Gönderen Konu: İkindi namazının sünneti ve yatsı namazının ilk sünneti terk edilir mi?*  (Okunma sayısı 65481 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9214
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."

İnsanların usulü fıkıh, usulü hadis bilmeden ahkam kesmeleri ne kadar vehim bir olay.

Sadakatte devamlı surette, "Git şu sürüden istediğin koyunu seç" denilen adamın sürünün köpeğini seçip getirmesi durumuna düşüyorsunuz.

mazhar

  • Ziyaretçi
Alıntı
Olaylara hakim değilsiniz. Israr etmeyiniz. Sizinle bu ilimsizliğinizden ötürü tartışacak değilim.
[/color]

Lütfen tartışın..!
 o zaman olaylara hakim olabiliriz..!

Çevrimdışı yurt2

  • magnealkVE
  • aktif okur
  • **
  • İleti: 119
İmamı Rabbani hazretlerinin mektubu açık. O fıkıh bilmiyor mu idi ki mektublarında böyle bir beyan var. Kaldıki kendisi müctehid'den öte müceddiddir ve bir konuda onun beyanı varsa nakşiler için O bir noktadır. Yani onun beyanına uyulur. Virgül atıp devam edilmez.

Çevrimdışı son yolcu

  • okur
  • *
  • İleti: 84
  • TİTREDİM EFENDİM (SAV) , SENİ ANDIM DÜN GECE...
İmamı Rabbani hazretlerinin mektubu açık. O fıkıh bilmiyor mu idi ki mektublarında böyle bir beyan var. Kaldıki kendisi müctehid'den öte müceddiddir ve bir konuda onun beyanı varsa nakşiler için O bir noktadır. Yani onun beyanına uyulur. Virgül atıp devam edilmez.

 g4))
VE AŞKKKKKKKK İNSANIN ALNINA DOKUNDU... SÜBHANE RABBİYEL ALA ...

Çevrimdışı son yolcu

  • okur
  • *
  • İleti: 84
  • TİTREDİM EFENDİM (SAV) , SENİ ANDIM DÜN GECE...
Kardeşim ben sana cvp verince tuğra kardeşimden azar işitiyorum. O yüzden kusura bakma sana cvp veremiyicem  y13))
VE AŞKKKKKKKK İNSANIN ALNINA DOKUNDU... SÜBHANE RABBİYEL ALA ...

Çevrimdışı osmanlı

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 379
  • Okula hayır, Açık lise kolejlerine evet.
Ehli sünnet lakaplı arkadaşa sen cevap verme ben soru soracağım. O engin ilmiyle bize izah etsin bizahmet. (Lütfen ilimsizlikle suçladığı mücteba ve müteallim izah etmesinler)

Aşağıda birkaç adet Hadisi Şerif meali yazacağım bunları izah etsin.

Kitaplar: Buhari (Mevakitus salat 33, Hacc 75) -Müslim(Salatul Müsafirin 296-298) -Nesai (Mevakit 36-1-280-281) -Ebu Davut (Salat 299)

Ravi: Hz. Aişe Annemiz.
Hadis Şerif: Rasulullah (AS.) benim evime ikindi namazının farzından sonra iki rekat nafile kılarak gelirdi. (veya)
İkindi namazından sonra kıldığı iki rekati yanımda hiç terk etmedi. (şeklinde bazı kaynaklarda) dikkat edilirse 3 kaynak var.
 

Not: Bildiğimiz üzere ikindi sonrası nafile yasaktır.


Kitap : Tırmizi Salat 318
Ravi : Hz. Ali Efendimiz

H.Ş: Rasulullah (AS.) ikindi namazından önce 4 rekat nafile kılardı.Bunların arasını (yani 2. rekatte) mukarreb meleklerle müslüman ve mü'minlerden onlara tabi olanlara selam diye ayırırdı.

Kitap: Ebu Davud, Salat 297-1272
Ravi: Hz. Ali Efendimiz

H.Ş: Rasulullah (AS.) ikininin farzından önce iki(2) rekat kılardı.

