Gönderen Konu: Hz. Allah'ın Kulunu Sevmesinin İşaretleri [2 Haziran 2008]  (Okunma sayısı 14682 defa)

0 Üye ve 5 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net




 
Hafta:    32


Mevzu: Hz. Allah'ın Kulunu Sevmesinin İşaretleri


Araştırmalarınızı bekliyoruz..


(Araştırma yapmak demek bildiklerimizi aktarmak demek değil, bu mevzu hakkında elimizdeki mevcut kitaplardan iktibas yapmak demektir. Her üyemizden bir iktibas yapmasını istirham ediyoruz.)

« Son Düzenleme: 01 Haziran 2008, 21:54:37 Gönderen: SadakatNet »
Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı Asfa

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1318
  • Yoℓα giя£η ∂aяa ∂üşмez...
Ynt: Hz. Allah'ın Kulunu Sevmesinin İşaretleri [2 Haziran 2008]
« Yanıtla #1 : 01 Haziran 2008, 22:07:52 »
“Ey iman edenler, sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah yakında öyle bir toplum getirecek ki, O onları sever, onlar da O’nu severler, mü’minlere karşı alçak gönüllü, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu Allah’ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah lütfunda sınırsız olup her şeyi bilendir.” (Maide: 5/54)

387. Ebû Hüreyre radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem, şöyle buyurdu:

“Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:“Her kim bir dostuma düşmanlık ederse, ben ona karşı harb ilân ederim. Kulum, kendisine emrettiğim farzlardan, bence daha sevimli herhangi bir şeyle bana yakınlık sağlayamaz. Kulum bana (farzlara ilâveten işlediği) nâfile ibadetlerle durmadan yaklaşır; nihâyet ben onu severim. Kulumu sevince de (âdeta) ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden ne isterse, onu mutlaka veririm, bana sığınırsa, onu korurum.” Buhârî, Rikak 38.

* Bir kul Allah’a olan farz görevlerine ek olarak nafileleri de yaparsa Allah’a yakınlık ve dostluk kazanır ve Allah o kulunu yardımsız bırakmaz. Bütün hayatını kapsayacak anlamında o kişinin adeta gören gözü işiten kulağı, tutan eli ve yürüyen ayağı olur. Böyle bir kimseye düşmanlık yapanlar Allah’ın düşmanlığıyla karşı karşıya kalırlar ve Allah sevdiklerini düşmanlarına karşı destekler ve korur.


RİYAZ-US SALİHİN

« Son Düzenleme: 01 Haziran 2008, 23:33:30 Gönderen: Ber-ceste »
İlimsiz ibadetin tadı olmaz!...

Çevrimdışı Miftahulkuluub

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1919
    • http://www.sadakat.net
Ynt: Hz. Allah'ın Kulunu Sevmesinin İşaretleri [2 Haziran 2008]
« Yanıtla #2 : 01 Haziran 2008, 22:14:22 »
Men irazullahi Teala min ibadihi bi iştiğalihil malayani
H.Ş.


Kulun Allah'tan uzaklaştığına alamet, o kulun malayani ile meşgul olmasıdır.
İncemeseleler.com :|: Sadakat.Net :|: Sadakatforum.com  :|:Herkonudan.com

Çevrimdışı altinok43

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 8
Ynt: Hz. Allah'ın Kulunu Sevmesinin İşaretleri [2 Haziran 2008]
« Yanıtla #3 : 01 Haziran 2008, 22:56:06 »
Alametü i'razi-llahi teala ani-l abdi , istigalühü bi ma la yani.

"Cenab-i Hakk'in, kuldan yüz cevirmesinin alameti, kulun malayani ile mesgul olmasidir."

Mektubat-i Serif
« Son Düzenleme: 02 Haziran 2008, 15:16:20 Gönderen: Miftahulkuluub »

Çevrimdışı Ber-ceste

  • yazar
  • ****
  • İleti: 551
Ynt: Hz. Allah'ın Kulunu Sevmesinin İşaretleri [2 Haziran 2008]
« Yanıtla #4 : 01 Haziran 2008, 23:31:51 »
“Ey peygamber de ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah ta sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin, zira Allah çok affeden ve çok acıyandır.” (Al-i İmran: 3/31)

***

Ebû Hüreyre radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrâil’e:

“Allah filanı seviyor, onu sen de sev!” diye emreder. Cebrâil de o kulu sever, sonra gök halkına:

– Allah filanı gerçekten seviyor; onu siz de seviniz! diye hitâbeder.

