Gönderen Konu: Günlük yaşamımızdaki esrarlı ayrıntılar  (Okunma sayısı 6494 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7476
Günlük yaşamımızdaki esrarlı ayrıntılar
« : 06 Temmuz 2008, 04:27:45 »

Belki hepsine riayet etsek sadece bir kaç dakikamızı alacak ama esrarı, hikmeti çok büyük olan mevzular vardır. İşte akıllı, muttaki bir mümin bunlardan gafil olmamalı, üşenmeden yapmalıdır bu amelleri. İşte bu amellerden bazıları..

-------------
H.Ş.: Abdest’te başa kaplama mesh yapanın vücûdunu Allahü Teâlâ Cehenneme haram kılar. Sünnetler: dünyada hastalıklara, âhirette cehenneme karşı kaledir...
 
H.Ş.: Misvaklı abdest’le kılınan namaz, misvaksız namazdan yetmiş defa efdaldir (İbni Âbidîn C:1S:150)
 
Niyet:
Namaza niyet kalple yapılır. Dille niyet bid’attır. (M.İ.R.C:1-M:186)  Bilinmesi lâzım; mühim bir sünnet...
 
Ahzâb Duâsı:
Musîbet zamanında, sabah namazı sünnetinin ikinci rekâtında, zamm-ı sûreden sonra, kunut yapıp “Ahzâb Duâsı” okunursa belânın def’ine sebep olur...
 
Gafleti def için: Sabah namazının sünneti ile farzı arasında şu duâ en az üç kerre okunur: “Yâ Hayyü yâ Kayyûm, yâ zel celâli vel ikrâm. Es’elüke en tuhyiye kalbî bi nûri mâ’rifetike ebeden yâ Allah yâ Allah yâ  Allah yâ bedîassemavâti  vel erdı.” (Emâli Şerhi)
 
Şu tesbihi her gün yüz defa okuyan, sonsuz mükâfâta erer: “sübhânallâhi ve bi hamdihî sübhânellâhil azîm, ve bihamdihî estağfirullah.” (M.İ.R .C:1. M:307)
 
Sabah Namazını Cemâatle kılmak, bir gece nâfile namaz kılmaktan üstündür. (M.İ.R. K.S. C.1 M 52)  Sabah namazını cemâatsiz kılan kimsenin nefsi  kemâl bulmaz.
 
Sabah namazını, âile ferdleriyle de olsa cemâatle kılıp kerâhat vaktinden sonra, Allah rızâsı için iki rekât namaz kılan, ihram giymiş ve kurban kesmiş gibi, tam Hac ve Umre sevâbına nâil olur. (Nîmet-i İslâm S. 133)

Sarık:
Sarıkla farz ve nâfile namaz, sarıksız kılınan yetmiş rekat namazdan üstündür. (Râmûz: 291/11) Akıllı kımse bu sünneti işler, kat kat kazanır, ahmaklar mahrum kalır...
 
Sabah namazı vaktini uykuda geçirmek:
Rızıkların taksimi ve berekâtin inme zamânı olan sabah namazı vaktini uykuda geçirenlerin rızkı noksanlaşır. Günün en şerefli zamanıdır. Vücûdun en zayıf vakti olduğundan, Verem hastalığının faaliyeti de o zaman başlar. Sabah uykusu rızkı noksanlaştırır. Koyun, köpek, çoban ve vezir hikâyeleri meşhurdur. Koyun o saatte uyanık; rızkı bol, nesli çok. Köpek uykuda; rızkı kıt, nesli azdır. Çoban da o saati boş geçirmeyip erenlerden olmuştur.
 
Sabah ve akşam namazlarından sonra onbir defa: “Lâ ilâhe illAllahü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü velehül hamdü yuhyî ve yümît, ve hüve hayyün lâ yemût biyedihil hayri ve hüve alâ külli şey’in kadîr” tehlilini okuyanın maddî ve mânevî derecesi yükselir ve o gün günah işlemekten korunur. (Nîmet-i İslâm S: 133)

HÜVAllahÜLLEZÎ:
 Sabah ve akşam namazlarından sonra, okuyan kişiye yetmiş bin melek istiğfar eder. O gün vefat etse şehid olarak gider.  (Râmûz 438) Böyle bir nimetten mahrum kalmak doğru olmaz...
 