Kitap: Ebu Davud, Salat 297-1271 -Tırmizi, Salat 318-430
Ravi : Hz. İbnü Ömer Efn.

H.Ş: Rasulullah (SAV) dediler ki "İkndiden önce dört(4) rek'at nafile kılan kimseye Allah rahmeti bol kılsın."


« Son Düzenleme: 17 Mart 2013, 22:38:44 Gönderen: Mücteba »
Devrimci akıla sahip olanlar, luciferin yeni dünya düzenini yemezler...

Çevrimdışı ücharfbeşnokta

  • Tarih öğrenmek farzdır...
  • aktif okur
  • **
  • İleti: 180
  • Kabı ayrı olanın Tadıda ayrı olur
    • zat-ı muhterem
İnsanların usulü fıkıh, usulü hadis bilmeden ahkam kesmeleri ne kadar vehim bir olay.

Doğru söze ne hacet

Bu sitede benim bildiğim bazı üyeler usulü fıkhın kitabını okuduğu gibi o kitabı ile şerh edecek kadar ilme sahiptirler.

Ve zannımca da Fatih Sultan Mehmet'in Hocası Molla Husrev hazretlerinin kitabını okuyan kişiler mevcut ve o kitaptan da

alıntılar var. Fetvalar kitabından alıntı var

Hal böyle iken sizin sözünüz tam yerinde bir söz. Ahkam kesmek gerçekten vahim bir olay.

Biz kimiz ki kendi kafamızdan bir şeyler söyleriz

söyleyebilir miyiz.

Müçtehitlerimiz bizler için içtihat etmişler.

Haaaa şu da var bu devirde içtihat yolu açıkmı, açık ama öle gelişi güzel Pejmürde bir halde televizyon karşısına geçip bana

göre şöyle şöyle dersen şeytani, nefsani bir fetvadır. Onu herkes söyleyebilir köylüler, şehirliler, hiç ilim tahsili olmayan

cahiller, cühalalar, vesaire. Ama bir din adama bir alim ehli sünnet velcemaatim diyen bir kimse bu kitapların dışına çıkıp

böyle bir şey söyleyebilirmi sizin takdirlerinize bırakıyorum...[/b][/i]
« Son Düzenleme: 16 Mart 2013, 23:10:38 Gönderen: Tuğra »
İhmal ihanete eşittir...

Tarih yazılırken okunmaz, yazıldıktan sonra okunur...

Çevrimdışı osmanlı

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 379
  • Okula hayır, Açık lise kolejlerine evet.
Yanlış anlaşılma olmuş arada sansür yemiş yazılar var. Siz onlara cevap vermişsiniz. Özür dilerim. ş2))
« Son Düzenleme: 16 Mart 2013, 22:06:52 Gönderen: osmanlı »
Devrimci akıla sahip olanlar, luciferin yeni dünya düzenini yemezler...

mazhar

  • Ziyaretçi
İkindi Namazının Sünneti Terk Edilebilir mi?
« Yanıtla #23 : 16 Mart 2013, 22:21:29 »
İnsanların usulü fıkıh, usulü hadis bilmeden ahkam kesmeleri ne kadar vehim bir olay.
[/color]

Diyerek bir şekilde sizde iftira atmış olmuyor'musunuz..?

Siz  konuya (olaylara değil !) Fıkıh açısından delil ardığınızı hissediyorum...
Sünneti terk etmek sünnetmidir, değilmidir.. bunun cevabını istiyorsunuz... yanlışsam düzeltin...


816 - Soru: İkindi ve yatsı namazlarının ilk sünnetlerini Peygamber Efendimiz'in (sav) çok defa terk ettiklerini hocalardan dinliyoruz. Herhangi bir insanın, Hz. Peygamber'e (sav) muvafakat olsun diye bu sünnetleri terk etmesi icap eder mi? Veya hiç terk etmemeye itina göstermiş olsa, Hz. Peygamber'e (sav) muhalefet etmiş olur mu?