Göktekiler de o kimseyi severler. Sonra da yeryüzündekilerin gönlünde o kimseye karşı bir sevgi uyanır.


Buhârî, Bedü’l–halk 6, Edeb 41, Tevhîd 33; Müslim, Birr 157. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (19), 7.

***

Âişe radıyAllahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem ashâbtan bir kişiyi askerî bir bölüğe komutan tayin edip gazaya göndermişti. Bu zat bölüğe her namaz kıldırışında (ikinci rekâtta) İhlâs sûresini okuyarak kıraatını bitirirdi. Dönüşte, komutanın namazı İhlâs sûresi ile bitirmeyi âdet edinmiş olduğunu Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’e haber verdiler. O da:

– “Niçin böyle yaptığını ona sorunuz!” buyurdu. Sordular.

– İhlâs sûresi, Rahmân’ın sıfatlarını ihtivâ ediyor. Bu sebeple ben onu okumayı severim, dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamberimiz:

– “Allah Teâlâ’nın da onu sevdiğini kendisine müjdeleyiniz!” buyurdu.

Buhârî, Tevhîd 1; Müslim, Salâtü’l–müsâfirîn 263. Ayrıca bk. Nesâî, İftitâh 69.


RİYAZ-US SALİHİN - SADAKAT KÜTÜPHANESİ
« Son Düzenleme: 01 Haziran 2008, 23:34:23 Gönderen: Ber-ceste »
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4789
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Ynt: Hz. Allah'ın Kulunu Sevmesinin İşaretleri [2 Haziran 2008]
« Yanıtla #5 : 03 Haziran 2008, 00:31:19 »
Bütün islam âlimleri, Allah’ı ve O’nun Resulü'nü sevmenin farz olduğunda ittifak etmişlerdir. İbadet muhabbete bağlı olduğu için, önce Allah’a sevgi duymak, sonra da o sevgi ile ibadet yapmamız gerekmektedir. Allah-u Zülcelal’i sevmenin varlığına şu ayet-i kerime delalet etmektedir:
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا مَنْ يَرْتَدَّ مِنْكُمْ عَنْ دِينِهِ فَسَوْفَ يَأْتِي اللَّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَائِ
   “Allah onları, onlarda Allah’ı severler.” (Maide; 54)

   Allah-u Zülcelal başka bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
وَمِنَ النَّاسِ مَن يَتَّخِذُ مِن دُونِ اللّهِ أَندَاداً يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ اللّهِ وَالَّذِينَ آمَنُواْ أَشَدُّ حُبًّا لِّلّهِ وَلَوْ يَرَى الَّذِينَ ظَلَمُواْ إِذْ يَرَوْنَ الْعَذَابَ أَنَّ الْقُوَّةَ لِلّهِ جَمِيعاً وَأَنَّ اللّهَ شَدِيدُ الْعَذَابِ
   “İman edenlerin Allah’a sevgisi (her şeyden) sağlamdır.” (Bakara; 165)

   Allah-u Zülcelal başka bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
قُلْ إِنْ كَانَ ءَابَاؤُكُمْ وَأَبْنَاؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُمْ مِنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَ
   “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resûlü'nden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe; 24)

   Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurmuştur:

   “Sizden biri, Allah ve Resulü kendisine başkalarından daha sevimli olmadıkça iman etmiş olmaz.” (Buhari, Müslim)

   Hz. Peygamber (S.A.V) dualarında şöyle buyurmuştu:

   “Allah’ım! Beni senin sevgin, seni sevenin sevgisi ve beni senin sevgine yaklaştıracak şeylerin sevgisiyle rızıklandır. Senin sevgini bana soğuk suyu sevmekten daha sevimli kıl.”

