Gönderen Konu: Her 7 bin kalori 1 kilo demek  (Okunma sayısı 3990 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Her 7 bin kalori 1 kilo demek
« : 03 Mayıs 2010, 00:28:29 »


Kilolardan kurtulmak için kalorisi düşük besinler tercih edilmeli. Çünkü fazla aldığınız her 7 bin kalori,1 kilo aldınız demek.

Fazla kilolarınız var ve yaz gelmeden kurtulmak istiyorsunuz. Diyete başladınız, daha az kalori alarak zayıflamaya çalışıyorsunuz. Doğru yoldasınız çünkü kilo alıp vermek aslında matematiksel dengeler ve hesaplamalar üzerine kurulu.

Kilo vermenin de bir matematik denklemi var. Bu denklemi şöyle düşünebilirsiniz; bir kalori kumbaramız var. Günlük almamız gereken zorunlu kalorinin üzerinde aldıklarımız artı kalori hanesine yazılıyor ve bunlar toplanarak fazla yağlara dönüşüyor. Tam tersi durumda da yani günlük harcadığımız kalorinin altında kalori alırsak aradaki açık eksi kalori hanesine yazılıyor ve dolayısıyla vücudun enerji ihtiyacı için daha önce depolanmış yağlar yakılmaya başlanıyor.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Sezgin Meriçliler, diyet yapanların mutlaka kalori hesabı yapması gerektiğini belirterek metabolizmamızın çalışması, kilo alıp vermedeki matematiksel dengeler hakkında merak edilen soruları yanıtladı: 

- Diyet yaparken kalori hesabı yapmak doğru mu, yanlış mı?

Her 7 bin kalori bir kilo demektir. Yani yaktığımızdan her 7 bin kalori fazla aldığımızda bir kilo alırız. Aynı hesaba göre yaktığımız kaloriden her 7 bin kalori az aldığımızda da bir kilo veririz. Vücutta kumbara sistemi vardır, artı ve eksi kalori kayıtlarının olduğu bir kumbaradır bu.

Diyelim ki bazal metabolizmamız 1500 kalori olsun. Günlük hareketle de 500 kalori harcamış olalım. Böylece günde 2 bin kalori yakmış olalım. Eğer günde 2 bin kalori yakan bir kişi olarak, bin kalorilik bir diyet yaparsak, bir haftada 7000 kaloriyi eksi kalori hanesinde toplayarak 1 kilo veririz. Tersine, her gün yaktığımız kaloriden 1000 kalori fazla alırsak bir haftada artı kalori hanesine 7000 kalori toplayarak 1 kilo alırız. 

- Peki kalori yakmamızda etkili olan bazal metabolizma nedir, nasıl çalışır?

Metabolizma iki ayrı bölümden oluşuyor. Birincisi bazal metabolizma dediğimiz 24 saat hiç hareketsiz dursak bile böbrek, karaciğer, kalp gibi iç organlarımızın çalışması için vücudun harcadığı enerjidir. İkincisi de hareketle harcadığımız enerjidir, hareketimiz değişken olduğu için hareketle harcadığımız enerji de değişkendir. Bazal metabolizma beyinde bir merkez tarafından kontrol edilir, günlük hareket düzeyimiz, beslenme düzenimiz, günlük kalori alımı gibi faktörlerin etkisi ile bazal metabolizma artabilir ya da yavaşlayabilir.

- Bazal metabolizmayı hangi faktörler etkiler? 

Bazal metabolizma pek çok faktör tarafından etkilenir. Halk arasında en çok bilinen ve üzerinde durulan tiroid fonksiyonlarındaki değişkenliktir. Oysa düzenli beslenip beslenmediğimiz, gün içinde aç kalıp kalmadığımız, yediğimiz gıdaların içeriği, günlük hareket düzeyimiz, kullandığımız ilaçların özellikleri, uyku düzenimiz başta olmak üzere bazal metabolizmanın düzenlenmesinde etkili olan çok sayıda faktör vardır.

- Kimin metabolizması en hızlıdır?

