Hipotroid Hastalığında Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Başlatan Tuğra, 29 Eylül 2010, 02:41:41

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tuğra


Aktivitesi az olan bir tiroid bezi hipotroidizme yol açar. Hipotiroidizmde vücudun normal fonksiyon hızı , yani bazal metabolizma yavaşlamıştır. Tiroid hormonunun azlığı vücudun yavaşlamasına yol açar ve hastayı fiziki ve zihinsel yönden tembel durumda bırakır.

Hipotroid Nedir?

Hipotiroid genelikle tiroid bezinin iltihaplanması (tiroidit) nedeniyle ortaya çıkar. Antikorlar tiroid dokularını tahrip eder ve böylece bezeler yeterince hormon salgılıyamaz. Hormon salgılamasının azalmasından tiroid amaliyatı ve hipertiroide (tiroidin aşırı çalışması) karşı kulanılan ilaçlar bezenin yetersiz hormon salgılamasına neden olur. Hipotiroidin oluşmasında bir diğer önemli sebepte hipofiz bezesinin yeterince yönlendirme hormonu salgılamamasıda aynı şekilde hipotiroide sebep olur.

Hipotroidizmde Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Troid  ;dengesiz ve yetersiz beslenme,suyun içindeki florür ,aşırı doymamış yağ tüketimi, sedanter yaşam , hareketsizlik, sebze ve meyvelerdeki pestisitler, ilaç kalıntıları,x-ray ışınlarına maruz kalmak,alkol ve bir takım ilaçlardan etkilenebilir.

Hipotroid Hastaları Hangi Besinleri Bol Tüketmeli? Hangilerinden Uzak Durmalıdır?

1.Düzenli olarak   taze yada kuru kayısı,gün kurusu kayısı, hurma,yumurta sarısı, pekmez, maydanoz,maydonoz suyu, patates, kuru yada taze mürdüm eriği,tam tahıl,balık,tavuk,süt ürünleri ve peynir tüketin.

2.Brokoli, Brüksel lahanası ,beyaz,kara lahana,şeftali,armut,turp,ıspanak,pazı ve şalgama  beslenme programınızda daha az yer verin. Eğer  hipotroid semptomlarınız arttıysa yada ileri düzeyde   ise  bu yiyecekleri tamamen diyetinizden çıkartın.

3.Rafine edilmiş besinlerden  (beyaz un,şeker ) uzak durun.

4. Florür   (diş macunları ve musluk suyunda mevcuttur.) ve klordan (musluk suyunda mevcuttur.)  sakının.Klor ve florür troid bezlerindeki iyot reseptörlerini bloke eder  ve hormon seviyeleri düşürür.

5.Troid ilaçları diğer ilaç ve besinlerle etkileşime girebileceği için  mutlaka  aç karnına  yada doktorunuzun önereceği şekilde kullanın.

6.Kelp (esmer su yosunu)  iyi bir iyot kaynağıdır.İyot,troid hormonunun temel  maddesidir.

7.B vitamin kompleksi  hücre yenilenmesi ve hücresel enerji üretimi,sindirim  sistemi ,immun fomksiyonlar ve troid fonksiyonları için gereklidir. Diyetinizde her besin grubundan almanız çok önemlidir. Özellikle tam tahıllar, kurubaklagiller, yağsız hayvansal ürünleri dengeli bir şekilde tüketmek gereklidir. Yetersizliği görülen durumlarda doktor yada beslenme uzmanınıza danışarak  B Vitamin kompleksi kullanın.

8.Yeşil çay antiinflamuar ve antikanserojen  besindir ve iyi bir metabolizma hızlandırıcıdır. Hergün 3 fincan şekersiz  limonlu yeşil çay tüketin.

9.Metabolizmayı hızlandırmanın  ispatlanmış en iyi yolu az ve sık beslenmektir. 2,5-3 saat ara ile küçük,kalorisi düşük  öğünler tüketin.  Öğün atlamayın. Yemek yemek için çok acıkmayı beklemeyin.

11.Bol su için. Musluk sularını kullanmayın. Tükettiğiniz suyun kalitesine ve içeriğine dikkat edin.

hastane.com.tr
〰〰〰〰🐠

Fatihan

Halk arasında zehirli guatr olarak bilinen Hipertroidi önemli bir rahatsızlık. İnsanlar önemsiz gibi görüp başlangıcında tedaviyi geciktiriyorlar.
Aşırı kilo kaybı ya da kilo alma gibi, aşırı sinirlilik gibi etkileri oluyor.

Yukarıdaki maddelere ilaveten bu hastalığı olanlar mutlaka iyotsuz tuz kullanmalı.


Tuğra

Tuz ve Kullanımı

Yemeklerde Hangi Tuzu Kullanmalıyız? İyotlu ve İyotsuz Tuzu Kimler Yemelidir?

Türkiye'de bölgelere göre değişmek üzere % 5-45 oranında guatr vardır. Guatr oluşmasında en büyük etken toprak ve suda yetersiz iyot olmasıdır. Guatr hastalığını önlemek amacıyla piyasada satılan bütün tuzlar 1999 yılı Ağustos ayından bu yana iyotlanmaktadır.

Tuzların iyotlanması guatr hastalığının ortaya çıkışını engellemekte ancak bazı kişilerde aşırı iyod alınması nedeniyle zararlı yan etkilere veya hastalıklara neden olmaktadır.

Piyasadaki tuzların iyotlanmasından sonraki üç-dört yıllık sürede kliniğimize veya polikliniklerimize başvuran hastalarda hipertiroidi dediğimiz tiroid bezinin aşırı çalışmasıyla karakterize olan hastalığın (Halk arasında buna zehirli guatr da denmektedir) giderek artan sıklıkla karşımıza çıkmasıdır.

Tiroid bezi az çalışan hastalarda da (Hipotiroidisi olanlarda) iyotlu tuz bu hastalığın daha da şiddetlenmesine neden olmaktadır.

Bu nedenle yemeklerimizde kullanılan tuzun iyotlu veya iyotsuz olması bazı hastalar veya kişiler için büyük önem taşımaktadır.

1) Kimler İyotlu Tuz Yemelidir?

Vücudumuzda boynumuzun ön tarafında bulunan tiroid bezinin yeterli hormon salgılayabilmesi için günlük en az 150 mikrogram iyotun gıdalar ve suyla alınması gerekir. Eğer yeteri kadar iyot alınmazsa guatr hastalığı oluşur.

