin nefsine tâbi olmaktan kendini kurtarması zorunludur!.
Başka türlü Allah`a yakîn elde edilemez!.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4785
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
ADAB BÖLÜMÜ
« Yanıtla #2 : 09 Ocak 2005, 18:43:49 »
Islam adabinin gayesi Müslümanlari Allahin beyendigi bir edeple Süslemek Baska insanlarla olan münasebetlerinde ölcülü hareket etmelerini saglamak hem sahsin hemde toplumun huzur icersinde yasamasini temin etmektir. Rasülüllah efendimiz ashabina ölcülü davranmayi tavsiye ederken,Hüsnü-hal düsünerek hareket etmek ve ölcülü davranmak peygamberligin kirkda biridir.Görülüyorki insanlarla iyi gecinmek Konusurken düsünerek konusmak ve her hali ile güzel görünmek islamin ve peygamberimizin güzel tavsiyeleri arasindadir.

Abdurrahman es-safuri :Allah hicbir kimseye akil ve edepden baska daha üstün bir haslet vermemistir.o ikisi gencin güzelligidir.sayet onlari kaybederse hayatin en güzel seyini kaybetmis olur.(Nüzhetül-mecalis)

Mevlana ;Ey asiklar nefsinizi edeple süsleyin.Zira ask yollarinin hepside edepden ibarettir.Buyurarak,Ilahi aska varan yollarin tamaminin edepden
ibaret oldugunu ,ona varabilmek icin nefsi edeple süslemek gerekdigini  hak asiklarina isaret etmistir.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4785
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
yol adabi
« Yanıtla #3 : 11 Şubat 2005, 01:38:37 »
.YOLDA YÜRÜMENIN ADABI

Mümin evden cikinca islemesi gereken bazi edebleri vardir.

1-Besmele ile cikmasi.
2-Yürürken biraz öne dogru egilmeli.
3-Yolda giderken basini kaldirio saga sola bakmamali.
4-fitneye sebeb olacagindan kadinlarin arasinda yürümemeli.
5-Yolda giderken halka eziyet olacak seyleri kaldirmali.
6-Yol üzerinde oturmamali,Kendisine fakirli getirir.
7-Yol üzerine tükürmemeli.
8-kendisi hayvana binip digerlerini yürütmemeli.
9-Yasca kendisinden büyük olanlarin önünden yürümemeli.
10-Cok hizli yürümemeli.
11-yasli lar asa ile yürümelidir.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4785
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
EDEB
« Yanıtla #4 : 24 Şubat 2005, 01:56:02 »
EDEB:

Bir gün yakınları kendisine;

-"Efendim, filan yerde büyük bir zat var. Fazilet ve keramet sahibi bir velidir." dediler ve daha başka sözlerle o zatı çok medh ettiler. Bunun üzerine Bayezıd-i Bestami (k.s.) Hazretleri,

-"Madem öyledir. O halde o büyük zatı ziyarete gitmemiz lazım oldu," buyurdular. Talebelerinden bazıları ile birlikte onun bulunduğu yere geldiler. Bayezıd-i Bestami bildirilen zatın, mescide gitmekte olduğunu ve kıbleye karşı tükürdüğünü gördü. Görüşmekten vazgeçip derhal geri döndü. Sonra o kimse hakkında şöyle buyurdu:

-"Dinin hükümlerini yerine getirmekte, Sünnet-i seniyyeye uymakta ve edebe riayette zayıf birisine, nasıl olur da keramet sahibi denilir.Böyle bir kimsenin, Allahü Tealanın evliyasından olması mümkün değildir." buyurdu.

Yine arif bin abdulgulam demistirki:Bir gün ayagimi kibleye dogru uzatmistim Ariflerden bir kadin geldi ve dediki Sen ilimehlinden birisisin  oturacaksan edebin ile otur. yoksa ismin Allaha yakin olanlarin defterinden silinir.diye söyledi diyor.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4785
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
ADAB BÖLÜMÜ
« Yanıtla #5 : 20 Kasım 2005, 01:30:08 »
Mahmudu-Hüdai hazretlerinin kapisindaki yazi.

