Teferruatlı kelime çözümü...

Başlatan ruy-ı zemin, 24 Mart 2008, 23:01:14

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ruy-ı zemin

#90

قال النبى صلى الله عليه و سلم

‏مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِه فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أَضْعَفُ الْإِيمَانِ

مُنْكَرًا      ve    فَلْيُغَيِّرْهُ   ne kelime olur?
پاى مار      چشم مور      نان منلا      كس نديد

Garîb

#91
Münker   منكر : İf'al babından ism-i mef'ul olur...

أنـكـرَ  يُــنـكر  إنكـاراً منكِرٌ  مُـنـْـكـَـرٌ

Liyüğayyir   ليغير  : Tef'îl babından Emr-i Gaib, bina-i malum, müfred müzekker gaib olur.

غـيّـر  يُـغَـيّـرُ تغـييـرًا  مُـغَـيِّـرٌ مغيَّـرٌ لم يُغـيِّـرْ ..... لِــيُـغَـيِّرْ



Hadis-i Şerifin manası: "Sizden her kim bir kötülük görürse, onu eliyle hemen değiştirsin, Buna gücü yetmezse diliyle, buna da gücü yetmezse kalbiyle... (değiştirsin). Ama bu (sonuncusu) ise imanın en zayıf olanıdır.."


Neşv ü nevâ bulmaz düşmeyincek, hâke nebât,
Mütevazî olanı rahmet-i Rahmân büyütür...

Garîb

قال الإمـــــــــــــــــــــام الرباني أحمد فاروق الســـــــــــــــــــرهندي :

هل كل من خِـلتَ رجلاً رجـل ميـــدانٍ         أو كـلّ منْ صــار ذا مُلكٍ سليمـــــــانُ

Beyitteki "Meydânميدان ve "Hılte" خلتَ  ne kelime olurlar ?
Neşv ü nevâ bulmaz düşmeyincek, hâke nebât,
Mütevazî olanı rahmet-i Rahmân büyütür...

ruy-ı zemin

خلتَ    :arrow:  Sülasi mücerredin 1. babından fiili mazi müfret müzekker muhataptır. Aslı hayeltedir. Ye ıllet müteharrik makabli meftuh olduğundan ye'yi elife kalbettik. İki sakin ictima' etti. Biri lam, biri ye. yeyi hazfettik halte oldu mahzuf yeye delalet etsin için ha'yı kesreledik. hılte oldu.

خال خالا خالوا خالتْ خالَتَا خِلْنَ خِلْتَ


ميدان   :arrow:  Vezin olarak Sülasi mücerredin 4.babından mastar mimi ismi zaman ismi meken geliyor. ama bu kelime oradan değil galiba

يَدِىَ  يَيْدَى يَدًا يَادٍ مَيْدِىٌّ.................يَيْدِ لا تَيْدِ  مَيْدًا مَيْدانِ

Manasını çıkaramadım hocam. Mektubatı şerifedekilerin kaçıncı mektupta geçtiğini yazarsanız. Siyak ve sebakından anlarız belki.
پاى مار      چشم مور      نان منلا      كس نديد

ruy-ı zemin

قال النبى عليه الصلاة والسلام

عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ


   عَيْنَانِ        ve       بَـكَتْ        ne kelime olur?
پاى مار      چشم مور      نان منلا      كس نديد

Garîb

#95
Alıntı yapılan: ruy-ı zemin - 15 Ağustos 2008, 12:48:11

ميدان   :arrow:  Vezin olarak Sülasi mücerredin 4.babından mastar mimi ismi zaman ismi meken geliyor. ama bu kelime oradan değil galiba

يَدِىَ  يَيْدَى يَدًا يَادٍ مَيْدِىٌّ.................يَيْدِ لا تَيْدِ  مَيْدًا مَيْدانِ

Manasını çıkaramadım hocam. Mektubatı şerifedekilerin kaçıncı mektupta geçtiğini yazarsanız. Siyak ve sebakından anlarız belki.