Guatr hastalığını önlemek için önceden bilinen bir tiroid hastalığı olmayan çocuklar, erişkinler ve gebe kadınlar iyotlu tuz yemelidir. Tiroid hastalığı şüpheniz varsa bunun için bir dahiliye veya endokrinoloji-metabolizma uzmanına başvurunuz ve ona göre hangi tuzu kullanacağınıza karar verilmelidir.

2) Kimler iyotsuz tuz yemelidir?

Nodüler guatrı, Hipertiroidisi (tiroid bezi çok çalışanlar veya zehirli guatrı olanlar), hipotiroidisi (Tiroid Bezi az çalışanlar) olan hastalar özellikle İYOTSUZ TUZ yemelidirler. Bu tür hastalar iyotlu tuz yedikleri takdirde hastalıkları şiddetlenmektedir.

İyotlu tuz yiyen nodüler guatrlı bir hastada alınan iyot, nodülün fazla çalışmasına neden olmakta ve hipertiroidi dediğimiz tiroid bezinin aşırı çalışmasıyla (terleme, çarpıntı, zayıflama, sinirlilik, ellerde titreme ile kendini gösterir) karakterize bir hastalığa neden olmaktadır. Yine anti-TPO antikoru kanlarında yüksek olan hastalar iyotlu tuz yediklerinde tiroid bezinin az çalışmasına neden olmaktadır.

Bu tür hastalığı olanlar da özellikle iyotsuz tuz yemelidirler. İyotsuz tuz, süpermarketlerde veya bakkallarda (Billur Tuz veya Salina firmalarına ait) kendiliğinden tuzluklu bir şekilde satılmaktadır. Bu tuzları bulamayanlar ise kaya tuzu yemelidirler. Ailede bir kişi iyotsuz tuz yiyecekse yemekler tuzsuz pişirilmeli ve herkes kendi tuzunu kullanmalıdır.

KAYNAK: Prof.Dr.Metin Özata
〰〰〰〰🐠

Tuğra

 
Zehirli guatr'ın ameliyatsız tedavisi olan ve halk arasında "atom tedavisi" olarak bilinen "Radyoaktif İyot Tedavisi", hastanede kalmayı gerektirmeyen, basit uygulanılabilir olması nedeniyle hastalar açısından da oldukça konforlu bir yöntemdir.

Radyoaktif İyot Tedavisi ile hastalar genellikle tek uygulamayla sağlığına kavuşuyor. Tedavi ciddi bir yan etki yapmıyor ve sanıldığı gibi kısırlığa neden olmuyor.

Memorial Antalya Hastanesi Nükleer Tıp Bölümü'nden Uz. Dr. İbrahim Oğuz Çeri, RAI kapsül tedavisi hakkında bilgi verdi.

Zehirli guatr, belirtileri nedeniyle bazı hastalıkla karıştırıldığı gibi vücuttaki birçok sistemi de olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Hastalarda deri yumuşak, ince ve nemlidir. Sıcağa tahammülsüzlük, yüzde kızarma, sürekli terleme, ciltte yaygın kaşıntı ve döküntü, bazen de özellikle ayak ve bacaklarda ciltte kalınlaşma, renk değişimi (dermatopati) gözlenebilir. Ayrıca saçlarda aşırı derecede dökülme, incelme ortaya çıkar. 

■Nörolojik sistemde; hastalarda sinirlilik, heyecanlı görünüm, hızlı konuşma, uykusuzluk, ellerde ve dilde dikkati çeken titreme ortaya çıkabilir.
■Kas-iskelet sisteminde; aşırı yorgunluk, kaslarda güçsüzlük ve erime, kemik mineral içeriğinin azalması ve kemik erimesi görülebilir. Çocuklarda büyüme gerilikleri ortaya çıkabilir.
■Solunum sisteminde özellikle efor sırasında ortaya çıkan nefes darlığı belirgindir.
■Dolaşım sisteminde; çarpıntı, atrial fibrilasyon, göğüs ağrısı, kalpte büyüme ve kalp yetmezliği gelişebilir.
■Sindirim sisteminde; iştah artışına rağmen artan metabolizma nedeniyle kilo kaybı tipiktir. Bulantı, kusma, karın ağrısı, bağırsak hareketlerinde hızlanma ve ishal sıklıkla görülebilir.
Ameliyatsız Çözüm: Radyoaktif İyot Tedavisi

Halk arasında "atom tedavisi" olarak da bilinen RAI131 tedavisi, ilaç tedavisiyle başarı sağlanamayan ve tekrarlayan Graves hastalarında, nodülün eşlik ettiği hipertiroidi hastalarında, kalıcı tedavi sağlamak amacıyla sıklıkla kullanılan bir tedavi şeklidir. Hipertiroidi tedavisinde kullanıldığında hastanede kalmayı gerektirmeyen, basit uygulanılabilir olması nedeniyle hastalar açısından da oldukça konforlu bir tedavi yöntemidir.

Sıvı ve kapsül formlarında uygulanabilmekte olup, sıvı formunda uygulandığı takdirde hastaların sadece renksiz, kokusuz, tatsız, suya benzer görünümde bir sıvıyı içmeleri şeklinde basit bir tedavi şeklidir. Kapsül formu ise aynen bir antibiyotik kapsülüne benzer.

Hastalar bu kapsülü su ile birlikte içer. Sıvı formdansa kapsül formdaki tedavi daha çok tercih edilmelidir. Sıvı formda uygulanan tedavide mevcut olan dökülme, bulaşma riski kapsül formda mevcut değildir. Hastalar RAI131 kapsülünü yuttuktan sonra evlerine gitmekte ve çok aşırı bir kısıtlama olmadan yaşamlarına devam edebilmektedir.

hastane.com.
〰〰〰〰🐠

Hâsıl-ı Kelam

Nefsinle değil, kalbinle düşün ve karar ver!

mazlum

Bu güzel bilgileri bizimle Paylaşan .Tuğra'ya Tkş ler. H.z Allah Razı olsun ,
gercekten çok faydalandık .
Bir harf yeter inan, varsa o evde bir insan.

Dost Ararsan Kendine Bak
Dostun Ağlasını Bulursun
Düşman Ararsan Yine Kendine Bak
Düşmanında Ağlasını Bulursun .
vesselam .

Tuğra

Amin cümlemizden

*************************************


Boynunuzdaki Şişliğe Dikkat!
 
Ülkemiz, tiroid bezinin büyümesi sonucu gelişen guatr hastalığının dünyada en sık görüldüğü bölgelerden biridir.