En hızlı metabolizma sanılanın aksine kilolu olan ve hiç diyet yapmayanlardır. Ne kadar çok yiyorsak aslında metabolizma o kadar hızlıdır, kilomuz ne kadar fazlaysa, hareket ederken taşıdığımız kütle fazla olacağından harcayacağımız enerji de o kadar fazladır.

- Metabolizması en yavaş kişiler kimlerdir?

• Sürekli diyet yapanların metabolizması çok yavaştır. Bize birçok kişi diyetimi bozmuyorum, ama hiç doymuyorum, kilo veremediğim gibi kilo alıyorum diye gelir. Bunun nedeni sürekli düşük kalorili diyete vücudu alıştırmalarıdır.

• Metabolizmanın yeterli ve sağlıklı çalışıp çalışmadığının diğer belirteci aç kalarak beslenip beslenmediğimizdir. Eğer günde 1-2 öğün yiyorsak, kahvaltıyı atlıyorsak, bütün gün aç gezip sadece akşam yemeği yiyorsak vücut enerji girdisini az olarak algılar ve her şeyi depolamaya başlar. Enerji harcamayı mümkün olduğu kadar azaltır. Açlık metabolizmayı yavaşlatan önemli bir faktördür.

• Birtakım hastalıklar metabolizmayı değiştirir. Bazı hipofiz bezi hastalıkları (agromegali, cushing sendromu vb.), hipotiroidi, insülin direnci gibi. Tiroid hastalıkları ve insülin direnci sık görülmekle birlikte diğer hastalıklar daha nadir karşımıza çıkar.  O nedenle 'benim metabolizmam hiç çalışmıyor, su içsem yarıyor' cümlesini kuran kişilerin çoğunda esas problem düzensiz beslenme, sürekli aynı kalori ile beslenme, diyet yaptığını zannederek sürekli diyeti bozma gibi beslenme hataları ön planda akla gelmelidir.

- Diyet yaparken kilo takılmaları neden oluyor?

Sürekli aynı diyetle aynı kaloriyle beslenince bazal metabolizma yavaşlar. Bazal metabolizmayı beyinde hipotalamus adı verilen bölüm düzenlemektedir.  Hipotalamus bu düzenlemeyi öncelikle günlük aldığımız kaloriye göre yapar.

Hep aynı kaloriyi alıyorsak, yaktığımız kaloriyi buna eşitlemek için uğraşır. Diyet yapmaya başlayınca daha önce bahsettiğimiz gibi bir kalori açığı yakalarız, eksi kalori hanesinde biriken kaloriler 7000 kalori olunca 1 kilo veririz. Ancak aynı diyete devam ederken hipotalamus harcanan kaloriyi aldığımız ile eşitler ve bir süre sonra yaktığımız-aldığımız kaloriler eşit hale gelince eksi kalori hanesinde puan toplayamaz hale geliriz.

Bu süreçte ara ara diyeti bozdukça artı kalori hanesine puan atmaya başlarız ve burada toplanan kaloriler 7000 kalori olunca bir kilo alırız. Yani diyet yaparken kilo almaya başlarız. 'Su içsem yarıyor' aşaması genellikle bu aşamadır. Tabii yarayan su değil ara ara bozmaların getirdiği kalori birikimidir.

- Takıldığımız kilolardan kurtulmanın yolu nedir?

Bu süreci geciktirmenin ya da düzeltmenin birinci yolu düzenli spor yapmaktır. Spor yapmak metabolizmanın yavaşlamasını önler. Ayrıca diyet mutlaka diyet uzmanı eşliğinde profesyonel bir düzenleme ile yapılmalıdır.

Diyet uzmanı diyet sırasında kişinin metabolik cevabına göre diyeti değiştirir, kalorinin vücuda giriş şeklini değiştirir ve hipotalamusun diyete uyum sağlayacak şekilde metabolizmayı yavaşlatmasını önler ya da geciktirir. Ayrıca kontrollü diyet yapmanın, diyeti bozma sıklığını azalttığı da gösterilmiştir.