ÂMENERRASÛLÜ:
Yatsı namazından sonra, okuyanın malı, canı, her şeyi gelecek yatsıya kadar himâye altında olur ve o kişiye bütün gece ibâdet etmiş sevâbı verilir. (Râmûz: 187/3) İnanmışlar istifâde eder, inanmazsa eli boş gider...

Salât-i Münciye
Vitir namazında kunut duâlarından sonra okuyanın namazları  Mevlâ’ya tereddütsüz arzedilir ve kabûle sebep olur. Namazın kabûlü, kazancın büyüğüdür.
 
İstiğfar: Farz namazlardan sonra yetmiş istiğfar okumak, gelen musîbeti kaldırır, geleceğe mânî olur ve rızık genişliğine sebeptir. (M.İ.R.C:2.M:80) İnanan, unutmayan ve tatbik eder kârlı çıkar...

Âyetül kürsî, İhlas, Felak ve Nâs:
Tesbihlerden önce, bu sûreleri okuyanları Cenâb-ı Hak iç ve dış hastalıklardan ve belâlardan korur. (Nîmet-i İslâm S:246) Güç iş değil, her zaman yapılabilir...
 
Duhâ Namazı’na devam eden kimsenin günâhı deniz köpüğü kadar olsa da affolunur. (Râmûz: 416/13) Duhâ namazı kılan, dünya sıkıntısı çekmez. Bu namazın yüzde yetmiş beş mükâfâtı dünyada verilir.
 
Evvâbîn Namazı kılanın elli yıllık günahı silinir ve ona bir sene nâfile namaz sevâbı verilir. (Nîmet-i İslâm. S:368) (Şir’a’da on iki yıl denilmiş.)

Teheccüd namazı
H.Ş.: “Farz namazlardan sonra en fazîletli olan, Teheccüd namazıdır.” (Ebû Dâvûd. İhyâ C:1.S:1019) Bu namazı kılanların duâsı kabul, derecesi yüksek olur. Teheccüd vakti; gece, öğle namazına tekâbül eden vakitten imsak bitimine kadardır. Geç yatanlar, 12 den sonra kılıp yatarlar.
 
Evden Çıkan kimse: “Bismillahi tevekkeltü alellahi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm” der, üç, beş veya yedi Âyetül Kürsî okur, altı tarafa, “Hû” der, yedinciyi içe çekerse, ilâhî kaleye girer, belâlardan emin olur. (Râmûz: 420/2)

Eve girerken Besmele-i Şerîfe okumak, Şeytanı kovar. Selâm vermek de bereketlere sebep olur.
Namazdan Sonra,”LEKAD CÂEKÜM...” (S.Tevbe:128-129) okuyan, belâlardan korunur. Ona  o gün ölüm gelmez. Bir zât devam etmiş; “Okumayı bırak, bize gel” denilmiş.
 A.C.: “Sabırla (oruçla) ve namazla (Allahü Teâlâ’dan) yardım dileyin.” (S.Bakara:45) İşte boş dönülmeyen hâcet kapısı... Kuru yalvarmadan önce yapılacak iş; oruç tut, tesbih namazı kıl, hâcetin hâsıl olur, Mevlâ’nın inâyeti gelir.

İncemeseleler.com
« Son Düzenleme: 06 Temmuz 2008, 11:36:08 Gönderen: Miftahulkuluub »

Çevrimdışı Gül_Sultan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2139
Ynt: Günlük yaşamımızdaki esrarlı ayrıntılar
« Yanıtla #1 : 07 Temmuz 2008, 00:29:10 »
Allah(c.c.) razı olsun İsra kardeşim.
Dünya geçer, İnsan göçer ancak kurtuluş Müttakîlerindir.