Tiroid bezi, boyunda trakea denilen ve nefes borusunun hemen başlangıç kısmının önünde yer alan bir organdır. Yaşamsal endokrin fonksiyonlara sahip olan bu organ, sağ ve sol olarak iki ayrı lobdan oluşuyor.

Bu iki lob, 'istmus' adı verilen bir bölümle birbirine bağlanıyor. Normal olarak 20-30 gram ağırlığında olan tiroid bezinin boyutu ve ağırlığı, hastalık durumlarında ciddi olarak değişebiliyor. Tiroid bezinin fiziksel özellikleri ve hormon üretimiyle ilişkili fonksiyonlarına ait bozukluklar ülkemizde çok sık görülüyor.

Dünyanın birçok yerinde de bu oran tüm nüfusun yüzde 5'inin üzerinde görülüyor. Tedavinin başarısındaki kilit nokta ise, tüm hastalıklarda olduğu gibi, "erken tanı ve doğru tedavi"dir.

Tiroid bezi hastalıkları hakkında merak edilenleri Acıbadem Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Zorluoğlu ve Acıbadem Bakırköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras ve Acıbadem Tıbbi Direktörüne sorduk.

Guatr

Endemik guatr, tiroid bezinin tek lobunun veya bezin tamamının büyümesi olarak tanımlanıyor. Ülkemizin de içinde bulunduğu endemik bölgelerde guatr oranı oldukça yüksektir. Endemik guatr nedeniyle oluşan sağlık sorunları sadece tiroid bezinin büyümesiyle sınırlı kalmıyor, bu durum fiziksel ve bilişsel gelişimi de etkiliyor.

Tanı yöntemlerindeki gelişmeler ve hastalığın gelişim evrelerinin daha anlaşılır hale gelmesi sayesinde, her geçen yıl bulgusu olmadan tanı alan hasta sayısı da artıyor.

Yapısal özelliklerine bakıldığında homojen olarak büyümüş tiroid bezinde zaman içerisinde ve hastanın yaşlanmasıyla nodüller oluşabiliyor. Büyük guatrı olan hastalarda ileri derecede büyümüş guatr nefes ve yemek borusuna basabiliyor, ikincil nefes darlığına ve yutma güçlüğüne neden olabiliyor.

Ses tellerine giden reküren sinire bası nedeniyle de ses kalitesinde değişiklik ve ses kısıklığı oluşabiliyor. Büyük hacimlere ulaşmayan guatrlarda ise hastalık uzun süre bulgu vermeden devam edebiliyor.

Nedenleri: İyot eksikliğinin yanı sıra, guatra neden olan karalahana gibi gıdaların çok ve sürekli tüketilmesi, iyot metabolizmasıyla ilişkili ilaçların kullanımı ve bazı kalıtsal bozukluklar guatra yol açabiliyor.

Tanı Nasıl Konuyor?

Tanıda klinik değerlendirme ve fizik muayenenin yanı sıra laboratuvar tetkikleri de çok yardımcı oluyor.

Ultrasonografi ve sintigrafi hem tanının doğrulanmasında hem de kanser olasılığının değerlendirilmesinde ciddi katkı sağlıyor. Nodüllü guatrlarda eğer böyle bir olasılık akıldan geçiyorsa, mutlaka şüpheli nodülden poliklinik şartlarında veya radyoloji bölümünde ultrasonografi kılavuzluğunda yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi ile hücre örneği elde edilmeli ve bu örnek deneyimli bir patolog tarafından değerlendirilmelidir.

Ancak ince iğne aspirasyon  biyopsisinde kanser saptanmaması, bu olasılığı tam olarak ortadan kaldırmayabilir. Yine klinik bulgularla birlikte, son kararın hekim tarafından  verilmesi gerekemektedir.

Nasıl Tedavi Ediliyor?

Guatr hastalarını tedavi etmenin en kolay ve en maliyet etkin yolu, guatr oluşumunun engellenmesinden geçiyor. Endemik bölgelerde gıda ürünleriyle iyot alımının artırılması bu anlamdaki en başarılı ve etkin yöntem. Ülkemizde olduğu gibi sofra tuzlarına iyot eklenmesiyle Amerika Birleşik Devletlerinde ve birçok Avrupa ülkesinde etkin önleme sağlanabiliyor. Günümüzde tiroid bezinde nodül veya nodüller gelişmiş olan hastaların bir bölümünde cerrahi tedavi gerekmektedir.

Birden fazla nodülü olan guatr hastalarında cerrahi tedavi önerilmesini gerektiren en önemli unsur, nodüllerden herhangi birinde kanser tanısı ya da şüphesi olmasıdır. Ameliyat sonrası uzun süreli izlemde hastaların yaklaşık yüzde 20'sinde tiroid bezinde tekrar büyüme saptanması, ameliyatta geride daha az miktarda tiroid dokusu bırakılmasını daha tercih edilir hale getirmiştir.

Hatta günümüzde bazı merkezlerde tiroid bezinin tamamının çıkartılması olan total tiriodektomi uygun hastalarda standart cerrahi olarak yerini aldı.

Geride doku bırakılan hastalarda ise tiroid hormon düzeylerine bakılıyor ve düzey düşük ise, yani hasta hipotiroid durumundaysa dışarıdan tiroid hormonu veriliyor.

Tiroid hormon düzeyleri normal sınırlarda olan hastalarda dahi tiroid bezinin tekrar büyümesi olasılığını azaltmak için belli bir süreyle tiroid hormonu verilerek, beyindeki hipofiz bezi tarafında salgılanan ve tiroid bezini uyaran Tiroid Stimülan Horman (TSH) düzeyi alt sınırlarda tutuluyor.

Hipertiroidi

Tiroid bezi temel olarak T3 ve T4 adı verilen iki hormon üretiyor. Sağlıklı bireylerde "TSH uyaranı ve T3-T4 üretimi" denge içinde sürdürülüyor. Üretim fazla olduğunda uyaran miktarındaki azalma yetersiz üretim durumlarında ise uyaran miktarındaki artışlarla T3 ve T4 hormonları normal düzeylerde tutuluyor.

Hastalık durumlarında ise bu denge bozuluyor. Tiroid bezi kontrolsüz olarak gerektiğinden fazla hormon üretiyor ve hipertiroidi denilen hastalığa neden olabiliyor veya tam tersi olarak yetersiz üretim gerçekleştirip hipotiroidi denilen durum oluşabiliyor.

