Gönderen Konu: Genetik Yapınız Kilo Vermeye Uygun Mu?  (Okunma sayısı 2492 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Genetik Yapınız Kilo Vermeye Uygun Mu?
« : 23 Ekim 2011, 21:51:46 »

Genetik Yapınız Kilo Vermeye Uygun Mu?


Günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri olan aşırı kilo ve ilerleyen safhalarda görülen obezite, “gentest healthy weight” yöntemiyle sorun olmaktan çıkıyor.
 
Obezitenin altında yatan genetik temelleri ortaya koyan yöntem sayesinde kişinin beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı analiz edilerek obezitenin tedavisi sağlanıyor.
 
Günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri olan obezite, giderek daha da yaygınlaşırken toplumların kültürel alışkanlıklarına zarar vererek çığ gibi büyüyor. Türkiye’de de birçok kişi obezite nedeniyle farklı tedavi yollarına, bazı durumlarda ‘mide küçültme’ gibi operasyonlara başvurmakta.
 
İlk göstergesi kalp-damar hastalıkları olan obezite başka birçok hastalığın başlangıcı olabilir. Daha sonra sorun büyüyerek diğer iç organlara da zarar vermeye başlar.
 
İlerleyen tıp günümüzde obetizeye yeni bir çözüm sunuyor: GENTEST Healthy Weight… Bu yöntem sayesinde obezitenin altında yatan genetik temeller ortaya çıkarılıyor. Kişinin mevcut beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı analiz edilirken başka hastalıkları tetiklemesinin önüne geçilerek tedavi sağlanıyor.
 
Tıbbi açıdan obez olarak tanımlanmamakla birlikte normalin biraz üstünde kilo fazlası olan ya da genetik yapısına uygun doğru beslenmeyi, vitamin ve besin destekleri ihtiyacını öğrenmek isteyen bireyler için “Gentest Diet” yöntemi uygulanabilir.
 
Zayıflamak ve estetik bir görünüme kavuşmak isteyen, fakat bunları yaparken bilinçli hareket edip sağlığını bozmayacak çözümler arayan kadın-erkek tüm bireylere uygulanabilen bir testtir. Bu sayede, hekim kontrolünde beslenme alışkanlıkları değiştirilerek daha sağlıklı bir yaşama kavuşulabilir. Sağlıklı beslenmek adına neler yapılması gerektiği konusunda bilgi edinilir.
 
Kalp ve damar hastalıklarına genetik yatkınlığınız var mı?
 
Ayrıca bu yöntemle kalp-damar, beyin-damar veya karşılaşılabilecek diğer damar hastalıklarına olan genetik yatkınlık öğrenilerek önlemler alınabilir... “Gentest Cardiogen/Cerebrogen” adı verilen testin sonucunda kişiye özel çıkarılan 100 sayfalık genetik harita sayesinde, uygun beslenme koşulları ve vitamin desteği ihtiyacı belirlenerek günlük alışkanlıklar teste göre düzenlenebilir... Hekim önerileri doğrultusunda uygulanan beslenme ve egzersiz hareketleri ile karşılaşabilecek riskler minimuma indirilir.


Dr. Zuhal Apaydın

*~*~* TUĞRA *~*~*

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Genetik Yapınız Kilo Vermeye Uygun Mu?
« Yanıtla #1 : 23 Ekim 2011, 22:02:00 »
Alıntı
Kilo sorunu olana 7 altın tavsiye!

Eğer kilo fazlalığı ve şişmanlık endişeniz var ve kilolar yerine sağlığınızı vermek istemiyorsanız, bu yazıyı dikkatle okuyun. Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU yazıyor...