Çevrimdışı Miftahulkuluub

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1939
    • http://www.sadakat.net
Ynt: Günlük yaşamımızdaki esrarlı ayrıntılar
« Yanıtla #2 : 07 Temmuz 2008, 22:45:45 »
Süper bilgiler. Bu mevzuya yakın bir çalışma yapmak istemiştim ama gerek kalmadı. Teşekkürler incemeseleler.com
İncemeseleler.com :|: Sadakat.Net :|: Sadakatforum.com  :|:Herkonudan.com


" Derviş isen kardeş takvaya çalış.."

talib 67

  • Ziyaretçi
Ynt: Günlük yaşamımızdaki esrarlı ayrıntılar
« Yanıtla #3 : 08 Temmuz 2008, 00:10:57 »
Allah(c.c.) razı olsun İsra kardeşim.

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Günlük yaşamımızdaki esrarlı ayrıntılar
« Yanıtla #4 : 08 Temmuz 2008, 03:31:42 »
Alıntı
Niyet:
Namaza niyet kalple yapılır. Dille niyet bid’attır. (M.İ.R.C:1-M:186)  Bilinmesi lâzım; mühim bir sünnet...

Bu hüküm şafii fıkhında farklıdır.

Zira Şafiilerde namazda dille niyet etmek sünnettir.


...

Niyet etmek: Namaza başlamak için niyet etmek gereklidir Niyyetin yeri kalptir. Bu nedenle namaza durulduğu zaman kalben niyet etmek gerekir. Niyeti lafzen ifade etmek ise sünnettir.

Niyette Allah rızası için namaz kılmaya kalben karar vermek gerekir.

Mesela sabah namazının farzı için şöyle niyet getirilir:

"Niyyet ettim Allah rızası için sabah namazının farzını eda etmeye..."

Resulullah (SallAllahu Aleyhi Vesellem.) şöyle buyurur:

"Ameller ancak niyetlere göredir. Herkese de sadece niyet ettiği var­dır.
Kimin hicreti Allah ve resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulune-´dir. Kimin hicreti elde etmek istediği dünyaya veya nikahlayacağı kadına ise o kimsenin hicreti de onlaradır".

Niyet eden bir kimsenin niyetini ağızdan söylemesi, eda veya kaza ol­duğunu söylemesi, Allah´u Teala´ya izafe etmesi, kıbleye karşı yönelişi ve rekatlerin adedini zikretmesi sünnettir.

Niyetin yeri kalptir, tam olması için namaza başlama tekbiri olan ifti-tah (ihram) tekbiriyle olması gerekir. Namaz kılanın ihram tekbiri telaffu­zu namaz niyetiyle beraber olmalıdır. Yani niy^tterı hemen sonra tekbir getirilmelidir.

Niyetin delili abdest niyetinde ve yukarıda geçtiği gibi "Bütün ameller niyetlere göredir" hadisi şerifidir.

(Delilli Şafii İlmihali)
..
Hatta şafii ulemasına göre kalb ve dilin niyeti bir bütündür, birlikte olmalıdır.


..

"Niyet tekbir ile beraber getirilir.Ayrıca tekbirden önce getirmek sünnettir.Tekbirin baş harfi olan (hemze) harfinden,son harfi olan (ra) harfine kadar, niyetin devamının şart olduğunu =Nevevi (R.a)0 gibi zatlar şart koşmuşlar ise de niyetin bu şekilde getirilmesi güç olduğundan,Gazali ve İbn El-Rıfat ve Nevevi de "Şerhül-Mühezzeb" ve "Şerhu'l Vasit" ta örfi mukarenet ile iktifa edilebileceği  görüşünü savunmuşlardır.Yani namaza  hazır olunacak kadar bir durumda olmayı kâfi görmüşlerdir.

Farz namazını kılmak isteyen kimsenin hem namaz kılmaya azmetmesi,hem farz olduğunu söylemesi,hem hangi farzın olduğunu tayin etmesi icab eder.(Büyük Şafii İlmihali_Halil Günenç)


..

