Gönderen Konu: İlmin Alın Teriyle Yoğrulması: Rıhle-i İlmiyye  (Okunma sayısı 3115 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9225
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
İlmin Alın Teriyle Yoğrulması: Rıhle-i İlmiyye
« : 17 Haziran 2013, 10:07:42 »


Ashabı Kiram, Peygamber Efendimizden gördüğü usulü, öğrendiği üslubu insanlara anlatmak için uzak diyarlara yola çıktılar. Her biri gördükleri usulü en iyi şekilde tatbik etmek için Rasullullah’ın memuru idiler. Sahabeyi kiram dinin ihyası için rıhleye çıkarken, sayıları da her geçen gün azalıyordu.

İSLAM tarihinde ilim için rıhleye çıkan ulvi yolcular ve yolculuklar olmasaydı sermayenin tarihinde bir değişiklik olmazdı. Lakin hadisi şerifler başta olmak üzere insanlık, medeniyetten bi-haber olacaktı. ilim ve hadisi şerifler için rıhleye çıkanların pusulası yine hadis-i şeriflerdi. “Her Müslüman erkek ve kadın için ilim öğrenmek farzdır.” Bu farzı yerine getirmek için “ilim beşikten mezara kadar bir yolculuk.”

İlim için yola çıkanlar Peygamber Efendimiz’den itibaren rıhledeydiler. Rıhle, lügatta: “Yürüyüp gitmek, bir yerden bir yere göçmek, yolculuk yapmak” manalarına gelir. Hadis ilminde ise muhaddislerin duyulmuş hadisler için âl-i isnat temini ve duymadıkları bir hadisi şerifi de en sağlam kaynaktan almak için yapılan yolculuklara, “er-rıhle fi talebi’l-hadis” denir. Umumi manada ise ilim tahsil etmek ve bazen de öğretmek için yapılan yolculuklara “rıhle-i ilmiyye” denir. İlim için yapılan ilk rıhle Hazreti Musa Aleyhisselam’ın ledün ilmini öğrenmek için yaptığı yolculuk kabul edilir.

Ashabı Kiram, Peygamber Efendimizden gördüğü usulü, öğrendiği üslubu insanlara anlatmak için uzak diyarlara yola çıktılar. Her biri gördükleri usulü en iyi şekilde tatbik etmek için Rasullullah’ın memuru idiler. Sahabeyi kiram dinin ihyası için rıhleye çıkarken, sayıları da her geçen gün azalıyordu. Böyle olunca muhaddisler Hadisi şerifleri kayıt altına almak için yola çıktılar.

İslam tarihinde rıhlenin ilk safhasında hadisi şerifleri tedvin etmek vardı. ilk önce muhaddisler düştü yollara. Bu yolculuğun bir sebebi vardı. Bu da, islamî ilimlere her yönden kaynaklık eden Hadis ilmi idi. Hadis ilmi islam kültür tarihinde, Kur’an ilimlerinden sonra birinci sırada gelmektedir. Her islam alimi ve hak mezheplerin imamları, öncelikle bir hadis tedrisinden geçmiş. Sadece tahsilini değil, söyledikleri sözlerini ve hayatlarını hadisi şeriflere muvafık olarak sarf etmeyi öğrenmişlerdir. Esas olarak Hadisi şeriflerden güç almayan hiçbir islamî disiplin Müslümanların gözünde ve gönlünde de yer almamıştır. Çünkü Peygamber Efendimiz’e itaat Allah’a itaat ile aynı, isyan da Allah’a ve onun hükmüne isyan ile aynıdır. (Ahzab suresi ayet 36, Nisa suresi ayet 14)

Rahleden rıhleye ilk çıkanlar hadisi şerifler için rıhleye çıkanlara bir müjde vardı. “Benim sözlerimi işitip belleyenin sonra işittiği şekilde başkalarına ulaştıranın, Allah yüzünü ak etsin. Zira nice kimseler vardır ki, belledikleri ilmi kendilerinden daha bilgili birine ulaştırmış olurlar.” (Ebu Davut 4/69, Tirmizi) Hadisi şerifinde onun sözlerini değiştirmeden, işittiği şekilde başkalarına ulaştıranlar kastedilmiştir. Bu sözü işiten Müslümanlar yollara düştüler.

