Gönderen Konu: İçinizdeki öküze oha deyin!  (Okunma sayısı 14946 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tesniye

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 391
  • Nişan aldık yıldızları..
İçinizdeki öküze oha deyin!
« : 12 Mart 2009, 09:10:49 »




Kişisel gelişime meydan okuyan ilginç bir kitap. Sipariş verdim, şu anda yolda. Yalnız kişisel gelişimciler ateş püskürüyor.
Kitabın sloganı da ilginç. Kişisel gelişime gerek yok, insan olun yeter. Okuyayım yorum yazarım..

Kitabın ismi, Kişisel gelişimle ün yapmış Doğan Cüceloğlunun İçimizdeki çocuk kitabına tepki olarak konulduğunu düşünüyorum.




Tanıtım yazısı şu şekilde:
Kişisel Gelişim Kitapları tersinden bir Kuran gibi! Kuran'ı tersten okuyan her insan bu kitaplardan yazabilir! Şeytan, Kişisel Gelişimi kullanarak damarlarımıza sızıyor. Bu kitaplar Şeytanın İlmihal Kitapları olmaya başladı. Çok satan, çok okunan ve tartışılan Yılgın Türkler'in Antimodernist yazarı BÜLENT AKYÜREK'ten bir kavga kitabı daha!

AKYÜREK, bu kitabında Kişisel Gelişim Kitaplarının şeytana, kapitalizme hizmet ettiğini ve Kişisel Gelişim Kitaplarının bir nevi Satanist, Kapitalist kuşatması olduğu-nu ayet ayet Kuran-ı Kerim ile karşılaştırarak ispatlıyor. Ayrıca yazarın bu eseri, Neo-tasavvuf olma özelliğiyle de bir ilk... İnsanın nefsini kışkırtan Kişisel Gelişim, hepimizi bir tüketim nesnesi haline getiriyor. Dinimizde Kazanmak ya da Kaybetmek değil Sevap veya Günah vardır! Öyleyse başarıya endeksli bu kitaplar niçin çok satıyor anlamış değilim, din elden gitti mi yoksa?
« Son Düzenleme: 12 Mart 2009, 10:28:02 Gönderen: Miftahulkuluub »
Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben
Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben
Perde ardında sen ben dedikodusu var amma.
Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben..
<< Lüzumsuz Konular Atlası >>

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: İçinizdeki öküze oha deyin.
« Yanıtla #1 : 12 Mart 2009, 09:28:09 »
a15)) Kitabın ismini okuyunca, gülme krizimin geçmesini bekledikten sonra, ancak yazabiliyorum:

Son yıllarda hangi kitaba elimi atsam, kişisel gelişimle ilgili... Çok sayıda olmasına rağmen, hemen hepsi aynı noktaları vurguluyor... En çok da "Hedefe ulaşana dek asla vazgeçme!" noktası...

Bu kitabı çok merak ettim doğrusu... Zaten ismi yeter gibi görünüyor...  m2))

Teşekkürler...
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı yâr

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 13
    • İsa YAR
Ynt: İçinizdeki öküze oha deyin!
« Yanıtla #2 : 12 Mart 2009, 13:44:03 »
Bir Yazar: Bülent Akyürek
İçinizdeki öküze oha deyin” diyen yazarı dinlemekliğime dair…

Sıradan bir gündü.

Vaktin ikindiye adım attığı bir demde iyi demlenmiş bir çay içmekti muradım. Mutadım üzere bir çay ocağına vardı adımlarım. Burası bir çay ocağı mı, kütüphane mi, orası muammaydı ama ‘kertenkele’ kovuğu gibi arastanın tenhasını mekân tutmuş olması ruhumun arzuladığı tecride bir lahza da olsa cevap veriyordu.

