Gönderen Konu: Hastayı Ziyaret Etmek [30 Haziran 2008]  (Okunma sayısı 4291 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Hastayı Ziyaret Etmek [30 Haziran 2008]
« : 30 Haziran 2008, 22:06:46 »



 
Hafta:    36


Mevzu: Hastayı Ziyaret Etmek


Araştırmalarınızı bekliyoruz..


(Araştırma yapmak demek bildiklerimizi aktarmak demek değil, bu mevzu hakkında elimizdeki mevcut kitaplardan iktibas yapmak demektir. Her üyemizden bir iktibas yapmasını istirham ediyoruz.)

« Son Düzenleme: 30 Haziran 2008, 22:28:19 Gönderen: SadakatNet »
Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı maslak

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 454
Ynt: Hastayı Ziyaret Etmek [30 Haziran 2008]
« Yanıtla #1 : 30 Haziran 2008, 22:38:31 »
HASTA ZİYARETİ

 

Hasta bir mü'mini ziyaret etmek Peygamberimizin (s.a.s) sünnetidir. O, hastaları ziyaret eder, mü'minlere de hasta ziyaretini tavsiye ederdi (Buhârî, Cenâiz, 2; Müslim, Libâs,114). Hasta bir mü'mini ziyaret eden kişi hem hastaya moral vermiş olur, hem de kendisi sevap kazanır (Tirmizî, Edep, 45; Nesâî, Cenâiz, 53).

İnsan, hasta olmadıkça sağlığının kıymetini bilemez. Hastalıklar imtihandır. Kaza ve kadere inanan bir mü'min için hastalıklara karşı tevekkül göstermek ve istircâ etmek (Allah'a teslimiyet) gerekir. Allah'ın her hastalığın şifasını yarattığı unutulmamalıdır (Buhârî, VII,158). "Rasûlullah, karın ağrısından şikayet eden bir hastaya "bal içmesini" tavsiye etmişti" (Buhâri, VII, 159). Bu, bir "tedavi" öğütüydü.

Peygamberimiz (s.a.s) hastaların ziyaret edilmesini, cenazelerin takip edilmesini, zira bunların "ahireti" hatırlatacağını söylemiştir (Buhârî, Cihâd 171; Atime, I). Hastaları ziyaret ettiğinde elini hastanın alnına kor, hastanın elini kendi eli içine alır, şefkatle hatırını sorar: "Geçmiş olsun, inşAllah hastalığın günahlarını temizler. "buyurur (Buhârî, Tevhid 31) ve hasta için dua ederdi. Kıyamet günü Allah Teâlâ'nın, " Falan kulum hastalandı da sen onu ziyaret etmedin, etseydin beni onun yanında bulacaktın" diyeceğini bir kudsî hadisinde bize bildiren Rasûlullah (Müslim, Birr, 43), Hz. Âişe'nin nakline göre ailesinden hasta olan birine şöyle dua ederdi: "Ey insanların Rabbi olan Allah'ım! Bu ızdırabı gider. Şifayı veren sensin, senden başka kimse şifa veremez" (Tirmizî, Cenâiz, 4; Ebû Dâvud, Tıb, 17). Yine o şöyle buyurmuştur: "Vücudunun ağrıyan yerine elini koy ve üç defa Bismillah dedikten sonra yedi kere şöyle de; " Hissettiğim hastalığın zararından ve tehlikesinden Allah'ın yüceliğine ve kudretine sığınırım" (Tirmizî Tıb, 32; Hanbel, I, 239).

Eğer hasta, ölüm hastası ümitsizse, ona kelime-i tevhîd telkin edilir (Buhârî, İsti'zân, 29). Hasta yanında daima hayır konuşulur. Ban rivayetlere göre Yasin ve Ra'd suresi okunur.

Rasûlullah (s.a.s), mü'min, gayr-i müslim ayırdetmeden hasta olan bütün insanları ziyaret etmiştir (Ahmed b. Hanbel, III, 175). Hasta ziyareti gerçek müslüman için bir görevdir. Çünkü Rasûlullah, mü'mileri bir vücudun organları gibi birbirine bağlı görmüş, "Sevilmede, merhamet ve şefkatte mü'minleri bir vücut gibi görürsün. O vücudun herhangi bir azası rahatsız olursa diğer azalar da onunla beraber ızdırap duyarlar" (Buhârî, VIII, 12) buyurmuştur.