Cevap:
  Peygamber Efendimiz'in (sav) yaptığını işlemek, sünnet olduğu gibi, bir işi onun işlediği şekilde yapmak da ayrıca sünnet olmaktadır. Bu itibarla, bahsi geçen sünnetleri ara sıra terk ederek Ef'al-i Resul'e (sav) uygun bir yol tutulmuş (Resul'ün fiillerine uygun bir yol tutulmuş) olur.

Mehmet Emre / Fetvalar / Namazı Terketmek


Ben bu fatvaya göre hareketi uygun buluyorum... Sizin de bildikleriniz varsa bizimle paylaşırmısınız...

******************


Peygamberimiz (asm)ikindi namazının farzını değil ancak sünnetlerini bazen terketmiştir. Farzını terketmek haramdır.
 

Peygamber Efendimizin (asm) hayatı bizim için örnektir. Sahabeler Onu takip ederler ve yaptığı her şeyi de yapmaya çalışırlardı. Ancak Peygamber Efendimiz (asm) bazı durumlarda, farz olarak anlaşılmasın diye yaptığı şeyleri terk ederdi.
 

Nitekim O, teravih namazını kendisiyle beraber kılmak için sabaha kadar mescitte bekleyenlere şöyle buyurur:
 
“Bunun farz olarak anlaşılma endişesiyle teravih namazını kıldırmadım.” (Buhari, Salatü't-teravih  2; Müslim  Salatü'l-müsafirin 178)
 
 İşte onun her davranışı örnek alındığı için, farz olmayan bazı ibadetleri zaman zaman terk ederdi. Böylece sahabey-i kiram onun farz olmadığını ve yapılırsa çok sevabı olacağını ancak yapılmazsa haram olmayacağını anlamış olurlardı.
 
 Şimdi bizlerin böyle bir örnek olma özelliği olmadığına göre namazımızı niye terk edelim. Bununla beraber kılmayanlar sadece sevapta mahrum kalırlar.
 
Ayrıca örnek alacaksak sabahlara kadar göz yaşlarıyla hasırı ıslanacak kadar secdede ağlayan ve ayakları şişecek kadar namaz kılan Peygamberimizin (asm)  bu yönünü alalım.
 
Onun bütün yönlerini örnek alırsak ve her sünnetine tam bir model olabilirsek o zaman arada bir ikindi namazının sünnetini de terk edebiliriz, diyelim. Yoksa yüzlerce sünnetin terk edildiği asrımızda inşAllah bu yaptıklarımız onların yerine kefaret olabilir anlayışı ve niyetiyle bütün sünnetleri devamlı kılmamız gerektiğini düşünüyoruz.
risaleajans.com



« Son Düzenleme: 16 Mart 2013, 22:35:45 Gönderen: mazhar »

Çevrimdışı yurt2

  • magnealkVE
  • aktif okur
  • **
  • İleti: 119
İkindinin sünneti ve yatsı namazının ilk sünnetini terk etmenin hükmü...

Bir bilene sordum.........

1. görüş;
 
816 - Soru: İkindi ve yatsı namazlarının ilk sünnetlerini Peygamber Efendimiz'in (sav) çok defa terk ettiklerini hocalardan dinliyoruz. Herhangi bir insanın, Hz. Peygamber'e (sav) muvafakat olsun diye bu sünnetleri terk etmesi icap eder mi? Veya hiç terk etmemeye itina göstermiş olsa, Hz. Peygamber'e (sav) muhalefet etmiş olur mu?
Cevap: Peygamber Efendimiz'in (sav) yaptığını işlemek, sünnet olduğu gibi, bir işi onun işlediği şekilde yapmak da ayrıca sünnet olmaktadır. Bu itibarla, bahsi geçen sünnetleri ara sıra terk ederek Ef'al-i Resul'e (sav) uygun bir yol tutulmuş (Resul'ün fiillerine uygun bir yol tutulmuş) olur.
Mehmet Emre / Fetvalar / Namazı Terketmek

2. görüş;

