Gönderen Konu: Göz Sağlığı İle İlgili Bilgiler-Haberler  (Okunma sayısı 38181 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

rahname

  • Ziyaretçi
Göz Sağlığı İle İlgili Bilgiler-Haberler
« : 06 Ocak 2007, 21:50:58 »

AĞLAMAK EN AZ GÜLMEK KADAR ÖNEMLİ...


Sağlığımızı, yaşam kalitemizi ve güzelliğimizi tehdit eden en büyük sorunların başında stres gelir. Ama doğamız o kadar mükemmel bir tasarımdır ki, her sorunun çaresi, her derdin dermanı içinde saklıdır. Örneğin gülmek de ağlamak da sandığımızdan çok daha değerli ve sağlıklıdır. Tebessüm ya da kahkaha, içimizden dalga dalga yükselir, kendiliğinden dışarı taşar. Yüzümüzü aydınlatır, içimizi arındırır. Daha da önemlisi stresin vücudumuzda yarattığı tüm biyokimyasal tepkileri etkisiz hale getirir.

Engel olmayın

Ağlamak en az gülmek kadar önemli. Ağlamak yoğun duyguları takip eder. Bu genelde üzüntüdür ama bazen neşe ve kahkaha da olabilir. Nezle olduğumuzda, rüzgarda gözümüz yaşardığında ya da soğan doğradığımızda akan gözyaşları ile içimizi derin duygular kapladığında gözlerimizden süzülen gözyaşları farklıdır. Bu tip gözyaşlarının hormonal ve kimyasal içerikleri değişiktir. Gözyaşını tahlil ettiğimizde içinde acı ve ağrıya karşı dayanıklılığımızı artıran bir çeşit endorfin hormonu, vücudumuzdaki stresin önde gelen belirtilerinden olan ACTH hormonu ve prolaktin hormonu olduğunu görüyoruz. Bu tip gözyaşında yoğun bir şekilde manganez minerali de bulunur. Bu mineral iskelet sistemi ve üretkenliğin yanı sıra duygusal dalgalanmalarımızla da yakından ilişkilidir. Ağlarken biraz yoruluruz ama sonra kendimizi çok daha iyi hisseder, açılırız. Araştırmalar duygusal gözyaşlarının stresle yükselen bazı kimyasalları dışarı atmamıza yardımcı olduğunu gösteriyor.

Sağlığımızın sigortası

Kadınlar, erkeklerden yaklaşık 4 kat daha sık ağlar. Bunun nedeni büyük bir ihtimalle vücutlarında erkeklerden çok daha fazla (yüzde 60) prolaktin olmasıdır. Ağladıktan sonra prolaktin seviyeleri normale döner. Ruh sağlığı yerinde olan insanlar gerektiğinde ağlar ve başkaları ağladığında da anlayışla karşılar. Ağlayabilen insanlar strese bağlı hastalıklara karşı daha dirençli olur ve daha geç yaşlanır. Ne yazık ki erkeklere daha çocukken ağlamanın zayıflık olduğu öğretilir. Derin duygular gerçekte gücü temsil eder. Derin sevgiler olmadıkça, derin acılar ve gözyaşları da olmaz. Sevginin tedavi gücüne hiçbir ilacın ya da yöntemin ulaşması mümkün değildir. Gençliğini uzun yıllar koruyabilen insanlara dikkat edin, gözleri sevgiyle doludur. Duygusal dengemiz her şeyden önemlidir. Belirli araştırmalar estetik cerrahinin bizi en fazla 10 yaş gençleştirebileceğini belirtirken, duygusal denge ve pozitif düşüncenin biyolojik yaşımızı 15-20 yıl öncesine götürebileceğini kaydediyorlar

Yazan: Dr. Yasemin Fatih Amato
« Son Düzenleme: 27 Eylül 2008, 21:57:36 Gönderen: Ber-ceste »

Vuslat Yolcusu

  • Ziyaretçi
Göz tansiyonundan habersiz yaşayan yüz binlerce insan var
« Yanıtla #1 : 10 Haziran 2007, 14:08:10 »
Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, önlenebilir körlük nedenleri arasında ikinci sırada yer alıyor. Tahminlere göre Türkiye'de 1,5 milyon glokom hastası bulunuyor. Ancak bunların büyük bölümü hastalığının farkında değil. Sadece 300 bin kişi düzenli glokom tedavisi görüyor.
 
 
Göz tansiyonunda erken teşhis çok önemli. Ama hastaların çoğu görme hücrelerinin yüzde 40'nı kaybettikten sonra doktora başvuruyor.
 
Türk Oftalmoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik, "Ülkemizde 1,5 milyon glokomlu bulunduğunu tahmin ediyoruz. Bunlardan sadece 300 bini tedavi görüyor. Yaptığımız bir araştırmaya göre halkın yüzde 97'si glokomun ne olduğunu bile bilmiyor. Göz tansiyonunu duyanların oranı ise yüzde 27 civarında." açıklamasını yaptı.

Glokom, göz içi basıncının (göz tansiyonu) yükselmesi nedeniyle görme sinirlerinin ölmesiyle ortaya çıkıyor. Hastalığın ilk dönemlerinde bakılan noktanın çevresi karartı halinde görülüyor. Zamanla bu karartı merkeze doğru ilerliyor. Hastalığın son noktasında görme yeteneği tümüyle yitiriliyor.

Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik, glokomda erken teşhisin çok önemli olduğunu kaydetti. Hastaların genellikle rahatsızlıklarının farkına varmadıklarını vurgulayan Tamçelik, "Glokom genellikle görme hücrelerinin yüzde 40'ı kaybedildikten sonra teşhis ediliyor. Hastalık, çoğunlukla gözlük muayenesi ya da başka bir sebeple göz hekimine geldiğinde anlaşılıyor." dedi. Tedaviyle göz hücrelerindeki tahribatın geriye döndürülemediğini hatırlatan Tamçelik, ancak kötü gidişi durdurabildiklerini aktardı. Glokomun kendi içinde çeşitli gruplara ayrıldığını anlatarak, bazı durumlarda göz tansiyonu yükselmediği halde görme sinirlerinin hasara uğrayabildiğini belirtti.

Hastalığın daha çok 45 yaş üstü kişilerde görüldüğünü söyleyen Tamçelik, "45 yaş altı olup göz tansiyonu yüksek çıkanlar, her iki yılda bir, 45 yaş üstünde risk taşıyanlar da her sene göz muayenesi yaptırmalı. Diğerlerinin ise 4 yılda bir yaptırması yeterli." tavsiyesinde bulundu.

Prof. Tamçelik, miyopları gözlükten kurtarmak için uygulanan lazer tedavisinde korneanın inceltildiğini hatırlatarak, "Bu nedenle lazer yaptıran kişilerde göz tansiyonu ölçümlerinde sonuçlar yüksek olduğu halde düşükmüş gibi çıkıyor. Bu nedenle hastaya lazer tedavisi uygulanırken glokom riski taşıyıp taşımadığına bakılmalı." şeklinde konuştu.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Göz tansiyonundan habersiz yaşayan yüz binlerce insan var
« Yanıtla #2 : 10 Haziran 2007, 14:13:12 »
Sağolun...

rahname

  • Ziyaretçi
Göz tansiyonundan habersiz yaşayan yüz binlerce insan var
« Yanıtla #3 : 10 Haziran 2007, 19:37:06 »
Alıntı yapılan: "fatihan"
Sağolun...

