Gönderen Konu: İlim Öğrenmek ve Öğretmenin Fazileti [10 Aralık 2007]  (Okunma sayısı 14393 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net




 
Hafta:    7


Mevzu: İlim Öğrenmek ve Öğretmenin Fazileti


İyi araştırmalar..
« Son Düzenleme: 05 Şubat 2008, 23:51:19 Gönderen: isra »
Sadakat Yönetim Kurulu

ghost

  • Ziyaretçi
Ynt: İLİM ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMENİN FAZİLETİ [10 ARALIK 2007]
« Yanıtla #1 : 10 Aralık 2007, 00:34:57 »
(Heves edilecek iki kimse vardır: Biri, Allahü teâlânın verdiği ilimle amel edip başkasına da öğreten, ikincisi de, Allahü teâlânın verdiği serveti hayra sarf edendir.) [Buhari]

İmam-ı Gazali hazretleri de,
İnsanın diğer mahlukattan üstünlüğü ilmi iledir, güç ve kuvvetiyle değildir.
Çünkü deve insandan kuvvetlidir.
İrilik bakımından da değildir. Çünkü fil insandan çok iridir.
Cesaret bakımından da değildir. Çünkü aslan insandan cesurdur. Çok yemesiyle de değildir. Çünkü mandanın karnı, insanın midesinden daha büyüktür.
Şu halde ilim çok üstün bir vasıftır. buyurmaktadır.

Amade

  • Ziyaretçi
ilim
« Yanıtla #2 : 10 Aralık 2007, 08:59:28 »


Hadisi serif de peygamber efendimiz:
Peygamberlik derecesine insanlarin en yakini alim ve mücahidlerdir.Alimler Peygamberlerinin buyruklaruna insanlari irsad ederler.Mücahidler ise peygamberlerin buyrugu üzere silahlariyla harb ederler

Bir gün C-H seytani R.S. huzuruna gönderiyor.Efendimiz seytana :ey melun? hic sevmedigin hoslanmadigin sey nedir?Bunun üzerine seytan cevab vermek istemiyor ve hz.Allah!ey melun habibime dogru söyle yalan söylersen seni helak ederim buyuruyor..Melun korkusundan dogru söylemek zorunda kaliyor ve talebe okutulmasi k.k.okumak ve okutmak hic hosuma gitmez.Talebe okutuldugu zaman beni 2 tasin altina alip ezerler.Yani bu hadiseden anlasilan husus ilim hangi yönle ögrenilirse ögrenilsin melun seytani nasil ezdigimizdir.


Bakiniz kisinin ilimi neyin gidasi  oldugu söyle tabir ediliyor.yeme icmekten kesilen hasta misali ilim ve hikmetten mahrum kalbde ölüme mahkumdur.cok dogrudur cünkü vucudun gidasi yemek icmek oldugu gibi,kalbin gidasi ilim ve hikmettir.Kalpte bunlarla yasar,yüce mevlamiz nahl.süresi ayet 43 de,, Eger bilmiyorsaniz zikir ehlinden alimlerden sorunuz´´ buyurmustur.

Talebenin biri bir gün hocama hafizamin zayifladigindan sikayet ettim,deyince hocasi sunlari söylüyor,,Günahlardan uzaklas diye buyuruyor ve ilim bir nurdur Allahin nuru ise asilere verilmez.demekki h.z.Allah her isteyene ilmini vermiyor.Kisi asilekten kötülükten kinden fesattan ve daha akla gelen her türlü günahlardan siyrilmak soyulmaliki h.z.Allah ilmi onun kalbine indirsin.Cünkü kötülük ile günahlar ile dolu kalp önce bosaltilmasi lazimki bos kaba ben  bir seyler doldurabileyim.