   Bilindiği gibi, ahirette insanların en mutluları, Allah’ı en çok sevenlerdir. Ancak bu nimetler sevginin kuvvetiyle ölçülür. Kul Allah sevgisini ancak dünyada kazanır. Sevginin aslından mü’min ayrılmaz. Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
. مَّا جَعَلَ اللَّهُ لِرَجُلٍ مِّن قَلْبَيْنِ فِي جَوْفِهِ وَمَا جَعَلَ أَزْوَاجَكُمُ اللَّائِي تُظَاهِرُونَ مِنْهُنَّ أُمَّهَاتِكُمْ وَمَا جَعَلَ أَدْعِيَاءكُمْ أَبْنَاءكُمْ ذَلِكُمْ قَوْلُكُم بِأَفْوَاهِكُمْ وَاللَّهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّبِيلَ 
   “Allah insanın içine iki kalp koymamıştır.” (Ahzab; 4)

   Sevginin kemali kalbin bütünüyle Allah’ı sevmesindedir. Evet herkes Allah sevgisini iddia eder. Nefis Allah sevgisini iddia ettiği vakit, onu bir takım alâmetler ile denemedikten sonra, şeytanın aldatmaları ve nefsin hilelerine aldanmamalıdır. Nitekim muhabbet temiz bir ağaçtır. Kökü sağlamdır ve dalları göklere doğru yükselir. Meyveleri kalpte, dilde ve azalarda belirir. Gönül sevdiğini görmek ona kavuşmak ister. Dünyadan göç etmeden sevgilisine kavuşmasının imkansız olduğunu kavrayan kimsenin ölümden kaçmaması, ondan korkmaması gerekir.

   Şu bir gerçektir ki, Allah-u Zülcelal’in kulunu sevdiğinin en açık ve şaşmak alameti, onu hayır ve taatlara muvaffak etmesi, şer ve günahlardan korumasıdır. Böyle kimselerin hali, hadis-i kudside şöyle anlatılmıştır:

   “Ben kulumu sevdiğim zaman, onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, anladığı kalbi olurum. Benden bir şey isterse, istediğini veririm. Bana sığınırsa kendisini korurum.” (Buhari, İbn Mace, Beyhaki)

   Bütün hadis alimlerinin belirttiğine göre, bir bedevi:

   “Ey Allah’ın Resulü! Kıyamet ne zamandır?” diye sordu. Hz. Peygamber (S.A.V):

   “Kıyamete ne hazırladın?” diye karşı bir soru sordu. Bedevi:

   “Ona Allah ve Resulü'nün sevgisini hazırladım.” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (S.A.V):

   “Güzel şey hazırlamışsın. Çünkü kıyamette kişi sevdiğiyle beraber olacaktır.” buyurdu. Bu hâdiseye şahit olan Enes bin Malik (R.A) şöyle demiştir:

   “Müslüman olduğumuz günden beri bu habere sevindiğimiz kadar hiç sevinmemiştik. Çünkü bizde Allah’ı ve Resulü'nü seviyoruz. Bu yüzden kıyamet gününde sevdiklerimizle beraber olmayı umuyoruz.” (Müttefekun Aleyh)

   Hz. Ebu Bekir (R.A): “Allah-u Teala’yı samimi ve halis bir şekilde sevenler dünyanın peşinde koşmazlar.” buyurmuştur.

   Davud (A.S)'a indirilen Zebur’da şöyle yazılı olduğu rivayet edilmiştir:

   “Allah’ın halis kulları, O’ndan bir şey bekleyerek değil, Rabb olduğu için O’na kulluk edenlerdir. Allah cennet ve cehennemi yaratmasaydı bile, bunlar O’na karşı aynı şekilde kulluk ederlerdi.”

   Ebu Süleyman Darani: “Allah-u Teala’nın öyle kulları vardır ki, O’nun sevgisi onlara yalnız dünyayı değil, cenneti bile unutturmuştur.” demiştir.

   Rivayet edildiğine göre, İsa (A.S) üç adamla karşılaşmış, zayıflamış ve renkleri değişmiş olan bu adamlara: “Sizi bu hale düşüren nedir?” diye sormuş. Adamlar: “Cehennem korkusu bizi bu hale düşürdü.” demişler. İsa (A.S): “Bu derece de korktuğunuz şeyden sizi emin kılmak Allah-u Teala üzerinde bir haktır.” demiş.