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Göz Sağlığı İle İlgili Bilgiler-Haberler
« Yanıtla #4 : 07 Mart 2008, 13:03:26 »
GÖZ ÇEVRESİ SORUNLARI VE ÖNLEMLER

Yorgun ve şiş gözler
Çok az ya da çok fazla uyku, bir gece önce alınan alkol, aşırı kafein tüketimi, stres ile yapay ışıklar bilgisayar ve televizyon gibi olumsuz etkenlere uzun süre maruz kalmak sabahları şiş gözlerle uyanmanın başlıca nedenidir. Ertesi sabah aynada hoş olmayan görüntülerle karşılaşmak istemiyorsanız bir gece önceden almanız gereken birkaç basit önlem var.



Ne yapmalı?
Zambak, papatya, ıhlamur ve lavanta çaylarıyla yapılan güzellik kürleri gözlerdeki yorgunluk ve şişlikleri gideriyor. Bunun için örneğin bir tutam ıhlamuru 1 çay fincanı kaynar suya ilave edip 10 dakika bekletin. Süzüp soğumaya bırakın. 2 makyaj pamuğunu çaya batırıp göz kapaklarınıza uygulayın. 10 dakika bekleyip, yıkayın. 2 dilim çiğ patatesi göz kapaklarınıza yerleştirip 15 dakika bekleyin. Yıkayıp kurulayın. Gözaltı şişliklerine antioksidan özellikli göz kremleri de sürebilirsiniz.
Sorununuz kronikleştiyse ve ne yaparsanız yapın şiş gözlerle uyanmaktan kurtulamıyorsanız kalp-damar sistemini etkileyen sporlar yapın. Yürüme, koşma, bisiklet ve aerobik gibi sporlar, vücutta ödeme yol açan tuz ve toksinlerin atılmasını sağlıyor. Bu sporlar tüm vücuttaki şişliklerin giderilmesine yardımcı oluyor. Şişliklerin inmesini beklemek için yeterli zamanınız yoksa bir parça buzu göz çevresine gezdirerek sürün.
Şiş gözleri makyajla kamufle etmek için ten renginize uygun kapatıcıyı elmacık kemiklerinize kadar geniş bir bölgeye ince bir kat halinde sürün. Farınızı koyu renklerden seçin. Koyu renkli bir rimeli sadece üst kirpiklerinize sürün.



Göz torbaları
Gözaltı torbaları ya dengesiz bir yaşam stili ve kötü alışkanlıklar sonucunda oluşuyor ya da genetik yapıdan kaynaklanıyor. Bazen az uyku ya da adet dönemlerinde de ortaya çıkabiliyor.
Hiçbir kozmetik ürünü ya da doğal ürün bu sorunu çözmeye yeterli değil. Ancak damar duvarlarını ve kılcal damarları güçlendirici yöntemlerle gözaltı torbalarını hafifletmek mümkün.



Ne yapmalı?
Günlük öğünlerinizi C, PP ile E vitaminli ve bioflavonoidli besinleri içeren gıdalarla ve orman ürünleriyle zenginleştirin. Yağlı yemeklerden ve stresli ortamlardan uzak durun. Günde en az 8 saat uyuyun. Gözaltı torbalarını hafif makyaj hileleriyle kapatın. Bunun için uygun kapatıcılar kullanabilirsiniz.



Kaz ayakları
Genelde ilerleyen yaşla artan bu kırışıklıkların bir nedeni gülüş şeklidir. Gözlerini iyice kısarak gülmek kaz ayaklarının erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden oluyor.



Ne yapmalı?
Retinol çeşitlerini içeren göz kremlerini kullanabilirsiniz. Güneş ışınlarına karşı özel kremler kullanın. Göz çevresini sürekli nemlendiren doğal kremler hazırlayın. Göz egzersizlerini her gün düzenli olarak yapın. Göz Çevresini canlandırmak için 2 salatalık dilimini göz kapaklarınıza yerleştirip 15 dakika bekletin. Göz çevresine ayda bir veya iki kez bademyağı içeren doğal kremler kullanın.


DOĞAL REÇETELER


Yorgun gözler için:
2 poşet çayı yarım çay fincanı kaynar suda 15 dakika demlendirip soğutun. 2 parça pamuğu çaya batırıp elinizle sıkın. Göz kapaklarınızın üzerine yerleştirip 10 dakika bekletin ve yıkayın.



Gözaltı torbaları için:
2 çay fincanı kaynar suya 2 çorba kaşığı fındık yaprağı ekleyip 15 dakika bekletin. Süzüp buzdolabında soğutun. 2 parça pamuğu çaya batırıp elinizle sıkın ve göz kapaklarınızın üzerine yerleştirin. 10 dakika bekletip yüzünüzü yıkayın.
Bir bardak kaynatılmış rezene çayını soğutun. 2 parça pamuğu çaya batırıp göz kapaklarınıza yerleştirin ve 15 dakika bekleyin.



Gözaltı morlukları için:
Papatya çayı ya da lavanta çayını soğutun. 2 parça pamuğu çaya batırıp elinizle sıkın. Göz kapaklarınıza uygulayın.



Göz çevresi kırışıklıkları için:
1 kahve fincanı soya yağı, 1 kahve fincanı bademyağı ve yarım kahve fincanı avokado yağını bir kapta karıştırın. Parmak uçlarınızı bu karışıma batırıp göz çevresine masaj yaparak sürün. Bu uygulamayı akşamları yatmadan evvel yapın. Sabahları yüzünüzü yıkayıp kurulayın.



Kirpikleri uzatmak için:
1 bardak suyu kaynatın. 1 çay kaşığı hint yağı ve 12 gr kakao yağı ekleyip karıştırın. Kabı sıcak su dolu bir başka kabın içine yerleştirip krem kıvamına gelene kadar ısıtın. Karışımı soğutup 15 gün boyunca yatmadan önce gözlerinize kaçırmamaya dikkat ederek kirpiklerinize sürün. Sürme işlemini kirpik kökünden uca doğru uygulayın.



Kirpikleri gürleştirmek için:
Eşit ölçüde hint yağı ve badem yağını bir şişede karıştırıp 15 gün boyunca akşamları yatmadan önce gözlerinize kaçırmamaya dikkat ederek kirpiklerinize dipten uca doğru sürün.
lezzet.com
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı belya

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 101
  • Net'i Süzüyorum..
Renkli lens uğruna gözlerinizi karartmayın
« Yanıtla #5 : 23 Mart 2008, 21:15:39 »
Renkli gözlü görünmek gençlerin yeni trendlerinden. Daha ‘havalı’ ve farklı görünme isteği, gençler arasındaki kontakt lens kullanımını artırıyor. Ancak bilinçsiz ve hatalı kullanımın vereceği zararlar konusunda kullanıcılarının yeterli bilgiye sahip olduğunu söylemek de zor.

