Gönderen Konu: Güneyle Görüşmeler Bizim Kadar Bütün Dünyayı da İlgilendiriyor  (Okunma sayısı 1319 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."

Güneyle Görüşmeler Bizim Kadar Bütün Dünyayı da İlgilendiriyor


Din isleri Başkanı Prof. Dr. Talip Atalay Güney Kıbrıs’la yapılan görüşmelerin nasıl başladığını ve oluşan problemlerin nasıl aşıldığını anlattı.
Güneyle görüşmeler Annan planının kabul edilmemesinden dört yıl sonra dini liderler tarafından yeniden başlatıldı. Görüşmeler biz göreve gelmeden başlamıştı ancak devam edememişti. 2008’den sonraki güneyle yaptığımız görüşmelerde daha hızlı neticeler aldık.

İsviçre’nin aracı olması ile Güney Kıbrıs’la din adamları nezdinde görüşmelere başladık. Zaman zaman Güney Kıbrıs görüşmeleri askıya almak istese de yine İsviçre’nin desteği ile devam ettirmekte kararlı davrandık. Çünkü İsviçre ile bizim bu görüşmelerden karşılıklı menfaatlerimiz var.

Bir de Türklerin en büyük özelliklerinden olan uyum ve unutma kabiliyeti görüşmelerin devam etmesinde etkili oldu. Biz acı üzerinden bir ideoloji oluşturmadığımız için unutmakta daha başarılıyız. Güney Kıbrıs’ta Hıristiyanlıkta var olan “itiraf’, sürekli acıların tekrar etmesine neden oluyor. Bu yüzden aslında adada Güney Kıbrıs’ın acı üzerinden inşa edilen ideoloji, kin ve garazı huzursuzluğu artırıyor.

Kıbrıs adasında benim görebildiğim kadarıyla insanların Rumlara karşı kin ve garazı yok.

Karşı taraf da bunu biliyor, biz de zaman zaman bunu dile getiriyoruz. Karşı tarafın Türklerden
korkmasının temelinde, Türklerin tarihinde başarıyı tatması meselesi var. “Ya Türkler kendilerine yeniden inanırlarsa ne olur?” endişesi onları rahatsız ediyor.

Kıbrıs meselesinin çözümünde uluslararası kamuoyunun baskısı ve isteği var. Bu isteği kendi lehimize kullanabiliriz ancak başlattığımız görüşmeleri her halükarda devam ettirmemiz gerekiyor.

Görüşmelerden elde edeceğimiz sonuçlar bizim kadar bütün dünyayı da ilgilendiriyor. Bölgenin istikrara kavuşması Kıbrıs kadar burada ticari ve stratejik menfaati olan ülkelerin de işine yarayacaktır. Dünyanın global bir şirketler ağının yönetiminde olduğunu da unutmamak gerekir. Güney Kıbrıs’ta çok güçlü bir kilise örgütlenmesi var ve bu yapı hâlâ devam ediyor. Güney Kıbrıs’ta 1960 Kıbrıs Devleti’nin devamında her türlü güç kilisede toplanmış ve neredeyse kilise yüzde seksene yakın toplumda belirleyici fonksiyona sahip. Sadece Başpiskopos değil her bir Metropollik kendi bölgesinde son derece etkili kişiler.

Bizde ise din adamları itibarsızlaştırılmış bir yapı var. 1960’lı yılların sonuna kadar Kıbrıs’taki kadınların tamamına yakını çarşaf giyiyordu.

Bu kadınların Türkiye’den yetişip gelen oğulları, ağabeyleri, amcaları zorla bu çarşafları yırttılar. Yaşlı kadınların birçoğu evlerinden hiç çıkamadılar. Türkiye’de yapılamayan devrimler Kıbrıs’ta yapıldı. Neticede birkaç yıl öncesine kadar adada seküler yapı hakimdi. Ancak hakim olan bu seküler yapı kuzey ülkelerinde olduğu gibi alenen din düşmanlığı yapıyordu.