« Son Düzenleme: 08 Temmuz 2008, 13:58:55 Gönderen: Lika »
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Namaza ait niyetler
« Yanıtla #5 : 08 Temmuz 2008, 03:51:51 »
Namazlarda niyet de şarttır. Şöyle ki: Niyet aslen bir azimden ve kesin bir iradeden ibarettir. Kalbin bir şeye karar vermesi ve bir işin ne için yapıldığını düşünmeksizin bilmesi demektir.

Namazla ilgili niyet, Yüce Allah'ın rızası için ihlasla namazı kılmayı istemek ve hangi namazın kılınacağını bilmektir. Yapılan işlerin önemleri ve sevapları niyetlere göredir. İnsanın niyeti halis (sırf Allah rızası için) olmalıdır. İnsan yapacağı bir ibadeti şuurlu bir halde yapmalıdır. Yapacağı işle, Allah rızası gibi, yüksek bir gaye gözetmeli ve gaflet içinde bulunmamalıdır.

Niyet kalbe aittir. Bununla beraber kalp ile niyet yapıldıktan sonra dil ile de söylenmesi daha iyidir. Bir insan başlayacağı bir namaza, kalp ile niyet edip de dili ile bir şey söylemese, o namazı caiz olur. Fakat kalp ile niyet etmekle beraber "şu vaktin farzını veya sünnetini kılmaya niyet ettim" demesi, daha iyidir. Bu şekilde, hem kalp, hem de dil ile niyet edilmesi, sahih olan görüşe göre müstehabdır. Kalben niyet olmaksızın dil ile yapılan niyet sahih değildir.


Farz namazlarla bayram ve vitir namazlarından bunları yerine getirirken hangi vakitler olduğunu belirlemek gerekir: "Bugünkü sabah namazına" veya "Bugünkü cuma namazına, bugünkü vitir namazına, bugünkü bayram namazına" diye niyet edilir. Yalnız farz namaza niyet etmek yeterli değildir. Böyle bir niyetle farz namazları tayin edilmiş olmaz. Fakat hangi namaz olduğu belirlenmeksizin vakit içinde: "Bu vaktin farzını kılmaya" diye niyet edilmesi kafi gelir. Rekatların sayısını anmaya gerek yoktur. Yalnız cuma namazı böyle değildir; onu vaktin farzı niyeti ile kılmak olmaz; çünkü asıl vakit öğlenindir, cumanın değildir.

Nafile namazlara gelince: Bunlarda sadece namaza niyet etmek kafidir. Fakat şu vaktin ilk sünnetine veya son sünnetine niyet ettim, diye de kılınırlar. Bu namazların müekked veya gayri müekked olduklarını belirlemeye de gerek yoktur. Ancak teravih namazı için: "Teravih namazını veya vaktin sünnetini kılmaya niyet ettim" demelidir, ihtiyat olan budur. ....

Büyük İslam İlmihâli, Ömer Nasuhi Bilmen
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Mahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1114
Ynt: Günlük yaşamımızdaki esrarlı ayrıntılar
« Yanıtla #6 : 09 Temmuz 2008, 17:44:32 »
Bazı Alimler namaza niyyet ederken  kalp ile düşünmek ile beraber dil ile de telaffuz etmeyi  tercih etmişlerdir. Halbuki  ne Peygamberimizden nede Ashabından nede  büyük tabiinden niyyete dil ile teleffuz sabit olmamıştır. Buna delalet eden ne sahıh nede zaıf bir rivayet yoktur. Aksine onlar kıyamın akabinde iftitah tekbiri  alırlar. O halde dil ile niyyet bid’attir.Bunun bid'ati hasene olduğunu söylediler.Bu fakir derki,Bu bidat sünneti bir tarafa farzı ortadan kaldırmaktadır.Çünkü insanların çoğu dil ile teleffuzla yetinip kalbi hazır tutmamakta ve  budurumda kalpdeki gafleti aldırmamaktadır.İşte bu durumda namazın farzlarından olan kalp ile niyyet tamamen terk edilmiş olmaktadır. 186.Mektup

İmamı rabbani Hz leri bu şekilde Buyurmuşlar.
Şafi mezhebinin hükümleri dediğiniz şekilde olabilir.


