Bir saltanatki def-i hacet uğruna feda edilebiliyorsa

Başlatan zaman_1453, 07 Nisan 2008, 00:31:22

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

zaman_1453

Osmanlı Padişahlarından biri zaman Allah dostlarından Gülbaba Hz. lerinin  sohbetine tebdil-i lıyafet gider.
    Gülbaba sohbetinde o gün def-i haceti rahat yapmanın Hz. Allah’ın kullarına bahşettiği büyük bir nimet olduğundan bahseder.
    Padişah içinden; başka bir mevzu yok muydu da bundan bahsetti diye kendi kendine sitem eder.
O gün akşam padişah rahatsızlanarak def-i hacetini yapamaz olur. Doktorları getirirler, bir türlü netice elde edemezler… Hatasını anlayan padişah ertesi gün doğruca Gülbabanın huzuruna varır ve ondan özür dileyerek,  dua etmesini ve sıkıntısından kurtulmasını ister.
Gülbabada; olur ama 2 şartım var der.
Padişah: Emredin hocam. der.
Gülbaba: 1. si padişahın kendi adına yaptırdığı camiye kendi adının verilmesi ve sevabının ona bağışlanmasını,
                2.sinin ise padişahlıktan vazgeçmesini ister.
Padişah bir müddet düşündükten sonra başka çaresinin olmadığını anlayarak, her ikisinide kabul eder.
    Bundan sonra Gülbaba padişah’a “ BİR SALTANATKİ DEF-İ HACET UĞRUNA FEDA EDİLEBİLİYORSA, BUNA SALTANAT MI DENİR” diyerek dünya saltanatının boş olduğunu, ebedi saltanatın ahrette olacağını ifade etmişlerdir.

Mahi

Bu hikayenin Sultan III. Mustafa zamanında laleli baba ismi ile maruf zat ile yaşandığını bir büyüğümden dinlemiştim. Hatta Sultan Mustafa iki Cami yaptırdım birini suya diğerini Veliye kaptırdık dediğini anlatmışlardı...

Günbatımı

Alıntı yapılan: Mahi - 07 Nisan 2008, 00:51:03
Bu hikayenin Sultan III. Mustafa zamanında laleli baba ismi ile maruf zat ile yaşandığını...

Ben de III. Mustafa zamanında, padişah ile Laleli Baba isimli bir din büyüğü arasında yaşandığını biliyordum.
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana