Gönderen Konu: Fıkra ....... Yabancı Dil İhtiyacı  (Okunma sayısı 2400 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

zaman_1453

  • Ziyaretçi
Fıkra ....... Yabancı Dil İhtiyacı
« : 29 Şubat 2012, 18:06:18 »

FIKRA ........................................................ YABANCI DİL İHTİYACI
Bir kedi, bir başka kediye rastlamış...
Birinci kedi:
— Miyav miyav, demiş...
İkinci kedi de buna:
— Hav hav, diye cevap vermiş...
Birinci kedi kızmış, azarlamış ikinci kediyi:
— Neden her kedi gibi “miyav miyav” demiyorsun?
İkinci kedi gülerek cevap vermiş:
— Yâhu, bu zamanda herkes bir yabancı dil konuşuyor!.. Niye biz de konuşmayalım?


Evet, işin lâtîfe yönü bir tarafa, bir yabancı dil, tabii ki biz insanlara, bâhusus Müslümanlara lâzım.
İslâm’ı diğer dinlerden ayıran en bâriz hususiyetlerden biri, hiç şüphesiz onun âlemşümûl oluşudur. Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz nasıl ki topyekün insanlık âlemine ve cinlere gönderilmiş bir peygamberdir, vârisleri de öyledir. Dolayısıyla bu âlemşümullük bize de, bütün dünyaya onun rahmet ve şefkat yüklü tebliğini götürme, duyurma mes‘ûliyetini yüklemiştir. İns ve cinnin dünyaya gelmesinin yegâne sebebi ve hikmeti; Rabbini tanımak ve ona kulluk etmektir. Ona bu yolu gösterecek kılavuzlar ve rehberler de, Resûlüllah (s.a.v.)’ın vârisleri olan âlimler ve onların yolunu tâkip eden talebeleridir, evlatlarıdır. 
Peki bu nasıl olacak? Yabancılara bu tebliğ nasıl anlatılacak? Bu gâyeye giden yolda usûl ne olacak? Elbette ki Resûlüllah Efendimiz’in sünneti olacak. Kendi lisânımızın yanında bize yabancı olan dilleri de öğrenmemizi o teşvik etmiyor mu? Evet. Öyleyse sevgili gençler, yapılacak iş belli: Her birerimiz Kur’an lisânının yanı sıra en az bir yabancı dile sahip olmaya gayret edeceğiz. Böylece İslâm’ın feyzini, kelime-i tevhîdin nûrunu dünyanın her köşesine ulaştırmak için gecemizi gündüzümüze katarak çalışacağız. Bunun başka bir yolu yok. Pirânın himmetini bekliyorsak, hizmete tâlip olacağız. Hizmete tâlip olabilmek için de, öncelikle o hizmete lâyık olarak yetişeceğiz. Sonra da, son nefesimize kadar Allâh’a, Resûlü’ne ve onun vârislerine itaat ve teslimiyet çerçevesi içerisinde sırât-ı müstakîm üzere yolumuza devam edeceğiz.
Cenâb-ı Hakk hidâyet-i kâmileden ayırmasın. Âmîn...