- Sporun diyete yardımcı olması için ideal süre ne olmalıdır?

Herkesin spor ihtiyacı farklıdır. Hiç spor yapmayan bir kişi yürüyüş yaparak spora başlayabilir. Gün aşırı 30-60 dakikalık yürüyüş son derece faydalı olabilir. Zaten düzenli spor yapmakta olan bir kişi metabolizmayı daha da hızlandırma ihtiyacı duyarsa yağ yakıcı egzersiz yapması gerekir (step, aerobic, koşu vb..)

Sporun yaşam biçimi haline gelmesini öneriyoruz, eğer yaşam biçimi haline gelmeyecekse kilo vermek istediğiniz dönemde faydası olur, ancak sporu bırakınca metabolizma üzerindeki etkisi kaybolur. 

Diyelim  10 kilo vermeniz gerekiyor, 3 aylık süre içinde her gün iki saat spor yaptınız ve günlük enerjinizi artırdınız. İstediğiniz kiloya indikten sonra  sporu tamamen bırakırsanız, harcanan kalori azaldığı için metabolizmada hemen kalori fazlası meydana gelir ve kiloların en azından bir kısmını  geri alırsınız.

Yağ yakıcı egzersiz için gün aşırı yine haftada üç gün yaklaşık 40-50 dakika spor yapmalı. Ancak yağ yakabilmek için bu sürenin en az 20 dakikasında kalp hızının 120’ye çıkması gerekiyor. Step, koşu, aerobik, düzenli yürüyüş yapan kişide metabolizmayı hızlandırıp kilo vermeyi kolaylaştırmak mümkün olabiliyor.

- İnsülin direnci metabolizmayı nasıl etkiliyor?

Kan şekerini kontrol edip şeker hastası olmamızı engellemek için vücudun salgıladığı hormon insülindir. Bazı kişilerde insülin normal miktarlarda şeker kontrolü sağlayamaz, bu kişilerde şeker hastası olmayı engellemek için vücut normalden fazla insülin salgılamak zorunda kalır. Artan insülin kan şekeri kontrolünü sağlar ama birtakım yan etkilere de yol açar.

Kan şekeri kontrolünün normalden fazla miktarda insülin ile sağlanmasına 'İnsülin Direnci' diyoruz.  Artan insülin sık acıkmaya, sofradan yeni kalkıldığında dahi açlık hissine, gece yeme alışkanlığına ve tatlı krizlerine yol açabilir. Bu nedenle ortaya çıkan beslenme düzensizliği kilo almaya yol açar. Kilo almak, yani yağ dokusunun artması insülin direncini artırarak insülin salgısının daha da artmasına yol açar, bu şekilde metabolik bir kısır döngü ortaya çıkar.

- Fazla yağ dokusu insülin direncini tetikler mi?

Kilo almak, yani vücut yağ dokusunun artması insülin direncini ortaya çıkaran en önemli faktördür.  Her kilolu kişide  insülin direnci yoktur, ancak insülin direnci olan hastaların hemen tümü kiloludur. İnsülin aynı zamanda yağ dokusunu besleme özelliği olan bir hormondur, o nedenle insülin ne kadar fazla ise kilo alma riski o kadar fazladır.

Diyet yapılsa dahi insülin direnci olan bir kişide insülin sürekli yağ dokusunu beslediği için kilo vermek zorlaşır. Spor insülin direncinin azaltılmasında çok önemli bir rol oynar. Diyetin düzenli uygulanması, sağlıklı beslenme yine insülin direncini en aza indirir. 

İnsülin direnci ile ilgili en önemli konu, bu durumun şeker hastalığına zemin hazırlayan metabolik bir durum olmasıdır. Özellikle genetik yatkınlık varsa, yani ailede diyabet öyküsü varsa, insülin direnci varlığında sürekli fazla insülin salgılayan pankreas yorularak insülin salgısını azaltırsa diyabet ortaya çıkar. Bu sürecin insülin direnci aşamasında fark edilerek tedavisi ise diyabet gelişme riskini azaltır.