"Bir gece bana gösterdiler ki:
'Vitir namazını kılmayıp yatan ve gecenin sonunda kılacağım diye tehir edene, sevâb meleği, vitir namazını kılıncaya kadar sevâb yazar. O hâlde, vitir ne kadar geç kılınırsa, o kadar iyi olur.'
Bununla berâber buyurdu ki:
"Vitri  acele kılmakta veya te'hir eylemekte Peygamber Efendimize (s.a.v.) uymaktan başka hiçbir şey göremiyorum. Ve, hiç bir fazîleti ona mutâbeat ( yani tâbi olmak) ayarında bulamıyorum.Resûlullah (s.a.v.), vitri ba'zan gecenin evvelinde, ba'zan da gecenin sonunda kılardı. Şekilde ve sûrette de olsa, kendi saâdetimi her işte, O servere (s.a.v.) benzemekte bilirim. Binlerce gecenin ihyâsını, bir mutâbeatın, Resûlullaha bir işte uymanın, yarısına değişmem.
Ramazân-ı şerifin son on gününde i'tikafta idim. Talebelerimi toplayıp dedim ki:
'Resûlullaha (s.a.v.) tâbi olmaktan başka hiçbir şeye niyet etmeyiniz. Bizim insanlardan ayrılmamızdan ve uzletimizden ne çıkar. Yüzlerce tutulmayı, bir mutâbeatı (uymayı ) elde etmek için kabûl ederim. Ama tevessülsüz (bir zata bağlanmadan), binlerce uzleti kabûl etmem. Allâhü Teâlâ, Peygamberine (s.a.v.) tam uymağı nasîb eylesin.' [İmam-ı Rabbani Ahmed-i Faruk-i Serhendi (k.s.) 
Velhâsıl kelâm, Ehli-sünnet olanlar, olma iddiasında olanlar yada olmak için çırpınanlar, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) neyi nasıl yaptıysa öyle yaparlar. Rasûllullah (s.a.v)'e mutâbeatı herşeyin üstünde tutarlar. Hadiseyi bu minval üzere değerlendirmek lazım. (Yani, İkindinin sünneti ve yatsı namazının ilk sünnetini bazen kılıp bazen kılmamayı uygun buluyor ve tam bir ihya görülüyor)

3. görüş;
Resulullah'ın yaptığı fiil "sünnet" olur (velev ki bir kez yapmış olsun), yapmadığı değil.
Bazı kimseler hiçbir mazeret olmadığı halde keyfi olarak sünneti gayri müekkede olan namazları sözüm ona ibadet kastıyla terk etmektedirler.
Yaptıkları işe meşruluk kazandırmak için de “Terk etmek sünnetini yerine getiriyoruz” ifadesini kullanıyorlar. Bu tamamen yanlış bir ifade, yanlış bir anlayış ve uygulamadır.
Peygamberimizin buradaki yapma ve terk etmedeki mantığı tamamen ruhsatla alakalıdır. Mazeret olduğu takdirde alışkanlık haline getirmeden terk edilmeye müsaade edilen bir fiil, asla sünnet olamaz. Yapması sünnet ama terk etmesi sünnet değildir, ibadet değildir. Buradaki mantık ruhsata dayalıdır.
Sünnet olan namazlardaki mazeret halinde terk etmeye verilen ruhsatı, devamlı surette kullananlar, yaptıkları yanlışa bir de kılıf uydurarak “terk etmenin de bir ibadet olduğunu” öne sürerler.
Bu yaklaşımla işin içinden çıkmak mümkün değildir. Mesela Peygamberimiz arabaya binmedi diye arabaya binmemek, uçağa binmedi diye uçağa binmemek; yemediği şeyleri yememek, giymediği şeyleri giymemek de sünnet olarak algılanmalı ki işin içinden çıkılmaz bir mantık karışıklığına sebebiyet verir.
İmam-ı Kastalanî hazretleri "Mevahib-i Ledünniye" kitabında "Resulullah Efendimiz (sav) ikindiden önce 4 rekat namaz kılana rahmetle dua etmiştir" buyurmaktadır.. Daha sevap olandan mahrum etmek için rahmetle dua edilmez.. Terketmenin sevap olduğu bu nedenle yanlıştır.. Kılmayana böyle bir dua yoktur..