Adana Maya Göz Merkezi, Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Adil Tekin, kontakt lens kullanımının genç hanım ve erkekler arasında kozmetik kaygılarla tercih edilen bir aksesuar haline geldiğini hatırlatarak bu araçların çok dikkatli bir şekilde göze takılması gerektiğini söylüyor. İster numarasız, ister görme kusurlarını düzelten optik amaçlı kontakt lens taksın, kullanıcıların mutlaka mutlaka doktor kontrolünden geçerek göz yapısının lense müsait olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinin altını çizen Tekin, lensin göze uygun çapta olup olmadığı, renk, oksijen ve su geçirgenliği gibi özelliklerinin önceden saptanması gerektiği yönünce uyarılar yapıyor.

Gözdeki kornea tabakasının gözyaşı ve oksijenle beslendiğini hatırlatan Tekin, bütün lenslerin az ya da çok korneayı bu hayati gıdaları almaktan alıkoyduğunu ifade ediyor. Uygun olmayan lenslerin kısa ve uzun dönemde gözde kuruluk veya alerjik bazı rahatsızlıklara sebep olacağının altını çizen Tekin, temizlik kurallarına uyulmadığı takdirde söz konusu sürenin uzayıp kısalabileceğini söylüyor. “Mikroorganizmalar ve yabancı maddeler için elverişli ortam oluşturan kontakt lenslerle yaz aylarında havuza girilmemeli. Çünkü göz sürekli kapaklarla yıkanıp siliniyor. Kontakt lens ise korneamızda kullanılan bir protezdir. Her zaman gözde mikrop yuvası haline gelme riski var. Özellikle çok tozlu ortamlarda ve yoğun sigara içilen yerlerde bu risk yüksektir. Ayrıca lens sürekli takıldığında gözde kızarıklığa ve kaşınmalara yola açabilir.” diyen Opr. Dr. Tekin, bütün lenslerin günlük takılıp çıkartılmasını tavsiye ediyor.

Gözlük reçetesi ile lens alınamaz

Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. İbrahim Taşkın da günümüzde rahatlıkla ulaşabilen kontakt lensleri her isteyenin gözüne takamayacağı uyarısında bulunuyor. Taşkın, birtakım kimyasal özellikleri bulunan lenslerin gece kullanılmasının pek uygun olmadığını belirterek hatalı lenslerin gözde beslenme bozukluğuna yol açıp kornea damarlarının beyazlaşmasına neden olabileceğini ve bu durumda da mikrop kapan gözde iltihaplanma ve benzeri hastalıkların görülebileceğini söylüyor. Taşkın, gözlük reçetesiyle kontakt lens alınamayacağını söyleyerek, “Lensin markası, markanın modeli, eğrilik yarıçapı, çap ve biyopsisi... Bunlardan herhangi biri değiştiği zaman lens yeniden hekim tarafından kontrol edilmeli. Sadece numara yazılarak reçete ile gidilip bu ürün alınamaz, alınmamalı. Zaten reçete olmadan bir optisyenin kontakt lens satması yasaktır.” diyor.

Kontakt lens alırken...
Görme keskinliği bir hekim tarafından değerlendirilmeli. Göz numarası tespit edilmeli. Biyomikroskop ile göz muayenesi ve gözyaşı değerlendirilmeli. Lensler alınırken ambalaj paketi veya folyosunun açılmamış ve son kullanım tarihinin geçmemiş olmasına dikkat edilmeli. Lensin karışmasını önlemek için daima aynı gözden başlanılmalı. Bazen ambalaj içinden lensi almakta zorlanılabilir. Bu durumda cımbız ve benzeri bir alet kullanılmamalı. Lensin temiz ve nemli olması gerekir. Çizik, çentik, yırtık veya çatlak bulunmamalı ve küçük parçacıklar yapışmış olmamalıdır. Lenslere dokunmadan önce mutlaka eller yıkanmalı. Eller yıkanırken yağ, losyon ya da parfüm içermeyen bir sabun ve pamukçuk bırakmayan havlu tercih edilmeli



zaman
Bilgi paylaşıldıkça güzel değil midir ?

Çevrimdışı Asfa

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1318
  • Yoℓα giя£η ∂aяa ∂üşмez...
Ynt: Renkli lens uğruna gözlerinizi karartmayın
« Yanıtla #6 : 23 Mart 2008, 21:28:13 »
bu güzel paylaşım için Allah (c.c.) razı olsun kardeşim önemli bir mevzu
İlimsiz ibadetin tadı olmaz!...

Çevrimdışı MAVERA02

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 128
Gözün sihhatini korumak
« Yanıtla #7 : 28 Mart 2008, 16:44:06 »
GÖZÜN SIHHATİNİ KORUMAK:

Göz Cenâb-ı hakkın insanlara bahşetmiş olduğu nimetlerin en büyüklerindendir, göz nimetinin yerini ve yaptığı vazifeyi bir başka âzanın yapması mümkün de değildir. Ancak her âzayı olduğu gibi gözü de hilkatine uygun olarak Allah’ın helal kıldığı şeylere bakmak ve onun sıhhatini iyi korumak gerekir.

Gözü korumak için de bir takım sebze ve meyvelerden istifade edilir. Mesela havucun göz sağlığına iyi geldiğini duymayan yok gibidir.
Göz sağlığı ile alâkalı birkaç Hadis-i şerifi ve Peygamberimizin tavsiyelerini burada zikretmek istiyorum.

Her ilaç, herkese aynı şekilde tesir etmez. Başka doktora da gidip kullanılan ilaçları göstererek başka ilaçları denemek iyi olur. Çünkü hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Allahü teâlâ, her hastalığın ilacını yaratmıştır. Yalnız ölüme çare yoktur.) [Taberani]

Göğe, denize ve yeşile bakmak insanı dinlendirir. Yeşilliğe bakmanın göze cila verdiği, gözü kuvvetlendirdiği, denize bakmanın ibadet olduğu, Peygamber efendimizin akarsuya ve yeşilliğe bakmaktan hoşlandığı hadis-i şerifle bildirilmiştir. (Ebu Nuaym)

Yine hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Üç şey, göze cila verir: Yeşilliğe, akarsuya ve güzel yüze bakmak) [Hakim]
(Sürme çekmek, yeşilliğe ve güzel yüze bakmak gözü kuvvetlendirir.) [İ.Süyuti]

(Aksırınca "Elhamdülillah" diyen göz ağrısı görmez.) [Taberani]
Bakması helal olan kimselere bakmak faydalıdır. Yoksa, yabancı kadınlara bakmak, gözü zayıflatır, kalbi karartır.
Gözü ağrıyan biri, Ali bin Mûsa Râdi hazretlerine gitti. O da, (Her perşembe günü bıyığının ucundan biraz kes) buyurdu. Hasta denileni yaptı. Bir daha gözü ağrımadı.

Göz ağrısı için, Kur'an-ı kerimi okumasını bilmeyenin de, Mushafa bakması çok faydalıdır. Peygamber efendimiz gözü ağrıyınca, Cebrail aleyhisselam (Mushafa bak!) dedi. (Şir’a)
Mü’min baktığı şeye ibret nazarı ile bakmalı, gözümüzü madden ve mânen kirletecek hususlardan uzak tutmaya çalışmalı, Kur’an-ı Kerim okuyarak cilalandırmalıyız.