Hürriyet
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Yağ yakan 15 yiyecek
« Yanıtla #1 : 26 Mayıs 2010, 23:33:09 »

Birçok diyet yöntemi deneyip başarısız olanlara, vücudun yağ yakma potansiyelini artıran 15 gıda maddesi...

Bugüne kadar kilo vermek için birçok diyet yöntemi deneyip başarısız olduysanız, neden doğal yolları ve yiyecekleri denemiyorsunuz?

Kilo vermek için mucize bir yol olmamasına rağmen, zayıflamak için Reader's Digest dergisinde yer alan haberdeki vücudunuzun yağ yakma potansiyelini artıran 15 gıda maddesini tüketebilirsiniz.

Az yağlı süt, az yağlı yoğurt ve peynir: Bunların ortak sırrı içerdikleri kalsiyumdur. Nutrition Reviews isimli dergide yer alan 90'dan fazla araştırmanın yeniden gözden geçirilmesiyle bol kalsiyum alımıyla iyileşen vücut niteliği arasında güçlü bir bağ bulundu.

Yulaf, arpa: Bunların sırrı ise liflerde yatıyor. American Journal of Clinical Nutrition isimli dergideki araştırmaya göre, akşam yemeğinde beyaz pirinç yerine büyük bir tabak lezzetli arpa ile göbeğinizdeki yağlardan kurtulabilirsiniz.

Yeşil çay: İçerdiği katesin metabolizmayı ve karaciğerin yaktığı yağ oranını hızlandırıyor. Bunun etkisinden yararlanmak için günde 4-6 bardak yeşil çay için ve her hafta en az 3 saat egzersiz yapın.

Yumurta: Protein içeriği sayesinde yumurta, kilo vermenize yardımcı olur. Öncelikle vücudunuz proteinli yiyecekleri parçalamak için daha fazla enerji kullanıyor. Ayrıca protein kas kütlenizi tutmaya yardımcı oluyor, kaslarınız yağdan fazla kalori yakıyor. Sonuç olarak, protein sizi karbonhidratlardan daha fazla tok tutuyor.

Ceviz, badem: İçerdiği iyi yağlar, lif ve protein vücudun insülin direncini artırır, kilo vermeye yardımcı olur. Ceviz, en iyi omega-3 yağ asit kaynağından biridir. Badem ise kemik şekillenmesinde ekstra fayda sağlar.

Somon: Newcastle Üniversitesi'nde düzenlenen araştırmada, somon balığında bulunan omega-3 yağ asitlerinin yağ kütlesini azalttığı belirtildi. Diğer araştırmalar da, omega-3 yağ asitlerinin sizi tok tuttuğunu ve yağlı balık yedikten sonra 2 saat sonra daha tok hissettiğinizi gösteriyor. Haftada en az iki kez somon, uskumru, konserve ton balığı veya 'eğer bulabilirseniz' kuzey denizlerinde yaşayan Ringa balığı gibi diğer yağlı balıklardan tüketin.

Elma, Armut, dolmalık biber: Bu gıdaların içerdiği ve bitkisel gıdalarda bulunan doğal kimyasal olan flavonoidlerin yağ yakma etkisi bulunuyor. American Journal of Clinical Nutrition isimli dergide yayınlanan araştırmaya göre, çok flavonoid tüketen kadınların vücut kütle indeksleri önemli ölçüde düşüyor. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde de flavonoidlerin kalori tüketimini artırdığı, vücuttaki yağ yakışını hızlandırdığı bulundu.

Keten tohumu: İçerdiği lignan sayesinde keten tohumu, menopoz sonrası kadınlarda daha az vücut yağı ve vücut kütle indeksi sağlıyor. Her gün kahvaltılık tahılınıza, yoğurdunuza ya da salata sosunuza bir yemek kaşığı keten tohumu ekleyebilirsiniz.