SORU: Yatsının ilk sünneti ve ikindinin sünneti ğayri müekked sünnettir. bazen kılınır bazen kılınmaz. 1. ve 2. görüş aynı kapıya çıkmaktadır, ancak 3. görüş ise farklıdır ve her zaman kılınması gerektiği manasına algılıyoruz. Benim yaptığım bazen kılıp bazen kılmayarak bu sünneti ihya etmek.

"İmam-ı Kastalanî hazretleri "Mevahib-i Ledünniye" kitabında "Resulullah Efendimiz (sav) ikindiden önce 4 rekat namaz kılana rahmetle dua etmiştir" buyurmaktadır.. Daha sevap olandan mahrum etmek için rahmetle dua edilmez.. Terketmenin sevap olduğu bu nedenle yanlıştır.. Kılmayana böyle bir dua yoktur.." görüşü ile, yatsının ilk sünneti ile ikindinin sünnetinin her zaman kılınmasını savunmak ne kadar isabetli bir iştir? Biz geçen hadisten, her zaman kılına rahmetle dua edilmiş de bazen kılıp bazen kılmayana dua etmemiştir manasını çıkartamıyoruz. Öyle ki hadis şerhi de zikredilmemiş incelesek.
Benim düşüncem ; müslüman, bu sünnetleri bazen kılarakta hadisteki duaya mazhar olur, bazen kılmamakla da resülün sünnetini tam olarak ihya etmiş olur.
Bu konuda bizi bilgilendirmenizi istiyorum. Şimdiden teşekkür ederim.

Cevap:

Bu hususta naklettiğiniz, merhum Mehmed Emre hocaefendinin cevabı hem isabetli hem de gayet açık: “Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) yaptığını işlemek sünnet olduğu gibi, bir işi onun işlediği şekilde yapmak da ayrıca sünnet olmaktadır. Bu itibarla, bahsi geçen sünnetleri ara sıra terk ederek Ef'âl-i Rasûl'e (s.a.v. Rasûl'ün fiillerine/yaptıklarına/sünnetine) uygun bir yol tutulmuş olur.”

Farz-ı ayn ilimden bir şey öğrensen eğer,
Dünyanın hazinesi etmez bu kadar değer!

***
Hâsılı; umulur ki bizler de, meşru bir mazeretimize binaen yaptığımız bu terkte, bahismevzuu fiili Rasûlullah Efendimiz’in (s.a.v.) işlediği şekilde yapma kastımız-niyetimiz sebebiyle, sünnete tâbi olma/uyma ecrine nail oluruz inşâAllah... 
Bilindiği üzere dinimizde, “Ehemmi mühimme tercih” prensibi vardır. Bu, daha önemli olanı, önemli olana tercihtir. “Elzem” yani daha çok lüzumlu olanı, “lâzım olan”a takdim etme, onun önüne almadır. Mesela bir lira zekât vermek, binlerce lira nafile sadaka vermekten daha iyidir. O bir lirayı verirken âdaptan bir edebi gözetmek, mesela, yakın akrabaya vermek de, o nafile sadakadan kat-kat daha iyidir.
Meseleyi köklü bir misâlle ele alacak olursak, önce Ehl-i Sünnet’e uygun iman etmek, sonra haramlardan sakınmak, sonra farzları yapmak, sonra mekruhlardan sakınmak, sonra müekked sünnetleri, daha sonra da gayr-i müekked sünnetleri/müstehabları yapmak lazımdır. Bu sıralamada, önce olanı yapmayanın, sonra olanı yapmasının bir faydası olmaz ve önce olanı yapabilmek için de, sonra olanı terk etmesi caiz, hatta vacip olur.
***
Kanaatimce, yukarıda yapmaya çalıştığımız açıklamalarla, İmam Kastalânî (k.s.) hazretlerinin Mevâhib-i Ledüniyye’sinden naklettiğiniz, "Resulullah Efendimiz (sav) ikindiden önce 4 rekat namaz kılana rahmetle dua etmiştir’ buyurmaktadır.. Daha sevap olandan mahrum etmek için rahmetle dua edilmez.. Terketmenin sevap olduğu bu nedenle yanlıştır.. Kılmayana böyle bir dua yoktur..’ görüşü”nün de cevabı verilmiş oldu. [Hadis, İbn Ömer’den (r.anhuma) rivayet olunmuştur. Ebu Davud, Sünen, c. 2, s. 23, hadis no: 1271]
Yani vakti müsait olan, ilim okuma-okutma gibi bir farz-ı aynla meşgul olmayan ve o sünnetleri kılan içindir bu dua. Yoksa onun yerine daha mühim daha lüzumlu bir başka fiille meşgul olanla alakalı değil. Zira böyle birinin alacağı ecir, zaten bellidir, nâfileden çok daha fazladır. Yukarıda belirttiğimiz üzere, farzın yanında nâfilenin hükmü/değeri, deryaya nazaran bir damla gibidir.
Keza burada, tembellik ve saireden dolayı olmayıp, sırf Rasûlullah’a (s.a.v.) ittibâ niyetiyle terk edenlerin durumu da ayrı bir bahistir. Onlar da elbette ki Rasûl-i Ekrem’in (s.a.v.) sünnetine tâbi olma sevabına nail olacaklardır. Bunda bizim kuşkumuz yok, kuşkusu olanların da bu ecre nail olamayacakları izahtan vârestedir. Ru’yetullâh’a inanmayan Ehl-i Sünnet dışı fırkaların bu nimetten mahrum kalacakları gibi…