Asıl olan kalben niyyetdir. Kalben niyyet etmeden namaza başlanmış olmaz, ama kalp ile niyyet edip dil ile niyyet etmesede namaza başlamamış olur.

Burada bir yazı daha vardı oradada "hanifi ulamasınca namazdan sonra Ayetükürsi okumak  bidattir". Yazısını görmüştüm.Sonradan kaldırıldı sanırım.Ayetülkürsi bidattir yazanların kaynağı nedir?
Farkı içtihatlardan dolayı Alimleri suçlamak kimin haddine olabilir? Fakat doğru aktarılmamış bir meseleyide düzeltmek mes'uliyet celbeder.
Yazıları aktarırken içeriğini dikkat edelim...
 
Asıl olan Namazlardan sonra âyetül kürsi okunur, tesbihler çekilir ve dua edilir. Dua ederken salâtı münciye okunur. Ayetül kürsinin okunduğu yerde salâtı Münciye okumak sünneti değiştirmek olur, yani bid'attir.
Ayetül kürsinin okumayı,Ulema Bidat olmasını bırakın namazdan sonra okunmasını teşvik etmişlerdir.Ve de Sünnetdir.


Ayrıyeten Namazda Niyyet konusunun tam manası ile anlaşılması için son söz olarak bu araştırmayıda eklemekte faide var.

Namazın şartlarından altıncısı niyet, yâni Allâh rızâsı için namaz kılmayı dilemek ve hangi namazı kılacağını bilmektir.

Niyet kalb ile yapılır. Dil ile söylendiği halde kalbden niyet edilmezse namaza niyet edilmiş olmaz. İmâm-ı Rabbânî Hazretlerinin, Mektubât-ı Şerîf, birinci cild, 186'ncı mektupta buyurduklarına göre: Dil ile niyyet câiz olunca, çok kimse yalnız dil ile niyet ederek, kalb ile niyeti terk ediyor. Böylece namazın farzlarından biri olan kalb ile niyet yok oluyor. Namaz kabul olmuyor. O halde, niyeti dil ile değil, kalb ile yapmalıdır. Farz namazlarda, bayram ve vitir namazlarında niyeti belirtmek lâzımdır. Meselâ; "Bugünkü sabah namazına veya cuma namazına veya vitir namazına veya bayram namazına" diye niyet edilir.

Nâfile namazlarda sadece "Namaz kılmaya" niyet etmek kâfi gelir.


Muhtasar İlmihal

« Son Düzenleme: 29 Eylül 2008, 11:41:33 Gönderen: Müsenna »

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Günlük yaşamımızdaki esrarlı ayrıntılar
« Yanıtla #7 : 12 Temmuz 2008, 05:18:40 »
Evet yazıda ufak bir değişiklik yapmak durumunda kaldık.Zira yazıdaki yorumlar hususunda ihtilaf vardı.Rica üzerine kaldırmak durumunda kaldık.

Bahsettiğiniz bidat meselesi yazıda şu şekilde geçiyordu:

Farklı ictihad rahmettir. Âlimin birisi bir meseleye bid’at öteki caiz, hatta sünnet diyebilir. Fıkıhta böyle sayısız mesele vardır. Yani müctehidlerin farklı ictihadları çoktur. İmameyne göre sünnet, imam-ı a’zama göre vacip olanlar var. Mesela bugünkü ikindi namazının başlama vakti imameyne göre bildirilmiştir. İmam-ı a’zama göre o vakitte ikindi kılınsa, vakti girmediği için sahih olmaz. Bu mezhep içinde olduğu gibi mezhepler arasında da böyledir. Mesela kurban kesmek, Hanefi’de vacip, diğer üç mezhepte sünnettir. Bayram namazı kılmak da öyledir. Deniz haşaratı yediği için Şafiileri kötülemek caiz olur mu? Şafii’de sünnet olan şey, Hanefi’de bid’attir. Mesela her farzdan sonra âyet-el kürsi okumak Şafii’de sünnet, Hanefi’de bid’attir. [Hanefi’de farzdan sonra değil, namaz bittikten sonra okumak sünnettir.] Farklı ictihadlardan dolayı âlimler suçlanmaz.


