Gönderen Konu: Hac İbadeti [1 Aralık 2008]  (Okunma sayısı 8324 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Hac İbadeti [1 Aralık 2008]
« : 30 Kasım 2008, 21:18:13 »



 
Hafta:    58


Mevzu: Hac İbadeti


Araştırmalarınızı bekliyoruz..


(Araştırma yapmak demek bildiklerimizi aktarmak demek değil, bu mevzu hakkında elimizdeki mevcut kitaplardan iktibas yapmak demektir. Her üyemizden bir iktibas yapmasını istirham ediyoruz.)

« Son Düzenleme: 30 Kasım 2008, 21:20:21 Gönderen: SadakatNet »
Sadakat Yönetim Kurulu

osmanli

  • Ziyaretçi
Ynt: Hac İbadeti [1 Aralık 2008]
« Yanıtla #1 : 01 Aralık 2008, 12:09:20 »
 
  Haccın Fazileti

Dünya ve ahiret hayatı açısından önemli bir dönüm noktası olan hac, samimi ve ihlâslı bir şekilde yerine getirildiği zaman, müslümanı günahlarından arındırır, onun Allah katındaki derecesini yükseltir, cenneti kazanmasına vesile olur ve kişiyi ahlâken olgunlaştırır.

Gücü yetenlerin farz olarak ömürlerinde bir defa yapacakları bu ibadetin fazileti gerçekten büyüktür. “Kim Allah için hacceder de kötü söz ve davranışlardan sakınır ve günahlara sapmazsa – kul hakları hariç - annesinin onu doğurduğu günkü gibi günahlardan arınmış olarak döner” (3) hadisi şerifi, haccın ne derece faziletli bir ibadet olduğunu anlatmaya yeter. Bununla birlikte haccın fazileti konusunda birkaç hadis-i şerif daha zikretmek yararlı olacaktır.

Peygamber Efendimiz (S.A.S.) şöyle buyurmuştur:

"Makbul haccın karşılığı Cennetten başka bir şey değildir. Umre de diğer bir umre ile arasındaki günahları siler."(4)

Amellerin hangisi daha faziletlidir? şeklindeki bir soruya Peygamberimiz:

"Allah ve Rasûlüne iman" şeklinde cevap vermiş; sonra hangisi ? diye sorulunca;

"Allah yolunda cihad" buyurmuş, sonra hangisi? denince;

"Makbul hac" diye cevap vermiştir.(5)

Hacceden kimselerin Allah katındaki değeri çok yüksektir. Bu sebeple Yüce Allah onların içtenlikle yapacakları duaları geri çevirmez. Peygamber Efendimiz;

"Haccedenler ve umre yapanlar Allah’ın misafirleridir. Kendisine dua ederlerse, dualarını kabul eder, Bağışlanma dilerlerse onları bağışlar"(6) buyurmaktadır.

Konuyla ilgili bir diğer hadis-i şerif de şöyledir:

"Hac ve umreyi art arda yapınız. Çünkü bu ikisi, körüğün demir, altın ve gümüşün pasını giderdiği gibi fakirliği ve günahları yok eder."(7)

Bir hadis-i şerifte de hac ve umre normalde gaza yoluyla yapılan cihada katılmayan yaşlılar, küçükler, güçsüzler ve kadınların cihadı olarak nitelendirilmiştir (8) ki, bu da haccın ne derece faziletli bir ibadet olduğunu göstermektedir.

Yüce Allah’ın kullarını en çok affettiği gün olan Arafe gününde (9)  el açıp Allah’a yalvaran kullarını Cenab-ı Hak mutlaka affeder. Önemli olan böylesine üstün bir ibadeti, gereği gibi yerine getirerek onun faziletinden yararlanmaktır.


--------------------------------------------------------------------------------

[3] Buhari, Hac, 4
[4] Nesai, Menasik,3-5 (5/112,115); Müslim,Hac, 437(Hadis no:1349); İbn-i Mace, Menasik, 3 (Hadis No: 2888)
[5] Buhari, Hac, 4; Nesai, Menasik, 4 (5/113)
[6] İbn-i Mace, Menasik, 5 (Hadis no: 2892)
[7] Tirmizi, Hac, 2 (Hadis No: 810); Nesai, Menasik, 6 (5/115); İbn-i Mace, Menasik, 3 (Hadis No: 2887)
[8] Nesai, Menasik, 4 (5/114)
[9] Müslim, Hac, 79 (Hadis No: 1348)
 
alıntı
   

osmanli

  • Ziyaretçi
Ynt: Hac İbadeti [1 Aralık 2008]
« Yanıtla #2 : 01 Aralık 2008, 12:13:24 »
Haccın Hikmetleri

Allah’ın emrettiği her şeyde şüphesiz insanların dünya ve ahiret hayatı için pek çok hikmetler vardır. Bu şaşmaz gerçeğe göre haccın da pek çok hikmetleri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir:

Her insan yaratılışı gereği Yüce Allah’a karşı kulluğunu ortaya koymak ihtiyacındadır. Hac, kula, en belirgin bir şekilde Yüce Allah karşısında aczini ortaya koyma, kulluğunu ifade etme ve onun verdiği nimetlere şükretme imkanı veren bir ibadettir. Çünkü hacı, mal, mülk, makam ve mevki gibi dünyevi unsurlardan sıyrılarak Allah’a yönelir. Sonsuz güç ve kudret sahibinin karşısında teslimiyetini ve bağlılığını ifade eder. Bu durum kendisine Allah’a kul olma zevkini tattırır.

Hac; renk, dil, ırk, ülke, kültür, makam ve mevki farkı gözetmeksizin aynı amaç ve gayeleri taşıyan milyonlarca müslümanı bir araya getirerek eşitlik ve kardeşliğin çok canlı bir tablosunu oluşturur. Bu, lafta kalan kuru bir iddiadan ibaret değildir. Zenginiyle, fakiriyle, güçlüsüyle, güçsüzüyle bütün hacılar aynı kıyafetler içinde, aynı mahrumiyetleri yaşayarak, aynı güçlüklere katlanarak, aynı şartlarda hareket ederek fiili bir eşitlik ve kardeşlik eğitiminden geçerler. Trilyonlara hükmeden bir zenginle geçimini zor karşılayan bir fakire aynı kıyafet içinde Arafat’ta beraberce el açıp dua ettiren ve Kâbe’nin etrafında yan yana tavaf ettiren hac ibadeti, insanlara makam, mevki, mal mülkle böbürlenmemeyi, İslâm kardeşliği içinde tanışıp kaynaşmayı ve mahşeri unutmamayı öğretir.

İslâm Dininin doğup yayıldığı, vahyin indiği, Hz. Peygamber ve Ashabının bin bir güçlük ve sıkıntılar içinde mücadeleler verdiği ve Hz. Adem’den beri bazı peygamberlerin uğrak yeri olmuş kutsal toprakları görmek, müminlerin dini duygularını güçlendirir, İslâm’a bağlılıklarını artırır.

Dünyanın dört bir tarafından gelen, renkleri, dilleri, ülkeleri ve kültürleri farklı, fakat hedef ve gayeleri aynı binlerce müslümanın birbirleriyle kaynaşması ve görüşmesi sağlanmış olur. Bu durum müslümanların birbiriyle irtibat kurmalarına, birbirlerinin dertlerinden haberdar olmalarına .