Netice
Gayr-i müekked sünnetler, Fahr-i Kâinat Efendimizin (s.a.v.) bazen yapıp bazen de terkettiği amellerdir. Bu gruba giren sünnetleri yerine getirmek sevap kazandırır, ama terkeden de ceza, kınama ve azarlamaya müstahak olmaz. [el-Cürcânî, Seyyid Şerif, et-Ta'rifât, Beyrut 1403/1983, s. 122; İbn Nüceym, el-Bahru'r-Râik, Kahire 1311, I, 17-18] Niyetine ve mazeretine göre de karşılığını alır.


Not: 2. görüşte İmam-ı Rabbani (k.s.) hazretlerinden naklettiğiniz sözlerin kaynağını bildirebilirseniz memnun olurum. Mektubat-ı şerifeyi taradım, fakat rastlayamadım.

Halisece.com


Burada 3 görüşe yer verdim ve o şekilde soru hazırladım.  3. Görüş Ehli-sünnet'indir diyerekte sormadım. Görüşünü yanlış nakletmiş olabilirim. Yanlış anlamışta olabilirim. Ehli sünnetin görüşü tamamıyla doğrudur veya tamamıyla de yanlıştır da demedim. Ancak bazı hususlarda yanıldığı da açıktır.  2. Görüş için Halis Hoca değerlendirme yapmamış gibi görünüyor, malum kaynak belirtilmemiş idi.  Osmanlı yayınevinden çıkan "Silsile-i Saadat - Silsile-i Zeheb/Altun Silsile" isimli kitabta geçiyor. Nakil nereden bilmediğimiz için değerlendirme yapmamış sanırım... Bende o yazıyı bir mektub olarak algılamıştım.

Bu konuyu müzakereden münakaşaya çevirmeden, Herkesin kendi hatasıyla uğraşmasını rica ederim. Malum ola ki, Ben Kim, usulu fıkıh kim, usulü hadis kim?  Bu konu lüzümsuz atışmalarla devam ederse de yarardan çok zarar geleceğini düşünüyorum. Maksadım birilerine ders vermek de değil. Ben kendi hatalarımdan, su-i zanlarımdan dolayı herkesten ve özellikle de hüsnü zanda bulunamadığım Ehli-sünnete de özürlerimi sunuyorum. Vesselam………
« Son Düzenleme: 12 Ocak 2015, 15:18:10 Gönderen: Miftahulkuluub »

Çevrimdışı yurt2

  • magnealkVE
  • aktif okur
  • **
  • İleti: 119
ilave: ' 2. görüşteki yazının imam-ı Rabbani hazretlerinin Mebde' ve Me'ad isimli eserinden alıntılandığını buldum. Süleyman Kuku tercümesinde şu şekilde verilmiş;