Bir de Muammer (Yavaş) hocanın biraz söz ama daha çok sükût eşliğinde sunduğu ‘şehzade çayının’ buharına karışan melodik melankoli… Bir daüssıla özlemi de cabası…

Memleket coğrafyasının farklı yerlerinden gelip sehpanın üzerinde dağınık istiflenmiş dergilere memleket gündemine biganeliğimi de göstermek için tam el atmak üzereydim ki fırsat buldukça açılan mekâna üçü tanıdık birkaç kişi önce selâm, akabinde kelâm ile giriverdi. Tanıştırıldık…

Birisi, kitaplarının adı kendi adının önünde yer alan ve akşam bu şehirde bir konferans verecek olan yazardı. Televizyonlara çıkmış, gazetelerde kendisinden bahsedilen, ‘yılgın Türkler’, ‘içinizdeki öküze oha deyin’ kitaplarının da yazarı Bülent Akyürek. Yazarı davet eden ‘serüven’ peşinde kitapçı dostumuz Yakup bizleri ona takdim etti.  

Bu takdimde bize düşen payda “site sahibi” olmak da vardı! Misafir yazar, ‘site sahibi’ tanımlamasından, kirada olduğumuzu bilmemesine rağmen, bizim konut sitesi sahibi olduğumuzu düşünmedi elbette.

Belki kendisinin dışında kimsenin farkında da değildi, mühim olan onun burada bulunmasıydı, yazar olan o idi; kaldı ki burada emsal bir kalem olsaydı onu neden çağırsınlar, değil mi efendim!

Nereden bilsin ki burada kimse kimsenin, hatta kendisinin bile farkında değildir! Latife bir yana, yazar arkadaşımızın burnu havalarda değildi, hatta mütevazıydi.  Bir çay içimi kaldıktan sonra, akşam kendisini dinleyeceğimi ifade ederek mekândan ayrıldım.            
…            
Akşam geceye yaslanırken kara yolunun kumsal tarafında sahil boyunca biraz yürüdüm. Deniz sakindi. Eski iskele kıyı ile irtibatı kesik vaziyette bir hâtıra gibi oradaydı ve belediyenin (uhdesinde olan şehrin bütün meselelerini çözmüş olmalı ki) eski köprünün üzerine yerleştirdiği elektrik lambaları yanıp sönüyordu…

Eskiden balıkçı ağlarından dökülen ve orada kuruyup kalan midye kabukları, mesela izmarit balıklarının yerini şimdi, sönmemiş sigara izmaritleri almıştı. Daha ileriye gitmeyip döndüm. Öyle ya konferansı dinleyecektim.

‘Belediye kültür sarayında’ salona girdiğimde konferans yeni başlamıştı. Arkada boş bir yere oturdum. Sahnenin ortasında, öne yakın yerleştirilmiş masanın ardında yazar oturduğu yerden konuşuyordu. Dinledim… Sanki yazar mevzusunu, ben sesini arıyordum. Konuşmasını takip ettikçe dinleyicilerde gördüğüm gâh şaşkınlık, gâh merak, biraz iştirak, biraz itiraz gel-gitleri kayda değerdi.

Yazarın farkındalığı yüksek, meselelere bakışı sertti!  Modernizmi eleştiriyor ve fakat tenkid ettiği popüler kültürün dilini filtrelemeden kullanıyordu. Kullanıyordu diyorum çünkü hakikaten doğru tespitleri vardı ama bunu açarken, kendisine aidiyet olarak tespit ettiği yerin yani medeniyetin dilini temsilde zâfiyeti vardı. Belki haklı öfkesindendi.

Belki de kendi ifadesiyle “beş yıl öncesine kadar otuzbeş yılını ateist geçirmesi”nin tortularıydı.  Ben daha çok ne söylediği ile ilgiliydim; salon, aynı zamanda nasıl söylediğiyle...

Günümüzde pek çok yazarda müşahede edilen kavram karmaşası ve esasen dilin zaafa uğramasının da etkisiyle ortaya çıkan zihin karışıklığı burada da kendini gösteriyordu.

Kelimeler, kavramlar lügatte, hayatın içinde, kullanıldığı cümlede, ıstılahta, misalde, tedaide farklı zenginliğe sahip olduğu gibi, yanlış/yersiz kullanıldığında ise en azından anlam kaymasına uğruyordu.

Özellikle dinî kavramlar böyleydi. Bir de söylediğinizin (ki yazar önemli şeyler söylüyordu), muhatabınızca idrak edilmesi ve bu idrakten ortak bir kanaat hâsıl olması ya da en azından kastınızın doğru anlaşılması iktiza ederdi. Elbette burada sadece yazarın değil, dinleyenin de arif olması gerekiyor.