Hac ibadetiyle müslüman, Yüce Allah’ın kendisine lütfettiği sağlık, yetenek, mal ve mülk gibi dünyevi nimetlerin şükrünü eda etmiş olur.

Hac yapan müslümanlar sabır, tahammül, sıkıntılara katlanma, güçlüklere göğüs gerebilme, büyük kalabalıklarla aynı anda hareket ederek aynı şeyleri yapabilme, yardımlaşma, dayanışma ve belli kurallara adapte olabilme... gibi ahlaki özelliklerini geliştirirler.

Hac, müslümanlarda ömür boyu silinmeyecek derin hatıralar bırakır. Bu hatıralar; müminin hacdan sonraki yaşamında istikametini kaybetmemesine hizmet eder. Hac, müminin hayatında adeta bir dönüm noktası oluşturur.

Arafat gibi mahşerin örneğini oluşturan bir yerde Allah’a el açıp yalvaran ve günahlarından sıyrılan bir müslüman bir daha kolay kolay eski işlediği günahlara dönmek istemez. Bu yönüyle hac, günahkar müslümanlar için bir arındırma ve iyileştirme işlemi görür.

Hac sayesinde müslümanlar arasında güzel etkileşimler meydana gelir. Müminler birbirlerinden güzel hasletler alırlar. Fikirlerinde müspet anlamda önemli değişmeler olur. İnsanları birbirinden uzaklaştıran ırkçılık gibi olumsuz düşüncelerin törpülenmesi sağlanır.

Kısaca haccın, başka ibadetlerde olmayan kendine özgü pek çok hikmetleri, ahlâkî, sosyal, ekonomik ve psikolojik yararları vardır. Yukarıda yalnızca bunlardan bazıları zikredilebilmiştir.

osmanli

  • Ziyaretçi
Ynt: Hac İbadeti [1 Aralık 2008]
« Yanıtla #3 : 01 Aralık 2008, 12:21:50 »
Rahman'ın misafirlerini yolcu ederken

Kutsal vazifelerini yerine getirmek için insanlar kafileler halinde mübarek topraklara doğru yola koyuldular. Her hac yolculuğunda insan tarifi mümkün olmayan duygularla ailelerinden, dost ve arkadaşlarından ayrılırken, sanki baba ocağına gider gibi yola çıkmaktadır. O mekanlar tüm müminler için baba ocağı ve bir anne kucağı gibidir. İlk kez gidiyor olsa bile birçok mekan ona çok tanıdık gelmekte, her mekanda zihninin bir köşesinde okuduğu ya da duyduğu nice olaylar ve hatıralar canlanmaktadır. Bin bir sıkıntı ve zorluğa rağmen her hacı adayının gönlünde oralara varmak Hacerü'l Esved'in önünde selam verip geldiğini duyurmak, evrensel koroya katılıp Lebbeyk diyerek koca İslâm okyanusunda bir damla olduğunu bildirmek, 'ın yeryüzüne koyduğu ilk yapı olan Kabe etrafında dönüp dönüp durmak, Safa ile Merve arasında Hacer gibi kutsal ve değerli gördüğü şeyleri canı pahasına koruyacağına dair adeta söz vererek koşmak, ahiretin, ölümün, kefenin bir provası olan ihramı giyerek sadece  için ve O koydu diye o güne kadar helal olan nice şeyi kendine haram saymak, Peygamber'in doğduğu evin önünde oturup oradan Daru'l Erkam'ı düşünmek ve Kabe'nin o siyah örtüsündeki asalet ve heybetten aldığı heyecan ile vatanına dönünce Erkam'ın evi gibi evler oluşturmaya söz vermek, Ebu Cehil'in evine bakıp inkar edenlerin sonunu düşünmek, Arafat'ta 'a sadakat ve söz vermek için bulunmak, orada ilk atası Adem gibi tevbe ve istiğfarda bulunmak, akşamın gelişi ile sel gibi Müzdelife'ye akıp orada gecelemek ve orada yarın ki savaş için mermiler toplamak, o mermileri boşa harcamadan sabahın erken saatlerinde Mina'ya doğru yola koyulmak, ellinde tuttuğu taşlarla şeytanlarla savaşmak ve bu savaşın hiç bitmeyeceğinin şuuruna varmak, şeytan ve şeytanlaşmış güçlerin kimliklerini iyice öğrenmek ve bu güçlerin kıtalar dolaştığının bilincinde olarak onların tamamından beri olunması gerektiğini fark etmek ve bu fark edişin sorumluluğunu yerine getirmek için Allah'a söz vermek, iki üç saatlik zorlu bir yolculukla vahyin insanla buluştuğu Hira Mağarası'na varmak, orada  Resulu gibi tefekküre dalıp ötelere yelken açmak arzusu ile yanıp tutuşmaktadır.
Aşk ateşini Mekke'de tutuşturanlar için Peygamber şehri Medine bir su olur. Eğer önce Medine'ye uğramışsanız orası size bir kıvılcım olur. Peygamber'in mescidinin her bir köşesi sizi 1500 sene öncesine taşıyarak sizi özlemini çektiğiniz iklime taşır.  Resulu'nun ölümsüz nefesini hissetmek, kabrinin önünde dirilmek, aziz dostlarının hatıralarını yad etmek, Baki Kabristanı'nda hep isimlerini duyduğumuz Nübüvvet medresesinin talebeleriyle beraber olmak, oradan Uhud'a uzanarak Seyyidi Şüheda Hz. Hamza'nın önünde durup onun ordusunda sıradan bir er olmak istediğimizin tekmilini vermek, Peygamber'in çizmiş olduğu sınırları zorlamanın insanın başına getireceği acı olayları düşünmek, okçular tepesinde adeta orayı terk etmeyin çığlığını haykırmak, Kuba Mescidine varıp Sena tepelerinden gelen iki aziz dostun hayalini kurmak ve tüm insanlarla beraber 'ta la el bedru aleyna' deyip o coşku seline katılmak, iki kıbleli mescide varıp Peygamber'in o hatırasına uzanmak, yedi mescidlere varıp Selmani Farisi'nin fikrine ortak olup elimize aldığımız kazmalarla hendekler açmak ve en sonunda Ravza'nın bir köşesinde iki büklüm olup, yüreklerimizin derinliklerinden kopup gelen coşkuya gözlerimizden akan yaşları ortak kılarak; "Sevdim seni hep canlara canan diye sevdim, Bir ben değil alem sana kurban diye sevdim. Kıtmirinim ey Şah-ı Resul kovma kapından, Alemlere rahmet dedi Rahman diye sevdim" demek istemektedir.
Tüm mümin yüreklerin ortak sevdası ve arzusu bu duyguları yaşamaktır. Oralara gidip bu arzusunu yerine getiren her Müslüman daha oradan ayrılmadan bir daha gelmenin hesaplarını yapmaktadır. Oralarda var olan İlahî cazibe insanı büyülemekte bir giden, bin daha gitmek istemektedir. Bu özlem ile yanıp tutuşan yürekler Kur'an'ın şu fermanını hiç unutmamalıdırlar. Ne diyordu ilahî kelam: "Sevdiğiniz şeylerden  yolunda harcamadıkça mutlak erdeme ulaşamazsınız. Unutmayın ki neyi harcarsanız  kesinlikle onu bilir."
Hac konusu hep mevzu olduğunda birbirlerimize şöyle dua ederiz:  gitmeyenlere gitmek, gidenlere ise Tekrarini nasip etsin.