Muhabbetlerimle.. A.Kadir ÖKSÜZ
« Son Düzenleme: 28 Mart 2008, 18:33:58 Gönderen: talib 67 »
Doğru olsam ok gibi, yabana atarlar beni
Eğri olsam yay gibi, elde tutarlar beni

Çevrimdışı turab

  • yazar
  • ****
  • İleti: 608
  • Kefâ bil-mevt vaizan
Göz Sağlığı İle İlgili Bilgiler-Haberler
« Yanıtla #8 : 22 Nisan 2008, 08:20:17 »


Biyolojik Gözyaşı
 
* Gözyaşlarımız, ruhumuza ve bedenimize dâir ne tür mesajlar vermektedir?
* Gözyaşlarımız bir besin deposu mu, korneanın besin ve oksijen ihtiyacı gözyaşlarımız vasıtasıyla nasıl temin edilmektedir?
* Gözyaşlarımızın, gözlerimizi yakmaması için bizlere nasıl hassas bir denge unsuru
bahşedilmiştir?
* Gözyaşına yerleştirilmiş olan 'mikroplara karşı gözü korumakla vazifeli' maddelerden haberdâr mıyız?
* Gözyaşının oluşturulmasında rol alan tabakalar ve vazifeleri...
* Gözyaşının çoğu zaman farkında olmadığımız fonksiyonları...


 Gözyaşı kimi zaman üzüntünün, kimi zaman da sevincin bir ifadesi olarak akar. Bazen de insandaki kalb inceliğinin bir emaresi olarak boşalır. Gözyaşlarımız, ruhun penceresi olan ve yalan söylemeyen gözlerimizin, iç dünyamızdan dışa açılan bir dili oluverir âdeta. Gözyaşının kalb ve ruha dâir verdiği mesajlar yanında, bedene dâir verdiği mesajlar da vardır.

Gözyaşının fonksiyonlarını tam olarak yerine getirebilmesi ve insanların rahat bir şekilde dünyayı seyredebilmesi için, gözyaşı salgılayan bezlerle göze ait diğer yapıların tam bir uyum ve ahenk içinde çalışması gereklidir. Gözyaşı sistemi dikkatle incelendiğinde, ondaki mükemmellik daha iyi anlaşılacaktır.

Gözyaşı üretiminde işletilen mu'cize bir sistem!
Gözden çıkıp yanaklardan aşağı süzülen sıvı, sadece bir su damlası değildir. Gözyaşı üretim sistemi; lipid (yağ) tabaka, aköz (sıvı) tabaka ve müsin olmak üzere üç tabakadan yapılmıştır. Gözyaşının tam olarak vazifesini yapabilmesi için bu tabakaların her birine ehemmiyetli vazifeler yüklenmiştir. Bu tabakaların herhangi birinde meydana gelebilecek bir eksiklik kornea (gözün saydam tabakasında) ve konjonktiva (dışardan gözü saran zar yapısı) tabakasında gözün kaybedilmesi dahil çeşitli seviyelerde rahatsızlıklara yol açabilir.

Göz kapağının kenarına yerleştirilmiş olan Meibomius ve Zeis bezlerinden salgılatılan 0,1 mikron kalınlığındaki lipid tabakası, sistemin en dış kısmında yer alır. Gözyaşı damlasının yüzey geriliminin düşük olması, lipid tabaka vasıtasıyla sağlanır; ayrıca lipid tabakası gözyaşının gözün bütün yüzeyine ince bir film gibi yayılmasına vesile olur. Böylece gözyaşının göz kenarlarında aşırı miktarlarda birikmesi engellenir. En önemlisi de lipid tabaka vasıtasıyla meydana getirilen düzgün satıh net görmeye katkıda bulunur. İnce bir film şeklinde yaratılan lipid tabakası, bir diğer fonksiyonu olarak gözyaşının buharlaşmasının geciktirilmesinde de rol oynar. Lipid tabakasının yetersiz olması durumunda ise, yüzey gerilimi artar ve gözyaşının göze düzgün ve eşit dağılımında problemler görülür ve bu da görme kalitesinde azalmaya yol açar. Ayrıca gözyaşı çok çabuk buharlaşması neticesi, gözün çabuk kurumasına sebep olur.

Orta kısımda bulunan aköz (sıvı) tabakasının yapılmasında hem gözyaşı bezi, hem de yardımcı gözyaşı bezleri, olan Krause ve Wolfring bezleri vazifelendirilmiştir. Gözün üst dış tarafında yer alan gözyaşı bezinin çalıştırılması için gerekli emirler, yedinci kafa siniri vasıtasıyla gönderilir. Bu bez, salgısını kanalcıklar yoluyla üst kapağın iç kısmına gönderir. Gözün konjunktivası içine yerleştirilmiş yardımcı gözyaşı bezleri, gözün normal gözyaşı salgısının üretiminde birlikte rol alırlar. Gözümüze zarar verebilecek kuru, sıcak, rüzgârlı havalarda ve benzeri durumlarda Rahmeti Sonsuz’un verdiği refleks fonksiyonuyla gözyaşı salgısı artırılabilir. Üç tabakalı gözyaşı sisteminin asıl bileşeni olan aköz tabakası yaklaşık 8 mikron kalınlıkta yaratılmıştır. Görme fonksiyonunu yerine getirebilmesi yaratılış kanunları gereği korneanın damarsız ve su bakımından fakir (dehitrate) bir yapıda olmasını gerektirir. Damarsız yapıdaki korneanın, glikoz ve ihtiyacı olan diğer besin maddeleri, gözyaşından ve göz içi sıvısından sağlanırken oksijen ihtiyacı da, gözyaşı vasıtasıyla atmosferdeki oksijenden difizyonla temin edilir. Bunun yanında, miktarları uygun bir şekilde ayarlanmış elementlerle (sodyum, potasyum ve klor iyonları) gözyaşının osmotik basıncı (302 miliosmol/litre) ayarlanır. Kornea'nın sudan arındırılmasında bu hassas osmotik basınç önemli rol oynar. Gözyaşının pH değerinin 6,5-7,6 aralığında kalmasına vesile olan maddeler (en önemlisi bikarbonat iyonu) aköz tabakasında uygun miktarlarda bulunmaktadır. pH değerinin bu hassas dengede tutulmasının bir hikmeti, kendi gözyaşımızın gözümüzü yakmaması ve ferah tutulmasını sağlamaktır. Mikroplara karşı gözü korumada vazifeli laktoferrin, lizozim gibi maddeler ve antikorlar (özellikle immunglobulin A) ile demir, bakır, magnezyum, kalsiyum, fosfat iyonları ve laktat, sitrat, askorbat ve aminoasitler gibi pek çok molekülü de rahmetin bir tecellisi olarak gözyaşı içine yerleştirilmiştir. Bütün bunlar gözyaşının basit bir sıvı olmadığının delilleridir.