Rasûlullah, müslümanın müslüman üzerindeki beş hakkından söz ederek şöyle buyurmuştur: "Onunla karşılaştığında selâm ver, seni davet ederse icabet et, senden nasihat isterse nasihat et, aksırır da Allah'a hamdederse ona yerhamükAllah' de, hastalandığında ziyaret et, öldüğünde cenazesini takip et"(Tirmizî, Edeb,1; Nesâî, Cenâiz, 52; İbn Mace, Cenâiz, I).

En güzel ahlâkı yaygınlaştıran Allah'ın Rasûlü Hz. Muhammed (s.a.s) en insanî duygularla donatılmış bir yardımlaşma ve kardeşlik ortamı oluşturmuştur. Hasta ziyareti, insanî duygulardan biridir. Çünkü hasta, kendini yalnız hissetmez, ölüm karşısında kendini biçare görerek bedbaht ve ümitsizliğe düşmez, acıları hafifler. Yahudi bile olsa, Rasûlullah'ın yaptığı gibi hasta ise ziyaretine gidilir. Enes b. Malik'ten rivayet edilen hadiste şöyle denilmektedir:

Rasûlullah (s.a.s)'e hizmet eden bir köle vardı. Bir gün bu köle hastalandı. Hz. Peygamber (s.a.s) onu ziyaret için geldi ve başucuna oturdu. Ona: " Müslüman ol" dedi. Köle yanında, olan babasına baktı. Babası: "Ebu'l Kasım'a itaat et" dedi. Köle de müslüman oldu. Nebi (s.a.s) dışarı çıkarken şöyle buyurdu: "Onu ateşten kurtaran Allah'a hamdolsun" (Buhârî).

Mü'min kullar hastalıklarından dolayı ziyaretçilerine şikayet etmezlerse, Allah onu azad eder, hastalıktan önceki etine karşılık daha iyi et, kanına karşılık daha iyi kan verir, sonra sıhhat bulur ve yeniden işe başlar. Hastalık halinde ne hasta, ne de ziyaretçiler sabırsızlık göstermemelidirler. Kahırlanmak, feryat ve figan ederek ağlanıp sızlanmak hatta ölümü istemek iyi değildir. Rasûlullah şöyle buyurmuştur: "Kendisine isabet eden bir zarardan dolayı sizden biriniz ölümü istemesin. Eğer mutlaka istiyorsa şöyle desin: Allah'ım. Benim için hayat hayırlı ise bana hayat ver, ölüm hayırlı ise beni öldür" (Buhârî, VII, 157). Hasta olan birine sen hastasın yani şu hastalığın var denildiğinde hastanın "ben hastayım" demesi gerekir. Çünkü bu durumda sadaka ve hastalıkların gizlenmesi (sünneti)ne aykırı gelinmiş olmaz. İbn Mesud, bir gün Hz. Peygamber'in yanına gitmiş ve onu sıtmadan titrerken bulmuştu. Elini dokundurmuş ve ateşini yükseldiğini görmüştü. Rasûlullah da " Evet sizden iki kişinin ateşi kadar" demişti. Yani doğru davranış, ne hastalığı gizlemek, ne de onu abartmaktır (Hâkim, I, 339; Buhârî-Müslim). Erkeğin, kadın hastayı usulüne uyarak ziyaret etmesinde sakınca yoktur (Ebû Dâvûd, II, 85). Hatta mü'min, fasık müslümanı da ziyaret etmelidir. Çünkü fasık da olsa müslümandır. Ziyaretçinin bütün amacı hastayı yalnız olmadığına inandırmak, onu ümitlendirmek, moral ve yaşama sevinci vermektir. Hastaların psikolojik hali ölüm düşüncesine meyillidir. Bu durumda hastaya Allah'ın buyruklarından hiçbir nefsin zamanı gelmeden ölmeyeceği, her ömür için kararlaştırılmış bir zamanın bulunduğunu ve bu zaman gelince hiçbir gücün onu öne alamayacağı gibi geciktiremeyeceği de söylenmelidir (Sebe, 34/30; el-A'râf, 7/34; Hud, 11/3). Hastaya, canı çeken şeylerden hediye götürmek adaptandır. Zaten hastalıkta insanın canı çekip alamadığı, yiyemediği şeyler vardır (İbn Mâce, Cenâiz, 1).