Sirke: Araştırmacılar, sirkenin vücudun yağları parçalamasına yardımcı enzim üreten genleri harekete geçirdiğini söylüyorlar. Sütle ya da sodayla seyreltebileceğiniz yaklaşık bir yemek kaşığı sirkeyi her gün için.

bugün
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Fransız Usulü Protein Diyeti
« Yanıtla #2 : 29 Eylül 2010, 01:43:46 »
 
Fransız inceliğinin sırrı keşfedildi. Fransız Doktor Pierre Dukan tarafından geliştirilen Dukan Diyeti, kalori hesabına gerek duymadan protein tüketerek ideal kilonuza kavuşmanızı vadediyor
 
Fransız kadınlarının 'petit'liği (inceliği) hepimiz için kıskanma unsurudur. Üstelik kalori hesabı da yapmazlar. Akşamları koca dilim bir bifteği yedikten sonra bile hiç pişmanlık duymazlar. Genelde bu durumu onların genlerine bağlarız.

Ama aslında olay, beslenme şekillerinde. Çünkü hiç egzersiz yapmadan ve dilediğimiz kadar protein tüketerek ince kalmak bir marifet değil. Ünlü Fransız Doktor Pierre Dukan, geliştirdiği Dukan Diyeti ile Fransızların ince kalma sırrını ortaya çıkardı.

Dukan Diyeti isimli bir kitap yayımlayan Dukan'ın formülü, son zamanların en çok işe yarayan diyeti olarak nitelendiriliyor. Dukan Diyeti Dört Adımdan Oluşuyor. İlk İki Adım, İstenmeyen Kilolardan Kurtulmanızı sağlarken, diğer iki adım ise ideal kilonuzu korumanızı sağlıyor.

1. Adım: Atak

Atak aşamasının uygulanma süresi, vermek istenen kilo kadar, kişinin yaşına, önceden uyguladığı rejimlerin sayısına, kişinin motivasyon düzeyine ve protein içeren besinlerle ilişkisine göre değişiyor. Bir-10 gün arasında uygulanabiliyor.

Bu aşamada farklı kategoriler var. Ve bu kategorilerdeki besinleri, günün istediğiniz saatinde, istediğiniz kadar tüketebiliyorsunuz. Yapmanız gereken bir diğer şey de günde 1,5 litre su içmek.

Ayrıca Doktor Dukan'ın proteinler arasında tüketilmesine izin verdiği tek karbonhidrat, yulaf kepeği. Dukan, atak evresinde günde 1,5 çorba kaşığı yulaf kepeği öneriyor. Atak evresinde tüketebileceğiniz besinler ise şöyle: Yağsız etler, sakatatlar, balık, deniz ürünleri, kümes hayvanları, az yağlı ya da yağları ayıklanmış jambon, yumurtalar ve yağsız süt ürünleri. Bu gıdaları birbirleriyle karıştırmakta da serbestsiniz.

Ya da dilediğiniz bir tanesini seçip, gün boyu onu da tüketebilirsiniz. Önemli olan araya başka hiçbir gıdayı sokmamak. Elbette bu kategorilerin hepsinde belirli kurallar var. Örneğin 'yağsız etler'den kasıt, sığır ve dana eti. Kuzu eti önerilmiyor.

Sakatat kategorisinde ise sadece ciğer ve dile izin veriliyor. Kümes hayvanları kategorisinde ördek ve kaz gibi gagalılar dışında, tüm kümes hayvanları derisi alınmak kaydıyla tüketilebiliyor. Yumurtalar ise katı, rafadan, buharda ya da omlet olarak tüketilebiliyor. Ancak sıvı ya da tereyağı kullanmamanız gerekiyor. Dilerseniz omleti tatlandırmak için ıstakoz ya da yengeç eti de ekleyebilirsiniz. Yağsız süt ürünleri kategorisinde sade ve aromalı olanların hepsine izin var. Yağsız meyveli yoğurtlar ise günde en fazla iki kutu yenebiliyor.

