Bahar geldi alerjilere karşı dikkat!

Başlatan kenz, 02 Nisan 2007, 13:12:57

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

kenz

''Alerjik kişilerin önemli bir kısmında, mevsimsel yakınmalar başlayabilir veya şiddeti artabilir. Sıklıkla bahar ve güz aylarında sorun yaşanmaktadır''
Türk Toraks Derneği Basın Komitesi Başkanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, alerjik kişilerin sıklıkla bahar ve güz aylarında sorun yaşadığını söyledi.

Özlü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, toplumda yaklaşık her üç kişiden birinin alerjik bünyeye sahip olduğunu belirterek, ''Alerjik kişilerin önemli bir kısmında, mevsimsel yakınmalar başlayabilir veya şiddeti artabilir. Sıklıkla bahar ve güz aylarında sorun yaşanmaktadır'' dedi.

Mevsimsel alerjinin en sık rastlanan nedeninin solunan havada bulunan polenler olduğuna dikkati çeken Özlü, ''Havadaki polen yükü, yaşanılan coğrafyaya, iklim koşullarına ve mevsime bağlı olarak değişkenlik gösterir. Ağaç polenleri, genellikle şubat-mart, çim polenleri nisan-temmuz, yabani ot polenleri ise yaz sonu ve sonbaharda ortaya çıkar. Ağaçlandırılmış, çimenli alanlarda, bitkilerin tozlaşma mevsimlerinde, rüzgarlı, lodoslu havalarda polen yükü fazladır'' diye konuştu.

İklim koşullarındaki değişime ikincil olarak havada bulunan ev tozu veya küf mantarı gibi diğer birçok alerjen yükünün de bulunduğunu dile getiren Özlü, bu nedenle her mevsim alerjisinin polene bağlanmaması gerektiğini ifade etti. Baharla birlikte alerji hastalarında değişik yakınmalar ortaya çıkabileceğini kaydeden Özlü, ''Alerjik nezleli hastaların elleri, sık sık burunlarına gider. Tatlı bir kaşıntı ve bıktıracak şekilde art arda hapşırmalar, devamlı bir nezle hali, burun akıntısı, burun tıkanıklığı görülebilir. Hastaların 'burnumda et var' şeklinde ifade ettikleri polipler oluşabilir. Kişi burundan nefes alamayıp, ağızdan nefes alıp vermeye başlayabilir'' dedi.

Alerjik göz nezlesinde gözlerde sulanma, kızarıklık ve yanma, adeta göz kapakları altında kum varmış şeklinde rahatsızlık hissedileceğine dikkati çeken Özlü, ''Gözde dayanılmaz bir kaşıntı olabilir. Alerjik sinüzitle ilişkili olarak baş ağrısı, yüzde, alın bölgesinde ağırlık ve ağrı, geniz akıntısına bağlı olarak boğazda gıcıklanma, yanma, kaşıntı, devamlı yutkunma ve boğaz temizleme ihtiyacı olabilir. Kişi, boğazındaki balgamı bir türlü koparıp atamamaz'' diye konuştu.

Prof. Dr. Özlü, astımlı hastalarda ise göğüste sıkışma, tıkanma, nefes alıp verirken darlık ve zorlanma, hırıltılı solunum ve inatçı öksürük nöbetleri olduğunu belirterek, ''Gece sabaha karşı uykudan uyandıran, çok rahatsız edici öksürük ve nefes darlığı atakları gelişebilir. Hasta, yürürken, yokuş-merdiven çıkarken zorlanabilir'' dedi.

Alerjik hastalıkların etkin şekilde tedavi edilmemesinin kişiyi bezdireceğini ve yaşam kalitesini düşüreceğini ifade eden Özlü, şunları söyledi: ''Günümüzde alerjik hastalıkların teşhis ve tedavisiyle ilgili büyük gelişmeler olmuştur. Kişinin alerjik bünyeye sahip olup olmadığı, alerjisinin neyle ilişkili olduğu, alerjik hastalığının olup olmadığı, alerjik hastalığının hangi organda yerleştiği ve ağırlığı kolayca ölçülebilmektedir. Doğru bir teşhis sonrasında, kişinin duyarlı olduğu alerjenleri tanıyıp bunlardan kaçınması, en iyi yaklaşımdır. Bu mümkün olmadığında alerjik reaksiyonları önleyip, kontrol altına alan, şiddeti azaltan, alerjik yakınmaları gideren, yaşam kalitesini düzelten tedaviler uygulanabilir.''
İNSAN akli ile melekleşen nefsi ile iblisleşen bir aciptir İNSAN
İNSAN kendi kabahatini bilmeyen cehli ile dünyalara sığmayan bir mağrurdur İNSAN
İNSAN bütün zaaf ve acziyyetine rağmen kudrete kafa tutan taşkın bir şaşkındır İNSAN
İNSAN maziye bağlı hâle aldanmış istikbali gözler bir taştır İNSAN