alıntı sadakat müteallim
« Son Düzenleme: 01 Aralık 2008, 23:01:12 Gönderen: müteallim »

Çevrimdışı Ay Işığı

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1163
Ynt: Hac İbadeti [1 Aralık 2008]
« Yanıtla #4 : 04 Aralık 2008, 16:17:20 »


HAC REHBERİ

İslamın beş şartından biri olan hac üç nevidir. Bunlar fazilet sırasına göre şöyledir:

1- Hacc-ı Kıran,
2- Hacc-ı Temettü,
3- Hacc-ı ifrad

Hacc-ı İfrad, ihrama girip-umre yapmaksızın yalnız haccetmektir.
Hacc-ı Kıran ve Hacc-ı Temettü, aynı hac mevsiminde hem umre yapmak. hem de haccetmektir.
Hacc-ı Kıran'a niyet eden, umreden sonra, ihramdan çıkmaz.
Hacc-ı Temettu yapan, umreden sonra ihramdan çıkar ve hacc için tekrar ihrama girer.

HACC-I İFRAD

Hacc-ı İfrad için bir mü'minin yapacakları:

1- İhrama girer.
2- Kudum tavafı yapar.
3- Sa'y yapar.
4- Zilhicce'nin 8.inci (Terviye) günü Mina'da öğle namazı kılar.
5- Arefe günü Arafat'ta vakfe yapar ve,
6- Akşam Müzdilife'ye gider.
7 - Bayram günü Mina'da şeytan taşlar ve,
8- İhramdan çıkar.
9- Mekke-i Mükerreme'ye varıp ziyaret tavafı yapar.
10- Mina'ya döner. Orada üç gün kalır ve şeytan taşlar.
11- Mekke-i Mükerreme'ye varıp Veda Tavafı yapar.

1- İHRAMA GİRMEK

İhrama Hazırlık:


- Tırnaklarını keser.
- Koltuk temizliği gibi işleri yapar.
- Boy abdesti veya abdest alır.
- Güzel koku sürer.

İhrama Girince:

- Mikat mahallinde veya oraya varmadan önce niyet edip ihrama girer. (İhramın üst parçasına "Rida", alt parçasına "İzar" denir.)

(Mikat: Mekke-i Mükerreme'ye girmeden, hacıların ihrama girmesi lazım gelen yerlerdir. O mahallerin dışında, uçakta, hava meydanında hatta kişi evinde ihrama girebilir.)

- İki rekat namaz kılar, şöyle dua ve niyet eder ve telbiye getirir:



AllahÜMME İNNİ URIDÜ'L-HACCE FEYESSİRHÜ Lİ VE TEKABBELHÜ MİNNİ. NEVEYTÜ'L HACCE VE EHRAMTÜ BİHİ  LİLLAHİ TEALA. LEBBEYK AllahÜMME LEBBEYK. LEBBEYKE LA ŞERİKE LEKE LEBEYK. İNNEL HAMDE VENNİ'METE LEKE VEL MÜLKE LA ŞERİKE LEK.

Manası:

"Allahım, rıza-i şerifin için haccetmek istiyorum. Bana bunu kolay kıl ve bu haccı benden kabul buyur. Hacca niyet ettim, Allah için hac niyetiyle ihram giydim; buyur Allah'ım emir senindir. Senin şerikin yoktur. Emrine boyun eğdim. Muhakkak ki hamd sanadır, nimet senin, mülk de senindir. Senin şerikin yoktur."

İhramlıya Şunlar Haramdır:

- Hanımıyla cem olmak, şehevi şeyler konuşmak,
- Kötü söz söylemek,
- Kötü hallerde bulunmak,
- Arkadaşıyla niza etmek,
- Avlanmak, av hayvanına zarar vermek,
- Avcıya yardım etmek,
- Dikişli veya yapıştırılmış elbise giymek (Para çantası hariç),
- Sarık sarmak,
- Başı ve yüzü örtrnek (Kadınlar hariç),
- Üstü veya topuğu kapalı ayakkabı veya mest giymek,
- Tıraş olmak, vücudundan kıl koparmak veya kesmek,
- Tırnak kesrnek,
- Koku sürünrnek,

İhramlının Vazifeleri

Namaz kıldıkça, yolda, yokuşta-inişte, yolculara rastladıkça ve seher vakitlerinde çokça telbiye eder.

Mekke-i Mükerreme'nin evleri görülünce dualar okumak oraya varınca da boy abdesti almak müstehaptır. Bu mümkün olmazsa yalnız abdest alır.

Tavaf dışında her yerde telbiye devam eder.
   
Telbiye:




Çevrimdışı Ay Işığı

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1163
Ynt: Hac İbadeti [1 Aralık 2008]
« Yanıtla #5 : 04 Aralık 2008, 16:19:03 »
2- KUDUM TAVAFI

Babüsselam'dan Harem-i Şerife, heybet makamını mülahaza ve huşü ile, telbiye, tekbir, tehlil ve salavat-ı şerife okuyarak, sıkışanlara da lütufkar davranarak girer ve telbiyeyi keser. Beyt-i Şerife bakarak diledigi duayı eder. Tavaf esnasında telbiye getirmez

Harem-i Şerif te tahiyyetül mescid namazı kılmaz, hemen Kudüm Tavafı'na başlar. Tehlil ve salavat-ı şerife ile Hacer-i Esved'i istilam eder. (Öper veya eliyle uzaktan selamlar.)

Hacer-i Esved'in hizasından devamla Kabe-i Muazzama'yı tavaf ederek gene oraya gelir. Bu bir şavttır. Böylece yedi şavtlık tavaf yapar. Sonra müsaitse (kerahat vakti dışında) Makam-ı İbrahim'de iki rekat namaz kılmak vacibdir. Orası müsait degilse, müsait bir yerde kılar.

Her tavafta lazım degilse de Kudüm Tavafı'nın ilk üç şavtında Remel yapmak (Kısa adımla omuz silkerek çalımlı çalımlı yürümek) sünnet oldugundan, tavafdan evvel ridanın bir ucunu sünnet üzere sağ koltuk altından sol omuza almış olarak remelde bulunur. Sıkışık hallerde durur, fırsat buldukça yürümeye devam eder. Çünkü Remel zaruridir.
 
3- SA'Y

(Tav af ve iki rekat namazdan sonra) Safa'ya gider. Kabe görülünceye kadar yükselir, Beyt-i Muazzama'ya döner. Tekbir ve tehlil eder ve salavat-ı şerife getirir. Ellerini kaldırıp dua eder.

Sonra Merve tarafına yavaş yavaş yürür. İki yeşil direk arasında "Hervele" eder (süratle yürür) ve yine yavaş yavaş Merve'ye varır. Kabe görününceye kadar çıkar. Kabe'ye dönerek, tekbir, tehlil ve telbiye edip, ellerini kaldırarak dua eder. Böylece, Safa tarafından dört gidiş, Merve tarafından üç geliş ile yedi şavt olur ki, hepsi bir "Sa'y"dır.