Haber Merkezi | 03 Kasım 2014 | http://insanvehayat.com/guneyle-gorusmeler-bizim-kadar-butun-dunyayi-da-ilgilendiriyor/


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Kıbrıs Vakfı Mallarının Altında Kıbrıs’ın Tarihe ve Dine Bakış Açısı Var



Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Benter Kıbrıs’daki vakıf mallarını korumak için karşılaştıkları problemlerin neler olduğunu anlattı.
Kıbrıs vakıf malları yönünden zengin bir ülkedir. Kesme Kıbrıs taşından yapılmış ihtişamlı onlarca han, hamam ve konak gibi zengin vakıf malları ile övündüğümüz tarihteki Kıbrıs vakıflarının bugün o zenginliğini görmekte zorlanıyoruz. Vakıf binalarıyla beraber kaybolan maddî zenginliklerin yanında bir de Osmanlı ve İslam medeniyetinin izlerinin bu memlekette silinmesi söz konusu.

Kıbrıs’taki vakıf malları konusunun altında Kıbrıs’ın tarihe ve dine bakış açısı da var. İngiliz eğitim sisteminde yetişen bizim nesil maalesef Osmanlı ve tarih düşmanıdır. Bunun nasıl olduğu üzerinde uzun uzun konuşmak gerekir ancak bu kültür yozlaşmasından Kıbrıs vakıf malları yeterince nasibini almıştır. Neticede geldiğimiz noktada vakfın, vakfedenin vakfiyesinde de belirttiği yüksek gayesi olan yardım etmek, Müslümanlara karşılıksız vermek unutulmuş ya da terk edilmiş. Vakıf mallarının ruhu öldürülünce bu topraklardan bereket de gitmiş.

Daha öncesinde Kıbrıs vakıf malları üzerinde İngilizlerin idaresi söz konusuydu. Bugün Evkaf İdaresi’nin İngilizlerden bize geçişinin 59. yılı olacak. Bu zaman içerisinde kaybolan, tahrip edilen vakıf malları İngiliz döneminden az değildir. İdari yapı olarak İngilizlerin tahribatı söz konusu ancak bizimkiler de tahribatta onları aratmamışlar. 1878’lerde Kıbrıs’ın üçte ikisi vakıf arazilerden oluşuyordu.

Kapalı bölge Maraş’ın yüzde doksanı vakıf malı olmakla Güney Kıbrıs’ta yüzlerce dönüm vakıf malı arazilerimiz var. Bu arazileri Kıbrıslılar ya da
İngilizler kullanıyor. Birkaç yıl öncesinde Güney Kıbrıs İngilizlerin kullandığı arazilerin kirasını istemeye gittiğinde aldıkları cevap çok enteresan. “Benden bu paraları başında Rum ve yardımcısı Türk olan Kıbrıs Devletinin başkanları gelip alabilirler.” Bu şu demek oluyor, Kıbrıs’taki herhangi bir anlaşma ile İngiliz üstlerinin ve limanlarının yeniden sorgulanması gerekecek.

Biz de güneydeki ve kuzeydeki vakıf mallarını sorgulayacağız. Bu güneydeki Rumlardan ziyade İngilizlerin ve buradaki siyasi partilerin işine gelmeyecektir.

Kıbrıs’ta Osmanlı’dan İngiliz yönetimine geçirilirken Osmanlılar vakıf mallarının vakıflar kanununa göre idaresini madde olarak koydurmuştur. Biz anlaşmaya karşı değiliz. Gerek Maraş ve gerekse güneydeki vakıf mallarının mislinin Kıbrıs Vakıflar Dairesi’ne verilmesini istiyoruz. Bir de buradaki malları siyasi partilerin tahakkümünden kurtarmak zorunluluğumuz var.


Haber Merkezi 03 Kasım 2014 | http://insanvehayat.com/kibris-vakfi-mallarinin-altinda-kibrisin-tarihe-ve-dine-bakis-acisi-var/