Gönderen Konu: İkramda Kalıcı Olan Lezzet Değildir  (Okunma sayısı 1388 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
İkramda Kalıcı Olan Lezzet Değildir
« : 21 Ağustos 2013, 11:15:41 »

İkramda Kalıcı Olan Lezzet Değildir


Bütün aile her sene, yaz tatilinde bir araya toplanırdı. Anne-babalar çocukları için kurban kesmeyi de ihmal etmezdi. Hep beraber sofra kurulurdu. Ancak büyük anne yani ninemiz ızgara yapılmasına müsaade etmezdi. Kokusu etrafa yayılır, etraftaki insanların da canı çeker, kul hakkı geçer diye. Hem ızgara yapılsa bile etraftaki komşulara mutlaka ikramlar gönderirdi. Buna en çok ninemiz dikkat ederdi. Ninemiz vefat ettikten sonra bu geleneği kimin devam ettireceğini düşünmek yeni nesil için kolay olmasa gerek.

Eskiler, ikram hususunda bu kadar hassas ve dikkatliydiler. ikram yapmayı sevdikleri gibi kendi alın teri el emeği olan yiyecekleri sunarlardı. Fırından ekmek alınmaz, yufka ekmek ya da bazlama tarzı ekmek çeşitleri, evde pişirilirdi. ikramların tadı da buradan gelmekteydi. Günümüzde ise bu tarz ekmekler, “nostalji” adı altında yerel değerleri muhafaza etmek adına büyük marketlerde satılmaktadır. Lüks restoranların menülerinde müsafirlere nadide bir eser gibi ikram edilmektedir.

Her bölgenin kendine göre bir ikramı var

Müsafirlikte, evlilikte, doğumda, ölümde, dinî bayramlarda ikram edilen yiyecek ve içecekler günümüze kadar bir şekilde geldi. Burada ikramın nevini belirleyen en mühim şey ise coğrafî konum yani, iklim. Her bölgenin, iklimin kendine mahsus bir ikramı vardı. Arabistan yarımadasında iseniz hurma, ekvator bölgesinde avakado, mango, kutuplar bölgesinde balık, Orta Asya ülkelerinde kımız ve daha çok et ürünleri ikram olarak size sunulacaktır. Karadeniz’de iseniz fındık, Akdeniz’de narenciye, iç Anadolu da ise leblebi ağırlıklı bir ikramla karşılaşırsınız.

Biraz daha özele inersek mevsimine göre Malatya’da kayısı Diyarbakır’da karpuz, Giresun’da fındık, İzmir’de üzüm ikram edilmeye daha layıktı.

Bahsedilen ikram iklimin yahut coğrafyanın ikram üzerindeki belirleyiciliğiydi. Şöyle söylemek daha sarih olacaktır. Hazreti Allah insanlar her bölgeye gittiğinde farklı farklı ikramlar tatsın diye her bölgeye mahsus bir nimet vermiş. Her bölgenin kendine mahsus iklimi, hangi ikramın verileceğini belirliyor. Ancak seri üretimlerle çoğaltılmış her yere ulaştırılmış gıdalar, hazır kahve gibi ürünler, ikram anlayışını standartlaştırdı.

Standartlaşan ikram

Sır denilen karışımla bağımlılık derecesindeki kola, günlük hayatın yakıtı haline geldi. Reklamlarla aile ortamı gösterilerek beraberlik algısı da iyi bir pazarlama metoduydu. En küçük markete bile sızan kola müsafir odasına kadar girdi. Ürünün tüketiminin her alanda artması, ikramda da kendini gösterdi. içindeki karışımların bilinmeyişi muamma gibi dursa da ikram ile bir kültür aktarımının yapıldığını unutmamak gerekir. Kahve bunun en bariz misali.

Kahve çekirdeklerini kavurup, soğutulan taneleri öğütüp kaynatarak pişirebilmesi her yerde aynı olabilir. Ancak “kahve nakibi” denilen görevliler tarafından sunulan, bir tekkede içilen kahve başkadır.

Kahvenin kız isteme geleneğinde de bir manası vardır. Kahve burada, sözsüz bir iletişim vasıtası halini alır. Mesela; kahve ikramı kızın verildiğine işaret eder, iyi pişirilmiş bir kahve, kızın hamaratlı olduğu manasına gelir. Yine aynı şekilde kahve ikramı, damat ailesinin kızı rahatlıkla görebilmesi için bir vasıtadır.

Kahvenin böyle bir mana kazanması islam coğrafyasına ait olmasından ileri gelmektedir. Kahvenin ikram sofrasındaki yeri islamî geleneklere göre şekillenmiştir. Kahvaltıların vazgeçilmezi çay da kahve ile benzerlik taşır. Müsafirlere sunulan közde demlenmiş çay ile “sallama” diye tabir edilen poşet çayın tadı aynı mıdır!

İkramda kalıcı olan hatırasıdır

Çikolata tarzı tatlandırılmış şekerlemeler baldan, pekmezden daha tatlı olabilir, kola bütün içeceklerin önüne geçebilir. Fakat düşünün şimdi bir kaşık doğal balı tatmak, yeni hazırlanmış bir bardak ayranı içmek, yıllardır damaklarda taşınacak ve sizin iyi bir ikramsever olduğunuzu hiç unutturmayacaktır. Zihin, zaman içerisinde sizin yerinizi orijinal ikram sayesinde farklı kodlayacak, ikram edilen o içecek ve yiyeceklerin ismi geçtiğinde derhal sizi çağıracaktır. Standart bir ikram vermediğinizi teyit edecektir. Böylelikle hem kendinizi hem de müsafirinizi ikram vesile ile standartlaşmış kalıbın dışına çıkarmış olacaksınız.


Kaynaklar :

Kümbet Dergisi, Yıl: 4 Sayı: 16 Ocak-Mart 2010;
Yemek, Kültür ve Kimlik, Doç. Dr. Hayati BEŞİRLİ, Gazi Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji Bölüm Başkanı;
Tüketim ve Değerler, Editör: Prof. Dr. Recep Şentürk, Proje Yönetmeni: Faruk Yazar, Yayın No: 2010 – 32 İstanbul, 2010, İTO;
Türk Mutfak Kültürü ve Yeme İçme Alışkanlıkları, Sibel Güler, Yrd. Doç. Dr., Anadolu Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Y.O.;
S.M. Abramzon “Kırgızlarda Yemek Kültürü”, çev. Hüsamettin Yıldırım, Türk Mutfak Kültürü Üzerine Araştırmalar, Yayına Hazırlayan: Kamil Toygar, Türk Halk Kültürünü Araştırma Vakfı Yayınları, Ankara.1997


Sadık CANLAR | 02 Ağustos 2013 | İnsan ve Hayat Dergisi