Meydan kelimesi; Sülasi Mücerredin II. babından gelen M-Y-D (  ماد  يميــد) maddesinden,  Leyyânun  ليان (Fe'lânun) vezninde masdardır.. "Alan, saha" manasında kararlaşıp masdar manasını kaybetmiştir... Masdar manasını muhafaza eden diğer masdarlar; Meyedanun  ميـَـدان (Nezevanun gibi) ve Meyden مـيْـداً  dir..

Bu sebeple Meydan kelimesini, Camit  kabul etmek en doğrusu olacaktır..

Beytin manası için; siyak ve sibakına lüzum yok.. Zaten beyit de tek beyit.. Bu tür kibar-ı kelamlar, aynen atasözleri gibidir..Duruma uygun her yerde kullanılırlar.. Tıpkı:

"Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir,
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.." beyiti gibi..

Nasıl bu beytin anlaşılması için siyak ve sibaka lüzum yok ise, yukarıdaki beyit de aynı şekilde sarihtir..


هل كل من خِـلتَ رجلاً رجـل ميـــدانٍ         أو كـلّ منْ صــار ذا مُلكٍ سليمـــــــانُ


"Senin her adam (yiğit) sandığın, (harp, seyr-i süluk) meydanının adamı mıdır? (gerçekten Yiğit midir, mücahit midir?)
Veya her parası pulu olan, mülkü olan, Süleymân (AS) mıdır ?"


Neşv ü nevâ bulmaz düşmeyincek, hâke nebât,
Mütevazî olanı rahmet-i Rahmân büyütür...

Garîb

#96
Alıntı yapılan: ruy-ı zemin - 15 Ağustos 2008, 13:04:34
قال النبى عليه الصلاة والسلام

عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

   عَيْنَانِ        ve       بَـكَتْ        ne kelime olur?


Aynâni عينان  : İsm-i Camit olan Ayn عين kelimesinin tesniyesidir.. 

عين عيْنان عُيُون  أعيان أعيُن

Beket بكت   : Sülasi Mücerredin II. babından, Fiil-i Mazi, Bina-i Malum, Müfred Müennes Gaibe olur..

بكي بكَـيا بَـكَوْا  بكتْ


"Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyurmuşlardır ki  :
İki göz vardır ki onlara ateş dokunmaz: Allah korkusundan gözyaşı döken göz ve Allah yolunda nöbet beklerken uykusuz kalan (geceleyen) göz.."
Neşv ü nevâ bulmaz düşmeyincek, hâke nebât,
Mütevazî olanı rahmet-i Rahmân büyütür...

Garîb

زهد سلمان الفارسي رضي الله عنه


لما حضرتْ سلمان الفارسي الوفاة بكي ...فقيل له :ما يُبكيك ؟
قال : ما أبكي جزعاً على الدنيا ولكن عهد إلينا رســــول الله  صلى الله عليه وسلم أن تكون بلغة أحدنا من الدنيا كزاد الراكب ....

فلما مات سلمان فنظروا  في جميع ما ترك فإذا قيمته بضع عشر درهماً



Bu ibretli menkıbede geçen يُبكِـيك  ve  جميع  ne kelime olurlar?
Neşv ü nevâ bulmaz düşmeyincek, hâke nebât,
Mütevazî olanı rahmet-i Rahmân büyütür...

ruy-ı zemin

Alıntı yapılan: Garîb - 15 Ağustos 2008, 14:03:10
Beytin manası için; siyak ve sibakına lüzum yok.. Zaten beyit de tek beyit.. Bu tür kibar-ı kelamlar, aynen atasözleri gibidir..Duruma uygun her yerde kullanılırlar.. Tıpkı:

"Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir,
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.." beyiti gibi..

Nasıl bu beytin anlaşılması için siyak ve sibaka lüzum yok ise, yukarıdaki beyit de aynı şekilde sarihtir..




