Gönderen Konu: Harvard Üniversitesi'nde nasıl ders işliyorlar?  (Okunma sayısı 2293 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7477
Harvard Üniversitesi'nde nasıl ders işliyorlar?
« : 25 Temmuz 2010, 02:23:44 »

Elbette her üniversite hocası kendine göre ders işler. Harvard Üniversitesi'nde de durum çok farklı değil.

Ancak lisans sonrası (master ve doktora) düzeyinde bir dersin nasıl yapıldığını paylaşmak istiyorum. Bu derslerde öğrenmeyi sağlamak için beş-altı temel araç kullanılıyor. Türkiye'deki üniversitelere ve hocalara ilham verebileceğini düşünerek paylaşmak istiyorum. Mutlaka bu uygulamaları ve daha da fazlasını da yapan hocalarımız, üniversitelerimiz olabilir.

Öncelikle ders notlarını ve ilgili kaynakları nereden temin ediyorsunuz? Dönemin başında Harvard Üniversitesi'nin kitabevi olan Coop'a gidiyorsunuz. Dersinizin kodunu söylüyorsunuz. Üçüncü katta rafların içine, belirli bir dersle ilgili olan tüm kitapları yerleştirmişler. Örneğin, diyelim MGMT S4150 dersini alıyorsunuz, bu dersle ilgili dönem içinde okunacak 12 kitap, dersi alan öğrenci sayısı kadar bu raflarda yer alıyor. Kitapları kolaylıkla alıp gidiyorsunuz. Kitabevi, kitapları dönem sonunda belirli bir indirimle geri alıyor.

Dersin hocası, dönemin başında dersin tüm planını paylaşıyor. Böylece öğrenciler, her derste hangi konunun işleneceğini, hangi okumaların hangi haftada yapılacağını biliyor. Okumaları / kitapları / vakaları okuyarak derse giden öğrenci, hocanın sunumunu izlerken makaleler / kitaplar / vakalar hakkındaki tartışmalara katılıyor.

Harvard Üniversitesi'nde bir hoca bütün öğrencilere ismiyle hitap edebiliyor. Hocanın kürsüsünde herkesin vesikalık resminin ve isminin olduğu bir tablo var. Hoca öğrencilerin isimlerini çalışıyor. Söz verirken böylece öğrencinin ismini kullanabiliyor. Ayrıca hoca derse girdiğinde sözlüye kaldırır gibi, birinin ismini söyleyerek doğrudan okumalar ya da vakalar hakkında yorumunu sorabiliyor. Aynı zamanda başka bir asistan, sınıftaki öğrencilerin katılımını ve katkısını takip ediyor.

Haftalık ders saatlerinin haricinde sınıfın tamamı ya da sınıfın büyüklüğüne göre, sınıftan gruplar hocanın asistanının liderliğinde özel bir ders saati aralığında buluşarak haftanın konu başlıklarını tartışıyorlar.

Sınıftaki tüm öğrenciler, belirli bir bloğa her hafta en az iki yazı yazmak ve arkadaşlarının yazılarına en az üç yorum yazmak zorunda. Derse katılmadan, okumaları yapmadan, vakaları çözmeden bloga bir şey yazmak imkânsız ve kendi yazdıklarınızın yanı sıra arkadaşlarınızın yazdıklarının hepsini okumanız gerekiyor. Ayrıca hoca, en beğendiği blog yazılarını sınıfta projeksiyondan yansıtarak öğrenciyi onurlandırırken sınıfta o yazıyı tartışmaya açıyor.

Bunların yanı sıra öğrenciler, beş-altı kişilik gruplar halinde grup sunumu yapmaları gerekiyor. İşin en çatallı yanlarından biri de bu. Sunumlar grup olarak yapıldığı için sunum başarısız olursa herkes kalıyor. Takım çalışması yapmayı zor yoldan öğreniyorsunuz.

Bütün bunlara ek olarak vize sınavınız, ödevleriniz ve final sınavınız var. Bütün bunların üstüne hâlâ bir şeyler öğrenemediyseniz Harvard'dan başka bir okul bulmanız gerekiyor. Tabii bu kadar çok öğrencilik faaliyeti için, çok az uyuyup çok çalışmanız gerekiyor.

Melih Arat