Hipertiroidi tüm vücudu etkileyebiliyor ve birçok organın çalışmasıyla ilgili belirtiler ortaya çıkarabiliyor. Çarpıntı, ellerde titreme, kilo kaybı, güçsüzlük ve sıcağa dayanamama en sık görülen belirtilerdendir.

Hipertiroidi nedenlerinden biri olan Graves hastalığında tiroid bezi yaygın olarak büyüyor yani guartra neden oluyor. Kadınlarda 4-5 kat daha sık görülen Graves hastalığı, tüm hipertiroidi hastalarının yaklaşık yüzde 85'ini oluşturuyor.

Graves  hastalığındaki hipertiroidi bir bağışıklık sistemi kusurundan gelişiyor, vücutta tiroid bezini uyaran bazı moleküller üretiliyor ve tiroid üretimini tetikliyor. Bu hastalarda göz bulgularıö nadir olarak da ayaklarda ödem gelişebiliyor.

Hipertiroidinin bir diğer nedeni ise, nodüler guatrlardaki nodüllerin bazen zaman içerisinde otonomi kazanıp, kontrolsüz ve fazla miktarda tiroid hormoni üretmesi sonucu oluşan "toksik multi-nodüller guatr"dır.

Hipertiroidiye üçüncü sıklıkta yol açan hastalık ise tiroid bezinde kontrolsüz hormon üreten iyi huylu tümör olmasıdır.

Tiroid Kanseri

Tiroid kanseri gelişiminde birçok risk faktörü ve kalıtsal unsur etkili oluyor. Kadınlarda daha sık gelişirken, bu hastalığa bağlı ölümler ise erkeklerde daha fazla görülüyor. Tiroid kanseri çok değişik biyolojik davranışlara ve saldırganlığa sahip olan, değişik özellikler gösteren ve tedavi seçenekleri ile tedaviye yanıtları çok farklı olan değişik kanser türlerini kapsıyor.

Bu geniş gruba bakıldığında yelpazenin en dost tarafında tiroidin papiller kanseri yer alıyor. Sevindiricidir ki papiller kanser, tiroid kanserlerinin yüzde 80'ini oluşturuyor. Hastalığın moleküler biyolojisinin anlaşılmasında, tanısında ve tedavisinde elde edilen gelişmelerle papiller tiroid kanserine bağlı ölümler son 30 yılda yaklaşık yüzde 20 azaldı. Diğer bir tür olan anaplastik kanserde ise bu kadar anlamlı gelişmeler elde edilemedi.

En sık 30'lu ve 40'lı yaşlarda görülen papiller kanser, kadınlarda erkeklere oranlara üç kat daha sık görülüyor. Klinikte papiller tiroid kanserinden kuşkulanılan hastaların yüzde 65 civarında tiroid bezinde nodül fark ediliyor. Hastaların yüzde 15'i ise hem tiroid bezinde nodül hem de boyunda şişmiş bir lenf beziyle hekime başvuruyor. Hastaların yaklaşık yüzde 20'sinin yakınması ise yalnızca boyunda şişmiş bir lenf bezinden oluşuyor.

Bu tümörlerin boyundaki lenf bezlerine sık sıçramasına karşın uzak organlara yayılımı nadir görülüyor. Hipertiroidisi olan hastaların da belli bir bölümünde tiroid kanseri görülebiliyor. Graves hastalarının yaklaşık olarak yüzde 5'inin izlemlerinde tiroid kanseri saptanıyor. Bu kanserlerin en az yüzde 75'ini de papiller tiroid kanseri oluşturuyor.

hastane.com
〰〰〰〰🐠

Tuğra

#7
Tiroid bezinin normalden çok çalışarak aşırı miktarda tiroid hormonu üretmesine hipertiroidi denilir. Çeşitli nedenlerle kanda tiroid hormonunun artmasına ise tirotoksikoz denilir. Her ikisininde belirti ve bulguları aynıdır. Her iki durumda da kanda T3 ve T4 tiroid hormonlarının düzeyi artar. Kanda TSH düzeyi ise düşer.

En sık görülen nedeni Graves hastalığı denilen durumdur. Sıcak nodüller özellikle yaşlı hastalarda hipertiroidinin diğer önemli bir sebebidir. Tiroid hormonlarının kontrolsuz alımı, bazı iltahabi tiroid hastalıkları, aşırı iyot alımı ve doğum sonrası tiroid hastalığı diğer hipertiroidi ve tirotoksikoz sebepleri arasında sayılabilir. Hipertiroidi oldukça rahatsızlık ve şikayet oluşturan, zarar verici toksik bir durumdur.

En sık görülen belirtileri neler?

En sık görülen bulgular, sinirlilik, çarpıntı ve kilo kaybıdır. Ellerde titreme, kaslarda güçsüzlük görülür. Vücut ısısı artar ve sıcağa karşı tahammülsüzlük gelişir. Saç dökülmesi görülebilir. Saçlar ince cansız ve yağlıdır. Cilt nemli ve incedir. Tırnaklar kolaylıkla kırılır ve zor büyür. Barsak hareketlerinde artma izlenir. Uzun süren hastalıklarda adet düzensizliği oluşur. Adet sayısında ve kanama miktarında azalma olur. Gözlerde şişme ve ileri doğru çıkma Graves hastalarında görülür. Çift görme gelişebilir.

Çarpıntı uyarıcı bir belirti mi?

Çarpıntı hipertiroidinin en önemli bulgusudur. Çarpıntı olmadan hipertiroidi olmaz diyebiliriz. Bu nedenle hastaların ilk şikayet ettiği belirtilerden biridir. Hastalar hareket ettiklerinde veya heyecanlandıklarında kalbinin fazla çarptığını hisseder.

Hatta bazen hiç efor sarfetmeden istirahat halindeyken bile çarpıntı görülebilir. Daha ileri durumlarda çarpıntının yanında diğer ağır kalp ritm bozuklukları da görülebilir. Çarpıntı şikayeti ile gelen hastalarda tiroid hormon düzeylerinin ölçülmesi ihmal edilmemelidir.

Hastalık iştah açıyor mu?

Evet. Hastalarda belirgin iştah açılması görülür. İştah gençlerde yaşlılara nazaran daha fazla artar. Ancak iştaha ve çok yemeye rağmen zayıflama görülür. Hipertiroidi bazal metabolizmayı, dolayısıyla oksijen ve nerji tüketimini artırır.

Vücut ısısı artar, sıcağa karşı tahammülsüzlük oluşur. Artan metabolizmaya bağlı olarak da iştah artar. Bazen gençlerde iştah o kadar çok artar ki hastalığın erken dönemlerinde hastalar kilo bile alabilirler. Ancak hastalığın ileri evrelerinde kilo kaybı ve güçsüzlük kaçınılmaz olur.