   Sonra üç adamla daha karşılaşmış, daha çok zayıflamış ve renkleri değişmiş bu adamlara:

   “Sizi bu hale düşüren nedir?” diye sormuş. Adamlar:

   “Cennet iştiyakı bizi bu hale düşürdü.” demişler. İsa (A.S):

   “Bu ölçüde iştiyak duyduğunuz şeyi size vermek Allah-u Teala üzerinde bir haktır.” demiş.

   Ondan sonra yine üç adamla karşılaşmış, öncekilerden daha fazla zayıflamış ve renkleri değişmiş bu adamlara:

   “Sizi bu hale getiren nedir?” diye sormuş. Adamlar:

   “Allah sevgisi bizi bu hale getirdi.” demişler. İsa (A.S):

   “Allah-u Teala’ya en yakın olan sizlersiniz.” demiştir.

   Evet bu üç kısım insanların amelleri ne kadar makbul ise de Allah’a zatına karşı duyulan sevgiden muhabbetten dolayı ibadet etmek Allah-u Zülcelal’in yanında çok çok makbuldür. Çünkü Hz. İsa (A.S) da Allah’a sevgiden dolayı yapılan amellerin, cennete girmek isteyenlerin ve cehennemden kurtulmak isteyenlerin yapmış oldukları amellerden daha üstün ve daha makbul olduğunu bizlere burada beyan etmiştir.

   Yahya bin Muaz şöyle demiştir:

   “Allah-u Teala’nın lütfu affından, rızası lütfundan, sevgisi rızasından daha üstündür. O affıyla bütün günahları siler, lütfuyla bütün nimetleri verirse, rıza ve sevgisiyle neler yaptığını düşünmek bile mümkün değildir.”

   İnsana oldukça büyük bir sevgi kabiliyeti verilmiş ve bu sevgi ile Allah-u Teala’yı sevmesi emredilmiştir. Yalnız insanların bütün sevgisini Allah-u Teala’ya vermesi, O’nun dışında hiçbir şeyi sevmemesini gerektirmez. Çünkü diğer şeylerde Allah-u Zülcelal’in yaratıkları olduğu için sevilebilirler.

   Allah-u Zülcelal’i severek O’na ibadet ve kulluk etmek, O’ndan dünya ve ahiret için iyilikler umarak ibadet yapmaktan daha üstündür. Onun için bir zat şöyle demiştir:

   “Allah-u Teala’ya kullukta gönüllü ve hasbi olun; kötü olan köle veya işçi gibi hesaplı olmayın. Çünkü kötü olan köle, korktuğu için efendisine hizmet eder. İşçi de yalnızca ücret için bunu yapar. Gönüllü olan ise, ne şunun, ne bunun için değil, hizmet ettiği zatı buna layık olduğu için yapar.”

   Ahirette en mutlu olanlar, bu dünya hayatında Allah-u Zülcelal’i en çok sevenlerdir. Çünkü bunlar Allah-u Zülcelal’i sevince, Allah-u Zülcelal’de onları sever. Buna işaret olarak Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا مَنْ يَرْتَدَّ مِنْكُمْ عَنْ دِينِهِ فَسَوْفَ يَأْتِي اللَّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَائِ
   “Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler.” (Maide; 54)

   Allah-u Zülcelal’i sevenler ölürken üzerlerine melekler iner ve onlara şöyle derler:
إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنتُمْ تُوعَدُونَ
   “Korkmayın, üzülmeyin ve size vaad edilen cennetle müjdelenin.” (Fussilet; 30)

   İnsan Allah-u Zülcelal’i sever ve O’nun tarafından sevilirse, O'nun mutlak ve açık hakimiyeti altında bulunan ahirete gitmekten, diğer ölenler gibi, ne korkar, ne de üzülür. Allah-u Zülcelal sevgisinin aslı ve çekirdeği bütün mü’minlerde vardır. Çünkü bunların sahip oldukları iman, marifet ve sevgiden oluşan bir cevherdir. Marifet Allah-u Teala’yı tanımak, muhabbet ise O’nu sevmektir. Ancak marifet gibi, muhabbette yalnızca iman etmekle kemal derecesine ulaşmaz. Bu dereceye ulaştırmak için, ayrıca çalışmak lazımdır.