On dakika geçti ya da geçmedi, yazar: “geometri ve gramer dışında her şeyi sorabilirsiniz. Günümüz dünya meseleleri ile ilgili hepsine cevap vereceğim!” dedi. İddialı bir sözdü; iddialı ve cüretkâr. Arkalarda bir genç ayağa kalkarak söz aldı: “kitaplarınızı okudum; fikirlerinize katılıyorum ama kitaplarınızda ciddi bir dil problemi var.

Bu konuda ne dersiniz?”…  yazarın cevabı gösterdi ki dil problemi olduğunu düşünmüyordu. Genç tekrar söz alarak, yazarın bir kitabından sayfa numarası vererek sorusuna açıklık getirdi. Doğrusu, yazarın kitaplarını hâlâ okumamış olduğumdan ‘dil’ probleminden kastı anlayamamıştım.

Yazar, “şimdi ben ne diyeyim” diyerek kitabın ilgili sayfasını açtı ve oradan okudu! İfadeler galizdi…  Genç dinleyicinin sayfa numarası ile yetinip, yazarda gördüğü dil problemini örneklememesinin sebebinin edeb anlayışından kaynaklandığını anladım. Başka bir soruya cevap verirken kendince tasavvufa temas etti.

Bir beyefendi kalktı, kibar ve fakat sitemkâr bir üslûpla yazarı eleştirdi. Beyefendiye göre tasavvuf ya da dinin esası edeb idi. Yazarımız bu soru ve eleştiriler karşısında “ben yanlış yere mi geldim” dedi.  Yanımdaki arkadaş ise “biz yanlış kişiyi mi dinliyoruz” diye mırıldandı…

Bülent Akyürek, Batının iç yüzünü, kapitalizmin sömürü anlayışını, Batıda bir değer olmadığını ve benzeri doğrularını kendi üslubunca ifade etti. İnsanlık için umudu doğunun taşıdığını îmâ etti.

Doğunun yani batı uygarlığının karşısındaki medeniyetin ise şu yılgın haliyle değil, mensuplarının aklını başına devşirmesiyle ve neticede bir tavır almasıyla bunu mümkün kılabileceğine işaret etti. Bunu ben böyle ifade ediyorum yani onun ifadelerinden bunu anlamam iktiza eder. Salon aynı şeyleri mi anladı, bilmiyorum…

Kişisel gelişim kitaplarını eleştirdi ki bu konuda hemfikirim… Neticede yeni bir şey öğrenmedim, belki aynı bilgiyi herkesin aynı kullanmadığını fark ettim. Bu işlerin bir ‘piyasası ve dolayısı ile bir siyasası’ olduğunu anladım. Bildiğinizin, hatta bilmediğinizin dahi bezirgânca takdim edildiğinde sizi nerelere taşıyabileceğini öğrendim.

Elimdeki kaleme, müktesebata, okumalarıma, idrake rağmen içinde yaşadığım cemiyetin en cahili, en safı olduğumu öğrendim! Ve bu cehaletimde, dostlarımı da hatırlayınca yalnız olmadığımı gördüm. Niçin hâlâ kiralık evde oturduğumun, borç ödediğimin, niye yazdığımın ve hâlâ kitap yayınlamadığımın sebebini idrak ettim.

Yardım etmenin faziletini anlatanlarla yardım edenlerin her zaman aynı kişiler olmadığını anladım. Ne zaman hatırlandığımı ve ne zaman unutulduğumu düşündüm.

Şâirliğin şiir yazmak olmadığını, bir hâl olduğunu yeniden fark ettim. Bu zamana ait olmadığımı, aslında bir hayal dünyasında yaşadığımı öğrendim. Keşke öğrenmeseydim. Yazarın konferansını bir süre daha dinledim ve konferans bitmeden salondan ayrıldım…

Hava serin sokaklar tenhaydı. Bir süre düşünerek yürüdüm. Ne sokak lambalarında aydınlık ne de gecede karanlık vardı. Bunlar kavramdı; insanın düşüncelerinde anlamını bulan bir ferahlık ya da zulmet. Gazze hâlâ bombalanıyordu. Sarıkamış hâlâ üşüyor, Sakarya kıvrım kıvrım akıyordu.