Gidiş ve gelişte, telbiye ve hervele ederken şu duayı okur:



AllahÜMME'S TA'MİLNİ Fİ SÜNNETİ NEBİYYİKE MUHAMMEDİN ALEYHİSSELAMÜ VE TEVEFFENİ ALA MİLLETİHİ VE EIZNİ MİN MUDİLLATİ'L FİTENİ BİRAHMETİKE YA ERHAMERRAHİMIN.

Manası:
"Allahım, beni Nebi'n Muhammed AS.'ın sünnetinde istimal et. O'nun milleti üzere ruhumu al. Rahmet edenlerin en merhametlisi Sen 'sin. Rahmetinle beni fitnelerin dalalete düşürmesinden koru ... "

Sa'y'dan Sonra:

Mekke-i Mükerreme'de ihramlı bulunur. İstediği zaman Beyt-i Şerifi tavaf eder. Bu tavaflarda Remel ve Sa'ya yapmaz.

4- MİNA'DA

Zilhicce'nin 8. (Terviye) günü güneş doğduktan sonra gidip, öğle namazını Mina'da kılmak müstehabdır.
Arefe günü sabah namazını Mina'da alaca karanlıkta kılar.

5- ARAFAT'TA

Güneş doğunca Arafat'a gidip, zevale kadar kalarak öğle namazını Nemre Mescidi'nde okunan hutbeden sonra, ikindi ile beraber kılar ve vukuf mahalline (Vakfe'ye) gider.

Cemaate yetişemeyen, öğle ve ikindiyi ayrı ayrı vakitlerinde kılıp Vakfe'ye gider.

Arafat'ın her yeri Mevkıf (Vakfe Mahalli)dir.

Arafat'ta vakfe için mümkün olursa zevalden sonra boy abdesti alır. Cebel-i Rahme civarında kıbleye veya Cebel-i Rahme'ye karşı durup, tekbir, tehlil ve telbiye eder. Yemek ister gibi el uzatıp, kendisine, ana-babasına ve din kardeşlerine candan dua ederken, ağlamağa çalışır. Çünkü ağlamak kabul alametidir.

Kat'i kabülünü umarak, ısrarla yalvarmalıdır. (Burada affedilmekten ümitsiz olmak büyük günahtır.)

O gün, uzaktan gelenler için bulunmaz fırsat ve ganimettir. Böyle kıymetli günü çadırlarda çay sohbetleriyle zayi etmek layık değildir.

Vakfe'yi binek üzerinde yapmak efdal; ayakta yapmak da, oturarak yapmaktan evladır.

6- MÜZDELİFE'DE

Güneş batınca yavaş yavaş ve kimseye eza etmeden Müzdelife'ye iner. Fırsat buldukça sür'atlenir. Şiddet, izdiham ve halka eza etmek haramdır.
 
Müzdelife'de Meş'ar-ı Haram civarına konar. Orada akşamı yatsı ile beraber kılar. (Yolda akşamı kılmak caiz değildir).

Müzdelife'de gecelemek sünnettir. Fecr'in tulüunda, imam sabah namazını erkenden kıldırır ve beraber Vakfe ederler. Cezbe ve israr ile duaya gayret ve devam ederler.

Hacılar Mina'da şeytan taşlamak için atacakları cemreleri (küçük taşları) burada toplarlar.

Çevrimdışı Ay Işığı

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1163
Ynt: Hac İbadeti [1 Aralık 2008]
« Yanıtla #6 : 04 Aralık 2008, 16:20:57 »
7- MİNA'DA (BAYRAM GÜNÜ)

Ortalık aydınlanınca, gün doğmadan Mina'ya gelir. Müzdelife'de veya yolda topladığı taşları temizlemek için yıkar. Çünkü onlarla ibadet edecektir. Temizlenmemiş taşı atmak mekruhtur. Taş kınlıp ufaklanmaz, cemredekiler de alınıp atılmaz.
 
Mina'ya gelince, Akabe Cemresi'ni atar. İlk atışta telbiyeyi keser. (Yokuş yer oldugundan "Akabe" denilmiştir.)
Şahadet parmagıyla başparmak arasına alarak yedi taş atar. Bir kulaçtan uzağa düşen veya adam üstünde kalanlar, iade edilir.

Her atışta "Allahü Ekber" der.

8- İHRAMDAN ÇıKıŞ

Hacc-ı ifrad'a niyet eden Akabe Cemresi 'nden sonra dilerse nafile olarak kurban keser. Sonra traş olur veya taksir eder (yani saçlarını uçlarından kısaltır) ve ihramdan çıkar. Artık ihramlıya haram olan şeyler kendisine helalolur. (Ailesiyle cem olmak hariç ... )

9- ZİYARET TAVAFI

Bundan sonra, üç gün içinde Mekke-i Mükerreme'ye iner, Ziyaret Tavafı yapar ve hanımı da helalolur.
Bu tavaf için Mina'dan inmekte efdal olan, ilk gündür. Üç günden sonraya bırakmak, vacibi tehir olup bir koyun kurban etmek lazım gelir.
 
10- MİNA'DA ŞEYTAN TAŞLAMA

Ziyaret tavafından sonra tekrar Mina'ya gider, şeytan taşlamak için orada üç gün kalır. Şeytan taşlama günlerinde Mina'dan başka yerde kalmak mekruhtur.

Kurban Bayramı'nın ikinci günü zeval vakti gelince Mescid-i Hayf civarındaki "Birinci Cemre"den başlar ve üç şeytanı da taşlar.

Cemreler; Cemre-i Ula, Cemre-i Vusta, Cemre-i Akabe olarak üçtür. Ula, ilk; Vusta, ortadır.
Cemrelerde yaya olarak tekbirle yedişer taş atar ve kendisi, ana-babası ve din kardeşleri için ayrı ayrı dua ve istigfar eder.

Sonra Cemre-i Akabe'ye gelir. Rakiben (Binit üstünde) atar ve orada dua etmeden gider.

Bayramın Üçüncü günü zevalden sonra, evvelki gibi üç cemreyi atar ve isterse gurübdan evvel Mekke-i Mükerreme'ye iner. Guruba kadar kalmak mekruh olup, cezası yoktur. Eğer Mina'da dördüncü günün fecri doğarsa, o gün de şeytan taşlamak lazımdır. Bu, zevalden önce olur. Gün doğmadan taşlamak mekruhtur.

11- VEDA TAVAFI

Mina'dan Mekke-i Mükerreme'ye giderken :nümkün olursa "Tahsib" denilen düzlükte dinlenir. Sonra; Mekke-i Mükerreme'ye varıp Veda Tavafı'nı yapar. İki rekat namaz kılar. Sonra Zemzem kuyusuna gidip, mümkünse suyu kendisi çeker, Beyt-i Şerif'e karşı, ayakta kana kana içer. Arasında nefes alır. Gözünü Beyt-i Şerifden ayırmaz. Bedenine, başına ve yüzüne Zemzem-i Şerifden döker. Kıyamet gününün susuzluğunu gidersin diye niyet eder ve:



AllahÜMME İNNİ ES'ELÜKE RIZKAN VASİAN VE İLMEN NAFİAN VE ŞİFAEN MİN KÜLLİ DAİN VE SAKAMİN"

Manası:
"Allahım! Senden faydalı ilim, geniş nzık, her türlü hastalık ve dertten şifa dilerim" diye dua eder.