Namazda niyetin kalb ile yapılması dört mezhepte de farzdır. Sadece dil ile yapılması hiçbir mezhepte caiz değildir, kalbin de hazır olması lazımdır. Kalb ile beraber dil ile söylemeye izin verilmiş, hatta müstehab olduğunu bildiren âlimler de olmuştur. Namazda parmak kaldırmak da böyledir. Bid’at ve sünnet diyen âlimler vardır. Bu durumda bizim gibi avam ne yapacaktır? Dinde eksik bir şey bırakılmamıştır, bu da bildirilmiştir. Tercih erbabı âlimlerin, müftâbih kavil olarak bildirdiklerine, yani onların seçtiği söze uyarız, mesele kalmaz. .


dinimizislam.com

Sanırım niyet hususunu da bu paragraf açıklamış oluyor.
« Son Düzenleme: 12 Temmuz 2008, 05:20:32 Gönderen: Lika »
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Ahi

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 923
  • Bugün Allah (c.c) için ne yaptın?
Ynt: Günlük yaşamımızdaki esrarlı ayrıntılar
« Yanıtla #8 : 15 Temmuz 2008, 14:05:46 »
Alıntı
ÂMENERRASÛLÜ:
Yatsı namazından sonra, okuyanın malı, canı, her şeyi gelecek yatsıya kadar himâye altında olur ve o kişiye bütün gece ibâdet etmiş sevâbı verilir. (Râmûz: 187/3) İnanmışlar istifâde eder, inanmazsa eli boş gider...


'Amenerrasulü' okumanın hükmü

''Aklı başında hiçbir adam görmedik ki Bakara Suresi’nin son iki ayetini okumadan uyusun.''
 
Bu söz Hz. Ömer ile Hz. Ali’ye (ra) aittir. Bakara Suresi’nin son iki ayetinin ne kadar önemli olduğunu Kainatın İftihar Tablosu’ndan bizzat işitmişler ve bu iki ayeti hayatları boyunca uyumadan önce okumuşlar.

Hz. Peygamber “Amenerrasulü” diye başlayan Bakara Suresi’nin son iki ayeti hakkında bakın neler buyuruyorlar: “Her kim geceleyin Bakara Suresi’nden bu iki ayeti okursa ona yeter.” “Allah Teala, Bakara Suresi’ni iki ayetle sona erdirdi ki, bunları bana, Arş’ın altındaki bir hazineden verdi. Bunları öğreniniz, kadınlarınıza, çocuklarınıza belletiniz, öğretiniz. Çünkü bunlar salattır (namazdır), hem duadır, hem Kur’an’dır.”

Efendimiz’in (sas) bu kadar önemle vurguladığı Bakara Suresi’nin son iki ayetinin meali hakikaten çok muazzam hele de bu günlerde daha da bir anlam kazanıyor. Şöyle ki; “Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti, müminler de. Onlardan her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman etti. “O’nun resullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz.” dediler ve eklediler “İşittik ve itaat ettik ya Rabbena, affını dileriz, dönüşümüz Sana’dır.

Allah hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık da kendi aleyhinedir. Ya Rabbena! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma. Ya Rabbena! Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ya Rabbena takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma. Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize. Sensin Mevlamız, yardımcımız. Kafir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize.”

Şimdi teklifimizi yapalım: Efendimiz’in buyurduğu gibi bu iki ayeti bir hafta içinde bilmiyorsak önce kendimiz öğrenelim sonra eşlerimize, çocuklarımıza öğretelim ve bugünden itibaren her gece yatmadan önce mutlaka okuyalım.
 