Bir yerlerde ümit kıyama duruyorken, kaç tenhada nice garip yalnızlığa sarınıp çöküyordu kendi içine. Hayat içinde hayatlar vardı. Kimi hayata pusu kuran… Konferans…

Nihat Genç mesela! Çağın yaralı yüreklerinden bir kalem. Öfkeli ve fakat rikkatli; çay ocağından taşan bir öfke... “durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak” diyen sesin izdüşümünde çatlayan bir ses. Kırılan aynada bir yansıma. Bir hikâyenin içinden gelen, hissî çıkışlarla küfre düşmeden küfreden adam! Ve Bülent Akyürek…

Dikkat çeken çıkışlar, kıyıya vuran dalga; derinlik yok. “savaş olan yerde şarkı söylenmez” diyen Cemil Meriç de farklı bir sesti ama idrakin, fikrin, ilmin sesiydi ve bu ses a’rafta yüksek bir kürsüden geliyordu. Bugünün sesleri sokağa, tüketim çılgını kalabalıklara seslendiği için mi üslûpsuz?  

Bu kadar mı dibe vurdu bu cemiyet? Kulaklar da bu sesleri işitiyor, bu da bir gerçek; zamanı hızlandıran modernitenin kuşatmasındaki kalabalıklar, sükûnete ve dolayısı ile idrake ulaşamıyor madem, o zaman bu sesler bir ihtiyaçtır.  Bu kitaplar satacaktır, okunacaktır, tüketilecektir, tüketilmelidir…

Vakit geç olmamasına rağmen Küllük çay ocağı kapanmıştı. Derinden boğuk bir ses geliyordu; yaklaşan ses köşe başında bir araba oldu, yanımdan uğultuyla geçti: “düm tek tek”…  Oha diyemedim, dışımdaydı. Bu durum bile artık sıradan bir hâdiseydi...
“En iyisi evde olmak” dedim, yürüdüm…


İsa YAR

Kaynak:www.isayar.com
« Son Düzenleme: 03 Ekim 2012, 21:26:19 Gönderen: Tuğra »
hüzün bizim, hasret bizim, payımıza gam düşer...

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: İçinizdeki öküze oha deyin!
« Yanıtla #3 : 14 Mart 2009, 14:51:10 »
Teşekkürler Yâr...
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7477
Ynt: İçinizdeki öküze oha deyin!
« Yanıtla #4 : 18 Mart 2009, 02:18:33 »
Kişisel gelişim kitapları  çok fazla abartılmadığı müddetçe insanın kendini keşfetmesi açısından faydalı bence.

"İçimizde Çocuk" 7 yıl önce okumuştum ve o zamanlar bana çok şeyler kattığını hatırlıyorum. :)

Çevrimdışı yaren

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 23
Ynt: İçinizdeki öküze oha deyin!
« Yanıtla #5 : 18 Mart 2009, 09:39:22 »
Kitabı çok merak ettim

Çevrimdışı hmd

  • okur
  • *
  • İleti: 90
Ynt: İçinizdeki öküze oha deyin!
« Yanıtla #6 : 18 Mart 2009, 10:20:00 »
Hizmet muvaffak olsun da bizim yerimiz caminin papuçluğu olsun

Çevrimdışı Devri Âlem

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 429
Ynt: İçinizdeki öküze oha deyin!
« Yanıtla #7 : 20 Mart 2009, 02:14:49 »
Hoşgeldin Tesniye  t3))

...

Teşekkürler sayın Yâr.

Yazar ve kitabı hakkında birçok yazı ve "uyarılar" mevcut.

haber7 de şöyle bir yazı dikkatimi çekti:

İşte "kişisel gelişim kitapları yayıncılarının, yanında sinir hapı verilmeden satılması sağlığa zararlı' diye suç duyurusunda bulunup, tedavülden kaldırması gereken kitap!

..
Kitaptan birkaç pasajdan sonra sona düşülen not anlamlı:

Bu kadar tadımlık yeter... Eğer bütün bu okuduklarınızdan sonra 'ne var bunlarda yahu, adam ne güzel yazmış' diyerek okumakta ve paranızı kaptırmakta ısrarlıysanız teknik bilgiler ve internet üzerinden sipariş şartlarını görmek için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz...
 