Beyt-i Şerifin eşiğini öpmek müstehabdır. Mümkün olursa Kabe'nin içine girer, iki rekat namazdan sonra, yüzünü duvara koyup, Cenab-ı Hakk'a hamd ve istiğfar eder. Sonra tam edeble Beyt-i Şerifin köşelerinde hamd, tehlil, tesbih ve tekbir ederek Hak Teala'dan dilediğini ister.
 
Sonra çıkıp Mültezem'e gelir, yüzünü, göğsünü koyar, Ka'be örtüsüne yapışır. Cenab-ı Hakk'a hacetlerini arzederken şöyle yalvarır:



AllahÜMME HAZA BEYTÜKE'LLEZI CEALTEHÜ MÜBAREKEN VE HÜDEN LİL'ALEMIN FİHİ AYATÜN BEYYENATÜN MAKAMÜ İBRAHİM. VEMEN DAHALEHÜ KÂNE AMİNA. ELHAMDÜ LİLLAHİ'LLEZI HEDÂNA LİHAZA VEMA KÜNNA LİNEHTEDİYE LEVLA EN HEDANA'LLAH. AllahÜMME KEMA HEDEYTENA KEZALİKE FETEKABBELHÜ MİNNA VELA TEC'ALHÜ AHİRAL-AHDİ MİN BEYTİKE'L-HARAM VERZUKNİ'L-AVDE İLEYHİ HATTA TERZA ANNİ BİRAHMETİKE YA ERHAMERRAHİMİN.

Manası:
Allahım, burası mübarek ve alemlere rahmet kıldıgm Beyt-i Şerifindir. Burada apaçık deliller vardır. Burası İbrahim A.S.'ın makamıdır. Kim oraya girerse emniyettedir. O Allah'a hamd olsun ki, bizi hidayet etmemiş olsa, başka hidayet edecek yoktur. Allahım, bizi hidayet buyurduğun gibi, bunu bizden kabul et ve bu ahdimizi Beyt'inde son ahdimiz yapmayıp, rahmetinle bizden razı oluncaya kadar tekrar gelmek nasib eyle. Çünkü sen, merhametlilerin en merhametlisisin"
 
Mekke-i Mükerreme'de kalmayacak olanlar; Veda Tavafı'nı ve namazını müteakip bildirildigi gibi Zemzem v.s. işlerden sonra yüzünü Beyt-i Şerifden ayırmadan, hasretle ağlayarak geri geri Harem-i Şerifden çıkar.

Çevrimdışı Ay Işığı

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1163
Ynt: Hac İbadeti [1 Aralık 2008]
« Yanıtla #7 : 04 Aralık 2008, 16:22:00 »
HACC-I KIRAN
 
Hacc-ı Kıran'a niyet eden kimse bir ihramda umre ve hac yapar. İhram giyip, iki reka.t namaz kılar, sonra:



AllahÜMME İNNİ ÜRİDÜ'L UMRETE VE'L-HACCE FEYESSİR HÜMA Lİ VE TEKABBEL HÜMA MİNNİ NEVEYTÜ'L-UMRETE VE'L-HACCE VE EHRAMTÜ BİHİMA LİLLAHİ TEALA. LEBBEYKE BİUMRETİN VE HACCETİN.

Manası:

"Allahım! Senin rızan için umre ve haccetmek istiyorum. Bunları bana kolay kıl ve benden kabul buyur. Allah rızası için umreye ve hacca niyet ettim ve ikisi için ihram giydim. Allah'ım! Emrine boyun eğdim, umre ve hac davetine icabet ettim" diye niyetlenir, dua ve telbiye eyler.
 
Mekke-i Mükerreme'ye girince umre tavafından başlayıp, İzdiba ve Remel eder.
Tavaf namazından sonra Safa'ya çıkıp, Sa'y ve Hervele eyler; bununla umre tamam olur.

Bundan sonraki vazifeler tamamen Hacc-ı İfrad'ın aynıdır. Şu var ki Hacc-ı Kıran'a niyet edenin kurban kesmesi vacibdir. Bu kurban, umre ve haccın edasına nail kıldıgı için Cenab-ı Hakk'a teşekküren kesilir. Kesilen kurban, bildiğimiz kurban degil, dem-i kırandır.

Koyun, keçi gibi bir kurban keser veya deve ve sığıra yedide bir hissedar olur. (Deve ve sığır olması efdaldir)
Kurban bulamayan (üç günü bayramdan evvel, yedisi teşrik günlerinden sonra olmak üzere (Mekke dışında olsa da) on gün oruç tutar.
Eğer bayramdan evvel üç gün tutamazsa, kurban kesmek lazımdır. Artık oruç veya sadaka kafi gelmez.

HACC-I TEMETTU

Hacc-ı Temettü'ya niyet eden kimse, hac ile umreyi iki ayn ihramda eda eder.

İhram giyince:



AllahÜMME İNNİ ÜRİDÜ'L-UMRETE FEYESSİRHA Lİ VE TEKABBELHA MİNNİ. NEVEYTÜ'L UMRETE VE EHRAMTÜ BİHA Lİ LLAH İ TEALA. LEBBEYK AllahÜMME LEBBEYK. LA ŞERİKE LEKE LEBBEYK. İNNEL-HAMDE VE'NNİ'METE LEKE VE'L-MULK. LA ŞERİKELEK.

Manası:
"Allahım! Ben umre yapmak istiyorum, onu bana kolay kıl ve benden kabul buyur. Umreye niyet ettim. Bu niyetle Allah için ihram giydim. Allah'ım! Emrine inkıyad ettim; emir senindir, şerikin yoktur. Emrine boyun eğdim. Buyur Allah'ım, Hamd sanadır. Nimet ve mülk senindir, şerikin yoktur".

Mekke-i Mükerreme'ye girince yukarıda bildirildiği gibi umre için tavaf ve sa'y eder. Tıraş veya taksir ile ihramdan çıkar. Mekke-i Mükerreme'de ihramsız, münasib bir elbise ile dilediği kadar tavaflar eder. Hacc-ı Temettü'da Kudüm Tavafı yoktur. Hanımıyla beraberlik dahil hepsi helal olur.

Zilhicce'nin 8. (Terviye) günü, Mina'ya çıkarken hacca niyetlenir yeniden ihrama girer ve Hacc-ı İfrad'da bildirilen vazifeleri ifa eder .

Hacc-ı Temettü yapanın kurban kesmesi vacibdir.

Çevrimdışı Ay Işığı

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1163
Ynt: Hac İbadeti [1 Aralık 2008]
« Yanıtla #8 : 04 Aralık 2008, 16:23:06 »
UMRE

Umre; İhram, Tavaf, Sa'y ile hasıl olur; Tıraş veya Taksir ile son bulur.
Umre Hacc-ı Asgarıdır.
Hariçten gelen, umre için ihramı Mikat'ta giyer. Mekke-i Mükerreme'de bulunan ihram için en yakın Mikat olan Mescid-i Ten'im'e gider.