Gözyaşının en iç tabakası olan müsin, konjonktivadaki Goblet hücreleri, Henle kriptaları ve Manz bezlerinden salgılatılan sıvı ile yapılır. Müsin, epitel ile aköz tabaka arasında önemli bir bağlantı noktasıdır. Korneanın ön yüzünde yer alan epitel hücrelerinin üzerindeki villus denen çıkıntılar, müsin tabakasıyla doldurulur ve net görmede vazifelidirler. Müsin hidrofobik (suyu sevmeyen) bir yapıda olan korneanın endotel yüzeyinde ince bir film teşkil ederek aközün tabakasının tutunabilmesine yardım eder. Böylece gözyaşı korneanın ön yüzeyine tutunur ve her tarafa rahatlıkla yayılır. Müsin eksikliğinde aköz ve lipid tabakalarının kornea üzerinde durması zorlaşır ve gözyaşı eksikliğine bağlı rahatsızlıklar ortaya çıkar.

Gözyaşına yüklenen vazife
Gözün dış ortama açık yüzeyleri olan kornea ve konjonktiva, cildimizden farklı olarak keratinsiz bir yapıda yaratılmıştır. Korneanın görme fonksiyonu için gerekli olan bu keratinsiz yapısı saydam kalabilmesi için gözyaşıyla sürekli nemli tutulmaktadır. Gözyaşı içine Rezzâk-ı Kerim tarafından konulan besin maddeleri, damarsız bir yapıda olan korneanın hem beslenmesini, hem de içindeki koruyucu faktörler yardımıyla çeşitli mikroorganizmalardan korunmasını sağlar. Kornea metabolizmanın atık ürünleri, korneanın yıpranmış epitel hücreleri ve göze kaçan yabancı cisimler, gözyaşıyla gözden uzaklaştırılır. Göz kapaklarının göze zarar vermeden açılıp kapanabilmesi de, gözyaşıyla sağlanan kayganlık sayesinde gerçekleştirilir. Ayrıca, gözyaşının göz yüzeyine tamamen yayılabilmesi ve ortamdan temizlenebilmesi için de, göz kapaklarının belli sayıda kırpılmasına ihtiyaç vardır. Böylece korneanın devamlı olarak temiz tutulması için ölü epitel hücreleri ve tozların süpürülmesini sağlamak üzere arabaların cam sileceklerine ilhâm kaynağı olabilecek şekilde göz kapakları hareket ettirilir. Nasıl fabrikanın işleyen çarklarından birinin durması bütün fabrikanın çalışmasını aksatırsa, gözyaşını oluşturan ve görevini yapmasına yardımcı olan yapıların bir tanesindeki bozukluk da, gözyaşının vazifesini tam olarak yapmasına mâni olur. Darwin'in de mükemmelliği karşısında hayrete düştüğü ve teorisinin bu hususta aciz kaldığını itiraf ettiği gözü, ilim ve iradesiyle yaratan Kudret'in gözyaşına koyduğu hikmetleri de yeni yeni anlamaktayız.

En küçük bir teferruatın bile çok önemli olduğu bir bedende ruhunu misafir eden insanoğlu, gözyaşının gerçek fonksiyonundan haberdâr mıdır? Buraya kadar bazı hususiyetlerini saydığımız gözyaşının her an gözümüzü ıslak tutan kısmı yanında, bir böcek veya toz kaçtığında gözümüzü yıkayacak kadar artan çeşidi ve çeşitli hislerle ağlandığında akıtılan gözyaşı arasında hem miktar, hem de terkip bakımından bazı farklar vardır. Bilhassa ağlamanın sebebine bağlı olarak (sevinç, üzüntü, stress, ilâhî aşk vs.) gözyaşının beden sağlığı ile birlikte ruhumuzu dinlendiren, bedenin üzerindeki stres yükünü azaltan ve böylece kalb sağlığımızı da koruyan bir yönü vardır. Her biri ayrı bir araştırma ve makale konusu olabilecek bu mevzular, psikiyatristler, nörologlar, ve biyo-kimyacıların ortak çalışmalarını beklemektedir.
 
sızıntı dergisi/Yusuf YILMAZ
Allahım!Ahirete mani olan dünyadan,ölümün iyiliğine engel olan hayattan ve amelin hayrına mani olan emelden sana sığınırım

Çevrimdışı Ber-ceste

  • yazar
  • ****
  • İleti: 551
Göz Sağlığı İle İlgili Bilgiler-Haberler
« Yanıtla #9 : 02 Mayıs 2008, 13:22:29 »
Çocuklarda en önemli göz problemleri arasında bulunan şaşılığın erken teşhisi tedavi için büyük avantaj sağlıyor. Alman Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Operatör Dr. Ali Ofluoğlu şaşılığın ortaya çakışı ve tedavisiyle ilgili şu bilgileri verdi:

Beyine iki ayrı resim gidiyor

“Daha çok çocukluk çağında ortaya çıkan ve günümüzde en önemli görsel kusurlardan birisi olarak değerlendirilen şaşılık, bir göz düz bakarken diğerinin içe, dışa, yukarı veya aşağı kaymasıyla kendisini göstermektedir. Kayma sürekli veya geçici şekilde olabilir. Çocuklukta görüldüğü gibi ileri dönemlerde de görülebilen şaşılıkta sürekli olarak tek gözde veya dönüşümlü olarak iki gözde kayma görülebilir.

Şaşılığın temel belirtisi düz bakmayan bir gözdür. Bazen çocuklar güneşte bir gözlerini kapatır veya gözlerinin ikisini birden kullanmak için başlarını eğerler. Normal görmede her iki göz aynı hedefe yönelir. Beynin görmeyle ilgili kısmı her iki gözden gelen iki ayrı resmi birleştirerek üç boyutlu bir görüntü oluşturur. Bu üç boyutlu görüntü ise derinlik algısı kazandırır. Ama şaşılıkta bir göz kaydığı için beyne 2 değişik resim gelir. Çocuk beyni, kayan gözden gelen görüntüyü ihmal eder, düzgün bakan ve en iyi görmesi olan gözden gelen görüntüyü dikkate almayı öğrenir. Bu da derinlik hissinin kaybolmasına neden olur.

6’ncı aydan sonrasına dikkat

Bebeklerde ilk altı ayda ortaya çıkan şaşılıklar doğumsal şaşılıklardır. Bu zaman içerisinde kaymanın tespit edilmesi zordur, çünkü gözlerin durumu ve pozisyonu henüz daha stabil değildir. Bebeğin geniş burun kanadı göz akının bir kısmını kapladığı için, gözlerinin şaşı gibi bakışına neden olur. Bebeğin burnu gelişim gösterdikçe şaşı gözlerin görünümü de ortadan kalkar. Şaşılıkla bu durumun karıştırılmaması için mutlaka doktora gidilmesi gereklidir. Genellikle gözlerin pozisyonu 6 ay sonrasında stabilleşmeye başlar. İşte bu dönemde ebeveynler bebekteki göz kaymalarına dikkat etmelidirler.

Kaymanın nedeni bilinmiyor

Şaşılıkta gözlerin kaymasına yol açan gerçek neden hala tam olarak bilinememektedir. Gözün hareketlerini, göz küresini saran 6 kas sağlar. Her gözde iki kas gözü içe ve dışa çekerken, diğer 4 kas gözün yukarı, aşağı ve dönme hareketlerini sağlar. Her iki gözün hedefe düzgün bakabilmesi için, bir gözdeki tüm kasların diğer gözde aynı işi yapan kaslarla dengede olması ve birlikte çalışması gereklidir. Beyin, göz kaslarının hareketlerini kontrol eder. Beyninde organik problemi olan çocuklarda genellikle şaşılığa rastlanır. Ayıca, katarakt ya da göz yaralanması gibi görmeyi azaltan durumlarda da şaşılık gelişebilmektedir.