Kilo fazlalığı özellikle de şişmanlık hepimizin ortak korkusu haline geldi. İyi de oldu! Çünkü sorunun estetik boyutundan daha önemli yanları, tetiklediği önemli sağlık sorunları var. Dahası, şişmanlık yaşam kalitemizi bozuyor, ömrümüzü kısaltıyor. Hipertansiyon, şeker hastalığı, osteoartirit, safra kesesi taşı, koroner arter hastalığı, kolesterol yüksekliği, uyku bozuklukları, kanser gibi pek çok sağlık sorununda ya hazırlayıcı ya da kolaylaştırıcı etkisi var. Kilolu insanların çoğu kendileriyle barışık değil. Bazıları daha sinirli, alıngan, uyumsuz. Bazıları da içine kapanık, yorgun ve hırçın. Çoğu, genelde mutsuz. Kısacası, sorunun ruh sağlığını bozan yanları da var.


http://www.sadakat.net/forum/diyet_ve_spor/sismanlik_hastalik_mi-t52682.0.html;msg245186#msg245186
« Son Düzenleme: 23 Ekim 2011, 22:04:33 Gönderen: Tuğra »

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Diyet Bitmişken Başlar
« Yanıtla #2 : 08 Mart 2012, 23:08:27 »

Diyet Bitmişken Başlar

Diyeti bozanların çoğu, o diyete bitmiş gözüyle bakar. Oysa her şeyin başladığı nokta orası. Asıl beceri devam etmekte.

Diyet yaparken, verdiğiniz her kilo size nasıl motivasyon sağlıyorsa, diyet listeniz dışındaki bir şeylerden atıştırıp diyeti bozmanız da o kadar cesaretinizi kırar. Diyet yapan hemen herkesin yaşadığı bir durumdur bu. Sonucu ise vicdan azabı, suçluluk duygusu ve kendiniz ile iradesizliğinize karşı hissettiğiniz öfkedir. Ve ardından şu düşünce beyninize çöreklenmeye başlar: "Ne yararı var ki?"
 
Tüm bunlar tanıdık geldi mi?

Diyeti bozmaktan kaynaklanan, kendinize yönelttiğiniz eleştirel duyguları daha da genişletip anlatmak mümkün, ama sanırım neden bahsettiğimi hepimiz biliyoruz. Sorunun anahtarı ise gene sizde, düşünme biçiminizi değiştirebilmenizde.
 
Diyet yapmaya bir oyun gibi bakabiliriz. Bazıları oyunu kazanç ve yenilgileriyle kabul ederken, bazıları için kaybetmek dayanılmazdır. Kaybedince de surat asıp bir kenara çekilip oyunu bırakırlar. Oysa kilo verme oyununda durum biraz daha farklıdır. Bir diyet programı uygularken, diyet listenizin dışına çıkıp, yememeniz gereken şeyleri yemek, mutlak bir son değildir ve kaybetmeyi getirmez. Ama tabii eğer hatanızı fark ettiğiniz yerde durmayı bilirseniz.
 
İşte size bir örnek: 3 haftadır diyet uyguluyorsunuz ve fevkalade bir başarı göstererek diyet listenizi harfiyen uyguladınız. Kendinizle gurur duyuyorsunuz ve harika hissediyorsunuz. Daha sonra arkadaşınızın doğum günü partisine gidiyorsunuz ve bir bardak şarap içiyorsunuz. Daha ne olduğunun farkına bile varamadan, yanınıza birisi gelip kanape tabağını burnunuzun dibine sokuyor ve o lezzetli şeylerden mutlaka denemeniz gerektiğini 100 kere tekrar ettikten sonra, kanapeleri ağzınıza tıkmaya başlıyor.

Böylece daha 'Mutlu yıllar sana' diye şarkıyı söylemeye başlayamadan, kendinizi 4000 kaloriyi mideye indirmiş bir halde buluyorsunuz. 3 haftadır göz ucuyla bile bakmadığınız tatlılar, tuzlular ve pastalar sindirim sisteminizde eğlenceli ve mutlu bir yolculuğa çoktan çıkmış bulunuyorlar.
 