Mükasefetül Esrar kitabinda:
Kim olursa olsun alime sövmek:
1kimse ilim sahibine söverse kafir olur hanimida talaki bayin ile bos olur,veya imami muhammede göre: 1 kimse ilim sahibini hafife alirsa kafir olur hanimida yine kendisinden bayin usülüne göre bos olmus oluyor
Peygamber efendimiz :Ümmetime öyle 1 zaman gelecekki o zamanda ilim sahibiplerinden ve fikih bilginlerinden kacacaklar
Bu anlatilanlardan dolayi h.z.Allah  onlara 3 bela verecektir
1-onlarin kazanclarindan bereket kalkar
2-h.z.Allah onlarin baslarina zalim sultan verir
3-Dünyadan imansiz giderler
Hepimizde bunlarin cok zararli haller oldugunu biliyoruz,o zaman bize düsen vazife din ve alim bilginlerinden kacmamak ve onlarin hakkinda kötü düsünmemek!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Kiyamet günü oldugu zaman cennetin kapisina 4 kimse getirilir.Bunlar hesap azab görmemislerdir.Onlar sirasi ile:
1-ilmi ile amel eden amil
2-fesat 1 is görmeden haccini ifa eden 1 haci
3-savas meydaninda öldürülen sehid
4-cömert eli acik 1 kimsedirki helalinden mal kazanir.1 gösterise kacmadan Allah yolunda harcama yapar
Bunlar oraya geldikten sonra önce iceri girmek icin birbirleri ile cekisirler.H.z.Allah onlarin arasinda 1 hükme varmak icin cebrail a.s. yollar.Cebrail a.s. gelir önce durumu sehide sorar.
Sen dünyada iken ne gibi amel isledinki önce cennete girmek istiyorsunuz
Sehid :ben savas meydaninda sehid düstüm Allahda benden razidir
Cebrail a.s.:sen sehidin sevabini kimden duydun?
Sehid:ilim sahiplerinden
Cebrail a.s.:o halde edebini koru sana ögretenin önüne gecme
Cebrail a.s. haciya sorar ,sonra cömerte sorar daha sonra ilim sahibine sorar ve söyle der
Allahim ben ilmi eli acik cömertin cömertligi ile onun iyiligi sebeb ile elde ettim.
Hz Allah :bu alim dogru söylüyor ey cennet kapisi .Ridvan cennet kapilarini ac,önce  eli acik cömert iceri girsin bunlarda ondan sonra iceri girerler buyuruyor
 :mhcp

Çevrimdışı tarihman

  • yazar
  • ****
  • İleti: 751
Ynt: İLİM ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMENİN FAZİLETİ [10 ARALIK 2007]
« Yanıtla #3 : 10 Aralık 2007, 11:10:32 »
استعيذ بالله : قل هل يستوي الذين يعلمون والذين لا يعلمون ( زمر سوره سي ، ايت ۹)
الحديث : ومن سلك طريقا يلتمس فيه علما سهل الله له طريقا الي الجنة
          

 
   İSLAMİ İLİMLERİN FAZİLET VE EHEMMİYETİ

   Cenab-ı Hak Adem (a.s.)'dan Nebiyy-i Zî-Şân Efendimiz (s.a.v.)'e kadar göndermiş olduğu rasülleri ve inzal buyurduğu kitapları vasıtasıyla, eşref-i mahlukât olarak halkettiği insanoğluna, dünya ve ahiret saadetinin yollarını göstermiştir. En son ve en mükemmel din olan Dîn-i Celîl-i İslam'ı göndererek sırat-ı müstekîmi; Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'i irsal buyurarak Ahlak-ı Muhammedi'yi nasibi olanlara hediye etmiştir. İşte bütün bu dünya ve ahiret saadetlerine mazhariyeti öğrenmek de ilim sayesinde olmaktadır.
   
            İslam Dini ilim öğrenmeye çok büyük ehemmiyet vermiş, bil-hassa dini ilimlerin tahsili hususunda müminleri hep teşvik etmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) eshab-ı suffe'yi yetiştirerek yeni Müslüman olan beldelere gönderdiği İslam Muallimleri vasıtasıyla, İslami ilimlerin tervici hususunda ümmetine numune olmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in varisleri olan hakiki alimler de ehl-i imanın istifadesi için gecelerini gündüzlerine katarak gayret göstermiş ve İslami İlimler'in öğrenilmesi, yaşanması ve başkalarına öğretilmesi hususunda muazzam çalışmalar yapmışlardır.