İlim için çıkılan yolculuklara ilk numune Peygamber Efendimiz’in rahle-i tedrisinde yetişmiş sahabelerdi. Rihle ilmi hicretin birinci asrında evvela şifahi olarak başladı. Hazreti Câbir, Abdullah bin Üneys’in (RadiyAllahü anhüma) rivayet ettiği bir hadisi dinlemek maksadıyla, binek satın almış ve Medineyi Münevvere’den Şam’a bir aylık yol almıştı. Peygamber Efendimiz’in mihmandarı Ebu Eyyüb-el Ensari (r.a) bildiği bir hadisi şerifi tevsîk etmek, yani o hadisi bir de sahabi arkadaşı Ukbe bin Amr’ın ağzından dinlemek için Medineyi Münevvere’den Mısır’a gider. Hadisi Şerifi Ukbe bin Amr’ın(r.a) ağzından dinledikten sonra “Doğru söyledin” der. Durmaksızın Medine-i Münevvere’ye döner. Daha bir çok meşakketli yolculuklara var ki onları bir vesile ile hatırlamak gerekir. Biz sadece iki misal verdik.

Rıhlenin ilim dünyasına kazandırdıkları

Rıhle üzerine yazılmış kitaplar mevcuttur. Bunlardan biri er-rıhle fi Talebi’l-Hadis kitabıdır. Kitabın müellifi Hatîbi Bağdâdî’ye göre rıhlelerin iki gayesi vardır. Bağdâdî söyledikleri ile aynı zamanda rıhleyi ilmî bir metoda koyar. Birincisi, isnatta uluvv yani en az ravi ile hadisi şerife ulaşmak. İkincisi, hadis hafızları ile buluşarak onlarla hadis müzakere etmek, onların hadis bilgilerinden faydalanmaktır. Buna göre her iki maksadı kendi ülkesinde gerçekleştirmesi mümkün olan bir hadis talibinin, rıhle maksadıyla yurdundan ayrılması gerekmez. Hadis tahsilini önce kendi ülkesinde tamamlar, sonra isterse rıhle için vatanından çıkar.

Ebu Muhammed Hasan b. Abdurrahman, Ramehurmuzî’ el- Muhaddisu’l-fâsıl’da rihlet konusunu işler. Ramehurmuzî Muhtelif ülkelere seyahati gerçekleştiren rıhlet sahipleri başlığı altında, ilim seyyahlarını önce beş tabakaya ayırır ve onların isimlerini zikreder. Rıhle için gezilen yerler Yemen, Irak, Mısır, Cezire, Şam, Horasan, Rey, Mağrip (Kuzey Afrika) gibi geniş bir islam coğrafyasını kapsar.

Sözünü isnada dayandırmak

Hadislerin tedvin edilmesinde dikkat çeken ve rıhlenin asıl maksatlarından biri olan isnat, yani rivayetini, sözünü, birine dayandırmak, rıhlet ile bir metod halini alır. Günümüzdeki dipnot tekniği olarak addedilen şey, isnadın değişik bir varyantıdır.

İsnadın ne kadar önemli olduğuna dair söylenilenlerden bir kaçı bize yetiyor. Sufyan es-Sevrî “isnad müminin silahıdır, silahı yanında olmazsa neyle savaşacak.” demektedir. Abdullah b. Mübarek ise isnad hakkında: “Bana göre isnad, dindendir. Eğer isnad olmasaydı dileyen dilediğini söylerdi. Dini bir emri isnadsız kabul eden, merdivensiz duvara tırmanmaya çalışan gibidir.” Ebu Said el-Haddad ise “İsnad merdivene ve onun basamaklarına benzer. Basamaktan ayağın kayarsa düşersin.” demek suretiyle, isnadın nasıl yapıldığını ve hadis için yapılan araştırmalarının ehemmiyetini vurgulamaktadır.