Bu esnada çoğumuz bu durumun nerede sonlanacağını düşünür. Aslında bu, tam da her şeyin başladığı noktadır. Öncelikle elde tutulur gerçekleri bir gözden geçirelim: Diyetiniz gerçekten de çok büyük bir yara mı aldı? Pek sayılmaz. Belki yarım ya da bir kilo aldınız. Ama bu, şimdiye kadarki başarınızın yanında fazla bir şey sayılmaz. Kaldı ki, yarım ya da bir kilo vermek sizin için problem değil. Daha kendiniz fark bile edemeden verirsiniz o yarım kiloyu.
 
Eee o zaman sorun ne?

Sorun ne yaptığımız değil, ona yüklediğimiz anlam. Onca çaba harcadıktan sonra, böyle bir kaçamak yaptığımız için kendimize o kadar kızıyoruz ki, kafamızın içinde düşünceler yıldırım hızıyla akıp gitmeye başlıyor. "İradesiz!" diyoruz kendimize. "Asla başaramayacaksın, hep ama hep şişko kalacaksın." Bunları düşündükçe daha da negatif oluyoruz, daha da aşağılıyoruz kendimizi. Buna çözüm olarak da diyete son vermeyi buluyoruz.
 
Oysa kaldığımız yerden devam edebilsek. Yapmamanız gereken bir şey yaptınız. Olsun. Tüm hayatınızı çöpe atıyor musunuz? Atmadığınıza göre, diyetinizi niçin bırakasınız ki? Unutmayın, oyunu kazanmanın yolu devam etmekten geçer, bırakırsanız tüm kazanma şansınızı boşa harcamış olursunuz.
 
sağlık ve yaşam dergisi
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Kilo Almamak İçin Mitokontrinizi Çalıştırın
« Yanıtla #3 : 30 Eylül 2012, 12:44:39 »
Kilomuzu korumak istiyorsak, fazla yiyip içmememiz, bunun yanında mitokondri sayımızı artırmamız gerekiyor. Kilo vermek için de sadece az yiyip içmek değil, aynı zamanda daha çok ve daha güçlü mitokondrilere sahip olmak zorundayız. Bunun yolu da düzenli egzersizden geçiyor.

Kilomuzu etkileyen pek çok faktör var. En başta da “metabolizmamızın hızı ve gücü” geliyor. Eğer iyi çalışan bir metabolizmamız varsa genelde kilo problemimiz pek olmuyor. Metabolizması hızlı ve güçlü olanların avantajları yalnızca kilo almamayla da sınırlı değil. Bunlar aynı zamanda daha fit/zinde oluyor, daha az hastalanıp daha uzun yaşıyor.

Bu nedenle sağlımızı koruyup güçlendirmek ve yaşlanma sürecini yavaşlatmak için de metabolik ayarımıza dikkat etmemiz, güçlü ve hızlı bir metabolizmaya sahip olmamız lazım.

Metabolik ayarımızı belirleyen farklı etkenlere sahibiz. Mesela tiroid bezimizin çalışma kapasitesi çok önemli. Eğer sağlam bir tiroid bezimiz varsa ve yeteri kadar tiroid hormonu üretebiliyorsak sürecin bir kısmını garanti altına almış oluyoruz. Tiroid bezi aşırı çalıştığında yiyip içmemize rağmen kilo kaybediyor, az çalıştığındaysa durup dururken kilo alıyoruz...

SAYISI DA GÜCÜ DE ÖNEMLİ

Metabolik ayarımızı belirleyen başka faktörler de var. Bu faktörlerden biri çok önemli ama maalesef çoğu zaman gözden kaçıyor. Uzmanların bile çoğu bu faktörün farkında değil. Gözden kaçan bu önemli metabolik ayar belirleyicileri, hücrelerimizdeki mitokondri isimli küçük organcıklar.