İhramlı tavafın 4 şavtı farz, 3'ü vacibdir.
İhramsız umre olmadıgı gibi, rükün (farz) terkedilirse, bedeli olmaz; vacib terkedilirse ona kurban bedelolur.
Bildirilen bu dört kısımdan gayrisi sünnet ve adabdır.

Haccın sünnet ve edebleri umrenin de sünnet ve adabıdır. Onları terk eden, günah kazanır; başka şey lazım gelmez.
Umre. müekked sünnet olup, senenin cümle vakitlerinde caizdir; Ramazan-ı Şerifde mendübdur.
Umre eden tavaf ve sa'y ederken. hacceden gibidir.

Arefe günü, kurban kesme günleri ve teşrik günleri (Cem'an beş gün) umre yapmak rnekruhtur.
Tavafın 4 şavtından önce hanımıyla cem olanın umresi fasid olur.

MEKKE-İ MÜKERREME'DEKİ YASAKLAR

Mekke civarının otları kopanlmaz; hayvanları avlanmaz; haramdır. Bu yasak daimidir; hacca veya umreye mahsus değildir ...

KADINLARIN HACCI
 
Kadınlar hac işinde erkekler gibidir. Sadece ihramda adeti üzere giyinmiş olur, telbiyede ses çıkarmaz; tavafda remel, sa'y'de hervele etmezler. İhramdan çıkmak için taksir ederler (Saçlarının ucundan biraz keserler).Hacer-i Şerifi istilam için erkeklerin arasına sıkışmazlar. Hayızlı olan, tavaftan (Ziyaret Tavafı'ndan) başka her işi yapar. Ziyaret Tavafı'nı temizlenince yapar.

Kurban kesme günlerinde tavaf yapacak kadar temiz halde bulunup da tavaf etmediyse, vacibi terkinden dolayı dem (kurban) lazım gelir.
Hayızlı iken tavaf etse dem lazım gelir. (Deve yahut sığır kurban eder.)
Ziyaret Tavafı'ndan sonra hayız görenden Veda Tavafı sakıt olur. (Yerlilerde olduğu gibi .. )

HACCIN FAZİLETİ

Hadis-i Şerif Mealleri:


* Hac veya umre niyetiyle evinden çıkıp da, yolda ölen kimsenin defterine kıyamete kadar her sene hac ve umre sevabı yazılır.

* Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere'de ölenler hesaba çekilmezler; onlara, "Buyur Cennet'e!" denilir.

*Makbul hac, bütün varlığıyla dünyadan hayırlıdır. Makbul haccın mükafatı ancak Cennet'tir.

* Hac ve umre edenler, A1lahü Teala'nın cemaatı ve ziyaretçileridir; Allahü Teala, onların istediklerini verir, istiğfar ederlerse affeder, dua ederlerse kabul eder. Şefaat ederlerse şefaatları makbul olur.

* İnsanlann en büyük günahı, Arafat vakfesinde bulunup da Allahü Teala'nın kendisini mağfiret etmediğini zannetmektir.

* Şu Beyt'e (Kabe'ye) her gün 120 rahmet iner. 60'ı tavaf edenlere, 40'ı namaz kılanlara, 20'si Beyt'e bakanlara verilir.

* Kabe'yi çok tavaf edin! Zira bu (tavaf) kıyamet günü amel sahifelerinin en kıymetlisi ve en bereketlisidir.

* Bu Beyt'i yedi kere başı açık, yalın ayak tavaf eden, bir köle azad etmiş gibidir. Yağmur altında yedi kere tavaf edenin geçmiş günahları mağfiret olunur.

* Allahım, hacıları ve hacıların affını dilediği kimseleri affeyle!

* Ali bin Muvaffak Hz.leri Rasulullah için haccetmişti. Sonra Fahr-i Alem'i rüyada gördü; kendisine şefaatle kıyamet günü cennete götüreceğini müjdelediler.

* Ramazan'da yapılan bir umre, benimle beraber yapılan hac gibidir.

* Haşr günü kabirden ilk kalkan benim! Sonra Baki Kabristanı'na giderim; oradakiler benimle haşr olunurlar. Sonra Mekke halkına giderim ve Mekke ile Medine arasında haşrolunurum.

* Bir kimse hac, umre, gaza veya cihad niyetiyle yola çıksa da, bu ibadetleri eda edemeden vefat etse, Allahü Teala ona hac ve umre sevabı verir. Mücahid için de gaza sevabı ihsan olunur.

* Mekke yolunda giderken veya gelirken vefat eden kimsenin geçmiş günahlanm Allahü Teala affeder. O kimsenin amel defteri açılmaz. Onun için mizan kurulmaz, hesab ve azab görmeden cennete girer. (Şir'a)

* Kim ki sıcak yaz gününde Beyt-i Şerifi yedi kere tavaf eder, Hacer-i Esved'i istilam eder ve dünya kelamı ile değil de Allah'ı zikirle meşgul olursa, o kimsenin her bir adımı için yetmişbin günahı affedilir. Manevi mertebesi yetmişbin derece yükseltilir. (Muhtasar Hac Rehberi)

* İslam olmak makablini mağfirete sebep olduğu gibi hicret ve hac da öyledir.

* Kadınlar için cihadın efdali, kabul olunmuş hacdır.

* Hacceden kişi cima ve füsuk etmediliçe anadan doğmuş gibi günahsız döner.

* Haccedin, muhtaç olmazsınız. Sefer edin sıhhat bulursunuz.

* Hac zenginlikle, zina da fakirlikle anlaştı.

Büyüklerin Sözleri:

* Ramazan-ı Şerifin, muharebenin ve haccın sonunda ölenler şehittir. (Hasan-i Basri Hz. leri)

* Hacılar mağfiret edildiği gibi, Zilhicce, Muharrem, Safer ve Rabiülevvel'in yirmisine kadar, kimler için mağfiret dileseler, onlar da affedilirler. (Hz. Ömer R.A.)

* Kabe'de bir gün oruç, hariçte yüzbin gün oruca; orada bir dirhem sadaka, hariçte yüzbin dirheme bedeldir. Her ibadet ve iyilik de böyledir. (Hasan-ı Basri Hz.)

Çevrimdışı Ay Işığı

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1163
Ynt: Hac İbadeti [1 Aralık 2008]
« Yanıtla #9 : 04 Aralık 2008, 16:24:09 »
RAVZA-İ MUTAHHARA'DA DUA

Rasülüllah'ın Ravza'sı başında dua eden bir arabi:
- "Ya Rabbi! Sen, sevgililerinin kabri başında kölelerin azad edileceğini ferman buyurdun. İşte ben Habibi'nin kabri başındayım, beni azad et!" diye yalvardı. Bir nida geldi:
- Yalnız seni mi azad edeyim! Habibimin manevi huzürunda bütün mahlükatın kurtulmasını dilesen kabul olunurdu .Ayrıl artık oradan! Seni Cehennem'den azad ettim." (Ravza kitabından)

HACCIN FARZ OLMASININ ŞARTLARI:

1- Müslüman olmak,
2-Akıllı olmak,
3- Hür olmak,
4- Mükellef olmak,
5- Mali durumu müsait olmak,
6- Vakit.. Bu şartları haiz olarak hac farizasını eda edecek bir vakte erişmiş olmak.