İkinci Adım: Seyir Dönemi

Bu adımda protein + sebze diyeti olarak geçiyor. Protein yüklü atak evresini tamamladıktan sonra, yokluğu kendini hissettiren besin kategorisi gündeme geliyor: Taze sebzeler ve çiğ tüketilen sebze ve meyveler. Ancak protein almadan yalnızca sebzeyle beslenmek yasak. İkinci aşamaya geldiğinizde artık etlerin yanında, istediğiniz miktarda ve istediğiniz saatte sebze de yiyebilirsiniz.

Doktor Dukan, bu aşamada bir gün saf protein diyeti, ardından ise bir gün protein + sebze diyeti uygulanmasını tavsiye ediyor. Yani ikinci evrede dönüşümlü diyet yapıyorsunuz. Domates, salatalık, turp, ıspanak, taze fasulye, lahana, mantar, kereviz, rezene, tüm salata türleri, hindiba, pazı, patlıcan, kabak, havuç ve pancarlar tüketebileceğiniz sebzeler.

Bu sebzeleri sınırsız tüketebilirsiniz. Ama tüketme miktarı sizin kilo verme hızınızı etkileyecektir. Patates, pirinç, mısır, bezelye, nohut, bakla, mercimek gibi nişastalı sebzeler ise yasak. Ayrıca avokado ve enginar da tüketilmemesi gerekenler arasında.

Üçüncü Adım: Güçlendirme Dönemi

Güçlendirme dönemi, artık zor zamanların geride kaldığı, kiloların verildiği dönem. Ancak hâlâ önünüzde vermeniz gereken kilolar vardır. Üçüncü aşamada bir gün protein, bir gün sebze + protein dönüşümünü devam ettirmek zorunda değilsiniz.

Dukan Diyeti'nin üçüncü aşamasında sebze ve proteinlere ek olarak günlük ritminizi değiştirecek yeni besinler tüketmeye başlıyorsunuz. Muz, üzüm, kiraz dışında dilediğiniz meyveden günlük bir porsiyon tüketebilirsiniz. Günde iki dilim tam tahıllı ekmek, 40 gram peynir, haftada iki porsiyon nişastalı gıda, kuzu budu, iki çorba kaşığı yulaf kepeği, tüketebileceğiniz diğer gıdalar. Haftada bir saf protein rejimi uygulamanız da gerekiyor.

Dördüncü Aşama: Koruma

Dördüncü aşamaya geldiğinizde artık istediğiniz kiloya ulaştınız demektir. Şimdi sıra bu kiloyu korumakta. Doktor Dukan, bu aşamada haftanın altı günü istediğimiz besini yiyebileceğimizi söylüyor. Tek şart, perşembe günleri saf protein diyetine geri dönmek. Ayrıca yaşamınız boyunca her gün üç çorba kaşığı yulaf kepeği yemeği öneriyor.
 
hastane.com.tr
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Su İçsem Yarıyor” Diyorsanız
« Yanıtla #3 : 01 Aralık 2011, 21:21:18 »

Su İçsem Yarıyor” Diyorsanız

1 Dakikada 10 kkal üzerinde enerji harcamayı sağlamak pek mümkün değil iken; kişinin aynı süre içerisinde 200 – 300 kkal enerji alması söz konusu olabilir. O nedenle şişmanlık tedavisinde sadece alınan enerjiye değil, harcanan enerjiye de odaklanmak önemlidir.
 
Metabolizma hızı nedir?
 
Tam bir dinlenme durumunda, organların çalışması, vücut ısısının korunması gibi yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesi için gerekli olan zorunlu enerji harcamasına “Metabolizma Hızı” denir. Metabolizma hızının düşük olması, çok fazla yemek yenilmemesine ya da diyet yapılmasına rağmen kilo vermeyi engelleyebilir, hatta kilo bile aldırabilir! Bir oturuşta 2 katınız kadar yemesine rağmen zayıf kalmayı başaranlara şaşırıyorsanız siz de metabolizma hızınızı bir ölçtürün.

Metabolizma hızı neden yavaşlar?
 