Nakkaı

Alerjiye yol açan 900 bitki var

Baharla birlikte başlayan alerjiye, Türkiye'de yetişen 9 binden fazla bitkinin yüzde 10 kadarının neden olduğu açıklandı.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, baharla beraber alerji mevsiminin de başladığını belirterek, Türkiye'de yetişen 9 binden fazla bitkinin yüzde 10 kadarının alerjiye yol açtığının tahmin edildiğini bildirdi.

Prof. Dr. Küçükusta, AA muhabirine yaptığı açıklamada, baharın iyiden iyiye kendini göstermeye başladığı şu günlerde, doğadaki değişimin insan sağlığını da yakından etkilediğini, aylarca soğuğa, yağmurlu ve kapalı havalara alışmış olan bünyenin ani sıcaklarla şaşkına döndüğünü kaydetti.

Hormon salgılarındaki değişiklikler, bağışıklık sistemi ve ruhsal yapıdaki uyum kusurlarının vücudu çok duyarlı bir hale getirdiğini belirten Küçükusta, ''Özlemle beklenen bahar, hastalıklarla geliyor. Çeşme gibi akan burunlar, hapşıranlar, genzi tıkananlar, damakları kaşınanlar, öksürenler, nefesi tıkananlar, derileri kabaranlar, kızaranlar ve kaşınanlar...'' dedi.

Bahar mevsiminde bu tür şikayet yaşayanların, hangi polenlere alerjik olduğunu bilmesi için test yaptırması gerektiğini vurgulayan Küçükusta, ''Ülkemiz doğal bitki örtüsü bakımından çok zengindir. Topraklarımızda 9 binden fazla bitkinin yetiştiği saptanmıştır. Fakat bunların yüzde 10 kadarının alerjiye yol açabileceği tahmin edilmektedir'' diye konuştu.

Genel olarak en çok alerjiye neden olduğu bilinen polenlere ait ağaçları ''Huş, kızıl ağaç, kızıl meşe, fındık, servi, kayın, söğüt, ıhlamur, zeytin ağacı, kavak'', çayırları ''İngiliz çimi domuz ayrığı, çayır kelp kuyruğu, çayır salkım ve tatlı ilkbahar otu'', yabani otları ''Pelin, yapışkan otu, sinir otu, akkazayağı, kuzu kulağı'', hububatları da ''Arpa, buğday, yulaf, çavdar, mısır'' olarak sıralayan Prof. Dr. Küçükusta, şu önerilerde bulundu:

''Polenlerine alerjik olduğunuz bitkilerden uzak kalın, evinizin kapı ve pencerelerini sıkıca kapayın. Evde ve arabanızda polen filtreli klimalar kullanın. Evinizdeki polen miktarı çok fazla ise hava temizleyicilerden yararlanın. Polenlerin atmosferde yoğun olarak bulundukları sabahın erken saatleri, sıcak, kuru ve fırtınalı havalarda dışarı çıkmamaya özen gösterin. Mutlaka dışarı çıkmanız gerekiyorsa, ağzınızı ve burnunuzu koruyan maskelerden yararlanın. Polen mevsimi açık havada spor ve egzersizden kaçının, ağaçlık, çimenlik yerlere seyahat etmeyin, deniz kenarlarını tercih edin.

Dışarıda mutlaka güneş gözlüğü kullanın ve eve gelince gözlüğünüzü bol su ile yıkayın. Şapka takın, takmıyorsanız saçlarınızı yatmadan önce mutlaka yıkayın. Günlük kıyafetlerinizi eve gelir gelmez, yatak odası dışında bir yerde hemen değiştirin.''