Hocam siz kaçıncı mektupta geçtiğini yazın merak edenler bakar. Hem neden siyak ve sebakından anlaşılmasın ki neticede mübarek zatlar bir mevzu anlatırken bazen onu bir ayeti kerime, hadisi kutsi, hadisi şerif bazende bir şiir ile te'kit ederler. Arasında mutlaka bir bağlantı vardır. Malumunuz ilmimiz sizin kadar derin değil. Bakmaya hakkımız vardır herhalde. Hüsnü niyetinizden şüphemiz yok. Araştırsınlar, bulsunlar onlarda öğrensinler diye düşünüyorsunuz. Kaçıncı mektup olduğunu söylersem türkçesine bakarlar belki diye düşünüyorsunuzdur. Yok bakmayız kardeşim Allahın izni ile.

Aslında bunlar hep zamanında sarf ve nahivi iyi öğrenemediğimizden kaynaklanıyor. Şimdi de yanımızda yeterli eser yok bulundurmak men' edildi. Onun için zorlanıyoruz.
İşte küllere üfleyince bişeyler parlıyor, sonra tekrar kayboluyor.
پاى مار      چشم مور      نان منلا      كس نديد

Garîb

#99
Alıntı yapılan: ruy-ı zemin - 15 Ağustos 2008, 15:22:52
Hocam siz kaçıncı mektupta geçtiğini yazın merak edenler bakar. Hem neden siyak ve sebakından anlaşılmasın ki neticede mübarek zatlar bir mevzu anlatırken bazen onu bir ayeti kerime, hadisi kutsi, hadisi şerif bazende bir şiir ile te'kit ederler. Arasında mutlaka bir bağlantı vardır. Malumunuz ilmimiz sizin kadar derin değil. Bakmaya hakkımız vardır herhalde. Hüsnü niyetinizden şüphemiz yok. Araştırsınlar, bulsunlar onlarda öğrensinler diye düşünüyorsunuz. Kaçıncı mektup olduğunu söylersem türkçesine bakarlar belki diye düşünüyorsunuzdur. Yok bakmayız kardeşim Allahın izni ile.

Aslında bunlar hep zamanında sarf ve nahivi iyi öğrenemediğimizden kaynaklanıyor. Şimdi de yanımızda yeterli eser yok bulundurmak men' edildi. Onun için zorlanıyoruz.
İşte küllere üfleyince bişeyler parlıyor, sonra tekrar kayboluyor.

Estegfirullah kardeşim..

Benim demek istediğim, bu bir beyit .. başı belli, sonu belli.. sade bir beyit. Manası için öyle koca bir mektubu okumaya lüzum yok.. Kaldı ki dediğiniz gibi her zaman ele bu imkan da geçmeyebilir.. Kitabınız yanınızda olmayabilir. Bu sebeple  beyitlere, sözlere müstakıl oldukları halde mana verebilme melekesi edinmemiz lazım diyorum.

tıpkı: نصر زيد عمروا  gibi...  Yani fiili, faili yerine koydun mu beytin manası zaten açığa çıkar...

Yani, öyle ibareleri gözde büyütmeye lüzum yok.. Bilemediğin kelimenin manası için lügate bakmak kafi.. Fiili, faili, istifhamı, haberi de yerli yerine koydun mu mana ortaya çıkar..

* Hani kelimeler garip olsa veya fesahat ve belagat kaidelerine uymasa yada öncesi bilinmeden manası anlaşılamayacak derecede Makabline muhtaç olsa, amenna.. Lakin bu beyitte öyle bir şey yok..

Elbette beyitlerin yazıldıkları mektupla alakası vardır.. Zaten ben de yok demedim. Ancak, beytin manasını çözmek için buna ihtiyaç yok diyorum..  Kaldı ki, bu beytler delildir, şahiddir. Delil çözülmeden medlül ve meşhud nasıl çözülsün..