İlerleyen yaş, hareketsizlik, hormonal dengesizlikler, hipotiroit gibi bazı rahatsızlıklar, sürekli kilo alıp vermeler, zayıflama uğruna düşük enerjili diyetler uygulamak metabolizma hızının yavaşlamasına neden olur. Tüm çabalara rağmen kişi kilo veremiyorsa, metabolizma hızını ölçtürmesi ve/veya bazı kan tetkiklerini yaptırmasında yarar var. Belki de fazla kiloların altında yatan bir hastalık söz konusudur.
 
Metabolizma hızının düşük olmasının sonuçları nelerdir?
 
Metabolizma hızının düşük olması az yenilmesine veya diyet yapılsa da yavaş kilo vermeye sebep olabilmektedir. Metabolizma hızına göre hesaplanmış dengeli bir diyet ve egzersiz programıyla zayıflandığı takdirde metabolizma hızınızın azalması engellenebilir. Böylelikle diyet süresince ağırlık kaybının ne doğrultuda olacağını da tahmin etmek ve hayal kırıklıklarından kurtulmak mümkün olabilmektedir.
 
Peki, metabolizma hızı nasıl hesaplanır?
 
Bazal metabolizma hızıyla ilgili internette veya kitaplarda çeşitli formüller yer almaktadır. Ancak bu hesaplar kişinin yaşı, cinsiyeti, boy uzunluğu ve vücut ağırlığı göz önüne alınarak hazırlanmaktadır. Tüm bunlara karşılık vücut bileşiminin yani kas kitlesinin metabolizma hızı üzerinde çok önemli bir etkisi vardır.
 
Bu nedenle aynı yaş, cinsiyet, boy uzunluğu ve vücut ağırlığına sahip 2 kişinin fiziksel aktivite dereceleri birbirinden farklılık göstereceği için metabolizma hızları aynı olamaz.
 
Halbuki standart formüller bu farkı göz ardı ettiği için doğru sonuç veremez. Neyse ki artık metabolizma hızını Fitmate adı verilen bir cihazla hesaplamak mümkün. Daha sonra bu veriler bir diyetisyen eşliğinde uygun bir beslenme ve egzersiz programı haline getirilebiliyor.
 
Metabolizma hızını artırmak için neler yapılabilir?
 
Beslenmede yağ miktarı sınırlandırılmalı. Vücutta yağ yüzdesinin azalması metabolizma hızının artmasına sebep olacaktır. Yağ vücutta kaslara oranla daha az enerji harcadığı için bazal metabolik hız azalır ve vücut ağırlığını korumak için daha az enerjiye gereksinim duyulur. Vücutta kas oranının artırılması da metabolizma hızının artmasına sebep olur.

Yeterli protein tüketimi ve yapılacak düzenli egzersiz vücutta kas kitlesinin artmasını sağlar. Sık aralıklarla azar azar beslenme, bol sıvı tüketimi metabolizma hızının artmasına yardımcı olacağı için önemlidir.
 
Metabolizma hızını doğru bir şekilde nasıl ölçülebilir?

Doğruluğu pek çok klinik çalışma ile kanıtlanmış olan Fitmate Metabolizma Hızı Testi, kişinin istirahat halindeki metabolizma hızını en kolay yoldan, kesin ve hızlı bir şekilde ölçen ve kişinin istirahat halinde iken ne kadar enerjiye ihtiyacı olduğunu gösteren bir cihazdır. Bu ölçüm, sağlam ve etkili bir zayıflama ve egzersiz programında çok önemli bir başlangıç aracıdır.

Bazal metabolizma hızının ölçümünde kullanılan bazı matematiksel hesaplamalara nazaran “altın standart” olarak görülen oksijen tüketimine dayalı bu test ile kişinin dinlenme halinde iken 24 saat içinde harcadığı enerji net bir şekilde ölçülebilmektedir.

Bu amaçla zayıflama tedavisinde vücut bileşim analizi cihazları gibi olmazsa olmazlardan biri gözüyle bakılması gerekmektedir.   

sağlık ve yaşam dergisi
*~*~* TUĞRA *~*~*