' Yine, hasta zaman zaman yakınlarından sorulmalıdır. Bir ziyaretten sonra hastayla ilgiyi kesmek, sünnetten kaçınmak gibidir (Buhâr"ı, İstizan, 29).

Rasûlullah bir müslüman hastayı ziyaret etmiş, ona şöyle dua etmeyi öğretmiştir. "Allahümme atina fıddünya haseneten ve fıl ahireti haseneten ve kına azabennar. Allah'ım. Bize dünyada türlü türlü iyilik ver, ahirette de sayıya hesaba gelmez iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru" (el-Bakara, 2/201; Tirmizî, Daavât, 112).

Şamil İA

 

Çevrimdışı Kahraman

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 116
Ynt: Hastayı Ziyaret Etmek [30 Haziran 2008]
« Yanıtla #2 : 11 Temmuz 2008, 01:56:02 »
Hastalık da sağlık da bizim içindir, insanın, her günü bir değildir. Bazen sağlıklı bazen de hasta olur. Ağrılar sızılar içinde kalır. Gezip gören koşup eğlenen insanlar, yatağa bağlanınca, bu hal onlara çok ağır gelir. Bu nedenle, her gün görüp konuştuğu insanları özler, gelmelerini, kendisini ziyaret etmelerini bekler. Ziyaret, hastalara moral verir, gönüllerini ferah eder. İyileşme gücünü artırır. Bu sebeple, hasta ziyareti mutlaka yapılmalıdır. Hasta ziyaretleri ister evlerde olsun, ister hastanelerde olsun kısa tutulmalı, hastalar sıkıntıya sokulmamalıdır. Onlara üzüntü verecek ulu orta konuşmalar yapılmamalıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.), hasta ziyaretinin kısa olmasını tavsiye etmiştir. Hastanın yanına varınca; "Allah şifa versin", "Sizi iyi gördüm", "İyiye gidiyorsunuz" şeklinde güzel sözler söylenmelidir. Unutulmamalıdır ki, ayeti kerime de buyurulduğu gibi: "Şifayı veren Allah'tır."

..Ey Rabbimiz! Bazı yüzlerin ağarıp,bazı yüzlerin kararacağı günde; bizi yüzleri ak,gönülleri pak olan,sevgili resülünün bayrağı altında toplanan mesut insanlar zümresine kat.O'nun(sav) yanında cennete girmeyi,mübarek Cemalini görmeyi,Senin dostlarınla komşu olmayı ve en büyük makam olan rızana ulaşmayı nasip eyle. Amin.

Çevrimdışı Kahraman

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 116
Ynt: Hastayı Ziyaret Etmek [30 Haziran 2008]
« Yanıtla #3 : 11 Temmuz 2008, 02:12:10 »
Hasta veya diger ziyaretler, sevgi ve güven duygulan gelisen, bireyleri, birlik ve beraberlik içinde yasayan toplumlarin dogmasina sebep olur. Müslümanlar, ziyaret yolu ile, birbirlerini daha yakindan tanimak imkânini bulurlar. Sakintilarini, problemlerini ögrenirler. Pekçok konuyu aralarinda görüsüp, birlikte karar verme imkânina sahip olurlar. Toplum içinde yalniz olmadiklari duygusunu kazanir ve gelecege ümit ve güvenle bakarlar. Sevinç ve üzüntülü anlarinda çevrelerinde gördükleri kardesleri, onlar için huzur kaynagi olur.