Bu beyit benim ezberimdeydi. Ama ısrarınız neticesi işbu beytin hangi mektupda yer aldığına baktım.. Cild_1, 224. mektup.

İnşaAllah yardımcı olabilmişizdir..
Neşv ü nevâ bulmaz düşmeyincek, hâke nebât,
Mütevazî olanı rahmet-i Rahmân büyütür...

ruy-ı zemin


Hocam söylediklerinize tamamen katılıyorum zaten.





جميع       :arrow:   Sülasi mücerredin 3. babından ismi meful. Kesirun vezninden galiba.

جَمَعَ   يَجْمَعُ   جَمْعًا جاَمِعٌ  مَجْمُوعٌ   جَميعٌ


يُبكِـيك        :arrow:    İf'al babından fiili müzari' müfret müzekker gaib. Sonuna hitap kafı dahil olmuş.


اَبْكَى   يُبْكِى    



   Meali  :arrow: Selman-ı Farisinin vefatında yaklaştığında ağladı.
                       
                      - Niçin ağlıyorsun dediler.
                     
                      - Ben dünya üzerine hüzünlendiğim için ağlamıyorum. Lakin Rasulullah (S.A.S) bize söz

                        vermişti. İçimizden birine dünyadan bir bela gelirse.....

                     Vahdaki Selman (r.a) öldü. Geriye bıraktığı şeylerin tamamına baktılar. Borçları    ödendiği   

                     zaman geriye 10 dirhem kaldı.
پاى مار      چشم مور      نان منلا      كس نديد

Garîb

#101
Alıntı yapılan: ruy-ı zemin - 15 Ağustos 2008, 18:46:05

   Meali  :arrow: Selman-ı Farisinin vefatında yaklaştığında ağladı.
                      
                      - Niçin ağlıyorsun dediler.
                     
                      - Ben dünya üzerine hüzünlendiğim için ağlamıyorum. Lakin Rasulullah (S.A.S) bize söz

                        vermişti. İçimizden birine dünyadan bir bela gelirse.....

                     Vahdaki Selman (r.a) öldü. Geriye bıraktığı şeylerin tamamına baktılar. Borçları    ödendiği  

                     zaman geriye 10 dirhem kaldı.


Hocam tercümede ciddi eksiklikler var.. Ayrıca  "bülga" lafzını  sanırım "belâ" kelimesiyle karıştırdınız.. Yine de tebrikler..

Doğrusu şöyle olacak:

"Selmânı- Farisi'nin (R.Anh) ZÜHDÜ"


Selman-ı Farisi, vefatı yaklaştığında ağlamaya başlar.
Bunun üzerine sorarlar: "Seni ağlatan nedir?
Der ki : "Dünyadan ayrılacağıma üzüldüğüm için ağlamıyorum.. Lakin Rasülüllah Efendimiz (SAV) bizden söz almıştı: "Her birerimiz dünyalık olarak sadece bir atlının azığı kadar mal ile yetinecektik". (Buna riayet edemedim, o yüzden ağlıyorum)

Ne zaman ki Selman-ı Farisi Hazretleri vefat etti, ondan geriye kalan (ve onun hıçkıra hıçkıra ağlamasına sebep olan)  dünyalığın tamamına baktılar. Gördükleri sadece; 10-15 dirhem kıymetinde ( bir kaç parça eşyadan ) ibaretti.
Neşv ü nevâ bulmaz düşmeyincek, hâke nebât,
Mütevazî olanı rahmet-i Rahmân büyütür...

ruy-ı zemin


Hocam bi kaç gündür bişey yazamadım kusura bakmayın. Gençlerin imtihanları vardı. Onları çalıştırdık.