Erken teşhis çok önemli

Doğumdan itibaren yapılan rutin doktor kontrollerinin haricinde, en geç 1 yaşına kadar bebeğin göz kontrolü de yapılmalıdır. Teşhisin erken dönemde yapılmasıyla kalıcı göz hastalıklarından korunabilmek mümkündür. Bu açıdan ebeveynler yine dikkatli olmalı ve bebeklerinin göz kontrollerini ihmal etmemelidirler. Çocuklarda en sık gözlenen şaşılık tipi içe kaymadır. Bu tip kaymalar genellikle hipermetropiyle birlikte görülür. Cisimleri iyi görebilmek için yaptıkları odaklama gayreti, gözlerdeki iç kasların çalışmasıyla çaprazlaşmalara neden olur ve gözleri içe çeker.

Tedavi seçenekleri farklı

Tedavi için verilen gözlükler odaklama gayretini azaltarak kaymayı giderirler. Gözleri paralelleştirmek için göz damlaları, merhemler, prizma denilen özel lensler ve bazen de cerrahi müdahale kullanılabilir. Amaç, gözü içeri çeken kasın göze yapışma yerinden geriletilerek zayıflatılması ve gözü dışa çeken kasın kısaltılarak kuvvetlendirilmesidir. Dışa kayma ise, uzaktaki nesnelere bakarken meydana gelir. Ara sıra ortaya çıkan ve devamlı olan tipleri vardır. Bu tip şaşılıklarda öncelikle miyopi ve astigmatizma tam düzeltilir. Tedavideki amaç, içe kaymanın tam tersine gözü dışa çeken kasın yapışma yerinin geriletilerek zayıflatılması ve içe çeken kasın kısaltılarak kuvvetlendirilmesi prensibine dayanır.

Ameliyat sonrası hızla iyileşiyor

Şaşılık ameliyatları çoğunlukla genel anestezi altında gerçekleştirilir. Ameliyatların temel prensibi, göz küresine yapışık kasların kuvvetinin azaltılması ya da arttırılması veya yerlerinin değiştirilmesi esasına dayanıyor. Ameliyat sonrası iyileşme hızlı olur ve birkaç gün içinde normal yaşama dönülür. Ameliyat sonrası gözlük veya prizma gerekebilir. Şaşılıkta, erken ameliyat çok önemlidir. Çünkü bebeklerde gözlerin kayması düzeldikten sonra normal görme ve çift gözle derinlik hissi rahat gelişir.”

Bizim sağlık
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

Çevrimdışı ebuzer

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 186
Göz Sağlığı İle İlgili Bilgiler-Haberler
« Yanıtla #10 : 15 Mayıs 2008, 17:04:44 »
     Göz Tembelliği

Göz tembelliği erken çocukluk çağında ortaya çıkan ve bir gözün yeterince görememesi şeklinde tanımlanabilecek bir durumdur. Göz tembelliğine her 100 kişiden 3′ünde rastlanmaktadır. Göz tembelliği ancak küçük yaşlarda tespit edilebilirse tedavi edilebileceğinden ebeveynlerin bu konuda son derece hassasiyet göstererek erken yaşlarda çocuklarının göz muayenesi olmalarını sağlamaları gerekmektedir.
Normal Görme Nasıl Gelişir?
Bebekler doğduklarında ancak belirli oranlarda görebilmektedirler. Gözlerini kullandıkça görme potansiyelleri artmaktadır. İlk 9 yaş içinde görme sistemi tam olarak gelişmekte ve daha sonra belirgin bir değişiklik olmamaktadır. Eğer bir göz tüm düzeltmelere rağmen tam kapasiteli göremiyorsa bu durum kişinin hayatında olumsuz bazı etkilere yol açar. Mesela bazı mesleklerde (askerlik, pilotluk gibi) göz tembelliği olanlar yer alamazlar.
Göz Muayenesi Ne Zaman Yapılmalıdır?
Tüm çocukların 4 yaşına gelmeden önce herhangi bir sorun olmasa da mutlaka bir göz doktoru tarafından muayene edilmiş olması gerekmektedir. Bu arada doğumdan itibaren hem ailenin gözlemleri hem de çocuk doktorlarının bazı tespitleri ile gerekli hallerde çok erken dönemlerde de göz muayenesi yapılabilir.
Neler Göz Tembelliğine Yol Açabilir?
Göz Tembelliği gözlerin normal olarak kullanılmasını engelleyen her türlü durumda ortaya çıkabilir. Çoğu vakada göz tembelliğine yol açan durumlar kalıtsal olabilir. Özellikle ailesinde göz tembelliği olan çocuklar göz doktoru tarafından mutlaka muayene edilmelidir.
Göz tembelliğinin 3 temel sebebi bulunmaktadır.
Şaşılık : Kayan gözde genellikle tembellik oluşmaktadır.
Kırma Kusurları : Mevcut olan yüksek kırma kusuru nedeni ile bir göz diğerinden çok bulanık görmekte ise bu göz görsel gelişimini tamamlayamayarak tembel hale gelmektedir. Görünüşte gözlerde herhangi bir problem olmadığı için tespit edilmesi en zor olan göz tembelliği tipi budur. Aileler çocuklarının gözünde bir kayma tespit ettiklerinde hemen muayenesini sağlamakta ancak diğer durumlarda genellikle göz muayenesi okul dönemine kadar gecikmekte ve bu durumda da çoğu kez geç kalınmış olmaktadır. Bu nedenle 4 yaş öncesinde tüm çocukların şikayet olsun olmasın, mutlak surette göz muayenesi olmaları gerekmektedir.
Saydam olması gerekli göz dokularında bulanıklık : Bu durumun başında katarakt gelmektedir. Bu tip göz tembelliği en erken gelişen göz tembelliğidir. Dolayısı ile her yeni doğanın mutlak bir çocuk doktoru tarafından son derece kolay bir test olan kırmızı yansıma testine tabi tutulması ve bir anormallik halinde acilen göz doktoruna muayenesi gereklidir. Çünkü bu tip göz tembelliği çok erken ve çok derin olarak gelişmektedir. Doğumsal katarakt mümkün olan en kısa zamanda cerrahi olarak tedavi edilmelidir.
Göz Tembelliği Nasıl Teşhis Edilir?
Bu çoğu kez oldukça zor bir durumdur. Çünkü çocukların görme muayeneleri 3.5-4 yaş öncesinde oldukça güçlük arzetmektedir. Daha küçük çocuklarda ve bebeklerde sağlam gözün doktor tarafından elle kapatılması haline tepkiyi değerlendirmek gibi bir takım yöntemlerle göz tembelliği olan göz tespit edilmeye çalışılır. 4 yaş öncesi muayenede göz doktoru temel olarak şunları yapar. Gözlerde herhangi bir kayma olup olmadığını muayene eder. Daha sonra saydam ortamlarda herhangi bir bulanıklık olup olmadığına bakar, göz bebeği bir damla ile genişletilerek, her iki gözün refraksiyon (kırma) değerleri ölçülür. Burada önemli olan nokta özellikle bir gözde, diğerinin çok üzerinde bir kırma kusuru olup olmadığıdır. Bunun dışında her iki gözdeki yüksek kırma kusurları da dikkate alınır. Kırma kusuru muayenesi dışında retina (görme zarı) ve optik sinir (görme siniri) muayenesi de yapılarak muayene tamamlanır.
Göz Tembelliği Nasıl Tedavi Edilir?
Göz tembelliğinde tedavinin esası zayıf gözün kullandırılmasına dayanır. Bu, sağlam gözün özel bir bandajla haftalar bazen aylar boyunca kapatılması ile yapılır. Önce gerekli olan reçete edilir. Çocuk bunu kullanmaya başlar ve kapama tedavisi yapılır. Şaşılıkta eğer bir cerrahi müdahale yapılacaksa genellikle önce göz tembelliği giderilmeye çalışılmaktadır. Ameliyat öncesi belli bir dönem kapama tedavisi yapılır, ameliyat uygulanır, daha sonra bir müddet daha kapama yapılmaya devam edilir. Aileler ne yazık ki kayma ameliyatından sonra herşeyin yoluna girdiği düşüncesiyle kapama yapmayı bırakabilmektedirler. Tek başına cerrahi müdahale, oluşmuş göz tembelliğini gideremez. Göz doktorunuz kapamanın nasıl yapılması gerektiği ve kapama sırasında ne gibi şeyler yapılması gerektiğini size açıklar. Bundan sonrası ise tamamen sizin sabrınıza kalmıştır. Çocuklar kapama yapılmasından hiç hoşlanmazlar. Ve bunu reddederler. Ancak ebeveyn olarak bu dönem, sizin ilgi ve sabrınızla, başarılı bir şekilde yaşanabilir. Yaşamları boyunca göz tembelliklerinin mevcudiyeti nedeniyle yaşayacakları sıkıntıları düşünerek bu günlere sabırla yaklaşmalısınız.
Az Görme Önlenebilir Bir Problemdir.
Başarıda en önemli nokta göz tembelliğinin teşhis zamanıdır. Eğer erken teşhis ve düzenli tedavi yapılırsa çoğu kez normal görmeye ulaşılabilmektedir. 9 yaş sonrasında yapılacak kapamanın herhangi bir faydası olmamaktadır. Katarakt gibi sebeplerle ortaya çıkan göz tembelliklerinde çok seri davranmak gereklidir. Erken bebeklik dönemlerinde cerrahi ve kapama tedavileri ile müdahale yapılmalıdır.
Tekrar hatırlatalım ki 4 yaş öncesinde tüm çocukların şikayet olsun olmasın, mutlak surette göz muayenesi olmaları gerekmektedir.