Edeble gelen lutufla gider.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4785
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
ADAB BÖLÜMÜ
« Yanıtla #6 : 27 Kasım 2005, 23:58:58 »


Gezdim halebi sami.
Ettim ilmi talep.
Meger ilim taaa gerilerdeymis.
Illa edep illa edep.
« Son Düzenleme: 22 Şubat 2010, 12:21:39 Gönderen: mystic »
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı sıddık-birgüvi

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 282
ADAB BÖLÜMÜ
« Yanıtla #7 : 03 Şubat 2006, 19:29:06 »
Gülümsemenİn önemİ
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Müslüman güler yüzlü, münafık asık suratlı olur.

Tebessüm, bedavadır, alanı mutlu eder, vereni üzmez.

Bazen bir tebessümün hatırası ömür boyu unutulmaz.

Huzurun anahtarı tebessümdür.

Tebessüm edemeyen zavallıdır.

Tebessüm ateşinde erimeyen maden bulunmaz.

 Kalblerin fethi gülümsemekten geçer. Bir tebessüme esir olan genç erkek, bir kızın hiçbir meziyetini dikkate almadan onunla evlenmek hatasına kurban gidebilir.

Gülümsemesini bilmek, iki cihan mutluluğuna sebep olur.

İslamiyet, sevgi, güler yüz, tatlı söz, dürüstlük ve iyilik dinidir.

Dostlara doğru söylemeli, düşmanları güler yüzle ve tatlı dil ile idare etmelidir.

Başarının sırrı, güler yüz, tatlı dil ve güzel siyasettir. Güzel siyaset, herkesin memnun olması demektir.

Düşmanınıza iyilik edin, hediye verin. Kırıldığınız arkadaşınıza iyilik edin, sıkıldığınız insana güler yüz gösterin. Bunları yaparsanız rahat edersiniz.

Evliyadan bir zat, (Bir kimsenin veli olduğu; tatlı dili, güzel ahlakı, güler yüzü, cömertliği, münakaşa etmemesi, özürleri kabul etmesi ve herkese merhamet etmesi ile anlaşılır) buyurmuştur.

Güzel ahlaklı kimse, edeplidir, az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah için sever, Allah için buğzeder, emanete riayet eder, komşu ve arkadaşını korur. Güzel ahlaklı bir zata, kötü huylu hanımı ile nasıl iyi geçindiği sorulunca, (İyi huylu ile herkes geçinir. Marifet kötü huylu ile geçinebilmektir. Onun kötü huyuna sabredemezsem benim iyi huylu olduğum nereden belli olacaktır) dedi.

 Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Arkadaşının yanında suratı asık durana melekler lanet eder.)

(Arkadaşının yüzüne tebessüm etmek sadaka gibi sevaptır.)

(Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile memnun etmeye çalışın!)

(Arkadaşının yüzüne sevgi ile bakmak ibadettir, güler yüz göstermek ise günahlara kefarettir.)

(Arkadaşına faydan yoksa, bari zararın olmasın! Onu sevindiremediysen üzme bari. Onu övmemişsen, hiç değilse kötüleme!)

(Hediyeleşirseniz, birbirinizi seversiniz.)

(İyiliği, güzel yüzlülerden talep ediniz.)

(İyi kadın, güzel ve güler yüzlü olandır.)

(Bir insan az ibadet etse de, güzel ahlakı sayesinde en yüksek dereceye kavuşur.)

(Yumuşak davran! Sertlikten sakın! Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir.)

(Sürme çekmek, akarsuya, yeşilliğe ve [helal olan] güzel yüze bakmak göze kuvvet verir.)

(Güzel huy gibi asalet olmaz.)

(Güzellik, kiminde daha güzeldir: Adalet güzeldir, fakat idarecide daha güzeldir. Cömertlik zenginde daha güzeldir. Haya güzeldir, kadında daha güzeldir.)

(Geceleri çok namaz kılanın yüzü güzel olur.)

(Güzelin güzeli güzel ahlaktır.)

(Din, güzel ahlaktır.)

AHLAK DERSLERÍ

Çevrimdışı hira

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 9
ADAB BÖLÜMÜ
« Yanıtla #8 : 04 Şubat 2006, 21:12:37 »
Paylaştıkların için çok teşekkür ederim beyazzambak kardeşim...