Rıhle günümüzde de devam ediyor

İlim uğrunda yapılan bu yolculuklar (rıhle-i ilmiyye) ilimlerin büyük ölçüde tedvin ve tasnif edildiği, şube ve dallara ayrıldığı hicri dördüncü asrın sonlarına kadar sürdü. Biraz dikkatli bir ilimler tarihi okuyucusu, hicri dördüncü asrın sonu itibariyle sünnet ilminin tedvin edilip, sünnet kitaplarının tasnifinin tamamlandığını, fıkhî ve itikâdî mezheplerin teşekkül ettiğini ve bu mezheplerin omurgasını teşkil eden usûl ve furu’ kitaplarının yazıldığını görecektir. Dolayısıyla bu vakitten sonra yapılan yolculuklar da tabi’i olarak mahiyet değiştirmiştir. O zamana kadar sünnet ilmini cem ve tedvin için özellikle rivayet ile hadisi şerifleri müşâfehe yoluyla, yani ehlinin ağzından almak için yapılmıştı. Daha sonraki yolculuklar, artık yerini yazılı malzemeyi, yani kitapları müelliflerinden, yahut o ilimde söz sahibi olan âlimlerden okumak için yapılan yolculuklara bırakmıştır. Bazen de alimlerden icazet almak için yolculuklar yapıldı. Ancak her ne olursa olsun asr-ı saadetten itibaren ilim yolculuğu kesilmeden devam etti. İlim öğrenmek ve öğretmek, her müslüman erkek ve kadın için kıyamet sabahına kadar devam edecektir.

Hadis Yolculuklarının Bilim Dünyasına Miras Bıraktığı Metotlar

1- Hadis sahasındaki çalışmalar masa başı üretimi değildir. Ravilerden bizzat dinlenerek, şahitlerle desteklenerek araştırma sahada tamamlanır.
2- İslâm ülkeleri arasındaki ilmî bağı güçlendirdiği gibi, ilim adamlarının birbirleriyle tanışma ve fikir alışverişinde bulunmalarını da sağladı.
3- İsnat temini ile ilime dipnot ve kaynak tekniği getirdi.
4- İlk önce bulunduğu mahaldeki hadisi şerifleri dinleyip sonra başka memleketlere ilim için gitmenin temelleri atılmış oldu.
5- Ravinin incelenmesi ve güvenirlilik durumu, hadis ilminin temelini teşkil etmektedir. Bu da metin tenkidini geliştirmiş ve bilgide güvenilirliği güçlendirmiştir.
6- Hadis müzakereleri ile şehirden şehre giden rahhaller, ilim seyyahları, bugünkü ilmî kongre ve görüşmelerin orijinal temelini atmıştır.
7- Bu vesileyle âlî isnâd dediğimiz tür elde edildi. Ve ona bağlı olarak, isnâd zincirlerindeki kaynağa daha kısa yoldan ama sağlam olarak ulaşma metodu getirildi.


Kaynaklar

1. Ali Osman Koçkuzu, Dr, Hadis ilimleri ve Hadis Tarihi, Dergah Yayınları,1983-istanbul
2. Ali Vasfi Kurt, Endülüs’te Hadis ve ibn-i Arabi, insan Yayınları, istanbul
3. Babanzade Ahmet Naim, Tecrid-i Sarih Tercümesi, Başbakanlık Basımevi, 1976-Ankara
4. Habil Nazlıgül, Doç. Dr. Sebep ve Sonuçlarıyla Hadis Yolculukları (er-Rıhle fî Talebi’l-Hadis), Hikmet Yurdu, Ocak – Haziran 2013/1, ss. 13-37
5. Hatîbi Bağdâdî, Er-Rıhle fi Talebi’l-Hadis



Sadık CANLAR | 06 Haziran 2013 | İnsan ve Hayat Dergisi


Çevrimdışı omur

  • ömür
  • yazar
  • ****
  • İleti: 649
Ynt: İlmin Alın Teriyle Yoğrulması: Rıhle-i İlmiyye
« Yanıtla #1 : 24 Ağustos 2013, 01:09:42 »
Allah razı olsun. Teşekkürler.