   Bu itibarla İslam İlimleriyle meşgul olmak çok büyük ve şerefli bir iştir. Çünkü "ilmin hükmü hak olmasıyla, emr-i bil-maruf olmasıyla mukayyettir. İlmin hakkı, hakikati takip edip ona bağlı olmasında, hakka isabet etmesinde ve daima Allah rızasını talep edip ahkam-ı ilahiyyeyi idrak ve istinbat etmesindedir. Hasılı Allah için olmasındadır. Yoksa vakıa mutabık olmayan, hak esası üzerinde yürümeyen, Allah'ın hükümlerine muhalif bulunan, Allah'ın kanunlarına karşı gelmek isteyen kuruntular ne kadar süslenirse süslensin ilim değildir. Ve alimlerin kıymeti ilimlerinin kıymetiyle mütenasibtir." (1) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuşlardır: "Cenab-ı Hak, hakkında hayır dilediği kimseyi dinde fakih kılar" (2)  Başka bir hadîs-i şerîfte ise şöyle buyuruluyor: "Dünya ve onun içindeki şeyler değersizdir. Sadece Allah'ı zikretmek ve O'na yaklaştıran şeylerle, ilim öğreten alim ve öğrenen talebe bundan müstesnadır" (3)

   Bu dünyada en büyük şeref ve en büyük nimet İslamî ilimleri öğrenmektir. Başka hiçbir ilim, bilim ne ondan daha büyük ne de ona müsavîdir. Zira dinin ayakta kalması bu ilimlerle mümkindir. Kendisine bu nimetin nasip olduğu insanlar elde ettikleri bu nimeti kaybetmemek ve gün-be-gün ziyadeleştirmek için gayret göstermelidirler. Evvela kendileri bildikleri ile amel etmelidir. Çünkü ilim amelden önce lazımdır; ancak, tek başına ilim yeterli olmadığı gibi amele çevrilmediği için de sahibinin aleyhine delil olur. Hz. Üstazımız (k.s.) bu hususu şöyle ifade etmişlerdir: “Yine iyi bilinmelidir ki ilim, amel için lazımdır. Amelsiz ilim, menfaat vermeyen ilim musibetin en şiddetlisi ve en büyüğüdür. Yarın huzurullah’ta sahibi aleyhine delil olacaktır. Onun için  Cenab-ı Fahr-i Âlem menfaat vermeyen ilimden Allah’a sığınmıştır. İlim verilip de amele muvaffak kılınmayan kimse ehl-i mekr ve istidractır. Bu babda daima Allah’a iltica eylemek, amele sarılmak, ehl-i mekr ve istidrac olmaktan daima korkmak lazımdır.” (4)

   
   Yine ilim tedris ve tahsili esnasında da bu ilimlerle amel ederken de ihlastan asla ayrılmamalıdır. Amelsiz ilim nasıl menfaat vermiyorsa, ihlassız yapılan ameller de sahibine fayda vermez, bil-akis çok zarar verir. Yapılan ameller ancak ihlas ile, yani sadece Allah Rızası gözetilerek yapılırsa değer kazanır. İhlasın, Allah ve Rasülünün arzu ettiği manada husule gelmesi ise ancak ve ancak maneviyat ve zikr-i kalbî ile mümkin olur. Bu hususta Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ; “Azîz ve Celîl olan Allah’ın rızasını kazanmaya yarayan bir ilmi, sırf dünyalık elde etmek için öğrenen kimse, kıyamet günü cennetin kokusunu bile alamaz” (5) buyurmuşlardır.

   Tedris ile meşgul olan insanlar ne kadar kıymetli bir iş yaptıklarının şuurunda olarak dikkat etmeli; takva ve tevazu sahibi, sabırlı ve tahammüllü, her hususta bil-hassa yeme, içme ve uykuda ölçülü, kanaatkar, tok gözlü ve iyiliksever olmaya, helal ve temiz gıda almaya gayret göstermelidirler.