Ama biz yine de uyaralım... İçinizdeki tık hissine 'dur' diyebilirsiniz :) Bize müsade çünkü daha bu arada 'abi siz beni övdünüz mü, dövdünüz mü?' diye telefona sarılacak olan yazara nasıl bir cevap vereceğimiz üzerinde çalışmamız gerekiyor....

(Haber 7 Kitap Dünyası)

..

Kitabı Tesniye okuduktan sonra daha geniş açılımlı yorumu okuma fırsatı bulacağız sanırım.

Kişisel gelişim İslami çevrede birçok kez eleştirilen, bununla birlikte bir o kadar rağbet gören bir konu.

Kişisel gelişim mi? İyi ahlak mı?

Kişisel gelişim, nefsin egosunu tatmin adına değil de, insani ilişkilerin düzeni adına kullanılırsa, çok güzel bir araç. Bunun ayarı, dozu, dengesi önemli. Ahlakı, güzeli yitiren batı toplumunun iyiyi, doğruyu araması, bu yönde güzellikleri yakalayabilmesi adına bir araç gibi görülebilir. İnsanlarla yaşam sanatı, olumlu düşünmenin gücü, milyonlar satan bir o kadar kitapla değiştim diyen insanlar... Ancak önemli olan "gayeye varana kadar, köprüyü geçene kadar" değil de, tamamen içselleştirerek, benimseyerek yaşanılası kuralları hayatında yaşayabilmek.

Herşeyde olduğu gibi bu alanda da aşırılık zararlı. O da nefsin egosunu aşırı şişirme ve kendine güveni telkinle tevekkülü unutturma. İslami kesim kişisel gelişim uzmanları bu yönde müslüman okurları farklı şekilde yönlendiriyor gibi görünse de bu kaygan zemine dikkat edildikten sonra, bu yönde yazılan iyi kitaplardan istifade edilebilir diye düşünüyorum.
اَلْعِلْمُ يَرْفَع بُيوتًا لاَعِمَادًا لَهَا وَالْجِهلُ يَهْدِم بِيُوتَ اْلعِزَّ وَلْكَرَمِ

Çevrimdışı ankebut-57

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 908
Ynt: İçinizdeki öküze oha deyin!
« Yanıtla #8 : 20 Mart 2009, 08:58:08 »


Birkaç hafta önce aldığım bu kitap; yazarın üslûbunun farklılığıyla dikkat çeken ve haklılık payını gözardı edemeyeceğimiz birçok ilginç tespitlerle dolu. Her ne kadar argo ifâdeler ve onun yanında bazı konularda cahillikten geldiğini söyleyebileceğimiz birkaç hata varsa da, onun dışında oldukça hoş bir kitap. Bu kitaptan sonra yazarın diğer kitaplarını da merakla alıp bir çırpıda okudum. Konusu bir tarafa, üslûbu bağımlılık yaptı sanırım...

Eğer birine kişisel gelişim kitabı hediye edecek olsam, yanında bunu da hediye ederdim diye düşünüyorum. Ama bunu okuduktan sonra kişisel gelişim kitaplarına dâir en ufak merakım kalmadı. Sanırım yazar amacına ulaştı ve ben kişisel gerileyiş modundayım.

Âlimleri irfan sahib eden, üç harf ile beş noktadır.(عشقْ)
Mü'minleri duhûlü cennet eyleyen, beş harf ile üç noktadır. (ايمان)

www.ayasofya.org

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2354
Ynt: İçinizdeki öküze oha deyin!
« Yanıtla #9 : 20 Mart 2009, 10:16:47 »
KİŞİSEL GELİŞİMİ,daha bu kitabın ismini duyunca.kafamda buharlar çıktı.ne hikmetse yeni nesil yazarları.bir alem  açıkçası ne alırım ne okurum.ne demek ya içimdeki öküz.içinde olan dışına vurmazmı.bu ne kabalık .kusura bakmayın.ifade ters geldi bana