Aynı aileden olan bitki türlerinin polenlerinin yapısının birbirlerine benzediğini, bu nedenle de alerjik bir kişide aynı aileden pek çok bitkiye birden alerji saptanabildiğini kaydeden Küçükusta, ''Buna çapraz reaksiyon denir. Mesela huş ağacı polenlerine alerjisi olanların fındık ve kızılağaç polenlerine de alerjik olmaları mümkündür. Çapraz reaksiyonlara polenlerle meyveler arasında da rastlanır. Yine huş ağacı polenlerine alerjik olanların yarısında elma ve fındığa karşı da alerji vardır. Çünkü huş ağacı polenindeki proteinlerle elma ve fındıktaki proteinler birbirlerine çok benzerler'' dedi.

Dünya Bülteni

devran

Alerjiden korunma yolları

Baharı rahat geçirmek istiyorsanız bunları mutlaka yapın..
Uzman doktor Ülkümen Rodoplu, ilkbahar aylarında artan polenler nedeniyle alerjik astım hastalarının dikkatli olmaları gerektiğini bildirdi.

Dr. Rodoplu, ilkbahar aylarında saman nezlesinde artış olduğunu belirtti.

Saman nezlesi, bahar alerjisi ya da yaz gribi olarak isimlendirilen alerjik rinitin, kişilerin duyarlı oldukları alerjen maddeler ile temastan sonra ortaya çıkan ve çok sayıda kişiyi etkileyen bir hastalık olduğunu kaydeden Dr. Rodoplu, alerjik rinitin başlıca belirtilerinin, burunda kaşıntı, tıkanıklık, akıntı, hapşırma, kuru öksürük ve boğaz kaşıntısı olduğunu söyledi.

Başta polenler olmak üzere, küf mantarları, çeşitli gıdalar (yumurta, çilek, balık gibi), ev tozu, kedi ve köpek gibi hayvan tüyleri ve çeşitli kimyasallar da hastalığa neden olabildiğini anlatan Dr. Rodoplu, allerjik riniti olan kişilerde, sinüzit, kulak hastalıkları ve geniz eti gelişiminin de sıklıkla görüldüğünü ifade etti.

Dr. Rodoplu, şu bilgiyi verdi:

''Alerjik astım, genetik olarak alerjiye yatkın olan kişilerin belirli bir süre boyunca duyarlı oldukları alerjene maruz kalmaları sonucunda gelişir. Alerjik astım, hava yollarının aşırı duyarlılığıdır. Burada mikrobik olmayan iltihaplanma söz konusudur.

Bu kişiler duyarlı oldukları alerjenlerle temas etmeleri sonucunda, kuru öksürük, nefes darlığı, hırıltı, hışıltılı nefes alıp verme ve göğüste sıkışıklık hissi gibi yakınmalar duyabilmektedir. Bu yakınmalar tekrarlayan nöbetler halinde seyretmekte, geceleri ve sabaha karşı artmakta, alerjenden uzaklaşma ya da ilaç kullanımı sonrasında azalmakta ve hatta tamamen kaybolabilmektedir. Alerjik astımlı hastalarda en sık rastlanılan alerjiler, ev tozu (akar), ağaç ve çimen poleni, kedi-köpek tüyü, hamam böceği ve küf mantarı alerjileridir.''

-KORUNMA YOLLARI-

Dr. Ülkümen Rodoplu, korunma yolları konusunda bir doktora danışılmasını önererek, şöyle devam etti:

''Doktorunuza danışarak uygun bir yöntem ile hangi polenin bünyenizde alerjiye yol açtığını belirleyebilirsiniz. Her bitki yılın belli bir döneminde polen ürettiği için hassas olduğunuz polene göre önceden koruyucu tedaviye başlayarak hazırlık yapabilirsiniz.

Polen sayısının ılık kuru ve güneşli günlerde artması, sabahları erken saatlerde ve yağmur sonrasında azalması nedeniyle özellikle polen miktarının fazla olduğu saatlerde açık alanlarda olabildiğince az sürelerde kalınmalıdır. Çim polenine alerjisi olanlar bahçe çimlerini kendileri biçmemeli. Polenler ile kaplanma sonucu kapalı mekanlarda alerjiye neden olma riskine karşı, giysiler ve çamaşırlar yazın açık havada kurutulmamalıdır. Polen mevsiminde pencereler kapalı tutulmalı, eğer mümkün ise polen mevsiminde tatile çıkılmalı ve yakınmaları tetikleyen polenlerin bulunmadığı kıyıdaki esintiler vasıtasıyla polen sayısının nispeten daha az olduğu deniz kıyısında yer alan bölgelere seyahat edilmelidir.''