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şerîflerinde ilimle meşgul olan kimselerin kazanacakları dereceleri şöyle ifade buyurmuşlardır: "Bir kimse ilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse Allâh-ü Teâlâ o kişiye Cennet'in yolunu kolaylaştırır. Muhakkak melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatların indirirler. Göklerde ve yerde bulunanlar, hatta suyun içindeki balıklar dahi alim kişiye Allah'tan mağfiret dilerler. Âlim’in abid üzerine üstünlüğü, ayın diğer yıldızlar üzerine üstünlüğü gibidir. Âlimler Peygamberlerin vârisleridir. Çünkü peygamberler ne bir dinar, ne bir dirhem mîras bırakmadılar. Ancak ilmi mîras bıraktılar. O halde kim onu alırsa çok nasîb almış demektir.”
 


__________
 (1)  Elmalılı, Hak Dini Kuran Dili, cild 4, sayfa 2513
 (2)  Sahîh-i Buhârî, İlim 10
 (3)  Sünen-i Tirmizî, Zühd 14
 (4)  Mektuplar Risalesi, sayfa 29
 (5)  Sünen-i Ebî Dâvud, İlim 12; Sünen-i İbn-i Mâce, Mukaddime 23
« Son Düzenleme: 30 Temmuz 2008, 23:50:53 Gönderen: mystic »
Bu hizmet peygamber hizmetir. Cenab-ı hakk sevdiği kullarını dinine hizmet ettirmek için sevkeder. Bu hizmetler sevkullahtır, sevkullahtır. (Hacı Süleyman Dede)

Çevrimdışı müteallim

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 4786
  • gizli mahzenlerde kalan tarihin yeni adresi
    • www.Libv- kamp-lintfort.de
Ynt: İLİM ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMENİN FAZİLETİ [10 ARALIK 2007]
« Yanıtla #4 : 10 Aralık 2007, 16:43:59 »
Ilim erbabina ilim talimi ile ilgili hadisi serifler.

وقول الله تعالى { يرفع الله الذين آمنوا منكم والذين أوتوا العلم درجات والله بما تعملون خبير


 وعنه صلى الله عليه وسلم : [ إن العمل القليل مع العلم ينفع وإن العمل الكثير مع الجهل لا ينفع


الآية وقال ابن عباس : درجات العلماء فوق المؤمنين بسبعمائة درجة ما بين الدرجتين خمسمائة عام

قال ي صلى الله عليه وسلم : [ فضل العالم على العابد كفضلي على أدناكم

وعنه صلى الله عليه سلم : [ العلم حياة الإسلام وعماد الإيمان ومن علم علما أتم الله له أجره ومن تعلم فعمل به علمه الله علم ما لم يعلم

وأوحى الله تعالى إلى إبراهيم عليه السلام ( يا إبراهيم أنا عليم أحب كل عليم

وورد يوزن يوم القيامة مداد العلماء ودم الشهداء فيرجح مداد العلماء على دم الشهداء [/size]

وورد من تفقه في دين الله عز وجل كفاه الله همه ورزقه من حيث لا يحتسب

وورد أن طالب العلم إذا مات وهو في طلبه مات شهيدا وأنه إذا خرج من بيته لطلبه فهو في سبيل الله حتى يرجع

وورد اطلبوا العلم ولو بالصين

وورد لأن تغدو فتعلم بابا من العلم خير من أن تصلي مائة ركعة

وورد العلم خزائن ومفاتيحها السؤال ألا فسألوا فإنه يؤجر فيه أربعة السائل والعالم والسمع والمحب لهم

وقال صلى الله عليه وسلم : [ اطلبوا العلم واطلبوا مع العلم السكينة والحلم لينوا لمن تعلمون ولمن تعلمون منه ولا تكونوا جبابرة العلماء فيغلب جهلكم عليكم

Tahtavi 1/10

28655- طلب العلم أفضل عند الله من الصلاة والصيام والحج والجهاد في سبيل الله تعالى.

28656- طلب العلم ساعة خير من قيام ليلة، وطلب العلم يوما خير من صيام ثلاثة أشهر

28663- العلم خليل المؤمن، والعقل دليله، والعمل قيمه، والحلم وزيره، والبصر أمير جنوده، والرفق والده واللين أخوه.

- العلم والمال يستران كل عيب والجهل والفقر يكشفان كل عيب.

- العلماء أمناء الله على خلقه.