Mitokondriler hücrelerin içinde güç santralleri gibi çalışan, hücreye giren yakıtın ne hızda, nasıl ve ne oranda yakılacağını belirleyen, kısacası hücreye enerji üreten yapılar. Bir hücre ne kadar çok mitokondriye sahipse ve mitokondrileri ne kadar güçlüyse o kadar çok yakıt yakıp, enerji üretip daha çok kalori yakar.

Bu durumun pratikteki anlamı ise yiyecek içeceklerle kazandığınız kalorilerin ne oranda yakıt olarak kullanılacağı ve ne kadarının yağ dokusu haline getirileceğine mitokondrilerin karar verdiğidir. Mitokondri sayınız az ve mitokondriniz tembelse yiyip içtiklerinizi iyi yakamaz, yağa çevirip depolar, yani şişmanlarsınız.

Eğer kilomuzu korumak istiyorsak mitokondri sayımızı artırmamız gerekiyor. Kilo vermek için de sadece az yemek içmek değil, aynı zamanda daha çok ve daha güçlü mitokondrilere sahip olmak zorundayız. Bunun yolu da düzenli egzersiz yapmaktan geçiyor. Nedeni şu...

KAS DOKUNUZU ARTIRIN!

Kas hücreleri mitokondrilerden en zengin hücredir. Bu nedenle de bir kas hücresinin yaktığı enerji miktarı yağ hücresinin yaktığından çok daha fazladır. Yağ kütlenizi azaltıp kas kütlenizi artırdığınız ve de egzersiz yaparak kaslarınızı düzenli olarak enerji tüketmeye zorladığınız takdirde kas kütleniz arttığı için mitokondrileriniz de artmış olacak, kaslarınız çalıştığı için de mitokondrilerimizde daha fazla enerji yakacaksınız.

Kısacası düzenli egzersiz yapmak size hem daha fazla mitokondri kazandıracağı hem de mitokondrilerinizi daha çok çalıştıracağı için metabolizmanızı daha hızlı ve güçlü hale getirecektir.

EGZERSİZ OLMADAN OLMAZ

Kilo sorununu çözmek isteyen birinin yapabileceği en büyük yanlış, sorunu sadece “kazandığı” enerji miktarını azaltarak -yani az yiyerek ya da aç kalarak- kısacası “yalnızca diyet yaparak” çözmeye kalkmasıdır.

Düzenli egzersiz yapmadan, kas yağ oranını “daha çok kas daha az yağ” dokusu olacak şekilde değiştirip kas kütlenizi artırmadan ve kaslarınızı egzersizle daha çok enerji yakacak şekilde çalıştırmadan bu sorunu çözemezsiniz.

Çözseniz bile bu geçici bir başarı olacak, verdiğiniz kiloları kısa bir süre sonra fazlasıyla geri alma şanssızlığı/mutsuzluğu yaşamanız kaçınılmaz olacaktır.

Yürüyün ve ağırlık kaldırın

Eğer kalıcı ve etkili bir kilo kontrolü elde etmek istiyorsanız, bu işin aerobik egzersizlerle direnç egzersizlerini ustaca birleştirmek ve alışkanlık haline getirmekten başka bir kalıcı çözümünün olmadığını aklınızdan çıkarmamalısınız.

Aerobik egzersizler kaslarınızı çalıştıracak, direnç egzersizleri ise kas kütlenizi artıracaktır.

Bu ikili yaklaşım, mitokondri sayınızı artıracak ve mitokondrinizi yakıt tüketen merkezler haline getirecektir.

Yapacağınız şey son derece basit ve uygulanabilir bir alışkanlığı edinmekten ibarettir.

Her gün ortalama 7 bin 500 adım ve üzerinde olacak şekilde yürüyün. Adım sayınızı 5 binin altına düşürmeyin, mümkünse 10 bin  civarında sabitleyin.

Bu “aerobik çalışmaya” haftada iki gün de ağırlık kaldırmak, itmek, çekmek ve benzeri direnç egzersizleri ekleyerek kas kütlenizi çoğaltmaya gayret edin.

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
*~*~* TUĞRA *~*~*