Gözlerde de bazı belirtiler ortaya çıkıyor değil mi?

Hipertiroidide göz kaslarındaki güçsüzlüğe bağlı olarak göz kapakları normalden açık hale gelir, gözler parlak nemli bir hal alır ve adeta büyümüş gibi gözükür. Hipertiroidinin tedavisi ile düzelir. Graves hastalığına bağlı olarak gelişen gözlerin ileri doğru fırlaması ise ağır bir durumdur. Hipertiroidi düzelse bile gözler tamamen düzelmeyebilir. Gözlerde öne doğru çıkma (ekzoftalmi) her iki gözde aynı şiddette olmyabilir. Böyle durumlarda çift görme olabileceği gibi ciddi kozmetik problemler de ortaya çıkar.

Göz bulguları ile sigara içme arasında bağlantı vardır. Sigara içenlerde gözlerin ileri doğru fırlaması ve ekzoftalmi kaçınılmaz hale gelir. Sigara ayrıca hastalığın tedavisini güçleştirir, haswtalığın nüks etmesine sebep olur. Hipertiroidi hastalarının sigarayı bırakmaları şiddetle teşvik edilmelidir. Aksi taktirde pişmanlık fayda etmez.

Çok terleyen ve çok su içenlerde hipertiroidi taraması yapılmalı mı?

Hastalık bazal metabolizmayı artırdığı için oksijen tüketimi ve enerji tüketimi artar. Hastalar durdukları yerde terlerler ve sıcaktan çok rahatsızlık duyarlar. Çok terlemeye bağlı olarak sıvı kaybı olur. Sıvı kaybını karşılamak için hipertiroidi hastaları çok su içerler. Çok terleme ve çok su içme hipertiroidinin belirtisi olabilir. Bu nedenle bu tür şikayeti olan hastalarda tiroid testlerini yapmayı ihmal etmemek gerekir.

Hastalık kısırlığa yol açabilir mi?

Hipertiroidi tüm sistemleri etkilediği gibi üreme organlarını ve hormonlarını da etkiler. Kadınlarda adet düzensizliğine yol açar. Adet sayısında ve kanama miktarında azalma görülür. Yumurtlamanın azalması ve beraberinde cinsel isteksizlik görülebilir.

Bu nedenlerle gebe kalma zorlaşabilir. Ancak tedavi ile bu bulguların hepsi normale döner. Erkeklerde bastalığın başlangıcında cinsel performansta artış olmakla beraber daha sonra cinsel isteksizlik görülür. Erkeklerde memelerde büyüme ve süt gelmesi görülebilir. Ancak tedavi ile birlikte hepsi düzelir.

Deride ne tür değişiklikler meydana geliyor?

Vücut ısısının artışına bağlı olarak cilt nemli ve incedir. . Bazen ayak sırtında kalınlaşma ve ödem görülebilir. El ve avuç içlerinde damar genişlemesine bağlı kızarıklık görülebilir. Tırnaklar ince ve cansızdır. Saçlar incelmiş, cansız ve güçsüzdür. Saç dökülmesi görülür ancak tedavi ile saçlar yeniden çıkar. Hastaları çok rahatsız eden yaygın kaşıntılar olabilir.

Hipertiroidi ve kemik erimesi arasında ilişki var mı?

Evet var. Hipertiroidi kemik metabolizmasını bozar. Kemik erimesi dediğimiz osteoporoz gelişimine neden olur. Kemiklerdeki kalsiyum azalır, kanda ve idrarda kalsiyum miktarında artış gözlenir. Vücuttan ciddi bir kalsiyum kaybı olur.

Bu durum menopozdaki hastalar için daha da önemlidir. Zaten menopoz nedeniyle kemik erimesi riski mevcutken hipertiroidi bu riski daha da artırır. Hipotiroidi sırasında tedavi için verilen T4 hormon düzeyi iyi ayarlanmaz ise hipertiroidi ve osteoporoz gelişebilir.

Peki, hipertiroidinin sebepleri neler?

Hipertiroidinin bilinen en önemli sebebi Graves hastalığıdır. Graves hastalığının sebebi tam olarak bilinmemektedir. Bağışıklık sistemindeki bir bozulma ile tiroid bezinin çok çalışmasına sebep olan proteinler vücutta üretilir. Hipertiroidinin diğer bir sebebi çok çalışan nodüllerdir. Sıcak veya hiperaktif dediğimiz bu nodüller tiroid bezinden bağımsız olarak sürekli ve çok miktarda tiroid hormonu üretirler ve kana verirler.

Tiroid bezinin iltahabi durumları, aşırı iyot alımı ve tiroid bezinin çeşitli sebeplerle tahrip olması hipertiroidinin nadir görülen diğer sebepleri arasında sayılabilir. Hipotiroidinin tedavisi sırasında verilen tiroid hormonlarının kontrolsuz ve aşırı alımı da hipertiroidinin sık görülen sebeplerindendir.

Hipertiroidiyi hangi yöntemlerle teşhis ediyorsunuz?

Hipertiroidi oldukça gürültülü seyreden bir hastalıktır. Bu nedenle tanı koyduracak belirtiler zaten vardır. Ancak yaşlı hastalarda bazen belirtiler sadece çarpıntı veya sinirlilik olarak ortaya çıkabilir. Bu durumda hekiminhipertiroididen şüphelenmesi zorlaşabilir.

Hastalığın kesin tanısı için kanda tiroid hormonlarının ve TSH�nın düzeyine bakılır. Çoğunlukla T3 veya T4�ün her ikisi veya sadece biri yüksek bulunur.

Bazen erken dönemlerde her ikisi de normal olabilir ama TSH düzeyleri mutlaka düşüktür. Graves hastalığında tiroid antikorları yükselir.Tiroid sintigrafisi ile nodüllerin fonksiyonu hakkında bilgi edinilir. Tiroid uptake testi ise tiroid bezinin tümünün fonksiyonu hakkında fikir verir.

Tedavisi zor mu?

Hipertiroidi hastaları çok rahatsız eden ve çok zarar veren bir klinik durumdur. Bu yüzden mutlaka tedavi edilmeli ve kısa sürede tedaviye başlanmalıdır. Tedavide çeşitli seçenekler mevcuttur. İlaç tedavisi ile hastalığın belirtileri kısa sürede ortadan kaldırılır. Ancak hastalığın ilaçla tedavisi oldukça uzun sürer. Hastalar 1-2 yıl ilaç tedavisi kullanmak zorunda kalırlar.