قال النبى صلى الله عليه  و سلم


اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ



النبى          ve         أفْضَلُهَا            ne kelime olur?
پاى مار      چشم مور      نان منلا      كس نديد

Garîb

#103
الخوف من الله


سـئِلتْ السيدة فاطمة زوجة عمر بن عبد العزيز عن عبـادة عمر ، فقالت :

  والله ما كان بأكثر النـاس صلاة ولا أكثرهم صيـاماً ولكنـّـي والله ما رأيت أحداً أخـوف الله  منه 


عبادة  ve  الســـيـدة  ne kelime olurlar ?
Neşv ü nevâ bulmaz düşmeyincek, hâke nebât,
Mütevazî olanı rahmet-i Rahmân büyütür...

Garîb

#104
Alıntı yapılan: hezarfen - 20 Ağustos 2008, 18:56:58
selamün aleyküm 
  " عبادة "  sülasi mücerredin 1.babından mastar," الســـيـدة"  sülasi mücerredin 5.babından sıfat-ı müşebbehenin müennesidir.Aslı  "سويد"   dür.

وعليك الســلام و رحمة الله

hoşgeldiniz hocam.. cevabınız hemen hemen doğru, tebrikler.

Lakin "سيّدة" Sülasi Mücerredin 5. babından değil, 1. babından sıfat-ı müşebbehe olur..

Ayrıca  seyyid سيد in aslının  Fe'îl فعيل vezninde سويد  olduğunu söyleyenler olsa da  ehli sarfın büyük bir kısmı "seyyid" in aslının Fey'ıl  فيْـعل vezninde سيْود  olduğunu söylemişler ve bunu kaideyle isbat etmişlerdir..ve genel kabul da bu istikamettedir..Aşağıdaki malumat bunun delilidir..

تنبيـهات وفوائد :

1 ـ قد ترد الصفة المشبهة على وزن " فَيْعِل " وذلك من الفعل الثلاثي اللازم الذي على وزن " فَعَلَ " المعتلة العين ، وهي قليلة .
مثل : مات – ميت ، ساد – سيد ، بان – بين ، ساء – سيء ، صاب – صيب .
كقوله تعالى : { لولا يأتون عليهم بسلطان بين } 15 الكهف .
وقوله تعالى :{ وألفيا سيدها لدى الباب } 35 يوسف .
وقوله تعالى : { أو كصيب من السماء } 19 البقرة .
ومن الصحيحة العين على وزن فَيْعَل ، مثل : صيرف


  إذا اجتمعت الواو والياء فى كلمة وكان السابق منها ساكناً قلبت
الواو ياء وأدغمت الياء فى الياء (لأن الواو تقلب ياء ولا تقلب الياء
واواً) سواء أكانت الياء هى السابقة أم كانت الواو .
فالياء هى السابقة فى نحو : سيد وأصلها سيود( على وزن فيعل) من ساد يسود .
وكذلك هين ، أصلها : هيون من هان يهون .ومثله : جيد وأصلها : جيود (فيعل) من جاد يجود .
وكذلك حيز ، وأصله : حيوز ( فيعل ) من حاز يحوز
.
[/size]

bu konuda takip ettiğimiz usul şu şekilde oluyor:

1- soru soran arkadaş, soracağı kelimeyi, o kelimenin içinde geçtiği bir ayet-i kerime veya hadis-i şerif veya bir şiir veya bir menkıbe veya bir atasözü ile birlikte veriyor..

2- cevap veren arkadaş ise, önce kelimelerin iştikaklarını (vezinleri ile birlikte örneğin "ıbadetün, nişadetün vezninde diyerek ) ve gerekirse çekimlerini yazıyor.. ardından, sorunun geçtiği metnin manasını yazıyor..

3- ve soru sorma sırası cevap veren arkadaşa geçiyor..  Devir  bu şekilde devam ediyor..

zaten yukarıdaki mesajlarda tatbikatı görmüşsünüzdür..

tekraren hoşgeldiniz..
Neşv ü nevâ bulmaz düşmeyincek, hâke nebât,
Mütevazî olanı rahmet-i Rahmân büyütür...