           
SADAKAT YAKIŞIR İNSANA GÖRSE DE İKRAH
DOĞRULARIN YARDIMCISIDIR HZ Allah

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7470
Bilgisayar Görme Sendromu’na dikkat
« Yanıtla #11 : 24 Mayıs 2008, 03:58:00 »
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Suat Hayri Uğurbaş, bilgisayar başında uzun süre kalanları, ’Bilgisayar Görme Sendromu’ konusunda uyardı.

’Bilgisayar Görme Sendromu’nda bilgisayar kullanıcılarının sıklıkla gözde ağırlık, göz yorgunluğu, batma, yanma, kızarıklık, bulanık görme ve göz kuruluğundan yakındıklarını anlatan Prof. Uğurbaş, "Yakınmaların sebebi uzun süre ekran başında kalarak bilgisayar ekranına görsel dikkatini vermektir. Böylece göz kırpma oranı azalır. Zorlamaya bağlı olarak baş ağrısı, göz kamaşması ve yakın görmede uyum bozukluğu ortaya çıkar" dedi. Prof. Uğurbaş, bilgisayar kullanımına bağlı rahatsızlığı olan kişilerin çalışma ortamının elverişliliği, ışık şartlarının uygunluğu, uyku düzeni gibi alışkanlıklarını gözden geçirmeleri gerektiğini ifade etti.
                                                                                           
Durmuş Sevindik/DHA  Hürriyet                                                 

Çevrimdışı Ber-ceste

  • yazar
  • ****
  • İleti: 551
Gününü bilgisayar başında geçirenler dikkat!
« Yanıtla #12 : 24 Mayıs 2008, 17:31:13 »
İleri teknolojinin neden olduğu sağlık sendromları arasında bilgisayar başı çekiyor. Bütün gün bilgisayar ekranına bakıyoruz. Bu durum bilgisayar bitkinliği sendromuna sebep oluyor. Göz yorgunluğu, baş dönmesi, baş ağrısı, bitkinlik, boyun, sırt ve omuzlarda ağrı bu sendromun neden olduğu sorunlar.Bilgisayar kullanmanız baş ağrısı, bulanık görme ve gözlerinizin kuruması gibi problemlere yol açıyorsa aşağıdaki tavsiyeleri uygulayarak bu sorunlarınıza çare bulabilirsiniz.

UYGULA RAHATLA
Günde 3 saatten fazla bilgisayarda çalışmanız ya da oyun oynamanız sorunlarınızın artmasına neden olur. Bu yüzden sizi rahatlatabilecek şu yöntemleri her zaman uygulayabilirsiniz: Monitörünüzü, gözleriniz hafifçe aşağıya doğru bakacak şekilde ayarlayın.

Her yarım saatte bir gözlerinizi ekrandan ayırın ve en az 6 metre uzaklıktaki bir objeye yoğunlaşın ve gözlerinizi dinlendirin, molalar vermek üzere çalışma masanızdan ayrılın. Arada bir gözlerinizi kırparak gözlerinizin nemlenmesinin sağlayın.

Bugün
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

Çevrimdışı turab

  • yazar
  • ****
  • İleti: 608
  • Kefâ bil-mevt vaizan
Ynt: Bilgisayar Görme Sendromu’na dikkat
« Yanıtla #13 : 24 Mayıs 2008, 17:45:18 »
Verdiğiniz bu önemli bilgiler için teşekkürler Ber-ceste ve İsra :)
Allahım!Ahirete mani olan dünyadan,ölümün iyiliğine engel olan hayattan ve amelin hayrına mani olan emelden sana sığınırım

Çevrimdışı dört mevsim

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 278
Göz Sağlığı İle İlgili Bilgiler-Haberler
« Yanıtla #14 : 18 Temmuz 2008, 14:58:28 »
Gözüm gözüm, sağlıklı gözüm



Gözlerimiz hayatımızı sağlıklı bir şekilde sürdürebilmemiz için en hayati organlarımızdan birisidir. Göz, yapısı itibariyle hassas bir organdır. Dış dünyadan gelecek herhangi bir etki, görmemizi engelleyecek hastalıklara ve kusurlara neden olabilir. Bu nimetten mahrum insanların toplumda çektikleri sıkıntılara çoğu zaman şahit olduğumuz halde, farkında olmadan göz sağlığımızın kadrini ve kıymetini maalesef bilemiyoruz.