Otomobil alma ya da değiştirme gereksinimi gündeme geldiğinde, polen tutucu hava filtreleri olan otomobillerin tercih edilmesini öneren Dr. Rodoplu, otomobillerinin bakımları esnasında polen filtrelerinin değiştirilmesine özen gösterilmesini istedi.

Alerjisi olduğu halde çiçek yetiştirmekten vazgeçmek istemeyenlerin, böcekler vasıtasıyla döllenen, gül gibi renkli süs bitkilerini tercih etmelerini tavsiye eden Dr. Rodoplu, alerjisi olanların kesinlikle evlerinde evcil hayvan (kuş dahil) beslememesini, evde bitki yetiştirmemesini, türlü sprey, naftalin, ağır kokulu maddeleri kullanmamalarını, evde sigara içilmemesini, klima ve kalorifer aralarını sık sık temizlenmesini, toz alma veya silkeleme gibi işlerde maske kullanılması gerektiğini bildirdi.

-ALERJİDE İLKYARDIM-

Dr. Rodoplu alerji ve ilkyardım konusunda ise şunları kaydetti:

''Alerji yaptığını bildiğiniz maddelerin bulunduğu yerlerden uzak durun. Özellikle ilkbaharda ağaç ve çiçek polenlerinin havadaki miktarının çoğaldığı zamanlarda, kapı ve pencerelerinizi kapatın. Alerji yaptığını bildiğiniz bir ilaç varsa almayın. Önceden doktorunuza söyleyin. Kedi köpek kılına karşı alerjiniz varsa evinizde evcil hayvan beslemeyiniz. Eğer pişmemiş gıda dokunuyorsa pişirin. Sütte olduğu gibi ısıtmayla gıdanın alerjik özelliğini azaltabilirsiniz. Size aynı alerjik durum için verilen ilaç varsa (antihistaminik) onu alın. Deride kurdeşen denen geniş ve kırmızı kabarıklık olduysa kaşımayın, evinizde kaşıntıyı giderici ilaç varsa kullanın. Şuur yerinde değilse, kişi yeterli derecede solunum yapamıyorsa, öne doğru meyilli olacak şekilde yana yatırınız. Eğer bu basit önlemlerle geçmiyorsa, doktora gidin. Bazı alerjik durumlarda solunum yollarında ileri derecede şişlikler olabilir. Hasta soluk almayacak duruma gelebilir. Eğer alerjik durum gittikçe artıyorsa, ses değişikliği, soluk almada zorluk başlıyorsa zaman geçirmeden hastaneye gidiniz.''

AA
Gün Olur devran döner.

devran

Biyokimya Uzmanı Dr. Gözde Ülfer, bahar mevsiminin gelmesiyle 'bahar alerjisi' olanların sıkıntılı günler yaşamaya başlayacağını belirterek, "Özellikle ilk bahar aylarında artan polenler nedeniyle alerjik rahatsızlıkları olanlar çok dikkatli olmalıdır" dedi.

Açıklamalarda bulunan Uzman Dr. Gözde Ülfer, alerjik hastalıkların tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de oldukça sık rastlanan bir hastalık olduğunu söyledi. Ülfer, "Hastalarımızda en sık karşılaşılan sorunlardan biri, kişinin karşılaştığı alerjik sorunun neden kaynaklandığının bulunamaması ve bu yüzden yaşadığı sıkıntılardır. Gelişen teknoloji ile yapılan çok basit bir kan testiyle alerjik rahatsızlığı olanlar neye alerjisi olduğunu öğrenebiliyor ve tedaviye geçilebiliyor. Tüm alerjik hastalarda birinci tedavi yöntemi alerjenden uzak durmaktır. Çevre önlemlerinin yeterli olmadığı durumlarda ilaç tedavileri kullanılmaktadır. Bunun da yeterli olmadığı durumlarda ise aşı tedavisi uygulanabilir" dedi.

Kan testi hakkında da bilgiler veren Dr. Ülfer, "Bir defa kan alımı ile kanın serumunda yapılan bu çalışmada, yetişkin insanlar için "gıda paneli" ve "solunum paneli" olmak üzere 20 çeşit alerjik etkene bakılmaktadır. Çocuklar için de bu iki panelin karışımı olan ve en önemlilerinden 10 tanesi araştırılmaktadır. Alerjisi olan hastalar KBB poliklinikleri veya Göğüs Hastalıkları polikliniklerindeki doktorlara başvurarak bu testi yaptırabilirler" şeklinde konuştu.

İHA
Gün Olur devran döner.