28677- .
العلماء مصابيح الأرض، وخلفاء الأنبياء وورثتي وورثة الأنبياء

28679- العلماء ورثة الأنبياء يحبهم أهل السماء ويستغفر لهم الحيتان في البحر إذا ماتوا إلى يوم القيامة.

28688- إذا اجتمع العالم والعابد على الصراط؛ قيل للعابد: ادخل الجنة وتنعم بعبادتك، وقيل للعالم: قف هنا واشفع لمن أحببت فإنك لا تشفع لأحد إلا شفعت فقام مقام الأنبياء.


28696- أشد الناس حسرة يوم القيامة رجل أمكنه طلب العلم في الدنيا فلم يطلبه، ورجل علم عاما فانتفع به من سمعه منه دونه.

28699- من سلك طريقا يلتمس فيه علما سهل الله له طريقا إلى الجنة.

28732- ألا أعلمك خصلات ينفعك الله بهن؟ عليك بالعلم فإن العلم خليل المؤمن والحلم وزيره والعقل دليله والعمل قيمه والرفق أبوه واللين أخوه والصبر أمير جنده.

kenzül ummar







« Son Düzenleme: 11 Aralık 2007, 21:52:15 Gönderen: müteallim »
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

Çevrimdışı Ber-ceste

  • yazar
  • ****
  • İleti: 551
Ynt: İLİM ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMENİN FAZİLETİ [10 ARALIK 2007]
« Yanıtla #5 : 11 Aralık 2007, 15:50:50 »
4078 - Ebu'd-Derda radıyAllahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle dediğini işittim: "Kim bir ilim öğrenmek için bir yola sülûk ederse Allah onu cennete giden yollardan birine dahil etmiş demektir. Melekler, ilim talibinden memnun olarak kanatlarını (üzerlerine) koyarlar. Semavat ve yerde olanlar ve hatta denizdeki balıklar âlim için istiğfar ederler. Âlimin âbid üzerindeki üstünlüğü dolunaylı gecede kamerin diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler, ne dinar ne dirhem miras bırakırlar, ama ilim miras bırakırlar. Kim de ilim elde ederse, bol bir nasib elde etmiştir."


Ebu Davud, İlm 1, (3641); Tirmizi, İlm 19, (2683); İbnu Mace, Mukaddime 17, (223).

KÜTÜBÜ SİTTE

Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

rahname

  • Ziyaretçi
Ynt: İLİM ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMENİN FAZİLETİ [10 ARALIK 2007]
« Yanıtla #6 : 13 Aralık 2007, 19:01:52 »
(ومن اوتي القرآن فرأى ان احدا أوتي خيرا منه فقد حقر ما عظم الله تعالى)      Kime Kur’an (okuma ve okutma nimeti) verilir de o,  (bu nimet verilmeyen) başka birine verileni, kendisine verilenden daha hayırlı zanneder (ve ona imrenir)se, Allah’ın ta’zım ettiğini tahkir etmiş olur” Gazali, İhya ,
 Mektubattan:
“Ulûm-ı şeriyye talebesinin sûfiyye üzerine takdim edilmesi, himmet nazarında cidden güzel oldu. Talebe-i ulumun takdiminde, şeriatın tervici vardır. Çünkü onlar islami yayma hamilidirler. Millet-i Mustafaviyye, onlarla kâimdir. Kâinatın efdali olan peygamberler, insanları sadece islama davet etmişlerdir. Bu yüce zâtların bisetinden maksad, islamı tebliğ etmektir. Öyleyse hayırların en büyüğü, bilhassa şeâir-i İslamın yıkıldığı şu zamanda şeriatı tervîc ve onun hükümlerinden birini ihya için gayret göstermektir. Öyle ki Allah yolunda binler(ce şey)i infak, islamın meselelerinden bir meseleyi tervîce denk olmaz. Çünkü şeriatı tervîc etmek, peygamberlerin yolunu takip etmektir. O peygamberler ki, mahlukatın en şereflisi onlardır. İyiliklerin en mükemmeli onlara verilmiştir.”  İmam-ı Rabbani, c.1 mektup: 48