Sokağa çıktığımızda, topluma, sosyal ortamlara baktığımızda artık nedense bilinmez... İnsanlarda dikkatinizi çeken bir özellikle karşılaşıyorsunuz.Evet evet tam da düşündüğünüz gibi ...Acaba neden bu suratlar bu kadar asık...Ya da siz gülümseyince; böyle anlamsızca bön bön derler ya, bir şey anlamamışcasına ve adeta size sende ne yapıyorsun dercesine bir bakış atmazlar mı...sanki siz gülümsemeyi yeni keşfettiniz de o da bu ne yapıyor dercesine anlamsız bakışlar atıyor...Ne desem işte insanların çoğu da bu durumda ...Ama biz inadına gülümsemeye devam edelim...Gülümsemeyi yeni keşfetmişcesine ...
Sıkıntılar...BİZİM için... Sevinçler...BİZİM...
Ya Acılar...onlar sizin için mi...Hayır...Onlar da BİZİM...
Bizim gibi düşünen... Bizim gibi akleden HERKES için...

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4785
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
ADAB BÖLÜMÜ
« Yanıtla #9 : 18 Şubat 2006, 00:32:57 »
ÂDÂB-I MECLİS


               Kendini sevdirmek istersen bütün ihvanına

               Dikkat eyle meclisin âdâbına, erkânına.

Ekşi çehreyle oturma, verme sıklet bezme sen.

Tatlı dilli ol, güler yüz göster, olma dilşiken.

               Sözlerin olsun zarîfâne fakat çok söyleme

               Söz güherdir kadrini bil, boş yere sarfeyleme.

Anlatırken parmağınla dürtme halkı elhazer

Zor ile dinletme kendin, olma gayre derdiser

               Bahse katma kendine ait ise bir iş hele

               Sözde ısrar ü inat etme çıkarma velvele.

Olsa da gâhî lâtife pek latif olmak gerek

Hasılı mecliste bir âdem zarîf olmak gerek

               Tıflu bedhular gibi burnun karıştırma sakın

               Senden ikrah etmesin huzzâr âdabın takın

Ellerinle oynama, çatlatma sen parmakların

Böyledir de’bü edeb tenhâda kes tırnakların

               El yanında kurcalar mı dişlerini bir nikhu

               Sümkürüp aksırma ol ihvan içinde rûberû

Gizli gizli söyleşüp îmâ, işâret eylemez

Kendi temkinini bilen izhâru hiffet eylemez

               Sen mülâkî olduğun senden büyükse hürmet et

               Lâubâlî olma, bak senden küçükse şefkat et.

Yok yere şâyânı nefret etme, sevdir kendini

Nûr-u aynım dinle Sâdî’nin bu nushu pendini.

                                       (Muallim Sâdî H. 1322 - M. 1901)

Lügatçe: Sıklet: Ağırlık, sıkıntı. Bezme: meclise. Dilşiken: gönül kırıcı. Güher: cevher. Elhazer: sakın! Derdiser: baş derdi. Tıfl-u bethular: Huysuz çocuklar. Huzzar: Huzurdakiler. De’bü edeb: Usul, terbiye. Nikhu: İyi huylu. Rûberû: Yüzyüze. Izharu hiffet: Hafifliği açığa vurmak. Nur-u aynım: Gözümün nuru. Nush-u pendini: Nasihatini, öğüdünü.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4785
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Ynt: Adab Bölümü
« Yanıtla #10 : 22 Şubat 2010, 01:28:11 »
Konya Sekreterleri-Çalışanları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (KOSEYAD) Genel Sekreteri Bilge Karasopa, telefonun en çok 4 kez çaldırılması ve gülümseyerek açılması gerektiğini belirterek, "Tebessümle beraber harekete geçecek yüz kaslarınız ses tonunuzu etkileyecek, kulağa daha olumlu gelmesini sağlayacaktır" dedi.

Karasopa, telefonla konuşmanın, yüz yüze görüşmeyle benzerlik taşımasına rağmen kendine has kuralları ve adabı olduğunu söyledi.
Toplumumuzda genel olarak bir ev ya da iş yeri arandığında arayan kişinin kendini tanıtmaya gerekli özeni göstermediğini ifade eden Karasopa, şöyle konuştu:

"Son yıllarda, telefonla görüşmeye başlarken kendini tanıtmadan doğrudan söze girmek çok yaygınlaştı. Avrupa'ya özgü bir yaklaşım olan bu tarz bizim kültürümüze uymuyor. Oysa telefon açan kişi söze, 'merhaba, iyi günler, iyi akşamlar' gibi selamlama sözcükleriyle başlanmalı."