Buna rağmen hastaların büyük kısmında nüks görülür. Sigara içenlerde, tiroid bezi büyük olanlarda ve gençlerde nüks oranı daha yüksek tir. Ayrıca ilaçların çeşitli yan etkileri vardır. Radyoaktif iyot tedavisi (atom) diğer bir tedavi seçeneğidir. Radyoiyot tedavisi hastaya ağız yoluyla verilir.

Bilinen bir yan etkisi bulunmamaktadır. Bugün dünyada hipertiroidi hastalarının çoğunda ilk tedavi yöntemi olarak radyoiyot tedavisi uygulanmaktadır. Cerrahi tedavi ise çok az sayıdaki hastaya uygulanır, neredeyse hipertiroidinin tedavisinde bugün yeri kalmamıştır denilebilir.

Op.Dok.Mahmut Akyıldız
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Tiroid ultrasonu ses dalgaları gönderilerek tiroid bezinin yapısının veya resminin bilgisayar ekranında ortaya konduğu bir tetkiktir. Herhangi bir radyoaktif madde kullanılmaz. Bu nedenle gebelerde güvenle yapılabilir.

Tiroid ultrasonu tiroid bezinin büyüklüğünü, bezin şeklini ve nodül varsa onun büyüklüğünü anlamamıza yarar. Ultrason ile nodül içinde sıvı olup olmadığı, yani nodülün kistik bir yapısının olup olmadığı anlaşılır. Ayrıca ilaç tedavisiyle bezin veya nodülün ne kadar küçüldüğünü veya küçülmediğini daha iyi anlamamızda bize yol gösterir. Nodül kan akımının Doppler ultrason ile incelenmesi nodüllerin iyi huylu veya kötü huylu olup olmadığı konusunda ek bilgi verir.

Damardan teknesyum denilen radyoaktif bir madde verilerek tiroid bezinin filminin çekilmesidir. Damardan teknesyum ilacı verildikten sonra kamera altına yatarsınız ve bu kamera teknesyum maddesinin tiroid bezi tarafından ne kadar tutulduğunu saptayarak tiroid bezinin filmi ortaya çıkar. Radyoaktif madde verildiğinden sintigrafi gebelerde yapılmaz.

Sintigrafi ile nodülün sıcak mı, soğuk mu olduğu anlaşılır. Bu tetkik ile alınan radyasyon sadece birkaç röntgen filmi çektirmekle aynı ayarda olup endişeye gerek yoktur.

Guatr kimlerde görülür:
Ailesinde guatr, Hashimoto hastalığı, tiroid nodülü, tiroid kanseri ve Graves hastalığı gibi tiroid hastalıkları olan kişilerde tiroid hastalığı daha fazla görülür.

50 yaş üzeri kadınlarda
Kadınlarda 50 yaş üzerinde tiroid bezi yetmezliği sıklığı artar. Erkeklerde ise 60 yaşından sonra tiroid bezi hastalığı artmaktadır.
Önceden tiroid hastalığı veya tiroid ameliyatı geçirenlerde

Daha önce herhangi bir tiroid hastalığı geçirmiş olanlarda bu hastalığın nüks etme olasılığı bulunabilir. Daha önce tiroid bezi yetmezliği veya fazla çalışması hastalığı veya tiroidid denilen tiroid bezi iltihabı geçirdiyseniz bu hastalıkların bazıları sizde nüks edebilir veya hormonlarınızda zaman içinde değişiklikler olabilir.

Guatrı olanlarda
Tiroid bezinin büyümelerine guatr diyoruz. Guatrı olan kişilerde hormonlarda azalma veya artma olabilir. Boynunuzda bir şişlik varsa sizde guatr var demektir. Guatrı olan kişilerde tiroid hastalığı veya tiroid hormonlarında bozukluk olabilir.

Sigara içenlerde
Sigara içen kişilerde guatr ve diğer tiroid hastalıkları daha sık görülür.

Menopoz dönemindeki kadınlarda
Menopoz dönemindeki kadınlarda tiroid hastalığı riski artar.

Böbreküstü bezi yetmezliği, romatoit artrit, Lupus gibi hastalığı olanlarda
Böbreküstü bezinin az çalışması (Addison hastalığı) hastalığı ve diğer romatizmal hastalıklar Hashimoto hastalığı veya Graves hastalığı dediğimiz tiroid hastalıklarıyla birlikte sık görülebilir. Bu tür hastalığınız varsa tiroid hormon tetkiklerini yaptırmanız gerekir.

Şeker hastalarında
Şeker hastalarında tiroid hormonlarında bozukluk sık görülür. Şeker hastalığınız varsa yılda bir defa tiroid tetkikleri (TSH hormonu ölçümü) yaptırınız.
Tiroid Bezi İltihabı (Tiroidit) geçirenlerde

Daha önceden tiroid bezi iltihabı geçirenlerde (tiroidit) tiroid bezi hastalığı tekrar olabilir. Bu kişilerin bir kısmında tiroid bezi yetmezliği gelişebileceğinden kontrol etmek gerekir.

Doğum yapan kadınların bir kısmında tiroid yetmezliği olabilir
Doğum yaptıktan sonraki ilk yıl içinde kadınların % 5-7'sinde tiroid bezi yetmezliği görülebilir. Halsizlik, bitkinlik, yorgunluk ve unutkanlık gibi şikayetler varsa TSH ölçümü yaptırınız.

Allerjik hastalığı olanlarda
Ürtiker (kurdeşen) denen cilt hastalığı, kaşıntı ve allerjik riniti olanlarda tiroid hormonlarında bozukluk olabilir. Bu kişilerde tiroid tetkikleri yapılması faydalıdır.

Kansızlığı olanlarda
Kansızlık tiroid bezi yetmezliğinde sık görülür. Hipotiroidi dediğimiz tiroid bezi yetmezliğinde (özellikle Hashimoto hastalığında) demir ve B12 vitamini eksikliğine bağlı kansızlık sık görülür.

Kan yağları (Kolesterol veya trigliserit) yüksek olan kişilerde
Tiroid bezi yetmezliği ve şeker hastalığı kan yağlarında yükseklik yapan hastalıklardır. Kan yağları yüksek kişilerde kan şekeriyle birlikte tiroid hormonlarına bakmak gerekir.