Bu fakîr, salât-i vitri ba’zan gecenin evvelinde, ba’zan sonunda kılardım. Bir gece bana gösterdiler ki, vitr nemâzını gecenin sonunda kılmak niyyetiyle yatana kâtib melekler bütün geceyi ibâdetle geçirmiş gibi sevâb yazarlar. Bu sevâb yazma meşgûliyyetleri, vitr nemâzını edâ edinceye kadar devâm eder. O hâlde salât-ı vitr ne kadar geç kılınırsa, o kadar çok sevâb olmakdadır. Bununla berâber, bu fakîr, vitrin erken veyâ geç edâsında, insanların Efendisine “aleyhi ve alâ âlihis-salavâtü vet-teslimât” tâbi’ olmakdan başka bir şey düşünmüyorum ve mütâbe’atle aynı seviyede bulunabilecek hiç bir fazîlet bulamıyorum. Resûl-i Ekrem “sallAllahü aleyhi ve âlihi ve sellem” efendimiz ise, vitr nemâzını ba’zan gecenin evvelinde, ba’zan da âhırinde [sonunda] edâ ederlerdi. Kendi se’âdet ve kurtuluşumu, herhangi bir işde o Servere uymada biliyorum; isterse bu uyma ve Ona benzeme sûret ve şekilde olsun. Ba’zıları ba’zı sünnetleri edâ ederken, geceyi ihyâ etmek gibi ba’zı niyyetleri de ekliyorlar. Böylelerinin ne kadar kısa düşünceli ve dar görüşlü olduklarına şaşıyorum. Binlerce geceyi ihyâ etmeyi, mütâbe’atin yarım arpası ile değişmek istemem.

Ramezân-ı şerîfin son on gününde i’tikâfda idim. Talebe ve sevdiklerimi toplayıp, dedim ki, Resûlullaha “sallAllahü aleyhi ve âlihi ve sellem” tâbi’ olmakdan [uymakdan] başka niyyet  etmeyiniz. Bizim gibilerin insanlardan kesilmesinden ve uzak durmasından ne çıkar. Yüzlerce tutulmayı bir mütâbe’ate kavuşmak için kabûl ederim; ammâ binlerce kesilme ve insanlardan uzak durmayı mütâbe’at vesîlesi yoksa kabûl etmem.

Beyt: Sevgilinin serâyında olanlar, Bağ, bostan ve lâlezara bakmazlar.

Allahü teâlâ bize, Habîb-i Muhammed Mustafâya
“aleyhi ve alâ âlihissalevâtü vet-teslimâtü etemmühâ ve ekmelühâ”
tam tâbi’ olmağı ihsân eylesin!

Amin.

Çevrimdışı yurt2

  • magnealkVE
  • aktif okur
  • **
  • İleti: 119
el-Heysemi Mecmau'z -Zevaid'de konuyla alakalı direkt hadis-i şerif olması konuyu açıklamak için gayet açık ve yeterlidir.
(kendi adıma konuşuyorum)
Halis hocanın açıklamaları da benim için yeterlidir. Videodaki şahsın açıklamaları tefrika babında düşünüldüğünde lüzumsuzdur. Farklı düşünüyorlarsa kendilerine kalsın. Birinin; kendi ve başkalarının yaptığına ak deyip, başkalarının; kendi yaptıklarına ak deyip o birilerininkine kara demesi mantıklı değil. Bu mevzuda görüş beyan edenlerin mertebeleri/dereceleri farklı.Haliyle de bakış açıları, anlayışları ve değerlendirmeler de farklı. Kim kimin yolundan gidiyorsa onu yapsın, kendi mürşidine tabi olsun. Yollar hak ise, mürşidler sağlam ise bu şekilde yapmakla kimse delalete düşmez.