Göz, bir penceredir; ruh, bu âlemi o pencereden seyreder... Gözlerimiz en önemli duyu organlarımızdandır. Rabbimizin verdiği en büyük nimetlerden olan görme işlemini onlarla sağlarız. Kuran-ı Kerim’de Zat-ı Akdes Teâla ve Tekaddes Hazretleri "Biz o insana görmesi için gözler vermedik mi?" (Beled Suresi, 90/8)  buyuruyor.
Bu nimetten mahrum insanların toplumda çektikleri sıkıntılara çoğu zaman şahit olduğumuz halde, farkında olmadan göz sağlığımızın kadrini ve kıymetini maalesef bilemiyoruz.
Peki, bu önemli organımızın kadrini ve kıymetini nasıl bileceğiz? Gözümüzü nasıl koruyacağız? Ülkemizde en sık görülen göz rahatsızlıkları nelerdir? Bu rahatsızlıklar nasıl meydana geliyor ve tedavileri nasıl yapılıyor?
Bu ve buna benzer soruları Moral dergisi olarak, ülkemizin önde gelen göz hekimlerinden Opr. Dr. Ahmet Gödeoğlu’na yönelttik. Gödeoğlu, göz hakkında birçoğumuzun bilmediği bilgiler aktardı.


Göz sağlığının önemi ve bu hususta dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Gözümüz dış dünyaya açılan penceremizdir. Dünyayı gözümüz sayesinde tanırız. Çok önemli bir duyu organımızdır. Gözlerimizin sağlığı açısından başta gelen konu düzenli ve vitamin yönünden zengin beslenme, temizliğe önem verme, düzenli uyku ve sağlık şartlarına dikkat edilmesidir.
Göz sağlığı için ışık şartları da önemlidir. Özellikle okuma, televizyon seyretme vs… gibi, gözün sürekli ve dikkatli kullanılması durumlarında ışık, ne kamaşma yapacak kadar parlak ne de görmeyi güçleştirecek kadar az olmamalıdır. Işık kaynağı, yazarken sağ elini kullanan kişinin sol omzu ve başı üstünden gelmelidir. Parlak güneş ışığının ültraviyole etkisinden korunmak için güneş gözlükleri gerekli olduğu gibi, farklı derecelerdeki ışık kaynaklarına meslekî ya da diğer nedenlerle maruz kalabilecek kişilerin koruyucu gözlük kullanmaları da şarttır.
Ayrıca, okuma mesafesi 30–40 santimetre, televizyon seyretme uzaklığı 3–4 metreden az olmamalıdır.
Gözlerin periyodik kontrolleri yapılmalı, görme ve gözde kusur olup olmadığı bilinmelidir. Özellikle şeker hastalığı gibi gözü doğrudan etkileyen sistemik bir hastalığa sahip kişiler bu kontrollerini 6 ayda bir mutlaka yaptırmalıdırlar.


Ülkemizde en sık görülen göz rahatsızlığı hangisidir?

Ülkemizde en sık görülen göz rahatsızlığı “kırma kusurları”dır. Kırma kusurları arasında da en çok rastlanılanı “miyopi”dir. Diğer kırma kusurları ise bundan sonra gelir. Bu kusurlar haricinde göz kayması, göz tembelliği ve katarakt görülür.

Bugün özellikle Afrika kıtasında yaygın olan katarakt rahatsızlığı nasıl oluşur, tedavisi ne şekilde yapılır?

Katarakt göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi, beyazlaşmasıdır. En çok yaşlılığa bağlı olarak oluşur. Hemen her yaşta görülebilir, tedavi kesinlikle cerrahidir. Şimdilerde katarakt ameliyatı “fako” yöntemiyle çok kısa bir sürede tedavi edilebilmektedir. Sonuçları itibariyle oldukça başarılıdır. Dünyada en çok yapılan ameliyatlar arasında gelir.

Glokom (göz tansiyonu) rahatsızlığı ve çeşitlerinden bahseder misiniz?

Glokom, göz içindeki sıvının gözün duvarlarına yaptığı basıncın göz sinirine zarar verecek boyuta gelmesi demektir. Özellikle 40 yaş sonrası görülür. Hemen hemen hayatın her döneminde görülür. Göz tansiyonu (glokom) sinsi bir hastalık olup pek belirti vermez, daha çok doktor muayenesi sırasında ortaya çıkar. Miyopi, hipertansiyon ya da  şeker hastalığı olanlarda daha sık görülür. Tedavisi olan bir hastalıktır ama dünyada en sık rastlanan körlük nedenidir.

Şaşılık neden oluşur ve tedavi edilebilecek bir rahatsızlık mı?

Şaşılık iki türlü olur: Birinci sebep, doğuştan gözdeki kas yapısı ile ilgilidir. İkinci türü ise sonradan bazı hastalıklarla beraber olan türdür. Şaşılığın tedavisi de türüne göre değişir. Gözlük, optik tedavi ya da cerrahi tedavi gibi yöntemlerle tedavisi mümkündür; hastalığın erken teşhisi önemlidir.

Hangi durumlarda kontakt lens kullanılabilir? Lensin gözlüğe nazaran farkı nedir?

Kontakt lens iki amaçla kullanılır: Birincisi tedavi amacıyla, ikincisi ise estetik amaçladır. Gözlüğe göre daha konforludur. Cisimleri olduğu gibi gösterir. Mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır.

Bir göz rahatsızlığı olan “keratokonus”un belirtileri nelerdir. Tedavisi nasıl yapılır?

Keratokonus, gözün en önündeki korneanın kasma hastalığıdır. Özellikle Ortadoğu ülkelerinde sık görülür. Genellikle ilkokul çağında başlar, otuz beş yaşlarına kadar ilerlemesi devam eder. Tedavide kontakt lens, ring ya da keratoplasti kullanılır. Erken tedavi ile sonuçlar yüz güldürür; ring tedavi ile de son yıllarda iyi sonuçlar alınmaktadır.

Çocuklarda en sık görülen göz rahatsızlıkları nelerdir?

Çocuklarda en sık miyopi, hipermetropi ve astigmat görülür. Bunların dışında ise ‘görme tembelliği’ne sıkça rastlarız. Çocuklar mutlaka göz hekimine götürülmelidir. Bebekleri doğar doğmaz, daha sonra 1 yaşında, 3 yaşında ve ilkokula gitmeden önce göz hekimine götürmeliyiz. Çocuklarda doğuştan olan göz rahatsızlıklarında erken teşhis önemlidir. Özellikle görme tembelliği gibi olası hastalıklarda bu çok önemlidir.

Hangi göz rahatsızlıklarında lazerle tedavi yapılıyor ve etkili mi?

Göz hastalıklarda lazerle tedavi miyop, astigmat ve hipermetroplarda yapılır. Hasta seçimi iyi yapılırsa sonuçlar mükemmeldir. Bugünkü teknik imkânlarla bu tedaviler daha başarılı olmaktadır. Lazer tedavisi dünyada 25 yıldan beri yapılmaktadır.



« Son Düzenleme: 18 Temmuz 2008, 16:40:34 Gönderen: mystic »