İmam-ı Rabbani Hazrerlerinin Molla Ahmed Berkî hazretlerine yazdığı bir mektup:
“Senin bu devleti elde etmenin sebebi, cehaletin temekkün edip, bid’atların rüsuh bulduğu yerlerde, ulum-ı şer’iyyeyi ta’lim ve ahkam-ı fıkhiyyeyi neşretmen, evliyâullah’a muhabbet ve ihlas göstermendir. Allah bunları sana mahza fazlı ile vermiştir.
   İşte, size gücünüz yettiği kadar ulum-u diniyyeyi talim ve ahkam-ı fıkhiyyeyi neşretmenizi tavsiye ederim. Çünkü bu, işin özü, yükselmenin sebebi ve kurtuluşun medârıdır.”
   “Ahiret işlerine faydası olmayan ilimler de (insanı Hakk Tealâ’dan alıkoyan) dünyadan sayılır. Şayet, ilm-i nücüm, mantık, hendese, hesap gibi boş ilimleri tahsil etmek bir fayda sağlasa idi, felsefeciler ehl-i necattan olurlardı.
   “İlm-i nücümu bilmek (ya’nî matematik ve geometri, astronomi, mantık v.s) namaz vakitlerini bilmek için lazımdır.”, şeklindeki sözlerin manası “namaz vakitlerini bilmek, ancak ilm-i nücumu bilmekle mümkündür”, demek değildir. İlm-i nücumu bilmeyen nice insanlar vardır ki, namaz vakitlerini ilm-i nücum alimlerinden daha iyi bilirler.
   Şüphesiz ki bu gibi ilimlerle meşgul olmak, zaruri olan şer’î ilimlerle meşgul olmaya mânîdir.” İmam-ı Rabbani, c.1 mektup: 73
   “Muhakkak ki ilmin şerefi (o ilimle bilinen) malumun şerefi ile mütenasibdir. Malum ne kadar şerefli ise, onunla alâkalı ilim de o kadar şereflidir. Bu sebeple sûfiyenin kendisi ile imtiyaz sahibi olduğu batın ilmi, zahiri ulemanın nasibi olan ilm-i zâhirden daha şereflidir. Zahiri ilim de, hacâmet (kan aldırma) ve hiyaket (dokumacılık) ilimlerinden daha şereflidir.
   Bu tefâvüt zahirî ilimlerin sınıfları arasında da cârîdir. Çünkü kelam ve fıkhın üstâzı, sarf ve nahiv ilminin üstâzından daha önde gelir. Sarf ve nahvin üstazı da felsefî ilimlerin üstazından önde gelir. Kaldı ki felsefe, muteber ilimlerden de sayılmaz. Çünkü onun meselelerinin çoğu boştur. Kütüb-i İslamiye’den alıp, üzerinde tasarruf ettikleri çok az mesele de, cehl-i mürekkebden halî değildir.”   İmam-ı Rabbani, Mebde’ ve Meâd Risalesi  c. 2 s.117-118

Peygamber Efendimiz bir gün odalarının birinden çıkıp mescide girdi. Mescittekiler (Sahabe-i Kiram) iki halka halinde idiler. (İki halkadan) birisinde olanlar Kur’an-ı Kerim okuyup, duâ ediyorlar, diğer halkada olanlar ise (dini) öğreniyorlar ve öğretiyorlardı. Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: كل على خير هؤلاء يقرؤون القرآن ويدعون الله فإن شاء آتاهم وإن شاء منعهم.هؤلاء يعلمون ويتعلمون. وإنما بعثت معلماً    “Herkes (her iki halkada olanlar) hayır üzerinedirler. Şunlar okuyorlar ve dua ediyorlar. Allah (cc) dilerse (istediklerini) verir, dilerse vermez. Şunlar ise öğreniyorlar ve öğretiyorlar. Ben ise ancak muallim olarak gönderildim.”, buyurdu ve onların (öğrenip öğretenlerin) halkasına oturdu”.    İbn-i mace