HACCIN EDASININ ŞARTLARI:

1- Sıhhat (Göz ve beden selameti),
2- Yol emniyeti,
3- Kadınlar, mahremiyle beraber olmak ve
4- İddetleri tamam olmak,
5- Hapis gibi manilerin olmaması.

HACCIN FARZLARI:

1- Arafatta vakfe,
2 - Ziyaret tavafı.

HACCIN VACİBLERİ:

1- İhrama Mikat'ta girmek,
2- Arafat'ta güneş batasıya kadar kalmak,
3- Bayram günü imsak bitiminden gün doğumuna kadar Müzdelife'de vakfe etmek (durmak),
4- Şeytan taşlamak,
5- Hacc-ı Kıran ve Hacc-ı Temettü yapanlar, kurban kesrnek,
6- Halk veya taksir (Tıraş veya kısaltma) yapmak,
7- Tıraşı Harem dahilinde ve Bayram günü olmak,
8- Şeytan taşlamayı tıraştan evvel yapmak,
9- Kurbanı şeytan taşlamayla tıraş arasında kesmek,
10- Ziyaret Tavafı'nı Bayram günleri (vukuftan sonra) yapmak,
11- Sa'yi hac ayları olan Şevval ve Zi'lkade ile ve Zi'lhicce'nin ilk on gününde yapmak,
12- Sa'yi muteber bir tavaftan sonra yapmak, (Muteber tavaf dörtten az olmamaktır. Zira şavt'ın 4'ü farz, 3'ü vacibdir.)
13- Ziyaret tavafının son üç şavtını tamamlamak,
14- Özürsüzler, sa'yi yürüyerek yapmak,
15- Sa'ye Safa'dan başlamak,
16- Afaki (Uzaktan gelen)ler Veda Tavaf etmek,
17 -Tavafa Hacer-i Esved'den başlamak,
18- Kabe'yi sola alarak tavaf etmek,
19- Özrü olmayanlar, tavafı yürüyerek yapmak,
20- Tavafta abdestli olmak,
21- Tavafta avret mahalli görünmemek,
22- Tavafı Hatim'in dışından yapmak,
23- Tavaf tamam olunca iki rekat namaz kılmak,
24- İhramlıya yasak olan şeyleri yapmamak.

Bunlardan birini terk edene -hemen kesmek üzere- cinayet kurbanı lazım gelir. (Nimet-i İslam)

HACC'IN SÜNNETLERİ:

1 -İhram giyerken boy abdesti veya abdest almak,
2 -İki rekat namaz kılmak,
3- Beyaz İzar ile Rida tutunmak,
4- Koku sürünmek,
5- İhram giyince orta sesle çokça telbiye etmek,
6- Telbiyeleri üçer defa yapmak,
7- Salavat-ı şerife getirmek,
8- Cenab-ı Hakk'a dua ve niyazla yalvarmak,
9- Mekke-i Mükerreme'ye girmek için boy abdesti almak,
10- Mekke-i Mükerreme'ye gündüz ve yüksek cihetten girmek,
11- Beyt-i Şerifi görünce dua etmek,
12- Beyt-i Şerifin civarında tekbir ve tehlil etmek,
13- Afaki (Dışardan gelen)'ler hac ayları olmasa da Kudüm Tavafı yapmak,
14- Tavafta erkekler İzdiba etmek (İhramda omzu açmak)
15- Tavafın ilk üç şavtında erkekler, Remel yapmak (Sür'atlenmek),
16- Sa'yde erkekler iki yeşil direk arasında Hervele etmek (Koşmak),
17- Sa'yin Hervele mahallinden başka yerde yavaş yürümek,
18- Çokça tavaf etmek,
19- Zilhicce'nin 7. günü öğ1e namazından sonra imam, Mekke-i Mükerreme'de hutbe okumak,
20- Zilhicce'nin 8. günü gün doğduktan sonra Mekke-i Mükerreme'de Mina'ya çıkmak,
21- O gece Mina'da kalmak,
22- Zilhicce'nin 9. günü gün doğunca Mina'dan Arafat'a çıkmak,
23- Arefe günü Arafat'ta öğlenin ardından ikindinin farzını bir ezan iki kaametle kılıp, huşu ile ağlayarak kendisine, ana-babasına bütün din kardeşlerine, dünya ve ahiret işleri için dua etmek,
24- Güneş batınca ağır ağır Arafat'tan Müzdelife'ye inmek,
25- Müzdelife'ye inince kimseye mani olmamak ve eza vermemek için vadinin yüksekçe bir yerine konmak,
26- Müzdelife'de akşam namazını, sonra da yatsıyı peşpeşe bir ezan iki kaametle kılmak, huşu ile dua etmek,
27- Bayram sabahı Müzdelife'de kalmak,
28- Bayram sabahı Mina'ya inerek kurban günlerinde eşyalarıyla beraber orada kalmak,
29- Cemre-i Akabe'de taş atarken binitli, Cemre-i Ûla ve Cemre-i Vusta'da yaya olmak,
30- Cemre-i Akabe'de taş atarken aşağı kısımda bulunup taşları aşağıdan yukarı atmak (Aksi mekruhtur),
31- Şeytan taşlarken Mina'yı sağa, Mekke-i Mükerreme'yi sola almak,
32- Şeytan taşlamayı, ilk gün, gün doğumu ile zeval arası, diğer günler zeval ile gurub (gün batımı) arası yapmak,
33- Kurban kesimi gününde imam, hutbe okuyup. haccın bakıye kısmım izah etmek,
34- Mina'dan Mekke'ye gitmeye acele eden kimse, Zilhicce'nin 12. günü, yani Bayram'ın 3.günü güneş batmadan gitmek,
35- Mina'dan Mekke'ye gelirken "Mahsab" denilen düzlükte bir müddet beklemek,
36- Mekke-i Mükerreme'ye gelip de tavan ve tavaf namazını edadan sonra çokça zemzem içmek,
37- Zemzemi Beyt-i Şerif te bakarak ayakta içmek,
38- Zemzemi hem içmek, hem başına ve bedenine dökmek,
39- Mültezem'e (Haceru'l-Esved ile Kabe kapısı arasına) göğsünü ve yüzünü sürmek,
40- Kabe örtüsüne yapışıp dilediği duayı okumak,
41- Beyt-i Şerifin içine, kimseyi incitmeden girmek, mümkün olursa tazimle girip iki rekat namaz kılmaktır.