Eğer ki Halis Hocanın izahı tatmin edici değilse , ortak paydada buluşalım; İmam-ı Rabbani hazretlerinin sözlerine kulak verelim. Malum ola ki Nakşi olup da İmam-ı Rabbani Hazretlerinin sözlerine kulak vermemek olmaz. Onun "Mürid kavuşduğu her kemâle, mürşidini taklîdle kavuşur." sözüne mügabil, kim kimi şeyh edinmişse ona tabi olsun, onun gibi yapsın. Mürşidi olmayan nasibindeki mürşidi bulup ona tabi olsun......  
« Son Düzenleme: 06 Mayıs 2013, 09:54:56 Gönderen: yurt2 »

Çevrimdışı yurt2

  • magnealkVE
  • aktif okur
  • **
  • İleti: 119
el-Heysemi Mecmau'z -Zevaid'de konuyla alakalı direkt hadis-i şerif olması konuyu açıklamak için gayet açık ve yeterlidir.
(kendi adıma konuşuyorum)

Eğer ki Halis Hocanın izahı tatmin edici değilse  

yurt2 kardeşim benim amacım kesinlikle "benim hocam senin hocanı döver" mantığı değil. (kendi adıma konuşuyorum) diyerek zaten konuya hakim olmadığınız belli. Sadece aktarma yapıyosunuz. EyvAllah buna itirazım yok.



Kendi adıma konuşuyorum demek, ben şuan onların veya başka bir cemaatin içinde yeralmıyorum demektir. sizin anladığınız mana değil. Bunu ( Şuan bir cemaat içinde yer almadığımı) zaten birileri çözmüş. Haliyle benim senin hoca kavramını açıklamanıza lüzum yoktu, yaptığınızda iyi oldu.Sadakatteki mesajlarımı iyiden iyiye inceleyenler, kullandığım hitabları gözönünde bulunduranlar, ayrıntıları kaçırmayanlar bunu anlar. Benim bu mevzuda Halis Hocaya soru sormam çok doğaldır; kaç cemaat bu şekilde ikindi sünnetini ihya ediyor ki?

sormamı istediğiniz veyahut iletip değerlendirmesini istediğiniz sorunun cevabını da daha önce vermiş sanırım...........

İkindinin sünneti ve yatsı namazının ilk sünnetini terk etmenin hükmü...


Netice
Gayr-i müekked sünnetler, Fahr-i Kâinat Efendimizin (s.a.v.) bazen yapıp bazen de terkettiği amellerdir. Bu gruba giren sünnetleri yerine getirmek sevap kazandırır, ama terkeden de ceza, kınama ve azarlamaya müstahak olmaz. [el-Cürcânî, Seyyid Şerif, et-Ta'rifât, Beyrut 1403/1983, s. 122; İbn Nüceym, el-Bahru'r-Râik, Kahire 1311, I, 17-18] Niyetine ve mazeretine göre de karşılığını alır.


bence siz öncelikle cevabında verdiği kaynaklardaki verileri inceleyin belki cevabını bulursunuz.... Bulamazsanız acizliğiniz nedir ki ben sorayım, siz sorunuz. Benim ona sadece muhabbetim vardır. Anladığım bir mevzuda ikinci bir soruyu benim sormam edebsizlik olur?. Benim onunla ahbaplığım yok. Sadece ona muhabbetim var. Dolayısıyla bana fırça atması muhtemeldir. Ben alacağım cevabı aldım. Siz onun verdiği cevaptaki kaynakları sorgulayabilirsiniz.

Bence bu meslelerin çözümü İmam-ı Rabbani Hazretlerinde gizli. Onu anlamak, anlamaya çalışmak, iyice bir tefekkür etmek gerek. Onun Sözlerini rehber edinenler onun ulaştığı mertebeleri idrak edemeselerde iyi bilirler inkar etmezler. Haliyle onu rehber edinenler, anlayanlar yarı yolda kalmaz. Cemaatlerarası itidal yolu sanırım onun sözlerinde, eserlerinde saklı. Tabi kaltılan katılır, katılmayan katılmaz.
benim de sizden ricam, İmam-ı Rabbani Hazretlerinin sözlerini değerlendirmeniz.

Selam ve dualarınıza mügabil selam ve dualar.....

 
« Son Düzenleme: 09 Mayıs 2013, 07:23:46 Gönderen: yurt2 »