Down ve Turner sendromu bulunan hastalarda
Down ve Turner sendromu çocuklarda doğumla birlikte ortaya çıkan genetik hastalıklardır. Bu hastalığı olanlarda tiroid hormon bozukluğu sık görüldüğünden tiroid hormon tetkikleri yapmak faydalıdır.

Kafa veya beyin yaralanması geçiren veya beyin ameliyatı geçiren kişilerde
Herhangi bir nedenle beyin travması veya hasarı geçiren kişilerde beyinde bulunan hipofiz bezinde hasar ve daha sonra tiroid yetmezliği gelişebilir. Hipofiz bezi ameliyatı geçirenler de tiroid tetkikleri yaptırmalıdırlar.

Bazı ilaçları kullananlarda
Kalp atım bozukluklarının tedavisi için amiodaron (Cordarone tablet) ilacını kullanan hastalarda, psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılan lityum (Lithuril tablet) ilacını alanlarda ve hepatit tedavisi için interferon alfa ve beta gibi ilaçları kullanan hastalarda tiroid hormonlarında bozukluk sıklıkla olur. Bu ilaçları kullananlarda belirli aralıklarla tiroid hormon tetkiklerini yaptırmak faydalıdır.

Baş ve boyuna yönelik ışın tedavisi (radyoterapi) alanlarda
Baş ve boyuna yönelik ışın tedavisi (radyoterapi) alankişilerde tiroid hormon bozukluğu sık görülür.

Çok düşük doğum ağırlıklı erken doğan (prematüre) bebeklerde
Doğum ağırlığı çok az olan ve erken doğan bebeklerde tiroid hormon bozukluğu olabilir. Bu tür bebeklerin annelerinde de tiroid hormon incelemesi gerekebilir.

Prof.Dr.Metin ÖZATA
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Koltuk altından tiroid ameliyatı

Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde uygulanmaya başlanan robotik cerrahiyle koltuk altından tiroid ameliyatıyla klasik tiroid ameliyatlarının aksine boyunda yara izi, uyuşma hissi ve yutkunamama rahatsızlığı görülmüyor.

Hastaneden yapılan yazılı açıklamaya göre, Koreli kadınların boyun güzelliklerine verdiği önem nedeniyle Dr. Chung'un bulduğu ve 2007'de uyguladığı ameliyat tekniği, tüm dünyada en çok bu ülkede uygulanıyor.

Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinde de tiroidinde kötü huylu hücreler bulunan 52 yaşındaki kadın hasta, robotik cerrahiyle koltuk altından ameliyat edildi. Ameliyatı gerçekleştiren Genel Cerrah Dr. Müjgan Çalışkan, geçen yıl itibariyle dünyada koltuk altından tiroid ameliyatı olan hasta sayısının 2 bin 530 olduğunu belirterek, Türkiye'de kamu hastanesinde bu ameliyatın ilk kez yapıldığını vurguladı. Bu yöntemin her yaştaki hastaya güvenle uygulanabildiğini ifade eden Çalışkan, şunları kaydetti:

"Bu ameliyat için hazırladığımız yaşları 27 ile 52 arasında değişen guatr hastaları var. İyi huylu 5 santimetreden küçük, kötü huylu 2 santimetreden küçük nodüllerde bu ameliyatı yapabiliyoruz. Robotik cerrahiyle koltuk altından tiroid ameliyatında, yara izi bırakmayan mükemmel bir kozmetik sonuç elde ediliyor. Boyun kısmında ameliyattan kaynaklanan uyuşma hissi ve yutkunamama rahatsızlığı olmuyor.

Oysa normal tiroid ameliyatı boynun ön kısmından yaklaşık 5 santimetre kesiyle yapılıyor. Hastalar saklaması zor olan bu yara iziyle yaşamak zorunda kalıyorlar."

Çalışkan, robotik cerrahiyle yapılan bu ameliyatın koltuk altına 5 santimetre kesi açılarak, robotun kollarının ulaşabilmesi için boyna doğru bir tünel açılarak gerçekleştirildiğini anlattı. Türkiye'de ve dünyada robot kullanan kadın sayısının çok az olduğuna işaret eden Çalışkan, bir kadın olarak robotla bu ameliyatı yapmasının kendisini mutlu ettiğini bildirdi.

AA
〰〰〰〰🐠

mazhar

Guatr, tiroid bezinin iltihabi veya tümoral olmayan büyümesidir. Büyüme ultrasondaki görünüme göre 2 yönlü olabilir.

1. Yaygın olarak bezin büyümesine Diffüz Guatr denir.

2. Nodül adı verilen farklılaşmış yapılar içeren bez büyümesine ise Nodüler Guatr denir. Nodül miktarı birden fazla ise buna Multinodüler Guatr denir.

Tiroid hastalığında testlerin sonucuna göre de 3 farklı durumla karşılaşılır:

1. Eutiroid: Ultrasonda tiroid bezinde patoloji saptanmasına rağmen tiroid hormonu kanda normaldir.
2. Hipertiroidi: Tiroid hormonunun kanda artması sonucu ortaya çıkan durumdur.
3. Hipotiroidi: Kandaki hormon miktarının azalması durumudur.

Yukarıda söz ettiğimiz 2 ayrı tiroid bezi sınıflaması da birbiri ile iç içe görülmektedir. Genel olarak guatr yapan etkenler ise; İyot eksikliği, tiroid hormonunun yapımında bozukluk yapan besinlerin çok yanması ( Lahana, fasulye türleri, karnabahar, brokoli, patates vb), kimyasal maddeler, ilaçlar, bazı mikrobik enfeksiyonlar (E. Coli enf), gebelik ve hormonal değişiklikler olarak sıralanabilir.

Guatr doğumdan ölüme kadar her yaşta görülen bir hastalıktır. Doğumsal olarak daha çok hipotiroidi tiplerini, 50- 60 yaşta kronik troidit hastalığını, 20-30 yaşlarında nodüler ne hipertiroidi tiplerini, 60-70 yaşlarında ise tiroid kanserlerini daha fazla görülmektedir.