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2354
Ynt: İçinizdeki öküze oha deyin!
« Yanıtla #10 : 20 Mart 2009, 10:26:36 »
artı yıllardır kitap aldım okudum baktım.bu tip başlıkta hele eski yazarlarımızda hiç karşılaşmadım.bu nasıl başlık.kabullenemiyorum.TAKVA ehlinden böyle başlık olmaz.kitabın içeriği ne olursa olsun

Çevrimdışı Devri Âlem

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 429
Ynt: İçinizdeki öküze oha deyin!
« Yanıtla #11 : 20 Mart 2009, 18:11:39 »


Birkaç hafta önce aldığım bu kitap; yazarın üslûbunun farklılığıyla dikkat çeken ve haklılık payını gözardı edemeyeceğimiz birçok ilginç tespitlerle dolu. Her ne kadar argo ifâdeler ve onun yanında bazı konularda cahillikten geldiğini söyleyebileceğimiz birkaç hata varsa da, onun dışında oldukça hoş bir kitap. Bu kitaptan sonra yazarın diğer kitaplarını da merakla alıp bir çırpıda okudum. Konusu bir tarafa, üslûbu bağımlılık yaptı sanırım...

Eğer birine kişisel gelişim kitabı hediye edecek olsam, yanında bunu da hediye ederdim diye düşünüyorum. Ama bunu okuduktan sonra kişisel gelişim kitaplarına dâir en ufak merakım kalmadı. Sanırım yazar amacına ulaştı ve ben kişisel gerileyiş modundayım.




Yalnız kişi bazen haklı savunduğu davada yalnış usul, metod ve yollarla haksız duruma da düşebilir. Kitabtan okuduğum alıntıları burada paylaşmaktan haya ettik doğrusu. Ayet-i Kerimelerden iktibaslarda bulunulan bir kitabta insan uslub ve kelimelerini iki kere tartarak kullanmalı. Argo diye tabir ettiğimiz kelimelerle böylesi hassas mevzular nasıl savunulabilir ki?
Zaten kitab ve yazarın gördüğü tepkilerin birçoğu kullandığı usluba yönelik. Oysaki müslüman güzel konuşan, haklı davasını güzel dili ve uslubu ile savunan örnek insandır.

Evet, nefisin şişirilmesi değil, tezkiyesidir önemli olan. Ancak bunun kadar önemli olan diğer bir konu varsa, o da kullanılan dilin tartılarak kullanılması. Gelişi güzel konuşamama lüksü!.

Güzel ahlakını tamamlamış, ya da bu yönde çaba sarfeden insanların bu kitablara ihtiyacı yoktur şüphesiz. Ancak genele indirgendiğini bunu başarabilen kaç insan var ?

Hele batı ve batının etkisinde onlarca toplum varken... Bu noktada yapılan, sağlam, ayağı yere basan çalışmalar en azındna düzgün ve kaliteli üslubları ile takdire şayandır. Hataları yok mudur ? Vardır. Ancak bu da artık kişinin alt donanımının sağlam bir süzgeçe sahib olması ile aşılabilir.
« Son Düzenleme: 20 Mart 2009, 19:22:47 Gönderen: Devri Âlem »
اَلْعِلْمُ يَرْفَع بُيوتًا لاَعِمَادًا لَهَا وَالْجِهلُ يَهْدِم بِيُوتَ اْلعِزَّ وَلْكَرَمِ

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2354
Ynt: İçinizdeki öküze oha deyin!
« Yanıtla #12 : 25 Mart 2009, 08:31:31 »
yani kitabın başlığından bile huylanmam haklılığımı gösterdi devri alem kardeşim...Uslup Çok Önemli. Başlığı Görüncede uslubu Tahmin etmek zor değil.Arif olana
« Son Düzenleme: 25 Mart 2009, 08:49:32 Gönderen: fatihan »

Çevrimdışı ankebut-57

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 908
Ynt: İçinizdeki öküze oha deyin!
« Yanıtla #13 : 25 Mart 2009, 16:41:09 »



"Anasına bak kızı al" deyiminine alternatif olarak üretildiğini söyleyebileceğimiz "Kapağına bak kitabı al" deyimi; okuma sahası alanında hayli yol alması gereken, her telden ve düşünceden nasipdâr olma konusunda kısır kalmış olan aziz milletimizin, idrak yolu enfeksiyonu hastalığını teşhis etmede her ne kadar numûne olarak gösterilse de, hastalığın tedâvisi için çözüm üretmekten hayli uzak...