Çevrimdışı mustantık

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 224
Ynt: İLİM ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMENİN FAZİLETİ [10 ARALIK 2007]
« Yanıtla #7 : 13 Aralık 2007, 21:56:13 »
)- İkrime rahimehullah anlatıyor: "İbnu Abbas (radıyAllahu anhümâ) dedi ki: "İnsanlara haftada bir kere hadis konuş. Buna uymazsan iki kere olsun. Daha çok yapmak istersen üç olsun. Sakın halkı şu Kur'an'dan usandırma! Halk kendi meselelerini konuşurken, senin onlara gelip, sözlerini keserek, bir şeyler anlatıp onları bıktırdığını  görmeyeceğim. Onlar konuşurken sus ve dinle. Onlar sana gelip "Konuş!" diye talebte bulununca, istiyorlar demektir, o zaman konuşursun. Dua'da seci  meselesine dikkat et ve ondan kaçın. Zira ben, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ve Ashab-ı Kirâm'ın devrinde yaşadım, bunu yapmıyorlardı." [Buharî, Da'avât 20).]
Sana gerekli olmayan şey hakkında konuşma. İster akıllı, ister akılsız hiç kimseyle münakaşa etme. Ve kardeşini, anılmandan hoşlandığın şeyle an.
(Abdulah ibn-i Mes’ud)

Çevrimdışı mustantık

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 224
Ynt: İLİM ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMENİN FAZİLETİ [10 ARALIK 2007]
« Yanıtla #8 : 13 Aralık 2007, 21:57:29 »
     -ilim müminin kaybolmuş bir malıdır her nerede bulursa onu alsın
     -ilim tahsili için sefere çıkan kimse evine dönünceye kadar Allah yolunda dır.
     -ilim öğrenmekte olan talebeye ölüm gelse şehit olarak vefat eder cennetteki mertebesi ise peygamber efendimize İbrahim (as)’a arkadaş olur.
     -İlim nafile olarak yapılan ibadetlerden daha hayırlıdır.
     -İlim öğrenmek için yastığına dayanarak ilmi eserlere bakanın masa başında oturarak mütalaada bulunan öğrencilerin bir saatlik zaman harcaması ilim tahsil etmeden yapılan yetmiş sene ibadetten hayırlıdır.
      -Allah kime hayır eriştirmeyi murat ederse onu dinde anlayışlı ve bilgili kılar kulda ilim sayesinde dünyada ahirette maddi ve manevi her devlete nimete nail olur
Sana gerekli olmayan şey hakkında konuşma. İster akıllı, ister akılsız hiç kimseyle münakaşa etme. Ve kardeşini, anılmandan hoşlandığın şeyle an.
(Abdulah ibn-i Mes’ud)

Çevrimdışı mustantık

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 224
Ynt: İLİM ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMENİN FAZİLETİ [10 ARALIK 2007]
« Yanıtla #9 : 13 Aralık 2007, 21:59:28 »
)- İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyAllahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah ilmi [verdikten sonra], insanların [kalbinden] zorla söküp almaz. Fakat ilmi,  ülemâyı kabzetmek suretiyle alır. Ülemâ kabzedilir, öyle ki, tek bir âlim kalmaz. Halk da cahilleri kendine reis yapar. Bunlara meseleler sorulur, onlar da ilme dayanmaksızın [kendi reyleriyle] fetva verirler, böylece hem kendilerini hem de başkalarını dalâlete  atarlar." [Buhârî, İlm 34, İ'tisam 7; Müslim, İlm 13, (2573); Tirmizî, İlm 5, (2654).]
Sana gerekli olmayan şey hakkında konuşma. İster akıllı, ister akılsız hiç kimseyle münakaşa etme. Ve kardeşini, anılmandan hoşlandığın şeyle an.
(Abdulah ibn-i Mes’ud)

Çevrimdışı mustantık

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 224
Ynt: İLİM ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMENİN FAZİLETİ [10 ARALIK 2007]
« Yanıtla #10 : 13 Aralık 2007, 22:02:11 »
İbnu Mes'ud (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Benden bir şey işitip onu (artırıp eksiltmeden) işittiği şekilde başkasına ulaştıran kimsenin (Kıyamet günü) Allah yüzünü taze kılsın. Zira, kendisine ulaştırılan öyleleri var ki, bizzat işitenden daha iyi kavrar." [Tirmizî, İlm 7, (2658).]
Sana gerekli olmayan şey hakkında konuşma. İster akıllı, ister akılsız hiç kimseyle münakaşa etme. Ve kardeşini, anılmandan hoşlandığın şeyle an.
(Abdulah ibn-i Mes’ud)