Çevrimdışı Ay Işığı

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1163
Ynt: Hac İbadeti [1 Aralık 2008]
« Yanıtla #10 : 04 Aralık 2008, 16:25:33 »
HACCIN EDEBLERİ:

1- Haccetecek insan, borçlarını öder,
2- Günahlarına tevbe eder,
3- Kusur ettigi ibadetleri kaza eder,
4- Vasiyetnamesini yazar,
5- Helal mal ile gider,
6- Helal maldan, (yol ihtiyacını ve fakirleri gözetlemek için) fazlaca alır,
7- Yola çıkmadan önce, selamete sebeb olsun niyetiyle sadaka verir,
8- İyi arkadaşlar bulur,
9- Sevdiklerine veda eder, onlardan hayır dua ister, "Emanetini ve işlerin sonunu Allahü Teala'ya ısmarlıyorum" der. Onlar da: "Allah seni korusun, takvanı artırsın, korktuklarından emin etsin, haccını mübarek eylesinl" derler,
10- Evden çıkarken iki rekat namaz kılar,
1.ncide (Kafirün) 2.ncide (İhlas) sürelerini okur. Duada ''Ya Rabbi, Sana tevekkül ettim. Beni ve ehl-i iyalimi belalardan himaye buyur. Beni hayırlı amellere muvaffak kıl."der,
11- Kapıdan çıkarken "Bismillahi tevekkültü alellahi La havle vela kuvvete illa billahi'l aliyyil'azim." der. Ayrıca "Ya Rabbi yüzümü sana döndüm. Beni takva ile rızıklandır" niyazında bulunur,
12- Yola Perşemde ve veya Pazartesi günü çıkar, (Hac için Perşemde efdal" denilmiştir)
13- "Günahımı affet" diye duaya devam eder,
14- Vasıtaya binince "Bismillahi mecraha ve mürsaha ... " ayetini okur ve Hak Teala'ya hamdeder,
15- Yolda zikir ve Kur'an okumakla meşgul olur, kimseyle niza etmez,
16- Yükseklerden geçerken hamd, tesbih ve tehlilde bulunur,
17- Korkulu hallerde Ayetü'l-Kürsi'yi, Amene'r-rasülü'yü, Felak ve Nas sürelerini okur.

HACCIN İBRETLERİ

Hac seferi, ahiret yolculuğuna benzer:
Bunda murad, Kabe'dir. Miret yolculugundan maksat da, Kabe'nin sahibidir. Şu halde haccın hazırlık halleri ahiretin hazırlık hallerini hatırlatmalı; çoluk-çocuğa, hane halkına, ahbab-ü yarana veda ederken, son nefesteki ayrılığı düşünmeli, bütün dünya düşüncelerinden kesilip yola çıktığı gibi, ölüm hali de böyledir demeli.
 
Yol hazırlığı tedarik ederken, yolda, sahrada çekilecek eziyetleri göze aldığı gibi, daha uzun ve tehlikeli olan kıyamet sahrasını da düşünüp, o zamanki büyük ihtiyaca göre hazırlanmalı. 
Çabuk bozulan azıklar işe yaramadığı gibi, riya karışan amellerin de ahirette işe yaramadığını bilmeli. 
   
Vasıtaya bindiginde, tabutu hatırlamalı. Çünkü ölüm yolculuğunda tabuta binilir.
"Belki de vasıtadan inmeden tabuta binme zamanı gelir" demeli. Bu yolculuğu, o yolculuğa azık yapmalı ...
İhram giydiğinde ahiret yolcusunun elbisesi olan kefeni hatırlamalı. ..

Yolda uğradığı meşakkatlerde Münker-Nekir ve kabirdeki yılan ve akrepleri düşünmeli ... Çünkü ölümden sonra, haşir gününe kadar, büyük geçit, uzun sahra oradadır.

Kılavuzsuz yolculuk kolay olmayıp, yolda belalara uğradığı gibi, "İbadetin kılavuzluğu da insanı kabirde belalardan kurtarır" demeli ..
Yolda, sahrada iyalinden ayrılıp, yalnız kaldığı gibi, "Kabirde de böyle olacak" demeli. ..

"Lebbeyk" derken kıyamet günü hitab-ı izzetin azametini ve vereceği cevabı hatırlamalı ... Hac yolunda harcadığı mal şübheli iken LEBBEYK diyene "Elindekileri sahibine vermeden Lebbeyk demen kabul edilmez" denildiğini bilmeli. ..

Tavaf ve Sa'y edenler, kendilerini padişahtan lütuf bekleyen zavallılar gibi sarayın etrafını dolaşan, ihtiyaçlarını arz etmeğe fırsat kollayan, sarayın önündeki meydanda gidip-gelip kendilerine şefaatçı arayan veya padişahın gözüne takılıp da ihsan uman kimselere ve Safa-Merve arasını bu meydana benzetmeli. ..

Dünyanın dört bucağından gelen insanların Arafat'ta toplanıp, çeşitli dillerde dilek ve duada bulunmalarını, kıyamet gününün Arasat meydanında insanların toplanmasına benzetmeli. ..

"Kıyamet günü insanlar bir meydanda toplanır, herkes kendi nefsi ile meşgulo lur, kabul veya reddedileceği hususunda büyük endişe duyar" demeli. ..

Şeytan taşlamak, kulluk vazifesini ifa ve İbrahim Halilullah'a benzemektir. "O, burada şeytanı taşlamıştı" demeli, bozuk bir düşünce gelirse onu şeytandan bilmeli, taş atıp belini kırmalı ve buna içten inanmalıdır.
Bu misaller insanın idraki nisbetinde anlaşılır; ibadeti, suretten kurtulur ve hayat bulur (Kimya-i Saadet)

HAC HAKKINDA BİR KAÇ MESELE

H.Ş: "CUMA'ya rastlayan Arefe'nin sevabı, Cuma'ya rastlamayan yetmiş Hac'dan efdaldir."

Tevbe Suresfnin 3. ayetinde geçen (BÜYÜK HAC GÜNÜ, . .) kavl-i keriminin beyanı bu hadis-i şerifdir.

***
Hem hac, hem de umre yapmalıdır.

H.Ş.'de: "Haccettiğiniz vakit, umre; umre ettiğiniz vakit de haccederek birbirini takip ediniz. İkisi arasındaki bu beraberlik, demirci ocağının demirin kirini giderdiği gibi günahları ve fakirliği giderir.

***
Ana-baba veya büyük baba ve büyük anadan birinin yerine onların rızası olmadan evladın farz olan hacca gitmesi mekruhtur.

***
Adam ölür de varisi veya oğlu, sonra varislere müracaat etmek üzere, kendi malından babası için haccederse; meyyit vasiyet etmişse caizdir.
Eğer terekeye müracaat etmemek üzere kendi malından babası için haccederse, meyyitin emri olsa da caiz olmaz.

***
Meyyitin malının sülüsü (üçte biri) kifayet ederse memleketinden vekil gider. Değilse müsait olduğu yerden haccolunur (vekil tutulur).

***
Hac ile mükellef olan kimse, mükellef olduğu sene haccetmek için çıkıp, yolda ölse; niyetinin ecrini alır, hac için vasiyet etmesi lazım gelmez ...

***
Bir kimse varislerinden birine "Terekemden şu kadar masrafla namıma bedel olarak haccet" diye vasiyet etse, vefatından sonra o varis diğer varislerin izni olmadıkça haccedemez. Vasiyet edilen mal, mirasa dahil olur.

***
Hac için bedel gönderilecek kişinin daha önce kendi namına haccetmiş olması Şafii'ye göre şart, Hanefi indinde şart değildir. Bu ihtilafa binaen kendi adına haccetmiş, hac işlerini iyi bilen birinin gönderilmesi evladır.

Fazilet Yayınları