-Alıntı-
Herhangi bir insan vaktini nasıl geçireceğini, üstün bir insan ise vaktini nasıl tasarruf edeceğini düşünür. – Schopenhaver

Çevrimdışı dört mevsim

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 278
Ynt: Günlük yaşamımızdaki esrarlı ayrıntılar
« Yanıtla #9 : 16 Temmuz 2008, 01:40:13 »
Vitir vacip namazının ilk rekatında Elemneşrahleke, ikinci rekatında Tebbet,üçüncü rekatında da İhlas okumayı adet edinen diş sıkıntısı yaşanmadığını söyledi hocamız,
doğru da.

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Günlük yaşamımızdaki esrarlı ayrıntılar
« Yanıtla #10 : 02 Mart 2010, 09:23:00 »
Allah c.c. razı olsun, hakkıyla uygulayanlardan eylesin...
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9225
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Günlük yaşamımızdaki esrarlı ayrıntılar
« Yanıtla #11 : 23 Ocak 2016, 03:24:04 »
Belki hepsine riayet etsek sadece bir kaç dakikamızı alacak ama esrarı, hikmeti, hem maddi hem manevi kazancı çok büyük olan bazı mevzular vardır.  İşte akıllı, muttaki bir mümin bu amellerden gafil olmamalı, az da olsa her gün yapmalı, bunları alışkanlık haline getirmelidir. Zira İmam Rabbani Hazretleri 295. Mektûbu Şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Nazar ber kadem, hak yolcusunun gözü ayağını ileri geçmez şeklinde anlaşılmamalıdır. Bu anlayış vakıaya aykırıdır. Bundan anlaşılması gereken şudur: Göz devamlı ileri bakmalı, ayak da onu takip etmelidir. Çünkü yüksek makamlara önce göz dikilir, sonra adım atılır. İnsan gözünü yükseklere dikmeli ki, gayretini ona göre kullansın. Maneviyat yolunda aza kanaat eden az kazanır. Oturan yol alamaz. Çalışan mahrum olmaz


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9225
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Abdestli Uyumak
« Yanıtla #13 : 23 Ocak 2016, 03:31:00 »
Abdestli Uyumak:

(Günlük sadece 2 dakikanızı ayırıp abdestli uyumayı alışkanlık haline getirirseniz tüm gecelerinizi ibadet ü tâatla geçirmiş olursunuz. Gafil olmayıp inanıp tatbik etmek lazım. Hele hele ehli tasavvufun ihmal etmemesi gereken çok önemli bir mevzu. Büyükler "Mâneviyat yolunda tembellik, abdestsiz uyumakla başlar." buyurmuşlar...)


Hz. Ali (k.v.) buyurdu:
Ruh uyku esnasında vücuttan çıkar, lâkin şuâları cesedde kalır. Uyuyan bundan dolayı rüya görür. Uyandığı vakit ruhu cesede bir anda iâde edilir.
Uyku esnâsında mü'minlerin ruhları göğe yükselir. Onların hangisi temiz yani abdestli yatmış ise onun ruhunun Arş-ı A'lâ'nın altında Allâhü Teâlâ'ya secde etmesine izin verilir.

Abdullâh bin Ömer (r.anhümâ) Resûlullâh (s.a.v.)’dan şöyle nakletti: “Kim abdestli olarak gecelerse, onunla beraber bir melek onun için istiğfâr ederek sabahlar ve şöyle der: Yâ Allâh! Bu kulunu bağışla, zira o geceyi temiz olarak geçirdi.”

H.Ş.: “Her kim abdestli olarak uyursa, yatağı ona mescid (gibi), uykusu sabahlayıncaya kadar namaz (kılmış gibi) olur…”

Allâhü Teâlâ, Hz. Mûsâ (a.s.)’ya şöyle vahyetti:
“Abdestin yok iken sana bir musîbet gelirse bunu başkasından değil ancak kendinden bil.”