Bir hadis-i serifte, Rasûlüllah Efendimiz, müslümanlara yedi seyi yapmalarini emretmis, yedi seyden de kaçinmalarini istemistir. Yapilmasini istedigi seyler sunlardir: Cenazenin arkasindan gitmek, hastalari ziyaret etmek, dâvete icâbet etmek, mazluma yardim etmek, verilen sözü, yapilan yemini yerine getirmek, verilen selami almak, aksirana dua etmek...

..Ey Rabbimiz! Bazı yüzlerin ağarıp,bazı yüzlerin kararacağı günde; bizi yüzleri ak,gönülleri pak olan,sevgili resülünün bayrağı altında toplanan mesut insanlar zümresine kat.O'nun(sav) yanında cennete girmeyi,mübarek Cemalini görmeyi,Senin dostlarınla komşu olmayı ve en büyük makam olan rızana ulaşmayı nasip eyle. Amin.

Çevrimdışı Ferzin

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 240
Ynt: Hastayı Ziyaret Etmek [30 Haziran 2008]
« Yanıtla #4 : 13 Temmuz 2008, 23:26:53 »
Ebû Hüreyre radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“ Allah Teâlâ kıyâmet gününde şöyle buyurur:

–”Ey âdemoğlu! Hastalandım, beni ziyaret etmedin”. Âdemoğlu:

– Sen âlemlerin Rabbi iken ben seni nasıl ziyaret edebilirdim? der. Allah Teâlâ:

– “Falan kulum hastalandı, ziyaretine gitmedin. Onu ziyaret etseydin, beni onun yanında bulurdun. Bunu bilmiyor musun? Ey Âdemoğlu! Beni doyurmanı istedim, doyurmadın” buyurur. Âdemoğlu:

– Sen âlemlerin Rabbi iken ben seni nasıl doyurabilirdim? der. Allah Teâlâ:

– “Falan kulum senden yiyecek istedi, vermedin. Eğer ona yiyecek verseydin, verdiğini benim katımda mutlaka bulacağını bilmez misin? Ey Âdem oğlu! Senden su istedim, vermedin” buyurur. Âdemoğlu:

– Ey Rabbim! Sen âlemlerin Rabbi iken ben sana nasıl su verebilirdim? der. Allah Teâlâ:

– “Falan kulum senden su istedi, vermedin. Eğer ona istediğini verseydin, verdiğinin sevâbını katımda bulurdun. Bunu bilmez misin?” buyurur.


Müslim

***

Ali radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim demiştir:

“Bir müslüman, hasta olan bir müslüman kardeşini sabahleyin ziyarete giderse, yetmiş bin melek akşama kadar ona rahmet okur. Eğer akşamleyin ziyaret ederse, yetmiş bin melek onun için sabaha kadar istiğfar eder. Ve o kişi için cennette toplanmış meyveler de vardır.”

Tirmizî, Cenâiz 2. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 3; İbni Mâce, Cenâiz 2.

***

Yine Âişe radıyAllahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Nebî sallAllahu aleyhi ve sellem, aile fertlerinden biri hastalanınca, sağ eliyle hastayı sıvazlar ve şöyle dua buyururdu:

“Bütün insanların rabbı olan Allahım! Bunun ıstırabını giderip, şifa ver. Şifayı veren ancak sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Buna, hiçbir hastalık izi bırakmayacak şekilde şifa ihsan et!”

Buhârî, Merdâ 20, 38, 40; Müslim, Selâm 46–49. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tıb 18, 19; Tirmizî, Daavât 111; İbni Mâce, Cenâiz 64, Tıb 36, 39.

***

Ebû Abdullah Osman İbni Ebül–Âs radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre, (müslüman olduğundan beri) vücüdunda hissettiği bir ağrıdan dolayı Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’e şikâyette bulundu. Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem de ona şunu tavsiye etti:

– “Vücudunun ağrıyan yerine elini koy ve üç kere “bismillah” de, yedi kere de ‘bendeki bu hastalığın şerrinden ve ileride yenileyip elem ve hüzün vermesinden Allah’ın izzet ve kudretine sığınırım’ de!''

Müslim, Selâm 67. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tıb 19; Tirmizî, Tıb 29, Daavât 125; İbni Mâce, Tıb 36.