Belirtiler:
Guatr hastalığında hormon düzeyleri değişmemiş ise bulgu hiç olmayabilir. Fakat bezin büyümesine bağlı olarak; boğazda şişlik, gerginlik ve sıkışma hissi, nefes darlığı, yutma güçlüğü, boyun damar genişlemesi ve boyunda ağrı ve hassasiyet olabilmektedir. Tiroid hormon miktarı değiştiği zaman esas belirtiler ortaya çıkar. Bunu 2 ayrı grupta inceleyebiliriz:

1- Hipotiroidi (Tiroid bezinin az çalışması); yorgunluk, halsizlik, uyuşukluk ve uyku hali, konsantrasyon bozukluğu, sersemlik hissi, depresyon, saç dökülmesi, ciltte kuruma ve soğukluk hissi, kabızlık, kilo alma, göz kapakları ve bacaklarda şişlik, terlemede azalma, balmumu gibi cilt, soğuğa tahammülsüzlük, üşüme, ses kalınlaşması, ses kısılması, konuşmada ağırlaşma, reflekslerde azalma, tansiyon, kolesterol yüksekliği ve nabız düşüklüğü, adet düzensizliği, hamile kalmada zorluk, çocuklarda boy kısalığı ve gelişme geriliği gibi belirtilerle kendini gösterir.

2. Hipertiroidi (Tiroid bezinin çok çalışması) ise; sinirlilik, aşırı heyecan, duygusallık, kilo kaybı, terleme ve vücut sıcaklığında artma, ellerde titreme, nabız sayısında ve tansiyonda artış, cilt terleme ve nemlilik hissi, saç dökülmesi, sıcağa tahammülsüzlük, bağırsak hareketlerinde artma, adet düzensizliği, gözde canlı bakış, bazen tek gözde büyüme, bazen çift görme şeklinde ortaya çıkar.

Dünya Sağlık Örgütü verileri, günlük bir toplu iğne başı kadar iyot almadığı için dünya nüfusunun %  54' ünün iyot eksikliğine bağlı tiroid hastalıkları ile karşı karşıya olduğunu ortaya koymaktadır.

İyot, insan vücudunda az miktarda bulunan normal büyüme ve gelişme için gerekli bir elementtir. İyot, vücutta beyin ve sinir sistemi gelişimi ile vücudun ısı ve enerjisinin oluşumunda gerekli olan tiroid hormonunun yapımında kullanılır. Dünya Sağlık Örgütü verileri, günlük bir toplu iğne başı kadar iyot almadığı için dünya nüfusunun % 54' ünün iyot eksikliğine bağlı tiroid hastalıkları ile karşı karşıya olduğunu ortaya koymaktadır. Dünyada bugün 40 milyon çocuk yeterli iyot alamadığı için zeka geriliği ile karşı karşıyadır.

Ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi' nde sıklıkla rastladığımız iyot eksikliğini önleme adına bir düzenleme yapılmış ve tuzlara iyot konulması zorunlu hale getirilmiştir. Ülkemizde guatr oranının % 30 civarında olduğu dikkate alınırsa; halkımızın bu konuda çok özenli olması gerekliliği bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Tiroid hastalığı için ilk planda T3, T4 ve TSH adı verilen 3 farklı hormonun kan analizi incelenmelidir. Buradan alınan sonuç paralelinde tiroidin ultrasonu yapılmalı ve tek nodul çıktı ise tiroid sintigrafisi çekilmelidir. Bu tetkikler bize tedavi ve takipte neler yapmamız gerektiğini gösterecektir. Hastada kronik tirodit yani kronik tiroid iltihabı düşünülürse ya da Graves adı verilen hipertroidi tipi düşünülüyor ise tiroid antikoru bakılmalıdır.

Tiroid hastalığında hem hipertroidi hem de hipotroidi durumunda psikolojik birçok sorun ile karşılaşmamız mümkündür. Çoğunlukla depresyon konsantrasyon zorluğu, sıkıntı hissi sık görülmektedir.

Tiroid hastalıkları özellikle hormon miktarında düşüklükle seyreden hipotiroidi durumunda sperm sayı ve kalitesi etkilenebilir. Spermler daha yavaş ve düzensiz hareket ettiği için çocuk yapabilme yetisi kaybolabilir.

Graves ve Hashimoto tiroiditi adı verilen Otoimmun (Vücudun kendi dokusunu yabancı kabul edip reaksiyon göstermesi) tiroid hastalıkları; Tip 1 Şeker hastalığı, Addison hastalığı, Vitiligo (Cilt pigment kaybı), Pernisyöz anemi (Kansızlık), Romotoid artrit, Sistemik Lupus Eritamatozus, Kronık aktif hepatit ve Safra yolları sirozu gibi hastalıklarla beraber bulunabilirler.

Gebelik tiroid hormonu üzerinde yükselme etkisi yapar. Ancak gebelik bitiminde ilk bir yıl içinde gebelik sonu tiroidi adı verilen bir problemle karşılaşılabilir. Bu hastalarda gebelikten sonra 1- 1. 5 ay sonra çarpıntı, halsizlik zayıflama, sinirlilik, terleme, titreme gibi şikayetleri başlar. Haftalar veya aylar sonra hasta hipotroidi fazına girebilir. Bu fazda da uyku hali, kilo alma, halsizlik, vücutta şişlik gibi bulgular oluşur. Tiroid problemi olan annelerin bebeklerinde sorun yaşanabilir. Bu nedenle her yeni doğan bebeğe topuktan TSH testi zorunlu yapılmaktadır. Özellikle tiroid ilaçları kullanması zorunlu annelerin bebekleri çok daha özenli bir takipte tutulmalıdırlar.



1. İlaç tedavisi: Bu hasta hipertiroidi hastası ise tiroid hormon miktarını düşürmek maksatlı ilaçlar kullanılır. Tiroid hormonu kanda azalmış ise bu durumda hormon ilacı başlanır.
2. Cerrahi tedavi: Hastalarda yapılan incelemede kanserleşme eğilimi olan kişilerde daha çok ameliyat önerilmektedir. Ayrıca rahatsız edecek kadar büyüme oluşan tiroid yapılarının da ameliyat ile alınması önerilmektedir.
3. Radyoaktif iyot tedavisi: Daha çok yaşlı, tiroid hormonu fazla  genel bir büyümesi olan hastalarda bu yöntem kullanılabilmektedir.

Tiroid hastalığında tedavi zamanında yapılmadığı takdirde hastanın hem yaşam kalitesi düşmekte hem de ileriki dönemde daha ciddi hastalıklarla karşılaşma ihtimali artmaktadır. Tiroid hastalarında, özellikle tek ve soğuk nodül bulunan vakalarda kanser oluşma riskinin daha fazla olduğu saptanmıştır. Bu nedenle bu hastalık gurubunda takip ve tedavinin çok dikkatli ve özenli yapılmasını önerilir.


Uz. Dr. Soner Dileklen  .Memorial Suadiye Tıp Merkezi İç Hastalıkları Bölümü