   Hz. Peygamber (S.A.V) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

   “Kalbinin ihlâsıyla 'La İlahe İllAllah' diyen cennete girer.” (Müttefekun aleyh)

   Buradaki kalbin ihlâsından maksat da kalbin sevgisini Allah-u Zülcelal’e tahsis etmek ve halis kılmaktır.

   Allah-u Zülcelal için ve O’nun adına sevmek de O’nun sevgisinin bir boyutudur. Bu sebeple, bu tür sevgiler O’nun sevgisini azaltmaz aksine artırır.

   Allah sevgisini zayıflatan sebeplerden birisi, dünya sevgisidir. Dünyaya ait şeyleri sevmekten kurtulmanın çaresi, bu güzel şeylerin hakikatte güzel olmadıklarını, güzel oldukları kabul edilse bile, fani ve geçici oldukları için sevgiye değmediklerini ve üstelik onları sevenlerin dinine ve ahiretine çok zarar verdiklerini düşünmektir.

   Allah-u Zülcelal’i tanımak ve bilmek lâzımdır. Çünkü O’nu sevmenin kuvveti O’nu tanımanın ve bilmenin derecesiyle orantılıdır. İnsan başka şeyleri tanıdıkça sevgisi azalır, Allah-u Zülcelal’i tanıdıkça da sevgisi artar. Bundan dolayıdır ki, Allah-u Zülcelal’i en çok seven, O’nu en çok tanıyan ve bilen Allah Resulü olmuştur. Allah-u Zülcelal’i daha çok tanımanın ve bilmenin yolu ise daha çok tefekkür, zikir ve ibadet etmektir.

   Sırrı-i Sakâti şöyle demiştir:

   “Kıyamet günü ümmetler peygamberlerin adıyla çağrılacaklardır. Mesela 'Ey İsa’nın, ey Musa’nın, ey Muhammed’in ümmeti' diye sesleneceklerdir. Yalnız Allah’a muhabbet edenlere: “Ey Allah’ın velileri, Allah-u Teala’ya buyrun.” diye seslenilecek ve bunlar neşe ve heyecandan çıldıracak hale geleceklerdir.”

   Yahya bin Muaz (R.A): “Muhabbet ile bir hardal tanesi kadar ibadet, sevgisiz yetmiş senelik ibadetten, benim için daha makbuldür.” demiştir.

   Hz. Peygamber (S.A.V) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

   “Allah-u Teala dünyayı sevdiğine de sevmediğine de verir. Ahireti ise ancak sevdiğine verir.” (Hâkim, Beyhaki)

   Devamlı olarak nefsinin arzu ve isteklerinin peşinde koşanların sevdikleri, nefislerinin arzuları olduğu meydandadır. Allah’ı seven, O’nun sevgisi karşısında nefsin isteklerini terkedendir. Sevginin alametlerinden birisi de devamlı olarak kalp ve dili ile Allah’ı hatırlayıp O’nun azametini düşünerek O’nu zikretmektir. Zira bir şeyi seven onu çok anar. Demek ki Allah-u Zülcelal’i sevmenin alâmeti, O’nun zikrini sevmek, kelamı olan Kur’an'ı sevmek, Peygamber'ini sevmek, veli kullarını sevmek ve O’na nisbet edilen her şeyi sevmektir.

   Sehl bin Abdullah Testeri şöyle demiştir:

   “Allah’ı sevmenin alameti, Kur’an'ı sevmek, Kur’an'ı sevmenin alameti Peygamber'i sevmek, Peygamberi sevmenin alameti ise onun sünnetine uymak, sünnete uymanın alameti de ahireti sevmek, ahireti sevmenin alameti, dünyaya buğzetmek, dünyaya buğzetmenin alameti ise, ondan ancak ahirete kendisini ulaştırmak için lazım olan miktarını almaktır.”

   Vehb bin Münebbih şöyle anlatmıştır:

   “Şeytan birgün: 'Ya Rabbi! Kulların seni sevdiğini iddia ediyorlar, fakat sana asi geliyorlar ve günah işliyorlar. Bana kızıyorlar, fakat bana itaat ediyorlar.' dedi.