Telefon eden kişinin selam vererek başlayıp, "Nasılsınız?" gibi hatır soran sözcüklerle devam ettireceği konuşmanın sıcak bir atmosfer yaratacağını belirten Karasopa, bu üslubun iletişimin kuvvetlenmesini, diyaloğun daha sağlam bir şekilde sürmesini sağlayacağını kaydetti.

Karasopa, yapılan araştırmalarda Türkiye'de ve Orta Doğu ülkelerinde telefon görüşmelerinde kurulan karşılıklı sıcak ilişkilerin, doğru ileti şim için önem taşıdığının ortaya çıktığını bildirdi.

"SEN KİMSİN, ORASI NERESİ?" DENMEMELİ

Telefonda ortaya konan sıcak yaklaşımların, problemlerin çözümüne ve kişilerin işlerini kolaylıkla halletmelerine katkı sağladığını ifade eden KOSEYAD Genel Sekreteri Karasopa, şunları söyledi: "Öncelikle telefon görüşmesine girişte gösterilecek özen, karşıdaki kişiye güven verir. Telefon edilen kişiye, "Sen kimsin, orası neresi?' gibi sorular yöneltmek ise yadırganan bir tutumdur. Telefon konuşmalarında ahizenin yavaşça alınması ve yerine aynı şekilde konulması da önemlidir."

Sabah saat 10.00'dan önce ve akşam saat 22.00'den sonra telefon etmemeye özen gösterilmesinin bir nezaket kuralı olduğunu belirten Karasopa, telefonda gizli konuların konuşulmaması, cep telefonlarının uygun olmayan yer ve zamanlarda kapalı tutulmasının da önemli kurallar arasında yer aldığını bildirdi.

TELEFONU GÜLÜMSEYEREK AÇIN

Telefon görüşmelerinin etkili olmasının, sözcüklerin etkili kullanımına bağlı olduğuna işaret eden Karasopa, şöyle devam etti: "Kaliteli bir telefon görüşmesi, geniş bir sözcük dağarcığının dikkatli şekilde kullanılmasıyla mümkündür. Konuşma şeklinizi, karşınızdakinin eğitim ve bilgi düzeyi belirlemelidir. Kişiye uygun bir dil kullanmadığınız takdirde, diyaloğu yitirme riski büyüktür.

Telefonu en çok dört kez çaldırı n ve gülümseyerek açın. Tebessümle beraber harekete geçecek yüz kaslarınız ses tonunuzu etkileyecek, kulağa daha olumlu gelmesini sağlayacaktır. Konuşma hızınızı ve ses değişimlerinizi iyi ayarlayın. Çok hızlı ya da monotonluk derecesinde yavaş konuşmaktan sakının. Sesinizin yüksekliğini uygun zamanlarda değiştirerek, konuşmanıza dinamizm kazandırın."

Konuşma sırasında yapılan hatalarda özür dilenmesinin de çok önemli olduğunu vurgulayan Karasopa, "Özür dileyen kişi yaptığı hatayı fark etmiş, bunun yanlışlığına inanmış ve bunu bir daha yapmayacağını karşı tarafa içtenlikle beyan etmiş olur. Bunun yanında, hiç gerek olmadığı halde söze özür dileyerek başlamak da uygun değildir. Telefon konuşması bitirilirken ise iyi dileklerde bulunulmalıdır" diye konuştu.
« Son Düzenleme: 22 Şubat 2010, 01:30:46 Gönderen: Tuğra »
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı tefhim

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 360
Ynt: Adab Bölümü
« Yanıtla #11 : 22 Şubat 2010, 17:01:34 »
 zs2))
Bedeel islemü gariben feseyeudü gariben fetuba lilgurabai.

Çevrimdışı mazlum

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 861
  • Allah'a giden tüm yollar.Kalp lerden gecer.
Ynt: Adab Bölümü
« Yanıtla #12 : 26 Eylül 2010, 05:50:11 »
Rabbimiz bizlere ahlaki hamideler , imani kamileler nasip eyle ,
Din Hayadir .
Bir harf yeter inan, varsa o evde bir insan.

Dost Ararsan Kendine Bak
Dostun Ağlasını Bulursun
Düşman Ararsan Yine Kendine Bak
Düşmanında Ağlasını Bulursun .
vesselam .