SSK hastanelerindeki "Dürterek teşhis ve uzaktan tedâvi" yönteminin buradaki yansıması "kitabın başlığından bile huylanmam haklılığımı gösterdi" şeklinde olabilir mi?

Uzun yıllarını Ateist olarak geçirdiğini söyleyen yazarın tasavvuf veya din konusunda iddiâsı olmadığı gibi zaten kendi sahâsı da değildir. Böyle bir yazardan tasavvufî nâdide bir eser beklersek, âmiyâne tâbirle: Çok bekleriz.

Kitabı okudunuz mu bilemiyorum ama, bunun "ahlak kitabı olması" gibi bir iddiâ mevzu bahis olmadığı için, "tavsiye referansınızı" güzel ahlaklı veya kötü ahlaklı kişiler için kullanmanız zâittir diye düşünüyorum. Zirâ kitabın güzel ahlak aşılamak adına değil, Kişisel Gelişisim adı altındaki bazı para tüccarlarını eleştirmek adına yazıldığını, kitabı okuduğunuzda anlayabilirsiniz.

Bülent AKYÜREK sütten çıkmış ak kaşık değilmiş. Kendisi de öyle demiş, ben de o kanaatteyim. Kitabında hataların olduğunu inkâr edebilecek adamın zaten aklından şüphe edilir. O halde kitabı "İslâmî bir kitap" gibi düşünmekten vazgeçip, dediğimiz hedef yönünde ağırlıklı olduğunu hatırdan çıkarmamak gerekir.

Bu kitabı herkes okusun mu?

Kitap okumaya fazlaca vakit ayırmamış, belli bir birikim seviyesine ulaşmamış herkese, her kitap tavsiye edilmez, okutulmaz! Belli seviyeye ulaştıktan sonra ise, kültürel alanda kendisine bir sınırlama getirmeden, her görüş ve düşünce hakkında bilgisi olması için, engin ufuklara doğru yelken açmalıdır. Daha teknelikten kurtulamamış birinin, engin okyanuslara yelken açması ise felaketten öte değildir. Sizlerin karşı çıkışta bulunması gereken nokta bence burası olmalıydı.

İronik dil üslûbunu memleketimizde hakkıyla kullanan kaç yazarla, kaç köşe yazarımız olduğunu söyleyebiliriz? Sabah Gazetesi yazarlarından Engin ARDIÇ'da bu nâdidelikler arasındadır ve üslûbunu çoğu zaman, pek hayra alâmet sayamayacağımız ifâdelerle yoğurur ve tam teşekküllü bir servis yapar okuyucularına. Şimdi ben onun üslûbundaki argo ifâdeleri baz alıp, bir daha okumamak üzere protesto edersem, o şahâne tetkik ve teşhislerden yine ben mahrum olurum. Öyle değil mi?

Detaya değil bütüne odaklanmakla faydalı olabilecek bir kitaptır vesselam...

Veya en basitinden; biz ârif olmadığımız için anlayamadık. :)

Âlimleri irfan sahib eden, üç harf ile beş noktadır.(عشقْ)
Mü'minleri duhûlü cennet eyleyen, beş harf ile üç noktadır. (ايمان)

www.ayasofya.org

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2354
Ynt: İçinizdeki öküze oha deyin!
« Yanıtla #14 : 25 Mart 2009, 16:55:50 »
sondan başlayayım sizi arif olmaktan men haddime değil.şunu dedim son dönem yazarlarını fazla okumuyorum.yada okuyamıyorum.özür dilerim marksist demişsiniz yazara,bunu bilmiyordum.lakin artık o tiplerin kitapları maksist olarak zaten okunmuyor.kaç kişi alır.döndüm demeli,değiştim demeli,uslandım demeli. ve bunların döne,döne içerimize soktukları bu uslubu şahsen benimsemiyorum.benimseyemiyorum.acizane fikrim.     artık bu kitabı bulup okumam vacip oldu.inşaAllah yanılmışımdır dediklerimden.