   Bunun üzerine Allah-u Teala meleklerine şöyle vahyetti:

   'Ben kullarımın bana asi gelerek yaptıkları günahlarını beni sevdikleri ve sana buğzettikleri için affedeceğim.' ”

   Buradan da anlaşıldığına göre Allah’ı sevmenin çok büyük menfaatleri vardır. Allah-u Zülcelal burada kullarına müjde vermektedir. Ayrıca burada Allah’a karşı sevgi beslemenin islam dininde ne kadar büyük bir yere sahip olduğu ve ne kadar çok kıymetli olduğu beyan edilmiştir.

   Allah-u Zülcelal’i sevmenin alametlerinden birisi de, Allah’tan başka kaybettiği hiçbir şeye üzülmemek, Allah’ı zikretmeksizin ve ibadetle meşgul olmaksızın geçirdiği her dakikaya üzülmektir.

   Allah-u Zülcelal’i seven kimsenin vazifesi, bir an da olsa geçirdiği gafletinden dönmek istediği vakit, hemen Allah-u Zülcelal’e yönelmek ve kendini kınayarak: “Allah’ım! Hangi kusurumdan sebep beni senden ayırdın ve huzurundan uzaklaştırdın da nefsime ve şeytana uymakla, beni niçin terkettin?” demeli ve bu samimiyetle geçmişini bağışlamaya çalışmalı ve bu hatası, yeniden ihlâs ile ibadete ve zikre sarılmasına vesile olmalıdır. Böyle yapıldığı zaman muhabbet tekrar yerine gelir.

   Şu unutulmamalıdır ki, Allah-u Zülcelal’in kulunu sevdiğinin en açık ve şaşmaz alameti, onu hayır ve taatlara muvaffak etmesi, şer ve günahlardan korumasıdır....
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı tefhim

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 360
Ynt: Hz. Allah'ın Kulunu Sevmesinin İşaretleri [2 Haziran 2008]
« Yanıtla #6 : 06 Temmuz 2009, 11:22:44 »


Hızır Aleyhisselamın bulunduğu bir mescitte vaaz esnasında bir kişi devamlı uyumaktadır.Hızır Alehisselam birkaç defa ikaz eder uyanması için, o zaat her defasında şöyle bir bakar tekrar uyumaya devam eder.Son ikazda Hızır Aleyhisselama derki beni rahat bırak yoksa senin Hızır Aleyhisselam olduğunu cemaata ifşa ederim.Bunun üzerine Hızır Aleyhisselam Cenabı Hakka niyaz ederek Ya rabbi bu kişinin ismi senin bana verdiğin listede yok.Cenabı Mevlamız şöyle buyurur:Benim sana verdiğim liste beni sevenlerin listesi benim sevdiklerimi ise ancak ben bilirim.
« Son Düzenleme: 25 Ağustos 2009, 00:04:01 Gönderen: mystic »
Bedeel islemü gariben feseyeudü gariben fetuba lilgurabai.

Çevrimdışı ibrahimk

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 3
Ynt: Hz. Allah'ın Kulunu Sevmesinin İşaretleri [2 Haziran 2008]
« Yanıtla #7 : 16 Eylül 2012, 15:56:32 »
Allahü teala bir kulunu severse  ona fıkıh ilmini öğretir. malayaniden ve haramlardan uzaklaştırır.

Çevrimdışı gözyaşım33

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 1
Ynt: Hz. Allah'ın Kulunu Sevmesinin İşaretleri [2 Haziran 2008]
« Yanıtla #8 : 21 Kasım 2012, 20:24:02 »
Dünyamda Sensin Ahretimde
gersini Boşverdim Ateşide
cennetide
sade Sen
gel Dersen Gelirim
gitdeme Yanarım
gözümden Akmaz Göz Yaşım
yüreğim Olmuş Gözlerim
ben Burada Emanetim
ey Sevgililer Sevgilisi
sana Hasretim
« Son Düzenleme: 21 Kasım 2012, 23:23:41 Gönderen: Tuğra »