Çevrimdışı mustantık

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 224
Ynt: İLİM ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMENİN FAZİLETİ [10 ARALIK 2007]
« Yanıtla #11 : 13 Aralık 2007, 22:03:01 »
Ebu Zerr (radıyAllahu anh)  demiştir ki: "Eğer  kılıncı şuraya koysanız -eliyle ensesini göstermiştir- ben bu esnada, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'dan işitmiş bulunduğum bir hadisi, sizin işimi bitirmezden önce söyleyebileceğime kanaatim gelse onu mutlaka söylerim." [Buhârî, İlm 10.]
Sana gerekli olmayan şey hakkında konuşma. İster akıllı, ister akılsız hiç kimseyle münakaşa etme. Ve kardeşini, anılmandan hoşlandığın şeyle an.
(Abdulah ibn-i Mes’ud)

Çevrimdışı mustantık

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 224
Ynt: İLİM ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMENİN FAZİLETİ [10 ARALIK 2007]
« Yanıtla #12 : 13 Aralık 2007, 22:03:56 »
İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyAllahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İlim üçtür. Bunlardan fazlası fazilettir. Muhkem âyet, kâim sünnet, âdil taksim." [Ebu Dâvud, Ferâiz 1, (2285); İbnu Mâce, Mukaddime 8, (54).]
Sana gerekli olmayan şey hakkında konuşma. İster akıllı, ister akılsız hiç kimseyle münakaşa etme. Ve kardeşini, anılmandan hoşlandığın şeyle an.
(Abdulah ibn-i Mes’ud)

Çevrimdışı mustantık

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 224
Ynt: İLİM ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMENİN FAZİLETİ [10 ARALIK 2007]
« Yanıtla #13 : 13 Aralık 2007, 22:04:39 »
Ebu Vâkid el-Leysî (radıyAllahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) mescidde otururken üç kişi çıktı geldi. İkisi Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a yönelerek önünde  durdular. Bunlardan biri, bir aralık bularak hemen oraya oturdu. Diğeri de onun gerisine oturdu. Üçüncü kimse ise, geri dönüp gitti.Resulullah(aleyhissalâtu vesselâm) (dersinden) boşalınca buyurdular: "Size üç kişiden haber vereyim mi? Bunlardan biri Allah'a iltica etti, Allah da onu himayesine aldı. Diğeri istihyada bulundu, Allah da onun istihyasını kabul etti. Üçüncüsü ise geri döndü, Allah da ondan yüz çevirdi." [Buhârî, İlm 8, Salât 84; Müslim, Selam 26, (2176); Muvatta, Selam 4, (2, 960, 961); Tirmizî, İsti'zan 29, (2725).]
Sana gerekli olmayan şey hakkında konuşma. İster akıllı, ister akılsız hiç kimseyle münakaşa etme. Ve kardeşini, anılmandan hoşlandığın şeyle an.
(Abdulah ibn-i Mes’ud)

Çevrimdışı mustantık

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 224
Ynt: İLİM ÖĞRENMEK VE ÖĞRETMENİN FAZİLETİ [10 ARALIK 2007]
« Yanıtla #14 : 13 Aralık 2007, 22:06:23 »
İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyAllahu anhümâ) anlatıyor: "Ben Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'dan işittiğim her şeyi yazıyordum. Kureyş bu işten beni men etti. Dediler ki: "Sen her (işittiğin) şeyi yazıyorsun, halbuki Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir insandır, memnun ve öfkeli halde de konuşur."Bunun üzerine yazmaktan vazgeçtim. Sonra durumu Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a anlattım. Parmağı ile ağzına işaret ederek:"Yaz, nefsimi elinde tutan zata yemin olsun, ondan haktan başka bir şey çıkmaz!" buyurdu." [Ebu Dâvud, İlm 3, (3646).]
Sana gerekli olmayan şey hakkında konuşma. İster akıllı, ister akılsız hiç kimseyle münakaşa etme. Ve kardeşini, anılmandan hoşlandığın şeyle an.
(Abdulah ibn-i Mes’ud)